Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/796 E. 2026/1452 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/796
Karar No
2026/1452
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/796

KARAR NO:2026/1452

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:22/09/2022

NUMARASI:2021/212 Esas - 2022/538 Karar

DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

DAVA TARİHİ:22/06/2016

İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/09/2026

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacılar vekili; müvekkilleri davalı şirketin kurucularından ...'nın mirasçıları olup, şirketin esas sermayesi olan 500.000-TL'nin l/10'unu oluşturan azınlık pay sahipleri olduğunu, davalı şirketin büyük pay sahiplerinin elbirliği ve fikir birliği içerisinde şirketi keyfi tutumları ile yönettikleri gibi, kasıtlı olarak bilançolar ile oynayarak şirketi zararda gösterdiklerini, müvekkillerinin şirketin işleyişi ve finansal tablolar hakkında yönelttikleri soruları cevapsız bıraktıklarını ve müvekkillerinin bilgi alma ve belge inceleme haklarını kasıtlı olarak kullandırmadıklarını, müvekkillerine bilgi alma ve inceleme hakları kullandırılmadığından, şirketin 24.03.2016 tarihli genel kurulunda alınan kararların batıl olduğunu, genel kurul toplantısında sordukları soruların cevapsız bırakıldığını, şirketin tasfiyeye giriş bilançosunun gerçeği yansıtmadığını, davalı şirket yetkililerinin şirketin 2001 yılından beri gayrı faal olduğunu beyan ettiklerini, oysa şirketin 2009 yılından beri ticari faaliyetine devam ettiğini ve hatta sermayesinin %55'ini kaybettiğinin tespit edildiğini, şirketi tasfiyeye giriş bilançosun ortaklara borçlar hesabı kayıtlarının fiktif olduğunu, müvekkilleri şirkete borç vermemiş olmalarına rağmen şirketten alacaklı gözüktüklerini, şirketin satışları artmasına rağmen karlılığının düştüğünü, şirketin zarar kalemlerinin araştırılması gerektiğini, yan şirketler ile alışverişlerden hiç kar edilmemiş olmasının, zararlandırıcı işlemlerin bulunduğunu gösterdiğini, şirketin satışlarının büyük kısmının ... Tekstil şirketine yapıldığını ve alacağının tamamının da bu şirketten olduğunu, bu şirkete örtülü kar transferi yapılarak şirketin zarara uğratıldığını, gayrı faal olduğu iddia edilen şirketin fahiş yönetim giderleri bulunduğunu ve gider kalemlerinin şüpheli olduğunu, genel kurulda alınan 4 numaralı kararın gündeme bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, bu kapsamda davalı şirketin ... Tekstil şirketindeki hisseleri ile adı geçen şirketin tasfiyesi konularının görüşülmesi olarak belirlenen gündem maddesi aşılarak şirketin tasfiyesine karar verildiğini, bu kararın diğer şirketin genel kurulunda alınması gereken bir karar olduğunu belirterek, davalı şirketin 24.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 no'lu kararların batıl olduğunun tespitine, aksi taktirde iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; 24.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların usule, yasaya ve eşitlik ilkesi ile dürüstlük kurallarına uygun olduğunu, genel kurulun 3 sayılı kararı ile şirketin tasfiyeye giriş bilançosu, ayrıntılı gelir tablosu ve tasfiyeye giriş envanterinin oy çokluğuyla kabul edildiğini, şirketin ticari defter ve kayıtlarının muhasebe ilke ve standartlarına uygun tutulmuş olup, şirketin mali ve ticari faaliyetini açıklık ve doğrulukla yansıttığını, müvekkilinin 1996 yılında ... Giyim şirketine ortak olduğunu, bu payların daha sonra şirket ortakları olan gerçek kişilere devredildiğini, halen davacıların da ... Giyim şirketinde ortak olduklarını, ... Giyim'in payları satın alındıktan sonra müvekkilinin kumaş ticareti faaliyetinin hemen hemen sona erdiğini, şirketin 2001 mali krizinden sonra sınırlı ticari faaliyette bulunduğunu, şirketin tasfiye edilmek istenildiğini ancak ailenin kurduğu ilk şirket olması nedeniyle tasfiyeden vazgeçildiğini, genel kurulun 4 sayılı kararının ise şirketin dava dışı ... Tekstil'deki hisselerinin paraya çevrilmesi amacıyla adı geçen şirketin tasfiye sürecinin başlatılması ve bu konuda tasfiye memuruna yetki verilmesine ilişkin olduğunu, bu kararın ... Tekstil'in tasfiyesi kararı olmadığını, kararın şirketin kurucu ortak ve pay sahibi olduğu ... Tekstil'e ilişkin tasfiye işlemlerinin başlatılması yönünde