Diğer ·

2021/26 E. 2026/133 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2021/26
Karar No
2026/133
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/26 Esas KARAR NO : 2026/133

DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 07/12/2012 KARAR TARİHİ : 25/06/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalıların kardeş olduklarını, müvekkilinin murisi olan ... ile 14/06/2007 tarihinde müzik yapım ve ticaret pazarlama sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeye göre ...'in beş adet müzik albümünün yapımcılığını üstlendiğini, davacıya 100.000 - Avro tazminat ödemeyi kabul ettiğini, söz konusu tutarın ödenmemesi nedeniyle anılan tutarın mirasçı davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının ölünceye kadar bakma sözleşmesini müzik yapım ve ticaret pazarlama sözleşmesi olarak nitelendirdiğini, müteveffanın malvarlığının yanı sıra yapımcı sıfatıyla albüm yapmayı da taahhüt ettiğini, sözleşmenin kanunun aradığı koşulları taşımadığını, bu sözleşmenin muvazaalı olduğunu, hayatı boyunca müzik yapımcılığı ile uğraşmamış bir kimsenin 75 yaşında yapımcı olmayı üstlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 29/04/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle davacı ile müteveffa arasında TBK'da düzenlenen gerek "eser sözleşmesi" ve gerekse "yayım sözleşmesi" kapsamında bir müzik yapım ve ticaret pazarlama sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kesin hükümle muvazaalı olarak geçersizliğine hükmedilmiş olduğundan, bu sözleşmenin tahvil yoluyla TBK'daki "eser sözleşmesi" ve "yayım sözleşmesi" çerçevesinde değerlendirildiğinde de önce davacının sözleşme konusu edimi olan 5 albüm yapma işini ifa etmesi veya ifasını önermesi gerektiği ancak davacının kendi edimini ifa ettiğini veya ifasını da önerdiğini ispat edemediği, sözleşmenin bağış sözleşmesi olarak kabul edilmesi halinde de ancak koşullu ve yüklemeli bağış hükümlerinin uygulanabileceği karşısında davacının koşulu veya yüklemeyi de yerine getirmediğinden sözleşme konusu alacağı hak kazanmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 08/12/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre kök raporda ve ek raporda yer alan değerlendirmelerinin tarafların itirazlarını karşıladığı düşünülmekle kök rapordaki kanaatlerinin korunduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davanın; davacının ve davalıların murisi olan ... ile davacı arasında imzalandığı belirtilen 14/06/2007 tarihli müzik yapım ve ticaret pazarlama sözleşmesine dayalı 100.000 Euro tazminat talebine ilişkin olduğu, ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında işbu davaya konu sözleşmenin muvazaa iddiasıyla iptali için yapılan yargılamanın bekletici mesele yapıldığı, söz konusu dosyanın incelemesinde; davacıların ... ve ..., davalının ... olduğu, davanın muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescili olduğu, ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin... Esas - ... Karar sayılı 24/03/2022 tarihli ilamı ile "ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olduğu, devrin ölünceye kadar bakma sözleşmesi gerekçesiyle değil bir bağış suretiyle yapıldığı" gerekçesiyle muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair karar verildiği, karara karşı davalı tarafından yapılan İstinaf başvurusunun İstanbul BAM 2. Hukuk Dairesi'nin ...Esas -... Karar tarihli ilamı ile esastan reddine dair kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmakla; Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, İstanbul BAM 2. Hukuk Dairesi'nin...Esas - ... Karar tarihli ilamı ile kesinleşen ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas - ...Karar sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dosya kapsamında düzenlenen ve Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu kök/ek raporlarında da belirtildiği üzere; Davaya konu 14/06/2007 tarihli sözleşme başlığının ölünceye kadar bakma sözleşmesi olduğu, sözleşme