Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1067 E. 2026/1797 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1067
- Karar No
- 2026/1797
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1067 - 2026/1797 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1067 KARAR NO : 2026/1797
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...(...) ÜYE : ...(...) ÜYE : ...(...) KATİP : ...(...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :26/11/2025 NUMARASI :2022/662 Esas - 2025/742 Karar
DAVACI :... (T.C. NO:...) - ...... Şile/İSTANBUL VEKİLİ :Av. ... - ..... Çankaya/ANKARA DAVALI :... ANONİM ŞİRKETİ - .... Körfez/KOCAELİ VEKİLİ :Av. ... - ..... Şişli/İSTANBUL DAVA :Genel Kurul Kararının İptali DAVA TARİHİ :27/12/2022
KARAR TARİHİ :09/10/2026 KR. YAZIM TARİHİ :05/11/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 02/08/2018 tarihinde kurulduğunu, pay sahiplerinin %50 Mark Majani, %50 .... olduğunu, 05/08/2022 ve 10/08/2022 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunu genel kurulda müvekkili aleyhine kararlar alındığını, genel kurulun toplanmasına ilişkin tüm süreç yönetim kurulu başkanı dava dışı ortak tarafından tek başına yürütüldüğünü ve kararlar alınıp ilan edildiğini, genel kurulun TTK'nın 416. maddesine aykırı olduğunu beyan ederek şirket hakkında alınan tüm kararlar neticesinde telafisi güç ve imkansız zararların meydana gelecek olma ihtimali karşısında genel kurul kararlarının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, 18.04.2018 tarihli ticaret sicil gazetesinden de görüleceği üzere davalı şirketin kuruluşundan itibaren nama yazılı pay sahibi ortağı olup, anılan ilana göre de Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak görev aldığını, davalı şirketin kuruluş sözleşmesi incelendiğinde, davacının ve dava dışı ...'in yarı yarıya ortak olduğu, her iki ortağında yönetim kurulu üyesi olduğu ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğu; davacının yönetim kurulu başkan vekili, diğer ortağın ise yönetim kurulu başkanı olduğu görüleceğini, hukuken delil vasfı olmayan ve gerçeği de yansıtmayan belgelerin yerel mahkemece kabul edilerek hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dava dışı üçüncü kişiler ... ve ...'in tanık olarak dinlenilmesine ve protokoldeki imzalar için de imza incelenmesine gidilmesine ilişkin talepleri nazara alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, davaya konu 05.08.2022 ve 10.08.2022 tarihli Genel Kurul Toplantılarının, TTK’nın 416. maddesi kapsamında tüm ortakların katılımı ile yapılmadığını, davalı şirketin çağrı merasimine uymaksızın genel kurul toplantısını yaptığını, anılan genel kurul toplantısı daveti davacıya tebliğ edilmediği gibi herhangi bir bilgi dahi verilmemiş olup, davacının anılan toplantıya haberi olmadığından dolayı katılım sağlayamadığını, bu bağlamda, anılan genel kurul toplantısının yoklukla malulüne karar verilmesi gerektiğini, davacının ortaklık hakkından doğan genel kurula katılma ve oy kullanma haklarının engellendiğini, davacının genel kurulda alınacak kararlar üzerinde etki etme imkanlarının haksız olarak ortadan kaldırıldığını, yokluğu iddia edilen genel kurulun, TTK’nın 416. maddesi kapsamında yapılmış bir genel kurul da olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafından davalı şirket yetkilisinin sunmuş olduğu pay devri sözleşmesinin ve vekaletnamenin sahte olduğu ileri sürülmüşse de, bu husustaki iddiaları çelişkili beyanlara dayanmaktan öteye gidemediğini, bu hususun, yerel mahkeme tarafından gerekçede