Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1345 E. 2026/1456 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1345
Karar No
2026/1456
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1345 Esas

KARAR NO : 2026/1456

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/05/2024

NUMARASI : 2022/288 E. - 2024/140 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eser sahibi olduğu bilgisayar programlarının 5846 sayılı FSEK‘e aykırı olarak davalı tarafından izinsiz çoğaltıldığını, bulundurulduğunu ve kullanılması yoluyla telif hakkını ihlal etmesi neticesinde, eser sahibine yönelik tecavüzün kaldırılması, zarar ve ziyanın tespiti ve tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.424 Avro’nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’in sektörün önde gelen mimarlık ofislerinden birine sahip olup basiretli bir tacir olarak lisanssız bilgisayar yazılımı kullanmasının mümkün olmadığını, tespit edilen yazılımların müvekkilin kontrolü dışında yüklenmiş olup hiçbir şekilde kullanılmadığını, programların kullanıldığını kanıtlar nitelikte hiçbir delilin olmadığını, müvekkili ...’in, ... ... şirketinin sahibi olup imza attığı projeler birçok ulusal televizyon yayınında ve yazılı basında yer aldığını, müvekkile ait işletmede iki adet bilgisayarda “...” adlı bilgisayar yazılımı tespit edilmişse de bu yazılımların çoğaltılması ve işyerindeki bilgisayarlara yüklenmesi filleriyle müvekkilin hiçbir şekilde ilgisi yoktur, bu işlemler müvekkilin bilgisi, onayı veya yönlendirmesi dahilinde gerçekleşmediğini, davaya konu bilgisayar yazılımının hiçbir şekilde kullanılmadığı hususu İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/150 D. İş sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporuyla da kanıtlanabileceğini, delil tespit dosyası kapsamında müvekkile ait şirketteki bilgisayarlarda “...” adlı bilgisayar programı kullanılarak üretilmiş hiçbir proje tespit edilmemiş, bilgisayarlardan bu program kullanılarak üretilen bir çalışma dosyası örneği alınmadığını, yaklaşık bir buçuk sene önce müvekkile ait iş yerinde çalışan bir işçi davaya konu bilgisayar yazılımını iki bilgisayara yüklemiş olduğunu, müvekkilinin bu durumla ilgisi yoktur ve bu işlem müvekkilin bilgisi dahilinde gerçekleşmediğini, bilgisayar programını yükleyen şahıs daha sonra yurt dışına taşınmıştır ve şu anda müvekkile ait şirkette çalışmadığını, müvekkili tarafından kullanılan başkaca lisanslı programlar vardır, ancak dava konusu “...” isimli program bunlardan biri olmadığını, davaya konu program müvekkilin yaptığı işle ilgili bir bilgisayar yazılımı olsa dahi müvekkilin kullandığı nitelikte bir program olmadığını, müvekkilinin davacı şirketin mali haklarına tecavüz ettiğini hiçbir şekilde kabul etmemekle beraber, eğer tecavüz gerçekleşmiş olsaydı da davaya konu “...” adındaki bilgisayar programının rayiç bedeli bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, zira dava konusu yazılım eski bir sürüm olduğunu, bununla birlikte rayiç bedelin Türk lirası olarak hesabında programların yüklendiği tarihteki kur baz alınması gerektiğini, programlardan birinin 29.04.2021 tarihinde, diğeri 28.05.2021 tarihinde müvekkilden habersiz olarak yüklenmiş, daha sonra hiç kullanılmamış olduğunu, bu sebeple davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat hesabında belirlenecek tutarın, fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı değil, bilgisayar programlarının yüklendiği tarihteki, yani haksız fiil (ihlal) tarihindeki TL karşılığının baz alınması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu yazılımın çoğaltılması ve bilgisayarlara yüklenmesinde kusurunun olmadığını, yazılımın kullanılmadığını ve müvekkilin kontrolü dışında yüklenmiş olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise de tazminat hesabında somut olayın özellikleri göz önüne alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ".... ismi ile üretilip pazarlanan bilgisayar programının ilim eseri vasfında bulunduğu, FSEK’in 12. maddesi hükmü de nazara alındığında, eserle ilgili hakların ve kullanım yetkisinin sahibinin davacı şirket olduğu, lisansız yazılımların davalının iş yerinde bulunan “...“ isimli Masaüstü bilgisayarda tespite konu olan "..." yazılım programının 22.0.2022 tarihli tespit sırasında kurulu olduğunun tespit edildiği, yine incelenen İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesi 2023/37 E. Ve 2022/159 K. sayılı dosyası ile davalı ...'in cezalandırılmasına karar verildiği, böylece davalı şirketin, davacıya ait eserden kaynaklanan çoğaltma hakkının ihlâl olunduğu, eylemin davalı şirkete ait iş yerinde kullanılan bilgisayarlarda bulunması, bunların davalı şirketin sorumluluğunda kullanılması karşısında, bunun işle ilgisi bulunmayan herhangi bir personelin münferit eylemi yahut davalı şirketin bilgisi dışında gerçekleşmiş bir vakıa olarak kabul edilemeyeceği, eylemden FSEK'in 66. maddesi uyarınca davalı şirketin doğrudan sorumlu bulunduğu, davalının kendisini sorumluluktan kurtarabilecek bir kanıt sunmadığı, davacının, sorumluluğu bulunan davalıdan malî haklarının ihlâli ve uğradığı zarar sebebiyle eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’nun 68.maddesi uyarınca üç katı kadar telif tazminatı isteyebileceği, az yukarıda açıklandığı üzere ... isimli yazılımın tespit tarihindeki iskontolu değerinin dava tarihinde iki adet bilgisayar için toplam 6.310,40 EURO olduğu, yazılım bedelinin 3 katının ise 18.391,20 EURO olduğu, programın telif ücretinin FSEK'in 68.maddesi uyarınca üç katı kadar miktar yönünden davacı tarafın talep hakkı bulunduğu, ancak davacı tarafın talebinin 14.000,00 EURO olduğu gözetildiğinde taleple bağlı kalınarak 14.000,00 EURO'nun 7.424,00 Euro'luk kısmına dava tarihinden 6.576,00 Euro'luk kısmına ıslah tarihi olan 14.02.2024 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca fiili tahsil tarihine kadar işlemiş faiz toplamının fiili ödeme tarihinde T.C. ... Bankası'nın efektif satış kuru üzerinden belirlenecek TL karşılığının davalı ŞİRKETTEN alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

