Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1762 E. 2026/1759 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1762
- Karar No
- 2026/1759
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1762
KARAR NO : 2026/1759
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2026
NUMARASI : 2023/151 Esas - 2026/450 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında İnternet Sitesi Devir Sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 3.maddesinde geçen ve kullanım ile isim haklarının müvekkili şirket uhdesinde bulunan internet sitelerinin davalı şirkete devri konusunda 12 maddeden oluşan bir sözleşme imzalandığını, devir sözleşmesinin 5.maddesinin mali yükümlülükler kısmını düzenlemekte olduğunu ve bu maddede belirtilen bedelin karşılığının Eylül 2015 tarihine kadar gayrimenkul veya araçların müvekkili şirkete teslimi şeklinde gerçekleşeceğinin hüküm altına alındığını, sözleşme hükümlerine rağmen davalı şirketin Eylül 2015 tarihinde yerine getirmesi gereken edimlerini yerine getirmediğini, davalı şirketin sözleşmede belirtilen mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine müvekkili şirket yetkilisi ...'ın Beyoğlu 57 Noterliği kanalıyla 5 Ekim 2015 tarihinde ... yevmiye numarası ile davalı şirkete ihtarname gönderdiğini, ancak bu ihtarnameye rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirketin sözleşme hükümlerini yerine getirmemesine rağmen internet sitelerine ait twitter hesabından haberleri okuyucularına iletmeye devam etmekte olduğunu, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirketin ekonomik anlamda zor durumda kaldığını, taraflar arasında yapılan internet sitesi devir sözleşmesi kapsamında, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete Eylül 2015 tarihinde ödenmesi gereken ve halen ödenmeyen 500.000 TL + KDV'nin Eylül 2015 tarihinden itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin davaya dayanak gösterdiği internet sitesi devir sözleşmesinin hukuken geçersiz, hükümsüz nitelikte bir sözleşme olduğunu, müvekkili şirket ile davacı tarafın, www...com.tr başta ve esaslı olmak üzere davacıya ait olan bir takım web sitelerinin müvekkili şirkete satış ve devri konusunda mutakabata vardıklarını ve internet sitesi devir sözleşmesinin imzaladığını, 2015 yılı Eylül ayı başında web sitesindeki trafik salınımlarında normal ziyaretçi trafiğinin farklı salınımlar, gariplikler olduğu farkedilince www...com.tr web sitesi içeriğinde gizlenmiş ve teknik olarak ... olarak tabir edilen ve 3.kişiler nezdinde bir web sitesi üzerinde gerçek durumdan farklı olarak sanki çok daha fazla veri trafiği (siteye günlük erişen kişi sayılı, site üzerindeki veri alış verişi) olduğu izlenimi yaratan bir tür korsan yazılımın varlığından şüphelenildiğini, 11/09/2015 tarihinde davacı tarafın teknik destek işlemlerini gerçekleştiren kişiye durumun iletildiğini ve açıklama talep edildiğini, bu kişinin ... olarak tabir edilen yazılım yerleştirdiklerini, site üzerinde görünen trafiğin aslında gerçek durumdan çok farklı olduğunu, bu dukumun bizzat davacı tarafın en yetkili kişisi olan ...'in doğrudan bilgi ve insiyatifinde olduğu açıkça beyan ettiğini, ayrıca söz konusu korsan yazılımın 3 yıldır reklam şirketlerine daha kolay reklam satmak ve karşılığından maddi menfaat elde etmek için yaptıklarını açıkça beyan ettiğini, bu gelişme üzerine söz konusu yazılımın devre dışı bırakıldığında alıp satıma konu web sitesi üzerindeki gerçek trafiğin görünürdeki trafik ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı, gerçek trafiğin son derece düşük bir trafik olduğunun tespit edildiğini, 05/10/2015 tarihinde davacı şirket yetkilisi ile müvekkili şirket yetkilisinin bir toplantı gerçekleştirdiğini, bu durumun kabul edilemeyeceğinin kendilerine bildirildiğini, davacı tarafın sözleşme görüşmeleri süresi boyuncu, müvekkili şirkete satışa konu web sitesinin ticari olarak yüksek değerli bir