Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/608 E. 2026/903 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/608
Karar No
2026/903
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/608

KARAR NO: 2026/903

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 08/02/2024

NUMARASI: 2023/175 E. - 2024/28 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." esas unsurlu..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... kod nolu markaların sahibi olduğunu, “...” markasının ... yıldan fazla bir geçmişe sahip... kod numarası ile tanınmış marka statüsüne sahip bir marka olduğunu, davalının ...kod numaralı “...” ibareli markayı 25. ve 35. sınıfta kendi adına tescil ettirdiğini, davalı tarafın, erkek giyim sektörüne yönelik giysiler üreterek bunların internet ortamında satışını gerçekleştirdiğini, davalı tarafın marka tescilinin kötü niyetli olduğunu, tescil ettirdiği marka ile müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanarak, haksız kazanç elde etme düşüncesinde olduğunu, bu nedenlerle, davalının müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitini, men'ini ve davalının "..." ibareli markayı kullanmasının önlenmesini, davalı adına tescilli ...tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığını, dosyaya herhangi bir cevap vermediği gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığı anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...önceki tarihli "..." esas unsurlu seri markaların davacı adına tescilli olduğu, "..." markasının giyim eşyaları üzerinde tanınmış marka statüsünde olduğu, sonraki tarihli "..." esas unsurlu markanın ise aynı emtia ve hizmet sınıflarında davalı adına tescilli olup, davacı yana ait markaların asli unsuru "..." ibaresi, davalı yanın dava konusu markasının asli unsuru ise "..." ibaresinden oluşmaktadır. Karşılaştırmaya tabi markalar ve markasal kullanımlar ayırt edici şekil unsurları ihtiva etmemekte olup, tüketici hafızasında markaların başlangıç kısımları daha kolay yer eder iken markaların orta ve son kısımları markalara görece daha az ayırt edicilik katabilir olduğundan, karşılaştırmaya tabi marka ve markasal kullanımların asli unsurlarının her ikisinin de ... harfli olması ve ilk marka ve markasal kullanımların ilk 3 harfinin aynı sıra ile aynı şekilde tanzim edilmesi, markanın sonunda yer alan harfin arz edilen benzerliği ortadan kaldırmaması, keza her iki taraf markasının kelime unsurunun Türkçe karşılığının bulunmaması karşısında, davalı yanın markası ve kullanımlarının davacı yana ait tanınmış markayı sulandırabileceği sonuç ve kanaatine varılarak, hükümsüzlüğe dair davanın kabulü ile davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.

Davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; yukarıdaki hükümsüzlük yönünden yapılan değerlendirilmede de belirtildiği üzere markalar arasında iltibas veya iltibas tehlikesi bulunduğu, bilirkişi raporunda görsellerine yer verildiği üzere davalının internet ortamında ürün satışını yaptığı giyim eşyalarına bu markayı markasal olarak kullandığı görülmekle, SMK 155 maddesi hükmü karşısında sonraki tarihli marka sahibine koruma sağlamadığından tecavüze yönelik talep yönünden de davanın kabulüne" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Yargılama sırasında davalı müvekkiline tebligat yapılmadığı gibi, yapılmış olduğu tespit edilen tebligatların da usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, uyap üzerinde tebliğ mazbatasına erişim sağlayamadıklarını, barkod numarası sorgusu yapıldığında da teslimatı sözde teslim alan kişinin “...” ismiyle başlayan birinin tebliğ aldığını, bilindiği üzere Türkiye'de “...” ile başlayan bir isim olmadığı gibi müvekkilinin “...” ile başlayan yakını veya aynı konutta ikamet ettiği biri bulunmadığını, yerel mahkeme aşamasından dilekçeler aşaması tamamlanmamış, müvekkilinin savunma hakkı elinden alınarak karar verilmiş olduğunu,

-Müvekkili şirketin TPMK ...başvuru numaralı “... ibareli markanın da maliki olduğunu, Müvekkilinin uzun zamandır ciddi ve yoğun kullanım sağlamakta olup yine tescili için markanın başvuru tarihi 02.12.2020 olduğunu,

