Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/977 E. 2026/1460 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/977
- Karar No
- 2026/1460
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/977 KARAR NO : 2026/1460
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2023 NUMARASI : 2017/229 Esas 2023/140 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 17/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
Davacı vekili ile davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında ticari ilişkiden kaynaklı husumet bulunduğu, müvekkili tarafından İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8825 Esas sayılı icra takip dosyasıyla asıl alacaklı .... Şti ile müvekkili şirket arasında imzalanan temlik sözleşmesine dayanılarak icra takibi başlatıldığı, borçlu şirket yetkilisinin itirazı nedeniyle takibin durduğu, takibe 05.02.2016 tarihli .... Şti ile müvekkili şirket arasında imzalanan temlik sözleşmesinin de eklendiği, davalı tarafça icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde "Alacaklı firmaya herhangi bir borcumuz yoktur" ibaresinin yazıldığı, halbuki takibe dayanak temlik eden .. . Şti ile davalı arasındaki ticari ilişki olduğu, temlik sözleşmesine de herhangi bir itirazda bulunmadığı, bu nedenle davalı tarafın borcu zımnen kabul edildiği, temlik eden ... Şti.'nin ticari defterleri incelendiğinde davalının itirazının haksız olduğunun anlaşılacağından bahisle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasına rağmen davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış olmakla birlikte davaya konu İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8825 Esas (2021/7924 Yeni Esas) sayılı dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde davalının herhangi bir borcunun olmadığı, bu nedenle ödeme emrine, icra takibine, borca, işlemiş faiz ve faiz oranına ve tüm ferilerine açıkça itiraz edildiği bildirilmiştir. MAHKEMECE: "...Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesiyle, davacı ve dava dışı .... Şti arasında düzenlenen 05.02.2016 tarihli temlik sözleşmesi gereğince dava dışı temlik eden şirketin davalıdan olan 68.358,00 TL'lik cari hesap alacağının davacı şirkete temlik edildiği belirtilerek iş bu temliknameye konu alacağın tahsili için davacı tarafça davalı hakkında İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8825 Esas sayılı icra takip dosyasıyla başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamış olmakla birlikte icra takip dosyasına sunulan itiraz dilekçesinde davalının takibe konu edildiği şekilde herhangi bir borcunun bulunmadığından bahisle takibe konu asıl alacak, faiz ve fer'ilerine açıkça itiraz edildiği bildirilmiştir. Taraflar arasındaki ihtilaf, takibe dayanak 05.02.2016 tarihli temlikname kapsamında davacının takip tarihi itibariyle davalıdan takibe konu edilen tutar kadar bakiye alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Takibe konu 05.02.2016 tarihli temliknamenin incelenmesinden temlik eden ... ...Şti tarafından ... - ...'den cari hesaptan olan 68.358,00 TL'lik alacağın davacı ...Şti.'ye temlik edildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında temlik eden dava dışı ... Şti.'nin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/667 Esas, 2016/173 Karar sayılı ilamıyla 25.02.2016 tarihinde iflasına karar verilmiş olması nedeniyle 30.01.2018 tarihli duruşmada takip ve davaya konu temlik sözleşmesinin İzmir İflas Müdürlüğü'ne ihbarına karar verildiği ve temlik sözleşmesinin bir örneğinin 30.01.2018 tarihli müzekkere ekinde İflas İdaresine gönderildiği görülmüştür. Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında 09.10.2018 tarihli duruşmada temlik sözleşmesi ile ilgili olarak iflas idaresi tarafından bir karar verilip verilmediği hususu İzmir İflas Müdürlüğü'nden sorulmuş olup, gelen cevabi yazıda davaya konu temlik sözleşmesi ile ilgili olarak herhangi bir kararın iflas idaresinde bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Yine davaya konu temlik sözleşmesi ile ilgili olarak beyanlarının alınması için İflas İdare Memurlarına davetiye çıkartılmasına karar verilmiş olup, bu kapsamda iflas idare memurları tarafından dosyaya sunulan 30.04.2019 tarihli yazılı beyan dilekçesinde davaya konu 05.02.2016 tarihli temlikname ile ilgili olarak temlik eden müflis şirket yetkilisi olan ...'a isticvap davetiyesi çıkartılmasının talep edildiği görülmüş olmakla bu kapsamda temlik eden şirket yetkilisi ...'a mahkememizce yapılan yargılama sırasında temlikname ile ilgili olarak isticvap davetiyesi çıkartılmış olup, 03.12.2019 tarihli celsede temlik eden dava dışı şirket yetkilisi ... beyanında takip ve davaya konu temlikname içeriği gereği temliknameye konu alacağın davacı şirkete temlik edildiği, dava dışı temlik eden şirkete atfen atılan imzanın da kendisine ait olduğunu belirtilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazıya verilen 30.09.2019 tarihli cevabi yazının incelenmesinden takibe konu 05.02.2016 tarihli temlikname tarihi itibariyle ...'ın münferiden temsile yetkili kişi olduğu görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından dava dışı temlik eden .... Şti ile davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda dava dışı temlik eden şirkete ait ticari defter ve kayıtlar HMK 278/4.maddesi gereğince yerinde incelenmiş olup, davalı tarafından ise mahkememizce oluşturulan ara kararına rağmen 10.05.2019 tarihli ek inceleme gününde ticari defter ve kayıtlar ibraz edilmediğinden davalı tarafa ait ticari defterler incelenememiştir. Ancak mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalı tarafın 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ilişkin Ba kayıtları ilgili vergi dairesinden getirtilerek dosyamız arasına eklenmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında dava dışı temlik eden şirkete ait ilgili yıllara ilişkin incelenen 2013, 2014 ve 2015 yılına ait ticari defter ve kayıtları ile davalıya ait aynı yıllara ilişkin Ba kayıtlarının incelenmesi neticesinde düzenlenen kök ve ek raporlarda sonuç olarak; dava dışı temlik eden şirketin incelenen 2014 ve 2015 yılına ilişkin ticari defterlerinin TTK hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulduğu, dava dışı temlik eden .... Şti.'nin 2014 ve 2015 yılına ilişkin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 31.12.2015 tarihi itibariyle davalının dava dışı temlik eden .. ... Şti.'ye 68.358,00 TL cari hesap borcunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği 12.03.2019 tarihli ek raporda bildirilmiş olup, daha sonra düzenlenen 17.07.2020 tarihli 2.ek raporda ise, dava dışı temlik eden şirketin incelenen 2013 yılı ticari defter ve kayıtların TTK hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulduğu, dava dışı temlik eden müflis şirketin 2013 yılında toplam 67.215,39 TL borç kaydı, toplam 65.717,52 TL alacak kaydı işlemleri sonucunda davalıya 1.497,87 TL'lik bakiye cari hesap borcunun bulunduğu ve 2014 yılına devrettiği, 2014 yılında ise 2013 yılından devreden 1.497,87 TL'lik bakiye borç, 119.058,45 TL'lik faturadan kaynaklanan borç, 140.000,00 TL'lik karşılıksız çek kaydından kaynaklanan borç ve 20.316,98 TL "cari hesap mutabakat farkı" açıklamasıyla kaydedilen borç olmak üzere toplam 280.873,30 TL'lik borç kaydının mevcut olduğu, bu borç kaydı karşılığında (140.000 TL + 47.000 TL=) 187.000,00 TL'lik çek kaydı, 46.500,00 TL'lik senet kaydı (873,30 TL + 24.644,18 TL=) 25.514,48 TL'lik "cari hesap mutabakatı" açıklamalı kayıt olmak üzere davalının cari hesabına toplam 259.014,48 TL tutarında alacak kaydedildiği, bu işlemler sonucunda oluşan davalının 21.858,82 TL'lik cari hesap borcunun 2015 yılına devrettiği, 2015 yılında ise 2014 