Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/600 E. 2026/901 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/600
- Karar No
- 2026/901
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/600 Esas
KARAR NO: 2026/901
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2024
NUMARASI: 2022/581 E. - 2024/42 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takip konusu keşidecisi ...olan ...Şubesinin, 26.10.2015 keşide tarihli, 18.000 USD bedelli ve ...nolu çekin kambiyo vasfını yitirdiğini, tahrif edildiği ve keşidecinin yerine sahte olarak imza atıldığını, müvekkilinin takip konusu çekten dolayı bir borcun bulunmadığını, keşideci çek üzerine atılan düzeltme imzalarının kendisine ait olmadığını kabul ettiğini, müvekkilinin davalı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, ciro silsilesinin kopuk olduğunu, davalının cirantaya doğrudan takip başlatabilmesi mümkün olmadığını, TTK 808 ve 809 maddeleri gereğinin yerine getirildiğini, davalı tarafından müvekkili ve akrabalarının adreslerine sürekli taciz maksatlı fiili haciz uygulamaları yapıldığını, tüm bu açıklanan nedenlerle haksız, hukuksuz ve sahte imzalarla çek vasfı verilen evrak üzerinden haksız başlatılan takibin iptalini, 18.000 USD bedelli ...nolu ...Şubesinden keşideli çeki ve ferileri yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini ve takibin iptalini, İİK 72. maddesi doğrultusunda icra takibinin durdurulması yönünde öncelikle teminatsız mahkemeniz aksi kanatta ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, aksi halde HMK 391 uyarınca hacizlerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili söz konusu çeki resmi alacağına karşılık almış olup, icra takibine konu çekte yer alan keşideci ve cirantalar açıkça müvekkiline borçlu konumunda olduğunu, çek bir kambiyo senedi olduğundan açıkça alacaklı olan müvekkilinin çek dışında başkaca herhangi bir delil sunma zarureti dahi bulunmadığını, keşide eden vade tarihi üzerinde değişiklik yapmış attığı parafla değişikliği onadığını, takip konusu çekin tahrif olduğunu kabul etmemekle beraber, Yargıtay yerleşik kararlarında tarih kısmında tahrifat yapılmış olsa dahi çekin kambiyo vasfından çıkmayacağı görüşünde olduğunu, iyi niyetli meşru hamil olan müvekkilinin Mahkeme tarafından verilen tedbir kararının kaldırılmasını, davacı tarafın açmış olduğu işbu davanın mahkeme nezdinde yapılacak yargılama sonucunda esastan reddine karar verilmesini, işbu davayı ikame eden davacı borçlu aleyhine, itiraz edilen tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Alınan ATK raporu ile tüm dosya kapsamına göre keşidecinin de kabulüne olan 26/6/2015 keşide tarihinin 26/10/2015 tarihi olarak düzelmenin keşideciye ait olduğu, bu düzeltmenin paraf ile teyit edildiği, ancak keşide/vade tarihini öteleyen diğer düzeltmeler yönünden keşideci imzasını taşıyan bir kayıt bulunmadığı, diğer tarih düzeltmelerinin keşidecinin de kabulünde olmadığı, imza ve yazı incelemesinin de bu yönde bir tespiti ortaya çıkarmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu çekte keşideci tarafından yapılmayan düzeltmenin davacıyı çekten dolayı sorumluluk altına sokmayacağı, tahrifatın kendisinden sonra gelenleri imzaların istiklali ilkesinden dolayı sorumluluk altına alabileceği düşünülse de davacının tüm düzeltmelerden sonra çeki iktisap ettiğine dayalı bir tespit bulunmadığı, aksine beyanlara göre tek düzeltmenin 2015 yılına ilişkin olduğu gözetildiğinde düzeltmenin kim tarafından gerçekleştirildiği belli olmayıp son keşide/vade tarihi olan 30/01/2015 tarihinden davacının sorumlu tutulamayacağı, davacının sorumlu tutulabileceği 26/10/2015 tarihine göre ise süresinde ibraz edilemeyen çekin kambiyo vasfına dair davacı cirantaya karşı ileri sürülebilecek hakların ortadan kalktığı, süresinde ibraz edilmeyen ve yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olan çek kapsamında tarafların kabulünde olduğu üzere araştırılması veya irdelenmesi gereken bir temel ilişkinin de bulunmadığı anlaşılmakla davacının dava konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kötüniyet tazminatı İİK 67/2 maddesinde düzenlenmiştir. İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır.