-Davacının tüm iddialarına dayanak yaptığı markalardan, tescil tarihi 5 yılı geçmiş olanların işbu davada değerlendirilmeye alınabilmesi için, ilgili markaların kullanıldığının ispat edilmesi gerektiğini, davacının kullandığını ispat edemediği herhangi bir tescilli markanın benzerlik iddiasında dikkate alınmayacağını,

-Tanınmış marka iddiasına ilişkin olarak herhangi bir somut/yeterli bir delil sunmadığını, Davanın açılmış olduğu zaman itibariyle tanınmış marka iddialarını ispat edilmediğinden tanınmış marka özelliği göstermediğini, davacının tanımış marka iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, davacının tanınmış marka tescilim var diyerek tanınmış marka iddiasında bulunmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TPMK kurumunun tanınmış markayı sicile tescil ettirmeye yetkisi bulunmadığını,

-Davacının, “...” şeklindeki Marka tescillerine ve dahi kullanımına sessiz kaldığını, tescil emtialarının 25 sınıf olduğunu, Bilirkişi raporunda “Karşı tarafın, erkek giyim sektörüne yönelik giysiler üreterek bunların sattığını gerçekleştirdiğini, ilgili ürünlerin paylaşımlarının https:/ www. ...adresli Instagram hesabı üzerinden ve https://...-....site/ adresli internet sitesi üzerinden yapıldığını,” belirlemesindeki adresindeki paylaşımlar hatalı olarak değerlendirmesi yapıldığını, usule uygun olarak taraflarına tebliğ işlemi yapılmadığından bu hususa ilişkin olarak deliller de sunulamadığını, davacının, davalı müvekkillere ait “...” markasının tesciline ve dahi kullanımına 5 yıldan fazla süredir sessiz kaldığını,

-markaların benzer olmadığını, markalar ile müvekkiline ait markaların emtialar açısından da farklılık gösterdiğini, faaliyet alanları ve farklı mal ve hizmet sınıflarında farklı tüketicilere hitap etmekte olduğunu, dava konusu edilen markaların nice sınıflarının benzemesi halinde dahi içerdikleri emtiaların farklı olduğu anlaşıldığında benzer olmadıkları tespit edilmesi gerektiğini, markaların görsel,işitsel, fonetik vb unsurlar açısından benzer olmadığını, Müvekkili markasının, ayırt edicilik vasıflarına sahip “..." şeklinde bütüncül ifadeden müteşekkil olduğunu, bütünsel kıyaslama yapıldığında müvekkiline ait "..." markası ile muhatap firmanın “... “ ibareli markanın farklı olduğunu,

-Davacının, yukarıdaki iddia ve taleplerinin dışındaki diğer tüm iddia ve buna bağlı taleplerini de reddettiklerini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; markasının tanınmış olduğunu, Müvekkilinin sahip olduğu markaları, çok sayıda mağazası bulunan .... ŞTİ. ve yine üretim-satış yapan .... ŞTİ. ye lisans sözleşmeleri dahilinde kullandırdığını, ayrıca sadece ... markasının kullanımı için .... AŞ.’ye lisans hakkı verildiğini, Davalı tarafın ...kod numaralı "..." ibareli markayı 25. Ve 35. Sınıflarda tescil ettirdiğini, alınan 08.09.2023 tarihli bilirkişi raporu ile; davacı yana ait markaların asli unsuru "..." ibaresinin, davalı yanın inceleme konusu markasal kullanımlarının asli unsuru ise "..." ibaresinden oluştuğunu, karşılaştırmaya tabi marka ve markasal kullanımlar ayırt edici şekil unsurları ihtiva etmemekte olduğunu, sessiz kalma olmadığını, müvekkili ile aynı sektörde ve piyasada faaliyet gösteren bazı firmalar “...” ibaresinin önüne veya yanına ayırt edicilik vasfı olmayan ekler koyarak tescil alma girişiminde bulunduklarını, markanın önemi, tanınmışlığı, davalının kötü niyetli olması/ tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik karakterine zarar vermesi, müvekkilinin markasının itibarına ağır derecede zarar vermesi, müvekkilin markasının itibarından haksız yararlanması durumları da dikkate alındığında istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalının davacının markadan doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'i ile davalı adına tescilli ...tescil nolu markanın hükümsüzlüğü taleplidir.

Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescil nolu "..." esas unsurlu markaların davacı adına, ...tescil numaralı markanın davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.

Mahkemenin 04/09/2023 tarihli tensip kararı ile dosyanın resen seçilen marka uzmanı bilirkişiye tevdi ile, dilekçede belirtilen internet sitesinde inceleme yapılarak marka tecavüzü olup olmadığı yönünden rapor tanzimi istenilmiş olup, bilirkişi hazırlamış olduğu 08/09/2023 havale tarihli raporda sonuç olarak; davacı yana ait markaların asli unsuru "..." ibaresi, davalı yanın inceleme konusu markasal kullanımlarının asli unsuru ise "..." ibaresinden oluştuğunu, karşılaştırmaya tabi marka ve markasal kullanımlar ayırt edici şekil unsurları ihtiva etmemekte olduğunu, tüketici hafızasında markaların başlangıç kısımları daha kolay yer eder iken markaların orta ve son kısımları markalara görece daha az ayırt edicilik katabilir olduğunu, karşılaştırmaya tabi marka ve markasal kullanımların asli unsurlarının her ikisinin de .... harfli olması ve ilk marka ve markasal kullanımların ilk ... harfinin aynı sıra ile aynı şekilde tanzim edilmesi, markanın sonunda yer alan harfin arz edilen benzerliği ortadan kaldırmaması, davalı yanın kullanımlarının davacı yana ait tanınmış markayı sulandırabileceği anlaşılmakla, davalı yanın tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder mahiyette olduğunu bildirmiştir.

Davalı tarafça her ne kadar dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği ileri sürülmüş ise de, dosya içerisindeki tebliğ evrakları incelendiğinde tebliğin usulüne uygun olduğu, bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

SMK 25/6 maddesinde; marka sahibinin sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde bu durumu birbirini izleyen 5 yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez, hükmü düzenlenmiştir. Hükümsüzlük davasında, somut olayda davalının markanın başvuru tarihi 02.12.2020 olduğu, davanın 04.09.2023 tarihinde açıldığı, 5 yıllık sessiz kalma süresi markanın tescil tarihinden başlatılarak davanın süresinde açıldığı anlaşılmakla, davalının bu konudaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin davacının markasını kullanmadığını ileri sürmüşse de, cevap dilekçesinde süresinde ileri sürülmeyen kullanmama defi HMK 357. Madde gereğince istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden değerlendirilmemiştir.

Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; aynı ürünler üzerine faaliyet göstermediklerini ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da; Davalı tarafın ...kod numaralı "..." ibareli markasının 25. Ve 35. Sınıflarda tescil ettirdiğini, davacının markasının aynı emtia sınıfı içerisinde bulunduğu, aynı ürün grubu üzerinde faaliyetlerde bulundukları, davacının aynı sınıfta tescilli markası bulunduğu, markasının tanınmış olduğu, tanınmış olup, tanınmış marka kaydının bulunduğu, tanınmış olmadığı iddiasının davalı tarafça kanıtlanması gerektiği ancak bu yönde delil sunulmadığı, markaların benzer olduğu tek harf bulunduğu, ortalama tüketici nezdinde seri marka algısının oluşabileceği bu nedenlerle ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Davacı yanın markalarının tescilli olduğu sınıflar ile davalı yanın kullanımları birlikte değerlendirildiğinde, davalı yanın markasal kullanımlarının davacı adına kayıtlı markaların kayıtlı olduğu tekstil emtialarının yer aldığı emtia grubunda olduğu markaya tecavüzün sübut bulduğu anlaşılmakla mahkemece markaya tecavüz yönünden davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy .... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .../02/2024 tarih ve 2023/... E., 2024/28 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/608, K. 2026/903, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-608-e-2026-903-k-78b7d33d6287