Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/349 E. 2026/1554 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/349
- Karar No
- 2026/1554
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/349
KARAR NO: 2026/1554
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2022
NUMARASI: 2021/448 Esas 2022/785 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalıya satılarak teslim olunan emtialara ilişkin 20.10.2014 tarihli, 49.178,75.-TL bedelli, 21.10.2014 tarihli, 68.281,26.-TL bedelli faturaların düzenlendiğini, fatura ve cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsil edilemediğini, bu sebeple ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, davalının yetkiye, borca ve ferilere itiraz ettiğini, davalının akdi ilişkiyi inkar ettiğini beyan etmişse de, davalının Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/946 Esas sayılı dosyasından iflas erteleme sürecindeyken mahkemenin çağrısı doğrultusuda alacaklıları ile mahkemenin atadığı kayyum nezdinde 03.12.2015 tarihinde gerçekleşen toplantıda davalının, davacıya borcu olduğunu ve davacı müvekkilinden mal aldığını açıkça beyan ettiğini, bu hususun kayyumla birlikte taraflarca imzalanarak tutanağa bağlandığını, taraflar arasında akdi ilişkinin ve alacağın varlığının, davalının kayyum nezdinde imzaladığı yazılı belge ile sabit olduğunu, bu sebeple yetki itirazının yerinde olmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı taraf ile müvekkili şirket arasında akdi bir ilişki bulunmadığından ve müvekkili şirketin ticari ikametgah adresi Gaziantep olduğundan takipte Gaziantep İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafın takip dayanağı yapmış olduğu faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkinin ispatı olarak değerlendirilemeyeceğini, çünkü sözkonusu belgelerin tek taraflı olarak davacı tarafından tanzim edildiğini, dava dayanağı yapılan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibindeki yetki ve borca itirazda, akdi ilişki de inkar edildiğini, bu nedenle icra dosyasına yapılan beyanın nazara alınmasının zorunlu olduğunu itirazın iptali davasının, icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava türü olduğunu, dava kaynağı olan icra takip dosyasındaki belgeler ve beyanlar ile sınırlı inceleme yapılması gerektiğini bu nedenle alacağın dayanağı olan tüm belgelerin mutlak suretle takip dayanağı yapılması ve takip ile birlikte borçlunun inceleme imkânı sağlanması gerektiğini, bu nedenle takip dayanağı yapılmayan bir belgenin, işbu takibi hükümden düşürecek itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamayacağını, icra takibine konu edilen iş bu fatura dışındaki diğer delillere (sevk irsaliyelerinin, teslim/tesellüm tutanaklarının, cari hesap ekstrelerinin, mutabakatların, sözleşme var ise suretlerinin, ticari defter ve kayıtların, BA/BS formlarının vb.) dayanılamayacağını, çünkü bunların icra takibinde borcun sebebi olarak bildirilmediğini, bu hususa muvafakat etmediklerini savunarak, davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacının .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde, 20/10/2014 tarih 49.178,75 TL bedelli ve 21/10/2014 tarih 68.281,26 TL bedelli 2 adet faturadan bakiye 12.889,86 TL alacağın tahsili bakımından icra takibine geçtiği, davalının borca ve icra dairesinin yetkisi ile mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, davanın reddi gerektiğini savunduğu görülmüştür.
Mahkememizce davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi vasıtası ve talimat yolu ile yaptırılan inceleme neticesinde, davalının davacıya 83.951,23 TL borçlu olduğu tespit edilmiş, davacı ticari kayıtları üzerinden mali müşavir bilirkişi vasıtası ile yaptırılan inceleme neticesinde ise davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan 14.769,78 TL alacaklı olduğu tespit ve rapor edilmiş olmakla; bilirkişi raporlarının tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, denetime elverişli olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının takip ve dava konusu talebine konu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının bu ticari kayıtlarına göre talebi aşan miktarda davacıya borçlu olduğu, davacının usul ve yasa hükümlerine uygun tutulup tasdik edilmekle, tarafı lehine delil vasfı taşıyan ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 14.769,78 TL alacak kaydının bulunduğu anlaşılmış, taraflar arasındaki ticari ilişki dosya kapsamı ve tarafların ticari kayıtları ile sabit olup, davalının faturaları ticari defterlerine kaydetmesine karşılık süresinde yapılmış bir ayıp ihbarının ve faturalara karşılık kesilmiş bir iade faturasının bulunmaması nedeniyle talebe dayanak fatura içeriği mal ve hizmetin davacı tarafça davalıya teslim edildiği ... " gerekçesiyle, davacının davasının kabulüne, davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 12.889,86 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, alacak miktarı üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı taraf ile davalı arasında akdi ilişkinin bulunmadığını, icra dairesi ve mahkemenin yetkili olmadığını, Yargıtaya göre akdi ilişkinin bulunup bulunmaması değil, akdi ilişkinin kabul edilip edilmemesinin önemli olduğunu, dava dayanağı olan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinde borcun sebebinin ''20.10.2014 Trh. 49.178,75 TL Bedelli ve 21.10.2014 Trh. 68.281,26 TL bedelli faturalar" olarak gösterildiğini, bu meyanda huzurdaki davanın konusunun da iş bu faturadan kaynaklanan alacağın olup olmadığı hususu olduğunu, davaya konu teşkil eden alacak sebebi 20.10.2014 tarihli 49.178,75 TL tutarındaki fatura ve 21.10.2014 tarihli 68.281,26 TL tutarlı faturadır.