yılından devreden 21.858,82 TL'lik devir bakiyesi borç ve 31.12.2014 yılında alacak kaydedilen 46.500,00 TL'lik senedin iade kaydı olmak üzere davalının cari hesabına toplam 68.358,82 TL'lik borç kaydının mevcut olduğu ve bu tutarın icra takibindeki alacak tutarı ile aynı olduğunun görüldüğü, ayrıca davalının bağlı bulunduğu Bornova Vergi Dairesinin yazılarının içeriği ve eklerinde davalının 2014 yılında işletme esasına göre defter tutması ve 2016 yılında ise faaliyetinin bulunmaması nedeniyle Ba/Bs bildiriminin olmadığı, 2015 yılına ait Ba bildiriminin ise yazı ekinde sunulduğu, öncelikle 2015 yılında müflis şirketin davalıya düzenlediği satış faturasının bulunmadığı, bu nedenle 2015 Ba bildiriminde müflis şirket unvanının yer almadığı, ayrıca müflis şirket kayıtlarında 2014 yılında düzenlenen satış faturalarının mevcut olup, bu döneme ilişkin de davalının Ba bildirim yükümlülüğünün olmaması nedeniyle bu faturaların teslimine ilişkin de inceleme yapmanın mümkün olmadığı, her ne kadar davacı vekilinin 18.06.2020 kayıt tarihli dilekçesi ekinde müflis şirketin Bs bildirimleri ibraz edilmiş olsa da, bu belgeler tıpkı defter kayıtları gibi müflis şirketin tek taraflı kendi kayıt ve bildirimleri olup, davalı tarafın kabulü ya da beyanı niteliğinde olmadığı, ayrıca cari hesap işlemlerinden de görüleceği üzere 46.500,00 TL'lik senet protestosu işlemine ilişkin 31.12.2014 tarihli 373 nolu kayıtla davalının cari hesabına senet açıklaması ile alacak kaydedildiği, bu tutarın önce cari hesap borcundan düşüldüğü, daha sonra 31.05.2015 tarih 1029 nolu kayıtla senet protestosu açıklaması ile borç kaydedilmek suretiyle cari hesap borcunun bu tutara tekrar arttırıldığı, söz konusu işlemlere dayanak belgelerin de sunulmaması nedeniyle bu işlemin defter kayıtlarıyla uygunluğu ve doğruluğunun incelenemediği, sonuç olarak 31.12.2015 tarihi itibariyle davalının dava dışı temlik eden .... Şti. ticari defterlerinde 68.358,00 TL cari hesap borcunun kayıtlı olduğu, bu tutarın takip konusu alacak tutarı ile aynı olduğu, ancak söz konusu bakiyeye esas işlemlere dayanak yasal belgelerin incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle takip ve dava konusu alacağın defter kayıtlarıyla uygunluğu ve doğruluğunun incelenemediği bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 17.07.2020 tarihli 2.ek bilirkişi raporunun 3.sayfasında belirtilen ve dava dışı temlik eden şirketin 2014 yılı ticari defterlerine göre, 08.11.2014 tarihinde "1600 nolu çek" açıklamasıyla 140.000,00 TL'lik borç kaydedildiği görülmekle mahkememizce yapılan yargılama sırasında 03.11.2020 tarihli duruşmada dava dışı müflis şirket 2014 yılı ticari defterlerinde 08.11.2014 tarihi itibariyle borç kaydedilen 1600 nolu çeke ilişkin beyanda bulunmak üzere taraf vekillerine süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından 21.12.2020 tarihi itibariyle Uyap'tan sunulan dilekçe ekindeki protokol kapsamında ... A.Ş'ye 140.000,00 TL'lik çekle ilgili olarak yazılan yazıya verilen 07.10.2021 tarihli cevabi yazı ekinde çekin bir suretinin gönderildiği ve çekin 10.10.2014 tarihinde takasa girdiği ve karşılıksız işlemi gördüğünün bildirildiği, çekin suretinin incelenmesinden dava dışı temlik eden ... Şti.'nin son ciranta durumunda bulunduğu görülmüştür. Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında 03.11.2020 tarihli duruşmada mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 17.07.2020 tarihli 2.ek bilirkişi raporunun 3.sayfasında bulunan tabloda gösterilen 31.12.2014 tarihinde davalı şirket cari hesabına 46.500,00 TL'lik senedin "491 nolu senet tahsilatı" açıklamasıyla borç kaydedildiği, 2015 yılında ise 31.01.2015 tarihi itibariyle "2101 nolu senet protesto" açıklamasıyla 46.500,00 TL'lik senedin borç kaydedildiği görülmekle davacı vekili tarafından sunulan 05.07.2020 tarihli dilekçe kapsamında senedin protesto edilip edilmediği hususunda .... İzmir...