Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/462 E. 2026/1166 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/462
Karar No
2026/1166
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/462 KARAR NO : 2026/1166

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS) TARİHİ : 13/10/2022 NUMARASI : 2021/762 Esas 2022/890 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ BAM KARAR TARİHİ : 06/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/05/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava dışı sigortalı ... AŞ'ye ait elektrik enerji kablosu emtiasını Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığını, 11.05.2020 tarihli, MEDUZI676996 numaralı konşimento tahtında Türkiyeden İrlanda’ya taşınmak üzere... Gemisine yüklendiğini, INKU 6476845, MEDU 3080018, INKU 6669021 numaralı konteynerlerde delik bulunması sebebiyle ıslanarak hasarlandığının tespit edildiğini, navlun faturası düzenleyen ve taşıma işini üzerine alan akdi taşıyan davalı ... A.Ş.’ne ihtarname gönderildiğini, taşıma işlemini fiilen gerçekleştiren, diğer davalı TTK'nın 1191. maddesi gereğince, fiili taşıyan olan ... A.Ş.’nin konşimento düzenlediğini, davalı .... Şti.’nin ise, karayolu taşımasını üstlenmiş olması sebebiyle emtiada meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu, TTK’nın 1178. maddesi uyarınca taşıyanın sorumluluğunun söz konusu olduğunu, davalılar hakkında İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10818 Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibini başlattıklarını, takibin itiraz üzerine durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, itirazın iptali, takibin devamı ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... S.A'ya İzafeten .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu taşımadan hasar gördüğü belirtilen emtianın taşındığını, konşimentonun 10. maddesinde yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak belirlendiğini, MÖHUK m. 47 de de tarafların yetki sözleşmesiyle yetkili mahkemeyi belirleyebileceğini, dava konusu hasarla ilgili olarak bir ihbar yapılmadığını, müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, TTK'nın 1185. maddesine göre, süresinde ihbar yapılmadığını, her iki tarafın katıldığı bir tespit işleminin de yapılmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belli olmadığını, dava konusu konşimento tahtında İNKU 6476845, İNKU 669021 VE MEDU 3080018 numaralı 3 adet konteynırın taşındığını, liman giriş ve çıkış kayıtlarının, konteynırın delik olduğuna dair herhangi bir kayıt ve interchange raporunun bulunmadığını, ıslaklığın deniz suyundan kaynaklandığına ilişkin gümüş nitrat testinin de yapılmadığını, bu konteynırlerın hasarlandığına ilişkin resmi tutanağın da kendilerine gönderilmediğini, bu nedenle ispat yükünün yer değiştirildiğini, her 3 konteynırın birden delik olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aynı zamanda güverte planlarında ( Bay Plan ) konteynırların her 2 geminin de ambar altında hava koşullarının etkilenmeyecek şekilde taşındığının belirlendiğini, TTK'nın 1185. maddesine göre, bildirim yapılmadığını, TTK'nın 1182. maddesi gereğince uygun paketlemede ve ambalajlamada taşıtanın sorumlu olduğunu, yüklerin streç filme sarılması nedeni ile terleme olduğunu, bu terlemeden zararın meydana gelmiş olabileceğini, son taşımanın müvekkili şirkete ait olmadığını, mallarda ıslanmaya bağlı hasar oluştuğu iddia edilse de hasarın deniz taşıması sırasında ya da müvekkili şirketin sorumlu olduğu ticari bir kusurdan kaynaklandığının ispatlanamadığını, hasarın ancak iki tarafın iştiraki ile tespit edilmesi gerektiğini, tek taraflı tespitin yeterli olmadığını, konteynırların FCL/FCL olarak yüklendiğini ve Shippers, Load, Stow and Count yükleyici yükledi, istifledi, saydı klozunun yer aldığını, eksper raporunda da konteynırlarda delik olduğunu gösterir herhangi bir somut delilin bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafça talep edilen bedelin sigortalının iddia ettiği zarardan %10 fazla olduğunu, müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ile davanın yetki ve esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; hasar ile ilgili olarak TTK'nın 1185/ 1 ve 4 maddelerine göre süresinde yapılan bir hasar bildiriminin yapılmadığını, davanın TTK'nın 1188. maddesine göre, hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu taşımada “taşıyan” değil “taşıma işleri komisyoncusu” sıfatına haiz olduğunu, taşıma tahtında taşıma işleri komisyoncusu/freight forwarder olarak hareket ettiğini, emtianın ilgililerine hasarsız ve noksansız olarak teslim edildiğini, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 808 ve 814 maddelerine göre, dava konusu taşımada taşıyıcı sayılmasının yasal olarak mümkün olmadığını, konşimentoda "FCL (Full Container Load)" kaydının bulunduğunu, emtiayı ambalajlayan, konteyner içerisine bilfiil yükleyen, istifleyen ve kapatarak mühürlü bir şekilde taşıyıcıya teslim edenin, yükleyicinin davacının sigortalısı olduğunu, davalı... . tarafından üstlenilen edimin, yükün taşıma organizasyonun yürütülmesi olduğunu, konteyner taşımalarında istif bakımından da TTK'nın 1061. madde hükmünün uygulama alanının azaldığını, istifin, genellikle yükleten tarafından yapıldığını, TTK'nın 1182/e ve g maddeleri gereğince yükletenin veya yükün sahibiyle acentesinin veya mümessilinin hareket veya ihmallerinden ve/veya ambalajlamadan ileri gelen zararlardan taşıyanın mesul olmayacağından davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilemez ise de, her halükarda müterafik kusurun gözetilmesi ve yargılama ve değerlendirmede nazara alınması gerektiğini, (Yargıtay 11. H.D.'nin 25 Haziran 2018 tarihli, 2016/12916 E.-2018/4739 K. sayılı kararı ve 24.11.2008 tarih ve 2007/9998 E., 2008/13208 K. sayılı kararı), TTK'nın 1186/1.maddesi gereğince eşyanın uğradığı veya eşyaya ilişkin her türlü zıya veya hasar nedeni ile taşıyanın, her halde, hangi sınır daha yüksek ise, o sınırın uygulanması kaydıyla, koli veya ünite başına 666,67 özel çekme hakkına veya zıyaa ya da hasara uğrayan eşyanın gayri safi ağırlığının her bir kilogramı için özel çekme hakkını karşılayan tutarı aşan zarar için sorumlu olamayacağını belirterek, davanın davaya konu edilen hasar iddiası ile ilgili olarak süresinde hasar ihbarı yapılmadığından, TTK'nın 1185/4 madde hükmü çerçevesinde reddine, davaya konu ve iddia edilen alacakla ilgili dava 1 yıl dolduktan sonra açılmış olması nedeni ile hak düşürücü süre yönünden reddine, davalı şirketin taşıma işleri komisyoncusu olmasından bahisle pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, davalı şirket aleyhine ikame edilen haksız ve mesnetsiz davanın, ambalajlama ve konteyner içi yükleme, istifleme, mühürleme edimlerinin bilfiil yükleyici tarafından yapılmasından ve müvekkilinin hiçbir dahili olmamasından bahisle esastan reddine, yargılama ücretleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmili ile %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı .... