Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1565 E. 2026/896 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1565
Karar No
2026/896
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1565

KARAR NO: 2026/896

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/07/2024

NUMARASI: 2018/305 E. - 2024/401 K.

DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle; Davacı ... şirketinin, Sermaye Piyasası Kurulu’nun verdiği kanuna aykırı karar neticesinde haksız bir şekilde cezalandırıldığını, ağır idari para cezalarına muhatap olduğunu, Borsada tahtadan çıkarıldığını, ciddi ekonomik zarar gördüğünü, Borsada işlem gören bir şirketin bu süreci yaşamasının hisse fiyatlarına ağır darbe indirdiğini, İdarenin haksız işlemine karşı Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 2014/205 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın lehe sonuçlandığını, Danıştay tarafından onanarak haklılığın tescil edildiğini, Davacı şirketin ekonomik olarak ağır kan kaybettiği dönemde muhatap olduğu suçlar nedeniyle, Bursa Cumhuriyet Savcılığının 2015/81116 Soruşturma numaralı dosyası ile şikayetçi olduğunu, başlatılan ve gizlilik kararı verilen kapsamlı bir dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, tefecilik ve sair suçlar soruşturulmasına göre dolandırıldığını, Davacı Şirketlerin ciddi bir ekonomik darboğaz ve nakit sıkışıklığı yaşadığını, sıkışıklıktan kurtulmak amacıyla bir takım çeklerini, faiz karşılığı kendilerine finans temin edeceği vaadinde bulunan ...’a ve ...’un hakim hissedarı ve yetkilisi olduğu .... Şti.’ye teminat amaçlı olarak verdiklerini, taraflar arasında ki anlaşma uyarınca çeklerin cirolanmayacak ve zamanı geldiğinde müvekkillerine geri iade edileceğini, çeklerin teminat sayılacağını, karşılığında şirkete nakit para verileceğini, şirketin faizle bu paraları geri ödeyeceğini ve iş sonunda, borçlar ödenince çeklerin geri alınacağını, Müvekkili şirketler ile ciranta ...şirketi arasında gerçek bir ticari ilişki bulunmadığını, bu durumun ticari defter ve kayıtlar ile sabit olduğunu, ...yetkilisi ...’un buradaki yegane amacının tefecilik olduğunu,kaptırılan çekler nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2017/28298 soruşturma numaralı dosya ile davalılar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve tefecilik gibi suçlardan şikayette bulunduklarını, Davalı ...'nın haksız bir şekilde elinde tuttuğu çekleri, muvazaalı olarak alan diğer davalı ...'ın; .... İcra Müdürlüğü’nde ... E. Sayılı dosya ile müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkili şirketlerden ...tarafından ...çek numaralı, 27.05.2016 tarihli 200.000,00 TL bedelli çekin ...tarafından ...’ya verildiğini, ancak ...ne ...’a finans sağladığını ne de teminat çekinin müvekkiline iade edilmediğini, ...ve yetkilisi ... tarafından herhangi bir alacak borç ilişkisi olmamasına rağmen, kötü niyetli olarak mezkur çek davalı ...’a cirolandığını, Müvekkiline ait olan çeki elinde bulunduran davalı ...'ın, müvekkilini haciz baskısı altında bırakarak ödeme yapmaya zorladığını, .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile .... ...’a ait olan ... çek numaralı 31.08.2016 vadeli 100.000,00 TL bedelli çek, ... çek numaralı 22.09.2016 vadeli 100.000,00 TL bedelli çek ve ...çek numaralı 23.08.2016 vadeli 100.000,00 TL bedelli çek olmak üzere toplam 3 adet ve 300.000,00 TL bedelli çeke ilişkin icra takibi davalı ... tarafından başlatıldığını, .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 01.12.2014 tanzim ve 30.11.2016 vade tarihli 17.770,00 TL bedelli bir adet bonoya istinaden davalı ... tarafından müvekkili ... ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından takibe dayanak bonoda müvekkili ... ...'ın hiçbir şekilde ciranta, kefil vb. yer almamakla birlikte, icra takibine taraf olarak belirtildiğini, .... İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine icra takibi yapıldığını, müvekkili şirketlerden .... ...’ın sahibi olduğu ...çek numaralı 28.06.2016 vadeli 200.000,00 TL bedelli çek, ...çek numaralı ....06.2016 vadeli 200.000,00 TL bedelli çek ve ... çek numaralı 01.07.2016 vadeli 200.000,00 TL bedelli çek olmak üzere toplamda 600.000,00 bedelli çeklerin haksız bir biçimde ...’