içeriği incelendiğinde yapımcının muris, prodüktörün davacı, sözleşmenin konusunun annesine ölünceye kadar evlerinde bakma, koruma, kollama, tedavi ettirme, evlerinin onarımı yaptırma, rahat ettirme, tatile götürme, gezdirme görevlerini üstlendiği, davalıların bakmakla yükümlü olduğu annesi ve babasına bakmadığı, davacının anne ve babasına bakmayı üstlendiği, bu sebeple davacının hayata geç atılması, geç evlenmesi, çocuk sahibi olmakta geç kalması, memuriyette sürgün edilmesi, bestecilik, şarkıcılık ve kaset-sahne tekliflerini reddetmek zorunda kaldığı için yüksek maddi zararlar sebebiyle yapımcının tüm masrafları üstelenerek davacıya borçlanmak suretiyle emek ve tazminat olarak gayrimenkullerin %75 hisse vermeyi ve taşınmaz devretmeyi kabul ettiği, davacının ünlü oluncaya kadar beş müzik albümü yönünden yapılacak faaliyetleri bakımından toplam 100.000 Euro tazminat alacağının yapımcı sıfatıyla muris tarafından ödeneceğinin belirlenmiş olduğu, Davaya konu ölünceye kadar bakma sözleşmesi biçiminde düzenlenmiş ve fakat kesin hükümle muvazaalı olduğu ve geçersiz olduğuna karar verilen bu sözleşmenin “Albüm Yapım Sözleşmesi/Eser Çıkarma Sözleşmesi/Albüm Yayım Sözleşmesi” niteliğinde bir sözleşmeye tahvil edilip edilemeyeceği üzerinde durmak gerektiği, muris ile davacı arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tahvil yoluyla öncelikle “yayım sözleşmesi” veya “eser sözleşmesi” biçiminde değerlendirilmesi düşünüldüğünde sözleşmede yapımcının ediminin hem yapım hem de yayım aşamalarının ve hatta video klip çekimleriyle bir anlamda pazarlamasının da yapılması” olduğunun görüldüğü, Eser Çoğalttırma Sözleşmesinde eser sahibinin eserini kendi adına ve hesabına çoğalttırdığı, yayınlayanın ise eseri bir ücret karşılığında çoğaltan ve yayan bir yüklenici durumunda olduğu, bu ilişkiye TBK'nın eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı, yayım sözleşmesinin TBK m. 487'de, “bir fikir ve sanat eseri sahibinin veya halefinin, o eseri yayımlanmak üzere yayımcıya bırakmayı, yayımcının da onu çoğaltarak yayımlamayı üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlandığı, bu tanımdan hareket edildiğinde bu sözleşmenin taraflarının “fikir ve sanat eseri sahibi veya halefi” ile "yayımcı” şeklinde belirlenebildiği, bu sözleşmenin unsurlarını ise bir fikir ve sanat eserinin varlığı, fikir ve sanat eseri üzerindeki telif hakkının devri, fikir ürünü üzerindeki telif hakkının devrini konu edinen tarafların anlaşmasının oluşturduğu, ancak sözleşmede fikir ve sanat eseri üzerindeki telif hakkının devrinin sağlanmadığının görüldüğü, bu anlamda ortada yayım sözleşmesinin unsurlarının bulunmadığı, dolayısıyla ortada yayım sözleşmesinden ziyade bir eser sözleşmesi olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanabileceği, eser sözleşmesinin TBK m. 470'te; “eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlandığı, söz konusu sözleşme ile farklı nitelikte sözleşmeler birleştirilerek ayrı bir sözleşme meydana getirildiği, sonuçta birleşik sözleşme oluşturulduğunun değerlendirildiği, TBK m. 19/1 düzenlemesine göre bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradelerinin esas alındığı, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin söz konusu maddesi incelendiğinde müteveffanın meydana getirilmiş ve getirilecek albümlerin üretimi, tanıtımı, pazarlanması için albüm başına tazminat olarak 20.000 Euro tutarında bir meblağı harcamayı kabul ettiğinin anlaşıldığı, bununla birlikte sözleşmedeki maddenin devamında davacı prodüktörün sözleşme konusu 5 albümle ilgili maliyetleri kendisinin ve eşinin karşılayacağı yapımcı murisin vefatından sonra murisin taşınmazı satılarak albüm giderlerinin tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, ancak müteveffanın söz konusu edimi karşılığında davacının üstlendiği bir karşı edim kararlaştırılmadığı, FSEK hükümlerine göre bir icra ürünü olan veya sair sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcılarının bu eserler üzerindeki mali hakları kullanma yetkisini devralmak amacıyla gerekli ödemeyi yaptıkları, oysa ki anılan sözleşme hükmünde bu yönde bir düzenleme yer almadığından FSEK anlamında bir yapım sözleşmesi bulunmadığının değerlendirildiği, Dosyada bir adet kartonet dışında albümlerin meydana getirildiğine dair eser işletme belgesi, bandrol, albüm üretim, pazarlama faaliyetlerine ilişkin fatura, satış adetlerini gösterir belge vb. sair bir belge de bulunmadığından bu albümlerin meydana gelip gelmediği de tespit edilemediği, her ne kadar davacı tarafça edimlerin yerine getirildiği beyan edilerek ödeme belgeleri ve eser işletme belgesi dosyaya sunulmuş ise de anılan belgeler incelendiğinde müteveffa lehine bir karşı edim kararlaştırılmadığının anlaşıldığı, sözleşmede önce albümlerin yapılacağı ve maliyetlerinin davacıyla eşi tarafından karşılanacağı ancak sonrasında toplam 100.000 Euro tutarına kadarki ödemelerin muris tarafından (ve hatta murisin vefatından sonra taşınmazının satılarak karşılanacağı kararlaştırıldığı düşünüldüğünde) davacının öncelikle kendi edimini ifa etmediğinin tespit edildiği, dosya kapsamından davacının kendi edimini ifa ettiği ya da ifasını önerdiğine dair bir delil bulunmadığı, Buna karşılık davaya konu sözleşme hükmünün FSEK hükümlerine tabi yapımcıya mali hakların devrini amaçlayan bir yapım sözleşmesi olduğu kabul edilirse bu durumda FSEK m. 52 hükmünde düzenlendiği gibi mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin şart olduğu, bu kapsamda yazılılık koşulunun sağlandığı kabul edilse dahi yapımcı lehine olan tasarruflar ve konusu olan haklar belirtilmediğinden dava konusu edilen sözleşme maddesinin TBK m. 27/1 ve FSEK m. 48/3 gereğince hükümsüz olduğunun kabulü gerektiği, Yine anılan sözleşme hükmüne göre müteveffanın yaptığı harcamalar karşısında bir gelir de elde etmediği dikkate alındığında dava konusu sözleşmenin “Bağışlama Sözleşmesi” bakımından da değerlendirilmesi gerektiği, bağış sözleşmesinin söz konusu olması için kazandırmanın karşılıksız yapılması gerektiği, ancak yapılacak ödemeler albümün yapılmasıyla muaccel olacağından Bağışlama Sözleşmesinden ziyade Koşullu Bağışlama veya Yüklemeli Bağışlamalar olarak değerlendirilmesi gündeme gelebilecekse de, davacının söz konusu 5 albümü yaptığına dair dosyada bir delil bulunmadığından Bağışlama Sözleşmesi ile ilgili TBK düzenlemesi doğrultusunda da bir alacağı olmadığı kanaatine ulaşıldığı, ölünceye kadar bakım sözleşmesi başlıklı sözleşmede mirasçıların ödemelerden sorumlu olacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle bu sözleşme hükmünün bağış olduğunun kabulü halinde davalıların sözleşmede kararlaştırılan tutarı ödeme yükümlülüğünün bulunduğundan söz edilemeyeceği, Neticeten davacı ile müteveffa arasında TBK'da düzenlenen gerek eser sözleşmesi ve gerekse yayım sözleşmesi kapsamında bir müzik yapım ve ticaret pazarlama sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinin kesin hükümle muvazaalı olarak geçersizliğine hükmedilmiş olduğundan, bu sözleşmenin tahvil yoluyla TBK'daki eser sözleşmesi ve yayım sözleşmesi çerçevesinde değerlendirildiğinde de önce davacının sözleşme konusu edimi olan 5 albüm yapma işini ifa etmesi veya ifasını önermesi gerektiği, ancak davacının kendi edimini ifa ettiğini veya ifasını da önerdiğini ispat edemediği, sözleşmenin bağış sözleşmesi olarak kabul edilmesi halinde de ancak koşullu ve yüklemeli bağış hükümlerinin uygulanabileceği karşısında davacının koşulu veya yüklemeyi de yerine getirmediğinden sözleşme konusu alacağa hak kazanmadığı kanaatine varılarak davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harcından peşin harcın mahsubu ile artan 2.840,95 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin ve davacı asil ile davalı asilinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2021/26, K. 2026/133, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2021-26-e-2026-133-k-263de11b389b