Şubesine müzekkere yazılmış olup, gelen 31.01.2021 havale tarihli cevabi yazıda 46.500,00 TL tutarlı 31.01.2015 tarihli senede ilişkin herhangi bir kaydın banka uhdesinde bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında dosyaya daha önceki 2.ek rapordan sonra gelen yazı cevapları ve taraf vekillerinin yazılı beyan dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden 3.kez ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 16.02.2022 tarihli 3.ek raporda ise ; ... A.Ş'nin 12.10.2021 kayıt tarihli yazısından 10.10.2014 keşide tarihli 1007532 seri nolu 140.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı, dolayısıyla bu bilginin temlik eden müflis şirketin defter kayıtlarındaki 140.000,00TL'lik çek iade kaydı ile örtüştüğü, 31.05.2021 tarihli 46.500,00 TL tutarlı senedin ...'ın 31.01.2021 ve 05.02.2021 tarihli yazılarında banka kayıtlarında bulunmadığının bildirildiği, bu bilginin söz konusu senedin protesto edildiğini kanıtlayamadığı, 2013 ve 2014 yıllarında temlik eden müflis şirketin davalıya 20 adet KDV dahil toplam 165.311,37 TL bedelli fatura düzenleyerek cari hesabına borç kaydedildiği, bu faturalardan 2 adet 1.777,72 TL'lik kısım dışında kalan diğerlerinin davalı tarafça Ba bildiriminde temlik eden müflis şirketten mal alımı olarak bildirildiği, takdiri mahkemeye ait olmak üzere takip ve dava konusu alacağın 46.500,00 TL'lik kısmını oluşturan ve protesto edildiğini kanıtlanamayan senet tutarı ile teslimi kanıtlanamayan 1.777,72 TL'lik fatura bedelinin temlik eden müflis şirket kayıtlarındaki 68.358,00 TL alacak kaydı bakiyesinden düşülmesi sonucu müflis şirketin davalıdan 20.081,10 TL'lik alacağının olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişiden alınan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; incelenen dava dışı temlik eden şirket ticari defterlerine göre 2013 yılında toplam 67.215,39 TL borç kaydı, toplam 65.717,52 TL alacak kaydı işlemleri sonucunda davalının (67.215,39 TL - 65.717,52 =) 1.497,87 TL 'lik bakiye cari hesap borcunun 2014 yılına devrettiği, 2014 yılının 2013 yılında devreden 1.497,87 TL'lik borç bakiyesiyle başladığı ve 2014 yılı içinde davalı cari hesabına borç olarak toplam 119.058,45 TL'lik fatura ve 140.000,00 TL'lik karşılıksız çek kaydından kaynaklanan borç ve yine "cari hesap mutabakat farkı" açıklamasıyla 20.316,98 TL'lik borç kaydı olmak üzere toplam 280.873,30 TL'lik borç kaydedildiği, iş bu borç kaydı karşılığında ise (140.000,00 TL + 47.000,00 TL=) 187.000,00 TL'lik çek kaydı, 46.500,00 TL'lik senet kaydı, (873,30 TL + 24.641,18 TL=) 25.514,48 TL'Lik "cari hesap mutabakatı" açıklamalı olmak üzere davalının cari hesabına toplam 259.014,48 TL'lik alacak kaydedildiği, bu işlemler neticesinde (280.873,30 TL - 259.014,48 TL =) 21.858,82 TL'lik davalı cari hesap borcunun 2015 yılına devrettiği, 2015 yılının ise 2014 yılından devreden 21.858,82 TL'lik devir bakiyesiyle başladığı ve 31.12.2014 tarihinde kaydedilen 46.500,00 TL'lik senedin iade kaydının 31.01.2015 tarihinde ticari defterlere işlenmesi neticesinde 2015 yılında temlik eden şirket ticari defterlerine göre (21.858,82 TL devir bakiyesi + 46.500,00 TL'lik senet iade kaydı=) 68.358,82 TL alacak kaydının ticari defterlerde kayıtlı olduğu alınan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla tespit edilmiş ise de; en son düzenlenen 16.02.2022 tarihli 3.ek raporda belirtildiği üzere, dava dışı temlik eden şirket tarafından 2013 yılında KDV dahil toplam 44.475,20 TL'lik 11 adet, 2014 yılında KDV dahil toplam 119.058,45 TL'lik 7 adet, olmak üzere düzenlenen toplam 18 adet faturanın davalı tarafından Vergi Dairesi Ba olarak bildirildiği, bu nedenle iş bu faturaların davalı tarafından kayıtlara alındığının kabulünün gerektiği, ancak temlik eden şirket tarafından 2013 yılında KDV dahil olarak düzenlenen KDV dahil 240,19 TL bedelli ve 2014 yılında KDV dahil 1.537,53 TL olmak üzere toplam 1.777,72 TL'lik 2 adet faturanın davalı tarafından vergi dairesine Ba olarak bildirilmediği, bu nedenle bu faturaların davalı tarafça kayıtlarına alınmadığının kabulünün gerektiği, ayrıca mahkemece yapılan yargılama sırasında ... A.