Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/485 E. 2026/1949 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/485
- Karar No
- 2026/1949
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/485
KARAR NO : 2026/1949
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2022
NUMARASI : 2019/581 Esas - 2022/743 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2026
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı alıcı ... AŞ ile satıcı davalı arasında mülkiyeti muhafaza kaydıyla araç satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmenin alıcı şirket adına, davacının o tarihteki resmi nikahlı eşi olan ... tarafından imzalandığını, tarafların sözleşme ile ... plaka sayılı ... model aracın, mülkiyeti muhafaza kaydıyla alıcıya satışı hususunda anlaştıklarını, satış sözleşmesine istinaden aracın tescilinin dava dışı ... AŞ adına gerçekleştirildiğini, sözleşme konusu aracın satış bedelinin bir kısmının peşin ödendiğini, bakiye bedel için tamamı 08/11/2013 tanzim tarihli ve birer ay ara ile sıralı olmak üzere her biri 12.133 Euro tutarlı 15 adet senedin dava dışı alıcı şirket adına tanzim edilerek davalıya verildiğini, ancak davalı satıcı tarafından senet alınması ile yetinilmeyerek her bir senedin ön yüzüne davacı ile birlikte, alıcı şirket yetkilisi ve davacının o tarihteki resmi nikahlı eşi ...'nün şahsi kefaletinin alındığını, anılan senetlerin bir kısmının ödendiğini, geriye kalan senetlerin ödenmesinin mümkün olmadığını, bunun sonucunda satış sözleşmesine konu aracın satıcı davalıya iade edildiğini, b kapsamda dava dışı alıcı şirket yetkilisi sıfatıyla davacının o tarihteki eşi ... tarafından aracın, noterde vekalet verilmek suretiyle satıcı davalı şirkete devrinin sağlanmak suretiyle iadesinin sağlandığını, akabinde de 24/06/2014 tarihinde... ünvanlı şirkete satıldığını, satış sözleşmesinin 7. maddesinde satış sözleşmesinin feshi halinde tarafların birbirinden aldıklarını geri vermekle yükümlü olduklarının kararlaştırıldığını, ancak bu hükme ve satış sözleşmesinin konusunu oluşturan aracın davalıya iade edilmesine rağmen, davalının iade etmekle yükümlü olduğu bedelsiz hale gelen 7 adet senet yönünden davacıya karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile İstanbul 21.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, davacının takibe konu yapılan senetlerden dolayı takip alacaklısı davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, fakat icra takibi çerçevesinde senetlerin davacıdan tahsilinin yapıldığını beyanla, İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi neticesinde davacının, davalı tarafa 93.626,20Euro karşılığı 267.237,26TL borçlu olmadığının tespitine ve takip konusu 7 adet senedin iptaline, icra dosyası kapsamında davacıdan tahsil edilen 72.193,15TLnin değişen oranlara göre tahsil tarihi 27/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte istirdadı ile davacıya verilmesine, davalının kötü niyetli olarak icra takibinde bulunduğu anlaşıldığından, takip miktarının %20'si oranından az olmamak üzere davacı lehine tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresi içinde ikame edilmemiş olup usulen reddi gerektiğini, davacı tarafın hukuki yarar ve menfaati bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davaya konu aracın davalı ile ... AŞ arasında mülkiyeti muhafaza kaydıyla araç satım sözleşmesi imzalandığını ve davaya konu aracın 208.905Euro bedelle ... AŞ'ye satıldığını, bu satışa binaen 15 adet senedin imzalandığını ve alıcı şirket tarafından 27.500Euro peşin ödendiğini, davacı tarafın ve alıcı şirket yetkilisi ...'nün keşide edilen senetlere kefil olduğunu, senetlerin ödemesinin