Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/858 E. 2026/952 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/858
Karar No
2026/952
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/858

KARAR NO: 2026/952

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/01/2024

NUMARASI: 2022/573 E. - 2024/10 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/06/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan takibe dayanak yapılan...şubesine ait, keşide tarihi 30/11/2018 olan, ... çek seri nolu ve 30.000,00 TL miktarındaki çekin üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığını, bu çeke istinaden, Bakırköy 10. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2019/131 esas sayılı dosyası ile karşılıksız çek keşide etmek suçundan cezalandırılması için dava açıldığını, çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunup bulunmadığının tespiti için dava açtıklarını, davaya konu çek düzenlenme tarihinin altında yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığını, çek üzerindeki imza ile dava dilekçesi ekindeki vekaletname suretindeki imzanın birbirine benzer olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin imzasının taklit edildiğini, davalı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çekte cirosu bulunan firmalar ile de herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinin incelenmesi ile bu durumun sübut olacağını, müvekkilin ....Noterliği 24.03.2015 tarih ... yevmiye numaralı imza sirküsünde, ...şubesinde, .... Şubesinde, ...Şubesinde, ... Ticaret Sicil İl Müdürlüğünde, imza örneklerinin bulunduğu belge asılları mevcut olduğunu, yargılama neticesinde de müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ile davalının alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı icra dosyasının takip çıkışının 85.194,74 TL olduğunu, .... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı icra dosyasından; ...20.11.2018 keşide tarihli ... seri nolu ve , ...30.11.2018 keşide tarihli ... seri nolu 2 adet çek hakkında kambiyo takibi yapıldığını, takip çıkışının 85.194,74 TL olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde "müvekkilinin borcu bulunmamaktadır" dediğini, buna rağmen huzurda görülen menfi tespit konulu davayı 30.000 TL üzerinden kısmi olarak ikame edildiğini, HMK 107. Maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." şeklinde düzenlendiğini, dava dilekçesinde belirsiz alacak olarak açıldığına ilişkin bir ibare olmadığını, mevcut şartlarda belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığının sabit olduğunu, eksik harcın davacı tarafından tamamlanması aksi halde davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının çekteki imzanın kendisine ait olmadığına dair itiraz iddia ettiğini, başlatılan icra takibine itiraz etmediğini, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde müvekkili banka aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiş ise de müvekkili ziraat bankası iyiniyetli olduğunu, imzaların sıhhatini inceleme veyahut taraflar arasındaki ilişkiyi bilebilmesinin mümkün olmadığını, davacının tazminat talebi haksız ve yersizdir olduğunu, bu durumun yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, müvekkili bankanın müşterisi olmaması sebebi ile sistemden imza kontrolünün yapılamayacağını, davacının menfi tespite ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, sonuç olarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2022/573 esas, 2024/10 karar sayılı, 09/01/2024 tarihli kararı ile; "Yapılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda çekteki kesideci imzasının, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla davacı şirket yetkilisi olan ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevki talep edilmiş ise de dosyada mübrez bilirkişi raporunun tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği; yapılan inceleme sonunda tereddüte yer bırakmayacak şekilde keşideci imzasının davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden davalının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli olarak düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda takibe dayanak yapılan çekteki keşide imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespiti ile açılan davanın KABULÜ ile davacının ... Şebesi'ne ait keşidecisinin .... Şti. lehtarının .... Şti. keşide yerinin Diyarbakır, keşide tarihinin 20/11/2018 olduğu ... seri numaralı, 30.000,00 TL bedelli çek nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu çeklerin müşterisi ...Şti tarafından kredilere teminat olarak ilgili şubeye verildiğini, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine başlatılan icra takibine karşı davacının imza itirazında bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, imza incelemesinde kullanılan mukayese belgelerinin eski tarihli olduğunu ve Yargıtay içtihatlarına aykırı hareket edildiğini, davacıya ait olduğu iddia edilen örnek imzalar arasında dahi belirgin tutarsızlıklar bulunduğunu, incelemenin teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında yapılması gerektiğini, bu nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, çek üzerindeki imza sahteliğine dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.

Dosyanın tetkikinde; ... Şubesine ait, lehtarı dava dışı .... Şti, keşidecisi/ davacı.... Şti., olarak görünen, davalının hamili olduğu 20.11.2018 keşide tarihli, ... nolu, 30.000-TL bedelli dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine (...'a) ait olmadığının iddia edildiği anlaşılmıştır.

İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Nitekim ilk derece mahkemesi tarafından belgelerin celp edildiği ve grafolog bilirkişiden 30/10/2023 tarihli rapor alındığı, çek üzerindeki keşideci imzası ile davacı şirket yetkilisine ait tüm mevcut mukayese imzalar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından imzaların, mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı görülmüştür.

Somut uyuşmazlık imza sahteliğine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dosyada mevcut raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine dayanak dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmakla, mahkemece menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../01/2024 tarih ve 2022/... E. 2024/... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.049,30-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 512,32-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.536,98-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/858, K. 2026/952, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-858-e-2026-952-k-10f613256418