Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/859 E. 2026/1779 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/859
- Karar No
- 2026/1779
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/859
KARAR NO : 2026/1779
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2023
NUMARASI : 2018/25 Esas - 2023/111 Karar
ASIL DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan),
BİRLEŞEN DAVA: Sahteciliğin tespiti
ASIL DAVA TARİHİ: 10/01/2018
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 09/03/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl davada davalılar -birleşen davada davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
ASIL DAVA:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'in 2 kardeşi ile birlikte kurduğu ... A.Ş. De kızları ile birlikte toplam 22.000 adet azınlık hisseye sahip olduklarını, bu hisselerinin %44üne tekabül etmekte iken sonradan sermaye artışı ile yüzdelerinin düştüğünü, ...'in şirketteki diğer 2 kardeşi ile ihtilafa düşünce önce hisseleri diğer kardeşlerinin almasını istediğini, kardeşleri almadıkları gibi ...'e şirketten hiç bir kar pay vermediklerini, yönetimden de uzaklaştırdıklarını, bunun üzerine ...'in şirket hisselerini satmak için müşteri aradığını, sonunda daha önceden tanıdığı ve bakır işi yapan ...'nın hisseleri almayı teklif ettiğini, ...'in 11.000 ve kızı ...'in sahip olduğu, 5500 olmak üzere 16.500 adet hissesini 16.5 Tl'ye 1993 yılında Noter marifeti ile ...'ya sattığını, ...'in diğer kızı ... ise şirkette sahip olduğu 5500 hisseyi ...'nın talebi üzerine ...'na sattığını, bu kişilerin ortaklığı ... A.Ş'nin diğer ortaklarınca kabul edilmediğini, bu nedenle ...'nın hisselerini tekrar ...'e satmak istediğini, ancak ...'in parası olmadığını belirterek hisseleri alamadığını, bu kişiler tarafından ortaklığa kabul için davalar açıldığını, davaların ret edildiğini, ortaklığa kabul edilmeyen ...'nun hisselerinin 2500 adetini ...'e 3000 hissesini ise ...'a sattığını, bu iki kişinin de hisselerini ... ve ... isimli kişilere sattıklarını, ...'nın ise 11.000 adet hissesini önce ...'a sattığını, ...'ın ise hisselerini ...'a sattığını, ancak bu arada ... bu hisseleri bu defa ... isimli kişilere sattıklarını belirterek bu kişilerin tehdit yoluyla hisseleri tekrar ...'e satmak üzere protokol imzalattıklarını, ...'den 210.000 USD'lik bonolar aldıklarını, bu bonolardan 50.000 USD ödendiğini, ancak hisse senetleri taahhütlerine rağmen ...'e devredilmediğini, olayda onlarda noterde yapılmış hisse devri sözleşmesi yapıldığını, ancak yapılan devirlerin noterde beyan üzerinden yapıldığından ve ortada basılı hisseler olmadığından gerçekten hisselerin sahibinin kim olduğu belli olmadığını, ancak şirket pay defterinde paylar ilk hali ile durdurduğunu, çünkü diğer ortakların pay devrini kabul etmediğini, davalıların murisi ...'ın ...'e İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 1.150.000 USD'lik bonoya dayalı icra takibi başlattığını, icra tebliğlerinin hayali adrese gönderilmesi sebebi ile kesinleşme sürecinin uzadığını, bu arada uzun süredir Alzheimer hastalığı olan ...'e mahkemece vasi tayin edildiğini, 2009 yılında vesayet altına alındığını, takipten geç haberdar olan vasinin vesayet yetkisine dayanarak dava açtığını, usule ilişkin açılan davanın 8 sene sürdüğünü, ...'ın 2012 yılında vefat ettiğini, 2017 yılında ise davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf edildiğini, mirasçı sıfatı ile davacı olan tarafların diğer iddia ve davaları açmak için İstanbul 9. İcra Mahkemesinin kararını beklediğini, ancak davanın çok uzaması nedeni ile işbu davayı İstanbul 9. İcra Mahkemesi kararının yazılmasını müteakip açtığını, bononun sahte ve kopyalama vs. Yöntemleri kullanılarak sonradan düzenlendiğini, bononun ön yüzündeki yazı ve imzaların ... ve ...'