gerçekleştirilmediğinden 7 adet senedin takibe konulduğunu, aracın satış bedelinin ödenmemesi neticesinde davalı tarafından aracın 90.000Euro bedelle geri alındığını ve sözleşmeye konu 8 adet senedin satış bedeline mahsuben taraflarınca geri verildiğini, aracın davalı tarafından satın alınması neticesinde davalının borçlu bulunduğu kısımdan 8 adet senedin mahsup edilip geriye kalan borcun tahsili amacıyla davalı tarafından icra takibine girişildiğini, bu bağlamda davacının iddia ettiği vakıaların kabulünün mümkün olmadığını, davacının ilgili senetlere kefil olarak imza koymuş olmakla takibe dahil edildiğini, bu bağlamda sözleşmeye taraf olmayan davacının dayandığı vakıaların esas alınmaması gerektiğini, kambiyo senetlerinin muhtevasının mücerret olduğunu beyanla, davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğundan disiplin para cezasına hükmedilmesine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... ... plaka sayılı aracın satıcı ... Ltd Şti yetkilisi tarafından alıcı ... AŞ'ne Beyoğlu 46. Noterliğinin ... yevmiye nolu 12 Kasım 2013 tarihli mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesi ile 208.995 Euro bedelle satıldığı, sözleşmeye göre 27.000Euro'nun peşin ödendiği, bakiye bedelin ise 08/12/2013-08/02/2015 tarihleri arasında 15 adet her biri 12.133 Euro bedelli senetler ile ödenmek üzere anlaşıldığı, davacı tarafın ve alıcı şirket yetkilisi ...'nün keşide edilen senetlere kefil olduğu, sözleşmenin 7.maddesinde "Bu sözleşmede belirtilen borç taksitlerden herhangi bir gününde ödenmediği takdirde, taşıtın mülkiyetinin geri istenme veya satışın feshetme hakkının doğduğu taraflar kabul ederler... Satış sözleşmesinin feshi halinde taraflar birbirinden aldıklarını geri vermekle yükümlüdür. Satıcı her halde uygun bir kira karşılığı isteyebileceği gibi ayrıca taşıtta bir bozulma veya hasar olması halinde bir tazminat da isteyebilir" denildiği, aracın bedelinin ödenmemesi üzerine ... ...AŞ yetkili tarafından davalı ... Ltd Şti'ne 18/06/2014 tarihli ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile 90.000 Euro bedelle geri satın alındığı ve sözleşmeye konu 8 adet senedin satış bedeline mahsup edilerek geriye kalan bakiye alacak yönünden İstanbul 21.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalı tarafından icra takibine girişildiği, takipte davacı ve asıl borçlu tarafından verilen senetlere istinaden 88.515 Euro asıl alacak ve 4.845,65 Euroo işlemiş faiz ve komisyon gideri olmak üzere 93.626,20 Euro üzerinden takip başlatıldığı, davacının hem davalı ile dava dışı ....A.Ş arasında düzenlenen satış sözleşmesi gereği davalıya verilen senetleri avalist sıfatıyla imzaladığı hem de davalı ile alıcı ....A.Ş arasında düzenlenen 08/11/2013 tarihli protokolü de kefil sıfatıyla imzaladığı görülmüştür. İşbu protokolde dava dışı şirketin kalan borcu açıkça düzenlenmiş ve kalan borca ilişkin senetler de tek tek gösterilmiştir. Ayrıca işbu protokolde davalı şirket tarafından araç satışı sözleşmesi dışında dava dışı şirkete verilen 15.000 Euro'nun da ödeneceği düzenlenmiştir. Buna göre araç satış bedeli 208.995 Euro olup 27.000 Euro'su peşin ödenmiştir. Kalan bakiye borç tutarı 208.995 -27.000 Euro=181.995 Euro'dur. Kalan taksitlerin ödenmemesi sonucu davalı aracı dava dışı şirketten 90.000 Euro karşılığında geri almıştır. Bakiye borç 91.995 Euro'dur. Ayrıca takipten önce yine davalı tarafından dava dışı şirket ve sahibi aynı zamanda davacının eşi ...'ye verilen 15.000 Euro da dahil edildiğinde bakiye borç 106.995 Euro'dur. Takipten önce yapılan 17.131,34 Euroo'luk ödeme düşüldüğünde davalının kalan bakiye asıl alacağı 89.863,66 Euro'dur. Takip