Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2704 E. 2026/2155 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2704
- Karar No
- 2026/2155
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2023/2704
KARAR NO:2026/2155
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ:(Kapatılan)İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:08/06/2023
NUMARASI:2022/242 Esas - 2023/476 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:24/03/2021
KARAR TARİHİ:19/10/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 16/06/2020 tarihli kira sözleşmesi ile kiracının kullanımına bırakmış olduğu ... plakalı araç ile gerçekleştirilen kaza sonucu oluşan zararlara ilişkin dava konusu icra takibi açıldığını, müvekkilin haberi olmadan icra dosyasının kesinleştiğini, 18/06/2020 tarihinde gerçekleşen kaza ile birlikte davalı firmaya ait araçta meydana gelen hasarlara ilişkin toplam 136.253,13 TL'nin tahsilini talep ettiğini, müvekkil firma ile kazayı gerçekleştiren... arasında 16/06/2020 başlangıç ve 16/07/2022 bitiş tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmenin yapılmasından iki gün sonra, ücretini dahi almamışken kaza dolayısıyla müvekkilin sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, icra takibinde talep edilen bedellerin fahiş olduğunu, icra takibinde borçlu olarak gösterilen sigorta şirketinin işbu dosyanın görülmesinde hukuki menfaat olduğunu, müvekkil firmanın aracın esas işleteni olmadığı ve kendisine husumet yöneltilmeyeceğini belirterek İstanbul Anadolu 20.İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasından ötürü borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığını, ayrıca huzurdaki davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılan işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın kabulüne, davacının davalıya İstanbul Anadolu 20. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine ve anılan icra takibinin davacı yönünden iptaline, davacı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dava kabul edilmesine rağmen lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini, Mahkemenin; "...Her ne kadar dava kabul ile sonuçlanmış ise de davalı-alacaklının dava konusu aracın uzun süreli kiraya verildiğini bilmesi veya bilebilecek durumda olması mümkün olmadığından davalı aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına kanaat getirilmiştir...'' gerekçesinin kabulü mümkün olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurma dava şartının gerçekleşmediğini, davacı tarafından dosyaya sunulan adi yazılı kira sözleşmesinin üçüncü kişileri bağlar mahiyette olmayıp, davacının işleten sıfatına sahip olduğunun açık olduğunu, davacı şirket tarafından araç üzerinde fiili hakimiyeti bulunmadığını doğrular nitelikte hiçbir belge dosyaya sunulmamış olduğundan araç malikinin sorumluluğu olduğunu, davacı basiretli tacir olup mahkemenin durumu gözetmeksizin hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı şirkete ait araçta davaya konu kaza neticesinde meydana gelen hasar nedeniyle kiracıdan bir talepte bulunulup bulunulmadığı, bulunulmuş olsa bile talebe ilişkin evrakın mahkemeye sunulmadığı hususunun tespiti de gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle başlatılan icra takibinden ötürü borçlu olunmadığı iddiası ile açılan menfi tespit istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından; 18/06/2020 tarihinde, davacı şirkete ait olup, dava dışı...'a uzun süreli kiralandığı iddia edilen ... plakalı araç ile davalıya ait ...plakalı araç arasında meydana gelen kaza sonucunda, davalıya ait aracın hasarlandığı, davalının hasar bedelinin tahsili istemiyle davacı aleyhine İstanbul Anadolu 20.İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği, davacının, ... plakalı aracın dava dışı...'a usun süreli kiralandığı ve işleten sıfatının bulunmadığı iddiasıyla menfi tespit istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. 18/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesi ile; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." ve geçici 12. maddesi ile de "(1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz." düzenlemesi getirilmiştir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na (HUAK)"Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler gereğince 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nun 4. maddesinde yapılmıştır. TTK'nun 4/1 maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Somut uyuşmazlıkta; davanın 24/03/2021 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açıldığı, davacının, arabulucuya başvurmaksızın dava açtığı, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu belirtilerek verilen görevsizlik kararı doğrultusunda dosyanın 31/03/2022 tarihinde Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği, bu hali ile görevsiz mahkeme aşamasında arabuluculuk eksikliğinin giderilmediği anlaşılmaktadır. 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açılmış olmasına, "arabulucuya başvuru" koşulunun tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre İlk Derece Mahkemesince zorunlu dava şartı arabuluculuk koşulu yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilip karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle; davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
A- Davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,
Buna göre:
1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli karar harcı 732,00 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.326,87 TL'den mahsubu ile arta kalan 1.594,87 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
7-Mahkememizin 04.01.2023 tarihli ara kararı ile konulan tedbirin karar kesinleşene kadar devamına, karar kesinleştiğinde kaldırılmasına,
8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan teminatın Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 392/2 maddesi gereği yasal süre sonunda davacıya iadesine,
B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN ;
1-Davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,
2-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 938,30 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama gideri ile 738,00 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan 300,00 TL posta ve tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/10/2026