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı husumet yönünden kabul etmediklerini, davalı şirketin dava dışı Pamukkale Kablo konteynerlara yüklediği emtiayı hazır ve kapalı/kilitli halde teslim alarak kara taşıması işini gerçekleştirdiğini, konteyner içindeki emtianın sarılması, paketlenmesi ya da emtianın izolasyon şartlarının bilinmediğini, konteynerın davalının mülkiyeti olmayıp konteynerların kondisyonun davalı firmanın sorumluluğunda olmadığını, davalı firmanın limanda boş yüklenen konteynerı dorse üzerinde götürüp, dorse üzerindeyken yüklemesi emtia satıcısı tarafından yapılıp dolu halini limanda gümrüğe teslim etmekle yükümlü olduğunu, davalı firmanın sınırlı olarak nakliye sürecinde bulunduğunu, konteynerı Denizli ilinden teslim aldıktan sonra ortalama 4 saatlik bir karayolu taşımacılığı ile İzmir Aliağa limanında konteynerları gümrüğe teslimi ile görevinin sona erdiğini, mal teslim edilirken ve mal kabulde limanlarda gümrük muayenesinden geçtiğini, konteynerı vinçle tıra yükleme veya tırdan indirme kısmında da müvekkil firmanın görevi bulunmadığını, konteynerların vinçle yüklenmesi esnasında da davalı firmanın kusuru olmadığını, Alsancak limandan boş olarak teslim alınan konteynerların, satıcı firma konteynerları yükledikten sonra Aliağa limana davalı firmaca teslim edildiğini ve süreçten çıktığını, taşıyanın kusursuzluk ve uygun illiyet bağı karinesinden yararlandığı hallerinin TTK'nın 1182/1-g madde bendinde düzenlendiğini, davacının kusur iddiasını etmediklerini, 07.08.2020 tarihli ekspertiz raporu ile de konteynerların hasarlı olabileceğine dair varsayım olarak belirtildiğini, konteynerlarda hasar olduğu kabul edilse dahi hasarın nasıl ve hangi aşamada oluştuğu, konteynerda hasar yoksa konteyner kilitlerinin açılmış olabileceğini ya da deniz taşımacılığı esnasında bir kırıma uğrayıp uğramadığı, varış limanında giriş ve çıkışta hasar alıp almadığı, belki de hiç hasar olmadığı, emtianın terleme yapmasının söz konusu olabileceği gibi konuların varsayımı üzerine ekspertiz raporunun düzenlendiğini, emtianın tatlı suya mı tuzlu suya mı maruz kaldığına ilişkin bir tespitin bulunmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, davalıya kusur atfedilemeyeceğini, hasar ihbarının TTK'nın 1185.maddesi gereğince 3 gün içinde yapılmadığını, hak düşürücünün geçtiğini, davanın TTK'nın 1188. maddesi gereğince bir yıl içinde açılmadığını, her türlü tazminat hakkının düştüğünü, 31.07.2019 - 31.07.2020 tarih ve 06.08.2020 - 06.08.2021 tarihleri arasında 10219721 müşteri no'lu yurtiçi taşıyıcı sorumluluk sigorta poliçesi ile .... A.Ş güvencesi altına alındığını, davalıya izafe edilen kusurunu kesinlikle kabul etmemekle birlikte davanın sigortalayan ... A.Ş.'ne ihbarının gerektiğini, davalının nakliyesini gerçekleştirdiği emtiayı kapalı ve mühürlü konteyner ile taşıması sırasında çekici aracın herhangi bir kazaya veya kırıma uğramasının söz konusu olmadığını, emtianın konteynera yüklenmesi, emtianın sarımı ve istifinde müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, emtianın yüklü olduğu konteynerın müvekkili firma tarafından gümrüğe eksiksiz ve hasarsız olarak teslim edildiğini, davacının da gemiye bu şekilde yüklendiğini bilmediğini, emtianın deniz taşımacılığı sürecinde ya da varış limanında ve dahi alıcı tarafından teslimi alındıktan sonraki süreçte emtianın ıslanıp ıslanmadığının belli olmadığını, konteynerda da delik olup olmadığının hiçbir aşamada tespit edilemediğini, davacının sunduğu ekspertiz raporunda buna ilişkin bir muayene veya tespitte bulunmaması sebebiyle kara taşımacılığı yapan davalıya kusur izafe edilemeyeceğini belirterek, davanın esastan, husumetten, zamanaşımı ve hak düşürücü süreden reddi ile, yargılama ücretleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline, %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Dava; sigorta sözleşmesine dayalı akdi ve fiili taşıyana karşı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarı nedeniyle yapılan rücuen takibe karşı açılan itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. Arabuluculuk son tutanağı, nakliyat emtia sigorta poliçesi ve abonman sözleşmesi, mal faturası, çeki listesi ve tercümesi, gümrük beyannamesi, ekspertiz raporu, konşimentolar, ihtarnameler, navlun faturası, iç nakliye faturası, ödeme dekontu, ibraname, temlikname, elektronik posta yazışmaları, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/10818 Esas sayılı dosyası incelenmiştir. İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/10818 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısı.... A.Ş.’nin takip borçluları .... Şti., ...'ya İzafeten ... A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhine 29.12.2020 tarihinde 47.812,10 TL alacak üzerinden takip tarihinden itibaren ilamsız icra takibine geçtiği, ödeme emrinin borçlu ...'ya İzafeten ... A.Ş.’ne 04.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 06.01.2021 tarihinde takibe, borca, faize, faiz oranına ve diğer tüm ferilerine itiraz ederek takibi 07.01.2021 tarihinde durdurduğunu, borçlu ... A.Ş.’ne 04.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 05.01.2021 tarihinde takibe, borca, yetkiye, faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibi 07.01.2021 tarihinde durdurduğunu, borçlu .... Şti.’ne 11.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 14.01.2021 tarihinde husumete, ödeme emrine, borca, takibe dayanak borç sebebine, yetkiye, ferilerine, faize ve faiz oranına itiraz ettiğini belirlenmiştir. Davalılardan ...’nın yetki, diğer davalı ...’nın hak düşürücü süre, pasif husumet yokluğu ve diğer davalı... .. Şti’nin pasif husumet hak düşürücü süre itirazları değerlendirilmiştir. Davalı ...'ya İzafeten ... AŞ’nin yetki itirazı incelendiğinde; Dosyaya ibraz edilen konşimento da yer alan yetki ilk itirazı incelendiğinde; bu halde yetkili mahkemenin m.10/3'e göre MEDUM4188048 Nolu konişmento da yer alan ve milletlerarası yetki kaydını içeren konişmento kuralının genel işlem şartı niteliğinde bulunduğu açıktır. Buradaki genel işlem şartı, ticari nitelikte olsa da, 6098 s. Türk Borçlar Kanunu m. 20-25’te yer alan denetime tabidir. Söz konusu denetim gerek tüketici gerekse de ticari nitelikteki genel işlem şartlarına uygulanmaktadır. Ayrıca söz konusu hükümler, tarafların iradelerinden bağımsız olarak emredici nitelikte kurallar barındırmakta ve bu sebeple kamu düzenine ilişkindir. Dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 2 uyarınca, hukuki işlemin tarihine bakılmadan, TBK m. 20-25’de yer alan kurallar geçmişe