Bu yönde tespit veya ispat bulunmadığından, davalı çeki başka bir şahıstan iktisap ettiğinden, tahrifat tarihi bilinmediğinden ve doğrudan davacı ile davalı arasında ticari ilişkisi bulunmadığından aksi ispat olunmayan şekilde davalı iyiniyetli kabul edilerek yasal şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Davanın TTK. 5/A maddesinde yer alan arabuluculuk dava şartına uyulmaksızın açıldığını, icra takibinin dayanağı ise kambiyo senetlerinden olan çeke dayalı alacak olduğunu, davanın ticari olduğunu,
-Davacı/borçlu tarafından ... .... İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak ... ... İcra Hukuk Mahkemesi .... Esas sayılı dosyası ile konusu ve tarafları aynı olan Takibin Taliki Veya İptali davası açtığını, ... ... İcra Hukuk Mahkemesi 2022/411 Esas 2023/703 Karar 06/12/2023 Tarihli kararı ile Borçlunun icra takibine itirazının reddine, takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilmediğinden ve koşulları oluşmadığından davalı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verildiğini, ... ... İcra Hukuk Mahkemesi 2022/411 Esas 2023/703 Karar sayılı 06/12/2023 Tarihli kararı ile; dava konusu çek üzerindeki 30.01.2021 değişikliğin keşideci ... tarafından yapıldığının tespiti ve ... tarafından imzaların kendisine ait olduğunu kabul etmesi nedeniyle söz konusu davanın reddine karar verildiğini,
-dosya kapsamındaki ATK raporundan da anlaşılacağı üzere, çekte bulunan tüm imzalar, düzeltme imzaları dahil keşideciye ait olduğunu, müvekkilinin yetkili hamil olduğunu, müvekkili ...'ın çekin iktisabında herhangi bir kusuru ve kötü niyeti olmadığını, ATK raporunda da imzanın keşideciye ait olduğu tespit edildiğini, çekte yapılan düzeltmelerin, keşidecinin imzasını taşıması şartıyla geçerli olabildiğini, (12. Hukuk Dairesi E.2019/2737 K. 2019/6692 T.17.04.2019 : "Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın keşideciye ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olup, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır..") Bu nedenle Yerel Mahkeme tarafından hukuka aykırı olarak verilen kararın kardırılması gerektiğini,
-Müvekkilinin takip konusu çeki resmi alacağına karşılık aldığını, keşideci tarafından çekte parafların kendisine ait olduğu ikrar edildiğini, yerel mahkeme ve kolluk ifadesinde çekin keşidecisi, davacının kendisini "birlikte hareket" etmeleri hususunda tehdit ettiğini beyan ettiğini, dosyanın meşru ve yetkili hamili olan davacı, alacağına istinaden çeki davacı ...'den aldığını, ...tarafından ... ve ...'nin bulunduğu ortamda keşide tarihi 30.01.2021 olarak değiştirdiğini, çek üzerinde yer alan paraf ve imzanın karşılaştırılmasında imza ve parafın aynı elden çıktığı açıkça anlaşıldığını, imzaların genel şekli, başlangıç ve dönüş hareketlerinin aynı bu itibarla da aynı el ürünü olduğunu, keşide eden kendi iradesiyle yaptığı de+-*/ğişikliğe ilişkin paraf imza atarak değişikliği onadığını, çekin vadesi üzerine tahrifat yapılması çeki geçersiz kılmayacağını. takibe konu çekte tahrifat bulunmamakta olduğunu, keşideci ...tarafından .../12/2022 tarihinde sunulan dilekçede "huzurdaki davaya konu ... .... İcra Daire'si ...Esas dosyasının takip dayanağı olan 30.01.2021 Tarihli ... A.