Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/582 E. 2026/811 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/582
Karar No
2026/811
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/582

KARAR NO: 2026/811

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 21/12/2023

NUMARASI: 2023/121 E. - 2023/898 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket bünyesinde davalı ...'nun, 03.08.2017 tarihinden 15.02.2022 tarihine kadar satış nezaretçisi olarak çalıştığını, müvekkil şirketin dört şubesi bulunduğunu, Davalı ... sorumluluğunda olan şubesinde yapılan yıl sonu incelemelerinde ciddi açıklar tespit edildiğini, sipariş fişlerinde usulsüz işlemler tespit edildiğini, zimmete para geçirme, hırsızlık ve güveni kötüye kullanma, doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışlarından dolayı ... ve ayrıca aynı şubede 10.11.2020 giriş tarihi ile satış personeli olarak işe başlayan ve ...'nun akrabası olan ... hakkında, 46 Numaralı kod (Güveni Kötüye Kullanma, Hırsızlık Veya Sırların İfşa Edilmesi; İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması) ile iş çıkışı verildiğini, davalının müvekkil şirket bünyesinde çalışmakta iken şirkete ait çek karnesi, müşteri çekleri, nakit para, tedarikçi çekleri gibi önemli evrakların ...'na pozisyonu sebebiyle emanet edildiğini, dava konusu senedin, ...'nun çalıştığı şubede bulunan çelik kasa içerisinde muhafaza edildiğini, şube sorumluluğu kendisinde olduğundan, çelik kasaya ait iki adet anahtarın ...'nda bulunduğunu, 12.02.2022 tarihinde, cumartesi günü, müvekkil şirkette yapılan toplantıda sorumlusu olduğu şubede yaşanan ve suç duyurusuna konu edilen bu hususlar ...'na izah edildiğini, akrabası olan ve birlikte hareket ettikleri tespit edilen ...'ın da işten çıkartılacakları, ...'na beyan edildiğini, müvekkil şirketle ilgili tüm eşyaların teslim edilmesinin istendiğini, bu esnada müvekkil şirkete bu kasa ile ilgili bir anahtar teslim edildiğini, ikinci anahtarın günler sonra müvekkil şirket bünyesinde şoförlük yapmakta olan ...adlı çalışana teslim edildiğini, müvekkil şirket tarafından ...,'nun bu süreçte ve sonrasında müvekkili şirkete ait işyerlerine ve özellikle tüm bu hususların yaşandığı şubeye herhangi bir yedek anahtar ile habersiz, izinsiz ve yanlarında yetkili olmaksızın girmemeleri konusunda defalarca ikaz edildiğini, ancak 13.02.2022 Pazar günü sabah 09.00 civarında müvekkil şirketin haberi, izni olmadan ve yanlarında hiçbir yetkili olmaksızın ...'ın müvekkil şirkete ait söz konusu şubeye girip bir takım eşyaları kendi aracına yüklediği kameralar ile tespit edildiğini, 14.02.2022 tarihinde şirket yetkilileri şubeye geldiği zaman ...'ın 13.02.2022 Pazar günü saat 09.00'da şubeye girerek tespite konu senedi kasadan yedek anahtar ile aldığının tespit edildiğini, işbu senedin kasa içerisindeki varlığını bilen şirketin aynı şube çalışanlarından Papatya Karakuş tarafından aynı gün tutanak tutularak bu durum kayıtlara geçirildiğini, menfi tespite konu senet üzerinde farklı yazı stillerinin mevcut olduğunu, işbu senet tedarikçiye verilmek amacıyla davalı ...'na iş ilişkisi sürerken diğer bir kısım evraklar gibi kasa içinde emanet edildiğini belirterek davanın kabulüne, icra takibine konan senedin hukuken geçerli bir alacak ve borç içermemesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ve dosyada bulunan senedin iptaline, icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğundan %40’dan aşağı olmamak üzere lehlerine tazminata hükmedilmesin, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil birçok firmada çalıştığı ve ... firmasında Boru Satış Sorumlusu ve Satış Bölge Yöneticisi olarak görev aldığı 2006-2014 yılları arasında davacı olan şirket de müvekkilin portföyünde satış yapılan 300'e yakın müşteriden biri olduğunu, müvekkilinin 2017 yılından sonra davacı şirkette satış nezaretçisi olarak işe başladığını, şirket yetkilileri tarafından hiçbir delil sunulmadan, tamamen soyut iddialar ile iş akdinin kötüniyetli olarak haksız bir şekilde sonlandırıldığını, müvekkilinin davacı şirkette çalışmış olduğu süreçte şirketin ticari faaliyetinin devam edebilmesi ve amacıyla dışarıya vermiş olduğu ticarete ilişkin çeklerinin ödeme günleri geldiğinde ödeyememesi üzerine şirketin itibarının zedelenmemesi amacıyla eşine ve ablasına ait olan altınlarını bozdurduğunu, çevresindeki insanlardan borç alarak şirketin çeklerinin ödenmesini sağladığını, bu ödemeler sebebiyle şirketten alacaklıolduğunu, bu hususun şirketin resmiyette olmasa da yetkililerinden olan müdür ... ve şirketin imza yetkililerinin de bilgisi dahilinde olduğunu. müvekkilinin gerek işçilik alacakları gerekse şirkete vermiş olduğu borçları ödememek için hiçbir delil sunmadan hırsızlık kodu ile iş akdinin sonlandırıldığını, şirketi temsile yetkili olan ... ile yapılan whatsap yazışmalarından bu durumun anlaşılacağını, davaya konu olan senet davacı ... tarafından müvekkilinin şirkete vermiş olduğu borç paralara istinaden verildiğini, davacı tarafından hırsızlık ve senete ilişkin yapmış olduğu itirazlar tamamen borçtan kurtulmaya yönelik kötüniyetli ve haksız iddialar olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacıların açıkça kötüniyetli olmaları sebebiyle aleyhlerine %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Davacıların davalıyı işyerinde çalıştığı dönemde icra takibine konu senedi şirketin bilgisi dışında uhdesine aldığından dolayı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığına şikayet ettiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/61253 soruşturma dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan takipsizlik kararı verildiği, soruşturma dosyasında da açılan icra takibinin kaynağının davalı ...'ın eşinin davacı için verdiği altınların karşılığında verilen senet olduğunu beyan ettikleri, ...'ın dosyaya sunmuş olduğu mesaj çıktılarında ...numaralı hattan gelen mesajlarda verilen altınların konusundan davacının imzaladığı senedin varlığından bahsedildiği, ...numaralı hattın UYAP üzerinden yapılan sorgusunda davacıya ait olduğunun ancak halihazırda aktif olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle takipsizlik verildiği, davacının senedi şirket bilgisi dışında ele geçirdiği iddialarını ispat edemediği, icra takibine konu senetteki imzanın inkarı da söz konu olmadığı, senedin sonradan doldurulduğuna dair iddiaları davacının ispat etmesi gerektiği ancak ispat edemediği ayrıca davacıların kötüniyetle iş bu davayı açtığı kanaatine varıldığı" gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirkette şube sorumlusu olarak çalışan davalı ...'nun pozisyonu gereği kendisine emanet edilen çelik kasa anahtarlarını kullanarak ve işten çıkarılacağını öğrendiği günün ertesinde, 13.02.2022 Pazar günü yetkisiz şekilde şubeye girip kasada tedarikçilere verilmek üzere muhafaza edilen ve imzalı ancak boş olan senedi çaldığını, akabinde bu senedi kendi lehine olacak şekilde ve müvekkil ...’ı da rızası dışında kefil olarak ekleyip farklı yazı stilleriyle doldurarak İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe giriştiğini, bu eylemler nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2022/61253 ve 2022/55557 soruşturma numaralarıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, yerel mahkemenin bu soruşturmaların sonucunu bekletici mesele yapması gerekirken eksik incelemeyle ve soruşturmanın takipsizlikle bittiği şeklindeki hatalı varsayımla davanın reddine karar verdiğini, senet üzerindeki yazıların davalının eli ürünü olduğunun grafolojik incelemeyle ortaya çıkacağını, taraflar arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, davalının "eşinin altınları karşılığı senet verildiği" iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira davalının kasadaki altınları da çaldığını ve sunulan mesaj kayıtlarında müvekkilin kefaletten haberinin bile olmadığının açıkça görüldüğünü belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin usul ve yasaya uygun karar verdiğini, davacının istinaf dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, özellikle belirtilen savcılık soruşturmalarının devam etmediğini, 2022/61253 sayılı dosyanın bekletici mesele yapıldığını ve takipsizlikle sonuçlanıp itirazın da reddedildiğini, müvekkili ...'nun şirketin zedelenmemesi için eşinin ve baldızının altınlarını bozdurarak şirketin çeklerini ödediğini, bu sebeple alacaklı olduğunu, şirket yetkilisi ...'ın bu durumu bildiğini ve altın borcuna istinaden senedi bizzat kendi rızasıyla imzalayıp müvekkiline verdiğini, buna ilişkin taraflar arasındaki altın miktarını ve güven ilişkisini içeren WhatsApp yazışmalarının dosyada mevcut olduğunu, ...’ın senedi imzalarken "şirket ödemezse ben ödeyeceğim" dediğini, hırsızlık iddiasının asılsız olduğunun savcılık kararlarıyla ispatlandığını, senedin rıza dışı elden çıktığı iddiasının borçtan kurtulmaya yönelik bir kötüniyet olduğunu, ayrıca davacının istinaf aşamasında müvekkilinin kasadaki altınları da çaldığına dair yeni ve asılsız iftiralar attığını, senet üzerindeki imzanın davacı tarafından inkar edilmediğini ve şirketin ticari defterlerinde bu borcun kayıtlı olmamasının senedin geçerliliğini etkilemeyeceğini belirterek, davacıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.

