Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/254 E. 2026/1765 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/254
Karar No
2026/1765
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/254

KARAR NO: 2026/1765

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/09/2022

NUMARASI: 2019/671 2022/614

DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili özetle; Müvekkilinin, ...Anonim Şirketi'nden 21/12/... tarihli, ... sıra numaralı irsaliyeli faturaya konu ... plaka sayılı, ... model ... markalı, ...modelli, ... şase numaralı aracı satın aldığını, taraflarca tedarik edilen işbu aracın faturalandırıldığını, müvekkili tarafından satın alınan aracın alındığı tarihten bu yana sürekli çeşitli arızalar çıkarttığını, müvekkili tarafından yetkili servislere götürüldüğünü, serviste; incelenen araç üzerinde arızalar tespit edildiğinin ve onarıldığının beyan edilerek müvekkiline aracın teslim edildiğini ancak arızaların sürekli tekrarladığını, buna ek olarak her seferinde yeni arızaların da mevcut duruma eklendiğini, müvekkilinin kusuru dahil bulunmaksızın araçta devamlı arızalar meydana geldiğini, aracın sürekli servise götürülmek zorunda kaldığını, bu durumun, müvekkilinin satın almış olduğu aracın ayıplı olduğunun göstergesi olduğunu, söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğunu, müvekkilinin, kanunun kendisine yüklediği tüm külfetleri yerine getirdiğini, müvekkilinin, ortaya çıkan tüm arızalar sonucunda aracını düzenli olarak bakımlara ve şikayetleri üzerine onarım yapılması için yetkili servislere götürdüğünü ve araç üzerindeki arızaların giderilmemesi üzerine gizli ayıbın ortaya çıktığını saptadığını, yasal ve makul süre içerisinde öncelikle sözlü olarak, akabinde de davalılara çıkartılan ihtarnameler ile yazılı olarak satıcıya bildirdiğini, seçimlilik haklarının kullanımı hususunda taraflar arasında herhangi bir sınırlama belirlenmediğini, dava konusu aracın onarılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin ayıp nedeniyle birçok masraf yapmak zorunda kaldığını, ayıp nedeniyle yapılan masrafların da tespit edilip müvekkiline faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, taraflarınca İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/89 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talep edildiğini, dosya kapsamında bilirkişi raporu alındığını, raporda aracın gizli ayıplı araç olabileceği görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiğini iddia ve beyan ederek davanın kabulüne, imkan dahilinde ise, satılan araçta mevcut gizli ayıplardan ötürü aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesine, mahkememiz aksi kanaatte ise araç satış sözleşmesinden dönülmek sureti ile araç satım bedeli olan 234.684,86.-TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 49.000,00.-TL'sinin temerrüt/dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, dava konusu ayıplı araç için yapılan tüm masraf bedelleri olan şimdilik 1.000,00 TL zorunlu giderin temerrüt/dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar talep ve dava etmiştir.