Ş'den gelen 12.10.2021 tarihli cevabi yazı ekinde 1007532 nolu 140.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız çıktığının bildirildiği, bu bilginin dava dışı temlik eden müflis şirketin defter ve kayıtlarındaki 140.000,00 TL'lik çek iade kaydıyla örtüştüğü, ....A.Ş'den gelen 31.01.2021 ve 05.02.2021 tarihli cevabi yazı gereğince banka kayıtlarında 46.500,00 TL tutarlı senede ilişkin banka kayıtlarında herhangi bir kaydın bulunmadığının bildirildiği, aynı yönde Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'ne yazılan yazıya rağmen senetle ilgili protesto bilgilerine ulaşılamadığı gibi mahkememizce yapılan yargılama sırasında protestolu senet aslını ibraz etmek üzere süre verilmiş olmasına rağmen senet aslının dosyaya ibraz edilmediği gibi iflas idaresine yazılan senet aslı ile ilgili olarak yazılan yazıya verilen 13.05.2022 tarihli cevabi yazıda istenilen belgenin iflas idaresinde bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla temlik eden şirket 2015 yılı ticari defterlerinde 31.01.2015 tarihinde "2101 nolu senet protesto" açıklamasıyla davalıya borç olarak kaydedilen 46.500,00 TL tutarlı işlemin dayanağı bir belgenin davacı tarafça dosyaya sunulamadığı, bu nedenle 46.500,00 TL'lik borç kaydına ilişkin ticari defterlerdeki bu işlemin davacı tarafça kanıtlanamadığının kabulü gerekmiştir. Ayrıca dava dışı temlik eden şirketin 2013 yılında düzenlediği KDV dahil 240,19 TL ve 2014 yılında düzenlediği KDV dahil 1.537,53 TL olmak üzere toplam 1.777,72 TL'lik faturaların da davalı tarafça Ba olarak vergi dairesine bildirilmediğinin vergi dairesinden gelen kayıtların incelenmesi neticesinde mali müşavir bilirkişi tarafından bildirilmiş olması karşısında mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekiline 19.04.2022 tarihli duruşmada temlik eden dava dışı şirketin 2013 yılı ticari defterlerinde Aralık ayına ilişkin 240,19 TL bedelli, 2014 yılı Ocak ayına ilişkin 1.532,53 TL bedelli davalıya borç kaydına ilişkin faturaların ve bu faturalara bağlı varsa sevk irsaliyelerinin sunulması için kesin süre verilmiş olmasına rağmen davacı tarafça bu işlemlere dayanak belgelerin verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı görülmekle dava dışı temlik eden şirket ticari defterlerinde davalıya borç olarak kaydedilen toplam 1.777,72 TL'lik 2 adet faturaya yönelik işlemin kanıtlanamadığının kabulü gerekmiştir. Sonuç olarak dava dışı müflis temlik eden şirket ticari defterlerinde kayıtlı olan ve davalı şirkete 31.01.2015 tarihi itibariyle "2101 nolu senet protesto" açıklamasıyla borç olarak kaydedilen 46.500 TL'lik senede ilişkin işlemin ve yine toplamda 1.777,72 TL 'lik 2 adet faturaya dayanak alacağın davacı tarafça kanıtlanamadığı, davacı delilleri arasında yemin delilininde bulunmadığı görülmekle dava dışı temlik eden şirket defterlerinde temlikname tarihi itibariyle kayıtlı olduğu tespit edilen 68.358,00 TL'den bu tutarlar mahsup edildiğinde takip ve davaya konu temlikname kapsamında davacının davalı şirketten (68.358,00 TL - 46.500,00 TL - 1.777,72 TL=) 20.081,10 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8825 Esas sayılı (2021/7924 Yeni Esas) icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 20.081,10 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren, takip talepnamesindeki koşullarla temerrüt faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.016,22 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur. İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nden