bir irade açıklaması olduğunu, ... Tekstil'in sermayesinin %84'üne karşılık gelen payının davalı şirkete ait olduğunu, adı geçen şirket paylarının davalının aktifinde yer aldığını ve davalı şirket tasfiyeye girmiş olmakla ... Tekstil'in paylarının da paraya çevrilmesinin zorunlu olduğunu, diğer yandan TTK 408/2. maddesi uyarınca önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının anonim şirket genel kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında olduğunu, yine TTK 538/2 maddesi gereğince de tasfiyeye giren anonim şirketlerde önemli miktardaki aktiflerin paraya çevrilmesi için genel kurul kararının zorunlu olduğunu, dava konusu 4 sayılı genel kurul kararının da şirketin aktifinde yer alan ... Tekstil paylarının paraya çevrilmesi amacıyla adı geçen şirketin tasfiye işlemlerinin başlatılması yönünde tasfiye memuruna yetki verilmesinden ibaret olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalı şirketin 2009-2015 dönemleri ticari defterlerin incelenmesi neticesinde, mal alış ve satışlarının çok büyük bir kısmının şirketin yurt içinde ağırlıklı olarak ticari ilişkide bulunduğu ... Giyim, ...Tekstil ile ilgili olduğu, yurt dışı satışları ile ilgili olarak ... Giyim'den ihraç kaydı ile almış olduğu malları aynı miktarda ve tutarda yurt dışı müşterilere sattığı, kar marjı bulunmadığı, bu hususun Gümrük ve Ticaret başmüfettişi raporunda da belirtildiği, yurt dışı satışlarda alış kuru esas alınması gerekirken kurala uyulmayarak finansal tablolarının etkilendiği ve bu nedenle kararın iptal koşulunun oluştuğu, genel kurul toplantısında alınan 4 no'lu karar yönünden ise; alınan ek raporda davalının tasfiyeye girdiği için ... Tekstil'in %84 hissesini paraya çevirmek zorunda olduğu iddiasının yerinde olmadığı, dava dışı ... Tekstil'e ait hisseler davalının aktifinde bulunan malvarlığı unsurları olup bunların paraya çevrilmesinin satılmasıyla gerçekleşeceği, aksi durumda mal varlığında başka şirketlerin hissesini bulunduran her şirket tasfiyeye girdiğinde diğer şirketin tasfiyeye girmesinin gerekeceği, davalı şirket tasfiye edilecek ise genel kurulda dava dışı şirketteki %84 hissesinin satışına karar verilmesinin gerektiği, alınan dava dışı şirketin taşfiyesine başlanması kararının tasfiye aşamasında yerine getirilmesi gereken aktifteki payların paraya çevrilmesiyle bir alakasının bulunmadığı, bu karar dava dışı şirketin aktiflerinin paraya çevrilmesi ve pasiflerinin ödenmesi anlamında kullanılmamış olsa bile, bir şirketin genel kurulunda başka bir şirketin tasfiye hazırlığı yapılması yönünde karar alınamayacağı tespitlerinin yapıldığı, bir şirketin genel kurulunda başka bir şirketin tasfiyesine yönelik hazırlıklara başlanılması ile ilgili karar alınmasının mümkün olmadığı, kararın dava dışı şirketin genel kurulunda alınması zorunlu olduğu, bu nedenle 4 numaralı kararın batıl olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı şirketin 24/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı kararın iptaline, 4 numaralı kararın ise mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili; 4 numaralı genel kurul kararının başka bir şirketin tasfiyesi kararı olarak değerlendirilemeyeceğini, kararın müvekkilinin dava dışı ... Tekstil'deki hisselerinin paraya çevrilmesi amacıyla adı geçen şirketin tasfiye sürecinin başlatılması ve bu konuda şirket tasfiye memuruna yetki verilmesine ilişkin olduğunu, kararın ... Tekstil'in tasfiyesine ilişkin olmayıp, müvekkilinin kurucu ortak ve pay sahibi olduğu ... Tekstil'e ilişkin tasfiye işlemlerinin başlatılması yönünde bir irade açıklaması olduğunu, nitekim İstanbul BAM 12. HD'nin 2019/108 esas 2021/259 karar sayılı 25.02.2021 tarihli kaldırma kararında, alınan kararın dava dışı şirketin tasfiyesine ilişkin olmayıp tasfiye işlemlerine başlanmasına ilişkin olduğunun belirtildiğini, ancak mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, tasfiyeye giriş bilançosu, envanter ve ayrıntılı gelir tablolarının kabulü ve ibrasına ilişkin 3 numaralı karar bakımından ise bilirkişi kök raporunda iptal koşullarının oluşmadığı görüşünün bildirildiğini, ancak ek raporda müvekkili şirketin 2009-2015 dönemlerinde diğer aile şirketleri ile (... Giyim, ...Tekstil) olan ticari ilişkisi içerisinde satın aldığı malları kâr marjı olmaksızın yurtdışına ihraç ettiği ve