Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1375 E. 2026/1488 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1375
Karar No
2026/1488
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1375 - 2026/1488 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1375 KARAR NO : 2026/1488

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/07/2025 NUMARASI : 2023/590 Esas 2025/506 Karar

DAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVALI : 1 - VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVALI : 2 - VEKİLİ : Av.

DAVALI : 3 - VEKİLİ : Av.

DAVALI : 4 - VEKİLİ : Av.

DAVALI : 5 - VEKİLİ : Av.

İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 15/10/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15/10/2026

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı..., davalılar ... ve ..., davalı ... vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... plaka sayılı aracın ayrıntısı dava dilekçesinde yazılı bulunan trafik kazası sonucu hasara uğradığını belirterek, şimdilik 100,00 TL hasar bedelinin tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu hasarın poliçe teminatında olmadığını, başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, kusur durumunun tespitinin zorunlu olduğunu, hesaplamanın genel şartlar ekinde yer alan cetvele göre yapılmasının gerektiğini, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sorumluluğunun poliçe ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespitinin zorunlu olduğunu, hesaplamanın genel şartlar ekinde yer alan cetvele göre yapılmasının gerektiğini, faiz talebinin haksız olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın ... A.Ş.'ye ihbarının gerektiğini, zaman aşımı itirazları bulunduğunu, davacının taleplerinin haksız olduğunu, kusur durumunun tespitinin zorunlu olduğunu, faiz talebinin haksız olduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalı ...A.Ş., davalı ... A.Ş. ve davalı ...vekilinin dilekçeleri ile asıl davadaki talep ile ıslah işlemine konu miktarlar için zaman aşımı itirazında bulunup, davanın reddini istediği, davalı ... Şirketi ile davalı ...Şirketi'nden hasar dosyaları ve poliçe örnekleri ile davacıya ait ... plaka sayılı aracın Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden diğer hasar bildirimleri belirlenip, ilgili sigorta şirketinden hasar dosyaları temin edildiği, temin edilen kayıtlara göre kazaya karışan ... plaka sayılı araç için davalı ...Şirketi tarafından,... plaka sayılı araç için davalı ... şirketi tarafından trafik sigorta poliçesi düzenlemiş olup, kaza tarihi itibari ile ... Şirketi'nin limitinin 100.000,00 TL, davalı ...Şirketi'nin limitinin ise 120.000,00 TL olduğunun belirlendiği, kaza tespit tutanağında ve dosya kapsamında alınan kusur raporlarında da belirtildiği gibi, ... Otoyolu'nda davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki... plaka sayılı kamyonu ile ... metresine geldiği esnada aracıyla yolun sağında duraklamış, yine aynı yönde seyir halinde geriden gelen davalı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyon ile aracının sağ ön ve yan kısımlarıyla... plaka sayılı kamyonun sol arka ve yan kısımlarına çarpması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek 50 metre ileride sol şeritte durduğu, yine aynı yönde seyir halinde geriden gelen davacıya ait olup, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı otomobil öndeki kazayı fark edemeyerek ... plaka sayılı kamyonun arka kısımlarına çarpması sonucu üç araçlı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, hasar ile sonuçlanan trafik kazası yukarıda anlatılan şekilde meydana gelmiş olup, her ne kadar ... ve... plaka sayılı araçların karıştığı ilk kazada ... araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı konusunda üç ayrı rapor düzenlenmiş ise de, davacıya ait aracın hasarlanmasına yol açan kaza bu ilk kaza sonrası ... ve... plaka sayılı araçların ilk temasın etkisi ile yol üzerine savrulmaları sonrası, hemen arkalarından ve aynı yönden gelen davacıya ait ... plaka sayılı araç kaza sonrası hiç bir uyarı işareti olmaksızın yol üzerinde duran ... plaka sayılı aracın arka kısmına çarparak davacı aracının hasarlanmasına neden olduğu, uzman görüşü olarak sunulan ve ... tarafından hazırlanan rapor ile bu raporu doğrulayan İTÜ'den seçilmiş bilirkişilerden oluşan heyetin hazırladığı rapora göre, ... ve... plaka sayılı araçların ilk teması ile meydana gelen kaza sonrası bu iki aracın hiç bir uyarı ve güvenlik önlemi olmaksızın kaplama üzerinde bulunması ve davacıya ait araç sürücüsünün alacağı önlem olmaksızın bu araçlar ile hasarla sonuçlanan kazada, davalı sürücü ...'