yönelik olarak da uygulanabilecektir. Öte yandan somut olayda yabancılık unsurunun bulunması da, kamu düzeni ile ilgili bulunan söz konusu hükümlerin uygulanmasını engellememektedir. Çünkü bu konuda “Türk Hukukunu Doğrudan Uygulanan Kuralları” başlıklı MÖHUK m. 6 uygulama alanı bulur: “Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hallerde o kural uygulanır”. Öğretiye göre, iç hukukta sözleşmeler için getirilmiş olan ve kamu yararı açısından önemli olan hükümler (örn. kira hukukuna ilişkin emredici hükümler, hâkimin fahiş cezai şartı indirmesi gibi), Türkiye’de yabancı bir hukuka tabi olan sözleşmelere de doğrudan uygulanır (Bkz. Aysel Çelikel / Bahadır Erdem: Milletlerarası Özel Hukuk, 11. Bası, 2012, s. 155). Genel işlem şartlarına ilişkin hükümlerin bu kapsamda değerlendirileceği açıktır. Dolayısıyla yabancılık unsurlu olaylarda dahi, mahkemenin TBK’ da yer alan genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerekmektedir. Olayda konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edildiği kabul edilse dahi, TBK m. 25’e göre söz konusu genel işlem şartı içerik denetimine tabidir. Bu maddeye göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kuralına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştıracak nitelikte hükümler konulamaz”. Somut olaydaki yetki kaydının geçerli olduğu kabul edildiğinde, söz konusu konşimento tahtında ortaya çıkan her türlü uyuşmazlıkta davacının yükle ilgilinin Londra mahkemelerine başvurması gerekecektir. Bu halde TBK m. 25 çerçevesinde söz konusu yetki kaydının geçersiz sayılmasına sebep olmaktadır. Dürüstlük kuralına göre, söz konusu yetki şartının geçerli olması Türkiye’de bulunan ihracatçı firmalar açısından açık bir dengesizlik yaratmaktadır. Türk içtihat hukukunda TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi konişmentolarda yer alan uluslararası yetki ve tahkim kayıtları için uygulanmıştır. Bu hususta verilen yerel mahkeme kararlarının Yargıtay 11’inci Hukuk Dairesi tarafından da onaylandığı görülmektedir. (Örneğin: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2012/147 Esas, 2-) 2012/148 Esas, 3-) 2012/201 Esas, 4-) 2012/205 Esas, 5-) 2012/230, Esas 6-) 2012/236 Esas, 7-) 2012/247 Esas, 8-) 2012/249 Esas, 9-) 2012/312 Esas, 10-) 2012/313 Esas, 11-) 2012/317 Esas, 12-) 2012/319 Esas, 13-) 2012/342 Esas, 14-) 2013/10 Esas, 15-) 2013/12 Esas, 16-) 2013/18 Esas, 17-) 2013/37 Esas, 18-) 2013/49 Esas, 19-) 2013/51 Esas, 20-) 2013/52 Esas, 21-) 2013/54 Esas, 22-) 2013/55 Esas, 23-) 2013/74 Esas, 24-) 2014/16 Esas, 25-) 2014/22 Esas, 26-) 2014/42 Esas, 27-) 2014/56 Esas, 28-) 2014/73 Esas, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1-) 2014/428 Esas, 2-) 2014/443 Esas, 3-) 2014/483 Esas, 4-) 2014/1370 Esas, 5-) 2015/22 Esas, 6-) 2015/23 Esas, 7-) 2015/206 Esas, 8-) 2015/469 Esas, 9-) 2015/503 Esas, 10-) 2015/667 Esas, 11-) 2015/1200 Esas, 12-) 2015/1210 Esas, 13-) 2015/1211 Esas, 14-) 2015/1444 Esas, 15-) 2016/898 Esas, 16-) 2016/1009 Esas, 17-) 2016/1454 Esas, 18-) 2018/144 Esas, 19-) 2018/386 Esas) Dolayısıyla, Yargıtay İhtisas Dairesi tarafından da, konşimentolardaki yetki tahkim kayıtları açısından TBK m. 25’te yer alan içerik denetimi hâli hazırda kabul gören ve uygulanan bir yoldur. Söz konusu uygulama da, temelde, somut olaydaki yükle ilgilinin hak arama özgürlüğü üzerinde yetki ve tahkim kaydının ekonomik bir sınırlama yapıp yapmadığı ölçütüne dayanmaktadır. Bu tür bir etkinin olmadığı durumlarda yetki ve tahkim kaydı geçerli görülürken, hak arama özgürlüğünün fiilen sınırlanmış olacağı durumlarda genel işlem koşulu niteliğindeki bu kayıtlar bağlayıcı nitelikte sayılmamaktadır. Ayrıca, Konişmentoda yer alan yetki kaydı incelendiğinde "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londro Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve ingiliz kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir Amerika Birleşik Devletlerine veya Amerika Birleşik Devletlerinden yapılacak taşımalara ilişkin dava, münhasıran NewYork Güney Bölgesinden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesinde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede dava açmamayı ve başka bir mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder. Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir diğer tutarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir." bu kaydın her iki taraf için belirli bir mahkemeyi yetkili kılmadığı, taraflardan birinin menfaatlerinin üstün tutulduğu ve karşılıklı dengenin bulunmadığı bir mahkeme seçimi yapıldığı görülmektedir. Uluslararası Usul Hukuku açısından bu tür yetki kayıtları “Asimetrik Yetki Kaydı” olarak anılmaktadır. Bu tür kayıtların mahkemenin belirli olmaması sebebiyle geçerli olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca bu durum, genel işlem şartı denetimi dışında ortaya çıkmaktadır. Mahkemeye sunulan asimetrik yetki kaydının geçersizliği için genel işlem şartı denetimine başvurmaya dahi gerek yoktur. Sonuç olarak, MÖHUK m. 6 gereğince uygulama alanı bulan genel işlem koşullarına ait hükümler gereğince 6098 sayılı TBK m. 25 uyarınca başvurulacak içerik denetimde bu tür yetki kayıtlarının evleviyetle dürüstlük kuralına da aykırı olacağı açıktır. Dolayısıyla gerek genel usul hukuku ilkeleri gerekse de BK m. 25 özelinde söz konusu mahkeme kaydının geçerli bir uluslararası yetki sözleşmesi olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Yetki itirazına dayanak yapılan konşimento kaydının geçerli olmadığından bu yöndeki yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. Diğer davalıların hak düşürücü süre incelendiğinde dava konusu taşımaya ilişkin konşimentonun 13.05.2020 tarihli düzenlendiği yüklenin İrlanda’ya bu konşimentoya gönderildiği ve İrlanda’da 07.06.2020 Tarihinde gemiden indirildiği, 08.06.2020 tarihinde alıcıya teslim edildiği, hasarın 15.06.2020 tarihinde ihbar edildiği, ekspertiz incelemesinin aynı tarihte yapılarak raporun 07.08.2020 tarihinde düzenlendiği takibin 29.12.2020 tarihinde başladığı ve davanın da 22.10.2021 tarihinde açıldığı belirlenmekle TTK m. 1188 gereğince “1. Hak düşürücü süre MADDE 1188-(1) Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer. (4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir.” Hükmünde yer aldığı üzere davacının süresi içerisinde takibe geçtiği ve hak düşürücü sürenin kesildiği daha sonra yine 1 yıllık hak düşürücü sürenin başladığı 29.12.2020 tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde yani 22.10.2021 tarihinde dava açılmış olmakla hak düşürücü sürenin dolmadığı bu nedenle yapılan itirazın yerinde olmadığı tespit edilmekle bu yöndeki itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer davacıların pasif husumet itirazlarının ise ayrı ayrı ve hükümle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalıların sorumlu olup olmadığı, sorumluluk olması halinde usulüne uygun TTK m. 1185 deki ihtarların yapılıp yapılmadığı, yine sorumluluk tespiti halinde sorumluluk miktarları TTK m. 1186 ya göre sorumluluk sınırlarının gözetilerek hesaplama yapılarak rapor alınması için talimat yazılmış bilirkişi incelemesi yapılması için dosya İstanbul 17 ATM’ne gönderilerek bilirkişiler .... ile Elektrik mühendisi.... ve istif uzmanı Kaptan ... vasıtasıyla alınan 12.