yurt dışı satışlarda alış kurunu esas almadığı, bu durumun finansal tabloları etkileyeceği ve ayrıca 2016 yılında kurumlar vergisi yönünden matrah artırımı yapıldığı gerekçesiyle iptal koşullarının oluştuğu yönünde görüş bildirildiğini ve mahkemece de bu görüş doğrultusunda karar verildiğini, ancak müvekkilinin ticari defterleri tek düzen hesap planına göre ve muhasebe ilke ve kurallarına uygun tutulmuş olup, şirketin finansal tablolarının gerçeği yansıttığını, dava dışı ... Giyim ile müvekkili şirketin ortaklık yapılarının aynı olduğunu, ... Giyim imalatçı ve ihracatçı bir şirket olup, bu şirket tarafından üretilen malların bir dönem müvekkili aracılığıyla ihraç edildiğini, bu durumda Katma Değer Vergisi Kanununun 11/c maddesine dayalı ihracatta vergi iadesinden ... Giyim ve müvekkili şirketin de yararlandığını, her iki şirketin ortaklık yapısı aynı olduğundan müvekkilinin ... Giyim'den aldığı malları kâr marjı olmaksızın yurtdışına ihraç etmesinde herhangi bir yasaya aykırılık bulunmadığını, bu durumun şirketin finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığı biçiminde değerlendirilemeyeceğini, ihracat satışlarının gümrük beyannamesi tarihindeki TCMB döviz alış kuru ile değerlendirilmemesi nedeniyle finansal tabloların ve şirket kayıtlarının olumsuz yönde etkilendiği yönündeki yorum ve tespitin yasal dayanağının bulunmadığını, nitekim davacılar tarafından müvekkili şirket yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılan tazminat davasında İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1104 esas sayılı dosyasına sunulan 25.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda, salt faturaların TCMB alış kuru yerine başka bir kurdan kayıtlara alınmış olmasının kasıtlı olarak gerçekle bağdaşmayan bir dönüşüm kullanılmadığı ve bilançolara etkisi önemli sayılabilir bir ölçüde bulunmadığı sürece bilançoların gerçeği yansıtmadığını söylemenin mümkün olmayacağının belirtildiğini, yine 2012-2015 yılları için 2016 tarihinde kurumlar vergisi yönünden matrah arttırımı bildiriminde bulunulmuş olmasının yani yasanın öngördüğü bir haktan yararlanılmasının da şirket aleyhine yorumlanamayacağını, bu nedenle 3 sayılı genel kurul kararının iptaline karar verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 24.03.2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 ve 4 no'lu kararların batıl olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 445. ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin, yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Aynı yasanın 447. maddesine göre ise; genel kurulun, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır.Mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava konusu 4 numaralı genel kurul kararının iptaline, 3 numaralı kararın iptali talebinin ise reddine ilişkin kararın istinafı üzerine Dairemizin 2019/108 esas 2021/259 karar sayılı ilamıyla; dava konusu genel kurulun 3 numaralı kararı tasfiyeye giriş bilançosu ve kar-zarar hesaplarının okunması, görüşülmesi ve ibrasına ilişkin olup, davacı vekilince bu hususta delil olarak sunulan İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/119 esas sayılı dosyasına sunulan 31.03.2014 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, şirketin finansal tablolarının açıklık ve doğruluk ilkelerine uygun tutulmadığı ve gerçeği yansıtmadığı sonucuna varıldığının tespit edildiği, mahkemece de bilirkişi raporu doğrultusunda söz konusu kararın iptaline karar verildiği ve kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tasfiyeye giriş bilançosunda raporlanan borç tutarları ile öz kaynaklar içindeki tutarların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespitinin, 2014 ve öncesi yıllara ilişkin faaliyet dönemlerinin irdelenmesine muhtaç olduğunun belirtildiği, bu bakımdan davalı şirketin 2014 yılı ve öncesi tüm ticari defter kayıtlarının incelenmesi suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, genel kurulun 4 numaralı kararı ise ... Tekstil şirketindeki davacı şirket hisseleri ile ilgili olarak adı geçen şirketin tasfiyesi konularının görüşülmesine ilişkin olup, kararın gündeme bağlılık ilkesini ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, davacı şirket ... Tekstil'in çoğunluk hissesi sahibi olup, alınan kararın dava dışı şirketin tasfiyesine