Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/116 E. 2026/2481 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/116
- Karar No
- 2026/2481
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/116 - 2026/2481 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/116 KARAR NO : 2026/2481
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2024 NUMARASI : 2023/250 Esas, 2024/1015 Karar
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : 1- ... VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 05/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.09.2024 tarih ve 2023/250 Esas, 2024/1015 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ya ait olan, olay günü ... isimli kız kardeşinin sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın, 02.06.2022 tarihinde hiçbir kusuru bulunmadan kazaya karışmak suretiyle araçta maddi hasar meydana geldiği, ... Trafik Denetleme Büro Amirliği'nin 08.06.2022 tarih ve 2022/311 Kaza Sıra numaralı ölümlü/yaralamalı trafik kazası tutanağında anlatıldığı şekilde meydana gelen kazadan mütevellit davacı müvekkiline ait olan ... plaka sayılı aracın onarımı için ... Numaralı poliçe kapsamında ... Sigorta A.Ş. isimli sigorta firmasına başvurmuş davacı müvekkilinin aracının tamiratı için ... Numaralı hasar dosyası açıldığı ve müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın tamiratı yapıldığı, müvekkilinin kaza hasebiyle aracında oluşan değer kaybının tazmini talebi ile 05.11.2022 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu'na başvurduğu, bu başvuru neticesinde açılan ... numaralı arabuluculuk dosyası, 27.12.2022 tarihinde tarafların anlaşamaması neticesinde, anlaşamama son tutanağı tutularak sona erdiği, açıklanan nedenlerle 02.06.2022 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası neticesinde ... plaka sayılı aracında meydana gelen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00-TL tutarındaki değer kaybının, haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 02.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkiline ödenmesini, davalılardan ...'nın mal varlığı hususunda talep ettikleri ihtiyati tedbirin kabulünü, yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH : Davacı vekili 01.08.2024 tarihli dilekçesi ile dava değerini 230.850,00 TL'ye ıslah etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi sunulan cevap dilekçesinde özetle; ilgili kazaya karışan ... plakalı araç müvekkilİ tarafından 17.02.2022/2023 tarihlerini kapsayan ... numaralı Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun iş bu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın aracı kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş tarafından kasko sigortalısı olduğunu, hasar onarım bedelinin ... Sigorta tarafından karşılandığı ve taraflarına bu hususta rücu edildiğini, rücu edilen tutarın teminat limitlerinin üzerinde olduğundan davacı tarafın kasko şirketine 50.000,00-TL ödeme yapıldığını, rücu ödemeleri toplu olarak yapıldığından sundukları icmal listesinde ödemelerin ayrıntıları yer aldığını, açıklanan nedenlerle teminat limitleri dolmuş olduğundan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin dava aleyhlerine sonuçlansa dahi dava açılmasına sebebiyet vermemiş olmamız nedeniyle karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı ... Sigortaya yönelik açılan davanın reddine, davalı ...'ya yönelik açılan davanın kabulü ile; 230.850,00 TL tazminatın 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, bakiye kalan 229.850,00 TL'sinin ıslah tarihi olan 01/08/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; görev itirazlarının olduğunu, zamanaşımı yönünden de itirazlarının olduğunu, yargılama esnasında her ne kadar müvekkili yönünden %100 kusurlu şeklinde değerlendirme yapılmış ise de, mahkemeye sunulan bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere müvekkilinin yaşanan kaza neticesinde kendisinin de mağdur olup zarar gördüğünü, karşı tarafında KTK'ya göre kusurlu olduğunu, kaza anında tutulan ilk tespit raporunun hatalı olduğunu, gerçek kusur için Sigorta Tahkim Kuruluna yapılan başvuru sonrasında gerçek kusur oranlarının tespit edildiğini ve müvekkilinin %75 oranında, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini ancak mahkemece müvekkilinin %100 kusuru varmış gibi hüküm kurulmuş olduğunu, davacı sigortacısının, müvekkili sigorta şirketine rücusu sonrasında, müvekkili tarafından kendi sigorta şirketine yapılan 52.730,00 TL'nin tazminat hesaplandıktan sonra düşülmesinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda araçta oluşan değer kaybının tazmini talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden reddine karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin görev itirazına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu ileri sürmüş olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren Yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Somut olayda, açılan dava araç değer kaybı tazminatına yönelik olup davalılardan biri zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesi görev alanı içinde bulunduğundan davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Buna göre, davacının trafik kazası neticesinde aracının hasarlanmış olduğu ve araç değer kaybı tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmakla kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Kazanın 02.06.2022 tarihinde gerçekleştiği, buna göre zamanaşımı süresinin 02.06.2024 tarihinde dolacağı, ancak 06 Şubat 2023 depremi nedeniyle 11.02.2023 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile adli sürelerin 2 ay durmasına karar verildiği dikkate alındığında, zamanaşımı süresinin 02.08.2024 tarihinde dolacağı, davanın 01.05.2023 tarihinde açılmış olup ıslah dilekçesinin de 01.08.2024 tarihinde sunulmuş olduğu nazara alındığında davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacının aracının değer kaybı Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E.2020 740 K. 