-Karar tarihindeki 14.05.2024 ... Bankasının belirlediği Efektif Satış kuru oranı 34.8536 olup, buna göre o tarihteki kabul edilen dava bedelinin 487.950,4-TL olduğunu, 3 Eylül 2023 Tarihli 31942 sayılı Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre; 300.000-TL'nin üzerinde dava bedeline hükmedilmesi gereken Vekalet Ücreti tutarının 74.313,06-TL olduğunu, gerekçeli kararda yer alan vekalet ücretine ilişkin hesap hatasının düzeltilmesi için istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle;

-Müvekkilinin dava konusu yazılımları hiçbir şekilde kullanmadığını, dava konusu yazılımların müvekkilinin kontrolü ve bilgisi dışında yüklendiğini, Müvekkili ...'in, ... ... şirketinin sahibi olup imza attığı projelerin birçok ulusal televizyon yayınında ve yazılı basında yer aldığını, müvekkiline ait işletmede iki adet bilgisayarda “...” adlı bilgisayar yazılımı tespit edilmişse de bu yazılımların çoğaltılması ve işyerindeki bilgisayarlara yüklenmesi fiilleriyle müvekkilinin hiçbir şekilde ilgisi olmadığını, bu işlemler müvekkilin bilgisi, onayı veya yönlendirmesi dahilinde gerçekleşmediğini, Müvekkili de dahil olmak üzere hiç kimse işbu yazılımları kullanmadığını, bu yazılım vasıtasıyla hiçbir proje üretilmediğini, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/150 D. İş sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporuyla müvekkiline ait şirketteki bilgisayarlarda “...” adlı bilgisayar programı kullanılarak üretilmiş hiçbir proje tespit edilmemiş, bilgisayarlardan bu program kullanılarak üretilen bir çalışma dosyası örneği alınmadığını, Müvekkiline ait iş yerinde 4 adet bilgisayar bulunduğunu, 1 adet bilgisayar müvekkilinin kendi odasında diğer 3’ü ortak alanda olduğunu, yaklaşık bir buçuk sene önce müvekkiline ait iş yerinde çalışan bir işçinin davaya konu bilgisayar yazılımını iki bilgisayara yüklediğini, ancak müvekkilin bu durumla ilgisi olmadığını, yükleyen şahıs daha sonra yurt dışına taşındığını, yükleyen şahıs dışında kimsenin bilgisi olmaması sebepleriyle müvekkilin bu durumdan haberdar olması ve önlemesi mümkün olmadığını, Müvekkilinin kontrolü ve denetimi dışında gerçekleşen ve müvekkili tarafından fayda sağlanmayan işbu davanın konusu münferit olay sebebiyle müvekkilinin davalı şirketin mali haklarına tecavüz ettiğinin kabulü açık bir hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin bir şahıs olduğunu ve başka şahısların eylemlerinden kendisinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,

