Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1372 E. 2026/1550 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1372
Karar No
2026/1550
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1372 Esas

KARAR NO : 2026/1550

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/05/2024

NUMARASI : 2021/92 E. - 2024/89 K.

DAVANIN KONUSU: Patent (Patent Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ..., ... B no'lu patent tescilinin hükümsüzlüğüne, huzurda görülen davada Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 vd. maddeleri ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 159. maddesi uyarınca hükmün etkinliğinin sağlanabilmesi için verilen hüküm kesinleşinceye kadar, dava konusu ... B no'lu patentin üçüncü kişilere devrinin ve davacı şirkete karşı kullanılmasının dava açılmasının, önlenmesine yönelik sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına; verilecek ihtiyati tedbir kararının Sayın Mahkemece verilecek nihai karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemede verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde davacı şirketin talepleri kapsamında teminatın alınmasını, huzurdaki uyuşmazlığa ilişkin kesin hüküm bulunması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddini, her halde ise davanın davacının tüm talepleri yönünden reddini, kötüniyetle ve haksız olarak dava açan davacı Şirketin HMK m. 329 uyarınca davacı şirket ile anlaşılan vekalet ücretinin tamamı ve disiplin para cezası ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davaya konu davalı adına tescilli ... numaralı patentin tescil tarihi itibariyle yürürlükte olan 551,554, 555 ve 556 sayılı kanun hükmünde kararname hükümlerince değerlendirilmesinin gerektiği, davaya konu patentin mobil ödeme sisteminde geliştirme ismini taşıdığı ve pos, mobilpos, banka, ATM kredi kartı ve nakit para gibi ödeme araçlarını ortadan kaldıran ödeme sisteminin geliştirilmesi ve bunların hat numarası, telefon, kısa mesaj, wap ve 3G ile hızlı olarak gerçekleştirilmesi işlemini kapsayıp patentin bir adet bağımsız, bir adet bağlı istemden oluştuğu, patentin daha önce kamuya sunulup yeni olup olmadığı ve buluş basamadığı içerip içermediği hususunun mahkeme uzmanlık alanını aşması sebebiyle dosya kapsamında aldırılan her iki kök raporda da hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan ..., ... ve ... yayın numaralı patent belgeleri ile karşılaştırıldığında davalıya ait patentin yeni olmadığı ve buluş basamağını içermediği, zira bahse konu patentler ile bir adet bağımsız ve bir adet bağımlı istemin daha önce tescili sağlanan ve kamuya sunulan patentlerle benzer olduğu gibi davalıya ait patentin teknik alanında bir uzmanın buluşu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlilikte açık ve tam olarak tanımlanmadığı ve bu durumunda 551 sayılı KHK nun 129 B kapsamında patent olarak tescil edilemeyeceği anlamına gelip davalıya ait patentin sunulan hükümsüzlüğe dayanak patentler ile özellikle unsurlar karşılaştırıldığında uydu (5) numaralı unsur hariç bütün unsurların dayanak patent belgelerinde var olduğu, ayrıca uydu (5) numaralı isteminde ... numaralı patent belgesinde var olup diğer tüm unsurlarında mevcut olduğu buna göre de patentin yeni olmadığı, her ne kadar aldırılan 15/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu patentin yeterli açık ve tam olarak tanımlanmadığı yönünde görüş bildirilmiş daha sonra aldırılan 20/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise davalıya ait patentin teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini sağlayacak yeterlilikte açık ve tam olarak tanımlandığı yönünde görüş bildirilmiş fakat sunulan dayanak patent belgeleri bakımından yenilik kriterini taşımadığı belirtildiğinden netice itibari ile en son alınan ve mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu kapsamında davalıya ait patentin yeni olmadığı ve buluş basamağı kriterine de haiz olmadığı anlaşıldığından hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiği, davalı tarafça İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/47 Esas ve 2015/125 karar sayılı dosya bakımından kesin hüküm itirazında bulunulmuş ise de oradaki dayanak dokümanları farklı olduğu yine davacının da farklı olduğu bu nedenle patentlere ilişkin hükümsüzlük iddiasının kamu düzeninden de olduğu dikkate alındığında kesin hüküm itirazı yerinde görülmeyerek davaya konu patentin yeni olmaması ve buluş basamağı içermemesi nedeniyle hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Davaya konu somut olayda hükümsüzlük talebinde bulunulan patentin daha evvel defalarca kez davacı tarafın haksız itirazlarına konu olduğunu, ancak yapılan itirazların tamamının ... ("...") detaylıca ve birden fazla kez incelendiğini, itirazlara hiçbir şekilde itibar edilmeyerek patent alım şartlarını sağlayan patentin patentlenebilir olduğuna ilişkin karar verilmiş olduğunu, Davaya konu patentin bu şekilde ilk kez 21.06.2013 tarihinde tescil edilmiş olduğunu, ... A.Ş. tarafından patentin hükümsüzlüğü iddiasıyla dava ikame edildiğini, işbu dava kapsamında teknik açıdan birbirine benzer alanlarda faaliyet gösteren ve halihazırda patentli olan ulusal/uluslararası birçok patentin müvekkile ait ... B nolu patentle karşılaştırılmasının talep edilmiş olduğunu, huzurdaki davada olduğu gibi söz konusu dava kapsamında da davacı tarafın birtakım uzman görüşleri sunarak haksız bir şekilde patentin hükümsüzlüğü talebinde bulunmuş olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 01.10.2015 Tarihli 2013/47 E. 2015/125 K. Sayılı kararı kapsamında Hükümsüzlük davasının reddine karar verilerek müvekkil şirkete ait buluşun "patentlenebilir" olduğu kanaatine varıldığını, İşbu kararın temyiz incelemesinden geçmiş olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.06.2017 Tarihli 2016/330 E. 2017/3360 K. Sayılı kararıyla onandığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.04.2018 Tarihli 2017/4687 E. 2018/3168 K. Sayılı kararıyla kd ret kararı verilmiş olup kararın kesinleşmiş olduğunu, kesin hüküm dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini,

