Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3148 E. 2026/2620 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/3148
Karar No
2026/2620
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/3148 - 2026/2620 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/3148 KARAR NO : 2026/2620

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

Başkan : Üye : Üye : Katip :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas, ... Karar

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...

DAVA : Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat

KARAR TARİHİ : 20/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/10/2026

... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'nın, ... tarihinde yaya olarak yolun kenarında beklediği sırada davalı sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ve diğer davalı ...'e ait ... plakalı aracın müvekkilinin sağ ayağının üzerinden geçmesi sonucu meydana gelen kazada yaralandığını, kazaya sebebiyet veren aracın kaza tarihini kapsar ZMMS'sinin davalı Doğa Sigorta tarafından yapıldığını, müvekkilinin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle davalı Sigorta Şirketine ... tarihinde idari başvuru yapıldığını, yapılan arabuluculuk faaliyetinin anlaşamama ile sonuçlandığını, olayının davalı ...'in 2918 sayılı KTK’de yer alan sürücü kural ihlallerinden 52/1-b kuralını ihlal etmesi sonucunda gerçekleştiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun olmadığını, kaza tespit tutanağında da açıkça belirtildiğini, davalı ...'in KTK'nin 85. maddesi uyarınca aracın sahibi olması nedeniyle kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, kaza nedeni ile müvekkilinde yaralanmalar ve kırıklar meydana geldiğini, kırıklar nedeniyle hareket kabiliyetini kaybettiğini ve gücünü de kullanamamakta olduğunu, davacının kaza sonucu yaralanması sebebiyle tedavi süresince uğradığı geçici iş göremezlik zararları için 50,00 TL ve sürekli sakatlığı oluştuğundan sürekli iş göremezlik zararları için 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatın davalı Sigorta Şirketi yönünden başvurunun tebliğ tarihini izleyen 8. iş günü olan 09.09.2021 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı müvekkilinin davaya konu olay nedeniyle çok sarsıldığını, çok acılı bir tedavi süreci geçirdiğini, bu sürede davalılar ... ve ... müvekkili hiç ilgilenmediğini, durumunu merak dahi etmediklerini, müvekkilinin aradan geçen zamana rağmen yaşadığı bu olayı unutamadığını, yaşanan acı, üzüntü ve elemi kısmen telafi etmek üzere davacı müvekkili ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davanın sonuçsuz kalmasını önlemek bakımından davalılar ... ve ... adına kayıtlı bulunan taşınmaz ve taşınırlara tedbir niteliğinde teminatsız olarak ihtiyati haciz şerhi konulmasını, yargılama giderleri ile dava ve arabuluculuk vekâlet ücretlerinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... vekilinin cevap dilekçesi özetle: ... plakalı aracın müvekkili Şirket nezdinde Zorunlu Karayolu Mali Mesuliyet Trafik Poliçesi ile sigortalandığını, müvekkili Sigorta Şirketinin şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı her ne kadar arabuluculuğa başvurmuş olsa da yeterli ve gerekli evrakla başvuru yapılmaması ve evrakların iletilmemesi sebebiyle sürecin olumsuz sonuçlandığını, geçerli başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddinin gerekli olduğunu, davacı tarafın dava öncesi müvekkili Şirkete birkaç tane kaza evrağı ile şekli başvuru yaptığını, davacı tarafa sunulan yazının iletildiğini ancak davacı tarafın eksiklikleri gidermeksizin işbu davayı açmış bulunmakta olduğunu, müvekkili Sigorta Şirketinin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu ve poliçe genel şartları gereğince karayolunda meydana gelen zararların poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, sigortalısının kusuru oranında sorumlu olan müvekkili Sigorta Şirketinin de sorumluluğunun tespiti açısından tüm dosyanın ve savcılık / ceza davası belgelerinin de eklenerek Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep ettiğini, davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili Şirketin her halükarda poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etiğini, kusur durumunun tespiti için dosyanın ceza dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili Şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekâlet ücretine de hükmolunmamasını, hükmolunması hâlinde müvekkil Şirketin sorumlu olduğu azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak yargılama giderine, faize ve vekâlet ücretine hükmolunmasını vekil sıfatıyla talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesi özetle: Davacının yaralanmasına sebebiyet veren kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın davacının ayaklarını yola uzatmasından meydana geldiğini, kazanın meydana geldiği yerde yaya geçidi olmadığını, kaldırımın da bulunmadığını, davacı kenarda oturur vaziyette iken ayaklarını yola uzattığını, aracın geldiğini görmesine rağmen de ayaklarını çekmediğini, kazanın da bu nedenle olduğunu, müvekkilinin kazanın olmaması için alacağı herhangi bir tedbir olmadığını, müvekkilinin yerinde herhangi biri olasa idi bile bu kazanın gerçekleşmesinin kaçınılmaz olacağını, ceza yargılamasının hâlen devam ettiğini, davacının, kaza sebebi ile acı ve ızdırap duyduğu iddiası ile fahiş miktarda haksız yere manevi tazminat talep ettiğini, davacının manevi tazminat talebinin günümüz şartlarına, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına uygun olmadığını, kazanın oluş