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda; somut olayda 11.05.2020 tarihinde davacı sigortalı....’ya ait 562.925 metre kablo emtiasının 182.487,98 Euro bedelle DAP tipi teslim şekliyle satıldığı ve davalılardan ...’nin taşıma işleri komisyoncusu olduğu, diğer davalı ...’nın ise fiili taşıyan ve 3. Davalı olan ... Şti’nin de kara taşımasını üstlenen taşıyıcı olduğu taşımada, yükün MEDUZ1676996 numaralı konşimento ile İNKU6476845, MEDU3080018 ve İNKU6669021 numaralı konteynerlerde taşındığı, bu üç konteynerde ayrı ayrı yüklerde hasar bulunduğunun tespit edildiği, İNKU 6476845 numaralı konteynerde üç adet MEDU3080018 numaralı konteynerde iki adet ve İNKU 6669021 numaralı konteynerde bir adet ürünün hasarlandığının belirlendiği, konteynere yüklerin plastik torbalarla sarılarak konulduğu ve yüklemeden önce fotoğraflarının çekildiği, 56.594 kg bürüt ağırlığındaki 68 palet iki makara, 562.925 metre elektrik kablosunun önce .... tarafından Denizli’den yükleme limanı olan Aliağa limanına taşındığı ve daha sonra gemi ile İrlanda’ya (Dablin Limanı) gönderildiği, hasar bedelinin ekspertiz raporunda sovtaj miktarı olan 400 USD düşülerek ve % 10 sigorta ek bedeli eklenerek 6.218,04 Euro olarak belirlendiği, hasar nedeninin ekspertiz raporunda alıcı firmada tahliyesi sırasında ürünlerin ıslanarak hasarlandığı belirtilerek tespit yapıldığı, tahliye öncesi konteyner içinde çekilen fotoğraflarda bazı paletlerin üst kısımlarında yoğun su bulunduğu, konteyner tabanında su izlerinin görüldüğü, ancak ekspertiz raporundaki sovtaj bedelinin çok cüzi kaldığı ve gerçekte bu bedelin 5.512 Euro olması gerektiği, buna göre hasar tutarının 6.016,40 Euro ve % 10 ilave bedel ile 6.618,04‬ Euro olduğu, bu rakamdan sovtaj miktarı olan 5.512 Euro nun mahsup edilmesiyle net hasarın 1.106,04 Euro olduğu, ekspertiz incelemesinin emtialar üzerinde yapılmadığı, evrak üzerinde yapıldığı, yine ekspertizin ihtimale dayalı olarak konteyner içine delik ya da yırtıktan içeri su girmesi sonucu enerji kabloları ıslanmıştır ibaresi ile takdirde bulunulduğu, ancak dosyada herhangi bir fotoğraf bulunmadığı, yine taşımanın yapıldığı .... gemisinin by planı incelendiğinde her üç konteynerin ambar içinde ve gemi tabanından 10, 13 ve 18 metre yükseklikte bulunduğu, ambar kapağının kapalı olması nedeniyle konteynerlerin taşıması sırasında ıslanmasının mümkün olmadığını, taşımanın Delivery At Place (DAP) yerinde teslim şeklinde yapılarak alıcı ve satıcı tarafından belirlenmiş olan teslim yerinde nakliye aracının üzerinde alıcı emrine bırakılmasıyla teslimin gerçekleştiği, bu teslim şeklinde alıcının emrine bırakıldığı yere kadar tüm masrafların ve risklerin satıcıya ait olduğu, bu teslim şeklinin her türlü taşıma şeklinde kullanıldığı, TTK m. 1472 ye göre sigortacının haklara halef olabilmesi için geçerli bir sigorta sözleşmesi olması ve rizikonun gerçekleşmesiyle ödemenin usulüne uygun yapılması gerektiği, somut olayda emtia nakliyat sigorta poliçesiyle sigortacı davacının sigorta tazminatı olan 47812,10 TL bedeli dava dışı sigortalısına ödediği, taşımanın Aliağa’ dan Dublin’e yapılması nedeniyle DAP teslim şekli bulunması gözetildiğinde sigortalının sigortalanabilir bir menfaatinin bulunduğu, sigortacının ise TTK m. 1472 ye göre haklara halef olduğu, Dublin içinde alıcının adresine iç kara taşımasının fiili taşıyan tarafından yapıldığı, taşıyanın eşya taşıma taahhüdünde bulunması gerektiği, ...'nin 14.05.2020 tarihli navlun faturası ile akdi taşıyan sıfatına haiz olduğu, TTK m. 1185/1f uyarınca zararın en geç gönderilene teslim sırasında ya da aralıksız hesaplanacak üç gün içinde bildirilmesi gerektiği, TTK m. 1185/2f ya göre ise eşyanın tarafların katılımı ile mahkeme ya da yetkili makam ya da uzmanlar vasıtasıyla incelenmesi halinde bildirime gerek olmadığı, dosyada ne TTK m. 1185/1f ya uygun ihbar, ne de TTK m. 1185/2f ya uygun tarafların katılımı ile mahkeme tarafından yapılan bir tespit bulunduğu, ...’ye gönderilen ihbarnamenin 23.06.2021 tarihinde yani süresinden sonra gönderildiği, bu halde TTK m. 1185/4f uyarınca ispat yükünün artık taşıyanda değil, taşıtan da olduğu, ve bu karinenin aksinin ispat edilebileceği hükmünün bulunduğu, teknik bilirkişilerin yaptığı incelemelerde yer aldığı üzere, taşımada konteynerlerin su ile temas etmediği, ayrıca üç numaralı davalı ....’ın Denizli’den İzmir’e kara yolu nakliyesini üstlendiği ve TTK m. 875 /1 uyarınca eşyanın taşınmaz üzere teslim alınmasından teslim edilene kadar doğacak zarardan sorumlu olduğu, ancak böyle bir zararın taşınma neticesinde meydana geldiğinin ispatlanamadığı, yine % 10 ilave bedelin mahsup edilmesi halinde 1106,04 Euro – 601,64 Euro= 504,40 Euro’nun zarar miktarı oluşturduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 27.09.2022 tarihli beyan dilekçesinde; meydana gelen zarardan taşıyanın sorumlu olduğu, yapılan tespitin yerinde olmadığı, 3 numaralı davalının da sorumluluğunun bulunduğu, TTK m. 1185/2f gereğince ihbara gerek olmadığı, % 10 ilave bedelin hesaplamada mahsup edilmemesi gerektiği, sovtaj miktarının doğru belirlenmediğini belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Bu rapora karşı davalı ... vekili 30.09.2022 tarihli beyan dilekçesinde; bilirkişi raporuna itirazlarının olmadığını, davacının müvekkilinin sorumluluğunu ispatlayamadığını belirterek davanın reddine, % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Toplanan tüm deliller ve yapılan incelemelere göre; Davacının sigortalısı... A.