-Rayiç bedelin 2017 tarihli bir fatura ile ispat edilmeye çalışılmışsa da “...” adlı bilgisayar programının 2017 tarihinden beri güncel sürümlerinin piyasa çıkmasıyla rayiç bedelin değiştiği ve davacı tarafından belirtilen rayiç bedelin fahiş miktarda kaldığını, bilirkişi raporunda dava konusu yazılımın rayiç değerine ilişkin adeta hiçbir inceleme yapılmadığını, yalnızca davacının sunduğu delillerin tekrarından ibaret bir rapor sunulduğunu, hükmedilen tazminat tutarında dikkate alınan bedel davacının sunmuş olduğu tek bir faturaya istinaden belirlendiğini, bahsi geçen fatura davacının emsal olarak dosyalara bildirmek üzere distribütör firmaya düzenlettiği muvazaalı bir fatura da olabileceğini, faturaların sahte olup olmadığı ilgili vergi dairesine sorulmadan, vergi dairesine bildirilmiş dahi olsa faturanın muvazaalı bir ilişkiye dayalı olup olmadığına ilişkin olarak ederinden çok daha yüksek bir bedelle düzenlenmiş olma ihtimali dikkate alınmak suretiyle bir araştırma yapılmadan sadece davacının delil listesinde yer alan bir fotokopiye istinaden bedel belirlemesi yapılması abesle iştigal olduğunu, Mahkemenin itirazlara istinaden "Dava dışı ...A.Ş.'ye müzekkere yazılarak ... programının 2021 yılı ve 22.09.2022 tarihi itibariyle satışlarına ilişkin varsa satış fatura örneklerinin gönderilmesinin istenmesine, " karar verildiğini, ara karara istinaden gönderilen faturalar da inceleme yapmaya elverişli olmadığını, Dava dışı ... tarafından sunulan 2021 ve 2022 tarihli faturalar ... programının satışına ilişkin olmadığını, ...'nin belirtilen tarihte satışı kalktığını, yani dava konusu program satıştan kaldırılmış olup davacının haksız çıkar sağlama amacı güttüğünü, dava konusu edilen ... programının piyasaya ilk sürümünün üzerinden, 4 yıl geçtikten sonra işbu programın indirildiği iddia edilmekte olup tespit ise söz konusu programın piyasaya çıkışından 5 yıl sonra yapıldığını, 2018 yılında ... 21, 2019 yılında ... 22, 2020 yılında ..., 2021 yılında ... 24 ve 2022 yılında ... 25 piyasaya sürüldüğünü, başka bir ifade ile, ...'nin satışı 2021-2022 yıllarında davacının resmi distribütörü tarafından da yapılmadığını, 2017 yılından sonra satışı hiç yapılmamış olan ve 2021 yılına kadar 4 yeni sürümü ve tespit yılı olan 2022 yılında ise 5. sürümü çıkan program için davacının zarara uğradığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, ... programının 2021 yılında piyasada değeri kalmamış olup esasen piyasada yok hükmünde olan bir programdan söz edildiğini, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla “...” adlı bilgisayar yazılımının eski bir versiyon olduğunu, davacı tarafından bildirilen fahiş miktarın kabulünün mümkün olmadığı açık olup haksız fiil tarihinde piyasada bulunan ürünün satış bedelinin esas alınması gerektiğini, Dava konusu ..., 2016 yılı çıkış tarihli olduğunu, her yıl güncel bir sürümü çıktığını, kurulum tarihi olarak tespit edilen 2021 yılında, 5 yıl önceki sürümün değerinin bir hayli düşük olacağına şüphe bulunmadığını, Yerel Mahkemece yapılan incelemede yazılımların sürümlerinin yıllara göre güncel değerleri belirlenmediğini, "https://....com/ ...- ...-24/" linkten birtakım ... sürümlerinin güncel fiyatlarına ulaşılabildiğini, 13.02.2024 tarihi itibari ile ...'nin fiyatı 499,95 €, ...'ün fiyatı 549,95 €, ... 25'in fiyatı 569,95 €, ... 26'nın fiyatı 579,95 €' olduğunu, Dava konusu ... 2016 yılı çıkışlı olduğunu ve bugün 499,95 € satıldığını, Dava konusu ... adlı bilgisayar programının 2017 tarihinden beri güncel sürümlerinin piyasa çıkmasıyla rayiç bedelin değiştiği ve davacı tarafından belirtilen rayiç bedelin fahiş miktarda kaldığını, bu tür bilgisayar programları bilindiği üzere çoğu zaman kampanyalar vasıtasıyla çok düşük ücretlere pazarlanmakta ve tüketicilere tanıtılmakta olduğunu, bilirkişi tarafından yapılacak rayiç bedel hesaplamasında ürünün haksız fiil tarihindeki bedelinin hesaplanmasının yanı sıra aynı zamanda ürünün kampanya ile satışının gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve promosyon gibi uygulamalara konu edilip edilmediğinin araştırılmasını ve rayiç bedelin bu hususlar hesaba katılarak hesaplanması gerektiğini,