ş. ... Şubesi ...Seri Numaralı 18.000,00-usd Bedelli Çek Üzerindeki Tarih Değişikliği Ve İmza/paraf Bana Aittir. ... ...Şubesi'ne vermiş olduğum 01.02.2021 ve 06.03.2021 tarihli "çekteki tüm düzeltmelerde bulunan imzalar bana ait değildir" şeklindeki beyanlarım gerçek dışı olup, işbu borçtan kurtulmak ve icra işlemlerini sürüncemede bırakmak maksadıyla verdim." ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/411 Esas sayılı yargılama huzurunda Davacı Tanığı ... ... "... çekinin 26/06/2015 olan vade tarihini 26/10/2015 olacak şekilde sadece ortadaki ay hanesini değiştirerek bu ay hanesi altına paraf atarak düzelttim, parafımı attım, bu çekteki bahsettiğim paraf ve keşideci imzası bana aittir, ancak paraf ettiğim ilk tarihin üzerindeki 30/01/2021 tarihli düzeltme bana ait değildir, ben 26/06/2015 tarihinin üzerini çizmedim, sadece 06'yı 10 şeklinde değiştirdim, çek içerisindeki ''...'' yazan kısma ilişkin çizik ve parafın bana ait olup olmadığını hatırlamıyorum,." şeklinde anlatımda bulunduğunu,
-Yerel mahkeme tarafından borcun ödenip ödenmediğine ilişkin herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiğini, Davacı tarafın dava dilekçesinin eklerinde borcun ödendiğine ilişkin olarak her ne kadar dosyaya bir takım tahsilat makbuzları sunulmuşsa da, söz konusu tahsilat makbuzlarının üzerinde davaya konu çeke ait borcunun ödendiğine yönelik herhangi bir ibare bulunmadığını, Yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre sunulan ödeme belgesinin takip konusu borç için verildiğinin kabul edilebilmesi için, belgede takip dayanağına açıkça atıf yapılması zorunlu olduğunu, Davacı-borçlu taraf, dava dilekçesinde temel ilişki olarak aralarında ticari alışveriş bulunduğunu ancak çeke ilişkin ödemelerin yapıldığını iddia ettiğini, alacaklı taraf olarak borçlu ile aralarındaki ticari ilişkiler nedeniyle müvekkilinin çeke ait haklı alacağını elde edeme-/diğini ve alacağının hiçbir şekilde ödenmediğini yargılamanın başından sonuna kadar belirttiklerini, tahsilat makbuzları sunulmuşsa da, yapılan ödemelerin takibin konusu olan çeke ait olduğuna ilişkin herhangi bir açıklama ya da ibare bulunmadığını, Borçlu tarafın dava dilekçesinde, ortada ticari ilişkinden kaynaklı borç dolayısıyla temel ilişki bulunduğunu kabul etmekte ancak borcun ödendiğini iddia etmekte olduğunu ancak ispatlayamadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi borç gerçekten ödenmiş olsa çekin müvekkilinde değil, davacı tarafta olması gerektiğini, takibe konu çekin bedelinin ödenip ödenmediği hususunda herhangi bir inceleme ve araştırma dahi yapmadan hüküm kurulduğunu,
-davaya konu ..... İcra Dairesi ...Esas sayılı takip dosyasının dayanağı olan 30.01.2021 tarihli ... A.Ş. ... Şubesi ...seri numaralı 18.000,00 USD Bedelli Çek'e ilişkin olarak, davalı/alacaklı ...'