Ş’ne ait 562.925 metre kablo emtiasının 182.487,98 Euro bedelle DAP tipi teslim şekliyle İrlanda Dublin’de bulunan... firmasına satıldığı ve davalılardan ...’nin akdi taşıyan olduğu, diğer davalı ....’nın ise fiili taşıyan ve 3. Davalı olan ... Şti’nin de kara taşımasını üstlenen taşıyıcı olduğu belirlenmiştir. Somut olayda taşımada, yükün MEDUZ1676996 numaralı konşimento ile İNKU6476845, MEDU3080018 ve İNKU6669021 numaralı konteynerlerde taşındığı, bu üç konteynerde ayrı ayrı yüklerde hasar bulunduğunun tespit edildiği, İNKU 6476845 numaralı konteynerde üç adet MEDU3080018 numaralı konteynerde iki adet ve İNKU 6669021 numaralı konteynerde bir adet ürünün hasarlandığının belirlenmiştir. Konteynere yüklenen emtianın plastik torbalarla sarılarak konulduğu ve yüklemeden önce fotoğraflarının çekildiği, 56.594 kg bürüt ağırlığındaki 68 palet iki makara, 562.925 metre elektrik kablosunun önce ... tarafından Denizli’den yükleme limanı olan Aliağa limanına taşındığı ve daha sonra gemi ile İrlanda’ya (Dablin Limanı) gönderildiği ve fiili taşıyan tarafından Dublin’de alıcısına teslim edildiği, yükün 07.06.2020 tarihinde gemiden indirildiği, 08.06.2020 tarihinde alıcısına teslim edildiği, ekspertiz incelemesinin 15.06.2020 tarihinde ekspertize bildirilmesiyle yapıldığı, raporun 07.08.2020 tarihinde düzenlendiği belirlenmiştir. Mahkememizce yapılan bilirkişi incelemesinde ekspertiz raporu da değerlendirilerek hasar bedelinin ekspertiz raporunda sovtaj miktarı olan 400 USD düşülerek ve % 10 sigorta ek bedeli eklenerek 6.218,04 Euro olarak belirlendiği, hasar nedeninin ekspertiz raporunda alıcı firmada tahliyesi sırasında ürünlerin ıslanarak hasarlandığı belirtilerek tespit yapıldığı, tahliye öncesi konteyner içinde çekilen fotoğraflarda bazı paletlerin üst kısımlarında yoğun su bulunduğu, konteyner tabanında su izlerinin görüldüğü, ancak ekspertiz raporundaki sovtaj bedelinin çok cüzi kaldığı ve gerçekte bu bedelin 5.512 Euro olması gerektiği belirlenmiştir. Bilirkişilerin bu tespite göre yaptıkları hesapta Buna göre hasar tutarının 6.016,40 Euro ve % 10 ilave bedel ile 6.618,04‬ Euro olduğu, bu rakamdan sovtaj miktarı olan 5.512 Euro nun mahsup edilmesiyle net hasarın 1.106,04 Euro – 601,64 Euro = 504,40 Euro olduğu belirlenmiştir. Ancak ekspertiz incelemesinin emtialar üzerinde yapılmadığı, evrak üzerinde yapıldığı, yine ekspertizin ihtimale dayalı olarak konteyner içine delik ya da yırtıktan içeri su girmesi sonucu enerji kabloları ıslanmıştır ibaresi ile takdirde bulunulduğu, ancak dosyada buna ilişkin herhangi bir fotoğraf bulunmadığı, yine taşımanın yapıldığı ... gemisinin bay planı incelendiğinde her üç konteynerin ambar içinde ve gemi tabanından 10, 13 ve 18 metre yükseklikte bulunduğu, ambar kapağının kapalı olması nedeniyle konteynerlerin taşıması sırasında ıslanmasının mümkün olmadığı da belirlenmiştir. Yine konşimento da satış şeklinin Delivery At Place (DAP) yerinde teslim şeklinde belirlenmesi nedeniyle taşımanın da bu şekilde yapılarak alıcı ve satıcı tarafından belirlenmiş olan teslim yerinde nakliye aracının üzerinde alıcı emrine bırakılmasıyla teslimin gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu teslim şeklinde emtianın alıcının emrine bırakıldığı yere kadar tüm masrafların ve risklerin satıcıya ait olmaktadır. Bu teslim şeklinin her türlü taşıma alternatifinde kullanılabilecektir. Davacı sigortacının TTK m. 1472 ye göre sigortalının haklarına halef olabilmesi için geçerli bir sigorta sözleşmesi yapması ile rizikonun gerçekleşmesiyle ödemenin usulüne uygun yapılması gerekmektedir. Somut olayda da emtia nakliyat sigorta poliçesiyle sigortacı davacının sigorta tazminatı olan 47812,10 TL bedeli dava dışı sigortalısına ödediği, taşımanın Aliağa’ dan Dublin’e yapılması nedeniyle DAP teslim şekli bulunması gözetildiğinde sigortalının sigortalanabilir bir menfaatinin bulunduğu, sigortacının ise TTK m. 1472 ye göre haklara halef olduğu tespit edilmiştir. Ancak taşıyanın yükün zarar görmesinden mütevellit olarak sorumlu olabilmesi için yükteki zararın TTK m. 1185/1f uyarınca zararın en geç gönderilene teslim sırasında ya da aralıksız hesaplanacak üç gün içinde taşıtan ya da gönderilen tarafından hasarın bildirilmesi gerekmektedir. Yine TTK m. 1185/2f ya göre ise eşyanın tarafların katılımı ile mahkeme ya da yetkili makam ya da uzmanlar vasıtasıyla incelenmesi halinde bildirime gerek yoktur. Oysa somut olayda davacının sigortalısının ne TTK m. 1185/1f ya uygun ihbar, ne de TTK m. 1185/2f ya uygun tarafların katılımı ile mahkeme tarafından yapılan bir tespiti bulunmamaktadır. Davalılardan....’ye gönderilen ihbarnamenin 23.06.2021 tarihinde yani süresinden sonra gönderildiği de belirlenmiştir. Bu halde TTK m. 1185/4f uyarınca ispat yükünün artık taşıyanda değil, taşıtan da olduğu ancak bu karinenin aksinin ispat edilmesinin mümkün bulunduğu ve fakat teknik bilirkişilerin yaptığı incelemelerde yer aldığı üzere, taşımada konteynerlerin su ile temas etmediği, ayrıca üç numaralı davalı ...’ın Denizli’den İzmir’e kara yolu nakliyesini üstlendiği ve TTK m. 875 /1 uyarınca eşyanın taşınmaz üzere teslim alınmasından teslim edilene kadar doğacak zarardan sorumlu olacak bir tespitin de bulunmadığı, buna göre davalıların sorumluluğunun ispatlanamadığı belirlenmiştir. Zira; her üç konteynerde birden delik bulunduğu ihtimaline dayalı olarak hazırlanan ekspertiz raporunun konteynerleri görmeksizin düzenlendiği, taşımanın deniz taşıması sırasında yüklerin ıslanmasının teknik olarak mümkün olmadığı, ancak teslimin (DAP) yapılmasından sonra yükün ıslanıp ıslanmadığının da bilinemediği, bunun aksine olarak davacının TTK m. 1185/4f da yer alan karinenin aksini ispatlayamadığı, bu nedenle davalıların sorumluluğunu gerektirecek bir delil bulunmadığından davanın reddinin gerektiği belirlenmiştir. Her ne kadar davalıların davacının takipte kötü niyetli olduğunu belirtmiş ise de; davacının somut olayda haksız olması kötü niyetli olduğunu göstermediği, ayrıca davalı tarafından da davacı tarafın kötü niyeti ispatlanamadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. "şeklindeki gerekçe ile " Davacının davasının reddine, Davalıların kötü niyet tazminat talebinin şartları gerçekleşmediğinden reddine'' karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerekçeli kararda eksik bilirkişi raporuna dayanılarak ve Danıştay kararlarınca delil niteliğini haiz ekspertiz raporunun göz ardı edilerek hasarın teknik olarak taşıma sırasında konteynerden su alarak gerçekleşemeyeceği değerlendirmesinin eksik ve hukuken hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın konteynerdeki delikten sızan suyun emtialara sirayet etmesi sebebiyle meydana gelmesinden dolayı konteynerın hangi aşamada delindiğinin önem arzetmeksizin zarardan taşıyanın sorumlu olduğunu, Danıştay kararları uyarınca hukuki belge niteliğine haiz ekspertiz raporu ile hasar tespitinin yapıldığını, bu nedenle ayrıca bir TTK'nın 1185/2. maddesine göre hasar bildirimi yapılmasına gerek olmadığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ödenen 1.320,00 TL Arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davacıdan tahsiline karar verilse de, bu hususun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının açıkça ihlali olduğunu, bilirkişilerce yapılan eksik incelemeye dayanarak teknik olarak hasarın taşıma sırasında konteynerden su alarak gerçekleşemeyeceği değerlendirmesinin eksik ve hukuken hatalı olduğunu, gerekçeli kararının eksik bilirkişi raporuna dayanarak ve Danıştay kararlarınca delil niteliğine haiz ekspertiz raporu göz ardı