ın eli mahsulü olmadığını belirttiğini, bu durumda bononun ön yüzünün sahte olduğunu, bononun arka yüzünde de cirolar bakımından şüpheler olduğunu, son iki cironun karalanarak ...'a iade edildiğini, son iki ciranta üzerinden bu bono takibe konulmak istendiğini, ancak ceza korkusu nedeni ile bononun tekrar ...'a döndüğünü, bono arkasında ... yazısının bononun üst tarafında adeta başka yerden kesilmiş halde olduğunu, cirodaki yazının ...'e ait olduğu gözle anlaşılmakla birlikte imzanın ...'in diğer imzaları ile bağdaşmamakta olduğunu, noter ihtarı ile senet tanziminden önce bildirdiğini, bono arkasındaki imza ve yazının başka kağıttan kopyalanmış olabileceği gibi boş kağıda imza attırılıp bono şekline de getirilmiş olabileceğini, ...'in fiil ehliyeti olmadığını, bononun mücerretliliğinin ortadan kalktığını, hisse satımı dışında tarafların aralarında hiçbir hukuki ilişki mevcut olmadığını, takip konusu senet bono vasfına haiz olmadığını, bir an için bono olduğu kabul edilse dahil bononun ön yüzünde isim ve imzası olan ..., ... bononun arka yüzündeki ... ve ... birbirlerini çok iyi tanıdıklarını, bu tanışıklığın bono tanziminden öncesine ait olduğunu, ...'in hayatta iken böyle bir bononun verilmediğini ...'a ihtar ettiğini, suça temayülünü görerek ...'ı uyardığını, ancak ...'ın ihtara cevap vererek bono olduğunu iddia etmediğini, bono üzerinde bedelin nakden ödendiği yazılı olduğunu, ancak bono üzerinde ve arkasında gözüken bütün kişiler taraflar arasında herhangi bir nakit verişinin olmadığını, taraflar arasındaki tek ilişkinin hisse alım satımı olduğunu belirttiğini, ... A.Ş.'nin değeri ve dava konusu yapılan hisselerin kıymeti çok düşük olduğunu, 1.150.000 USD yapması ticari olarak mümkün olmadığını, bononun tanziminin de çelişkili olduğunu, alacaklı olması gerekenlerin de borçlu yapıldığını, icra takibinin kötü niyetle yapıldığını, ...'ın İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinde verdiği ifadede hisseleri 1.150.000 USD vererek ... ve ...'ten aldığını söylediğini, ...'ın hisseleri ...'dan aldığı resmi noter senedi ile de sabit olduğunu, o halde ...'ın 1.150.000 USD'lik senedi ...'dan alması gerektiğini, ancak ortada ...'dan alınmış bir senet olmadığını, bonoda sahteciliğin yapıldığının kesin olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; öncelikle telafisi güç ve imkansız zararların doğmaması, borcun bulunmadığının ve ortada bir sahteciliğin bulunduğunun kuvvetle muhtemel olması nedeni ile teminat olarak gösterilen gayrimenkuller de dikkate alınarak tedbir kararı verilmesini, İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası konusu borcun bulunmadığının tespit edilerek takibin iptalini, kötü niyetli icra takibi nedeni ile davalıların takip konusu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, takip konusu bono üzerinde ayrıca sahtecilik ve imza incelemesi yaptırılarak davalılara yargılama gideri ve vekalet ücretinin yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinin mücerretliği ilkesi gereği dava konusu senet temel ilişkiden bağımsız olduğunu, davalı müvekkilinin alacak iddiasını açıkça ispatlamak olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmemekle birlikte öncelikle kambiyo senetlerindeki en temel ilkelerden olan mücerretlik ilkesi gereği dava konusu kambiyo senedi tek başına davacının iddia ettiği tüm sebeplerden ari olarak müvekkilinin alacak iddiasının açık ispatı olduğunu, davacıların dava konusu bono senedi nedeni ile borçlu olmadıklarını, bonoda alacaklı olması gereken kişinin borçlu yazıldığını, bu bedelde bir bononun verilmesinin mümkün olmadığını, takibe konu bononun şekil şartları tam olarak hukuken geçerli şekilde düzenlendiğini, birbirine bağlı cirolar ile davalı müvekkillerinin murisi ...'a teslim edildiğini, davacıların murisi tarafından davalı müvekkillerinin murisi aleyhinde İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/2092 Esas 2017/554 karar sayılı dosyasından açılan dava sonucu verilen 18/09/2017 tarihli karar ile takip borçlusu ...'in senedi düzenlenme tarihinde fiil ehliyetine sabit olduğu tespit edildiğini, yine İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/207 Esas sayılı dosyasında yer alan 26/05/20010 tarihli bilirkişi raporu ile senedin arka yüzündeki 1. Ciranta ... içerikli isim yazısının ve bu isim yazısı altında bulunan imzanın ... isimli şahsın eli mahsulü olduğunun tespit edildiğini, tüm bu tespitlerin takibe konu bononun geçerli bir kambiyo senedi olduğunu gösterdiğini, davacıların dava dilekçesindeki iddialarını kabul etmediklerini, takibe konu bononun hisse devri nedeni ile verildiğini alacaklı ...'