Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/872 E. 2026/1044 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/872
Karar No
2026/1044
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/872

KARAR NO: 2026/1044

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 29/11/2023

NUMARASI: 2023/1 E. - 2023/972 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat işi yaptığını, davalı şirketin ..., ... ve farklı işlerini taşeron olarak yaptığını, müvekkili ...'in müvekkili .... Şti’nin yetkilisi olduğunu, müvekkili şirket tarafından taşeron olarak yapılan işlerin bedelinin metraj usulü olduğunu, hak ediş usulüne göre ödeme alındığını, müvekkili şirket tarafından yapılan işlerin metraj farkı çıkınca davalı şirketten talep ettiğini ancak kendisine ödeme yapılmadığını, davalı şirket yetkilisinin müvekkiline "sana başka bir şantiyede iş vereceğiz, oradaki işten sen alacağını alacaksın, bize teminat senedi imzala sana ...’deki işi vereceğiz" dediklerini, bunun üzerine müvekkilinin de şirketi adına senedi imzaladığını ve kendisinin de kefil olarak senedi imzalayarak davalı şirkete verdiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirketten söz konusu senet alındıktan sonra herhangi bir mal veya hizmet verilmediği gibi bir fatura da kesilmediğini, müvekkili şirketin davalı şirketin taşeronu olup davalı şirketin müvekkiline herhangi bir mal vermediğini, senette malen kaydı olduğunu, davalı şirketin müvekkiline veya müvekkili şirkete herhangi bir mal veya hizmet vermediğini, davalı şirketin müvekkillerine mal verdiğini ispat etmek zorunda bulunduğunu, ticari defter kayıtları incelendiğinde davalı şirketin müvekkillerine mal vermediklerinin görüleceğini, taraflarından defalarca verilen senedin taraflarına iadesinin talep edilmesine karşın davalı şirket tarafından ne malların verildiğini ne de senedin iade edilmediğini, her iki şirket defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığında bu senede karşılık herhangi bir mal veya hizmet verilmediğinin ortaya çıkacağını, dava konusu senedin davalı şirket tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğundan telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağı, bu nedenle dava konusu icra dosyasının dava sonuna kadar durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini, taraflarınca dava şartı Arabuluculuğa başvurulduğu, İstanbul Anadolu Arabuluculuk Bürosu 2021/..., 2021/... sayılı dosyasında tarafların anlaşamadıklarını, öncelikle icra takibinin durdurulması için dava sonuna kadar tedbir kararı verilmesini, müvekkillerinin İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından dolayı borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Tüm dosya kapsamından davanın malen kaydı bulunan kambiyo senedinden kaynaklandığı, senet metninde senedin teminat senedi olduğuna dair bir kayıt olmadığı, davacının senedin veriliş nedenini talil ettiği, teminat senedi olduğunu iddia ettiği, yerleşik yargıtay kararları gereği malen kaydı bulunan senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının ispat külfeti altında olduğu, davacıya ön inceleme duruşmasının 2 nolu ara kararı ile taraflar arasında imzalanmış yazılı bir teminat sözleşmesi varsa sunmak üzere kesin süre verildiği, böyle bir sözleşmenin sunulamadığı, davacının kendi ticari defter ve belgelerinden de davalının davacıdan alacaklı olduğunun, davacı kayıtlarının gerçeği yansıtmadığının görüldüğü, davacının kendi mali müşaviri beyanı ile cari hesabın sıfırlanması amacı ile kayıtların sıfırlandığının tespit edildiği,neticede davacının davasını ispat edemediği, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı için mahkememizce yemin hususunun da hatırlatılmadığı, netice itibarı ile davanın ispat edilemediğinden,"