edilerek hasarın teknik olarak taşıma sırasında konteynerden su alarak gerçekleşemeyeceği değerlendirmesinin eksik ve hukuken hatalı olduğunu, dava konusu taşımanın multimodal bir taşıma olup, konşimentoda hasar kaydının bulunmadığını, bu durumda emtianın hasarsız olarak gemiye yüklendiğini, 3 numaralı davalının, limanda boş yüklenen konteynerı dorse üzerinde götürüp dorsenin dolu halini limanda gümrüğe teslim etmekle yükümlü olduğunu ve yaptığı 4 saatlik kara yolu taşımacılığında hasarın meydana gelmediğini savunarak dava konusu hasardan sorumlu olmadığını iddia ettiğini, davalı tarafın, söz konusu beyanlarını ispat edecek hiçbir delil sunmadığını, davalının hasarın kendi sorumluluğu dahilinde meydana gelmediği konusunda bir delil sunmamakla birlikte dava dosyasında mübrez olan taşıma irsaliyesinden anlaşılacağı üzere, iç nakliyeyi gerçekleştiren firma olarak meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, davalının kendisinin de cevap dilekçesinde; söz konusu taşımayı gerçekleştirdiğini, ikrar ettiğini, TTK'nın 875/1 maddesinde: ''Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur,'' denildiğini, TTK'nın 888. maddesinde "Taşıma, kısmen veya tamamen üçüncü bir kişi olan fiilî taşıyıcı tarafından yerine getirilirse, bu kişi eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur." denildiğini, bu sebeple davalının 4 saatlik bir taşıma yapmasının somut olayla ilgili hiçbir öneminin bulunmadığını, ayrıca TTK'nın 888. maddesi 3. fıkrası uyarınca "Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar." denilmekte olup davalının söz konusu taşıma sırasında meydana gelen hasardan 1 no'lu ve 2 no'lu davalı ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağını, dava konusu hasarın ekspertiz raporu ile ispat olunduğu üzere taşıma aşamasında meydana gelmiş olup 3 numaralı davalının taşımada meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, dosyaya sundukları ekspertiz raporunda da; dava konusu hasarın konteyner içine delik ve/veya yırtıktan içeri su girmesi sonucu meydana geldiğini, hasarın taşımada meydana gelen ekspertiz raporuyla sabit olduğundan, 3 no'lu davalının taşıma işini üstlendiği yolculukta zararın meydana gelmediğini ispat etmesi gerektiğini, dava konusu olayda, ekspertiz raporunu hazırlayan .... Şti. unvanlı şirketin, E07/T0222 levha kayıt no ile kayıtlı tüzel kişi sigorta eksperi olup Danıştay kararı uyarınca ekspertiz raporlarının, delil niteliğini haiz hukuken geçerli belge niteliğini taşıdığını, davalı taşıyanın, kendi sorumluluğu altındayken hasarsız ve eksiksiz teslim aldığı emtia üzerinde meydana gelen her türlü zarardan sorumlu olduğunu, dosyada mübrez 5 no'lu ekspertiz raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu elektrik enerji kablosu emtiasının yer aldığı konteynerlerin tavanındaki açıklıktan su sızması nedeni ile hasarlandığının tespit edildiğini, meydana gelen ıslaklık hasarının konteynerlerdeki delik ve/veya yırtıklara bağlı olarak içeri su girmesi sonucu oluştuğunun delil niteliğine haiz ekspertiz raporunda belirtildiğini, konteynerların sigortalı firma deposunda açıldığını, konteyner içerisindeki emtianın hasarlı olduğu görülerek konteynerde inceleme yapıldığını ve konteynerın üzerindeki delikten sızan suların hasara sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, konteyner içerisindeki yükün, limandan sigortalı firma deposuna taşınması sırasında hasara sebep olacak hiç bir olayın yaşanmadığını, uygulamada, gümrük memurları tarafından konteynerlerde detaylı inceleme yapılmadığını dolayısıyla konteynerdeki zarara sebebiyet verebilecek delik, yırtık ve kesiklerin tespit edilemediğini, dolayısıyla konteynerde delik, yırtık vs. olduğu her durumda interchange raporu düzenlenmediğini, bu tür durumlarda hasarın, ancak konteyner alıcı firmaya gelip tahliye edildiği sırada fark edilebildiğini, konteynerdeki deliğin hatta dışarıdan gözle farkedilmesi mümkün olmayan çatlak/delik/yırtıklar sebebiyle zararın meydana gelebileceğini ve ne zaman tespit edilirse edilsin bu durumun konteynerin elverişsizliği sonucunu doğuracağını, Uzakyol Kaptanı ..., Gıde Mühendisi ... ve Öğretim Üyesi Dr. ...tarafından hazırlarak İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/83 Esas sayılı dosyasına sunulan 23.01.2019 tarihli raporda; "Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından hazırlanan "Emniyetli Konteynerler Hakkında Uluslararası Sözleşme" uyarınca, Uluslararası dolaşımda olan ve yük taşımacılığında kullanılan açık deniz konteynerleri, yetkilendirilmiş sörvey kuruluşları tarafından periyodik olarak muayene edilir ve yani konteynerin yüke elverişli olup olmadığı tespit edilir. Ancak, uygulamada bazen konteynerin nakliye sırasında maruz kalabileceği herhangi bir darbe/çarpma vs. Nedeniyle, tavanında veya yan panellerinde veya tabanında veya kapısında/kapı lastik contalarında meydana gelen ve gözle farkedilmesi mümkün olmayan çok ufak yırtık/çatlaklardan içeriye su sızması her zaman mümkündür ki, bu durum konteynerin yüke elverişsizliği sonucunu doğurmaktadır.... Yukarıdaki bilgiler ışığında, dava konusu hasar sebebinin, deniz taşıması sırasında MRKU7643403 nolu konteyner içerisine giren deniz suyu sebebiyle nohut emtiasının ıslanması olduğu kanaatine varılmıştır.'' belirtildiğini, hasarın tespiti, tarafsız ve bağımsız yetkili eksper tarafından yapılmış olduğundan TTK'nın 1185/2. maddesi gereğince ihbara gerek olmadığını, hasar tespitinin tarafsız ve bağımsız eksperlerce yapılmış olduğundan hasar ihbarına veya her iki tarafın katıldığı bir incelemeye gerek bulunmadığını, TTK'nın 1185. maddesi uyarınca, eşyanın incelenmesi, bu husus için atanmış uzmanlarca yapılmış ise de, bildirime gerek olmadığını, TTK'nın 1185 f.2 maddesinde; "Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur." denildiğini, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca sigorta eksperlerinin, sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarlarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen tarafsız ve bağımsız gerçek ve tüzel kişiler olup Hazine Müsteşarlığı’ndan aldıkları ruhsat ile görev yaptığını, 5684 sayılı Sigortacılık Yasasının 2/m maddesinde; "Sigorta Eksperi"nin, sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleyen ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri mutat meslek olarak yapan tarafsız ve bağımsız kişi olarak tanımlandığını, dava konusu olayda, ekspertiz raporunu hazırlayan ....'