Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/496 E. 2026/1469 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/496
- Karar No
- 2026/1469
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/496 - 2026/1469 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/496 KARAR NO : 2026/1469
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.01.2025 NUMARASI : 2021/651 Esas 2025/70 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av.
DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat) KARAR TARİHİ : 24.09.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.10.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16.08.2018 tarihinde, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, sürücü ... idaresindeki ... plakalı aracın, yaya davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu, sürücü hakkında Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/42 Esas nolu dosyası ile tazminat davası açıldığını, davanın derdest olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100,00 TL tedavi ve bakıcı gideri, 100,00 TL tedavi süresince işe gidememe ve çalışamamadan doğan ücret ve/veya kazanç kaybı ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zarar, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dosyanın Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/42 Esas nolu dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini, tedavi gideri için 4.341,72 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 287.301,98 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davalının sorumluluğunun poliçedeki limitler ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, davalının başvurusu üzerine davalı tarafından 15.05.2019 tarihinde davalının 51.656,24 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin güncellenmiş halinin hesaplanacak tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, kusur ile maluliyetin raporlar ile tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Üst Kurulundan alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %8 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, tedavi gideri yönünden doktor bilirkişiden rapor alındığı, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı şekilde sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 287.301,98 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 50,00 TL’sinin temerrüt tarihi olan 28/03/2019 tarihinden, 287.251,98 TL’sinin ıslah tarihi olan 15/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 28/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4.341,72 TL tedavi giderinin 50,00 TL’sinin temerrüt tarihi olan 28/03/2019 tarihinden, 4.291,72 TL’sinin ıslah tarihi olan 15/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin davanın reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminata ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirkete başvuru tarihine göre temerrüt tarihi belirlenerek bu tarihten itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından ödenen bedelin poliçe limitinden tenzil edilmesi gerekirken güncellenmiş değerinin poliçe limitinden tenzil edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile hesaplanan tazminat miktarının az olduğunu, davacının zararının daha fazla olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının hem sigortalıya hem sigorta şirketine dava açarak sebepsiz zenginleştiğini, davacıya ilişkin maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, aktüerya hesabında %1.65 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davalı şirket usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, sürçü ... idaresindeki ... plakalı aracın, yaya davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 1- Dava konusu kazaya ilişkin Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/832 Esas 2019/289 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...’ın savunmasında, aracıyla park halinde iken, bir tartışma yaşadıklarını, olay yerinden ayrılmak için aracıyla hareket ettiğinde, yola değil başka yöne bakması nedeniyle önünde yaya olarak bulunan (davacı) ...’a çarptığını, davacının kaputa düştüğünü beyan ettiği, dosya kapsamında kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu sonucuna varılarak taksirle yaralama eyleminden cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği görülmüştür. Davacı ...tarafından, ...’a yönelik açılan Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 202/42 Esas sayılı tazminat davasında, kusur yönünden bilirkişiden rapor alındığı, kazanın meydana gelmesinde davalının tam kusurlu olduğunun belirtildiği, davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Kazanın oluş şekli, sigortalı araç sürücüsünün beyanı, bilirkişi raporu, ceza yargılaması ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde eldeki davada, sigortalı araç sürücüsünün kazanını oluşumunda tam kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin kusur oranına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 2- Davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin belirlenmesi yönünden mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Üstü Kurulu raporunda, davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin tıbbi evrakların ve dosyadaki diğer raporların incelendiği, kurul tarafından fiziki muayenesinin yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının % 8 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin davacının daimi maluliyet oranına yönelik istinaf itirazı reddedilmiştir. 