ın eline geçtiğini, davalının müvekkilini dolandırmak suretiyle gerçekte olmayan bir alacağı takibe koyduğunu, icra dosyasının infaz olup kapandığını, Davalının gerçekte bulunmayan bir alacağı tahsil ettiğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya ile ...’ın sahibi olduğu ... çek numaralı, 02.06.2016 vadeli, 200.000,000 TL bedelli çek ...'ın eline haksız bir şekilde geçtiğini ve davalı tarafından takibe konulduğunu, .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında ise ...çek numaralı, 09.06.2016 vadeli 186.000,00 TL bedelli çek ile ilgili olarak icra takibi başlatıldığını, Bahsi geçen icra takipleri sonucu baskı altında zor durumda kalarak çek bedellerinin ödendiğini beyanla: fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; Haklı davanın kabulüne, icra takibi ve takibe konu çekler hakkında borçlu olmadıklarının tespitine, baskı altında ödenen bedellerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ..... Şti Ve Davalı ... Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Dava konusu çeklerin alacak/borç ilişkisi içerisinde müvekkili şirkete keşide edildiğini, müvekkili şirket ile davacı şirketler arasında uzun zamana dayalı ticari ilişkiler mevcut olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında borç alacak ilişkisi mevcut olup müvekkil şirket tarafından borç olarak gönderilen paralar olduğunu, her iki şirket tarafından bankalara ve faktoring şirketlerine hitaben yazılmış müvekkili şirket ile davacılar arasındaki ticari ilişkinin ikrarı söz konusu olduğunu, “Hizmet Alım Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin tarafları müvekkili ..... Şti. ile ....A. Ş. olup sözleşmenin konusu ..... Şti.’nin sahip olduğu Halaskargazi Caddesi No:176 Şişli/İstanbul adresindeki otelin “25 odasının davacı ... A. Ş.’ye 2014 Eylül'den başlayarak 5 + 2 yıl süreyle kiralanması” olduğunu, sözleşmeye göre bu edimin karşılığında ....A. Ş. toplam 3.400.000,00 TL bedelli toplam 13 adet çekin müvekkili şirkete keşide ederek teslim ettiğini, bu durumlar karşısında davacı tarafça arada hiçbir ticari ilişki olmadığına dair iddialarının değeri ve inandırıcılığının bulunmadığını, davacı kamuoyu tarafından yakınen bilindiği üzere uzun süredir mali sıkıntılar çektiğini, bu nedenle davacıların kötü niyetli olarak hareket ettiğini, Davacılar vekilinin dava konusu çeklerin teminat senedi olarak verildiğine ve bu çekler karşılığında müvekkili şirketin ya da diğer davalıların hiçbir edim yerine getirmediğine dair beyanlarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu çekler taraflar arasındaki birçok ticari ilişki, borç olarak verilen paralar ve sözleşmede davacılara yüklenen edimin neticesi olarak müvekkili şirkete keşide edildiğini, bir senedin teminat senedi olduğunu iddia eden tarafın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddiasını ispatlamakla mükellef olduğunu, Yargıtay ....Hukuk Dairesi bu konuya ilişkin 1989/1254 E.,1989/3739 K. sayılı 21.09.1989 tarihli kararında “Çekin teminat veya borç senedi gibi herhangi bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğini iddia eden taraf bu hususu ispat etmekle yükümlüdür” şeklinde içtihat ettiğini, Davacılar vekilinin, iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorunda olduğunu, davacılar vekilinin bu iddiasını yazılı delille kanıtlayamaması karşısında davanın reddinin gerektiğini, davalı müvekkili şirket ile çekleri ciro ettiği diğer davalı arasında organik bağ olmayıp kötü niyet de mevcut olmadığını, TTK madde 687’ye göre “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def ileri başvuran hamile karşı ileri süremeyeceğini,somut olayda davacıların diğer davalı ...’m kötü niyetli olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, kanunun aradığı şart organik bağ olmayıp kötü niyet olduğunu beyanla: ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı ..... Şti. aleyhine kötü niyetle açılan davanın reddine, İİK madde 72 uyarınca davacılar aleyhine %... den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...İİK 72 maddesi gereğince açılan menfi tespit davasında ispat külfeti alacaklı taraftadır. Ancak imzası ikrar edilmiş yada imzası inkar edilmemiş yazılı bir belgeye dayanan alacak isteminde; ispat külfeti borçlu taraftadır.

Davacı çek keşidecisi Müflis ... AŞ, davacı çek keşidecisi/lehdarı ....AŞ tarafından icra takibine konu edilen çeklerdeki imzalar inkar edilmemiştir. Çekler TTK 702 md aranan yasal unsurları taşımaktadır.Kambiyo senedi vasfındadır.