ın kabul ettiğini, bononun mücerretliğinin ortadan kalktığını iddia etmiş ise de bu iddianında hukuka aykırı olduğunu, takibe konu bono senedinini takip borçlusunun takip alacaklısına olan borcu nedeni ile verildiğini, takibe konu senedin ne zaman ...'a verildiğinin senedin taraflar arasındaki hisse devrinden başka bir borcu da kapsayıp kapsamadığı konusunda bir bilgilerinin bulunmadığını, ancak rakibe konu senedin takip borçlusunun takip alacaklısına olan borcu nedeni ile verildiğini, davacıların noter devir sözleşmesinde yer alan devreden ...'a ait beyanın ibra niteliğinde olduğunu iddia etse de noter devir sözleşmesinde yer alan bu ibranın maktu olduğunu, hukuken zorunlu olması nedeni ile tüm devir sözleşmelerinde yer aldığını, yapılan işlem nedeni ile verilmiş gerçek bir ibra olmadığını, böyle bir ibranın olduğunun kabul edilmesi halinde dahi ibranın ne karşılığında verildiğinin belli olmadığını, ortada bir senedin varlığı değerlendirildiğinde ibranın evrak verilmesi karşılığında yapılmış olmasının da mümkün olduğunu, yapılan hisse devir sözleşmesinde belirtilen nakit para dışında haricen takibe konu senedin de verilmesini kararlaştırmış olabileceklerini, davacıların dosyaya sunmuş olduğu deliller arasında hisse devrinin muvazaalı olduğu senedin baskı ile alındığı vs. Hususlarındaki iddialarının ispata yarar hiç bir delil ve belge bulunmadığını, İstanbul 8 Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/207 Esas sayılı dosyasından takip alacaklısı aleyhinde dava açılmış ise de mahkemece yapılan yargılama sonucu 12/10/2011 tarihinde takip borçlusu müvekkilinin beraatine karar verildiğini, açıklanan bu nedenlerle; davacıların haksız ve dayanaksız tedbir talebinin reddini, İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/2092 Esas sayılı dosyasından verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, davacılar aleyhinde %40'dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
DAVA:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; işbu davanın İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/25 Esas sayılı dosya numarası ile görülen menfi tespit davasında davalılarca zikredilen Noter evrakının sahteliğinin tespiti amacıyla ikâme edildiğini, bu nedenle işbu davanın anılan dava ile birleştirilmesinin talep olunduğunu, davacıların murisi takip alacaklısı müteveffa ... tarafından, 1, 2 ve 3 numaralı davalıların murisi müteveffa ... aleyhinde İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasından kambiyo senetlerine dayalı icra takibine girişildiğini, takibe konu bono, tüm şekil şartlarını eksiksiz olarak barındıran, hukuken geçerli ve birbirine bağlı cirolar ile muris ...’a teslim edilen tamamen gerçek bir bono olduğunu, bu bononun geçerliliği ve davalıların murisi olan ...'in bonodaki yazı ve imzası nedeniyle senetten sorumlu olduğu, İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/207 Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/25 Esas sayılı dosyasından alınan 05.