ilişkin olmayıp, tasfiye işlemlerine başlanmasına ilişkin olduğu gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş olup, mahkemece kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlenen gerekçelerle, davanın kabulü ile davalı şirketin 24/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı kararın iptaline, 4 numaralı kararın ise mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.Mahkemece alınan kök bilirkişi raporunda; tasfiyeye giriş bilançosunda aktif ve pasif kalemlerin çok sınırlı bulunması ve sayısal büyüklükleri dikkate alındığında, ilgili hesapların gerçek dışı kaydi değerleri yansıttığından söz edilmesinin güç göründüğü, 90.824,93-TL aktifinin ağırlıklı olarak kasa mevcudu ile iştirakler kaleminden oluştuğu, kasa mevcudunun teyit edildiği ve iştirakler hesabındaki ... Tekstil ortaklık payının da varlığının tartışmasız olduğu, tasfiyeye giriş bilançosunda raporlanan borç tutarları ile öz kaynaklar içindeki tutarların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespitinin, 2014 ve öncesi yıllara ilişkin faaliyet dönemlerinin irdelenmesine muhtaç olduğu, salt tasfiyeye giriş dönemi verilerine göre bilançonun onaylanmasına ilişkin kararın iptali koşulunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, genel kurulda alınan dava dışı ... Tekstil şirketinin tasfiyesine ilişkin kararın ise icra edilebilecek bir karar olmadığı, başka bir şirketin tasfiyesi yönünde alınan kararın batıl olduğu bildirilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise; davalı şirketin 2009-2015 yıllarına ilişkin defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda, şirketin finansal tablolarının özellikle ilişkili taraf konumundaki ortaklar yönünden muhasebenin temel kavramlarına uygun olduğundan söz edilemeyeceği, nitekim dava dışı şirketin 25.11.2016 onay tarihli matrah artırımı bildirimine göre 2014 yılında sıfır olarak beyan edilmiş kurumlar vergisi matrahının 33.470-TL artırılmış olmasının, dava konusu döneme ilişkin faaliyet sonuçlarının raporlanan dönem karı itibariyle güvenilirliğini ortadan kaldırdığı, davalı şirketin kasa hesabında nakit bulunmaması durumunda şirket ortaklarından nakit girişi yapılarak ortaklara borçlar hesabının borçlandırıldığı, para girişi olması durumunda ise borçlanılan ortaklara ödeme yapıldığı, şirketin mal alış ve satışının büyük kısmını ... Giyim, ... şirketleri ile yaptığı, yurt dışı mal satışlarında ... Giyim'den ihraç kaydı ile aldığı malları kar marjı bulunmadan yurt dışı müşterilere sattığı, yurt dışı satışlarda gümrük beyanname tarihindeki alış kuru esas alınması gerekirken kur değerlemesinde bu kurala uyulmadığı ve bu nedenle kayıtlara eksik ya da fazla geçirilmiş olduğu, bunun sonucunun da finansal tabloları etkileyeceği, buna bağlı olarak finansal tabloların onaylanması kararının iptali koşulunun oluştuğu, dava dışı şirketin tasfiyesine başlanmasına ilişkin kararın ise aktifteki payların paraya çevrilmesi ile bir ilgisinin olmadığı, bu karar dava dışı şirketin aktiflerinin paraya çevrilmesi ve pasiflerinin ödenmesi anlamında kullanılmamış olsa bile bir şirketin genel kurulunda başka bir şirketin tasfiye hazırlığı yapılması yönünde karar alınamayacağı gerçeğini değiştirmediği ve bu nedenle kararın batıl olduğu bildirilmiştir.Dava konusu genel kurulun 3 numaralı kararı tasfiyeye giriş bilançosu ve kar-zarar hesaplarının okunması, görüşülmesi ve ibrasına ilişkindir. Şirketin yurt dışı mal satışlarında ... Giyim'den ihraç kaydı ile aldığı malları kar marjı bulunmadan yurt dışı müşterilere sattığı tespit edilmişse de, bilirkişi raporunda atıf yapılan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca düzenlenen 08.08.2016 tarihli denetim raporunda, her iki şirketin ortaklarının da aynı kişilerden oluştuğu dikkate alındığında, bu işlemin Katma Değer Vergisi Kanununun 11/c maddesinde düzenlenen imkandan yararlanmak amacıyla gerçekleştirildiği tespiti yapılmıştır. Buna karşılık Dairemizin kaldırma kararı üzerine düzenlenen ek bilirkişi raporunda; şirketin finansal tablolarının özellikle ilişkili taraf konumundaki ortaklar yönünden muhasebenin temel kavramlarına uygun olduğundan söz edilemeyeceği, nitekim dava dışı şirketin 25.11.2016 onay tarihli matrah artırımı bildirimine göre 2014 yılında sıfır olarak beyan edilmiş kurumlar vergisi matrahının 