ın %50 oranında asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'ün %50 oranında asli kusurlu olduğu, davacıya ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun kabul edildiği, gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun ve denetime açık olduğu için hükme esas alınan ve İTÜ Trafik Kürsüsü heyetinden alınan son rapora göre, davacıya ait aracın kazadan önceki ikinci el piyasa koşulları ve aracın mevcut hali itibarı ile ikinci el piyasa değerinin 1.345.000,00 TL olduğu, aracın davacıda kalan hurda bedeli 650.000,00 TL olup, bu miktarın da piyasa fiyatları ile uyumlu olduğu, sonuç olarak davalılar tarafından giderilmesi gereken araç hasar miktarının 695.000,00 TL olduğu, davacı vekili 10/06/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile, hasar bedeli talebini 695.000,00 TL olarak ıslah ettiği, bedensel zararların tazmini için açılan davalar için ön görülen ve ceza zaman aşımı süresi olan 8 yıllık sürenin araç hasar bedeline yönelik talepler için uygulanmasının mümkün olmadığı, araç hasarları için öngörülen 2 yıllık temel zaman aşımı süresinin bu davadaki talep için uygulanması gerektiği, dava açıldıktan sonra alacağın zaman aşımına uğradığı ileri sürüldüğü, hasar ile sonuçlanan trafik kazası nedeni ile oluşan hasar bedelinin tahsiline ilişkin talepler yönünden 2 yıllık temel zaman aşımı süresi öngörülmüş olup, kazanın meydana geldiği 23/12/2022 tarihinde işlemeye başlayan 2 yıllık sürenin 08/09/2023 dava tarihi itibarı ile dolmadığı kabul edilip, bu aşamaya ilişkin zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı , ıslah işlemi yapıldıktan sonra davalı sigorta şirketlerinin vekilleri ile gerçek kişi davalılardan ... tarafından ıslah işlemine konu miktar için yeniden zaman aşımı itirazında bulunulduğu, dava dilekçesi ayrıntılı ve titizlik ile irdelendiğinde davanın kısmi dava olarak açıldığına ilişkin hiç bir veri bulunmadığı için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan davanın kısmi dava olduğu, dava belirsiz alacak davası olsa idi, ilk davadaki talep ile ıslah işlemine konu talep yönünden de zaman aşımı süresinin kesilmesi söz konusu olacağı, dava kısmi dava olarak kabul edildiği için ilk dilekçedeki 100,00 TL dışında kalıp ıslaha konu edilen 494.900,00 TL yönünden 23/12/2022 kaza tarihinde işlemeye başlayan zaman aşımı süresi talep kısmi dava niteliğinde olduğu için işlemeye devam etmekte olup, ıslah işleminin yapıldığı 10/06/2025 tarihinde 2 yıllık süre tamamlandığı için ıslah işlemine konu miktar yönünden davalı sigorta şirketleri ve davalı ... yönünden ıslah işleminenu talebin zaman aşımı nedeni ile reddi gerektiği, haksız fiil nedeni ile zarardan sorumlu olan davalı gerçek kişiler yönünden tüm alacak için temerrütün 23/12/2022 tarihinde işlemeye başlayacağı, sigorta şirketlerine ise 25/05/2023 tarihli başvuruyu takip eden 8 iş günlük sürenin tamamlandığı 07/06/2023 tarihinde temerrütün gerçekleştiği, zarara neden olan her iki aracın ticari olmaları nedeni ile alacağa avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle; "1-) Dava dilekçesinde talep edilen 100,00 TL davacı alacağının (Davalı ... Şirketi poliçe limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olacak şekilde, Davalı ...Şirketi poliçe limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olacak şekilde sorumlu olmak kaydıyla) tüm davalılardan müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine," şeklinde düzeltilmesine, 2-) Islah işlemine konu 694.900,00 TL'nin davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, 3-) ıslah işlemine konu 694.900,00 TL'nin davalılar ... A.Ş., ...A.Ş. ve davalı ... yönünden zaman aşımı nedeniyle reddine, 4-) Davacı alacağına Davalı Sigorta Şirketleri yönünden 07/06/2023 temerrüt tarihinden itibaren, davalı gerçek kişiler Mustafa, ...ve Hayrullah yönünden 23/12/2022 kaza tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi uygulanmasına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporları arasındaki açık çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında biri 21.06.2024 tarihli, diğeri 11.04.2025 tarihli olmak üzere iki farklı bilirkişi raporu mevcut olduğunu, bu iki raporun kazayı gerek oluş biçimi gerekse kusur tayini bakımından taban tabana zıt şekilde değerlendirdiğini, olay zincirleme değil, aşamalı kaza olduğunu, illiyet bağının koptuğunu, Yargıtay kararları da bu gibi durumları açıkça “ayrı kusur değerlendirmesi gerektirir” şeklinde yorumladığını, “Ardışık