Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1279 E. 2026/1401 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1279
Karar No
2026/1401
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1279 Esas 2026/1401 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1279 KARAR NO : 2026/1401

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :17/07/2024 NUMARASI : 2024/72 Esas 2024/764 Karar ASIL DAVADA DAVA : İtirazın İptali (Ortaklık Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/07/2019 KARAR TARİHİ : 16/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. ASIL DAVADA DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ... ile davalı ... ... A.Ş arasında 01/07/2013 tarihli bir protokol imzalandığını, alacağın temliki niteliğindeki bu protokolün 4.maddesi ile Kayseri 2.İcra Müdürlüğünün 2013/6660 Esas sayılı dosyasına konu alacağın, alacaklısı ... ... San. Tic.A.Ş.tarafından tahsil edilmesi halinde, avukatlık ücretleri ve diğer masraflar düşüldükten sonra kalan kısmının %45'inin ... ve ...'e ait olduğunun kararlaştırıldığını, söz konusu alacağın temlik niteliğindeki protokol, alacağın temliki sözleşmesinin bütün şartlarını taşıdığını, bu nedenle geçerli bir temlik sonucu doğuran iş bu protokol gereğince, davalı ... ... A.Ş.'nin icra dosyasından tahsil ettiği tutarın masraflar düşüldükten sonra kalan %45'ini davacılara ödemek borcu altında olduğunu, bahse konu protokol başlıklı alacağın temlik sözleşmesinde belirtilen Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6660 Esas sayılı dosyasında 23/01/2018 tarihinde 140.394,47 TL tahsil edildiğini, icra müdürlüğü tarafından harçlar kesildikten sonra bu tutarın 132.202,22 TL tutarındaki kısmının 24/01/2018 tarihinde takip alacaklısı olan davalıya reddedildiğini, bu tahsilat sonrasında davacılara ödeme yapmayan davalı şirket aleyhine davacıların alacağının tahsili talebiyle genel haciz yoluyla Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/6589 Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL DAVADA CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacıların dava dilekçesindeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun, soyut ve asılsız iddialar içerdiğini, her ne kadar dava dilekçesinde 01/07/2013 tarihli protokolden bahsedilmekte ise de gerek dava dilekçesinin ekinde gerekse de mahkeme dosyasında ilgili protokolün bulunmadığı ve süresi içinde sunulmadığının sabit olduğunu ve bu durumun davacının dava dilekçesinin HMK'nun 121.maddesi hükmüne aykırı olduğunun göstergesi olduğunu, protokolün sunulması için davacı tarafa kesin süre verilmesi gerektiğini, husumet itirazları olduğunu, görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir. BİRLEŞEN DAVADA DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davalı şirket arasında 01/07/2013 tarihli protokol imzalandığını, söz konusu alacağın temliki niteliğindeki protokolün alacağın temliki sözleşmesinin bütün şartlarını taşıdığını, bahse konu protokol başlıklı alacağın temliki sözleşminde belirtilen Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6660 esas sayılı dosyasına 23/01/2018 tarihinde 140.394,47 TL tahsil edildiğini, bu tahsilat sonrasında müvekkillerine ödeme yapmayan davalı şirket aleyhine genel haciz yoluyla Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/6589 esas numaralı dosyası ile takip başlatıldığını, takibe davalı şirketin itiraz ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı hakkında Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/6589 esas nolu dosyasıyla başlatılan icra takibine konu edilen alacağa yapılan itirazın bakiye 24.369,31 TL tutarındaki kısmı yönünden itirazın iptali ile takibin bu tutar üzerinden devamına, İİK 67. Maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilecek alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurduğunu, arabulucu süreci sonuçlanmadan bu davanın açıldığını, dolayısıyla davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, davanın itirazın iptali davası olup bir yıllık dava açma süresinin geçtiğini, 01/07/2013 tarihli protokolün müvekkili şirket yönünden bağlayıcı olmadığını, şirketin alacaklarının temliki yönünden şirket yetkili organlarınca alınmış bir karar bulunmadığını, dava konusu olayda müvekkili şirketin anonim şirket olduğunu, ortada henüz doğmuş ve temlike konu olabilecek bir alacak olmadığı gibi tarafların fiil ehliyetinin de bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Taraflar arasında düzenlenen 01/07/2013 tarihli protokolün 4. Maddesinin alacağın temliki niteliğinde olduğu, TTK 365/1 maddesi uyarınca anonim şirketin yönetim kurulu tarafından temsil edileceği, dosya arasına getirtilen ve alacağın temliki sözleşmesinin yapıldığı tarihi kapsayan 07/11/2012 tarihli ticaret sicil gazetesi örneğine göre yönetim kurulunun ... ... (başkan), ... ve ... ... (...) olarak belirlendiği, 26/07/2013 tarihli ticaret sicil gazetesine göre şirket yönetim kurulunun 09/07/2013 tarihli kararı ile 13/05/2014 tarihine kadar ... ...'nun münferiden atacağı imza ile temsil ve ilzam olunmasına karar verildiği görülmektedir. 