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi raporu ile sabit olduğunu beyan ederek öncelikle işbu davanın tensip tutanağı ile birlikte İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/25 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, yapılacak inceleme ile sabit olacak haklı davalarının kabulü ile Beşiktaş 5. Noterliği'nin 30.4.2001 tarihli Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi'nin HMK. m. 208 ve 209 uyarınca sahteliğinin tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen hisse devri sözleşmesinin ... tarafından hem noter ihtarı hem de mahkeme huzurunda kabul edildiğini, hisse devrini kabul eden kişinin ölümünden yıllarca sonra avukatça imza inkarı kötü niyetli olduğunu, davayı uzatmaya matuf kötü niyetli işlemler olduğu gibi hukuka da aykırı olduğunu, davacıların İstanbul 6. Asliye Tic. Mahkemesinin 2022/176 Es. Sayılı davası ile Beşiktaş 5. Noterliğinin 30.04.2001 tarih ... sayılı hisse devri sözleşmesindeki imzasının ... a ait olmadığını iddia ederek sözleşmenin iptali istediklerini, davacıların Beşiktaş 5. Noterliğinin 30.04.2021 tarih ... sayılı hisse devri sözleşmesindeki imza inkarı davası; 25 yıldır süren gerçek dışı ve mahkemeleri yanıltıcı beyan serisinin bir uzantısı olduğunu, ...'ın Beyoğlu 15. Noterliğinden gönderdiği 22.04.2004 tarih ... yevmiyeli ihtarında açıkça dava konusu yapılan Beşiktaş 5. Noterliğinde 30.04.2001 tarih ... yevmiyeli hisse devrinin kendisince yapıldığı, 29.700.000 TL'nin bu hisse devri ile nakit olarak alındığını kabul ve ikrar edildiğini, açık kabul varken aradan 20 yıl geçtikten ve kabul eden öldükten sonra imza inkarı hukuken kabul edilebilir bir iddia olmadığını, dava konusu hisse devrinden sonra davalı ... müvekkili tehdit etmeye devam edince İstanbul Cumhuriyet Baş Savcılığına 2002/ 37173 haz. Nosu ile şikayette bulunulduğunu, asıl dava konusu 07.03.2007 tarihli 1.150.000 usd lik sahte bononun düzenleyici ve organizatörlerinin kim oldukları işbu açılan dava ile farklılaştığını, dava konusu bononun taraflar arasında verilmesinin ne aklen ne ticari olarak ne de hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmamasına rağmen sahte bono düzenleyen organizatörlerin sürekli gerçek dışı ve hukuk dışı faaliyetleri adeta yargı organlarınca doğruymuş gibi kabul edilerek yargı süreci sürekli uzadığını, ödememe protestosu alacaklı ... tarafından değil Av. ... tarafından çekildiğini, açıklanan bu nedenlerle; birleşen davada her ne kadar Beşiktaş 5. Noterliğinin 30.04.2001 tarih ... sayılı hisse devir sözleşmesindeki imza inkar edilmiş ise de bu hisse devri sözleşmesi ölen ... tarafından daha önce hem noter ihtarı hem de mahkeme önündeki ikrar hem de davalı - karşı davacı vekillerince kabul edildiğinden davanın reddini, esas dava bakımından davamızın kabulünü, dava konusu sahte bonodan dolayı borcun bulunmadığının tespit edilerek bononun ve takibin iptalini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda " ...09.11.2022 tarihli ATK raporunda yer alan "İnceleme konusu 30/04/2001 tarihli ... yevmiye numaralı Hisse Devir Sözleşmesinde ... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'ın eli ürünü olduğu" tespiti ile 30/04/2001 tarihli ... yevmiye numaralı Hisse Devir Sözleşmesinde yer alan imzanın ... el ürünü olduğunun kabulü ile birleşen davanın reddine hükmedilmiştir.Asıl davada bononun düzenlenme nedeni ve düzenlenme tarihinin sonradan doldurulduğu iddiası yönünden;İcra takibini başlatan davalılar murisi ... İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi 2010/207 esas sayılı (Bozma sonra 2015/615 esas) dosyasında alınan 20.12.2010 tarihli savunmasında, borçlu ... in senedi huzurunda ciroladığını ve bononun hisse alım satımı nedeniyle düzenlendiğini açıklamıştır. Davalılar da cevap dilekçesinde bononun düzenlenme nedenini, Beşiktaş 5. Noterliğinin 30.04.2001 tarih ... yevmiye nolu Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesinden sonra takip alacaklısı ...’ın elinde halen 5.500 adet hisse bulunduğu, bu durumda muhtemelen takip alacaklısı ..., .... A.