1-Davanın reddine,

2-Her ne kadar mahkememizin 03.01.2023 tarihli kararı ile İİK 72/3 Maddesi gereği tedbir kararı verilmiş ise de, davacının teminat olarak istenen nakit veya teminat mektubu ibraz etmediği, teminatı yatırmadığı, tedbir kararının da bu nedenle uygulanmadığı görülmekle davacı aleyhine İİK'nın 72/4. Maddesi gereği tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilisi, müvekkiline sana başka bir şantiyede iş vereceğini, oradaki işten müvekkilinin alacağını alması gerektiğini, teminat senedi imzala sana .......’deki işi vereceğini belirterek müvekkili senedi imzaladığını ve kendisi de kefil olarak senedi imzalayarak davalı şirkete verdiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirketten söz konusu senet alındıktan sonra herhangi bir mal veya hizmet verilmediği gibi bir fatura da kesilmediğini, müvekkili şirket davalı şirketin taşeronu olduğunu, senette malen kaydı olduğunu, davalı şirketin müvekkiline veya müvekkili şirkete herhangi bir mal veya hizmet vermediğini, davalı şirket müvekkillerine mal verdiğini ispat etmek zorunda olduğunu, davalı şirket kötü niyetli olarak, açılacak davalarda haksız konuma düşmemek adına "30.12.2020 Vd'li Karşılıksız Senet" şeklinde usulsüz bir şekilde senedi defter kayıtlarına işlediğini, senedin tanzim tarihinin 18.07.2019 olduğunu, davalının işbu senedi, senedin davalıya verilmesinden yaklaşık 1.5 yıl geçtikten ve taraflar arasında husumet ortaya çıktıktan sonra 08.03.2021 tarihinde kötüniyetli ve usule aykırı olarak ticari defterine işlediğini, usulüne aykırı olarak düzenlenen davalıya ait ticari defterinin hükme esas alınmaması gerekirken hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalarının haklı olduğunu bilirkişi raporunun 6.maddesinde tespit edildiğini, mahkemece bu tespitin dikkate alınmadığını, davalının ticari defter kayıtları usulüne aykırı tutulduğunu, davalıya verilen senedin teminat senedi olması ve üzerinde malen kaydı olması, davalının müvekkiline mal veya hizmet verdiğini ispat edememesi ve davalının ticari defterlerinin usulüne aykırı olarak düzenlendiğinden ve hükme esas alınmaması gerekirken hatalı hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davalı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Davacı taraf müvekkili tarafından kendilerine iş vaadi verildiğinden dolayı teminat senedi imzaladığını iddia ettiğini, davalı tarafın tacir olduğu, büyük meblağ içeren bir senedi sadece sözel bir vaade dayanarak imzalaması basiretli bir tacirden beklenemeyeceğini, müvekkili ile davacılar arasındaki hizmet ilişkisi defter incelemelerinde görüleceğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının haksızlığı kendi defterleri ile ispat edildiğini, mahkemece verilen kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve onanmasını talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.

Davacı tarafından, davalı şirketin ..., ... ve farklı işlerini taşeron olarak yaptığını, taşeron olarak yapılan işlerin bedelinin metraj usulü olduğunu, hak ediş usulüne göre ödeme alındığını, müvekkili şirket tarafından yapılan işlerin metraj farkının müvekkiline ödenmediğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkiline "sana başka bir şantiyede iş vereceğiz, oradaki işten sen alacaksın bize teminat senedi imzala sana .......’deki işi vereceğiz" dediklerini, bunun üzerine senedin imzalandığını, senette malen kaydı bulunduğunu, senet alındıktan sonra herhangi bir mal veya hizmet verilmediğini, fatura kesilmediğini, belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine, 18/07/2019 tanzim 30/12/20202 vade tarihli 500.000,00 TL., bedelli bonoya istinaden 08/03/2021 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi heyet raporunda özetle; ".... Tarafların Cari Hesapları Yönünden