ın, E07/G0890 levha kayıt numarası ile kayıtlı gerçek kişi sigorta eksperi olup, Danıştay kararı uyarınca ekspertiz raporlarının, delil niteliğini haiz hukuken geçerli belge niteliğini taşıdığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Yargıtay kararları uyarınca hasar ihbarının yapılmaması durumunda bile diğer delillerin göz önünde bulundurularak, değerlendirilmesi gerektiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere bir an için davalıya hasar ihbarı yapılmadığı ve davalının hasardan haberdar olmadığı düşünülse dahi, dilekçelerinin ekinde sundukları Yargıtay Kararlarından da görüleceği üzere, hasar ihbarının yapılmaması halinde dahi dosyanın, diğer deliller göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerektiğini, somut olayda hasarın, ekspertiz raporu ile ve dosyaya sunulan diğer deliller ile de belgelendiğini, dosyaya sunulan konunun uzmanı kişilerce hazırlanan eksper raporundan da anlaşılacağı üzere; sovtaj miktarının 400,00 Euro olarak belirlendiğini, dilekçelerinde, halihazırda açıklamış oldukları eksper raporunun, Yargıtayca delil niteliğinde sayılmakta olup, hasar tarihinde hasarlı emtialar özelinde yapılmış inceleme sonucunda sovtaj miktarının uzmanlarca belirlendiğini, sigortalı şirketin hasarın gerçekleştiği zaman ve hasarlı emtianın durumu göz önüne alınarak aldığı sovtaj tekliflerinin değerlendirildiğini ve eskper raporunda belirtilen şekilde sovtaj miktarının belirlendiğini, eksper raporlarının, Yargıtay kararı uyarınca hukuken geçerli belge niteliğinde olup davalının hasar tespiti yapılmadığı yönündeki gerçekdışı iddialarının reddi gerektiğini, sovtaj bedelinin belirlenebilmesi için emtiaların hasarlı olduğu durum ve koşulların değerlendirme altına alması gerektiğini, bu sebeplerle bilirkişilerce yapılan sovtaj incelemesine de tamamen itiraz ettiklerini, Arabuluculuk Kanununun 18/a-14 bendi uyarınca ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verilmesi nedeni ile davacıdan tahsiline karar verilse de, bu hususun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve hak arama özgürlüğünün bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkının açıkça ihlali olduğunu, anılan kararın Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve bu madde kapsamında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlali anlamına geldiğini, Anayasa'nın 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." denildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; taşıma sırasında sigortalı emtiada meydana geldiği iddia olunan hasar nedeni ile dava dışı sigortalıya ödenen sigorta tazminatının davalılardan rücuen tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " davacının davasının reddine, davalıların kötü niyet tazminat talebinin şartları gerçekleşmediğinden reddine " karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava konusu İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/10818 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında toplam 47.812,10 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçluların süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalıların icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 12.09.2022 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; Dosyaya sunulan ve dava dışı sigortalı satıcı .... tarafından dava dışı alıcı.... adına düzenlenmiş olan 11.05.2020 tarihli faturanın incelenmesinden, dava konusu 562.925 metre kablo emtiasının... tarafından ...’e toplam 182.487,98 Euro bedelle ve DAP tipi teslim şekli ile satıldığı, DAP (Delivered at Place – Yerinde Teslim) tipi teslim şeklinde, emtianın alıcı ve satıcı tarafından belirlenmiş olan teslim yerinde boşaltma için hazır durumda nakliye aracının üzerinde alıcı emrine bırakılması ile teslimin gerçekleştiği, belirlenen teslim yerinde malın alıcı emrine bırakılmasına kadar yapılan tüm masraflar ve risklerin satıcıya ait olduğu, buna karşılık belirlenen yerde malın teslim alınmasından sonra yapılacak tüm gümrük işlemleri, masrafları, gümrükte doğan vergi, resim, harçların ise alıcıya ait olduğu, DAP tipi teslim şekli belirli bir taşıma türüne münhasır olmayıp tüm taşıma türlerinde ve farklı taşıma türlerinin bir arada kullanıldığı kombine taşımalarda kararlaştırılabileceği, DAP teslim şeklinde satıcı, malları kararlaştırılan tarihte, kararlaştırılan yerde, gelen taşıma aracından boşaltılmaya hazır şekilde alıcının tasarrufuna bıraktığı, malların kararlaştırılan teslim yerinde teslimine kadar malla ilgili bütün masraflar ve riskler satıcıya ait olduğundan hasarın ancak teslimden sonra alıcıya geçmekte olduğu, bu çerçevede satım sözleşmesinde DAP tipi teslim şekli kararlaştırılmış olması nedeniyle taşıma sırasında hasar dava dışı sigortalı satıcıya ait olduğundan, dava dışı satıcı ...'nun dava konusu yük bakımından sigortalanabilir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığı, sigortacının sigortalısının haklarına TTK m. 1472. hükmü uyarınca kanunen halef olabilmesi için geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanarak, sigorta himayesi kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sonucunda, ödemesi gereken sigorta tazminatını ödemesi şart olduğunu, geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunmaması yahut gerçekleşen rizikonun teminatın kapsamı dışında olması hallerinde, sigortalının yük hasarından doğan tazminat alacağını sigortacıya temlik etmesi halinde, sigortacının temlik alan sıfatıyla taşıyandan talepte bulunabileceğini, dosyaya sunulan 484871000680-1 numaralı Emtia Nakliyat Sigorta Poliçesi ile ....'na ait 01.09.2020 işlem tarihli dekontun incelenmesinden, davacının, sigorta himayesi kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sonucunda, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanarak ödemesi gereken sigorta tazminatını (47.812,10 TL) ödediği, dolayısıyla dava dışı sigortalısının haklarına TTK m. 1472. maddesi uyarınca halef olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Yine aynı raporda dava konusu taşımaya ilişkin olarak düzenlenen, davalı .... antetli, ...'nin acentesi tarafından bu sıfatla imzalanmış bulunan, MEDUZI676996 numaralı ve 11.05.2020 düzenlenme tarihli konişmentodan, ...'nın dava konusu taşımanın Aliağa'dan Dublin'e deniz yoluyla gerçekleştirilen bölümü ile Dublin içinde alıcının deposuna kadar olan iç kara taşıması ( "Free in to door" kaydı ve "Place of Delivery (Combined Transport Only): Dublin" kayıtları) bakımından fiili taşıyan sıfatını haiz olduğu sonucuna varıldığı, taşıyanın, deniz yoluyla eşya taşıma taahhüdünde bulunan kişi olduğu (TTK m. 1138/1), dolayısıyla taşıyan sıfatını haiz olmak için taşımanın üstlenilmesi gerekli ve yeterli olduğu, “Taşıyan” kavramı bakımından belirleyici unsurun, taşıma işinin gerçekleştirilmesi değil, bunun taahhüt edilmesi olduğunu, dolayısıyla taşıyanın, üstlendiği taşımayı bizzat icra edebileceği gibi, gemi işleten biri ile akdedeceği sözleşme aracılığıyla da ifa edebileceği, taşıma sözleşmesinin herhangi bir şekle tâbi olmadığından, taşıma taahhüdünün mevcudiyeti ve taşıma sözleşmesinin kurulmuş olduğu çeşitli delillerle ortaya konulabileceğini, Yargıtay'ın