Ş.’deki hisselerinin bir kısmını noter sözleşmesi ile bir kısmını da haricen devretmiş ve bu devirlerden doğan borç nedeniyle takibe konu edilen bono senedi takip alacaklısı ...’a verilmiş olabileceği şeklinde açıklamıştır. Hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin nakden ve tamamen alındığı açıkça yazılıdır. Bu durumda devir bedelinin alınmadığı, bir kısım hissenin haricen devredildiği ve karşılığında bono düzenlendiği ispat yükü davalı üzerinde olup bu savunmanın yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davalılar bononun hisse devri nedeni ile düzenlendiğini ve belirtilen bu savunmalarını ispatlar yazılı herhangi bir delil sunmamıştır.Yine ... tarafından, ... ve ...' e karşı keşide edilen Beyoğlu 15. Noterliği 22.04.2004 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamede, "Beşiktaş 5. Noterliğinin ... yevmiye, 30.04.2001 tarihli devir sözleşmesi ile size devretmiş ve devir bedeli olarak bir adet senet ve 29.700.000 TL nakit almıştım..." ifadeleri ile hisse devri nedeni ile senet aldığını açıklamış ise de, anılan sözleşmede açıkça "hiçbir hak ve alacağımın kalmadığını kendilerini bu konuda umumi suretle ibra eylediğimi" belirterek senet almadığı ve her hangi bir hak ve alacağı bulunmadığını ikrar etmiştir. Davacılar murisi de cevabi ihtarnamesinde her hangi bir senet vermediğini savunmuştur. Davalı tarafın bu ikrarının aksi ancak resmi bir belge ile ispatlanabilecektir. Kaldı ki senet verildiğine dair ihtarnamenin 22.04.2004 tarihli olmasına ve hisse devrinin de 2001 yılında yapılmasına rağmen senedin düzenleme tarihi 10 Ekim 2004 tür. Bu nedenle senetteki düzenlenme tarihinin sonradan yazıldığı sabittir.Yukarıda yer verilen soruşturma dosyalarında davacılar murisinin şikayet dilekçeleri ve içerikleri ile dinlenen tanık anlatımları incelendiğinde, dosyaya yansıyan taraflar arasındaki husumete göre davaya konu senedin hisse devri sözleşmesi nedeni ile düzenlenmesi de ticari hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.Tüm bu açıklamalar ile hisse devrinden dolayı davacılar murisi ... in davalılar murisi ... a herhangi bir borcu bulunmadığı ve senetteki düzenlenme tarihinin sonradan yazıldığı kabul edilmiştir.Tanık ... in "Davacıların murisi olan ... ile iş ilişkisi nedeniyle 2003-2006 yılları arasında ... ile iş yapmış olup, senet o iş ilişkisi nedeniyle düzenlenmiştir," şeklindeki beyanı; bu beyanın ... beyanı ile örtüşmemesi ve soruşturma dosyalarındaki şikayetler nedeni ile tanık ... ın ise uyuşmazlığın esasına etki edecek şekilde görgüye dayalı bilgi sahibi olmaması nedeni ile beyanı hükme esas alınmamıştır.Asıl davada bononun sahteliği iddiası yönünden;Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alının raporlar ve mahkememizce Adli Tıp ve Belge İnceleme Uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan rapor ile mahkememizce yapılan incelemede; inceleme konusu senedin arka yüz 1. ciro bölümünde yer alan"..." yazısının mutat olmayan şekilde arka yüze göre sol kenara yakın olduğu, söz konusu kenarda kesim itibariyle diğer kenarlara göre düzensizlikler bulunduğu, arka yüzde ...'e atfen atılmış birinci ciro imzasının hemen üzerinde “...” isim-soy isminin bulunduğu, kâğıdın hemen bu yazının üzerinden düzensiz biçimde kesilmiş olduğu, kesik hattının “...” kelimesinin “S” harfinin üst kavsinde kayba neden olarak geçtiği, senedin ön yüzünde “muacceliyet, kesbedeceğini” kelimelerinin yanlış yazılarak “mucceliyet, kesbsdeceğini” şeklinde yazıldığı, "." işaretini müteakip yazılmış olan "ihtilaf" kelimesinin büyük "İ" harfi yerine küçük "i" harfi ile başladığı, "7 Mart 2003" yazısındaki "2003" ibaresinin üzeri çizilerek yazılmış "2007" ibaresi ile söz konusu ibarenin yanında atılı 2 (iki) adet imzanın bir kalem, senet ön yüzünde yer alan diğer yazı ve imzaların farklı fiziki evsafta ikinci bir kalem ile yazılmış olduğu tespitleri yapılmıştır.ATK raporunun sonuç bölümünün 6.6 bendinde tespit edildiği üzere senet arka yüzünde 1. ciro isim yazısında bulunan majiskül "..." harfinin üst kesiminde yırtılma/kesilme işlemi kenarın isim yazısı yazıldıktan sonra kesilmesi/yırtılması, matbu basım senette yer alan yazım hataları, birinci ciro imzasının hemen üzerinde “...” kelimesinin “...” harfinin