Davacıların imzasının bulunduğu çekler kambiyo vasfını taşıdığından ve kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren bir belge olduğundan bu durumda davalı-alacaklı tarafından borç paranın verildiğinin kabulü gerekir. Davalı bu parayı verdiğini ispatla yükümlü olmadığı gibi bu parayı vermesine ekonomik gücünün yeterli olup olmadığı yönünde bir araştırmaya da gidilemeyecektir.

Davacıların takibe konu çekleri nakit sıkışıklığının giderilmesi için teminat olarak davalıya verdiği, herhangi bir şekilde davalıya borçlu olmadığı iddiasında; ispat yükü davacıya aittir.

Çeklerin ön veya arka yüzünde teminat kaydının bulunmadığı, davacı tarafça çeklerin teminat olarak alındığına dair ayrı bir yazılı belge sunulmadığı da görülmüştür.Alınan bilirkişi raporlarında takibe konu çeklerin davalı tarafça teminat olarak alındığına dair bir kayıtta bulunmamıştır. Davacının teminat iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı görülmüştür.

Davacının çeklerin bedelsiz olduğuna dair iddiası şahsi def'i olup HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca yazılı delille ispatı gerektirmektedir.

Davacının çeklerin tefecilik sonucu ele geçirildiği iddiası ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nın 2017/28298 soruşturma sayılı dosyasında ve 2018/90584 sor. sayılı dosyasında şikayetçi oldukları, birleştirme kararı verilerek dosyanın Bursa CBS 2018/45240 sor. dosyasına gönderildiği, ceza davası açılmadığı anlaşılmıştır.

Kambiyo hukukunun açık kuralları ve HMK'nın 200. maddesi uyarınca davacıların çeklerin bedelsiz olduğu iddiasını aynı kuvvette usulüne uygun delille, yani yazılı delil veya yeminle ispatı gerekir. Davacı taraf yazılı delil sunmamış olup, yemin teklif etme hakkı 09/05/2024 tarihli celsede hatırlatılmış, ancak yemin teklif etmek istememişlerdir.

Kambiyo hukukunun açık kuralları ve HMK'nın 200. maddesi uyarınca davacıların iddialarını ve davalarını ispat edemediği (emsal karar; Yargıtay 11 HD 2020/2538 E 2020/4635 K ) anlaşılmış, menfi tespit ve istirdat davalarının reddine karar verilmiştir.

Davacı ... AŞ vekili 05/12/2019 tarihli celsede .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası hakkındaki taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmiş, davalılar tarafından vazgeçme kabul edilmiştir. Mahkememizce davacı ... AŞ yönünden bu icra takibi hakkındaki taleplerde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Davacı Müflis ... AŞ vekili mahkememiz dosyasına sunduğu 04/11/2019 tarihli dilekçesi ile; ....icra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası hakkındaki taleplerinden feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı Müflis ... AŞ nin bu icra takibi hakkındaki taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Davalı ... yönünden yapılan husumet itirazı, icra takibine konu çeklerde davalının lehdar, son hamil yada ciranta sıfatı bulunmadığı, bu nedenle pasif husumet taraf ehliyeti olmadığı anlaşılmıştır.Davalının husumet itirazı kabul edilmiş, bu davalı yönünden davanın taraf dava şartı yokluğu nedeniyle usulen reddine karar verilmiştir.

Davalının kötü niyet tazminatı talebi ihtiyati tedbir kararı uygulanmadığından, davalı alacağı tahsil edilmeye devam ettiğinden ve bu nedenle de yasal koşullar oluşmadığından" reddedilmiştir.

Davacı (iflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... ... ...Aş Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;

-Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.3.2020 Tarih, 2019/4768 Esas, 2020/2474 Karar numaralı kararında da değinildiği üzere, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığının tespiti halinde verilen çek kayıtsız şartsız borç ikrarı içerme özelliğini yitireceğini, müvekkili şirket ile lehdar şirket arasındaki herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının dosyadaki mübrez raporlarla sabit olduğundan davanın kabulü gerekirken isabetsiz bir şekilde hüküm tesis edildiğini, müvekkili şirket ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, dava konusu olan çeklerin teminat amaçlı olarak verildiği ileri sürüldüğünü, sunulu Yargıtay kararlarına göre, takibe dayanak çekin kambiyo vasfının olmadığı hususunun taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkin bulunmamasıyla gerekçelendirildiğini, menfi tespit ve istirdata konu olan çeklerin bir ticari ilişki kapsamında alınmadığı ve cirolanan şirketlerin iyi niyetli üçüncü kişi vasfında olmadığı yapılan tahkikat sonucunda ortaya konulduğunu, raporlarda " 11.12.2020 tarihli Bilirkişi Raporu'nda “..Talimat raporuna göre davacılardan ... ... şirketinin davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı...” şeklinde, 07.04.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporu'nda ise “…Zira davalılar vekili ısrarla taraflar arasında ticari ilişkinin varlığını ileri sürüyorken, davacı şirkete sözleşme kapsamında neden fatura keşide edilmediğini izah etmemiş, var ise bu faturalara veya ticari ilişkinin kendi ticari defter kayıtlarında varlığını gösteren kayıtlarını incelemeye ibraz etmemiştir…” şeklinde ifade edildiğini. 02.06.2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda; .... ... A.Ş. nin / davalılardan hiçbir ile ticari bir ilişki içerisinde olmadığı, gerek 2015 ve gerekse 2016 yılı yevmiye defteri kapanış kayıtlarında borç- alacak bakiyesine rastlanılmadığı, 13.12.2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda; İncelenen davacı şirkete ait 2015-2016 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, Davacı şirket ticari defterlerinde, davalı .... Şti. ne ait muhasebe hareketlerinin ...numaralı "Verilen Sipariş Avansları" hesabında takip edildiği, hesapta herhangi bir faturalaşma kaydının bulunmadığı, tüm işlemlerin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, 31.12.2016 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 10.972.422,88.-TL alacaklı olduğu, takip konusu çeklerin bu hesap altında kayıtlı oldukları, Talimat raporuna göre davacılardan ... ... şirketinin davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, 07.04.2021 Tarihli Ek Bilirkişi Raporu; Zira davalılar vekili ısrarla taraflar arasında ticari ilişkinin varlığını ileri sürüyorken, davacı şirkete sözleşme kapsamında neden fatura keşide edilmediğini izah etmemiş, var ise bu faturalara veya ticari ilişkinin kendi ticari defter kayıtlarında varlığını gösteren kayıtlarını incelemeye ibraz etmemiştir.22.12.2022 Tarihli Bilirkişi Ek Raporu; bir mal/hizmet alımı söz konusu ise, davacı kayıtlarında bu yönde bir fatura yer almadığı yönündeki tespit de ortada iken, davalı şirketin var ise kendi kayıtlarında bu durumu ortaya koyması gerektiği değerlendirilmiştir. Zira dava konusu sözleşme bir kiralama sözleşmesi olup, sözleşmenin her iki tarafı da tüzel kişi iken kira bedelinin fatura karşılığı olması gerektiği de tartışmasızdır. " değerlendirmelerinin yapıldığını, müvekkili şirkete ait usulüne uygun tutulmuş tüm defter ve kayıtların incelenmesine rağmen taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin varlığı saptanamadığını, davaya konu çeklerin davalılara tamamen teminat maksadıyla verildiğinin en açık göstergesi olduğunu,

-Davalılardan ...ve yetkilisi ... tarafından müvekkiline ait olan çekler müvekkiline iade edilmediğini, sözde iyiniyetli üçüncü kişi yaratmak amacıyla cirolandığını, 11.12.2020 tarihli Bilirkişi Kök Raporu'nda, “…Davalı ...….. Şti. ne ait ticaret sicil bilgilerinde göre, davalılardan ...’un davalı şirketin %71 hisse paylı ortağı ve münferiden yetkilisi olduğu, Dava dosyasına celp edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 10.01.2020 tarihli yazısı ekinde yer alan dava dışı... şirketinin ticaret sicil kayıtlarına göre, şirket ortaklarının davalı ... ve ... olduğu, her iki ortağın da şirketi münferiden temsil yetkisini haiz oldukları, Bu durumda davalı ..... Şti. ile dava dışı... şirketinin, davalı ... yönünden bağlantılı olduğu, diğer davalı ...’ın da davalı ...’un, dava dışı... şirketindeki ortağı olduğu...” ifade edilerek çeklerin muvazaalı olarak cirolandığının tespitinin yapılabildiğini, Yargıtay kararına göre çekin bir hizmet veya mal teslimi karşılığı (somut olaydaki davalının iddiası olan danışmanlık hizmeti ve kira sözleşmesi) verildiğinin ispatlanamaması halinde bedelsizlik iddiasının üçüncü kişi olarak yatarılan hamile karşı da ileri sürülebileceğini, davalının sözde bir hizmet veya kira sözleşmesi kapsamında mal teslim ettiği iddiasının da ispatlanamadığını, Mahkemenin“…davalı ... yönünden yapılan husumet itirazı kabul edilmiş….” şeklindeki gerekçesinin isabetsiz olduğunu,