A) Davacı Şirket Yönünden, İnceleme başlığı altında ON/3) sayılı bentte açıklandığı üzere, Davacının incelenen defterlerinde davalıya ait cari hesap bakiyesinin bulunmadığı, yevmiye defterlerinin 31.12.2019 ve 30.06.2020 tarihli yevmiye kapanış maddelerinde de davalı şirkete ait cari hesap bakiyesinin görülmediği, Davacı şirket mali Müşavirinin; “2018 yılı sonunda davalı şirketin 1.549.206,71 TL cari hesap alacağının, bankalara veriler mizan ve bilançolarda gözükmemesi amacıyla sıfırlandığını, akabinde sözü edilen kayıtların iptal edilmesinin unutulduğunu, 2019 yılı ve devamında 2020 yılı defterlerinde davalının cari hesap bakiyesinin bu yüzden gözükmediğini” belirttiği,Davalı şirketin cari hesap alacak bakiyesinin 31.12.2018 tarih .... madde numarası ile sıfırlandığının görüldüğü, hal böyle olunca söz konusu kayıtlar dikkate alınmadan davacı defterlerinde olması gereken davalı cari hesabının tarafımızdan çıkartıldığı, buna göre icra takip tarihi ve dava itibariyle davacı şirketin kendi defterlerinde davalı şirketten 42.858,72 TL alacaklı gözüktüğü,

B) Davalı Şirket Yönünden Davalı şirketin kendi defterlerine göre davacı şirketten dava tarihi itibariyle 500.000,01 TL alacaklı gözüktüğü

Tarafların Cari Hesapları Arasındaki Uyumsuzluk Yönünden; Davacı şirketin defterlerine göre davalı şirketten yukarıda (3/A) sayılı bentte yapılan açıklamalar doğrultusunda 42.358,72 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin kendi defterlerine göre davacı şirketten 500.000,01 TL alacaklı gözüktüğü, cari hesaplar arasındaki uyumsuzluğun 542.858,73 TL (42.858,72 TL + 500.000,01 TL) olduğu, uyumsuzluğun davacı kayıtlarında yer almayan işlemlerden kaynaklandığı, bununla ilgili tablonun (III/4) sayılı bentte gösterildiği, dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacıdan 500.000,00 TL alacaklı olduğu, 0,01 TL farkın (500.000,01 TL - 500.000,00 TL) önemsenmediği

Davalı şirketin dava tarihi itibariyle asıl alacağının 500.000,00 TL olduğu, Davalı şirketin takibinde 12.767,12 TL işlemiş faiz talebi bulunduğu, senedin vadesinin 30.12.2020 günü olduğu, 2 gün protestosuz süre ilavesiyle temerrüt tarihinin 01.01.2021 olacağı, 01.01.2021 ile 09.03.2021 takip tarihi arasındaki gün sayısının 67 gün olmasına göre işlemiş faiz miktarının 15,373,29 TL olarak hesaplandığı, hesaplamanın aşağıda gösterildiği, davalının talebiyle bağlı kalınarak işlemiş faiz miktarının 12.767,12 TL olduğu, 500.000,00 TL x 67 Gün x 16,75 / 36.500 - 15.373,29Tl., ve Bono Komisyonu Yönünden ,Davalı şirketin takibinde 1.500,00 TL komisyon talebi olduğu, kornisyon oranının binde 3 olmasına göre komisyon miktarının 1.500,00 TL (500.000,00 TL x 0,003) olduğu, İhtiyati Haciz Vekalet Ücreti ve İhtiyati Haciz Masrafı Yönünden Davalı şirketin takibinde 910,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 165,50 TL ihtiyati haciz masraf talebi bulunduğu" belirtilmiştir.

Davacı tarafından icra takibine konu senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmektedir.Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükü, genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır.

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacılar tarafından icra takibine konu senedin teminat amaçlı verildiğini, karşılığında herhangi bir almadıklarını ileri sürdükleri, dava konusu bonoda malen kaydı bulunduğu, ispat yükü davalı üzerinde ise de, davacı tarafından senedin teminat senedi olduğunu ileri sürerek senedin ihdas sebebini değiştirdiği, ispat yükünü üzerine aldığı ve davacılar tarafından senedin teminat senedi olduğu ispat edilemediğinden mahkemece sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../11/2023 tarih ve 2023/... E., 2023/.... K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/872, K. 2026/1044, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-872-e-2026-1044-k-a29501f079ce