-Kesinleşmiş olan davanın ... A.Ş. tarafından ikame edilmiş olmasının huzurdaki davanın aynı grup altındaki bir diğer şirket olan ... Teknoloji Araştırma ve Geliştirme A.Ş. tarafından ikame edildiğini, her iki şirket arasında fiilen ve hukuken organik bağın bulunduğunu, işbu husus esasında davacı tarafın da kabulünde olduğunu, Sayın dairenin takdir edeceği üzere somut olay kapsamında davacı ... tarafı ile müvekkili Şirket arasında görülen tek davanın huzurdaki dava olmadığını, davanın ikame edildiği 01.06.2021 tarihinden hemen sonra 16.06.2021 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2018/241 E. Sayılı dosyaya, yine aynı meslektaşları tarafından "Müvekkilimiz adına İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilen 2021/92 E. Sayılı davanın huzurdaki dosyada bekletici mesele yapılması..." talebinde bulunulduğunu, Söz konusu 2018/241 E. Sayılı davanın davacı-karşı davalısı da ... A.Ş. olduğunu, İşbu talep evrakının cevap dilekçesi ekinde huzurdaki dava dosyası arasında mevcut olduğunu, söz konusu kesinleşmiş ilam kapsamında, ... tarafının haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkili şirkete ait olan patente eşdeğer uygulamalarının olduğunu, bu uygulamaların müvekkili şirkete ait patentin ihlali niteliğinde olduğu hususları hukuken müspet hale gelmiş olduğunu, Sayın dairenin takdir edileceği üzere, söz konusu karar kapsamında ... A.Ş.nin patentin hükümsüzlüğü iddialarının haksız olduğunu, kendi eşdeğer nitelikteki kullanımlarının ihlal teşkil ettiğini, bu uygulamaların durdurulması gerektiği yönünde bir karar verilip kesinleştiğini, huzurdaki davanın niçin ... A.Ş. tarafından ikame edilmeyip ... Teknoloji Araştırma ve Geliştirme A.Ş. tarafından ikame edilmiş olduğunun kolaylıkla anlaşılabildiğini, huzurdaki dava haricinde müvekkili Şirket tarafından ... A.Ş. aleyhine ikame edilmiş tazminat davaları olduğunu, bu davalarda her iki şirketin vekilinin huzurdaki davayı da davacı vekili olarak takip etmekte olduğunu, "kesin hüküm itirazının haksız olduğu, her iki davanın davacısının farklı olduğu..." gibi ifadelerin hukuka aykırı olup, iyi niyetten uzak olduğunu, ilk derece mahkemesince karara çıkılana kadar hiçbir değerlendirme yapılmadığını, gelinen aşamada gerekçeli kararda; "...kesin hüküm itirazında bulunulmuş ise de oradaki dayanak dökümanları farklı olduğu yine davacının da farklı olduğu..." değerlendir(me)mesi yapılarak kesin hüküm itirazının baştan savma bir şekilde göz ardı edildiğini, Her iki davanın davacısının farklı olduğu yönünde bir tespitte bulunulması yönünde savunmalarının dikkate alınmadığını, kararın eksik inceleme neticesinde hazırlanmış olduğunu,