web sitesi algısı yarattığını, yasa dışı kullanımdan kesinlikle söz etmediğini ve neticede müvekkili şirketi yanılgıya düşerek bu sözleşmeyi imzalamasına sebebiyet verdiğini, TMK'nın 2.maddesi ve TBK'nın 36.maddesi gereğince müvekkilinin sözleşme ile bağlı olmadığını, sözleşmenin hüküm ifade etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... taraflar arasında internet sitesi devir sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin 3.maddesinde sözleşme konusu web sitelerinin belirtildiği, 5. maddesinde mali yükümlülüklerin belirlendiği, sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen web sitelerinden asıl önemli olanın www...com.tr sitesinin olduğu, davalı tarafın ... yazılımın web sitesinde bulunduğunu iddia ettiği, davacı tarafın davalının yazılmalarına dayandığı kişinin web sitesinin yazılımı ile sorunlu olduğunu kabul ettiği, bu yazışmalara göre bu şekilde bir yazılım olduğu, bu ... yazılımının web sitesinin gerçek ziyaretçi trafiğinden oldukça farklı bir durum yarattığının kabul edilmesi gerektiği, bunun sözleşme konusu açısından önemli bir husus olarak nitelendirilmesi gerektiği, bu tür sözleşmelerde bedelin belirlenirken web sitesinin trafik bilgilerinin de önem arz ettiği ve web sitesinin ticari değeri açısından etkili olduğu, buna göre davalının bu veriden haberdar olması halinde sözleşmeyi hiç yapmayacağından ya da bu koşullarda yapmayacağının kabulü gerektiği, davacı tarafça sözleşme bedelinin yarı yarıya indirilmesi teklifinde bulunulmasınında bu durumu doğrular nitelikte olduğu, ... yazılımından davalının davacı tarafından haberdar edilmesi gerektiği, bu konuda aydınlatma görevini davacının yerine getirmediği, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmede çok sayıda web sitesi söz konusu ise de asıl önemli olanın ve sözleşmenin yapılması ve edimlerin belirlenmesinde ön planda duranın www...com.tr adlı web sitesi olduğu, Mahkememiz kararının İstanbul BAM 43. HD tarafından kaldırılması üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda devir sözleşmesi madde üçte yer görülen, alan adları üzerinde inceleme yapıldığı, yapılan incelemelerde, davalı tarafın ilgili web sayfalarına erişimini olduğuna gösterebilecek bir bilgiye rastlanılmadığı, incelenen 21 adet alan adından 20 tanesinin kullanımda olmadığı, kullanımda olmayan web sitelerinin arşiv kaydı da hiç oluşmadığı, ....com alan adının kullanımda olduğu ancak kimin yönettiği konusunda bulunulmadığı, ....tv web sayfasının arşiv kayıtları bulunduğu, 2014 yılına kadar aktif kullanıldığı, 2014 yılından sonra kullanımının giderek azaldığı, 13 Ocak 2006 çalışan arşiv web sayfalarında Davacının isminin yazdığı, ancak 14 Ekim 2015 tarihli web Arşiv kaydında davacı tarafın isminin görünmediği, Davalı tarafında isminin arşiv kayıtlarında görünmediği, web sitesinin şuan aktif olarak kullanılmadığının tespit edildiği, buna göre davalı tarafın süresi içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını karşı tarafa bildirdiği, davalı tarafın TBK.nın 36. maddesindeki aldatma hükümlerinden yararlanabileceği ve bu madde hükümlerine göre sözleşme ile bağlı olmadığı, bu nedenle bedel yükümlülüğünün bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda, davalı tarafın aldatma hükümlerinden yararlanacağının belirtildiğini, ancak ortada ... yazılımı bulunmadığını, ... yazılım tespit edilemediğini, ... yazılım bulunup bulunmadığına ilişkin hiçbir tespit de yapılmadığını, dolayısıyla tespit edilemeyen ve gerçekte de olmayan bir ... yazılım için davalının nasıl aldatma hükümlerinden yararlanacağını anlamanın mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarından lehe olan hiçbir hususun gerekçeli kararda tartışılmadığını ve değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazların değerlendirilmediğini, tespitleri yetersiz, bilimsel temelden uzak, gerekçesiz, dayanağı olmadan hazırlanmış bir rapora dayanılarak karar