ın ..... Polis Merkezi Amirliğine vermiş olduğu ifade ve sunmuş olduğu evraklar incelendiğinde; davacı/borçlu ...'nin çek keşidecisi ...ile olan ... konuşmalarında, borçtan haksız olarak kaçacağını, hileli yollarla alacaklıları dolandıracağını ve borcunu ödemeyeceğini beyan ettiğini, Davacı taraf keşideci ile olan konuşmalarında çekte herhangi bir tahrifattan bahsetmediğini, tam aksine borçlu olduğunu ve borçtan kaçacağını beyan ettiğini, ifadelerin ve delillerin tümü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/159018 Sayılı Soruşturma Numaralı Dosyasına gönderildiğini, Davacı ile keşideci arasındaki ... yazışmaları incelendiğinde; davacının dava dışı ... ...'ya müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunması için baskı yaptığı, kendisinin borcu ödemek için şirketi dahi başkasına devredeceğini, kendisinde hiçbir şey bulunmayacağından kendisine gidileceği şeklindeki ifadelerle kendisi ile aynı yönde beyanda bulunmaya zorladığını, daha sonrasında ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/411 Esas sayılı dosyasında duruşmada dinlenen ...tarafımızca sorulan soru üzerine "... bana birlikte hareket edelim, ben bu işten bir şekilde sıyrılırım, sorumluluk üzerine kalır, dedi." şeklinde anlatımda bulunduğunu, Davacının asılsız iddialar ile müvekkili ve keşideci aleyhine şikayette bulunmuş olması üzerine, ..... Polis Merkezi Amirliği'nin 28.02.2023 tarihli ifadesinde ... ... "... beni tehdit edercesine atmış olduğu mesajları ... ile paylaştım." şeklinde beyanda bulunduğunu,
-... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin borca itiraz davasının reddi üzerine .... İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyasıyla, 07.12.2023 tarihinde borçlu adına ''...Mahallesi ... Caddesi ..., No:.../İstanbul'' (aynı haciz mahali) adresine gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında dosya borçlusu ... mahalde hazır bulunduğunu ancak; borçtan kurtulma saiki ile hareket eden borçlu, borçlu olduğunun ortaya çıkmaması için mahale geldiklerini öğrenince, içerisine bakılmayacağını düşündüğü kadınlar tuvaletine saklandığı tespit edildiğini, kimlik bilgilerini vermekten kaçındığı gibi kimliğini ibrazdan da kaçındığını, icra memuru ve polislerin tüm çabalarına rağmen kimliğini ibraz etmemiş, polis memurları ve icra memurlarına görevlerini yaptırmamak için direnmiş olduğunu, karakolda yapılan kimlik tespitinde mahalde bulunan şahsın dosya borçlusu ... olduğu ortaya çıktığının Kimlik Tespiti ve Üst Arama Tutanağı ile de sabit olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Uyapta yapılan kontrolde dilekçenin 13/03/2024 tarihinde sunulduğunu, davalının süresinde istinaf kanun yoluna başvurup başvurmadığının anlaşılamadığını, ilk tebliğ edilen cevap dilekçesinde "usule ilişkin itirazlar" başlıklı bir bölüm bulunmadığını, ikinci sunulan cevap dilekçesinde "usule ilişkin itirazlar" başlıklı ek savunma yaptıklarını, basit yargılama usulünde davalı yanın sunduğu ikinci cevap dilekçesi savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğunu, menfi tespit davaları öncesinde arabulucuya başvurunun dava şartına tabi olmadığını, çekin, keşideci tarafından tanzim edilirken keşide tarihi, 26.10.2015 tarihi olarak düzenlendiğini ve müvekkiline verildiğini, keşide tarihinin 30/01/2021 oyarak değiştirildiğini, ATK raporunun açıkça ödeme tarihinin başkası tarafından değiştirildiğini bu düzeltmenin keşidecinin elinin ürünü olmadığını açıkça tespit ettiğini, çekin keşide tarihinin 26/10/2015 tarihi olması gerektiği ibraz süresinin geçtiğini, çek vasfını yitirdiğini, davalı tanığı ... ve asil ... beyanlarında; 30/01/2023 tarihli 1 nolu celsede davalı tanığı olan ve aynı zamanda davalı asilin kardeşi ve iş ortağı olan ... ifadesinde; "Ben davalı kardeşim ... ile birlikte ticaret yaparım dava konusu bana göstermiş olduğunuz çeki bilirim, ben bu çeki ilk 2015 yılında davacı ...'dan aldım,........ ben ve kardeşimin şirketidir, .... ile ... arasında ayrı bir cari hesap ilişkisi veya çekin cari hesaptan ödendiğine dair bir durum yaşanmadı." dediğini aynı celsede isticvap edilen davalı asil beyanında ;"Bana göstermiş olduğunuz ... şubesine dair 18 bin dolarlık çekten haberdarım, ben abimle birlikte iş yaparım bizim ... ile ticari ilişkimiz olduğu için borcuna karşılık olarak çeki aldık," dediğini, ticari ilişkilerinin dava dışı şirketle olup bu şirkete olan borcunun da ödenmiş olduğunu, tanık Kasımın davalı lehine hareket ettiğini, Davalı tarafça dosyaya sunulan yazışmaların nasıl temin edildiğinin bilinmediğini, bu yazışmaların keşideci ... tarafından davalıya verildiğini, taraflar arasındaki yazışmaların kişisel veri olduğunu ve bunu rıza dışında paylaşmanın da suç olduğunu, delil niteliği taşımadığını, Keşideci olan Tanık ... söz konusu çekin asli borçlusu olduğunu, Müvekkilinin uzun yıllar gerek .... Şti İle ve gerekse ... ile ticaretine devam etmiş olup ekte müvekkilinin .... Şti çalışanlarına yaptığı ödemelere ilişkin birçok ödeme dekontu ve irsaliye bulunduğunu, Dekontlar incelendiğinde anılan şirket ile müvekkilinin ticaretinin 2015 yılı ve öncesine ilişkin olduğunu ve ödendiğini, Müvekkilinin çeki .... Şti' ne ciroladığını, davalının hukuken keşideciye başvurması gerekirken müvekkilini sahte imzalar ile kambiyo vasfını kaybetmiş senet üzerinden borcun tarafı yaptığını, TTK m. 703 ve Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkilinin ciranta olarak sorumluluğu dava dışı .... Şti' ne karşı olup, şirketin zilyetliği devrettiği kişiye karşı ciranta sorumluluğu olmayacağını, ekli sundukları ödeme dekontları ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde dava konusu çek bedeli kadar müvekkili ile dava dışı şirketle ile alış veriş olduğunu, çekinde anılan şirkete verildiğini, davalı ...' a karşı ciranta sorumluluğu doğmayacağını, çek alacaklısının ciranta olan müvekkiline başvurabilmesi için protesto çekmesi veya çek üzerinde açıkça karşılıksızdır ibaresinin geçmesi gerekeceğini, ticari hayatta bir çekin vade tarihinin değiştirilerek 6 yıl ileri bir tarihe vade yazılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafından müvekkili ve akrabalarının adreslerine sürekli taciz maksatlı fiili haciz uygulamaları yapıldığını, Müvekkilinin ciranta olmasına rağmen resmi hamil dahi olmayan ... tarafından zamanaşımına uğramış ve tahrif edilmiş ve kambiyo vasfı olmayan çek üzerinden dolandırılmaya, cebri icra yoluyla borçlu olmadığı bir paranın müvekkiline tanıdıklarına hacze giderek, müvekkilin çevresi haciz baskısı ile korkutularak tahsil edilmeye çalışıldığını, ATK raporu ile çekin tarih kısmının açık bir şekilde başkası tarafından doldurulduğu tespit edilmesine rağmen, davalı istinaf dilekçesinde bu hususun keşideci tarafından yapıldığı ileri sürüldüğünü, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davacının ciranta olduğu dava konusu çekin keşide tarihinde tahrifat yapılıp yapılmadığına, parafın keşideciye ait olup olmadığına ve bu kapsamda menfi tespit istemine ilişkin ilişkindir.