şekli asli kusurun davacıda olduğunu açıkça gösterdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru olmadığından tazminattan sorumluluğunun da olmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre manevi tazminatın, tazminat yükümlüsünü fakirleştirmemesi, tazminat alacaklısını da zenginleştirmemesi gerektiğini, müvekkilinin iaşe masraflarını dahi zorlukla karşılayan yoksul kimse olduğunu, istenen manevi tazminat rakamının davalının ekonomik yıkımına neden olacak tutarda olduğunu, davacının haksız davasının reddini ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ... TARİHLİ KARARI: Maddi tazminat davasının kabulü ile; 8.612,49 TL geçici iş göremezlik ve 243.249,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 251.861,57 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan ..., davalı ... yönünden ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı ... vekili; Kusur oranlarının yanlış belirlendiğini, kazanın oluş şeklinin yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, Kanuna ve Yargıtay maluliyet oranının tespiti için belirlemiş olduğu kriterlere uygun olarak alınmamış maluliyet raporuna göre hesap yapıldığını, aktüer raporda yanlışlıkların bulunduğunu, davacının kaza sebebi ile acı ve ızdırap duyduğu iddiasının fahiş miktarda haksız yere manevi tazminat talep ettiğini, tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alınmadan tazminat miktarına hükmedildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Hesap raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik talebinin tedavi gideri sayılmasının temerrüt tarihinden itibaren kurulmasının hatalı olduğunu, davacının davadan önce sigorta şirketine gerekli evrakları başvurusunun bulunmadığını, uzun süreli kira sözleşmelerinde sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu progresif rant formülüne göre hesaplanan tutarların hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, poliçe teminatı dışında olan taleplerin reddinin gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi aleyhine hüküm kurulması durumunda müvekkili şirketin ancak dava başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın maddi tazminat yönünden kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davalı ... vekili ve davalı .... vekili istinaf etmiştir. Davalı .... vekili ve davalı ... vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Maddi tazminat yönünden eldeki dosyaya baktığımızda iş bu eldeki tazminat davası açılmadan önce 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince davalılar ile ... günlü arabuluculuk görüşmesi yapılmış olup, ... günlü son tutanağın düzenlendiği, yapılan görüşme neticesinde tarafların uzlaşamadığı, kazaya karışan aracın davalı ... adına kayıtlı olduğu, davalı ...'ın işleten sıfatına sahip olduğu dava dışı üçüncü kişilerin uzun süreli kiralayan olarak bulundukları dosya kapsamından ispatlanamadığı, akisinin kabulü halinde bile davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında 3. kişi konumunda olan davacıya karşı sorumluluğu devam ettiği (Yargıtay HGK ... esas ve ... karar), ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından davacının başvurusu üzerine vermiş olduğu ... günlü cevabı yazı dikkate alındığında davacının usulüne uygun şekilde başvuru şartını sağladığının anlaşıldığı, davalılar vekilleri her ne kadar kusuru kabul etmediğini ileri sürmüş ise de, dosya içerisinde mevcut aksi davalı tarafından ispat edilinceye kadar geçerli olan kaza tespit tutanağına göre ve yine kaza tespit tutanağı ile uyumlu ATK Trafik İhtisas Dairesinin ... günlü kusur raporuna göre araç sürücüsünün sağa dönüş kuralına aykırı eylemi kontrolsüz manevra nedeni ile kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda verilen Yargıtay 4. Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereğince ZMMS poliçe teminatı içerisinde kabul edilmiş olması nedeni ile geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı, hükme esas alınan ATK uzman heyeti tarafından düzenlenen ... günlü maluliyet raporunun kaza tarihi olan ... tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, davacının sunulan maluliyet ölçüsünü belirtir raporun incelenmesinde, yaralanmasının sağ ayak bileği ve çevresinde oluştuğunun belirtildiği, mahkemesince müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, davacı vekili tarafından davalıya ... tarihinde başvuruda bulunduğu, dava sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin başvuru tarihi olan ... olduğu, davalılar vekillerinin bu husutaki tüm istinaf sebeplerinin ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde; 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'nin sürücüsü, diğer davalı ...'ın işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda %4 oranında kalıcı maluliyet oluşacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yüksek olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın yazılı şekilde karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... ve davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı ... ve davalı .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 19.253,96 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 9.117,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 10.136,96 TL harcın davalı ... ve davalı ....'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... ve davalı .... tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 20/10/2026

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/3148, K. 2026/2620, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-3148-e-2026-2620-k-f88bd5216b03