-Yerel Mahkeme gerekçesinde“Davacıların takibe konu çekleri nakit sıkışıklığının giderilmesi için teminat olarak davalıya verdiği, herhangi bir şekilde davalıya borçlu olmadığı iddiasında; ispat yükü davacıya aittir.” şeklinde ifade edildiğini, çeklerin bedelsiz çekler olduğunu, Müvekkili şirketin ekonomik darboğaz ve nakit sıkışıklığı yaşaması üzerine bu sorundan kurtulmak amacıyla birtakım çekleri, faiz karşılığında ...’a ve ...’un hakim hissedarı ve yetkilisi olduğu .... Şti.’ye tevdi edildiğini, bu çeklerin amacının kısa vadeli finansman elde ederek ekonomik sıkışıklıktan kurtulmak olduğunu, davalıların faiz karşılığında sağlayacakları bir miktar paraya karşılık da işbu çeklerin teminat olarak verildiğini, tefecilik eylemine konu olan işbu husus amir hüküm kapsamında geçersiz olduğunu, davalının, müvekkili şirkete faiz karşılığında sağladığı finansman için elbetteki güvence talep ettiğini, davaya konu çekler de davalılara teminat olarak verildiğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını Mahkemeye sunmadığını,

-davalının iddia ettiği kira sözleşmesi ve bu çeklerin sözde kira sözleşmesine istinaden verildiği iddiasının da tanzim edilen bilirkişi raporlarıyla çürütüldüğünü, 22.12.2022 tarihli Ek Bilirkişi Raporunda “….... Şti. ne ait muhasebe hareketlerinde herhangi bir faturalaşma kaydının bulunmadığı, tüm işlemlerin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, bu anlamda taraflar arasında ticari bir ilişkinin varlığından bahsedilemeyeceği…” belirlendiğini, iki tarafın da tüzel kişi tacir olduğu ve her türlü iş ve işlemlerini ticari defterlerine geçirmeleri gerektiği dikkate alındığında davalı şirketin iddia ettiği gibi bir ticari ilişkinin var olmadığı, aksini ispat edebilecek herhangi bir delil ikamesi yapılmadığından kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı ...ş. Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle;

-Müvekkili şirket ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının yazılı delilleri ile ispat edilemediğini, Müvekkili Şirket ....A.Ş. ( ''...'') ve bağlı grup şirketi .... ... ...A.Ş.'nin (''.... ...'') nakit sıkışıklığına girmesi sonucunda, davalı ...Şirketi tarafından destekte bulunulabileceği teklif edildiğini, teminat olarak da müvekkili şirketin de cirolamış olduğu çekleri almak istemesi üzerine dava konusu olan çeklerin teminat olarak ve üçüncü kişilere cirolanmamak şartıyla davalı ...ve yetkilisi ...'a teslim edildiğini ancak, davalı ... iyiniyetli üçüncü kişi yaratmak amacıyla anılan çekleri muvazaalı olarak diğer davalı ...'a ciroladığını ve çekler karşılığında Müvekkili şirkete herhangi bir ödeme de yapılmadığını, davalı şirket tarafından davalı şirkete ait ticari defterlerin, yargılama süresince Bilirkişi incelemesine sunulmaktan imtina edildiğini, tek sebebinin davalı "..." ile Müvekkil "....A.Ş." arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığının davalılar tarafından da bilinmesi ve kötü niyetli haksız menfaat elde etmeleri olduğunu, 11.12.2020 tarihli Kök Bilirkişi Raporunda, ....A.Ş.'nin '' Tüm işlemlerinin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, 31.12.2016 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 10.972.422,88 TL alacaklı olduğu'' şeklinde tespitlerde bulunulduğunu, 07.04.2021 tarihli Ek Bilirkişi Raporu ile; '' Zira davalılar vekili ısrarla taraflar arasında ticari ilişkinin varlığını ileri sürüyorken, davacı şirkete sözleşme kapsamında neden fatura keşide etmediğini izah etmemiş, var ise bu faturalara veya ticari ilişkinin kendi ticari defter kayıtlarında varlığını gösteren kayıtlarını incelemeye ibraz etmemiştir.'' şeklinde Kök Rapor ile doğru orantılı tespitlerde bulunarak Müvekkili Şirket ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişki tespit edilemediğini, dava konusuna esas ilgili çeklerin yalnızca teminat amacıyla verildiği ve işbu hesabın '' Verilen Sipariş Avansları'' şeklinde kaydının tutulduğu rapor ile tespit edildiğini, alınan 22.12.2022 tarihli Ek Bilirkişi Raporu ile ''İncelenen diğer davacı ...Ş ticari defterlerine göre ise .... Şti.ne ait muhasebe hareketlerinde herhangi bir faturalaşma kaydının bulunmadığı, tüm işlemlerin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, bu anlamda taraflar arasında ticari bir ilişkinin varlığından bahsedilemeyeceği'' kanaatine varıldığını, 12.09.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu ile önceki kök ve ek Bilirkişi Raporlarında yer alan tespitler ile doğru orantılı olarak, Müvekkil şirket defterlerinin ticari defter sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu tespit edilerek, defterler özelinde yapılan incelemede taraflar arasında herhangi bir faturalaşma kaydı bulunmadığı ve davalı tarafın ticari ilişkiye dair iddialarının gerçek dışı olduğunu,