33.470-TL artırılmış olmasının, dava konusu döneme ilişkin faaliyet sonuçlarının raporlanan dönem karı itibariyle güvenilirliğini ortadan kaldırdığı, davalı şirketin kasa hesabında nakit bulunmaması durumunda şirket ortaklarından nakit girişi yapılarak ortaklara borçlar hesabının borçlandırıldığı, para girişi olması durumunda ise borçlanılan ortaklara ödeme yapıldığı, yurt dışı satışlarda gümrük beyanname tarihindeki alış kuru esas alınması gerekirken kur değerlemesinde bu kurala uyulmadığı ve bu nedenle kayıtlara eksik ya da fazla geçirilmiş olduğu, bunun sonucunun da finansal tabloları etkileyeceği tespitleri yapılmış olmakla, davalı şirketin tasfiyeye giriş bilançosunun gerçeği yansıtmadığının tespit edilmiş olması karşısında, mahkemece 3 numaralı genel kurul kararının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Genel kurulda alınan 4 numaralı karar ise, davalı şirketin %84 pay sahibi olduğu dava dışı ... Tekstil şirketinin tasfiye işlemlerinin başlatılmasına ilişkindir.Davalı şirketin tasfiye sürecinde olması nedeniyle sahip olduğu iştirak hisselerinin paraya çevrilmesi tasfiyenin gereği olup, tasfiyenin sonlandırılabilmesi açısından da zorunludur. Ancak farklı tüzel kişiliğe sahip bir şirketin tasfiyeye girebilmesi ancak kendi organlarında usulüne uygun şekilde alınacak bir karar ile mümkün olup, başka bir şirketin genel kurulunda bu yönde bir karar alınabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle böyle bir kararın geçerli olduğundan söz edilemez. Nitekim dava konusu genel kurul öncesinde, 01.12.2015 tarihli genel kurulun 5. maddesinde, dava dışı ... Tekstil'in tasfiyesine ve tasfiye kararı alınarak tasfiye işlemlerinin başlatılması için tasfiye memuruna yetki verilmesine şeklinde açıkça tasfiye kararı alınmış, bu karara karşı aynı davacılar tarafından iptal istemiyle açılan davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/9 esas sayılı dosyasında açılan davada mahkemece anılan kararın iptaline hükmedilmiş ve karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul BAM 43. HD'nin 2020/1354 esas 2023/610 karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak somut olayda dava konusu genel kurulun 4 numaralı gündem maddesinde, dava dışı şirketin tasfiyesine ilişkin bir karar alınmamış olup, alınan karar açıkça dava dışı şirketin tasfiye işlemlerinin başlatılması yönündedir. Bu durumda genel kurulda dava dışı şirketin tasfiyesine yönelik bir karar alındığı kabul edilemeyeceğinden, söz konusu kararın batıl olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece dava konusu genel kurulda alınan 4 numaralı kararın batıl olduğunun tespitine karar verilmesi yerinde değildir.Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak "davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2022 Tarih, 2021/212 Esas - 2022/538 Karar sayılı kararının 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;

"Davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 24.03.2016 tarihli genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine,"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 732-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 29,20-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 702,80-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafından yatırılan 58,40-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 6.000-TL bilirkişi ücreti ve 155-TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.155-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.077,50-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 86,10-TL posta masrafından ibaret yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 43,05-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,Davacılar lehine taktir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalı lehine taktir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Hükümden sonra davacıların gider avansından karşılanan 20-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 10-TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,Hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 168-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 84-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/796, K. 2026/1452, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-796-e-2026-1452-k-72e40313b7a5