gelen 14.07.2021 tarihli yazısında davaya konu 2016/8825 Esas sayılı dosyanın yenilenmekle yeni dosya numarasının 2021/7924 Esas sayılı dosya numarası olduğunun bildirildiği görülmüştür.'' gerekçesi ile; HÜKÜM /Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nün 2016/8825 Esas sayılı (2021/7924 Yeni Esas) icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 20.081,10 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren, takip talepnamesindeki koşullarla temerrüt faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine, Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.016,22 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacak hesaplaması yapılırken dava dışı şirketin, davalıya ait işletmeye satmış olduğu mallara ilişkin davalı tarafın BA formlarının incelendiğini ve toplam 20 adet faturadan yalnızca 2 adet 1.777,72 TL' lik malın alım olarak bildirilmediğini ve söz konusu malların da tesliminin kanıtlanamadığını belirtmişse de işbu durumun kabulünün mümkün olmadığını, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) uyarınca bilanço esasına göre defter tutan kişi ya da kurumların KDV hariç 5.000 TL ve üzerinde olan mal ve hizmet alımlarını BA, BS formlarıyla vergi dairesine bildirmelerinin gerektiğini, söz konusu 1.777,72 TL miktar itibariyle ilgili düzenlemenin altında kaldığından karşı tarafça bildirilmemiş olabileceğini, ancak dava dışı şirketin ticari kayıtları da incelendiği zaman söz konusu 1.777,72 TL' lik satışın bildirildiğinin görüldüğünü, dava dışı şirketin ticari kayıtlarının göz ardı edilerek 1.777,72 TL'nin hesaba dahil edilmemesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalının yetkilisi olduğu firma ile dava dışı .... Şti. arasında yapılan 11/11/2014 tarihli protokol sunulmuş olup işbu protokole göre .... Şti ödemeli.../Aydın şubesi 1007532 nolu 10.10.2014 vadeli karşılıksız çeke karşılık 10.12.2014 vadeli ... derneğine ait 46.500 TL'lık senetlerin ...Şti.ne verilmiş olup, senetlerin ödemesi yapıldıktan sonra 140.000 TL çekin, .. ... tesisata elden hiçbir işlem yapılmaksızın iade edileceği hususunun yazıldığının belirtildiğini, dava dışı .... Şti.' nin 2015 muavin defter kaydında söz konusu 46.500,00 TL'lik senedin protestosuna ilişkin olarak "31/01/2015-201534-00000000000...NO. SEN. PRO. 201..." açıklaması ile kaydedildiği ve senedin dava dışı ... Şti. kayıtlarına göre protesto edilmiş olduğu ve noter yevmiye numarasının 021.. olduğunun görüldüğünü, tüm bunlara rağmen hesaplama yapılırken 46.500,00 TL'nin alacak miktarına dahil edilmemesi ve yerel mahkemenin " 46.500,00 TL tutarlı işlemin dayanağı bir belgenin davacı tarafça dosyaya sunulamadığı, bu nedenle 46.500,00 TL'lik borç kaydına ilişkin ticari defterlerdeki bu işlemin davacı tarafça kanıtlanamadığı" şeklindeki tespitinin hatalı olduğunu, alacağın dava dışı .... Şti'nin ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, ayrıca İzmir 8.İcra Müdürlüğü 2015/6593 E. Sayılı dosyasından yerel mahkemeye verilen 19/07/2022 tarihli yazı cevabında "senet aslının müdürlüğün kasasında olduğu, dosyada herhangi bir ödeme olmadığı" belirtilmiş, senet miktarının 63.000,00 TL olduğu, son cirantanın davalı olduğunun görüldüğünü, mahkemece her ne kadar 2 adet faturaya ilişkin 1.777,72 TL ve 46.500,00 TL senet hakkında dayanak gösterilmediği ve bu miktar alacakların kanıtlamadığı belirtilmişse de bu gerekçelerin kabulünün mümkün olmadığını, karşı tarafın davaya cevap vermediğini, mahkemece defterlerini sunması gerektiği ihtar edilmesine rağmen ibrazdan kaçındığını, söz konusu borcu ödediğine dair ödeme belgesi sunmadığını, bu nedenle davalının itirazlarının haksız ve kötü niyetli olup, borçlu olduğunun sabit olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama safhasında ilk derece mahkemesine ulaşan bilirkişi raporlarında dava dışı müflis