Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/591 E. 2026/868 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/591
- Karar No
- 2026/868
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/591 Esas
KARAR NO: 2026/868
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/12/2023
NUMARASI: 2023/231 E. - 2023/960 K.
DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İstirdat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yan tarafından dava dışı ... ve ... İthalat Ve İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine binaen ... İcra Müdürlüğünün ...talimat sayılı dosyası ile 17/02/2022 tarihinde müvekkili aleyhine haciz işlemi gerçekleştirildiğini, taraflarınca haczedilen mahcuzlar hakkında istihkak iddiasında bulunulmuş olup İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/182 esas, 2022/255 karar sayılı ilamıyla takibin devamına karar verildiğini, akabinde taraflarınca 18/03/2022 tarihinde Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davası açıldığını ve mahkeme kararı ile "..mahcuzların borçluya değil davacıya ait olduğuna karar verildiği ancak dava tarihinden sonra takip dosyasının infazen kapatılarak davanın konusuz kaldığı anlaşılarak.." şeklinde müvekkili lehine istihkak iddiasının kabul edildiğini, 17/02/2022 tarihli haciz akabinde alacaklı davalı tarafından istihkaklı olarak haczedilen mahcuzların muhafaza altına alınması talepli olarak 21/03/2022 tarihinde müvekkilinin adresine hacize gelindiğini, mahcuzların muhafaza altına alınmasının ticari hayatını devam edilemez hale getireceğinden ve ticari işleyişinin devam etmesi adına 21/03/2022 tarihinde belirtilen icra dosyasına haciz sırasında ihtirazı kayıtla 80.080,00-TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, haksız haciz sonucu ticari hayatının devam etmesi adına ödemek zorunda kalınan paranın davalıdan istidadı, ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Somut olayda istirdat davasının şartlarının gerçekleşmediğini, davacı tarafın borçlu sıfatı olmadığından işbu davada taraf sıfatının da bulunmadığını, borçlu sıfatı bulunmadığından cebri icra tehdidi altında kaldıklarından da bahsedilemeyeceğini, yapılan haciz işleminin davacı ile bir ilgisinin bulunmadığını ve davacının ödeme yaparak bu ödemeyi cebri icra baskısı altında yapıldığı hususunun ispata muhtaç olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte icra dosyasına yatırılan 80.080,00-TL'nin reddiyatı yapılırken 5.247,07-TL'sinin tahsil harcı ve 1.220,25-TL'sinin cezaevi yapı harcı kesintisi yapılarak vergi dairesine gönderildiğini, bu nedenle davacının talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve dava değerinin 72.987,97-TL olarak tespitini talep ettiklerini, borçlu şirketin davacı şirket gölgesinde haciz tatkik edilen adreste ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, borçlunun hisse sahibi olduğu tüzel kişilikler bulunmasına karşılık yaklaşık 9 yıl davacı şirkette sigortalı çalışan olarak gösterildiğini, davacı şirket yetkilisinin borçlunun babası olduğunu, haciz mahallinde borçluya ait olan birden çok evrak bulunduğunu ve 3. Şahıs tarafından sunulan evraklarda dahi borçlu şahsın isminin yazılı olduğunun görüldüğünü, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile;
"1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,
2-Davalının icra inkar tazminatı isteminin REDDİNE" karar verilmiştir
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı tarafından gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında ticari faaliyetlerinin durmasını engellemek amacıyla dosya borcunu ihtirazi kayıtla ödediğini, bu tutarın iadesi için açılan istirdat davasının İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından haksız yere reddedildiğini, yerel mahkemenin borçlu ...’ın şirket hissedarı olduğuna yönelik kabulünün hiçbir delile dayanmadığını ve ticari sicil kayıtlarına göre şirketin tek yetkilisinin Münir Borazan olduğunu, haciz mahallinde bulunan borçluya ait kargo evraklarının şahsi nitelikte olup şirketle bir bağ kurmaya yetmeyeceğini, borçlunun müvekkili şirkette sadece sigortalı bir çalışan olması sebebiyle bu evrakların masasında bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkili firmanın 1997 yılından beri faaliyet gösteren köklü bir kuruluş olup paravan şirket iddiasının mesnetsiz olduğunu, istihkak davasının sonucunu beklemek amacıyla istirdat davasının makul bir süre sonra açılmasının mahkemece aleyhe yorumlanamayacağını, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ve kesinleşen istihkak kararının güçlü bir delil teşkil etmesine rağmen yerel mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkili ile borçlu arasındaki tek bağın baba-oğul ilişkisi olduğunu ve bunun şahsi borçlardan dolayı tüzel kişiliği sorumlu tutmaya yetmeyeceğini belirterek, usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin borçlunun babası olduğu, taraflar arasında yakın akrabalık bağı bulunduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından tespit edildiğini ve taraflar arasındaki organik bağa istinaden verilen karar usul ve yasaya uygun olup, onanması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi tarafından verilen red kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, haciz baskısı ile ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı tarafından dava dışı borçlular ... ve .... Şti. aleyhine başlatılan icra takibinde davacının adresinde 17.02.2022 tarihinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini , davacının istihkak iddiasında bulunduğunu, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan istihkak davasında mahcuzların davacıya ait olduğuna karar verildiğini, 21.03.2022 tarihinde haciz nedeniyle icra dosyasına ihtirazi kayıtla 80.080,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin haksız olduğunu ve iadesi gerektiğini ileri sürerek bu bedelin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise, davacının borçlu sıfatı bulunmadığını, ödemenin cebri icra tehdidi altında yapıldığının ispatlanamadığını, ayrıca davacı ile borçlu arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece , borçlu ...’ın davacı şirkette uzun süre sigortalı çalışan olduğu, aynı zamanda başka şirketlerde yetkili/hissedar bulunduğu, davacı şirket yetkilisi ile aralarında baba-oğul ilişkisi olduğu, haciz mahallinde borçluya ve borçlu şirkete ait evrakların bulunduğu taraflar arasında muvazaalı ve organik bir bağ bulunduğu , davacının yaptığı ödemenin gerçekte borç ödemesi niteliğinde olduğu gerekçesiyle istirdat talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı ...A.Ş. tarafından, dava dışı borçlular ... ve ... ... Ltd. Şti. aleyhine 500.000 TL bonoya dayalı olarak 61.012,49 TL üzerinden kambiyo takibi başlatıldığı , ... İcra Müdürlüğü ...Talimat sayılı dosya üzerinden 17.02.2022 tarihinde davacı şirket adresinde haciz işlemi gerçekleştirildiği, davacı şirket yetkilisi tarafından üçüncü kişi sıfatıyla istihkak iddiasında bulunulduğu, takibin devamı kararı üzerine alacaklı tarafça mahcuzların muhafaza altına alınması talebiyle 21.03.2022 tarihinde yeniden haciz mahalline gelindiği, haciz tutanağında belirtildiği üzere, istihkak davası açıldığı belirtilerek muhafaza işlemi yapılmaması için ihtirazi kayıtla icra dosyasına ödeme yapıldığı , takip dosyasının bu ödeme ile infazen kapatılmış olduğu görülmüştür.
Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2022/168 Esas, 2023/125 Karar sayılı dosyasına konu, davacı .... Şti. tarafından, açılan istihkak davasında mahkemece , dava dışı borçlu ...’ın davacı şirket nezdinde muvazaalı bir şekilde işlem yaptığına dair herhangi bir delil bulunmadığı, haczedilen mahcuzların davacıya ait olduğu ancak dava devam ederken icra takibine konu borcun ödenerek dosyanın infazen kapatıldığı anlaşıldığından, davanın konusuz kaldığı kabul edilerek esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair 14.03.2023 tarihli kararın kesin olarak verildiği görülmektedir.
Eldeki davada davacı takip borçlusu olmadığı halde haciz baskısı altında itirazi kayıtla takip borcuna karşılık yapmış olduğu ödemenin tahsilini talep etmiş olmakla, davanın hukuki dayanağı TBK 77. ve devamı maddelerde düzenlenen sebepsiz zenginleşme müessesesidir ve davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu açıktır. İİK 72. Maddesine dayalı açılacak istirdat davalarında davacı sıfatı takip borçlusuna aittir. Takip borcunun 3. Kişi tarafından ödenmesi halinde de, borçlu sıfatı bulunmayan 3. Kişiye takip hukukuna özgü düzenleme getiren İİK 72.maddeye dayalı istirdat davası açma hak ve yetkisi vermez. Bu bakımdan mahkemenin İİK 72.maddesindeki düzenlemeye dayalı olarak davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı ancak " iş bu davayı aradan geçen yaklaşık 1 yıllık süre sonunda açmış olduklarının dosya borcunu borçlu sıfatıyla ödedikleri kastı ile hareket ettiklerinin anlaşıldığı," şeklindeki gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşılmıştır.
Diğer yandan mahcuz mallara ilişkin İİK 97. Maddesi kapsamında verilen kararlar ilgili takip kapsamında davanın tarafları bakımından kesin hüküm teşkil eder. Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2022/168 Esas, 2023/125 Karar sayılı kesin nitelikteki kararı ile, borçlunun davacı şirket üzerinden muvazaalı iş ve işlem yaptığına dair delil bulunmadığı, bu iddianın ispatlanamadığı, hacizli malların davacı 3. Kişiye ait olduğu hususları kesinleşmiştir. Dolayısıyla kesinleşen karar da davacı ile takip borçluları arasında muvazaa ve organik bağ bulunduğunun ispatlanamadığı bu hali ile borçlu şirket ile 3. Kişi konumundaki davacı şirket arasında organik bağ iddiasının sübut bulmadığı, borçlu ile 3. Kişinin baba-oğul olmalarının bu iddiayı ispatlar yönünün bulunmadığı dolayısıyla borç ilişkisinin dışında olan davacı şirkete karşı haciz işlemlerine girişilmesi nedeniyle oluşan baskı altında davacının borçlu olmadığı takip borcunu ihtirazi kayıtla ödemesi neticesinde davalı şirketin sebepsiz zenginleştiği anlaşıldığından davacının tahsil edilen bedelin istirdadını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı talep hakkı bulunduğu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 E. 2022/107 K sayılı ilamı) değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin davanın hukuki nitelendirmesinin isabetli olmadığı, karar yerinde gösterilen gerekçenin dosya kapsamındaki delillere uygun olmadığı, yasal olmayan gerekçeye dayalı davanın reddi kararına yönelen istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK 353/1-b-2. uyarınca kaldırılmasına, davanın kabulüne, 80.080,00 TL'nin 21.03.2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2023 tarih, 2023/..... E., 2023/.... K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KABULÜNE,
- İstirdat talebinin kabulü ile; 80.080,00 TL'nin 21.03.2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.470,26 TL karar harcından peşin alınan 1.367,57 TL'nin mahsubu ile 4.102,69 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 179,90 TL başvurma harcı, 1.367,57 TL peşin harç, 25,60 TL vekalet harcı, 340,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.913,07 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 180,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.349,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026