-Hem kesin hüküm itirazına konu davada hem de huzurdaki davada sadece ... B nolu müvekkili Şirkete ait patentin hükümsüzlüğünün tartışıldığını, hem ... hem... Ofisi tarafından yapılan incelemelerde birçok patentle kıyaslanmış olduğunu; yenilik ve buluş basamağını aştığı neticesine varıldığını, bu itirazlarda öne sürülen bütün patentlerin müvekkili Şirkete ait patentle karşılaştırılmış ve müvekkili Şirkete ait patentin yenilik ve buluş basamağını aştığını, hükümsüzlük iddialarının haksız olduğu sonucuna birçok kez ulaşıldığını, kesin hüküm itirazında bulunduğu dava kapsamında ...'in hükümsüzlük iddiasını dayandırdığı 10 ayrı patentin bulunduğunu, Turkcellin ülkede ve dünya üzerinde farklı patent ofislerince patentlenmiş ve halihazırda geçerli olan, telekomünikasyon alanındaki 10 adet birbirinden bağımsız ve tamamen farklı patentinin her birini dava konusu ettiğini, bunların hepsinin müvekkili Şirkete ait patentle eşdeğer olduğunu iddia ettiğini, ancak yapılan tahkikat neticesinde işbu iddianın haksızlığının ispat edildiğini, ...'in ... ...ve ... Cüzdan uygulamalarının müvekkiline ait patenti ihlal ettiğini, ...'in huzurdaki davayı ikame etmekte iyi niyetli olmadığını, Turkcellin müvekkili Şirkete ait patentinin yenilik ve buluş basamağını geçemediğini (!) iddia ederken öne sürdüğü argümanlardaki bütün patentlerin benzer konuları işleyen, her biri ayrı birer buluş olan, gerek ulusal ve uluslararası anlamda patent korumasında olan buluşlar olduğunu, İstenildiğinde benzer konulara yönelik olan, her biri ayrı birer buluş olan, patent koruması altında olan, onlarca patent bulunabileceğini, bu durumun hiçbir hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu, bilakis aksi yöndeki düşüncenin sınai mülkiyetin gelişmesine ket vuracağını, bu alandaki buluş ve yeniliklerin birkaç kişinin tekeline ve himayesine teslim edeceğini, davacı tarafın hükümsüzlük iddiasının dayandırdığı bütün patentler de birbirini hükümsüz kılar nitelikte olacağını, kendi içerisinde de çeliştiğini, benzer konulardaki farklı her bir patent için diğer patentler hakkında hükümsüzlük davası açmanın hukuka ve mantığa aykırı olup, kötü niyetli olduğunu, kesin hüküm itirazına konu dava kapsamında değerlendirilen 10 adet patentle ilgili olarak -kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla- birtakım uzmanlardan mütalaalar alınmış, müvekkili Şirkete ait patentin hükümsüz olduğu iddiasında bulunulduğunu, tüm bu patentlerin mezkur dosya kapsamında tek tek, karşılaştırmalı olarak, tablo halinde incelendiğini ve neticede her türlü şüpheden uzak bir şekilde hükümsüzlük iddiasının reddi ile ...'in haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili Şirkete ait patenti ihlal eden uygulamalarının durdurulmasına karar verilmiş olduğunu, söz konusu talep ve davaların bir patente ilişkin olup, tarafların ortaya koyduğu iddialardan bağımsız olarak bir patentin patentlenebilir olup olmadığının tüm şart ve koşullarda aynı olacağını, kesinleşen ret kararı ile dava konusu patentin patentlenebilir nitelikte olduğunun tereddütsüz bir biçimde ortaya konulduğunu, sınırlı süreyle koruma altında olan patentlerin sürekli ve sınırsız sayıda davalar açılarak işlevsiz kılınmasının önü açılacağını, böylesine bir durumun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili Şirkete ait olan patentin 21.06.2013 tarihinde ilk kez tescil edildiğini, kesinleşen İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2013/47 E. Sayılı dava; 01.08.2013 tarihinde açılmış olduğunu, Bu davanın 05.06.2017'de onanmış olduğunu, 26.04.2018'de KD ret kararı verilmiş olduğunu, 31.05.2018 tarihinde ... A.Ş. tarafından İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/241 E. Sayılı (huzurdaki davayı bekletici mesele yapan) davanın ikame edilmiş olduğunu, işbu dava derdestken 01.06.2021 tarihinde ... Teknoloji Araştırma ve Geliştirme A.Ş. tarafından davanın ikame edildiğini, Bu davaların yanı sıra başkaca davalar da bulunmakta olduğunu, tüm bu yargılamalar sırasında farklı tarihlerde farklı dosyalarda ihtiyati tedbir kararları verildiğini, müvekkili Şirkete ait patentin tescil edildiği günden bu yana haksız ve hukuka aykırı bir biçimde sürekli itirazlara maruz kaldığını, her ne kadar hukuka uygun gibi görünse de (!) fiilen patent sahibi müvekkili Şirketinin patenti kullanmasına izin verilmemiş olduğunu, müvekkili Şirketin oldukça zarara uğratıldığını, davacı ...'in kesinleşen davada açık bir şekilde müvekkili Şirketin patentini ihlal eden ... ...ve ... Cüzdan gibi uygulamalar sayesinde yüklü miktarlarda haksız kazanç elde ettiğini,