ise 88.515 Euro asıl alacak üzerinden başlatılmıştır. Dolayısıyla davacının hem avalist sıfatıyla imzaladığı senetler hemde protokol kapsamında takip tarihi itibarı ile takip değerinden daha fazla borcu olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalı cari hesabında ... tarafından yapılan 51.000 TL'lik ödemenin (o günkü kur itibarı ile 17.131,34) ödemeyi dava dışı firmanın borcundan düşüp yine cari hesaba yansıyan 15.000 Euro karşılığı 45.000 TL'lik ödemenin ... tarafından ...'ye gönderildiğinden bahisle hesaba dahil etmediği ve davalının cari hesap alacağını (bakiye alacak) 74.863,66 Euro bulmuşsa da protokol ve aval verilen senetlere bu alacak kaleminin de dahil edildiği görüldüğünde bu bedelde borç bedeline eklendiğinde davalı alacağının 89.863,66 Euro olduğu görülmüş, yine davacı tarafından takipten sonra 72.694,42 TL'lik icra dosyasına ödeme yapıldığı görülmüşse de yapılan bu ödemelerin icra takibinin başlangıcındaki borcu karşılamaya yetmediği gibi bu borç kapsamında yapılan ödemeler olması, haricen vekile yapılan ödemelerin de icra dosyasına bildirilmemesinin şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülebilecek olması göz önüne alındığında davanın reddine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında aldırılan raporlara yönelik yaptıkları itirazlar baki kalmak kaydıyla 28/01/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda toplam alacağın 79.706,7 Euro olduğu belirtilmesine rağmen Mahkemece bu rapordaki kanaatte bir yanılgı ile aşılarak davalı alacağının davalı alacağının 89.863,66 Euro olduğuna kanaat getirildiğini, Mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarına bir yönden itibar edilmiş bir yönden de bu raporların aksine karar verilerek davanın tarafı olan bizlerin veya 3. kişilerin kararı anlayamamasına ve denetimsizliğe sebebiyet verilmiş ve kararda kendi içinde çelişkiler yaratıldığını, davalı vekili tarafından 19.10.2020 tarihinde dosyaya sunulan, müvekkilinin kefil sıfatıyla taraf olduğu ve davalı tarafça ikrar edilen 08.11.2013 tarihli Protokole göre; ... LTD.ŞTİ.'ne toplam 127.781 € borcu bulunduğunu, bu borcun araç bedeli ve dava dışı ...'ye verilen paranın toplamından oluştuğunu, toplam borçtan ...'ye borç olarak verildiği iddia edilen 15.000 € düşüldüğü takdirde aracın satış bedelinin 112.781 € olduğunun açıkça ortaya çıktığını, asla kabul anlamına gelmemek üzere, davalının iddia ettiği gibi aracın 90.000 € bedelle geri alındığı kabul edilse bile kalan bakiye borcun 37.781 € olduğunun açıkça ortada olduğunu, alacaklı söz konusu aracın satışına ilişkin olarak iddia ettiği gibi 15 değil ve fakat 17 adet senet almış olması ve yine davalının iddia ettiği gibi 8 değil 10 adet senedin dava dışı şirkete iade edilmiş olması gerektiğini, sözleşmeden dönmeyi düzenleyen TBK md. 260 hükmüne göre dönme dolayısıyla satıcı ve alıcının aldıklarını geri vermekle yükümlü olduğunu, buna göre alıcının, satıcıdan peşinat ve ödemiş olduğu taksitlerin geri verilmesini talep hakkı olduğunu, alıcının ödediği taksitlerin satıcıda kalacağına ilişkin sözleşme hükümleri, TBK md.260’da satıcı için belirtilen taleplerin dışında kalmış olduğundan ve hükmün emredici niteliği gereği geçersiz olduğunu, dosyalarında icra takibi alacaklısının bizzat lehtar/davalı olması, takibe konu senetlerin; şüpheye yer vermeyecek biçimde, davalının kabul ve ikrar ettiği, borcun ... plakalı aracın mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışına ilişkin ve aracın mülkiyetinin dava dışı şirkete geçmemesi nedeniyle bedeli temin amacıyla verilen, müvekkilinin de kefil sıfatı ile taraf olduğu 08.11.2013 tarihli Protokole ve Beyoğlu 46. Noterliği 12.11.