verildiğini, bilirkişinin beyanına ek olarak ... ve ...'nun tanık olarak dinlenilmesinin talep edildiğini, ... ve ...'nun tanık olarak dinlenmelerinin talep edildiğini ancak bu şahısların dinlenmediğini, davalının web sitesini ve sosyal medya hesaplarını uzun süre kullandığını, sözleşmeyi haksız şekilde işlerine geldiği gibi feshettiğini, bu hususun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, sözleşme ve fatura tarihinden sonra davalı tarafından web sitesinin ve sosyal medya hesaplarının kullanıldığının bilirkişi tarafından da vurgulandığını, ancak bu hususların da dikkate alınmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, davalıya sözleşme ile devredildiği iddia edilen alan adlarının devir bedellerinin ödenmesi talebine ilişkin alacak davasıdır.
Dava İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/1232 esas sayılı dosyası ile açılmış, bu mahkemece görevli mahkemenin Fikri Sınai Haklar Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, yargılıma İstanbul 2.Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/263 E. dosyasında yürütülmüş 2018/188 k sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine dair verilen kararın merci yeri belirlemesi için dosyanın gönderildiği İstanbul BAM 37 .HD. 2018/2464 E. 2019/522 K. Sayılı ilamı ile İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi yargı yeri olarak belirlenmiş, yargılamaya 2019/87 Esas numarasını alarak yürütülmüş, ilk derece mahkemesince 2019/87 E. 2019/931 K. Sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinafı üzerine dairemizin 2020/1079 E. 2022/1331 K. Sayılı kararı ile; "Davacı, kendisine ait olan ve isimleri yazılı bazı internet sitelerinin bütün içerikleri ile birlikte aradaki sözleşme gereği kağıt üzerinde devir olgusun gerçekleştiğini ve sözkonusu web sitelerinin davalının kullanımına hasredildiğini ancak devir bedelinin ödenmediğini ileri sürmektedir. Esasen davalının üzerine tescili yapılmış bir alan adı dava konusu değildir.
Davalı taraflar arasındaki, internet devir sözleşmesinin Beşiktaş 4.Noterliğinin 30.09.2015 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile karşı tarafın hileli davranışları sebebine dayalı olarak tek taraflı feshettiğini sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde bildirmiştir.
Hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevketmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır.(HGK. 09.02.2005 tarih ve 2005/1-19 E.- 2005/42 K.sayılı ilamı, HGK. 23.06.2004 tarih ve 2004/1-379 E. 2004/382 K.sayılı ilamı). Hilede tarafların irade ve beyanları arasında bir uygunsuzluk mevcut değildir, iradenin oluşması sırasında bir sakatlıktır. Karşı tarafın etkisi ile meydana gelmiş bir "saikte hata" halidir. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklanan zorunlulu halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi yapmayacağı bilinç ve düşüncesinde olmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlandığından sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.
Hilede aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. Bu gibi hallerde aldatan gerçek ve doğru olmayan açıklama ya da beyanlarla karşı tarafta yanlış bir kanaat yaratmaktadır. Dürüstlük kurallarına göre bilgi verilmesi gereken bir hususta susma da bir aldatma fiilidir. Hukukta genel bir aydınlatma yükümlülüğü mevcut değildir. Özellikle hiç kimsenin, bir başkasını, onun gerekli dikkat ve özeni göstermesi halinde öğrenip, fark edebileceği hususlarda aydınlatma yükümlülüğü yoktur. İnternet sitesi devir sözleşmesi yapılırken devre konu siteye gün içinde yapılan ziyaretçi erişim sayısının esaslı bir unsur olduğu, davacının sonradan sözleşme bedelinin yarıya düşürmesinin, web sitesinde ... yazılımın bulunduğunun davalı yanca önceden bilinmesi halinde davalının sözkonusu sözleşmeyi aynı koşullarda hiç bir zaman yapmayacağının davacı yanca da biliniyor olduğunu göstermektedir.