-Dosyanın esasını inceleyen iki bilirkişi raporunun arasında çelişki bulunduğunu, bu hususun gerekçeli kararda da belirtiliyor olduğunu, çelişkinin giderilmeksizin karar verildiğini, huzurdaki dava ikame edilirken davacı tarafın müvekkili Şirkete ait dava konusu patentin açık ve tam olarak tanımlanmamış olması nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiğini iddia ettiğini, bu yönde de bir savunma geliştirdiğini, 22.09.2020 tarihli... tarafından hazırlanan uzman görüşünde de bu yönde yapılan değerlendirmede -sözde- müvekkili Şirkete ait dava konusu patentin açık ve tam olarak tanımlanmamış olduğunu, hükümsüz kılınması gerektiği yönünde görüş verilmiş olduğunu, müvekkili Şirkete ait söz konusu patentin daha evvel tüm yönleriyle hükümsüzlük talebi açısından değerlendirilmiş olduğunu, ... tarafının haksız ve kötü niyetli iddialarına karşın müvekkili Şirkete ait patentin açık ve tam olarak tanımlanmış olduğunu, yenilik ve buluş basamağını aştığı değerlendirmeleri İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 01.10.2015 Tarihli 2013/47 E. 2015/125 K. Sayılı kesinleşmiş hükmü ile açıkça ortaya konulduğunu, davaya konu patentin açık ve tam olarak tanımlanıp tanımlanmadığı hususunun salt davaya konu patentin incelenerek yapılacak bir değerlendirme olduğunu, bu hususa ilişkin davaya konu patentin açık ve tam olarak tanımlandığı hususu; kesinleşmiş mahkeme ilamı ile sabit halde olduğunu, yargıtayın yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda, kesinleşmiş ilamda yapılan söz konusu değerlendirmeler ve o dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının, salt davaya konu patenti incelediği yönleri bakımından dikkate alınması gereken hususlar olduğunu, kesinleşmiş ilamın verildiği dosyada alınan bilirkişi raporlarının davaya konu patentle ilgili başkaca bir değerlendirme ortaya koymakta olduğunu, ortada bir çelişki olduğunu, her bilirkişi raporunda konuya farklı bir açıdan yaklaşıldığını, ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğunu, işbu çelişkinin giderilmeksizin doğrudan doğruya karara çıkıldığını, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin söz konusu çelişkiyi ve bilirkişi raporlarına sunduğu itirazlarının göz ardı edildiğini, dosyayı yeni bir bilirkişi heyetine tevdi etmemiş olduğunu, 15.05.2023 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen ilk heyetten ve hükme dayanak teşkil ettirildiği belirtilen 20.12.2023 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen ikinci heyetten ek rapor alınmadan, aradaki çelişki giderilmeden, eksik inceleme neticesinde doğrudan karara çıkıldığını, bu durumun usule aykırı olduğunu,