değerlendirildiğini, durum böyleyken, yokluk ile batıl olduğu ileri sürülen genel kurul tarihinde davacının pay sahipliği sıfatı mevcut olmadığından, dava açmaya da ehliyeti olmadığının kabul edilmesi gerektiğini, kaldı ki, ilgili tarihte tek pay sahipli olarak düzenlenen genel kurulda çağrısız genel kurulun şartları oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu durumda, davacının davasının açıkça dayanaktan yoksun olduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2025 tarih, 2022/662 Esas - 2025/742 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilinin, davalı şirketin 02/08/2018 tarihinde kurulduğunu, pay sahiplerinin %50 Mark Majani, %50 .... olduğunu, 05/08/2022 ve 10/08/2022 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunu genel kurulda müvekkili aleyhine kararlar alındığını, genel kurulun toplanmasına ilişkin tüm süreç yönetim kurulu başkanı dava dışı ortak tarafından tek başına yürütüldüğünü ve kararlar alınıp ilan edildiğini, genel kurulun TTK'nın 416. maddesine aykırı olduğunu beyan ederek şirket hakkında alınan tüm kararlar neticesinde telafisi güç ve imkansız zararların meydana gelecek olma ihtimali karşısında genel kurul kararlarının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, ilk derece Mahkemesi'nce davacının davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sabit görülerek davanın usulden reddine, karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davalı şirketin 05/08/2022 tarihli genel kurulunda ve 10/08/2022 tarihli yönetim kurulunda alınan kararların yoklukla malul olup olmadığı, davacının davalı şirkette dava konusu işlemlerin yapıldığı tarih itibarıyla hissedar olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 05/08/2022 tarihli genel kurul tutanağına ve bu toplantıya ait hazirun listesine göre şirketin tüm ortaklarının toplantıya katıldığı, ilgili genel kurulda faaliyet raporunun okunması, ibra, kar payı dağıtımı yapılmaması, huzur hakkı ödenmemesi, yönetimin belirlenmesi ve iç yönergenin müzakeresi hususlarında oy birliği ile karar verildiği görülmektedir. 10/08/2022 tarihli davaya konu kararlar yönetim kurulu mahiyetinde olup, tüm ortakların temsil edildiği tutanakta yer alan imzalardan anlaşılmakla hukuki mahiyeti itibariyle genel kurul olarak da değerlendirilebilecek ise de, alınan kararlar bakımından 05/08/2022 tarihli genel kurulda alınan kararların icrası hakkında olup, yöneticilerin temsil şekillerini ihtiva ettiği belirlenmiştir. Bu yönüyle yok hükmünde olduğuna dair karar verilmesi istenen 10/08/2022 tarihli karar yönetim kurulu kararıdır. Mahkemece alınan 17.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Dosyadaki bilgilere göre davacının davalı şirket %50 hisseli ortağı olduğu, -Davalı şirketin adresinde bulunmadığı, defter kayıt ve belge ibraz etmediği, -02/08/2018 tarihinde Davalı ... Holdin Anonim Şirketinin kurulduğu, pay sahiplerinin %50 Mark MAJANİ, %50 ... olduğu, -04.08.2022 tarihli Beyoğlu 31. Noterliğinin 27438 yevmiye numaralı belge ile davacı Mark Majani tarafından Şirket Hisesi Devretme yetkisi vekaletname ile ....ve ... 'e verildiği, -04/07/2022 tarihli belge, “HİSSE SATIŞ ÖN PROTOKOLÜ” Mark Majani’ye ait ... A.Ş. % 50, ... Termal Turizm Gayrimenkul Yatırım Ortaklğı A.