Davaya konu ...Şubesinin, 26.10.2015 keşide tarihli, 18.000 USD bedelli ve ...nolu çekin, ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı takip dosyasında icra takibine dayanak olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu çekin dava dışı keşideci ... tarafından ... yazılı şekilde düzenlendiği, ilk ciranta olarak davacının imzası bulunduğu, davacıdan sonra çekin ...'a geçtiği, sonrasındaki ... cirosunun iptal edildiği, iptal edilen cironun yazılmamış sayıldığı, çekin 01/02/2021 tarihinde ibraz edildiği, tahrifat nedeniyle işlem yapılmadığı görülmüştür.
Çekin üzerinde birden fazla düzeltme bulunduğu, düzeltmelerin her birinde ayrı ayrı paraf olmadığı, çekin çıplak gözle okunabilen ilk keşide tarihinin 26/6/2015 olduğu, sonrasında 6 rakamı 0'a dönüştürülerek 26/10/2015 haline getirildiği, "6" rakamının üzerinden farklı fiziki evsafta ikinci bir kalemle gidilerek tamamlama ve sürşarj yöntemiyle mevcut okunur "0" rakamına dönüştürülmüş olduğu, aynı kalemle onlar basamağında bulunan "1" rakamının ve alt tarafında bulunan düzeltme imzasının atılmış olduğu, farklı fiziki evsafta üçüncü bir kalemle "26" ve "2015" rakamlarının üzeri çizilerek aynı kalemle hemen üst tarafında bulunan "30.01.2021" ibaresinin yazılmış olduğu, çekin ön yüzünde bulunan "..." ibaresinin üzeri farklı fiziki evsafta bir kalemle çizilerek sağ tarafına düzeltme imzası atılmış olduğu, onun da sağ tarafına "30.01.2021" ibaresindekine benzer evsafta bir kalemle "..." ibaresinin yazılmış olduğu ATK raporu ile anlaşılmıştır. Dava dışı keşideci ...'ın düzeltme yönündeki banka, ve İcra Mahkemesi beyanları farklı olsa da netice olarak düzeltmelerin tamamını değil sadece 26/6/2015 tarihlerinin 26/10/2015 olarak düzeltildiğini kabul ederek diğer düzeltmeleri inkar ettiği, beyanlar arasındaki çelişkinin bu suretle giderildiği, bu düzeltmenin de paraf ile desteklendiği, çek üzerindeki diğer düzelmelerin farklı evsafta bir kalemle yapıldığı, bu düzeltmelerin ...'nın eli ürünü olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin 30/01/2023 tarihli celsesinde davalı ...'ın hazır olduğu ve isticvabına karar verildiği, ''Bana göstermiş olduğunuz ... şubesine dair 18 bin dolarlık çekten haberdarım, ben abimle birlikte iş yaparım bizim ... ile ticari ilişkimiz olduğu için borcuna karşılık olarak çeki aldık, ben ... ...'yı tanımıyorum, sonradan kendisini öğrendim, çek bize geldiğinde kendi borcumuz için ... adlı firmaya ben ... olarak imza atıp cirolayıp verdim, ancak daha sonra bu şirket çekin karşılığının olmadığını bildirerek bize iade etti, biz kendi borcumuzu nakit ödedik, ...'dan alacaklı olduğumuz için bu durumu bildirdiğimizde çeki yazdırmamızı istemedi, bizde kabul ettik, bunun üzerine yeniden çekin keşidecisi ... ...'nın yanına kardeşim ...'le davacı ... birlikte gittiler, ... çekin vade tarihinin üstünü çizip paraflayıp çeki geri verdi, bunun üzerine çeki tahsil için bankaya verdim ancak tahrifat olduğu için ödeme yapmadılar, karşı tarafta borcuna sahip çıkmadığı için çeki takibe koyduk, ... ve ... sonrasında çeki tekrar geri almamızı, takibe koymamamızı istediler ise de yıllardır beklediğimiz için çeki takipten çekmedik, çek üzerinde herhangi bir tahrifat yapmadık, düzeltmeleri ... kendisi yaptı ancak ben yanlarında değildim,'' beyanında bulunmuştur.