-Müvekkil şirketin halka açık bir şirket olduğundan, sermaye piyasası kurulu denetimine tabi olduğunu, SPK tarafından düzenlenen 08.09.2017 tarih ve 33/1115 sayılı karar dikkate alınmaksızın hüküm tesis edildiğini, Davalı ...Hotel hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/167947 sor. numaralı dosyası ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet, güveni kötüye kullanma suçları uyarınca soruşturma başlatıldığını, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan araştırma ve değerlendirme neticesinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 110. maddesinde yazılı "Güveni Kötüye Kullanma ve Sahtecilik" suçunu oluşturan eylemlerin tespiti halinde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 115. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir" hükmü düzenlendiğini, SPK'ya yapılan ihbarlar neticesinde "....A.Ş." nin 2014 ve 2015 yılı hesap ve işlemleri, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde inceleme ve değerlendirmeye tabii tutularak ekte sunulan SPK Karar Organının aldığı 08.09.2017 tarih ve 33/1115 sayılı Kararı tesis edildiğini, kararda,"B)İ) Mevcut alacaklar tahsil edilmemesine rağmen, karşılığında hiçbir menfaat temin edilmeksizin ...Otel, ... ve ...'e finansman sağlanmaya devam edilmesi ve söz konusu tüzel ve gerçek kişilerden olan alacakların tahsil ve takibine yönelik gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması sonucunda Şirketi'in 31.12.2015 tarihi itibarıyla faiz hariç 11.112.804,10 TL zarara uğratılmış olması nedeniyle ...Holding Yönetim Kurulu Başkanı ... ... hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155'inci maddesi uyarınca, ilgili yer Cumhuriyet Savcılığına suç ihbarında bulunulmasına," şeklinde tespitler yer almakla birlikte; aynı tespitler uyarınca T.C. Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu Hukuk İşleri Daire Başkanlığı" tarafından ...... sayılı 10.11.2017 tarihli "Suç İhbarı" nda bulunulmuş olup; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/167947 sor. Numaralı dosyası ile ilgili şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığını, SPK tarafından hazırlanan inceleme ve değerlendirme kararı 10.11.2017 yılında tesis edildiğini,

-Davalı ...Şirketi'nin gerçeğe aykırı şekilde ileri sürdüğü ve alacak iddiasında bulunduğu çeklerin alacak/borç ilişkisi içerisinde müvekkili şirkete keşide edildiği, davacı şirketler ile uzun zamana dayalı ticari ilişkileri mevcut olduğu, davacı şirketlerle arasında borç alacak ilişkisi mevcut olduğu ve taraflar arasında “Hizmet Alım Sözleşmesi” akdedildiği, sözleşmeye göre bu edimin karşılığında Müvekkili ....A. Ş. tarafından toplam 13 adet çekin keşide ederek teslim edildiği, iddia edildiğini ancak, dosyadan alınan 12.09.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda, ''... ''Verilen Sipariş Avansları ile ... numaralı ''Satıcılar'' hesaplarında herhangi bir faturalaşma kaydının bulunmadığı, tüm işlemlerin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, anılan hesabın 31.12.2016 tarihi itibarıyla 10.972.422,88- TL borç bakiyesi vermekte olduğu, Bu anlamda davacı yanın davalı yanda 10.972.422,88- TL alacaklı olduğu, dava konusu çeklerin bu hesap altında kayıtlı oldukları görülmüştür.'' tespiti yapılarak davacının soyut ve mesnetsiz iddialarının gerçeği yansıtmadığı ispat olunduğunu, Müvekkili Şirket ticari defterlerinin yasal kudrete haiz olduğunu, taraflara ait, mal/ hizmet ilişkisine dair herhangi bir faturanın mevcut olmadığını, taraflar arasında yer alan tüm işlemlerin çek teslimi, çek iadesi ve banka havalesi işlemleri olduğunu, iddia olunan sözleşme nezdinde herhangi bir kira bedeli faturasının mevcut olmadığının tespit edildiğini davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, davalı Şirket alacaklı olduğunu kanıtlayamadığını, dosyadan 5 adet Bilirkişi Raporu alındığı ve Müvekkili Şirketin, davalı şirkete borçlu olmadığını yasal deliller ile ispatladığını, davalı Şirket tarafından somut ve yazılı delil olmaksızın ileri sürülen gerçeğe aykırı iddia ve talepler mucibince, son derece hatalı ve Yargıtay içtihatlarına aykırı bir şekilde, hüküm kurulduğunu, davalı ''....'' tarafından ticari ilişkiyi kanıtlamak üzere dosyaya herhangi bir fatura sureti sunulmaması ile şirket ticari defter ve belgelerin de incelemeye ibraz edilmemesi davalıların iddia ve beyanları ile örtüşmemesine rağmen; Yerel Mahkeme tarafından tesis edilen kararın hatalı olduğunu,