muhtelif kararlarında navlun faturası düzenlenmiş olması hâlinde, faturayı düzenleyenin taşıyan sayılacağına hükmedildiğini, davalı .... tarafından dava dışı sigortalı satıcı ... adına düzenlenmiş olan 14.05.2020 tarihli navlun faturasının incelenmesinden, davalı ....’nin dava konusu taşıma bakımından akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak; Su alan kablolar teknik olarak kaçak akımlara ve zamanla oksitlenip korozyona uğrayacağından elektrik tesisatlarında kullanılamayacağından sadece bakır hurda fiyatına satılabilecek bir değerde olduğunu, 12700 metre 3x1,5 mm^2 kablodan yaklaşık olarak 601.91 kg bakır hurda, 5900 metre 3x 2,5 mm^2 kablo yaklaşık olarak 776.75 kg bakır hurda elde edildiğinden toplamda 1378 kg bakır hurdanın elde edilebileceği, bu ürünlerden 2020 yılı ortalama 4 EUR/kg piyasa fiyatı da göz önüne alındığında olması gereken hurda bedelinin 1378 kg x 4 EUR/kg =5512 EUR olduğu, dolaysıyla eksper raporundaki 400 EUR hurda sovtaj bedelinin çok cüzi kaldığı ve bu bedelin gerçekte 5512 EUR olması gerektiği, bu veriler doğrultusunda hesaplamayı tekrar yapıldığında hasar tutarı 6.016,40 EURO, % 10 ek bedel (+) bedel 601,64 EURO, Sovtaj (-) 5.512 EURO olmak üzere net hasar tutarının 1.106,04 EUR olduğunu, dosya kapsamında ibraz edilen bilgi/belgelere ve evrak üzerinde yapılmış bulunan Ekspertiz Raporu'na dayanarak yük hasarına ilişkin tespit yapılabilmesinin mümkün olmadığı, yeterli bir ispat şartının oluşmadığı, takdir mahkemeye ait dosyada mübrez .... gemisinin Konteyner Yükleme Planı'na göre deniz taşıması esnasında ilgili konteynerlerin herhangi bir şekilde suyla temas etmesinin mümkün görünmediği kanaatinin oluştuğu, satım sözleşmesinde DAP tipi teslim şekli kararlaştırılmış olması nedeniyle taşıma sırasında hasar dava dışı sigortalı satıcıya ait olduğundan, dava dışı satıcı ....'nun dava konusu yük bakımından sigortalanabilir menfaatinin bulunduğu, davacının, sigorta himayesi kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sonucunda, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanarak ödemesi gereken sigorta tazminatını ödediği, dolayısıyla dava dışı sigortalısının haklarına TTK m. 1472 uyarınca halef olduğu, ....'nın dava konusu taşımanın Aliağa'dan Dublin'e deniz yoluyla gerçekleştirilen bölümü ile Dublin içinde alıcının deposuna kadar olan iç kara taşıması bakımından fiili taşıyan sıfatını haiz olduğu, davalı .... tarafından dava dışı sigortalı satıcı ... adına düzenlenmiş olan 14.05.2020 tarihli navlun faturasının incelenmesinden, davalı ....’nin dava konusu taşıma bakımından akdi taşıyan sıfatını haiz olduğu, dosya içeriğinde hasarın TTK m. 1185/1’e uygun şekilde taşıyana ihbar edildiğine yahut TTK m. 1185/2’ye uygun olarak tarafların katılımıyla mahkemece inceleme yapıldığına dair bir belge ya da bilgi bulunmadığından ispat yükünün TTK m. 1185/4 uyarınca yer değiştirdiği, zararın hangi aşamada ve ne şekilde meydana geldiğinin dosya içeriğindeki belgeler çerçevesinde tespit edememesi ve Konteyner Yükleme Planı'na göre deniz taşıması esnasında ilgili konteynerlerin herhangi bir şekilde suyla temas etmesinin mümkün görünmediği kanaatine varması nedeniyle ve TTK m. 1185/4 uyarınca ispat yükünün taşıyandan talepte bulunana ait olması karşısında, TTK m. 1185/4 uyarınca oluşan karinelerin çürütülemediği, diğer bir anlatımla zararın taşıma sırasında ve davalı fiili taşıyan... ile davalı akdi taşıyan ....'nin sorumlu olduğu bir nedenle gerçekleştiği hususunun ispatlanamadığı, Konteynerlerin İzmir'den Denizli'ye ve buradan İzmir'e karayoluyla nakliyesinin davalı .... tarafından üstlenildiği, karayolu taşıması Türkiye içinde gerçekleştiğinden ve olayda yabancılık unsuru bulunmadığından davalı ....'ın sorumluluğunun TTK hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği; TTK m. 875/1 uyarınca taşıyıcının, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu tutulması karşısında ve dava konusu olayda zarara yol açan olayın eşyanın karayolu taşıyıcısı tarafından teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen sürede meydana geldiğinin ortaya konulamaması karşısında, davalı ....'ın meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı sonucuna varıldığı bildirilmiştir. Mahkemece iş bu rapor esas alınmak suretiyle; sigortacı davacının sigorta tazminatı olan 47.812,10 TL bedeli dava dışı sigortalısına ödediği, taşımanın Aliağa’ dan Dublin’e yapılması nedeniyle DAP teslim şekli bulunması gözetildiğinde sigortalının sigortalanabilir bir menfaatinin bulunduğu, sigortacının ise TTK m. 1472 ye göre haklara halef olduğu, ancak taşıyanın yükün zarar görmesinden mütevellit olarak sorumlu olabilmesi için yükteki zararın TTK m. 1185/1f uyarınca zararın en geç gönderilene teslim sırasında ya da aralıksız hesaplanacak üç gün içinde taşıtan ya da gönderilen tarafından hasarın bildirilmesinin gerektiği, yine TTK m. 1185/2f ya göre ise eşyanın tarafların katılımı ile mahkeme ya da yetkili makam ya da uzmanlar vasıtasıyla incelenmesi halinde bildirime gerek olmadığı, ancak dava konusu somut olayda davacının sigortalısının ne TTK m. 1185/1f ya uygun ihbar, ne de TTK m. 1185/2f ya uygun tarafların katılımı ile mahkeme tarafından yapılan bir tespitinin bulunmadığı, davalılardan ....’ye gönderilen ihbarnamenin 23.06.2021 tarihinde yani süresinden sonra gönderildiğinin de belirlendiği, bu halde TTK m. 1185/4f uyarınca ispat yükünün artık taşıyanda değil, taşıtan da olduğu ancak bu karinenin aksinin ispat edilmesinin mümkün bulunduğu ve fakat teknik bilirkişilerin yaptığı incelemelerde yer aldığı üzere, taşımada konteynerlerin su ile temas etmediği, ayrıca üç numaralı davalı ....’ın Denizli’den İzmir’e kara yolu nakliyesini üstlendiği ve TTK m. 875 /1 uyarınca eşyanın taşınmaz üzere teslim alınmasından teslim edilene kadar doğacak zarardan sorumlu olacak bir tespitin de bulunmadığı, buna göre davalıların sorumluluğunun ispatlanamadığının belirlendiği, zira, her üç konteynerde birden delik bulunduğu ihtimaline dayalı olarak hazırlanan ekspertiz raporunun konteynerleri görmeksizin düzenlendiği, taşımanın deniz taşıması sırasında yüklerin ıslanmasının teknik olarak mümkün olmadığı, ancak teslimin (DAP) yapılmasından sonra yükün ıslanıp ıslanmadığının da bilinemediği, bunun aksine olarak davacının TTK m. 1185/4f da yer alan karinenin aksini ispatlayamadığı, bu nedenle davalıların sorumluluğunu gerektirecek bir delil bulunmadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre; davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/10/2022 tarih ve 2021/762 Esas 2022/890 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 06/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/462, K. 2026/1166, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-462-e-2026-1166-k-c1ba330095c6