Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/846 E. 2026/1502 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/846
Karar No
2026/1502
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/846 KARAR NO : 2026/1502

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/03/2024 NUMARASI : 2019/28 Esas - 2024/221 Karar DAVANIN KONUSU : Ticaret Şirket (Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin) KARAR TARİHİ : 02/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/10/2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/03/2024 tarih 2019/28 Esas 2024/221 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, müvekkili ....'ın 18/04/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan ilana göre davalı şirketin % 1,00'lık sermayesine karşılık gelen 4.217,00 hisse adedi ile ortağı olduğunu, hisse devri sözleşmesi ile şirkete pay sahibi ve ortak olan müvekkilinin davalı şirket tarafından yapılan olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarına hukuka aykırı olarak davet edilmediğini, müvekkilinin yokluğunda kararlar alındığını ve özel belgede sahtecilik suçunu oluşturan eylemler ile 2013 yılında yapılan ortaklar kurulu toplantılarında müvekkili adına sahte imzalar atıldığını, davalı şirketin 27/04/2011 tarihli ana sözleşme kapsamında kurulduğunu, şirket kuruluşunun 03/05/2011 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, davalı şirket ortaklar kurulu tarafından alınan 18/11/2013 tarihli 5 no'lu ve 18/11/2013 tarihli 6 no'lu ortaklar kurulu kararlarında müvekkili adına sahte imzalar atıldığını, bu hususta Bakırköy 45. Noterliği'nin 17/07/2017 tarih 20698 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu husus göz önüne alındığında ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığının sabit olduğunu, davalı şirket tarafından hiç bir dönemde kar payı dağıtımı yapılmamış olmasınında haklı sebepler arasında sayılması gerektiğini, davalı şirketin feshi ve tasfiyesine, aksi kanaat halinde müvekkilinin bilirkişi marifetiyle gerçek değeri belirlenecek ayrılma akçesi karşılığında şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesinin gerektiğini, TTK'da fesih davası açıldığında mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağı, ortaklıktan çıkma talebi halinde ise davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacı ile diğer önlemlere karar verilebileceğine karar verildiğinden müvekkilinin alacağını teminen davalı şirketin mal varlığı üzerine tedbir konmasına, şirketin mal varlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla tedbir uygulanmasına karar verilmesi talep zorunluluğu hasıl olduğunu belirtmiş öncelikle tedbir talebinin kabulü ile müvekkilinin alacağını teminen davalı şirketin mal varlığı üzerine tedbir konmasına, şirketin mal varlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla tedbir uygulanmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasının daha uygun olacağına kanaat getirilirse dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bilirkişi marifetiyle tespit olunacak karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değer üzerinden ayrılma akçesi karşılığında müvekkilinin davalı şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamış, davalı vekili duruşmadaki beyanında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, ticaret sicil kayıtlarının incelenmesine göre davalı şirketin ... Şubesinin adresi Çeşme/İzmir ise de şirket merkezinin Beşiktaş/İstanbul olup HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olması nedeniyle kesin yetkiye ilişkin dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI : Dairemizin 26.11.2018 tarih 2018/1465 Esas 2018/1435 Karar sayılı ilamı ile, davanın niteliği gereği mahkemece HMK'nın 14/2. maddesi uyarınca kesin yetkiye ilişkin dava şartının resen gözetilmesi isabetli ise de, dosyadaki ticaret sicil kayıtlarına göre ana sözleşmedeki davalı şirketin Çankaya/Ankara olan şirket merkezinin 18.11.2013 tarihli ortaklar kurulu kararıyla Balçova/İzmir olarak değiştirildiği, böylelikle kesin yetkiye ilişkin dava şartının bulunduğu anlaşılmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, iddia savunma aldırtılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek ortaklar arasında güven ilişkisinin bulunmadığının sabit olup davacı açısından ortaklığın çekilmez hale gelebileceği ve şirketin haklı sebeple feshine ilişkin yasal koşulların oluştuğu ancak davalı şirketin öz varlığının müsbet olup mali yönden fesih ve tasfiyesini gerektiren bir hususun bulunduğunun belirlenemediği husus da göz önüne alınarak TTK 636/3 maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortağın esas sermaye payının verilerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin uygun bir çözüm olacağı ortaklıktan çıkma payının karar tarihine en yakın olarak tespit olunmak suretiyle davanın kabulü ile davacının .... Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine ilişkin talebi ile ilgili TTK.nun 636/3 maddesi gereğince davalı .... Şirketi'nin fesih ve tasfiyesi yerine davacı ortak ....'ın şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu iddialara ilişkin müvekkil şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmaması ve davanın sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, zamanaşımına ilişkin ilk itirazı olmasına rağmen ilk derece mahkemesince net bir karar verilmediğini, davalı şirketin ve davacının pay değerinin hesaplanmasına ilişkin dosyada mevcut bilirkişi raporları hatalar içerip hükme esas alınamayacağını, davalının avm olarak işletmekte olduğu ancak mülkiyetinin henüz davalı şirkette olmadığı taşınmazın değerine ilişkin hatalı hesaplama ve yaklaşım aynı şekilde davalı şirketin özkaynak değerine ilişkin olarak da benimsenmeye devam edilmiş olup teknik ve doğru değerleme yapılmadığını, sunulan son bilirkişi ek raporunun denetime elverişli olmadığını, AVM'nin doğru ve güncel değerinin hesaplanması ve güncel aktif-pasif hesabı ile şirket pay değerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi gerektiği hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava Ltd. Şti. ortaklığının haklı nedenle feshi ve çıkma talepli açılan dava istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı vekilinin 14.03.2018 tarihli dava dilekçesiyle müvekkili ....'ın davalı ... Şti. %1 payı olduğunu davalı şirketin olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında müvekkilini davet etmeksizin yokluğunda karar aldığını ve bu kararda sahte imzalar atıldığını belirterek şirketin haklı sebeple feshini olmadığı takdirde müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarıyla davacının haklı sebeple çıkma şartlarının mahkemece değerlendirilmesi fesih talebi kabul edilmediği takdirde davacının çıkma payının ne kadar olacağı konusunda itirazlar gözetilerek asıl ve ek raporlar alınmış ve davacının çıkma payı hesaplanmıştır. Yargılama sırasında davalı şirketin Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 2020/477 esas ve 2021/305 Karar sayılı kararla iflasına karar verilmiş ancak bu karar daha sonradan İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin 2021/1534 esas ve 2021/1312 karar sayılı 29.09.2021 tarihli kararıyla kaldırılmış ve aynı şirket hakkında Manisa Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1442 esas sayılı dosyasıyla konkordato davası açılarak şirket varlığının devam ettiği ve fesih ve tasfiye ile çıkma davasına konu olduğu belirlenmiştir. Mahkemenin çeşitli tarihlerde davalı şirkete davacının iddia ettiği genel kurul tutanaklarının ibraz etmesi istendiği halde davalı şirket tarafından ibraz edilmediğinden haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu ancak şirketin mevcut durumu itibariyle fesih ve tasfiye yerine davacının çıkmasına karar verilmesinin TTK madde 636'ya göre daha uygun olacağı belirlenmiş ve çıkma payı hesaplanarak kararın kesinleştiği tarihten itibaren davacının şirketten çıkmasına karar verilmiştir. Bu kararı istinaf eden davacının istinaf sebepleri incelendiğinde şirketin pasif husumetinin bulunmadığı şirket işlerini temsil ve ilzam eden ....'a karşı, sorumluluk davası açılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuş isede bu talebin yerinde olmadığı davanın sorumluluk davası olmadığı, fesih ve tasfiye davası olduğundan kabul edilmemiştir. Yine bununla ilişkin olarak zaman aşımı definede dava türüyle alakası olmadığı belirlenmiştir. Davalı vekilinin karar tarihine en yakın tarihteki davacının çıkma payının doğru hesaplamadığı Yİ-ÜFE uygulanmaması gerektiği itirazların da yerinde olmadığı ve bilirkişi tarafından usulüne uygun olarak değerleme yapıldığı ve çıkma payının hesaplandığı tespit edilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 209.542,98 TL'den peşin alınan 52.385,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 157.157,23 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 02/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/846, K. 2026/1502, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-846-e-2026-1502-k-c03a249d6b52