İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/240 E. 2026/931 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/240
Karar No
2026/931
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/240 Esas KARAR NO : 2026/931

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/04/2025 KARAR TARİHİ : 22/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından, ... ve davacı müvekkil şirketler aleyhinde 06.03.2025 tarihinde ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı Dosyasından, gerçekte var olmayan alacak iddiasına dayalı 10 Milyon Türk Lirası bedelli senet ile kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatıldığı, ne ...'nin ne de müvekkili şirketlerin alacak iddia eden ...'a böyle bir borcu yoktur ve taraflar arasında nakdi ya da mali olarak herhangi bir ticari ilişki söz konusu olmadığını, ... 'nin tamamını 01.11.2024 tarihinde, zaten 15 yıldır şirketin Müdürü olarak fiilen şirketi temsil eden ve şirketin tüm iş ve işleyişini idare eden oğlu Murat Keske'ye devrettiği, şirket devrinden kısa bir süre sonra şüpheli ...'nin başka bir kadınla 2 yıldır ilişki içerisinde olduğu ve imam nikahı kıyarak kadınla birlikte yaşadığı bizzat kendisi tarafından ailesi huzurunda ikrar edildiği, ... 7. Aile Mahkemesi'nin ...Esas Sayılı dosyası derdest olduğu, Eşi ve çocukları ile husumet içerisinde olan ... yakın arkadaşı olan diğer şüpheli ... ile birlikte organize hareketle geriye dönük tarihli olarak ... A.Ş.'nin devrinden bir ay öncesi olan 03/10/2024 düzenleme tarihli muvazaalı 26.Şubat.2025 vade tarihli 10.000.000,00 TL bedelli borç senedi uydurduğu, ...'ni avalist, ...'ni kefil olarak gösterildiği, menfaat temini için el ve işbirliği içerisinde geçmişe dönük olarak hileli şekilde senet düzenleyen davalı tarafından önce 200.000,00 TL bedel için ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...D.İş-.. D.İş. Karar Sayılı Kararı İle ihtiyati haciz kararı alınmış, akabinde ise ... 26. İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile ihtiyati haciz uygulanarak, müvekkili şirketlerin neredeyse tüm mal varlığı üzerine haciz uygulanmak suretiyle müvekkili şirketlerin ticari varlığı sürdürülemez hale getirildiğini belirterek müvekkili şirketlerin ... 26. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitini, takibin durdurulması ve iptal edilmesini, dava konusu bedelin %20 sinden az olmamak üzere davalı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinnin o zamanki şirket yetkilisi ...'yi tanıdığı ve güvendiği için senette belirtilen alacağı nakden davacılara borç olarak verdiği, ihtiyati haciz konulan gayri menkulün tüm borç yönünden kesinleşme beklenirken neden ve ne şekilde kendi akrabasına (Barış Keske) devredildiği/kaçırıldığı ve suç işlendiği anlatılmadığı, ... 26. İcra Dairesi'nin ...Esas Sayılı dosyası kapsamında henüz takipten haberleri yokken ihtiyati haciz kapsamında haciz konulan banka hesaplarının tamamı boş çıktığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; ... kayıtlarında 2024 ve 2025 yıllarında alacak yada borç senetleri hesaplarında dava konusu kambiyo senedinin bulunmadığı, davalının davacı şirket kayıtlarında yer almadığı, ... A.Ş kayıtlarında 2024 ve 2025 yıllarında alacak yada borç senetleri hesaplarında dava konusu kambiyo senedinin bulunmadığı, davalının davacı şirket kayıtlarında yer almadığı, 03/10/2024 düzenleme tarihli muvazaalı 26.Şubat.2025 vade tarihli 10.000.000,00 TL bedelli borç senedinin davacı şirketlerin kayıtlarında bulunmadığı, kambiyo senedinde yazılı olan miktarın şirketlere aktarıldığının tespit edilemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonolardan kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer. Bono ödeme vaadinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir, sebepten mücerrettir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2003 gün ve ...; 12.10.2011 gün ve ... gün ve E:2013/19-89, K:2013/1645; 14.05.2014 gün ve ...; 18.02.2015 gün ve ... