İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/512 E. 2026/468 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/512
- Karar No
- 2026/468
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/512 Esas KARAR NO : 2026/468
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/08/2024 KARAR TARİHİ : 14/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; tarafların, davalı şirketin kiraladığı ... adresindeki ... ünvanlı işyerinin sıfırdan tadilat tamirat her türlü iç dış dekorasyon ve dilekçeleri ekindeki listedeki işlerin yapılıp teslimi için anlaşmış olduklarını, davalı şirketin kiraladığı ... adresindeki işyerinin sıfırdan ofis olarak tadilat tamirat iç dekorasyon ve dilekçemiz ekinde sunulan listedeki işlerin yapılıp teslimi için de anlaştıklarını, müvekkili şirket yapılan işlerle ilgili EK3 cari hesapta görülen ve icra dosyasına da sunulan faturaları keserek davalı şirkete tebliğ ettiklerini, cari hesap dökümünde görüleceği üzere davalı şirketin müvekkili şirkete dönem dönem ödemeler yapmış olduğunu ancak borcunun tamamını ödememiş olduğunu, bu nedenle davalı şirket aleyhine, müvekkili şirket ile ticari ve sözleşme ilişkisinden kaynaklanan ve tanzim edilen faturalardan bakiye kalan ve cari hesap dökümünde de görülen 218.940,00 TL bedelli borcun tahsili amacıyla ... 27 İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğunu, başlatılan ilamsız icra takibimizde ödeme emri usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, davalı vekili tarafından yapılan itiraz sonucu takibin durdurulmuş olduğunu, haksız, kötü niyetli ve mesnetsiz olarak yapılan itirazın iptali gerekmekte olduğunu, müvekkili şirketin yapılan tüm işlerle ilgili tanzim edilen elektronik faturalarını düzenlemiş ve davalıya göndermiş olduğunu, faturaların tamamının davalı şirkete tebliğ edilmiş olduğunu, davalı şirketin, faturalardan kaynaklananan borcunun bir kısmını belli aralıklarla müvekkili şirketin banka hesabına EFT yoluyla ödemiş olduğunu ancak davalı şirket borcunun 218.940,00TL lik kısmını ödememiş olduğunu, davalı şirketin, müvekkili şirketin düzenleyip kendisine gönderdiği faturalara ilişkin itirazı olmadığını, TTK madde 21/2 “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. “.denilmiş olduğunu, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olması sebebiyle 27.06.2024 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş olup, yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı tarafın, tanzim edilen faturalar, cari hesap ve banka hesap hareketlerinden de sabit olan, bakiye kalan borcun tahsili için açtıkları icra takibine alacaklarını sürüncemede bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, bu nedenlerle itirazın iptalini talep etme zarureti hasıl olduğunu, davalının kötüniyetli olarak yapmış olduğu itiraz sebebiyle, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini de talep ettiklerini, yukarıda açıklanan nedenlerle; davalarının kabulü ile ... 27. İcra Müdürlüğü ... esas nolu icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve icra takibinin devamını, davalının haksız ve kötüniyetle yaptığı itirazı nedeniyle İİK m.67 hükmü kapsamında hükmolunacak alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki mesnetten yoksun olup, aşağıda ayrıntılı bahsi geçen nedenler ile iş bu davanın reddi gerektiğini, davacı taraf ile müvekkili arasında yazılı olarak yapılmış bir sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla hangi işlerin yapılacağı hangi malzemelerin teslim edileceğine dair bir anlaşma olmadığını, söz verdikleri hizmeti vermeyen davacı şirketin, müvekkilinin kestiği iade faturalarını da kabul etmediğini, bu nedenle vermedikleri ya da eksik yaptıkları işlerin de iade faturasının kesilememiş olduğunu, davacı tarafa borçlu olmayan müvekkili şirketin icra takibine itiraz ettiğini, icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının bunu ispatlaması gerektiğini, davacının ticari defterlerini delil olarak sunmuş olsa da müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterleri birbirini doğrulamadığından davacı ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, davacının, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olduğunu, davacının, dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de (ki bahsedilen faturalar dosyaya sunulmamıştır) faturalar tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağını, faturalarla birlikte aynı zamanda fatura konusu işlemin gerçekleştiğinin