üst kavsinde kayba neden olacak şekilde kâğıdın hemen bu yazının üzerinden düzensiz biçimde kesilmesi, ticari hayatın olağan akışına uygun değildir. Matbu basım olduğu iddia edilen senette normalin, olması gerekenin dışında birden çok hata, olağan hayata aykırılık (genel hayat tecrübelerine) bulunması tesadüf olarak da kabul edilemezdir.Yukarıda açıklandığı üzere Muris ... ın 22.04.2004 tarihli ihtarname ile senedin elinde olduğunu açıklamasına rağmen senedin düzenlenme tarihinin 10.10.2004 olması, senedin dayanağı olarak açıklanan hisse devir sözleşmesinin ise 2001 yılı olması, hisse devir sözleşmesinde hisse devrinden dolayı alacağının nakden ve tamamen alındığının ve her hangi bir alacağının kalmadığının belirtilmesine karşın herhangi bir yazılı delil sunulmadan senedin hisse devri nedeni ile düzenlendiğinin açıklanmış olması, ... in ... hakkındaki şikayet dilekçelerinin tarihi ile içerikleri, senedin ön yüzünde imzası bulunan ... ve ... nın beyanları, diğer tanık anlatımları ve üst paragrafta yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; senedin, arka yüzündeki birinci ciro imzası esasen üst tarafındaki bir metinde yazılı bilgileri onaylayan bir imza iken bu kâğıdı ismin hemen üst tarafından kesilmiş ve elde kalan kısım bu kez üstten dik olarak kesilerek mevcut senet boyutlarına getirilmiş ve arka yüzüne söz konusu senet formatı basılarak arkada kalan ... imzası birinci ciro haline getirilerek başka amaçla atılmış bir imzadan faydalanmak sureti ile oluşturulmuş sahte bir senet olduğu, önceden basılmış matbu bir senet olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalılar vekilleri senedin kesilmediğini, yıpranmış olduğunu açıklamış ise de, ATK raporu ve bilirkişi raporunda senedin basılı olduğu kağıtta kesimin olduğu hatta kesime bağlı olarak kesim itibariyle diğer kenarlara göre düzensizlikler ve "..." harfinde mürekkep kayıpları olduğunun tespit edilmiş olması ile senedin fiziki incelemesinde kağıdın tüm köşelerinin karşılaştırılmasında kesim yapılan taraf ile senedin diğer taraflarında ki yıpranmanın (kesimin) birbirinden gözle görülür şekilde farklı olduğu gözlemlendiğinden davalı tarafın "yıpranma savunması" kabul görmemiştir. ATK raporunda inceleme konusu senet üzerindeki parafların kağıdın ön yüzünün sonradan baskı yapılarak bono olarak düzenlenip düzenlenmediği hususunda teknik bir tespite gidilemediğini belirtmiş ise de, ATK dosyadaki diğer delilleri değerlendirmeden sadece teknik yönden değerlendirmede bulunmuştur. ATK sonradan baskı yapılıp yapılmadığına ilişkin kesin bir kanaat bildirmemiştir. Mahkememizce dosyadaki tüm deliller ve raporlardaki teknik tespitler birlikte değerlendirilerek sahtelik yönünden değerlendirme yapılarak kağıdın ön yüzünün sonradan baskı yapılarak bonoya dönüştürüldüğü kabul edilmiştir.Dava konusu senedin ön ve arka yüzünde toner partikülleri mevcut ise de ATK raporundan söz konusu partiküllerin belgenin evvelce toner kaynaklı bir yazıcıdan geçirilmesi veya toner içerikli bir belgeye temasından da kaynaklanabileceğinin belirtilmesi ve davalılar vekilinin senedin fotokopisinin çekildiğine ilişkin açıklamaları uyarınca bu husus tek başına sahtelik iddiasının tespitinde delil olarak değerlendirilmemiştir.Kötü niyet tazminatı yönünden Borçlu aleyhine takip başlatan alacaklının İİK'nın 72/5 maddesi gereğince kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için haksız olmasının yanısıra kötüniyetli olması da şarttır. Dosya kapsamına göre ve yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde, davacı hakkında icra takibi başlatan davalının senedin sahteliğini bildiği haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmıştır.Davacı takip talebinde belirtilen işlemiş faiz ile komisyon miktarını da davaya konu etmiştir. Yabancı para cinsinden yapılan icra takiplerinde, yabancı paranın takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı esas alınmak suretiyle tazminat hesabı