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı "Mülkiyeti Muhafaza Şartı ile Satış Sözleşmesi"ne ilişkin olması, takibe konu senetlerin Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, 08.11.2013 tarihli protokol ve Beyoğlu 46. Noterliği 12.11.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı "Mülkiyeti Muhafaza Şartı ile Satış Sözleşmesi"nin İİK.169/a maddesinde belirtilen nitelikteki belgelerden olması ve sözleşmelerle ilişkisi net bir biçimde ortaya konulan bonoların teminat senedi olarak kabulü gereği ve neticesinde TTK.688/2 maddesi gereği kayıtsız şartsız borç ikrarına havi olmaması nedeniyle kambiyo vasfını haiz olmaması, müvekkilinin TTK.702/1 maddesi gereğince "Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. " hükmü gereğince bedelsiz kalan ve kambiyo vasfı taşımayan işbu takibe konu senetlerden dolayı sorumlu tutulamayacağı, Beyoğlu 46. Noterliği 12.11.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı "Mülkiyeti Muhafaza Şartı ile Satış Sözleşmesi"nin 7. Maddesine göre; "Satış sözleşmesinin feshi halinde taraflar birbirinden aldıklarını geri vermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmesi neticesinde alacaklı/davalının sözleşme ve yasalara aykırı ve kötü niyetli olarak iadesi gereken ve bedelsiz kalan bonoları icra takibine konu etmesi, hususları birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin haklı davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin Kanun ve içtihatlara aykırı olduğunu, avalist olarak ileri sürdükleri def'i ve itirazların mahkemece hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, mahkemenin hukuki nitelendirmesinin de yanlış olduğunu, karara bağlanın bu davanın basit manada kambiyo senedinden doğan alacak iddiasına yönelik menfi tespit ve istirdat davası olmadığını, bu davanın mülkiyeti muhafaza kaydıyla satım sözleşmesi ve bu sözleşmeden dönülmesi ile alınanların iadesi ve tarafların sözleşme kapsamındaki borç ve yükümlülüklerinden bağımsız düşünülemeyeceğini, oysa ki yargılamayı yapan mahkemece bu husus göz ardı edilerek genel manada bir hesaplama üzerinden uyuşmazlığın neticelendirildiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile eksik inceleme ve değerlendirmeyle hukuka hak ve nesafete aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine ve diğer gereğine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, sözleşme kapsamında düzenlendiği ve bedelsiz kaldığı iddia olunan ve takibe konulan kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) ve ödenen bedelin istirdatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı ve dava dışı ... ve ... hakkında, İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında "15.717 Euro Miktarlı 08.11.2013 tanzim tarihli senet ile her biri 12.133.00 Euro miktarlı 6 adet senet" sebebine dayalı olarak 88.515 Euro asıl alacak, 7.031,43 Euro TL işlemiş faiz, 265,55 Euro komisyon olmak üzere toplam 93.626,20 Euro'nun tahsili istemiyle 23.10.2014 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedellerin istirdatı istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça ise davacının ilgili senetlere kefil olarak imza koymuş olmakla takibe dahil edildiği, sözleşmeye taraf olmayan davacının dayandığı vakıaların esas alınmaması gerektiği, kambiyo senetlerinin illiyetten mücerret olduğu savunulmuştur.
Dava ve takip konusu bonolar ... tarafından davalı lehine 08.11.2013 tarihinde 08.02.2014- 08.03.2014 - 08.04.2014 - 08.05.2014 - 08.06.2014 - 08.07.2014 - 08.08.2014 vade tarihli, ilki 15.717 Euro bedelli, diğerleri 12.133 Euro bedelli olarak keşide edilmiş, davacı tüm bonoları avalist olarak imzalamıştır.
Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden davalı ile dava dışı ... arasında 12.11.2013 tarihinde Beyoğlu 46. Noterliğinin düzenleme şeklinde mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesi imzalandığı, satış bedelinin 208.995 Euro olduğu, 27.000 Euro'nun peşin ödendiği, kalan 181.995 Euro borç için 08.12.2013- 08.01.2014- 08.02.2014- 08.03.2014- 08.04.2014- 08.05.2014- 08.06.2014 08.07.2014- 08.08.2014- 08.09.2014- 08.10.2014- 08.11.2014- 08.12.2014- 08.01.2015 - 08.02.2015 vade tarihli 08.11.2013 keşide tarihli senet alındığı, 12.11.2013 tarihinde aracın trafik tescilinde dava dışı alıcı ... adına kaydedildiği, 08.11.2013 tarihinde davalı ve dava dışı ... İle davacının kefil olarak yer aldığı protokolün imzalandığı, bu protokolde 08.03.2014- 08.04.2014- 08.05.2014 - 08.06.2014- 08.07.2014- 08.08.2014- 08.09.2014- 08.10.2014 vade tarihli mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesine konu olan senetler haricinde 08.02.2014 vade tarihli 15.717 Euro ve 15.06.2014 vade tarihli 15.000 Euro bedelli senetlerin de yer aldığı, bu iki senette de davacının avalist olarak imzası bulunduğu, anılan protokolün ... ... model araç satışından dolayı alınmış olan senetlerin ödenmesi konusuna ilişkin olduğu ve protokolde borçlu olarak yer alan dava dışı ...'nin sahibi ...'nün söz konusu 10 senet ve borç olarak verilmiş olan 15.000 Euro paranın ödemesinin tamamını 15.6.2014 tarihinde ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, 10 adet toplam 127.781 Euro bedelli senetleri 15.6.2014 tarihinde ödeneceğinin ve geri kalan 8.11.2014 - 8.12.2014 - 8.1.2015- 8.2.2015 vade tarihli her biri 12.133 euro bedelli senetleri geçerli olan vadelerde ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiği, senetlerden bir tanesinin vadesinde ödenmemesi durumunda diğer bütün senetlerin de muaccel hale gelebileceğinin kabul ve taahhüt edildiği, davalı ile dava dışı ... Arasında 18.06.2014 tarihinde Beyoğlu 46. Noterliğinde araç satış sözleşmesi düzenlendiği, satış bedelinin 90.000 Euro olduğu, davalı tarafça 15.06.2014 -08.09.2014 -08.10.2014 -08.11.2014 -08.12.2014- 08.01.2015- 08.02.2015 vade tarihli senetlerin iade edildiğinin beyan edildiği anlaşılmaktadır
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz.
Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 Esas, 2010/99 Karar; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 Esas, 2018/563 Karar; 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 Esas, 2020/129 Karar ile 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 Esas, 2020/591 Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır.
Bu genel açıklamalardan sonra davacının takibe konu senetlerde aval olduğu gözetildiğinde aval hukuki kurumunun incelenmesi gerekir.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 701/3.maddesi "Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır." şeklinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 702/2. maddesi uyarınca aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Buna göre aval veren hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilecek olup, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Avalist, diğer senet borçluları ile birlikte müteselsilen sorumludur. Aval, bağımsız ve soyut bir kambiyo taahhüdüdür. Avalistin teminat altına aldığı borç geçersiz olsa bile aval taahhüdü geçerlidir. Fakat senette şekil noksanlıkları varsa avalist sorumluluktan kurtulur, aval taahhüdü geçersiz olur.