-Tarifname-istem-şekil karşılaştırması yapılmayarak teknik açıdan hatalı bir sonuca ulaşılmış olduğunu, huzurdaki davada yapılması gerekenin; Davacının benzerlik oluşturduğunu iddia ettiğini, ..., ..., ..., ... A1, ... patentler tek tek incelenmeli, patentlerin konusu, neyi içerdiği tek tek açıklamalı bir şekilde izah edilmesinin gerektiğini, akabinde müvekkili Şirkete ait patentle karşılaştırmalı bir tablo oluşturulması gerektiğini, bilirkişi heyetlerinin bu hususu dikkate almadığını, denetime elverişli bir karşılaştırma yapılabilmesinin ancak tarifname-istem-şekil karşılaştırmasının her iki patent içeriğindeki verilerin yan yana getirilmesiyle mümkün olduğunu, bu unsurların yan yana getirildiğinde tarifname-istem-şekil unsurlarında benzerlik olmadığını, müvekkili Şirkete ait patentin yenilik ve buluş basamağı içerdiğinin ortaya çıkacağını, söz konusu karşılaştırmanın denetime elverişli olmadığını, mantığa uygun olmadığını, benzer olduğu iddia edilen diğer üç patentin de kendi arasında benzer olduğu sonucunun çıktığını, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, neticede müvekkili Şirkete ait ... B nolu patentin unsurlarıyla; ... dokümanlarındaki unsurların farklı olmadığını, yenilik ve buluş basamağının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığını, Unsurların karşılaştırmasına bakıldığında; ... B ve ... Karşılaştırmasında; basitçe bir tablo oluşturulmuş, Alıcı (1), Telefon ... ve sabit telefon (2), Satıcı (3), Veri alıcı ve verici (4), Uydu (5), Sabit hat veya ... operatörü bilgi işlem ve hesap merkezi (7) şeklinde unsurlar sıralanmış, sadece karşılarına "var" yazılmak suretiyle neticeye varılmış olduğunu, ... B ve ... Karşılaştırmasında; basitçe bir tablo oluşturulmuş, Alıcı (1), Telefon ... ve sabit telefon (2), Satıcı (3), Veri alıcı ve verici (4), Uydu (5), Sabit hat veya ... operatörü bilgi işlem ve hesap merkezi (7) şeklinde unsurlar sıralanmış, sadece karşılarına "var" veya "var/eşdeğer" yazılmak suretiyle neticeye varılmış olduğunu, ... B ve ... Karşılaştırmasında; basitçe bir tablo oluşturulmuş, Alıcı (1), Telefon ... ve sabit telefon (2), Satıcı (3), Veri alıcı ve verici (4), Uydu (5), Sabit hat veya ... operatörü bilgi işlem ve hesap merkezi (7) şeklinde unsurlar sıralanmış, sadece karşılarına "var" veya "var/eşdeğer" yazılmak suretiyle neticeye varılmış olduğunu, oysa ki; ... nolu patente ait dokümanın 44 istemi bulunduğunu, dava konusu patent ile karşılaştırma yapılırken söz konusu dokümanın (...) tarifname setindeki özet, tarifname, şekiller ve istemler göz önünde bulundurulduğunda dava konusu patente ait tarifname setindeki özeti tarifname, şekiller ve istemlerle hiçbir benzerlik bulunmadığı ortada olduğunu, ... nolu patente ait dokümanın 17 istemi bulunduğunu, dava konusu patent ile karşılaştırma yapılırken söz konusu dokümanın (...) tarifname setindeki özet, tarifname, şekiller ve istemler göz önünde bulundurulduğunda dava konusu patente ait tarifname setindeki özeti tarifname, şekiller ve istemlerle hiçbir benzerlik bulunmadığını, ... nolu patente ait dokümanın 60 istemi bulunduğunu, dava konusu patent ile karşılaştırma yapılırken söz konusu dokümanın (...) tarifname setindeki özet, tarifname, şekiller ve istemler göz önünde bulundurulduğunda dava konusu patente ait tarifname setindeki özeti tarifname, şekiller ve istemlerle hiçbir benzerlik bulunmadığını, benzerlik olduğu iddia edilen unsurların hiçbirisinin karşılaştırmalı bir şekilde açıklanmadığını; şu haliyle işbu rapordan mezkur unsurların var olduğu bütün patentlerin hükümsüz olduğu sonucu çıktığını, bahsi geçen üç patentte de yukarıda saydığımız unsurların tamamı var yahut eşdeğeri olduğunu,