Ş. deki %5 hisselerinin tamamını 1.350.000 TL bedelle .... Hüsammettin ...’e devrini kapsayan porotokol yapıldığı, hisse devreden ... adına.... deviralan ..., şahit .... olduğu belirtilmiştir. ... ve .... tanık beyanlarında, söz konusu bu belgenin gerçek olmadığını üzerinde oynandığını beyan ettiği, -10.08.2022 tarihinde genel kurul kararında davacının yönetim kurulu üyeliğine son verildiği; diğer ortak ...'in ise yönetim kurulu başkan vekili olarak, ...'in ise Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildiği anlaşılmıştır. Yine aynı şekilde davacının yönetim kurulu üyeliği yönetim kurulu başkan vekili görevinin ve şirketi temsil yetkisinin sonlandırıldığına ilişkin kararlar alındığı' tespit edilmiştir. Somut olayda; dosyaya sunulan 04/07/2022 tarihli hisse satış ön protokolüne göre; davacının davalı şirkette bulunan %50 hissesi ile ... Termal Turizm Gayrımenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.de bulunan %5 hissesi 1.350.000,00 TL bedelle ...'e devri kararlaştırıldığı, devir bedelinin 1.000.000,00 TL nakit ve 350.000,00 TL çek ile yapılacağı, devrin en geç 25/07/2025 tarihinde yapılacağı kararlaştırılmıştır. Protokolde davacının yerine vekaleten ...'nun imzasının bulunduğu, ...'in şahit olarak protokolü imzaladığı anlaşılmaktadır. Beyoğlu 31. Noterliğinden celbedilen 04/08/2022 tarihli ve 27438 yevmiye numaralı vekaletnameye göre, davacı ..., davalı şirketteki hisselerin devri ve devir bedelinin tahsili hususlarında ... ve ...'i ayrı ayrı vekil tayin etmiştir. Vekillerin temsil yetkisi vekaletnameye göre münferit temsil şeklidedir. 04/07/2022 tarihli hisse satış ön protokolünde vekillerden ...'nun davacı adına vekaleten imza attığı, ...'in ise tanık olarak imza attığı, atılan imzaların alınan tanık beyanlarında kabul edildiği görülmüştür. Her ne kadar tanıklar sözleşme içeriğini kabul etmese de, imzalarını inkar etmemektedirler. Sözleşme içeriğinin imzalanandan farklı olduğuna dair dosyaya yazılı delil sunulmadığı gibi davacının sözleşmedeki imzaları inkar etmesi, inkar edilen imzaların kendisine ait olmaması ve imzayı atanlar tarafından imzaların kabul edilmesi nedeniyle Mahkemece imza incelemesi yapılmaması yerinde olmuştur. Davacı tarafça hisse bedeli ödenmediği iddia edilmiş ise de davacı tarafından ayrıca açılan hisse devrinin iptaline yönelik bir dava bulunmamaktadır. Davalı şirket sicil kaydı ve ana sözleşmesine göre nama bağlı hisseleri haiz anonim şirkettir. Nama yazılı pay senetlerinin devrini düzenleyen TTK'nın 490. maddesinde: "Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Bu maddeye göre nama yazılı pay senetleri esas sözleşmede aksine hüküm olmadıkça devir edilebilir. Devir, ciro edilmiş pay senedinin devir alana teslimi ile olur. Yani nama yazılı pay senedinin devri "ciro" ve "zilyetliğinin" devralana geçirilmesi ile mümkündür. Davalı şirketin ana sözleşmesinde devir yasağına yönelik bir düzenlemeye rastlanmamıştır. Şirket temsilcisi pay defterinin ilgili nüshalarını dosyaya sunmuştur. Davalı şirket sicil kaydı ve ana sözleşmesine göre nama bağlı hisseleri haiz anonim şirketi olsa da davalı şirketin pay senedi bastırmadığından şirketin pay defterine göre inceleme yapılacağı, 04/07/2022 tarihli hisse satış sözleşmesi ve şirketin pay defterine devrin işlenmesi ile birlikte pay devrinin tamamlandığı kabul edilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle; davacının davalı şirkette dava konusu genel kurul kararı ve yönetim kurulu kararı tarihi olan 05/08/2022 ve 10/08/2022 tarihlerinde hissedar olmadığı, oysa TTK'nın 416 ve 446. maddelerine göre davanın pay sahibi tarafından açılması gerektiği anlaşıldığından davacının davayı açmakta aktif husumet taraf ehliyetinin bulunmadığı sabit görülerek davanın usulden reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/10/2026
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*