Davalıya devri gerçekleşen web sitesinde ... yazılımının bulunduğu ve bunun web sitesinin gerçek ziyaretçi trafiğinden oldukça farklı bir durum yarattığı dolayısıyla davalının iradesinin fesada uğradığı, ,web sitesi devir sözleşmesin neticesi davacı tarafından ... yazılımının olmamasının sözleşmenin olmazsa olmaz unsuru niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir.Bu nedenle davalı sözleşmeyi iptal etme hakkına sahip olmakla,davalı süresinde sözleşmeyi iptal etmiştir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır. İlk derece mahkemesince davacının henüz ödenmemiş devir bedelini isteyemeyeceğinden bahisle davayı reddetmiştir. Davalı vekili, 23.10.2015 tarihinden itibaren müvekkili şirketçe ilgili web siteleri ve sosyal medya hesaplarına olan tüm erişim ve katkılarını sonlandırdıklarını beyan etmiş olsa da davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde ilgili web sitelerinin halen kullanımında olduğu yönünde iddiası mevcuttur. İlk derece mahkemesince bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmadan ve araştırma faaliyeti içine girilmeden yargılamanın neticelendirildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince sektör uzmanlarından oluşan bilirkişi marifetiyle davalının internet devir sözleşmesi kapsamında ilgili web sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişiminin sonlanıp sonlanmadığı kesin şekilde belirlendikten sonra ,davalının erişiminin tümüyle son bulduğu ve ilgili web sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinde bir tasarruf hakkı kalmadığı anlaşılırsa sözleşmenin davalı yanca feshi neticesi davacının devir bedelini talep etmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir." Gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince yerinde inceleme yetkisi de verilerek davacının iddiaları yönünde inceleme yaptırılıp alınan bilirkişi raporu ile; devir sözleşmesi madde 3'te belirtilen alan adları üzerinde inceleme yapıldığı, yapılan incelemelerde, davalı tarafın ilgili web sayfalarına erişimi olduğunu gösterebilecek bir bilgiye rastlanılmadığı, incelenen 21 adet alan adından 20 tanesinin kullanımda olmadığı, kullanımda olmayan web sitelerinin arşiv kaydı da hiç oluşmadığı, ....com alan adının kullanımda olduğu ancak kimin yönettiği konusunda bilgi bulunmadığı, ....tv web sayfasının arşiv kayıtları bulunduğu, 2014 yılına kadar aktif kullanıldığı, 2014 yılından sonra kullanımının giderek azaldığı, 13 Ocak 2006 çalışan arşiv web sayfalarında Davacının isminin yazdığı, ancak 14 Ekim 2015 tarihli web Arşiv kaydında davacı tarafın isminin görünmediği, Davalı tarafında isminin arşiv kayıtlarında görünmediği, web sitesinin şuan aktif olarak kullanılmadığı tespit edilmiştir.
Bu haliyle davalı tarafın; hile ile kurulan sözleşme ile bağlı olmadığını karşı tarafa bildirdiği, davalı tarafın TBK.nın 36. maddesindeki aldatma hükümlerinden yararlanabileceği ve bu madde hükümlerine göre sözleşme ile bağlı olmadığı, sözleşmenin iptali halinde davacıya ait olup davalı uhdesinde iade ile yükümlülüğü olduğu bir değerin (alan adı, web sitesi gibi) kalmadığı, sözleşme iptali edilmiş olmakla davalının davacıya herhangi bir bedel yükümlülüğünün bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026