-Müvekkili Şirkete ait patentin belirli bir koruma süresine sahip ve ... nezdinde... Ofisinden ("...") alınmış incelemeli patent olduğunu, diğer bir deyişle patentin alım süreci boyunca yapılan tüm inceleme ve araştırmaların dünyadaki tüm patentlerin taranarak yapılmış olduğunu, patentin... Hakları Örgütünün ("...") 4 yetkili patent ofisinden biri olan ... tarafından verilmiş olduğunu, davaya konu edilen patent dokümanlarının tamamının müvekkili Şirkete ait patentin incelemesi yapılırken; değerlendirmeye ve karşılaştırmaya açık olan patentler olmasına rağmen müvekkili Şirketine ait buluş, ... ve ... tarafından "patentlenebilir" olarak değerlendirildiğini, kesin hüküm itirazına konu davanın açılmasından evvel patentlenmiş dokümanların gelinen aşamada deyim yerindeyse ısıtılıp tekrar Mahkemenin önüne sunulmuş olduğunu, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde hükmedilen İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 14.05.2024 Tarihli 2021/92 E. 2024/89 K. Sayılı kararına karşı istinaf talebinin kabulü ile mezkur kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kesin hükümden bahsedebilmek için öncelikle tarafların aynı olması şartının gerçekleşmesi gerektiğini, davalı tarafından kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen dosyada taraflardan birinin müvekkilin kardeş kuruluşu ... A.ş. Ve Karşı Taraflar İse ... A.ş., ... Ve ... ... Olduğunu, işbu davada ise diğer ... davalı olarak bulunmadığını, aynı oldukları anlamına gelmediğini, her iki firmanın farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, iki firmanın da müvekkili olmasının aynı kuruluştan söz edildiğini göstermediğini, davalara mesnet gösterilen delillerin farklı olduğunu karşılaştırmalı tablo ile sunduğunu, ... raporunda bulunan ... Al numaralı patentin kesin hüküm teşkil ettiği belirtilen 2013/47 E. sayılı dosyada bulunduğundan delil olarak işbu davada kullanılmadığını, tüm mesnet patentlerin tamamen farklı olduğunu, dava dosyası açısından 2013/47 E. sayılı dosyada verilen kararın kesin hüküm oluşturmasının mümkün olmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da 2013/47 E. sayılı dosyanın kesin hüküm oluşturmayacağının belirtildiğini, Yerel mahkemece yapılan inceleme neticesinde de aynı kanaate varıldığını, Dolayısıyla 2013/47 E. sayılı dosyanın kesin hüküm oluşturmadığı konusunda çelişki kalmadığını, Davalı patentin hükümsüzlüğü bakımından kesin hüküm bulunduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin bazı kullanımlarının davalıya ait patenti ihlal ettiğini belirttiğini, Ancak bu hususta İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2018/241 E. sayılı dava dosyasının henüz derdest olduğunu, 2018/241 E. sayılı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında müvekkilinin kullanımlarının karşı yan patentine tecavüz teşkil etmediğinin belirlendiğini, davaya konu patentin hükümsüz kılındığından hükümsüz kılınan patente dayanarak patent tecavüzü bulunduğunun iddia edilemeyeceğini, Davalarda tarafların ve sunulan delillerin tamamen farklı olduğunu 2013/47 E. Sayılı dosyada kesinleşen kararın işbu dosya açısından kesin hüküm oluşturmayacağını, Karşı yanın hükümsüz kılınan patenti mesnet göstererek patent tecavüzünün oluştuğunu iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, bu durumun huzurdaki davanın konusu olmadığını, Patentlenebilirlikte en önemli unsurun tekniği bilinen durum ile benzer veya özdeş nitelikte başka patent olup olmadığının belirlenmesi olduğunu, davalı tarafın yenilik özelliğini içermeyen patentinin korunması gerektiğini belirttiğini, hükümsüzlük nedeni olarak ileri sürdüğü mesnet patentlerini kesin hüküm itirazında iddia ettiğini, dosya kapsamında tarafınca izah edildiği üzere ikame edilen huzurdaki davada mesnet gösterilen hiçbir patentin 2013/47 E. sayılı dosyada mesnet olarak gösterilmediğini, alınan bilirkişi raporlarında mesnet patentlerin 2013/47 E. sayılı dosyada mesnet gösterilen patentlerden farklı olduğunun ortaya konulduğunu, Patent vekili ..., Bilgisayar Mühendisi... ve Elektronik Mühendisi ... tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda; Davaya konu patentin yenilik ve buluş basamağı içermediği,551 sy. KHK md. 129 (a) kapsamında davaya konu patentin hükümsüz kılınması gerektiği, Kesin hüküm konusunda takdirin mahkemeye bırakıldığı, belirtildiğini, yeni oluşturulan ve Marka ve Patent vekili Av. ... Sayın, Marmara Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. ... ve Bilgisayar Mühendisi, Hukukçu, Marka ve Patent uzmanı Av. ...'den meydana getirilen heyetten bilirkişi raporunda Kesin hüküm iddiası bakımından söz konusu davalarda davacıların farklı olduğu ve mesnet gösterilen dökümanların farklı olduğu, Davaya konu ... B sayılı patentin yenilik kriterinin bulunmadığı, sayılan dayanak belgeler karşısında davaya konu patentin buluş basamağının bulunmadığı, Yenilik ve buluş basamağı yokluğu sebebiyle davaya konu ... B sayılı patentin hükümsüz kılınması gerektiği, belirtildiğini, bilirkişiler tarafından davaya konu patentin yeni olmadığını, buluş basamağını içermediğinin açıkça tespit edildiğini, patentin incelemeli patent olması durumunu değiştirmediğini, Dava dosyasında yapılan tüm incelemelerde patentin yenilik unsurunu içermediğinin ortaya konulduğunu, raporlar görüldüğü üzere benzer tespitleri içermekte olduğunu, bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu varsayılsa bile sonradan alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olması durumunda hükme esas alınmasının hukuka aykırılık yaratmadığını davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davalı adına tescilli ... nolu patentin yenilik kriterlerine uygun olup olmadığı, patentlenebilirlik koşullarını taşıyıp taşımadığı, taşımaması halinde hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin davadır.

Mahkemece aldırılan 13/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... nezdinde “Mobil ödeme sisteminde geliştirme” buluş başlıklı patentin ... no ile Davalı ... adına no ile 24/09/2009 tarihinden itibaren tescilli olduğu, dava konusu patentin yenilik özelliğine sahip olmadığı ve buluş basamağı içermemesi nedenleri ile açılmış hükümsüzlük davasına dayanak yenilik kırıcı dökümanların Türkçe tercümelerinin dosya ibraz edilmesi halinde dökümanların karşılaştırılması ile inceleme ve tespitlerin yapılabileceği şeklinde rapor sunulduğu görüldü.