Davacı ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemede davacı defterlerinde alacak miktarının 14.769,78 TL olduğu, ancak icra takibinde iş bu iki faturadan kaynaklanan alacak miktarının 12.889,86 TL olduğu bildirildiğini, davaya konu 2 fatura toplamının 117.460,01 TL olduğunu, davacı taraf ticari defterlerinde 16.10.2015 tarihinde 15.226,46 TL ve 13.831,12 TL "kur farkı" açıklaması ile kendiliğinden alacak kalemi eklendiğini, akabinde 146.517,59 TL toplam alacak rakamını bulunduğunu, bu meblağdan 131.747,81 TL mahsup edildiğini, bilirkişinin sadece ticari defterlerdeki sonuç kısmına bakarak değerlendirme yaptığını, toplam 29.057,58 TL kur farkının neden kaynaklandığı, bu hususa ilişkin kur farkı faturası olup olmadığı, kur farkı talep etmenin şartlarının oluşup oluşmadığı tetkik edilmediği gibi, 131.747,81 TL tutarındaki mahsubun nerden kaynaklandığını bile tetkik etmediğini, bilirkişi sadece davacı defterlerinin sonuç kısmındaki rakama odaklandığını, dava konusu edilen 2 adet fatura toplamı 117.460,01 TL iken bunun niçin 146.517,59 TL olduğunu, bu hususun bilirkişi tarafından tetkik edilmediğini, davacı defterlerinde kur farkı olarak yazılı miktarların sorgusuz sualsiz kabul edildiğini, davanın cari hesaptan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olmayıp, faturadan kaynaklanan alacağa ilişkin itirazın iptali davası olduğunu, bu durumda tüm cari hesabın incelenmesi sonucu düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca incelemenin sadece ve sadece dava konusu edilen faturalara hasren yapılması gerektiğini, itirazın iptali davalarının, icra takibine sıkı sıkıya bağlı bir dava türü olup, faturadan kaynaklanan icra takibine vaki itirazın iptali davalarında, tüm cari hesap değil sadece dava konusu faturalar yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dava konusu edilen 2 fatura alacağının, davacı şirketin kredi sigortası poliçesi kapsamında ... AŞ tarafından sigortalandığını, davacı tarafça iş bu dava konusu edilen 2 adet fatura bedelinin ... AŞ tarafından davacıya ödendiğini, yani davacının, dava konusu edilen faturaların bedelini kendi sigorta şirketinden tahsil ettiğini, hatta bu hususa ilişkin yani bahse konu huzurdaki davanın dayanağını oluşturan söz konusu 2 adet faturadan kaynaklanan ve davacı tarafa sigorta poliçesi kapsamında ödenen bedeller yönünden, sigorta şirketi olan ... AŞ tarafından müvekkili davalı şirkete halefiyete dayalı olarak .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, akabinde de .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/68 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, iş bu dosyaların celbi halinde, dava konusu edilen fatura bedellerininin, davacı tarafça sigorta şirketinden tahsil edildiğinin görüleceğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından, iş bu savunmaları üzerinde hiç durulmadığını, bahse konu dosyanın celp edilmediğini, üstelik gerekçeli kararda bu hususun hiç tartışılmadığını, davacının sigorta şirketinden tahsil etmiş olduğu fatura bedellerini mükerrer olarak müvekkilinden de tahsil etme çabası içerisine girdiğini, davacının alacağı talep hakkı olmadığını, ayrıca itirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı olması hasebiyle, davaya konu icra takibinde cari hesap alacağı değil, sadece 2 adet faturadan kaynaklı talepte bulunulduğu gerçeği karşısında dava konusu edilen 2 adet fatura toplamı olan 117.460,01 TL' ye karşılık ve üstelik iki faturaya istinaden 131.747,81 TL sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı davacının ticari defterlerinden sabit olması sebebiyle, davacının dava konusu edilen iş bu iki fatura sebebiyle talepte bulunmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari alım satım ilişkisi kapsamında fatura ve açık hesap alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı vekili; davacı tarafından davalıya satılıp teslim edilen mallar karşılığında davalı adına düzenlenen 20.10.2014 tarihli, 49.178,75.-TL bedelli, 21.10.2014 tarihli, 68.281,26.