-Tazminat hesabında belirlenecek tutarın, fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı değil, bilgisayar programlarının yüklendiği tarihteki, yani haksız fiil (ihlal) tarihindeki TL karşılığının baz alınması gerektiğini, müvekkil ile davacının distribütörleri ile bir satış sözleşmesi yapılsa idi, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre müvekkil iki yazılım için toplam 65.000 TL civarında bir miktar ödeme yapacağını, Mahkemece kabul edilen hesaplamaya göre ödeme miktarı 490.000 TL civarında olduğunu ve bunun üzerine Devlet bankalarının Euro üzerinden uyguladığı en yüksek vadeli mevduat faiz oranı eklendiğini, rayiç değerin Euro olarak belirlenmiş olmasının gabin oluşturduğunu, hakkaniyet ilkesine göre 2021 yılındaki kurun dikkate alınması ve bu kur üzerinden karar verilmesi gerektiğini,

-Müvekkilinin dava konusu yazılımın çoğaltılması ve bilgisayarlara yüklenmesinde kusuru olmadığını, yazılım kullanılmadığını ve müvekkilinin kontrolü dışında yüklendiğini, mali hakların ihlali hâlinde FSEK md. 68 çerçevesinde hak sahibine tanınan bedel talebinin kusur ve zarar şartlarından bağımsız olduğunu, hâkimin, davalıyı ödemeye mahkûm edeceği miktarı belirlerken kusuru da dikkate alması gerektiğini, üç kat bedelin talep edildiği her durumda mahkeme, sözleşme yapılsaydı istenebilecek olan makul telif ücretini üç katına yükselterek hüküm kurmak zorunda olmadığını, somut olayın koşulları ve mütecavizin kusurunun ağırlığına göre hâkimin bu konuda takdir yetkisi olduğunu, takdir hakkını kullanarak yalnızca yazılımların bedeli ile sınırlı şekilde karar verilmesi gerektiğini, Davacının somut vakıadaki zararının yalnızca lisans bedeli ile sınırlı olduğundan bundan daha fazlasına hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Müvekkilin kusursuz olması dava açılmasına engel teşkil etmemekteyse müvekkilinin kusursuzluğu hükmedilecek olan tazminatın miktarına etki etmesi gerektiğini, her ne kadar davanın açılabilmesi için davalının kusurlu olması bir şart olarak aranmasa da, kusurun ağırlık derecesi söz konusu ceza miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini, yazılımın hiç kullanılmadığını, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava, davacıya ait "..." isimli yazılımın davalı tarafça izinsiz şekilde kullanılması nedeniyle FSEK 68.madde gereğince talep edilen tazminat davasıdır.

Mahkemenin 2022/150 D.İş Sayılı Raporda, ... Mah. ... Sok. .... ISTANBUL adresinde ... ... isimli işletmede inceleme yapılmıştır. Anılan dosyadaki işyerinin davalı tarafın adresi olduğu görülmektedir. Dosyaya mübrez rapordan anılan adreste davalı tarafça ... yazılımının ticari sürümünün 29.042021 ve 28.05.2021 tarihinde iki ayrı bilgisayara kurulmuş olduğu anlaşılmaktadır.