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Mevcut olayımızda avalist olan davacıların senedin muvazaalı olarak düzenlendiğini ileri sürdüğü, keşideci olan ... ile davalı ...'ın yakın arkadaş olduklarını ve ...'nin ailevi sebeplerle davacı şirketin yetkilileri olan çocukları ile olan husumeti nedeniyle bu senedi düzenlediği, böyle bir borcun olmadığı iddia edilmiştir. Ayrıca, davacı taraf delillerinin ıslahı suretiyle davalının 10 milyon borç verecek maddi gücü bulunmadığı ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiasıyla gelir ve malvarlığının araştırılmasını talep ettiği görülmüştür. Bilindiği üzere, muvazaa, kısaca irade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanabilir. Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak bazen aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar (mutlak muvazaa). Veya gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemektedirler(nisbi muvazaa). Her ne kadar, muvazaayı düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde ve öteki kanun hükümlerinde muvazaalı sözleşmelerin hüküm ve sonuçları hakkında bir açıklık bulunmamakta ise de; taraflar arasında alacak ve borç ilişkisi doğurmayacağı, muvazaanın varlığının hiçbir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği, mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde bulundurulması gerektiği, belirli bir sürenin geçmesi, sebebin ortadan kalkması veya ilgililerin olur (icazet) vermesi ile geçerli hale gelmeyeceği, uygulamada ve bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmektedir. Öte yandan, muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halefi) sıfatı ile hareket eden, başka bir anlatımla sözleşmenin yanlarından birine dava açan kişi Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince bu iddiasını ispat etmek zorundadır. Senede bağlı bir sözleşmeye karşı muvazaa iddiası, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 201. maddelerinde belirtildiği üzere ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Sözleşme aynı kanunun 203. maddesinde sözü edilen yakın akrabalar arasında yapılmış olsa dahi muvazaanın yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Böyle bir sözleşmenin resmi şekilde yapılması halinde dahi olayın özelliği itibariyle adi yazılı delilin yeterli olacağı öğretide ve kararlılık kazanmış içtihatlarda ortaklaşa kabul edilmiştir. İşte bu görüşten hareketle 5.2.l947 tarih 20/6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında taraf muvazaası ve takma ad (namı-müstear) davalarında iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir. Bu husus Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ... Esas ve... Karar sayılı ilamında da belirtilmiştir. Buna göre; dava konusu senedin sebepten mücerret olduğu, senedin ticari defter ve belgelerde kayıtlı olmamasının onu hükümden düşürmeyeceği, senedin geçerliliğinin devam ettiği, muvazaa hukuksal nedenine göre borçlu olunmadığı iddiasının ancak yazılı delille ispatlanması gerektiği, avalistin bu şekilde muvazaa iddiasını ileri süremeyeceği ve muvazaa iddiasının dosya kapsamı itibariyle yazılı delille ispatlanamadığı, HMK'nun 226. Maddesi kapsamında yemin deliline de başvurulamayacağı, ... CBS ...esas nolu soruşturma dosyasının da takipsizlikle sonuçlandığı, davalının borç verebilecek durumda olmadığı ve bu hususun olağana aykırı olduğuna yönelik savunmanın ise bu dosyada uygulanma imkanının olmadığı, buna ilişkin somut bir verinin olmadığı, aksi durumda senedin mücerretliği ilkesinin uygulanma imkanının kalmayacağı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00-TL ilam harcından peşin alınan 170.775-TL harcın mahsubu ile bakiye 170.043-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 4.700 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edile 20,00-TL posta giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.010.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/240, K. 2026/931, T. 22.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-240-e-2026-931-k-7648526c7a53