14/05/2013 tarihli yönetim kurulu kararına göre ise şirketi nakdi ve gayri nakdi yükümlülük altına sokmaya yönelik işlemlere 1 yıllığına ... ... ve ...'ün müştereken atacakları imza ile yapılmasına karar verilmiştir. Alacağın temlik edildiği 01/07/2013 tarihi itibariyle yönetim kurulunun tek kişiden oluşmadığı hususu açıktır. Bu nedenle yapılan sözleşmenin ... ... ile birlikte üyeler ... ve ... ... tarafından da temlik eden sıfatıyla imzalanması gerekmektedir. ... ...'nun tek başına şirketin alacağını devretme yetkisi bulunmamaktadır. Temlik sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle şirket borç altına girmiş olmayacağından geçersiz olan bir sözleşmeden dolayı şirketten alacak talep edilmesi de mümkün olmadığından asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada davalı vekili kötü niyet tazminatı isteminde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmetmek için davanın davalı lehine sonuçlanması, davacının icra takibinde kötüniyetli olması ve davacının talebi gerekir. Davacının kötüniyetli sayılabilmesi için haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olmalıdır. Alacaklının kötüniyetli olduğu konusunda ispat yükü davalıdadır. Davalı borçlu, takip konusu alacağın aslında hiç doğmadığını veya sona erdiğini alacaklının bildiği halde takibe geçtiğini kanıtlarsa alacaklı aleyhine tazminata hükmedilir. İzah edilen tüm nedenler karşısında dosya kapsamına göre, davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanmadığından yasal koşulları bulunmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafça ne asıl dava da ne de birleşen dava da şirketin yalnızca ... ... imzası ile temsil edilemeyeceğine dair bir savunma ileri sürülmemesine rağmen mahkemece bu şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki taraflar arasında yapılan sözleşmenin altında o tarihte şirkete temsile yetkili olan kişilerden ...'ün de imzasının olduğunu, bu durumda şirketin her iki temsilcisi tarafından da sözleşmenin imzalı olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

19/01/2007 tarih ve 6727 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin incelenmesinde; ... ... A.Ş'nun ortakları arasında ... ve ...'nun bulunduğu anlaşılmıştır. Kayseri 7.İcra Müdürlüğünün 2018/6589 E sayılı icra dosyasının incelemesinde; alacaklısının ... ve ..., borçlusunun ... ... A.Ş olup, örnek no 7'ye göre 44.369,31 TL 01/07/2013 tarihli protokolün 4.maddesi gereğince asıl alacak, 1.378,49 TL işlemiş faiz yönünden toplam 45.747,80 TL alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, borçlunun 05/08/2018 tarihinde itirazı üzerine takibin 12/06/2018 tarihinde durdurulduğu , bu tutarın 20.000,00 TL'lik kısmına davalı yanın itirazının iptali için 18/07/2018 tarihinde asıl davanın , bakiye 24.369,31 'lik kısmına davalı yanın itirazının iptali için 17/07/2019 tarihinde birleşen davanın açıldığı görülmüştür. 01/07/2013 tarihli protokol incelendiğinde; 01/07/2013 tarihli protokol incelendiğinde; tarafları ... 'yi temsilen ... ... ile diğer taraflar ... ve ... arasında sözleşme imzalandığı, iş bu sözleşmenin (4) maddesinde "Kayseri 2.İcra Müdürlüğü'nün 2013/6660 E sayılı dosyası (Borçlu ... ... Ltd. Şti.) tahsil edildiğinde tahsilat tutarından avukatlık ücretleri ve diğer masraflar düşüldükten sonra kalan kısmen %45'i ... ve ...'na aittir. " hükme bağlanmıştır. Alacağın temlikine konu olan Kayseri 2 İcra Müdürlüğü'nün 2013/6660 E sayılı dosyasına dayanak İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/07/2013 tarih, 2011/289 E, 2013/158 K sayılı kararı incelendiğinde; dosyanın davacısının ... A.Ş davalısının ... ... Ltd. Şti olduğu, Şti olan davada davacının davasının kabulü ile 73.654,00 TL'nin davalıdan tahsiline yönelik kararın davalı vekilince temyizi üzerine ilgili kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarih, 2013/17020 E, 2014/13537 K sayılı ilamı ile bozulması üzerine dosyanın İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1045 E sayılı sırasına kaydedildiği, mahkemenin 27/12/2017 tarih, 2015/1045 E, 2017/1136 K sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile 59.254,00 TL'nin davalıdan tahsiline yönelik karar verildiği, UYAP sistemi üzerinden dosya inceleme talep edilmesi sonucu ilgili kararın henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir. Hukuki bir işlem (tasarrufi işlem) olan alacağın temliki sonrasında alacak üçüncü kişiye intikal etmektedir. Bu andan itibaren üçüncü kişi, borçlu karşısında alacaklı sıfatını kazanmaktadır. Niteliği itibariyle alacağın temliki, alacaklının tasarruf işlemidir. Temlik, alacağın tamamı için yapılabileceği gibi bir kısmı için de