3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4-Davacı tarafından, eldeki dava açılmadan önce davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...’a yönelik açılan Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/42 Esas 2023/54 Karar sayılı tazminat davasında, sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 1.420.978,52 TL, bakıcı gideri olarak 2,029,50 TL, tedavi gideri 1.513,07 TL olmak üzere toplam 1.424.521,09 TL maddi tazminatın davalı ...’dan tahsiline karar verilmiş olup eldeki davada davalı ...AŞ ile ... davacıya karşı müteselsilen sorumlu olduklarından davalı ...AŞ aleyhine hükmedilen maddi tazminatın tahsilde tekerrüre neden olmamak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 5-Davalı sigorta şirketi davacının zararından olay tarihindeki kişi başı sakatlanma poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olup, davalı sigorta şirketi tarafından yapılmış ödeme varsa ödeme tarihindeki verilere göre davacının zararının karşılanmadığının belirlenmesi halinde ödenen bedel yasal faiz ile güncellenerek zarardan düşülmesi, zararın poliçe teminat limitinin üzerinde olması halinde ise ödenen miktar faizsiz olarak poliçe teminat limitinden düşülerek davalının sorumlu olduğu tazminatın belirlenmesi gerekir. Dosya kapsamına göre davalı sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce, sürekli işgöremezlik zararı için davacıya 15.05.2019 tarihinde 51.656,00 TL ödeme yapıldığı, aktüer bilirkişi raporuna göre davacının zararının poliçe teminat limitinin üzerinde olduğu anlaşılmakla bu ödemenin faizsiz olarak sakatlık/ölüm yönünden poliçe limiti olan 360.000,00 TL’den tenzil edilerek bakiye poliçe limiti olan 308.344,00 TL üzerinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken yapılan ödemenin, aktüer bilirkişi rapor tarihine kadar güncellenerek (faiz işletilerek) poliçe limitinden tenzil edilmesi isabetli olmamış, ancak davacının ıslah dilekçesindeki talebi de dikkate alınarak taleple bağlılık ilkesi gereğince sürekli işgöremezlik zararı yönünden davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 6-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda, davacı vekili tarafından davalı sigorta şirketine 15/03/2019 tarihinde başvurulduğu ve davacının zararının karşılanmasının talep edildiği, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi hükmü nazara alındığında davalı sigorta şirketinin 28/03/2019 tarihinde temerrüde düştüğü, bu itibarla hükmedilen tazminatın tamamına temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun, faiz başlangıcı, müteselsilen sorumluluk, ödemenin poliçe limitinden tenzil edilmesi hususları yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; !-Davanın kısmen KABULÜ ile, -Sürekli işgöremezlik tazminatı 287.301,98 TL’nin, temerrüt tarihi olan 28/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, -Geçici işgöremezlik tazminatı 50,00 TL’nin, temerrüt tarihi olan 28/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Tedavi gideri 4.341,72 TL’nin, temerrüt tarihi olan 28/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, - Hükmedilen tazminatların Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/42 Esas 2023/54 Karar sayılı dosyasında hükmedilen tazminatlar ile tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan tahsiline 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.925,59 TL karar harcından, davacıdan peşin alınan 59,30 TL karar harcı ve 1.000,00 TL ıslah harcının mahsubu ile 18.666,29 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan başvurma harcı 59,30 TL, peşin harç 59,30 TL, ıslah harcı 1.000,00 TL’nin toplamı 1.118,60 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan yargılama gideri; dosya-posta gideri 451,75 TL, bilirkişi ücreti 2.500,00 TL ve 1 adet adli tıp rapor ücreti 3.000,00 TL olmak üzere toplam 5.951,75 TL’nin, davanın kabul/ret oranı gözetilerek belirlenen 5.945,79 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri; 3 adet vekalet harcı 107,70 TL ve 3 adet vekalet pulu 169,90 TL olmak üzere toplam 277,60 TL'nin, davanın kabul/ret oranı gözetilerek belirlenen 0,27 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 6-Davacı yargılamada vekille temsil edildiğinden, davanın kısmen kabulü nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 46.694,99 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı yargılamada vekille temsil edildiğinden, davanın kısmen reddi nedeniyle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 150,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Arabuluculuk bürosu tarafından yapılıp Adalet Bakanlığı tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. ve 14. fıkraları gereğince haklılık oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 1,32 TL'sinin davacıdan, 1.318,68 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 70,00 TL yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 300,00 TL yargılama gideri ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine, 4-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 24.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.