Mahkemece aldırılan 15/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Kesinleşen İstanbul Anadolu 2. FSHHM 2013/47 E, 2015/125 K sayılı dosyasında davacın tarafın farklı olduğu , huzurdaki davada dayanılan delilerden ... sayılı patentin en yakın doküman olarak değerlendirilmediği, kesin hüküm delili ile ilgili olarak takdirin muhterem mahkemeye ait olduğu, İnceleme konusu ... B no-lu patent belgesinin, teknik alanda bir uzmanın buluşu Uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlanmış olması nedeniyle 551 nolu KHK Md. 129(b) kapsamında hükümsüz kılınamayacağı, İnceleme konusu ... B no-lu patent belgesinin, ... Aiyayın numaralı patent belgeleri karşısında yenilik ve buluş basamağı içermemesi nedeniyle 551 no.lu KHK Md. 129(a) kapsamında da hükümsüz kılınması gerektiğini şeklinde rapor sunulduğu görüldü.

Mahkemece aldırılan 20/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu ... B sayı ile tescilli patent başvurusunun 24.09.2009 tarihinde yapıldığı, 21.06.2013 tarihinde tescil edildiği, ... ve ...'in dava konusu patentin eski sahipleri olduğu, huzurdaki ... davanın davalısı ... A.Ş.'ye Kadıköy 29. Noterliği'nde akdedilen ... yevmiye numaralı 07.04.2017 tarihli devir sözleşmesi ile patentten doğan tüm hakların devredilerek, Patent Dairesi Başkanlığınca da yapılan başvuru üzerine 12.03.2018 tarihinde devir işleminin ilgili Sicile kaydedildiği, yıllık ücretlerin halihazırda ödenmekte olup, patentin geçerli olduğunu, Kesin hüküm savunması bakımından konunun Sayın Mahkemenin hukuki nitelendirmesi içerisinde kalmakta olduğu, söz konusu davanın davacısı ile huzurdaki davanın davacısının farklı olup, huzurdaki davada hükümsüzlük iddiasına dayanak gösterilen dokümanların davaya konu patentin tarifnamesinde “Çalışma Sistemi” başlığı altındaki açıklamaların patent istemlerinde yer verilmediği, istemler bölümündeki açıklamaların teknik yönden bir karşılaştırma için oldukça yetersiz olduğu, bu durumun karşılaştırma yapmayı son derece zorlaştırdığı ve incelemeleri yapan uzmanlar arasında çelişen değerlendirmelere neden olabileceği, takdirin tamamen Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, Sayın Mahkeme'ce patentin 551 sayılı KHK md. 129/1-b bendi anlamında ilgili olduğu teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlandığı yönünde kanaate ulaşılması durumuna binaen incelemelerimizin sürdürüldüğü, patent istemleri ve şekillerde belirtilen “uydu” ve alıcı/verici" sistemlerin standart ... altyapı ve topolojilerinin bir parçası olmadığı, ... mobil iletişiminde uyduların bir zorunluluk olmadığı, patent başvurusunun yapıldığı dönemde bu şekilde yaygın bir kullanımın da bulunmadığı, patent kapsamında söz konusu uydu iletişiminin detay topolojisi, iletişim protokolü, altyapısı, veri güvenliği vb. teknik hususlarda herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, bu nedenle; patent kapsamında yeni bir iletişim yöntemi öneriliyor ise buna ilişkin yeterli teknik bilginin verilmiş olduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, mevcut baz istasyonu temelli ... topolojisi söz konusu ya teknik bir hatanın yapıldığı, ya da patentin yalnızca uyduların kullanımının zorunlu tutulduğu (...) özel durum ve altyapılarda uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşıldığı, 551 sayılı KHK md. 129/1-b bendi anlamında ilgili olduğu teknik alanda bir uzmanın onu uygulamaya koyabilmesini mümkün kılacak yeterlikte, açık ve tam olarak tanımlandığı, hükümsüzlük talebine dayanak ... ve ... At dokümanları ile hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu ... B sayılı patentin teknik unsurlarında farklılık olduğu bu kapsamda ... B sayılı patent belgesinin ... ve ... belgeleri karşısında yenilik ve buluş basamağı kriterlerini haiz olduğu, hükümsüzlük talebine dayanak ... dokümanları ile hükümsüz ... sayılı patentin unsurlarının farklı olmadığı, ... B sayılı patentin talep edilen dava konusu TR 2009 bağımsız isteminde yer alan unsurların tamamının birebir yahut eşdeğer olarak ayrı ayrı hükümsüzlük talebine dayanak ... dokümanlarında bulunduğu bu sebeple ... B sayılı patent belgesinin ...At belgeleri karşısında yenilik kriterinin bulunmadığı, sayılan dayanak belgeler karşısında buluş basamağının bulunmadığı, yenilik ve buluş basamağı yokluğu sebebiyle ... B sayılı patentin hükümsüz kılınması gerektiği şeklinde rapor sunulduğu görüldü.