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında verilen Yargıtay 17. Hukuk dairesinin 2016/14600 E. 2019/6626 K. sayılı “… Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmaktadır. Hükme esas alınan raporlarda bu kritere göre hesaplama yapılmadığı anlaşılmakla, dosyadaki fotoğraflar, kaza tespit tutanağı ve tüm belgeler incelenerek, aracın modeli, yaşı, hasarın ağırlığı, boyanmış olan yerler ve hasarlı bölgelerin özelliği nazara alınıp, aracın kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değeri ile tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farkın değer kaybını göstereceği ilkesine göre değer kaybının tespiti için yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” içtihatına uygun olarak piyasa değerine ilişkin yetkili bayi, galericiler ve internet 2. el araç satış sitelerinde yapılan araştırmalar sonrasında, aracın, marka ve modeli, yaşı, kilometresi, kullanım amacı, donanımı, aracın hasar aldığı bölgeler, geçmiş hasar kayıtları, vs değer kaybına etki edecek faktörler dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra genel şartlar ile ekindeki formüllere göre yapılan tazminat hesabının yasal dayanağı kalmamıştır. Bu durumda Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre; karara dayanak yapılan 21.07.2024 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda araçta meydana gelen değer kaybının yukarıda açıklanan usule göre ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda 230.850,00 TL olarak belirlendiği görülmüş, raporun hükme esas alınması yerinde görülmekle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin kusur oranlarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Olay tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde, dört aracın karıştığı kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ... ve (dava dışı) ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nun 84/f maddesindeki "araç sürücüleri trafik kazalarında; doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma "arkadan çarpma" hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kuralını ihlal ettiklerinden tam kusurlu oldukları, ... plakalı araç sürücüsü ... ve (dava dışı) ... plakalı araç sürücüsü ...'in kural ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece alınan 21.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın önünde seyir halinde bulunan araca yeterli takip mesafesi bırakmayarak, yola gereken dikkatini vermeden, hızını yol ve trafiğin şartlarına göre ayarlamadan tehlike arz edecek tarzda seyretmesi neticesinde aracına hakim olamayıp önünde seyreden araca arkadan çarptığı için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na bağlı olarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin ‘hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamayı’ belirten 101., ‘sürücülerin, önlerinde giden araçları güvenli ve gerekli bir mesafeden takip etmek zorunda olduklarını’ belirten 107. maddelerini ihlal ettiğinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84. ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 157. Maddesine (arkadan çarpma) göre tam ve asli kusurlu ve kusur oranının %100 olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ..., arkasından gelen araç uygun takip mesafesini ayarlayamayarak aracına çarptığı için 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na ve bu kanuna bağlı olarak çıkarılan Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre bir kural ihlalinin bulunmadığı ve kazaya etken bir kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı tarafça dosyaya sunulan (başvuranın davalı ..., karşı tarafın aracının sigortacısı ... Sigorta A.Ş. olan) Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ... Esas sayılı dosyasında alınan 05.09.2022 tarihli kusur raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın KTK'nun 61/1-c maddesindeki "taşıt yolu üzerinde; geçiş yolları önünde veya üzerinde park etmek yasaktır" maddesini ihlal ettiğinden % 25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı aracın KTK'nun 84/1-d maddesindeki "araç sürücüleri trafik kazalarında; arkadan çarpma hallerinde asli kusurlu sayılırlar" maddesini ve aynı Yasa'nın 52/1-c maddesindeki "sürücüler, diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak" maddesindeki kuralı ihlal ettiğinden % 75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; kaza tespit tutanağı incelendiğinde ... plakalı araç sürücüsünün caddeyi takiben seyri sırasında yolun sağ yakın kısmında kalabalık fark etmesi nedeniyle duraklaması üzerine ... plakalı araç sürücüsünün arkadan çarpmak suretiyle kazanın gerçekleştiği anlaşılmış, ... plakalı araç sürücüsünün aracı geçiş yolu üzerinde park etmediği, aksine yol yakınında kalabalık görmesi sebebiyle tedbiren duraksadığı sürücülerin ifadelerinden anlaşılmakla ... plakalı araç sürücüsüne kusur izafe edilmesi yerinde görülmemiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur oranına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin ödeme iddiasına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili sigorta şirketinin davacıya ödeme yapmış olduğunu ve kendisine rücu ettiğini, bu nedenle yapılan ödemenin tazminat bedelinden mahsubu gerektiğini ileri sürmüş ise de, ... plakalı aracın Kasko sigortacısı olan dava dışı ... Sigorta A.Ş. tarafından aracın onarımı nedeniyle yapılan hasar bedelinin davalıya rücu edilmiş olduğu anlaşılmış olup açılan iş bu davanın aracın değer kaybına ilişkin olduğundan davalı vekilinin bu yönlü istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Diğer yandan davalı vekili ıslah dilekçesine karşı beyan için taraflarına süre verilmediğini ileri sürmüştür. Davacı tarafça dosyaya sunulan ıslah dilekçesinin davalılar vekillerine tebliğe çıkartılmış olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. vekiline ve davalı ... vekiline ıslah dilekçesinin 07.08.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince ıslaha karşı 2 haftalık yasal süresi içinde beyan dilekçesi sunulmuş olduğu ancak davalı ... vekilince ıslaha karşı herhangi bir beyanda bulunulmamış olduğu, sonraki celsenin 17.09.2024 tarihinde yapılarak davalı asilin bizzat duruşmaya katıldığı ancak ıslaha karşı beyanda bulunmak üzere mahkemeden süre talebinde de bulunmadığı ve dosyanın bu celsede karara bağlandığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.769,36 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.942,31 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 11.827,05 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda OY BİRLİĞİ ile karar verildi. 05.10.2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.