yapılabilir (somut olaydaki gibi). Tam temlikte alacağın aslı ve fer’ileri temlik alana geçmekte olup, alacaklı borç ilişkisinde taraf olmaktan çıkar. Kısmi temlikte ise temlik edilen asıl alacak ve bu oranda fer’ilerinin temlik alana geçmesi söz konusudur. Temlik edilmeyen kısım itibariyle borçlunun temlik eden alacaklıya karşı sorumluluğu devam eder. Temlik alan, temliki ve alacağın varlığını ispat ederek borçludan talepte bulunur. Temlik ile birlikte temlik alan, alacağın aslı ve fer’ileriyle birlikte alacağa bağlı rüçhan haklarını da iktisap eder. Dolayısıyla temliğe konu alacak itibariyle dava ve takip hakkı da temlik alana geçer. Alacağın temlikinde esasen borç değişmez, sadece onu talep edecek taraf değişmiş olur. Dosya kapsamında yer alan Ticaret Sicil Gazeteleri incelendiğinde; davalı şirketin 14/05/2013 tarihli Genel Kurulunda dava dışı ortak ... ... ile davacı ...'ün (1) yıl süre ile yönetim kuruluna seçildiği, ...'ün 09/07/2013 tarihinde istifası üzerine 09/07/2013 tarihinde yönetim kurulu başkanlığına ... ... yönetim kurulu başkan yardımcılığına ... ...'nun getirildiği, 13/05/2014 tarihinden bu yana da dava dışı ortak ... ...'nun şirketi münferiden temsile yetkili olduğu görülmüştür. Dava konusu protokolün davalı şirket adına ... ... tarafından 01/07/2013 tarihinde tanzim edildiği ve bu tarihte davalı şirketin yetkili temsilcilerinin protokolü şirket adına tanzim eden ... ... ile protokol lehtarı olan ... olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyamız kapsamındaki uyuşmazlık, 01/07/2013 tarihinde davalı şirket adına tanzim edilen ve ... ... tarafından şirket adına imzalanan protokol nedeniyle şirketin sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür. Somut olayda, 01/07/2013 tarihinde alacaklısı davalı şirket, dava dışı ... ..., dava dışı ... olan bir kısım icra dosyalarının, davalı şirketi temsilen ... ..., diğer taraf şirket ortağı ve aynı zamanda davalı şirket yetkilisi ... ve diğer ortak ... tarafından imzalanan protokol ile icra dosyalarının temlikine ilişkin taraflar arasında anlaşmaya varılmıştır. Davamıza konu uyuşmazlık, söz konusu protokolün yukarıda özetlenen (4) maddesine ilişkindir. Davacı yan protokolün (4) maddesi gereğince şirketin icra tahsilatı yapmasına rağmen davacı yana ödeme yapmadığından bahisle eldeki davayı açmış, davalı yan ise protokolün sadece ... ... imzalanması nedeniyle davalı şirketi bağlamayacağını ileri sürmüş, mahkemece yapılan sözleşmenin ... ... ile birlikte üyeler ... ve ... ... tarafından da temlik eden sıfatıyla imzalanması gerektiği, ... ...'nun tek başına şirketi adına alacağını devretme yetkisi bulunmadığı, temlik sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, yukarıda ayrıntısı ile bahsedildiği üzere dava konusu protokolün tanzim edildiği 01/07/2013 tarihinde davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili kişiler dava dışı ... ... ile davacı ...'tür. ... temlik alan sıfatını taşıdığı ve yetkili temsilci sıfatı ile temlik alan sıfatı birleştiği için söz konusu protokolü sadece temlik alan sıfatıyla imzaladığı, şirketin diğer yetkilisi olan dava dışı ... ...'nun ise şirket adına temlik eden sıfatıyla protokolü imzaladığı görülmüştür. TMK'nun 2. maddesine göre, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Dosya kapsamında cevap lahiyası ekinde yer alan davalı şirket adına tanzim edilen vekaletname incelendiğinde, vekil edenin şirketin yetkilisi ... ... olduğu görülmüştür. Hal böyle olunca, gerek protokol tarihinde, temsil yetkisi bulunan, gerek 13/05/2014 tarihinden sonra şirketi tek başına temsil yetkisi bulunan ... ...'nun, kendisinin şirket adına imzaladığı protokoldeki imzanın davalı şirketi bağlamayacağı yönünde bu kez şirket adına savunma yapmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup, TMK'nun (2) maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Tüm bu nedenlerle asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi asıl ve birleşen kararının kaldırılmasına, dava konusu 01/07/2013 tarihinde yapılan protokolün davalı şirket adına yapıldığı kabul edilmek suretiyle işin esasına girilerek İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1045 Esas sayılı dosya kapsamı da dikkate alınarak, asıl ve birleşen davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesi gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2024 tarih 2024/72 Esas 2024/764 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Asıl ve birleşen davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, 5-Asıl ve birleşen davada davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından asıl ve birleşen davada davacılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/10/2026

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1279, K. 2026/1401, T. 16.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1279-e-2026-1401-k-4b5b622bb3ee