yapılması gerektiğinden İİK'nun 72 maddesi gereğince takip konusu borcun icra takip tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmedilmiştir. Davacı vekili 10.03.2022 tarihli dilekçesi ile kötü niyet tazminatının karar tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasını ve kısa karardaki miktarın düzeltilmesini talep etmiş ise de, talep açıklanan nedenle yerinde görülmemiştir.Vekalet ücreti hesaplamasıDava dilekçesinde İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu bulunmadığının tespiti talep edilmiştir. Asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının toplamı üzerinden başlatılan takip üzerine menfi tespit davası açılmış olup, dava açılırken toplam alacak miktarı üzerinden nispi harç yatırılmış olmakla vekalet ücretinin hesaplanmasında davaya konu edilen işlemiş faiz ve komisyon ücreti de dikkate alınmıştır. (Benzer şekilde yargıtay 11. HD 2007/1462 E, 2008/2803 K,) Dava değerinin yabancı para olarak gösterilmesi halinde karar tarihi itibarıyla TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı üzerinden nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden 1.150.000 USD asıl alacak+90.487,67 USD faiz= 1.240.487,67 USD*18.8730= 23.411.723,80 TL+ 4.085,49 TL komisyon bedeli= toplam 23.415.809,30 TL üzerinden vekalet ücretine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden müvekkillerinin, ciro edilmiş bir senede dayandığını ve bu senedin, taraflar arasındaki borç ilişkisi uyarınca verildiğini, senetteki cironun davacıların murisine ait olduğunun defalarca ispat edildiğini, senedin tüm unsurlarının da tam olduğunu, ciro edilmiş senedin, soyutluk kazandığını ve sebepten mücerret bir kambiyo senedinin neden verildiğinin araştırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme, senedin düzenlenme nedenini sorguladığını, murisin Ceza Mahkemesindeki beyanına hatalı bir anlam yüklediğini, senedin hisse devir bedeli bağlamında verildiğini, ancak hisse devir sözleşmesinde alacağın kalmadığına dair beyanın olduğunu, bunun ikrar olduğunu, aksinin yazılı delille ispatı gerektiğini kabul etmiş, sonrasında ise hayatın olağan akışına göre senedin hisse devri ile bir ilgisi olmadığını söylerek davacıları borçsuz kabul ettiğini, mahkemenin davacıları borçlu kabul etmemesinin diğer bir nedeninin, senedin düzenlenme tarihinin sonradan doldurulduğu düşüncesine dayalı olduğunu, Mahkeme, senedin düzenlenme nedeni ve tarihi bakımından usul ve yasaya aykırı bir yargılama sonucunda, soyutluk ve senede karşı senetle ispat kuralını ihlal etmiş, kendi içerisinde açıkça çelişkili bir karar oluşturduğunu, mahkeme sahtelik gibi bir konuda, ATK raporu davalılar lehine olmasına rağmen, ticari hayatın olağan akışı kriterine göre senedi sahte saydığını, Mahkeme asıl davada tüm yerleşik hukuk kurallarını, dosyadaki mevcut delilleri, bunların hukuki sonuçlarını görmezden gelmiş, Adli Tıp Kurumu'nun raporunun aksi yönde hatalı bir karar verdiğini, birleşen dava yönünden; davacı tarafın, bir yandan senedin sahte olduğunu iddia ederken, diğer yandan senedin hisse devri ile ilgili verildiğini, ancak hisse devrinden dolayı müvekkillerinin ibra edildiğini iddia ettiğini, bu beyanların tamamen çelişkili olduğunu, davacıların ne denli kötü niyetli olduklarının bir kanıtı olduğunu, mahkeme de bu çelişkiyi sürdürdüğünü, taraflarınca sunulan savunmalarda ise senedin tanzim tarihinin söz konusu noterlik belgesinden çok sonra olduğunu, senedin bu noter ihtarı ile bir ilgisinin olmadığını, senedin ne sebeple alındığı konusunda müvekkilleri murisi yaşamadığından bilgi sahibi olunmadığı ifade edildiğini , noter belgesindeki imzanın müvekkillerin murisine ait olunup olunmadığı konusunda da tereddüt oluştuğunun arz edildiğini, birleşen davanın da bu nedenle açıldığını, noterlik belgesinin, asıl davaya konu senetle bir bağlantısı olduğunun hiçbir zaman kabul edilmediğini, ilaveten noterlik belgesi 2001 senet ise 2004 tarihli olup, asıl davaya