Somut olayda, dava, davalı adına tescilli ... nolu patentin hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, Dava konusu ... B sayı ile tescilli patent başvurusunun 24.09.2009 tarihinde yapıldığı, 21.06.2013 tarihinde tescil edildiği, davacının dava dilekçesi incelendiğinde, ... B no'lu patentin 551 no'lu KHK'nın 129/1-b maddesi uyarınca açık ve tam olarak tanımlanmadığı ve ... B no'lu patent ..., ... no'lu dokümanlar karşısında yenilik ve tekniğin bilinen durumunu aşma kriterlerini karşılamadığı gerekçesi ile iki farklı nedene dayanarak davasını açtığı, davalılara ait ... nolu "Mobil Ödeme Sisteminde Geliştirme" buluş başlıklı incelemeli patentin 24.09.2009 tarihli başvuruya istinaden 21.06.2013 tarihinde TPE nezdinde tescil edildiği, söz konusu patentin 2 tane isteminin bulunduğu, 1. İstemin bağımsız, 2. İstemin ise bağımlı istem olduğu, bu buluşun istem (1) açısından; pos, mobil pos, banka, atm, kredi kartı ve nakit parayı ortadan kaldıran ödeme sisteminde geliştirme olup, özelliğinin alıcı (1).telefon ... ve sabit telefon (2), mal ve hizmeti sunan satıcı (3), veri alıcı ve verici (4), uydu (5), veri alıcı ve verici (6) ve sabit hat ve ... operatörü bilgi işlem ve hesap merkezi içerdiği, istem (2) açısından istem 1 de anlatılan mobil posu ortadan kaldıran ödeme sistemini geliştirme olduğu, araştırma ve inceleme işlemlerinin Avrupa Patent Ofisi tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.

Davalı tarafça kesin hüküm itirazında bulunulduğu, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/47 Esas ve 2015/125 karar sayılı dosya incelendiğinde hükümsüzlüğü istenen patentin aynı olduğu, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/47 Esas ve 2015/125 karar sayılı dosyada davacı- karşı davalının hükümsüzlük talebine dayandığı ... numaralı 10 adet dokümandan olduğu, iş bu dava konusu dokümanların ise ... nolu dokümanlar olduğu, davaya konu delillerin farklı olduğu, dava sebebi olarak hükümsüzlük talebinde davacının açık ve tam olarak tanımlanmadığı ve yeni olmadığı gerekçelerine dayandığı, talep konusunun ve talep sonucunun aynı olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 303. maddesi uyarınca bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği, iki davada tarafların aynı olmadığı gerekçesi ile kesin hüküm itirazının reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafların kardeş kuruluş ... A.Ş. Olduğunun davacı tarafın beyanları arasında bulunduğu, ticaret şirketlerinde sınırlı sorumluluk ya da ayrı malvarlığı ilkesinin alacaklıların menfaatlerine zarar verecek şekilde kötüye kullanılması durumunda, alacaklıların hak ve menfaatlerini korumak için hukuk sistemlerinde hakkaniyet gereği “Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi” geliştirilmiş ve tüzel kişiliğin arkasına sığınılarak durumu kötüye kullanılmasının önlenmesine çalışılmış olup, aynı zamanda organik bağ ile taraf menfaatlerinin korunmaya çalışıldığı düşünüldüğünde, yasal dayanak olarak dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağını düzenleyen MK’nın 2. maddesi uyarınca, davacıların kardeş şirket oldukları sabit olmakla, farklı tüzel kişilik olduğu gerekçesi ile kesin hüküm itirazının reddine karar verilmesinin hukuka uygun bulunmadığı, aksi halde sürekli dava sürecinin içerisinde bulunulması durumu ile karşılaşılabileceği, farklı delillere dayanılmış olmasının kesin hüküm itirazında dikkate alınır hususlardan olmadığı anlaşılmakla davanın kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmadığından, davalının istinaf isteminin kabulü ile, kararın kaldırılarak 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,

2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, 2021/92 E., 2024/89 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-Davanın kesin hüküm nedeniyle USULDEN REDDİNE,

4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile 672,70-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 300,00-TL posta giderinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

4/ç-İhbar olunan tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 7.500,00-TL bilirkişi ücretinin davacıdan tahsiliyle ihbar olunana verilmesine,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 300,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.469,40-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1372, K. 2026/1550, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1372-e-2026-1550-k-32e1661ffb9d