Dava konusu talep ve iddialar yönünden marka - patent vekili, yazılım uzmanı ve muhasip üyeden oluşan heyet raporunda özetle; tespit edilen ... yazılımlarının demo/öğrenci sürümü olmadığı, tespit edilen yazılımlara ilişkin dosya kapsamında lisans faturası/belgesi vb. olmadığı, dosyaya sunulan ve ... unvanlı şirket tarafından .... A.Ş. unvanlı şirkete kesilen faturanın Tek bir bilgisayar için yaklaşık 3712 EURO bedelle kesildiği, dosyaya mübrez, İstanbul Anadolu 1. Fshhm 2022/150 D.İş Sayılı Raporda davalı tarafça ... yazılımının ticari sürümünün 29.04.2021 ve 28.05.2021 tarihinde iki ayrı bilgisayara kurulmuş olduğunun tespit edildiği, ... programının sürümlerinin piyasaya çıkış tarihlerine bakıldığında; tespit tarihinde ... 25 sürümünün satışta olduğu, bu nedenle, 2017 yılında yeni olarak piyasada satışa 3712 EURO bedelle satılan yazılımın bedelinin 2021 yılındaki tespite göre takdiren %15 bir indirimle 3155,20 Avro olarak belirlenebileceği iki ayrı bilgisayar için bu bedelin toplam 6310,40 Avro ticari değerinin olabileceğine dair görüş bildirmişlerdir.

Fatura örnekleri sunulduktan sonra ek rapor aldırılmış olup alınan raporda özetle; dosyaya sunulan faturalarda her yıl piyasaya yeni çıkan yazılım versiyonlarının fiyatlarında küçük

miktarda değişiklik olduğu görülmüş olup tarafımızca hesaplanan rayiç bedelin kök raporda da yer aldığı

şekilde her bir yazılım için 3.155,20 Euro olmak üzere toplam 6.310,40 Euro olarak belirlenebileceğine dair görüş bildirmişlerdir.

Davacı vekilinin ıslah dilekçesinde özetle; ıslah talebimizin kabulüne karar verilerek 14.000-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsilinin kabulüne karar verilmesini, dilekçede belirtilen (7.424-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TL Karşılığı) bedelin tespit tarihi olan 22.09.2022'den itibaren işleyecek, işbu ıslah dilekçesi ile yükseltmekte olunan tutarın(6.576-Euro'nun fiili ödeme tarihindeki TL karşılığı) ise 14.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek, Devlet Bankalarının Euro(Avro) için uyguladığı en yüksek vadeli mevduat faiz oranı ile davalıdan tahsilinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya kapsamına göre, dava konusu bilgisayar yazılım programlarının eser niteliğinde olduğu , hak sahibinin ise davacı şirket olduğu, davalı iş yerinde yapılan tespitte, davalı tarafça ... yazılımının ticari sürümünün 29.04. 2021 ve 28.05.2021 tarihinde iki ayrı bilgisayara kurulmuş olduğunun tespit edildiği, “...” adlı bilgisayar yazılımının eski bir versiyon olduğu, haksız fiil tarihinde piyasada bulunan ürünün satış bedelinin esas alınması gerektiği ileri sürülmüş olup, Mahkemece alınan bilirkişi raporuna davacı vekilinin itiraz ettiği, mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, teknik uzmanlık gerektiren konuda, sunulu fatura esas alınarak rayiç bedel tespiti yapılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Kural olarak rayiç bedelin, haksız fiil tarihindeki değere göre belirlenmesi gerektiği, ancak bilirkişilerce o tarihteki verilerin incelenmediği, davalı tarafça sunulu web sitesindeki miktarların doğruluğunun araştırılmadığı anlaşılıyorsa da, gerek davacı ticari defter ve kayıtlar ile gerekse piyasa araştırması yapılarak rayiç bedel tespiti yapılabileceği, Mahkemece bu yöndeki yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığı, ... adlı bilgisayar programının kullanıldığı tarihe göre piyasasının olup olmadığı, var ise piyasadaki alım satım bedeli de araştırılarak, haksız fiil tarihindeki rayiç bedelin belirlenmesi için yeniden rapor alınması ve davalının indirim uygulamasına yönelik talebinin de değerlendirilmesi gerekmekle, ıslah dilekçesindeki bedelin de kalem kalem açıklattırılarak, sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davacının istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2-Davacının istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,

3-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/05/2024 tarih, 2022/288 E. 2024/140 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

4-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

5-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

6-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

7-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1345, K. 2026/1456, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1345-e-2026-1456-k-3079e8805743