ve fatura konusu mal varsa teslim edildiğinin ispatlanması gerekmekte olduğunu, davacı tarafın hizmet verdiğini iddia etmekte olduğunu, oysa ki müvekkili şirkete söz verilen ve verildiği iddia edilen hizmetlerin çoğunun verilmediğini, yapıldığı iddia edilen işlemlerin bir kısmı yapılmamış bir kısmının da eksik yapılmış olduğunu, malzemelerin çoğunun teslim edilmemiş olduğunu, verilmiş olan hizmetlerde de birçok problem yaşanmış, davacının tamirat ya da değişim yapmamış olduğunu, kesilen faturalardan da görüleceği üzere davacı tarafın ne hizmeti verdiğini dahi belirtmemiş sadece genel terimler kullanarak faturalar kesmiş olduğunu, bu faturalara ilişkin hangi malların teslim edildiği ya da hangi işlerin yapıldığına dair bir açıklama yapılmamış olduğunu, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan bu davada müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun mevcut olmadığını, davacının, haksız olarak müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia etmekte olduğunu, zira davacı tarafın, davaya konu icra takibinde de alacağın varlığına dair somut bir delil sunulmadan kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu sebeplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, işbu iddiaların hem usul hem de esas açısından bakıldığında hukuki gerçeklikle bağdaşmadığı anlaşılmakta olduğunu, bu sebepler doğrultusunda işbu davanın reddi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davalı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. ... 27 İcra Müdürlüğü... Esas sayılı takip dosyası, ticari defter ve belgeler, fatura, tarafların BA-BS formları, tanık ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, Mahkememizce mahallinde keşif yapılmış, bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve tüm deliller toplanmıştır. ... 27 İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davalıdan, fatura alacağından kaynaklı 218.940,00TL. alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yaptığı, davalının süresi içerisinde, borca, faize ve fer’ilerine itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu ve davacı tarafından takibin devamının sağlanması amacıyla İİK. 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde, itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Takip dayanağı belgeler ;27.06.2022 tarihli 76.700TL bedelli , 29.07.2022 tarihli 53.100TL bedelli , 29.12.2023 tarihli 827.241,60TL bedelli faturalardır. İlgili Vergi Dairelerinden tarafların BA-BS formları celp edilmiştir. İhtilaf, davacı alacaklının davalıdan, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fatura alacağına dayalı takip sebebi itibariyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti konularından kaynaklanmakta olup, alacak miktarının tespiti için takip dayanağı faturanın incelenmesi hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususların bilirkişiye tespit ettirilmesi mümkündür. Mahkememizce davacı ve davalı tanıkları dinlenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra, mahallinde yapılacak keşif ile birlikte bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, Mahkememizin 25/03/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı ...; "... ben ... Şirketi'nin müdürüyüm, davacı şirket ile birlikte inşaat işlerinin elektrik kısmını yapmaktayım, dava konusu iş yerini bilirim, ...'dedir, 2022 yılında iş yerinin sıfırdan komple elektrik işlerini yaptık, davalı şirket bu iş yerini devralınca tadilat yapılması için davacıya başvurdu, biz elektrik tesisatını komple yeniledik, mutfak kısmına yeniden elektrik kabloları döşendi, elektrik panosu yapıldı, mutfak dolapları, asma tavan yapıldı, endüstriyel mutfak yapıldı, restaurant kısmında avizeler ve spotlar astık, havalandırmaları yaptık, balık restoranı kısmında da elektrik ve kamera tesisatını yaptık, et kısmına da kamera tesisatı kurduk, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: ...'da bulunan iş yerinde davalı tadilat yaptırdı, bu adreste de elektrik tesisatını ben yaptım, yaptığım her iş faturalıdır, ... yani davacı şirket diğer tadilatları yaptı, bu tadilatlar halı, alüminyum doğrama, alçıpan, boya, doğramalar, ofis bölmeleri, mutfak dolaplarını yaptı, ben de elektrik tesisatı, kamera tesisatını yaptım, Davacı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: klimaları davacı şirket taktı, Davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu: klimaları ... yani davacı şirket tedarik etti, faturaları ben... şirketi adına davacı şirkete kestim,..." beyan ettiği görüldü. Tüm deliller toplandıktan sonra, bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş, elektrik mühendisi bilirkişi ..., inşaat mühendisi bilirkişi ..., mali müşavir bilirkişi ...ve sözleşme uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan 18/04/2026 tarihli bilirkişi raporunda; "...Huzurdaki davanın; Takip alacaklısı/davacı taraf borcun "cari hesaba/açık hesaba dayalı fatura bakiyesinden" kaynaklandığını ileri sürerek takip borçlusu/davalı aleyhine 07/05/2024 tarihinde (icra harç mk. tarihidir) ... 27. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile 218.940,00 TL asıl alacağı için başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın iptali davası olduğu, Yukarıda açıklandığı üzere Sayın davacı ve davalı vekillerinin mail adreslerine adresine yukarıda metni bulunan mail ile inceleme talep ve belge/bilgi talep edilmiş olup, iş bu rapor tanzimine kadar herhangi bir dönüş sağlanmamış olup, mailde de belirtildiği ‛dosya kapsamında rapor yazımı yapılabilmiş olup takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, 1-Sözleşme Bakımından İnceleme Ve Değerlendirmeler: Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Eser sözleşmeleri iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesidir. Yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle yükümlüdür. Eser sözleşmelerinde ‚eser ve ‚bedel olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici istenen özellikte eseri meydana getirmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Tarafların anlaşırken bedel kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceği biliniyorsa veya bilinmesi gerekiyorsa eser sözleşmesinin bulunduğu kabul edilir (HGK-K.2021/506). Heyetimiz teknik üyeleri tarafından Sayın Mahkeme Hakimi Başkanlığı’nda yapılan keşifte davacı tarafından yapılan imalatların artık yerinde olmaması ve söz konusu adreslerde yeni kiracıların faaliyette olması ve yeni kiracılar tarafından taşınmazlara ait teknik alt yapılarda (elektrik-mekanik tesisatı, mimari yapı vb.) kendi işletme faaliyetlerine uygun değişiklikler yapılması sebebiyle davacı tarafından yapıldığı belirtilen işlere ilişkin yerinde tespit ve teknik değerlendirme yapılması mümkün olmadığı hususunda görüş bildirilmiştir. Mali incelemede ise Sayın Mahkemenin tarafların vergi dairelerinden dosyaya celp edilen B formları karşılaştırma tablolarında tespit edildiği üzere 2023 yılında; davacı tarafından davalıya KDV öncesinde 1 adet ve 689.368,00 TL mal ve hizmet satışının olduğunun ve davalının ise davacıdan 1 adet ve 689.368,00 TL mal ve hizmet satışının olduğunun bağlı oldukları V.D. lerine bildirildiği, diğer bir deyişle davacının 07/05/2024 takip tarihinde, davalıdan 218.940,00 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, davacının davalıya kestiği aşağıdaki 29.12.2023 tarih, ... no.lu, ‚Tadilat ve dekorasyon işleri götürü bedeli‛ açıklamalı, (689.368,00 TL + 137.873,60 TL % 20 KDV=) 827.241,60 TL e-faturanın (e-arşiv fatura) davalı tarafından da muhasebe kayıtlarına alındığı ve bağlı olduğu V.D. sine davacıdan alım olarak beyan edildiği tespit edilmiştir. Ez cümle; Sayın Mahkeme’nin kabulü halinde ve Sayın Mahkeme’nin davacı ve davalının Vergi Dairesi kayıtlarından dosyaya celp ettiği B formları tablolarındaki mutabakatları da göz önüne alınması ile, davacının ilgili faturadan 07/05/2024 takip tarihinde, davalıdan 218.940,00 TL alacaklı olduğu heyetimizce mütalaa edilmekle birlikte nihai takdir Sayın Mahkeme’nindir. 2-Teknik İnceleme Ve Değerlendirmeler: Davacı .... Şti. tarafından, Davalı ... Ltd. Şti.’ nin talebi doğrultusunda -"..." ve "..." adreslerinde bulunan taşınmazlarda teknik alt yapı işleri yapıldığının belirtildiği, yapılan işlere ilişkin tahakkuk edilen fatura bedellerinin bir kısmının davalı tarafından kendilerine ödendiği ancak takibe konu kalan 218.940,00TL’lik bedelin tarafına ödenmediği sebebiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, yerinde yapılan incelemeler dikkate alındığında; taraflar arasında yapılan işlere ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, anlaşmanın sözlü olarak yapıldığı belirlenmiştir. Söz konusu adreslerde yeni kiracıların faaliyette olması ve yeni kiracılar tarafından taşınmazlara ait teknik alt yapılarda (elektrik-mekanik tesisatı, mimari yapı vb.) kendi işletme faaliyetlerine uygun değişiklikler yapılması sebebiyle davacı tarafından yapıldığı belirtilen işlere ilişkin yerinde tespit ve teknik değerlendirme yapılması mümkün olmamıştır. Ayrıca davacı tarafından sunulan keşif listesi ve fatura detayları incelendiğinde; Talep edilen bedel kalemlerinde genel ifadeler kullanıldığı, kullanılan malzeme ve metraj ile ürün ve miktarına ilişkin bilgi bulunmadığı, hususları dikkate alındığında fatura bedellerinin de piyasa şartlarında uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılamamıştır. 