Davacılar, Davalının davacı şirkette bir dönem çalıştığını ve bir süre sonra işten çıkarılan davalı ...'nun iş yerinin kasasında bulunan senedi elinde bulunan yedek anahtar ile aldığını ve kefil olarak ... yazmak ve doldurmak sureti ile icra takibine konu edildiğini ve borçlu olmadıklarını ileri sürmektedirler.

Davalı taraf icra takibine konu bononun davacı şirkete eşinin ve ablasının altınların verilmesi karşılığında davacılar tarafından düzenlendiğini, aralarında watsap yazışmaları bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/61253 soruşturma dosyasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan takipsizlik kararı verildiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/55557 soruşturma dosyasından takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.

Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143).

Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacılar tarafından icra takibine konu bononun davalı tarafından şirket kasasından rızaları hilafına alındığının ispat edilmesi gerektiği ve ayrıca anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının da yazılı olarak ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafından ibraz edilen watsap yazışmalarında davalı tarafından davalının eşine ve ablasına ait altınların davacı şirkete verildiği, davacı ...'ın da bu durumu kabul ettiğine yönelik watsap beyanlarının bulunduğu, senedin davalı tarafından davacı şirkete verilen altınların karşılığında düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemece ispat edilemeyen davanın reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../12/2023 tarih ve 2023/.... E., 2023...K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/582, K. 2026/811, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-582-e-2026-811-k-f7e480b9de5f