-12.09.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporu ile, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olmadığının, tespit edilmesi dikkate alındığında, haksız şekilde Müvekkili aleyhine yöneltilen ve cebri icra yoluyla tahsil edilen bedellerin iade edilmesi amacıyla, Müvekkili Şirketten tahsil edilen bedellerin yalnızca davacı Müvekkiline istirdatına dair hüküm kurulması gerektiğini,12.09.2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda ayrıca, Müvekkil şirket ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda, Müvekkil şirketin 10.972.422,88- TL alacaklı olduğu hususu ispat edildiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı ...ş. Vekili İstinafa Cevap Dilekçesinde Özetle;Her ne kadar diğer davacı vekili istinaf başvurusunda davacı şirket ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğunu iddia etmekte ise de, dosyadan alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere burada davalı yan ile aralarında ticari ilişki olmayan davacı, Müvekkili ....A.Ş. Olduğunu, 11.12.2020 tarihli Kök Bilirkişi Raporuna göre, tüm işlemlerinin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, 31.12.2016 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 10.972.422,88 TL alacaklı olduğu şeklinde tespitlerde bulunularak davalarının haklılığının sübut bulduğunu, Bilirkişi Raporları ve dosya içeriği ile de sabit olduğu üzere Müvekkili ....A.Ş ile davalı ''...Hotel'' arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, işbu dosyadan alınan 11.12.2020 tarihli Kök Bilirkişi Raporu ile dava konusu istirdatı talep edilen ilgili bedellerin Müvekkili şirket ''....A.Ş.'' tarafından doğrudan davalıların başlattığı icra takibi dosyalarına ödendiğini ve raporlarda yalnızca Müvekkili "....A.Ş." ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunmadığına dair kanaate varıldığından, Müvekkili Şirketten tahsil edilen bedeller yönünden, diğer davalı ".... ... ...A.Ş." tarafından talep edilen menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine dair karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, diğer davacı yönünden ileri sürülen istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; İİk 72 gereğince menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

Davacı ... vekili HMK 31 md kapsamında 08/11/2019 havale tarihli beyan dilekçesinde özetle; yapılan ödemeler toplamının 2.211.626,88 TL olup HMK 109 gereğince kısmi dava açtıklarını, .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası hakkında talepleri bulunmadığını, .... İcra müdürlüğü ... E takip dosyasında müvekkillerinin yatırdığı 61.596,00 TL nin istirdadını istediklerini bildirmiştir.

Davacı ... AŞ vekili 07/06/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava değerini 1.861.191,75-TL arttırarak, davacı şirketin davalılar ile arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı hususunun hükme esas alınmasına, dava konusu edilen icra takibi ve takibe konu çekler hakkında borçlu olmadıklarının tespitine, İcra takipleri kapsamında cebri icra tehdidi ile ödenen 1.664.436,87-TL'nin ...Şirketi bakımından istirdatına, ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, karar verilmesini istemiştir.