3-Sayın Mahkeme Tarafından Davacının Alacaklı Olduğunun Kabulü Halinde Aşağıdaki Değerlendirmelerin Yapılması Gerekmiş Olup, Takdir Sayın Mahkeme'ye Ait Olmak Üzere; Davacının cari hesap ekstresi incelendiğinde; davalı ile olan 25.04.2022 tarihinden 29.12.2023 tarihine kadar olan ticari ilişkiye göre; 2.228.420,80 TL davalıya fatura kestiği, 2.009.480,20 TL tahsil ettiği, başkaca bir kayıt olmadığından 07.05.2024 takip tarihi itibariyle 218.940,00 TL bakiye alacağı kaldığı, a-Davacının Alacak İddiasının İncelenmesi: Davacının 07/05/2024 takip tarihinde, davalıdan 218.940,00 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağının varlığının davacının davalıya kestiği aşağıdaki 29.12.2023 tarih, ... no.lu, ‚Tadilat ve dekorasyon işleri götürü bedeli açıklamalı, 827.241,60 TLe-faturadan (e-arşiv fatura2) kaynaklı 218.940,00 TL bakiye alacaktan kaynaklandığı, ¸ Davacının alacaklı olup/olmadığının takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere; Sayın Mahkeme tarafından tarafların V.D. lerinden celp edilen B formları satış – alış karşılaştırma tablolarına göre; davacının 07/05/2024 takip tarihinde, davalıdan 2e-Fatura nedir E-fatura elektronik ortamda hazırlanan ve karşı taraf ile paylaşılan bir fatura türüdür. Fatura oluşturduktan sonra sistem, faturayı göndereceğitarafın e-fatura kullanıcısı olup olmadığını tanımlar ve e-fatura ona göre gönderilir. e-Fatura mükellefi olunduğunda fatura kesildikten sonra yazdırma ve kargolama gibi operasyonel süreçlerden ve masraflardan kurtulursunuz.e-Fatura hazırlarken de iki farklı senaryo uygulanabilmektedir. -Temel e-fatura -Ticari e-fatura e- Arşiv Fatura, Vergi Usul Kanunu uyarınca kâğıt ortamında düzenlenmek, muhafaza ve ibraz edilmek zorunluluğu bulunan faturanın, 433 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun olarak elektronik ortamda düzenlenmesi ve ikinci nüshasının elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesine imkân sağlayan uygulamadır. e-Arşiv Fatura uygulamasında, e-Fatura uygulamasından farklı olarak, oluşturulan faturalar, GİB üzerinden alıcısına ulaştırılmamaktadır. 218.940,00 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, davacının davalıya kestiği aşağıdaki 29.12.2023 tarih, ... no.lu, ‚Tadilat ve dekorasyon işleri götürü bedeli açıklamalı, (689.368,00 TL + 137.873,60 TL % 20 KDV=) 827.241,60 TL e-faturanın (e-arşiv fatura) davalı tarafından da muhasebe kayıtlarına alındığı ve bağlı olduğu V.D. sine davacıdan alım olarak beyan edildiği tespit edildiğinden; Davacının ilgili faturadan 07/05/2024 takip tarihinde, davalıdan 218.940,00 TL alacaklı olduğu mütalaa edilmekle birlikte nihai takdiri delillerle doğrudan temas eden Sayın Mahkeme’ye aittir. b-Sayın Mahkeme Tarafından Davacının Alacaklı Olduğunun Kabulü Halinde Faiz konusunun irdelenmesi: Davacı taraf, 07/05/2024 takip tarihinde asıl alacağına takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep etmiştir. Bu halde TCMB verilerinden 07/05/2024 takip tarihi itibariyle avans faizi oranının % 51,75 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 218.940,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren % 51,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, faizin infaz aşamasında hesaplanabileceği, Özetle; Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere, davacının davalıdan, takip tarihi itibariyle ve itirazın iptaline konu alacağının; olabileceğinin mütalaa edildiği, Davacının icra inkar tazminatı talebinin ve/veya davalının kötü niyet tazminatı talebinin takdirinin ise Sayın Mahkemeye ait olduğu, sonuç ve kanaatine ulaşılmakla birlikte, Bu hususların takdirinin delillerle doğrudan temas eden Sayın Mahkeme'nize ait olduğu ve davacının ve/veya davalının savları yüce Mahkemece benimsenirse, iş bu davada dermeyan ettiği istem nazara alınarak hüküm kurulmasının ancak yüce yargı makamının takdir sınırları içinde düşünülebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılmakla birlikte; asli takdirin tamamen sayın yargı makamına ait olduğu..