konu senedin 3 yıl önceki noter belgesi kapsamında olmasının mümkün olmadığını, ATK raporunun 6.8'inci bendine açıkça itiraz edildiğini, sadece birleşen dava yönünden, belge asılları celbedilerek ve hangi belgelerle karşılaştırma yapıldığı net olarak ifade edilmek suretiyle ATK'dan bu konuda ek rapor alınmasının talep edildiğini ancak Mahkemenin bu taleplerini karşılamamış olup, birleşen dava yönünden tamamen eksik inceleme ile hatalı bir karar verildiğini, bu nedenle asıl davada davacıya uzman görüşü bile aldıran mahkemenin birleşen davada itirazları karşılamamasının silahların eşitliği ve adil yargılanma ilkelerine aykırı olup, birleşen dava yönünden kararın kaldırılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, her yönüyle usul ve yasaya aykırı bulunan, dosyadaki delillere ve Adli Tıp Kurumu raporuna aykırı, asıl ve birleşen davaya dair kararın, kötü niyet tazminatının, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Asıl dava, davacıların murisleri hakkında icra takibine konu edilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine; birleşen dava, noterde düzenlenen Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesinde altındaki imzanın davacıların murisine ait olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl davanın kabulü ile davacıların İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinde davalılara borçlu bulunmadıklarının tespitine, takip konusu alacağın %20 karşılığı olan 294.614,19 TL kötü niyet tazminatının davalılardan alınarak davacılara ödenmesine; birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Asıl dava ; davacıların murisi hakkında bonoya dayalı olarak başlatılan takipteki borçtan borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava ve icra takibine konu 10.10.2004 keşide tarihi , 07.03.2007 vade tarihi olan 1.150.000 ABD Doları bedelli bononun incelenmesinde, keşidecisinin ..., lehtarın ..., kefilin ... olduğu, ihdas nedeninin nakden olarak belirtildiği , yazı ile yazılan ödeme gününden 2003 yılının üzerinin çizilerek 2007 yazıldığı ve paraflandığı, bononun arka kısmında sırasıyla ... cirolarının bulunduğu, ...'dan sonra yazılan yazıların karalandığı anlaşılmıştır.
Davalıların murisi olan ... tarafından dava dışı ..., ... ile davacıların murisi olan ... hakkında İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında 1.150.000 USD bedelli bono nedeniyle 1.150.000 USD asıl alacak, 90.487,67 USD faiz, 4.085,49 TL komisyon olmak üzere toplam 1.240.487,67 USD, ve 4.085,49 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır.
Dava konusu bononun ve icra takibinde talep edilen işlemiş faizin, takip tarihindeki TL karşılığı ile TL üzerinden talep edilen komisyonun toplamı 1.473.070,98 TL olup, dava dilekçesinde bu tutarın dava değeri olarak gösterildiği ve bu tutar üzerinden harç yatırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça icra takibindeki tüm borçtan sorumluluğun bulunmadığının tespiti talep edildiğine göre USD cinsinden talep edilen kalemlerin 10.01.2018 olan dava tarihindeki TL karşılığı ile takip talebindeki komisyon masrafı toplanarak bulunan tutarın, dava değeri olarak dikkate alınması ve harcın bu tutar üzerinden yatırılması gerekir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2024/985 Esas ve 2024/9040 Karar sayılı kararı)
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30.maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir. Somut olayda mahkemece eksik harç ikmal edilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, asıl davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık nedeniyle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, asıl davada esasa ve hükmün ferilerine ilişkin , birleşen davada esasa ilişkin istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Asıl davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Asıl davada davalı tarafça, birleşen davada davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026