İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/425 E. 2026/885 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/425
- Karar No
- 2026/885
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/425 Esas KARAR NO : 2026/885
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/05/2026 KARAR TARİHİ : 03/11/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; "Davacı yurt içi ve yurt dışında verilen konserler için bariyer kurulumu hizmetleri yapmakta olan kimsedir. Müvekkil, davalı bünyesinde yapılan konserlere ilişkin bariyer kurma vb. işlemlerini yapmıştır. İşbu hizmet karşılığında müvekkil tarafından fatura düzenlenmiştir. Müvekkil vermiş olduğu hizmet sonucunda davalının organize etmiş olduğu konserler ile alakalı bariyer düzenleme vb. işçilikleri eksiksiz olarak yerine getirmiştir. İşbu hizmet sebebiyle müvekkil, davalıya; 22.12.2025 tarihli 259.280,40 Türk Lirası bedelli ... Fatura numaralı yapılan hizmetlerin detaylı açıklamasının yapıldığı 20.12.2025 tarihli 110.000,40 Türk Lirası bedelli ... Fatura numaralı yapılan hizmetlerin detaylı açıklamasının yapıldığı iki adet ticari fatura düzenlemiş ve bunları karşı tarafa tebliğ etmiştir. Davalı şirket işbu faturalara bir itirazda bulunmadığı gibi herhangi bir iade fatura gönderimi de söz konusu olmamıştır gelinen aşamada şirket yetkileri ile mail ve Whatsapp üzerinden bir çok yazışma yapılmış, müvekkil şirkete ödeme planları sunulmuşsa da gelinen aşamada kalan bakiye ödeme gerçekleşmemiştir. Müvekkil şirket ödeme yapılacağı vaadiyle bu günedek sürekli oyalanmıştır. Fatura bedelini ödememesi üzerine de tarafımızca 24.03.2025 tarihinde .... İcra Müdürlüğünün 2026/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır. Yapılan bu itiraza rağmen Sayın Mahkemenizce yapılacak yargılama neticesinde de açık ve net olarak müvekkilin davalıdan alacağı olduğu görülecektir. Hal böyle olmakla birlikte hukuken korunması gereken hakkımızın varlığı sabit olup hak kaybına uğramamak adına, davalının malvarlığı değerleri üzerine dosyadaki delil durumu ve alınan kısmi ödemeler gözetilerek teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini önemle talep ederiz. davalının malvarlığı değerleri üzerine dosyadaki delil durumu da gözetilerek teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalı yanca .... icra müdürlüğünün 2026/... e. sayılı dosyası üzerinden yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın --işlemiş faiz olan 3.829,57 tl hariç-- iptali ile icra takibinin devamına; davalı yanın bu haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takip konusu alacak miktarının %20’sinden az olmamak üzere takdir edilecek oranda davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine; yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsilini karar verilmesini" talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; "Davacının müvekkil şirket ile arasında kurulmuş geçerli bir hizmet ilişkisini veya bu hizmetin fiilen ifa edildiğini gösterir hiçbir somut delil sunamadığını, salt faturanın düzenlenmiş olmasının ve vergi dairesine bildirilmesinin tek başına akdi ilişkiyi veya hizmetin ifasını kanıtlamaya yetmeyeceğini, faturaların müvekkil şirket tarafından ticari defterlere işlenmeyerek 13.01.2026 tarihinde ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne üzerinden açıkça reddedildiğini belirterek yaklaşık ispat koşulunun yokluğu sebebiyle ihtiyati tedbir talebinin usul ve yasaya uygun olduğunu, alacağın likit ve belirlenebilir olmaması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartları taşımadığını, davacının faturaların resmi makamlar nezdinde reddedildiğini bildiği halde .... İcra Müdürlüğü’nün 2026/... Esas sayılı icra takibini başlatarak kötü niyetli hareket ettiğini vurgulayıp davanın reddini, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere müvekkil lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, icra inkar tazminatı ile ihtiyati tedbir taleplerinin reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını" talep ettikleri görülmüştür. DELİLLER Delil olarak; gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'na, Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı görülmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Bilindiği üzere görev, 6100 sayılı HMK’nın 1 nci Maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir" şeklinde düzenlenmiştir. Her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen ve bu Kanun’un 4. maddesinde belirtilen diğer düzenlemelerden doğan hukuk davaları "ticarî dava" sayılır (Bkz. Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1106). Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticarî davalar; tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunlar yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır. Nispi ticarî davalar; her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları “ticarî dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticarî davalar ise; yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticarî dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticarî davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Somut uyuşmazlıkta, İTO'ya, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne, Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevaplarından davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, VUK 177/1 deki limitleri aşmadığı, esnaf kaydının olduğu, tacir olmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davada ticari dava koşullarının mevcut olmadığı bu nedenle görevli mahkemenin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulen reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi karannın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 4-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na GÖNDERİLMESİNE, 5-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına, 6-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/11/2026 11:39:27 Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır
n hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*