Mahkemenin 30/01/2023 tarihli celsesinde tanık ...'ın hazır olduğu ve dinlenilmesine karar verildiği, ''Ben davalı kardeşim ... ile birlikte ticaret yaparım dava konusu bana göstermiş olduğunuz çeki bilirim, ben bu çeki ilk 2015 yılında davacı ...'dan aldım, ben ...'ı tanımam çeki aldıktan sonra borcuma karşılık ...'e verdim, çekin günü geldiğinde ...'den tanıdıklarım beni arayarak çekin karşılığının olmadığını, yazdırılacağını söyledi bende durumu ...'a haber verdim, ... ...'ın çekinin yazdırılması şirket itibarinin gitmemesi için yazdırılmaması benden rica etti, bende ...'ın parasını cari hesap itibariyle ödeşerek çeki geri aldım, davacı ...'la birlikte ...'ın yanına gittik, ... düzenleme tarihini paraflayarak düzeltti, ben bizzat oradaydım, durumları olmadığını söyleyerek 2021 yılına vade koyduk, benim alacağım, ...'dan olduğu için ...'da ...'ın ödemesini bekliyordu, o dönem aramızda güven ilişkisi olduğu için bu durumu kabul ettik, sonradan çek ödenmediği için çeki takibe koyduk, şahitlik ücreti istemiyorum'' dedi. Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu:Yaz ayında düzeltme için gittik diye hatırlıyorum, .... ben ve kardeşimin şirketidir, .... ile ... arasında ayrı bir cari hesap ilişkisi veya çekin cari hesaptan ödendiğine dair bir durum yaşanmadı, dedi. beyanında bulunduğu görülmüştür.
Mahkemenin 13/03/2023 tarihli duruşmalarında Tanık ... ..., ''Benim davacı ile ticaretim olduğu için kendisini tanırım, davalıyı ise bu çeke ilişkin davadan sonra duydum, ben ... işi yaparım, dava konusu çeki düzenlediğim zaman ... firması sahibiydim, bana göstermiş olduğunuz ... çekinin 26/06/2015 olan vade tarihini 26/10/2015 olacak şekilde sadece ortadaki ay hanesini değiştirerek bu ay hanesi altına paraf atarak düzelttim, parafımı attım, bu çekteki bahsettiğim paraf ve keşideci imzası bana aittir, ancak paraf ettiğim ilk tarihin üzerindeki 30/01/2021 tarihli düzeltme bana ait değildir, ben 26/06/2015 tarihinin üzerini çizmedim, sadece 06'yı 10 şeklinde değiştirdim, çek içerisindeki ''...'' yazan kısma ilişkin çizik ve parafın bana ait olup olmadığını hatırlamıyorum, ben davacı ...'a olan borcumu taksit taksit ödeyeceğimi, defaten ödeyemeyeceğimi belirttikten sonra bu düzeltmeyi yaptım, her ne kadar bankaya düzeltmenin bana ait olmadığını bildirmiş isem de bundan kastım 30/01/2021 tarihine ilişkin yazının tarafımdan yazılmaması nedeniyledir, yoksa buradaki beyanım geçerlidir, çek bana düzeltim için geldiğinde ...'ın imzasını görmedim, ben kendisini o zaman tanımıyordum, ...'ın kendisi geldi, ...'ın yanında birinin olup olmadığını hatırlamıyorum ancak düzeltim yaptığımız 2015 yılında ... veya ...'i tanımıyordum, ben davacıdan kumaş almıştım bundan dolayı borcum doğmuştu,benim ... veya ...'le herhangi bir ticari ilişkim olmadı, vade tarihinden önce düzeltim yapmıştık, yeni düzeltime ilişkin vade tarihinde beni kimse aramadı, herhangi bir dava veya takip açılmadı, ben borcumu ödedim, çekin sonradan ...'ye verildiğine dair bilgim yoktur, kendisi de durumu bana bildirmedi, tanıklık ücreti istemiyorum'' dedi.