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Eser sözleşmesi TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde taraflardan biri iş sahibi, diğeri ise yüklenicidir. Eser Sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici yapımını üstlendiği eseri işi, özen borcu gereği fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla yükümlüdür. Kural olarak yüklenici yaptığı işin tutarını, iş sahibi de iş bedelini ödediğini kanıtlamak zorundadır. Eser sözleşmesi yapıldıktan sonra işin yüklenici tarafından yapıldığı ve tamamlandığı karine olarak kabul edilmiştir. Ancak bunun aksini iddia eden ispatı mümkündür. Bir başka anlatımla iş sahibi eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14/10/2014 tarih ve ... E.,...K. Sayılı kararında ;"Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir. Zira, hükmüne uyulan Dairemiz bozma kararında özetle, somut olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu ve davacının davalıya mal teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği belirtilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü' nden dava konusu faturaya ilişkin BA-BS formlarının celbedilerek incelenmesini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece davacının belirtilen bu delili üzerinde durulup, celp edilecek formların incelenmesi sonucunda davalı tarafın dava konusu faturayı ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde, bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu göstereceği hususu gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir."denilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olmayan eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının yüklenici, davalı şirketin ise iş sahibi konumunda olduğu, eser sözleşmesinin, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olduğu ( TBK. 470 ), yüklenicinin borcu sözleşmeye ve fen ve tekniğine uygun şekilde ve zamanında işi teslim, iş sahibinin borcu ise, iş bedelinin ödenmesi olduğu ( TBK. 471 ve TBK. 479 ), her ne kadar Mahkememizce keşfen inceleme yapılan mahallerde davacı tarafından yapılan imalatların artık yerinde olmadığı, söz konusu adreslerde yeni kiracıların faaliyette bulunmuş olmaları ve teknik altyapı değişiklikleri yapmış olmaları nedeniyle davacı tarafından yapıldığı belirtilen işlere ilişkin tespit ve teknik değerlendirme yapılamamış ise de tarafların tacir olduğu, taraflar tacir olduklarına göre ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatının mümkün olduğu, HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ticari defterlerin kesin delillerden olduğu, bilirkişi raporuna göre davacı tarafından davalı adına düzenlenen davaya konu 29.12.2023 tarih "tadilat ve dekorasyon işleri götürü bedeli" açıklamalı 827.241,60TL bedelli e-faturanın hem davacı hem de davalının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, TTK'nın 21/2.maddesinde belirtilen 8 günlük süre içinde faturanın davalı tarafından itiraz ya da iade edilmediği, davalı tarafından bağlı olduğu ... Vergi Dairesine davacıdan alım olarak beyan edildiği, taraf ticari defterlerinin 6102 Sayılı TTK'nun 64/3 maddesiyle HMK 222.maddelerinde ifade edilen kanuni şartlara uygun olarak tutulduğu, tarafların defter kayıtlarının ve belgelerinin uyumlu ve birbirini doğrular nitelikte olduğu, bilirkişi raporu ile davacının dava tarihinde 29.12.2023 tarihli fatura nedeniyle davalıdan 218.940,00TLalacaklı olduğunun tespit edildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş , aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN KABULÜ İLE, ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takipte davalının itirazının iptaline, takibin aynı şartlarda devamına 2- Kabul edilen alacağın % 20’si olan 43.788,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 14.955,79-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 2.644,25-TL. harcın mahsubu ile bakiye 12.311,54-TL. harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL. başvurma harcı + 2.644,25-TL. peşin harç + 52.000-TL. bilirkişi + 1.127,50-TL. tebligat-müzekkere + 4.361,50-TL. keşif harcı giderleri olmak üzere toplam 60.560,85-TL. yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600-TL. arabuluculuk ücretinin tamamının, davalıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/07/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır
¸Bu evrak 5070 sayılı Yasa gereğince elektronik olarak imzalanmıştır.