şirketin müvekkili/davalıdan alacaklı olduğuna dair cari kayıtlar bulunduğundan bahsedildiğini fakat dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporlarında iş bu alacağın hangi faturadan kaynaklandığı, borca kaynak teşkil eden belgelerin varlığı hususunda hiçbir emare dahi sunulmadığını, davacı yanın tek taraflı tutulan kayıtlara dayalı olarak alacaklı olduğunu iddia etmekte dava dışı müflis firmadan olan temlik aldığı alacağa yönelik hiçbir delil de sunamadığını, yargılama safhasında bu yönde taraflarınca yazılı ve sözlü beyanlarda bulunulmuşsa da, ilk derece mahkemesi tarafından bu hususlar gözetilmeksizin haksız, hukuka, usule ve yasalara aykırı şekilde kararın tesis edildiğini, davacı firma ile dava dışı müflis firmanın kendi aralarında tanzim etmiş olduğu "temlikname" uyarınca müvekkilinin hiç haberi olmayan ve temelde hiçbir resmi kayda dayanmayan tek taraflı cari kayıtlar kapsamında alacaklı olduğu belirtilmiş ve gelinen sürece kadar soyut iddialar ile bu ısrarın devam ettirildiğini, burada müflis firmanın söz konusu alacağının temelini oluşturan hiçbir somut delilin bulunmadığını, keza; bilirkişi raporlarında da hiçbir dayanak belgenin bulunmadığı, kayıtların birbirini doğrulamadığının açıkça belirtildiğini, müflis firmanın cari kayıtlarının tek taraflı tutulmuş olmakla birlikte muvazaalı olup olmadığının bilinemediğini ve dayanak belgelerin de bulunmaması hasebiyle delil niteliğinin bulunmadığını, keza iddia edilen alacağın temeline yönelik herhangi bir belgenin de bu zamana kadar yapılan bilirkişi incelemelerinde ortaya konulmadığını, mahkemece verilen ara karar kapsamında BA kayıtları incelenerek temlike konu alacağın bulunup/bulunmadığının tespitinin istendiğini, tanzim edilen 2. Ek bilirkişi raporunda görüleceği üzere müflis firmaca 2015 yılı itibariyle müvekkili firmaya düzenlenen satışın faturalarına rastlanmadığını, müflis firmanın tek taraflı olarak bildirdiği BS kayıtlarının da kabul edilebilir bir yanının bulunmadığını, iş bu bildirimlerin dava dışı müflis firmaca tek taraflı yapılmış olup bu bildirimlerden kaynaklı alacağın ispatının söz konusu olmadığını belirterek yerel mahkeme tarafından müvekkili davalı aleyhine olan kısmen kabul kısmının müvekkili davalı lehine ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; Mahkemece aldırılan bilirkişi kök rapor ve ek raporlarının denetime elverişli ve açık olmasına, dava dışı temlik eden şirket tarafından 2013 yılında KDV dahil toplam 44.475,20 TL'lik 11 adet, 2014 yılında KDV dahil toplam 119.058,45 TL'lik 7 adet olmak üzere düzenlenen toplam 18 adet faturanın davalı tarafından Vergi Dairesine Ba formu ile bildirilmiş olmasına, bu nedenle iş bu faturalara konu malların dava dışı temlik eden şirket tarafından davalıya teslim edilmiş olduğunun karine olarak kabul edilecek olmasına, davalının bu karinenin aksini ispatlayamamasına, ancak temlik eden şirket tarafından 2013 yılında KDV dahil olarak düzenlenen KDV dahil 240,19 TL bedelli ve 2014 yılında KDV dahil 1.537,53 TL olmak üzere toplam 1.777,72 TL'lik 2 adet faturanın davalı tarafından vergi dairesine Ba olarak bildirilmemiş olmasına, bu faturalara ilişkin mal tesliminin ispatlanamamasına, ayrıca dava dışı şirketin defterine kaydettiği 46.500 TL lik senede ilişkin dayanak belgenin de dosyaya sunulmamış olması nedeniyle dava dışı şirketin bu senetten dolayı davalıdan alacaklı olduğunun ispatlanamamış olmasına, davacının davalıdan bu durumda 20.081,10 TL alacaklı olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/02/2023 tarih, 2017/229 Esas ve 2023/140 Karar sayılı kararına karşı davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.371,73 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 342,93 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.028,80 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 17/06/2026