Tanığa ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinde alınan beyanı soruldu: oradaki ifadem de doğrudur, olay 2015 tarihine ilişkin olduğu için bir kısım yönüyle tam hatırlamıyor olabilirim dedi.
Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ... bana ... ile işim bitti diye bir beyanda bulunmadı, 2015 yılında bana hacze gelinmedi, 2021 yılında hacizler başladı dedi.'' beyanında bulunduğu görülmüştür.
İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının ... .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında 18.000.00USD, 268,00USD, 18.268,00 USD fiili ödeme tarihi toplam alacak, 13.204,44-TL çek tazminatı, 396,13-TL komisyon 13.600,57-TL toplam alacak , 18.268,00 USD + 13.600,57-TL toplam alacağın üzerinden takip yapıldığı, takibin kesinleştiği, davanın takipten sonra ikame edildiği anlaşılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin 02/08/2023 tarihli raporunda özetle; "...İnceleme konusu çek ön yüz keşide tarihi bölümünde evvelce yazılan "26/6/2015" ibaresinde aylar hanesi birler basamağında bulunan "6" rakamının üzerinden farklı fiziki evsafta ikinci bir kalemle gidilerek tamamlama ve sürşarj yöntemiyle mevcut okunur "0" rakamına dönüştürülmüş olduğu, aynı kalemle onlar basamağında bulunan "1" rakamının ve alt tarafında bulunan düzeltme imzasının atılmış olduğu, farklı fiziki evsafta üçüncü bir kalemle "26" ve "2015" rakamlarının üzeri çizilerek aynı kalemle hemen üst tarafında bulunan "30.01.2021" ibaresinin yazılmış olduğu, İnceleme konusu çek ön yüzde bulunan "..." ibaresinin üzeri farklı fiziki evsafta bir kalemle çizilerek sağ tarafına düzeltme imzası atılmış olduğu, onun da sağ tarafına "30.01.2021" ibaresindekine benzer evsafta bir kalemle "..." ibaresinin yazılmış olduğu, İnceleme konusu çek ön yüz keşide tarihi bölümündeki "30.01.2021" ibaresi ve "26/10/2015" (üzerinden mükerrer geçiş bulunan aylar hanesi birler basamağındaki "0" okunur rakam hariç) ibaresi ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu ibarelerin sınırlı sayıda ve birbirinin tekrarı olması nedeniyle mevcut mukayese yazılarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'nın eli ürünü olmadığı sonuç ve kanaati" bildirilmiştir.
Davacı taraf davanın ara buluculuk dava şartına tabi olduğunu ileri sürmüş ise de, davanın dava tarihi itibariyle ara buluculuk dava şartına tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Çek üzerindeki birden fazla değişiklik yapıldığı, 30.01.2021 tarihli değişikliğin, keşideci ... tarafından yapılmadığının gerek ...'nın beyanı, gerekse alınan ATK raporundan anlaşıldığı, çekin son değişiklikten önce "26/10/2015" tanzim tarihli olup süresinde bankaya ibraz edilemediğinden, kambiyo senedi vasfına sahip olmadığı, çekteki ciro silsilesine göre taraflar arasında temel ilişki bulunduğu ve temel ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu ancak taraf beyanlarından, davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişkiyi kabul edip, ödeme iddiasına dayanmış olduğundan ispat yükünün davacıya geçtiği kabul edilerek, davacıya ispat hakkı tanınarak 20/10/2015 tarihi itibariyle davacının borcunu ödeyip ödemediğinin tespiti için ....'e yapılan ödemeler, dava dilekçesi ekindeki belgeler incelenerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olup, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;
2-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2024 tarih, 2022/... E. 2024/... K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2026