şekilde meydana gelen kazalarda, her bir olay bağımsız değerlendirilmelidir. Aynı kazaya karışmış görünseler dahi, zaman ve mekân farkı taşıyan olaylar için ayrı illiyet bağı kurulması gerekir.” denildiğini, zorunlu hal kavramının yanlış uygulandığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 59. maddesinde "Yerleşim birimleri dışındaki karayollarında zorunlu haller dışında taşıt yolu üzerinde durmak veya park etmek yasaktır." denildiğini, müvekkilin, otoyolda tuvalet ihtiyacını karşılamak üzere, kısa süreli olarak ve dörtlülerini yakarak emniyet şeridine aracını çektiğini, tuvalet ihtiyacının Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, trafik açısından zorunlu hal niteliğinde olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davacı... vekili istinaf dilekçesinde; davalılar ... A.Ş., ...A.Ş. ve davalı ... yönünden davanın zaman aşımı yönünden reddi açıkça hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesi zaman aşımına gerekçe olarak davanın kısmi dava olarak açıldığını, davanın açıldığı tarihte zaman aşımının dolmamış olduğunu, ancak ıslah tarihi olan 10.06.2025 tarihi itibariyle ıslah edilen miktar yönünden alacağın zaman aşımına uğradığı, söz konusu dava konusunun hasar bedeline yönelik olması nedeniyle uzamış ceza zaman aşımı süresinin bu davalara uygulanmasının mümkün olmayacağının belirtildiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun zaman aşımı başlıklı 109/2 Maddesinde; "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmünün yer aldığını, dolayısıyla KTK 109/2 maddesinde, dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağının hükme bağlandığını, ilgili kanun maddesinde uzamış ceza zaman aşımı süresinin maddi tazminat talepleri için de geçerli olduğu açıkça belirtilmiş iken ilk derece mahkemesince uzamış ceza zaman aşımının uygulamasını bedensel zarar ile kısıtlaması hukuka aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu trafik kazasında, dosyada mevcut kaza tutanağından da açıkça görüleceği üzere 3 kişi yaralanmış olup, söz konusu trafik kazasının yaralamalı bir trafik kazası olduğunu ve TCK 66. maddesine göre dava zamanaşımının 8 yıl olduğunu, neticede hem dava hem ıslah tarihi itibariyle talep edilen hasar bedeli zaman aşımına uğramamış olup, davanın tüm davalılar yönünden (davalı Sigorta Şirketleri için poliçe teminat limiti olan 100.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) KTK 88. madde hükmü gereğince müşterek ve müteselsilen kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalılar ... A.Ş., ...A.Ş. ve ... yönünden zaman aşımı yönünden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu ileri sürerk, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ... yönünden; yerel Mahkeme kararında zamanaşımı yönünden itirazların kabul edilmesinin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, bu yönüyle karara bir itirazları bulunmamakta ise de; kusur yönünden itirazların değerlendirilmemiş olması yönünden hüküm hakkında istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili ... yönünden; tümden ve ... yönünden kusur tespitinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararında her iki aracın ticari olmaları nedeni ile alacağa avans faizi uygulanmasına itiraz ettiklerini, davacının aracı ticari olmadığı gibi zararı ve alacak talebi de ticari olmadığından faiz türüne itiraz etiklerini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; trafik kazası sebebiyle oluşan araç hasar bedelinin tazminine ilişkin bulunan eldeki davada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK.)'nun 109/2. maddesindeki uzamış ceza davası zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı, burada varılacak sonuca göre de, hasar bedeli isteminin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun, 2014/27 E. 2015/1530 K. sayılı kararında, “Vurgulamakta yarar vardır ki, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/II.maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir; fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şartı aranmamaktadır. Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu aranmaz. Ancak, zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise, davanın, öğrenme tarihinden itibaren, 2918 sayılı Kanunun 109.maddesindeki iki yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2008 tarih ve 2008/4-326 E.-325 K.; 06.02.2008 tarih ve 2008/4-69 E-101 K.; 20.12.2006 tarih; 2006/4-801 E.-813 K. ve 2011/17-427 E.-519 K. sayılı ilamlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır. Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde; 02.02.2008 tarihli kaza tespit tutanağına göre, davacının sevk ve idaresindeki araç, bulvarda dönüş yapmak istediği esnada, dava dışı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araca çarpmış, çarpmanın etkisiyle davacı ile araçta bulunan bir kısım yolcular yaralanmış ve araçta maddi hasar meydana gelmiştir. Olayda, her iki araç sürücüsü de kusurlarını kabul etmediklerinden kusur konusunda bir kanaate varılamamıştır. Dava konusu trafik kazası nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan 2008/18092 Esas sayılı soruşturma dosyasında davacı ...ve dava dışı sürücü ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, eldeki davada tek olay mı yoksa iki ayrı olay mı olduğu konusunda açılan görüşmede iki farklı görüş ortaya konulmuştur: Azınlıkta kalan görüşte, olayda iki ayrı eylemin bulunduğu, buna göre, araçta bulunan davacının ve bir kısım yolcuların yaralanmasının ayrı bir olay; davalı şirket tarafından sigortalanan araca çarpmasının (maddi hasar) ise ayrı bir olay olup, eldeki dava konusunu oluşturan ikinci halde ortada cezayı müstelzim bir eylemin bulunmadığı ve bu nedenle de daha uzun (uzamış) ceza zamanaşımının uygulanamayacağı, ileri sürülmüştür. Çoğunluğu oluşturan görüş ise, dava konusu olayda, sigortalı araçta meydana gelen hasar ile yaralamalı kaza olayının tek olup ikisinin birbirinden ayrılamayacağı, olayda ikili bir ayrımın yapılamayacağı, 2918 sayılı Kanunun 109.maddesinin özünün bu olduğu, bundan faydalanmak için mutlaka bir ceza davasının açılmasının zorunlu olmadığı, önemli olanın ceza hukukunu ilgilendiren bir eylemin varlığı olduğu, özü tek olan dava konusu eylemde, olayın tarafları için farklı zamanaşımı sürelerini uygulamanın adil olmayan değişik sonuçlara götüreceği, bu nedenle haksız bir fiil kapsamında olayın tek olduğu ve maddi zararın meydana gelmesi hali için başka bir zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı yönündedir. Oluşan bu görüşe göre sonuç itibariyle; dava konusu olayın tek olduğu ve somut olayda, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/2.maddesindeki ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, maddi tazminat istemine ilişkin davalarda, dava konusunun cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve Ceza Kanunu’nun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde bu sürenin uygulanacağı; eldeki davada da kaza sonrasında davacının ve bir kısım yolcuların yaralandığı, bu sürenin maddi tazminat isteminde bulunabilecek her iki taraf için de uygulanması gerektiği, kazaya neden olan kişi hakkında bir ceza davasının açılmamış olmasının, uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına engel olmayacağı, somut olay yönüyle davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, mahkemece işin esasının incelenmesi gerektiği oyçokluğu ile kabul edilmiştir.” Denilmekte olup, mahkemece zamanaşımının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmesi isabetsizdir. “ denilmekte olup, somut olayda uzamış ceza zamanaşımının uygulanmaması yerinde değildir. Kusura ilişkin olarak, dosyada mevcut raporlar çelişkili olduğu gibi, UYAP ortamında incelenen soruşturmada Adli Tıp Kurumundan alınan raporda,... plaka sayılı kamyon sürücüsü ...’ün asli kusurlu, ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ...’ın kusursuz, otomobil sürücüsü ...’ın kusursuz, olduğu belirtilmiş olup, ceza dosyasının da Şereflikoçhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/587 Esasında derdest olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece ceza ve soruşturma dosyası içeriği, Adli Tıp raporu ile Sigorta Tahkim Komisyonunda alınan raporlar da celbedilerek Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan çelişkiyi gideren rapor alınarak sonucuna göre karar verilmemesi gereğinin gözetilmemesi de isabetsizdir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı..., davalılar ... ve ..., davalı ... vekillerinin istinaf sebeplerinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı..., davalılar ... ve ..., davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 01/07/2025 tarihli 2023/590 Esas 2025/506 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı..., davalılar ... ve ..., davalı ... vekillerinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Bakırköy 13. İcra Dairesi'nin 2025/9731 Esas sayılı dosyasına depo edilen 47.600,00 TL teminatın YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/1375, K. 2026/1488, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1375-e-2026-1488-k-543ea4488890