-TL bedelli faturalar ile cari hesaptan kaynaklı alacağın tahsil edilemediğini ileri sürerek ve bu iki faturaya dayanarak 30.03.2021 tarihinde davalıya karşı 12.889,86 TL asıl alacak üzerinden takip başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili ise; taraflar arasında akdi ilişki ve davalının borcu bulunmadığını, icra dairesinin ve mahkemenin yetkili olmadığını, takipte belirtilen faturalar dışında başkaca delillerin itirazın iptali davasında incelenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamında bulunan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 12.889,86 TL (fatura alacağı açıklaması ile) alacak yönünden 30.03.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 20.10.2014 tarihli, 49.178,75 TL bedelli fatura ile 21.10.2014 tarihli, 68.281,26 TL bedelli faturaların gösterildiği, ödeme emrinin 13.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 14.04.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı inceleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki;
Davalı vekilince UYAP sistemi üzerinden dosyaya sunulan 26.10.2022 tarihli beyan dilekçesinde; dava ve takip konusu iki fatura bedelinin davacının kredi sigortacısı dava dışı ... AŞ tarafından davacıya ödendiği, davacının haklarına halef olan sigorta şirketi tarafından davalı müvekkili aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, akabinde de .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/68 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, bu sebeple davacının faturalardan dolayı alacağı bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Davalı vekilinin davacının, dava konusu fatura bedellerini kredi sigortacısından tahsil ettiği yönündeki beyanı ve buna ilişkin sigortacı tarafından rücu davası açıldığı yönündeki beyanı, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığına ilişkindir. Zira sigortacı, sigortalısına ödediği bedel bakımından sigortalının haklarına halef olur ve bu bedel bakımından sigortalının talepte bulunma hakkı ortadan kalkar. Bir diğer deyişle aktif husumet ehliyeti son bulur. Aktif husumet ehliyeti de resen her aşamada nazara alınması gereken bir itiraz niteliğinde olduğundan dilekçelerin teatisi ve ön inceleme duruşmasından sonra da savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davalı tarafından ileri sürülebilir.
Davalı vekili dilekçesinde davacı tarafından sigorta şirketinden tahsil edilen fatura bedellerine ilişkin olarak kendisi aleyhine davacının sigortacısı tarafından .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/68 Esas sayılı dosyası ile rücu davası açıldığı belirtilmiştir. Konuya ilişkin olarak dosya kapsamında yer alan davacı vekilinin 31.01.2022 tarihli dilekçesinde de, faturaların toplamı olan 117.460,01 TL'nin 104.570,15 TL'sinin davacının sigortacısı... AŞ'den kredi alacağı sigortası kapsamında tahsil edildiği, bakiye 12.889,86 TL alacağı kaldığının beyan edildiği görülmektedir.
Bu durumda davacının dava dışı sigordan faturalar sebebiyle ne miktar ödeme aldığının, bu tahsilat sonrasında bakiye bir alacak kalıp kalmadığını, bir diğer ifade ile dava konusu talep bakımından aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığının tespiti, uyuşmazlık konusunun çözümü için önem arz etmektedir. Bu sebeplerle, mahkemece davalı vekilinin 26.10.2022 tarihli dilekçesi dikkate alınmadan, eksik incelemeyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bu durumda ilk derece mahkemesince; davalı vekilinin 26.10.2022 tarihli dilekçesinde beyan ettiği hususlar değerlendirilip, davacı tarafın dava konusu ettiği faturalara ilişkin olarak sigortacısından tahsil ettiği miktara dair dekontların ve diğer belgelerin sunulması sağlanıp, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/68 Esas sayılı dosyası getirtilerek incelenerek bu davanın talep konusu da dikkate alınarak, davacının dava konusu ettiği bakiye fatura bedelleri bakımından aktif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı araştırılarak, bunun sonucuna göre ek bilirkişi raporu alınarak bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23.09.2026