Davacı tarafça, yargılama sırasında ... plakalı aracın mülkiyetinin davalı ait olmaya devam ettiği, mülkiyetin devri söz konusu olmadığından dolayı bu satışa ilişkin yapılan noter sözleşmesinde yazılı takibe konu bonoların satış bedelinin ödeneceğine dair teminat olarak verildiği, davalı tarafça dosyaya sunulan ve kefil sıfatıyla taraf olduğu 08.11.2013 tarihli protokole göre icra takibine konu edilen senetlerin teminat senedi olduğu iddia edilmiştir. Ancak bononun teminat senedi olduğunun ileri sürülmesi şahsi def'i niteliğindedir ve bu def'inin aval veren tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/11-221 Esas 2023/134 Karar sayılı 01.03.2023 Tarihli kararı)
Somut olayda davacı, üç taraflı bir sözleşmenin tarafı konumunda olduğunu, kambiyo taahhüdünün bir sözleşmeye dayanması ve avalin bu sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzalaması durumunda keşidecinin lehtara karşı ileri sürebileceği temel ilişkiye dair şahsi def'ilerini lehtara karşı ileri sürebileceğini iddia etmiş ise de takibe konu senetlerde avalist olarak imzası bulunan davacının, TTK'nun 702/2 hükmü uyarınca senedin geçersiz olduğuna dair şekle aykırılık dışında başka bir husus ileri sürmesi mümkün değildir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/6585 Esas ve 2026/4012 Karar sayılı kararı)Aval ilişkisi temel ilişkiden bağımsız ayrı bir taahhüt olup, keşideci yönünden senedin herhangi bir sebeple bedelsiz hale gelmesi aval taahhüdünü bertaraf etmez. Aval verenin vermiş olduğu taahhüdün bağımsız niteliğinin gözetilmesi gerekir.
Davacı tarafça bedelsizlik iddiası dışında yargılama sırasında dava dışı ... tarafından iradesinin hile ile sakatlanması nedeniyle avalin geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de Yasa metninden anlaşıldığı üzere avalistin sorumluluktan kurtulması ancak senetteki şekil noksanlıkları ile sınırlı tutulmuş olmakla birlikte aval verenin TTK 825/2 maddesi uyarınca borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def’ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caiz olduğu düzenlenmiş olup, somut olayda bu koşulun gerçekleşmediği gözetildiğinde davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davalı ile dava dışı ... arasında 12.11.2013 tarihinde Beyoğlu 46. Noterliğinin düzenleme şeklinde mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesinin 7. maddesinde, bu sözleşmede belirtilen borç taksitlerinin herhangi birinin gününde ödenmediği takdirde taşıtın mülkiyetinin geri istenme veya satışını feshetme hakkının doğduğunu tarafların kabul edeceği, satış sözleşmesinin fesih halinde tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermekle yükümlü olduğu, satıcının her halde uygun bir kira karşılığı isteyebileceği gibi ayrıca taşıtta bir bozulma veya hasar olması halinde bir tazminat da isteyebileceği düzenlenmiştir.
Davacı tarafça 12.11.2013 tarihli mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesinden dönülerek 18.06.2014 tarihinde aracın davalıya satılması nedeniyle dava ve takibe konu bonoların davalı tarafından haksız olarak elinde bulundurulduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte Sözleşmenin 7. Maddesine göre aracın diğer tarafta kaldığı süreye karşılık gelen uygun bir bedel ve varsa araçtaki bozulma ve hasarların tazmininin davalı tarafından istenebileceği ancak bu bedelin de alanında uzman bir bilirkişi tarafından tespitinin mümkün olabileceği yönünde istinaf isteminde bulunulmuş ise de sözleşmeden dönülmesi ve bu halde istenebilecek tutarın belirlenmesi, keşideci ile davalı arasındaki temel ilişki ile ilgili olduğu gözetildiğinde eldeki davanın kambiyo senetlerine mahsus yolla yapılan takibe karşı açılan menfi tespit davası olması ve davacının avalist sıfatının bulunmasına göre bu hususun eldeki davanın konusu olmadığından davacının bu yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Somut olayda dava ve takibe konu edilen bonolarda aval olarak imzası bulunan davacının imza inkarında bulunmadığı, buna göre davacının, keşidecisi ve lehtarı arasındaki temel borç ilişkisinden kaynaklı kişisel defilere yönelik olarak kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süremeyeceği gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/11/2026