Davacı Müflis ... AŞ vekili 06/06/2024 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasında ...numaralı, 09.06.2016 vadeli 186.000,00 TL bedelli çek nedeniyle ödenmek zorunda kalınan 75.850,00 TL nin istirdatını, geri kalan kısım yönünden borçlu olmadığının tespitine ,.... İcra Müdürlüğü’nün ...E. Sayılı dosyasında takibe konan ...numaralı 28.06.2016 vadeli 200.000,00 TL bedelli çek, ...numaralı ....06.2016 vadeli 200.000,00 TL bedelli çek ve ... numaralı 01.07.2016 vadeli 200.000,00 TL bedelli çek nedeniyle 25.09.2017 tarihinde ödenen 44.363,27 TL nin istirdatı ve geri kalan tutar bakımından davacı .... ... ...A.Ş'nin borçlu olmadığının tespitine, dava dilekçesi ile dava edilen icra takibi ve takibe konu çekler hakkında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Dosya kapsamında alınan Bilirkişi Raporlarında, davacılardan ... ... şirketinin davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı tespitinin yapılmış olduğu, Davacı şirket ticari defterlerinde, davalı .... Şti. ne ait muhasebe hareketlerinin ...numaralı "Verilen Sipariş Avansları" hesabında takip edildiği, hesapta herhangi bir faturalaşma kaydının bulunmadığı, tüm işlemlerin çek teslimi, çek iadesi, banka havalesi işlemlerinden ibaret olduğu, davalı şirketin dava dosyasına ibraz ettiği sözleşme kapsamında herhangi bir kira bedeli faturasının da kayıtlarda yer almadığı, 31.12.2016 tarihi itibarıyla davacı yanın davalı yandan 10.972.422,88.-TL alacaklı olduğu, takip konusu çeklerin bu hesap altında kayıtlı oldukları, Talimat raporuna göre davacılardan ... ... şirketinin davalılar ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı değerledirmesinin yapılmış olduğu görülmüştür.

Davacı çek keşidecisi Müflis ... AŞ, davacı çek lehdarı ....AŞ tarafından icra takibine konu edilen çeklerdeki imzalar inkar edilmemiştir.

Davacı Müflis ... AŞ'nin istinaf istemine ilişkin olarak;

6102 sayılı TTK.nun 682, cironun şekli 683, cironun hükümleri 684, def'iler ile ilgili 687, cironun çeşitleri 688-689. maddelerinde düzenlenmiş olup cironun niteliğinin çek üzerindeki kayda bakılarak belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu çek üzerinde kayıt bulunmadığı, çekteki cironun rehin ya da tahsil cirosu olmayıp temlik cirosu olduğu, TTK'nın 818/e maddesi atfıyla 687 maddesi uyarınca keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan temlik eden kişiye karşı ileri sürülebilmesinin çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlı olduğu, temlik eden 3. kişinin çekin iktisabında borçlunun zararına hareket ettiği yönünde davacının hiçbir delil ibraz etmediği, Davacı Müflis ... AŞ'nin davaya konu çeklerde keşideci olarak yer aldığı, çekin bedelsiz olduğu, temel bir borç ilişkisine dayanmadığı hususunun kişisel defilerden olması, bedelsizlik iddiasının lehtar ve ciranta arasındaki ilişkiden kaynaklanması nedeniyle iş bu davacı yönünden davanın reddine dair karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı, davacının bu nedenle tüm istinaf istemlerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.

Davacı ...Ş vekilinin istinaf istemine ilişkin olarak;

Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.

Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’ilere dayanmaktadır.

Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.

Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.

Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır (Ertekin, Erol/Karataş, İzzet: Uygulamada Ticari Senetler, Ankara, 1998, s. 693). Bu kapsamda kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz; teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.

Somut olayda, Davacı tarafça, taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı iddiasına dayanıldığı, dava konusu çeklerin, davacı tarafından teminat avansı olarak davalıya verildiği iddiasında bulunulduğu, ancak davalı tarafça bu hususun kabul edilmediği, alacaklı ile borçlu arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı ancak çekin kayıtsız ve şartsız bir ödeme vaadi içerdiği, çekin teminat çeki olduğunun yazılı olarak kanıtlanamadığı Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yasal gerektirici nedenlere göre, ilk derece mahkemesi kararında esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, olay tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde hatalı bir sonuca varılmadığı anlaşıldığından, HMK.353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf incelemesi duruşma açılmadan, dosya üzerinden sonuçlandırılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../07/2024 tarih ve 2018/... E., 2024/.... K. sayılı kararına karşı davacılar vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı Müflis ... AŞ 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacı Müflis ... A.Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı ...Ş 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacı ...Ş.'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4-Davacı Müflis ... AŞ tarafınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5-Davacı ...Ş tarafınca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1565, K. 2026/896, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1565-e-2026-896-k-c9fbfffacfb9