Davalı ...Anonim Şirketi vekili özetle; Dava konusu aracın satış faturasından da görüleceği üzere diğer davalının ... Şubesi'nden satın alındığını, müvekkili şirketin, ne dava konusu aracın satıcısı ne de servis hizmeti vereni olduğunu bu nedenlerle müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemelerde açıldığını, yetkili mahkemelerin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava konusu aracın, 24/12/2019 tarihinde başka bir firmaya satıldığını bu nedenle de davanın konusuz kaldığını, dava konusu aracın, hali hazırda davacıya ait olmadığından, aracın misli ile değişimi veya sözleşmeden dönme sureti ile satış bedelinin iadesinin talep hakkının bulunmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, dava ile iddia edilen ayıbın, süresi içerisinde ihbar edilmediğini, davacının, terditli talepte bulunamayacağını, davacının iki hakkı da talep etme hakkının bulunmadığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, davacının iddialarını dayandırdığı tespit raporunun taraflarının katılımı sağlanmadan tek yanlı alındığını, davacının aracı kullanmaya devam ettiğini, araçtan faydalanamamanın söz konusu olmadığını, davacının talebi olan değişin hususunun müvekkil şirket aleyhine doğuracağı sakınca ile davacı lehine doğuracağı faydanın kıyaslanamayacak derecede büyük olduğunu, araç değişim talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının garanti süresi 2 yıl önce sona ermiş bir aracın yenisi ile değişimini talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının bedele iadesi talebinde talep ettiği faizin hukuka aykırı olduğunu, davacının ancak ve ancak dava konusu aracın davalılara tesliminden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davacıdan kaynaklanan hasarların aracın değerinin düşmesine yol açtığının tartışmasız olduğunu, bunun mahsubunun gerektiğini iddia ve beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...Anonim Şirketi vekili özetle; Dava konusu aracın satış faturasından da görüleceği üzere müvekkili şirketin .../Ankara şubesinden satın alındığını, yetkili mahkemelerin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava konusu aracın 24/12/2019 tarihinde dava dışı ...Anonim Şirketi isimli firma adına tescil edildiğini, dava konusu aracın, hali hazırda davacıya ait olmaması nedeniyle aracın misli ile değişimi veya sözleşmeden dönme sureti ile satış bedelinin iadesini talep etme hakkının bulunmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, dava ile iddia edilen ayıbın, süresi içerisinde ihbar edilmediğini, davacının, terditli talepte bulunamayacağını, davacının iki hakkı da talep etme hakkının bulunmadığını, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, davacının iddialarını dayandırdığı tespit raporunun taraflarının katılımı sağlanmadan tek yanlı alındığını, davacının aracı kullanmaya devam ettiğini, araçtan faydalanamamanın söz konusu olmadığını, davacının talebi olan değişin hususunun müvekkil şirket aleyhine doğuracağı sakınca ile davacı lehine doğuracağı faydanın kıyaslanamayacak derecede büyük olduğunu, araç değişim talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının garanti süresi 2 yıl önce sona ermiş bir aracın yenisi ile değişimini talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacının bedele iadesi talebinde talep ettiği faizin hukuka aykırı olduğunu, davacının ancak ve ancak dava konusu aracın davalılara tesliminden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, davacıdan kaynaklanan hasarların aracın değerinin düşmesine yol açtığının tartışmasız olduğunu, bunun mahsubunun gerektiğini iddia ve beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece özetle; Dosya kapsamından davacının davaya konu aracı dava tarihinden evvel 07/12/2018 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye sattığının anlaşıldığı, TBK'nun 228/2 maddesinde belirtildiği üzere davaya konu aracın davacı tarafından satılması nedeniyle davacının ancak ayıp oranında bedel indirimi talep edebileceği, hükme esas alınan ve teknik açıdan yeterli görülen bilirkişi raporuna göre davaya konu araç arızasının imalattan kaynaklı gizli ayıp vasfını kazandığı, ayıp nedeniyle yapılabilecek bedel indirimi tutarının 60.000,-TL olarak belirlendiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile TBK.nun 228/2. maddesi gereği ayıp nedeniyle uğranılan değer kaybına karşılık 60.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, TBK'nun 228/2. maddesi gereği onarım bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu aracın, 24/12/2019 tarihinde başka bir firmaya satıldığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, davacı firma, dosyada mübrez ruhsattan görüleceği üzere 24.12.2019 tarihinde dava dışı "...A.Ş." isimli firma adına tescil edildiğini, bu doğrultuda dava konusu araç hali hazırda davacıya ait olmadığından, davacının aracın misli ile değişimi veya sözleşmeden dönme sureti ile satış bedelinin iadesini talep etme hakkı bulunmadığını, TTK'nın 23. maddesi’nin atfıyla TBK'nın satış sözleşmesi hükümlerinin “ayıptan sorumluluk” kısmında geçen 231. maddesi gereği “satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” denilmekle ticari satışlardaki zamanaşımı süresi 2 yıl olarak belirlendiğini, bununla birlikte dava konusu aracın garanti kapsamının da 2 yıl olduğunu, dava ile iddia edilen “ayıp” süresi içerisinde ihbar edilmediğini,

tacirler arasındaki ayıp ihbarı TTK 18/3. maddesine göre şekle tabi olduğunu, noter kanalı ile ya da iadeli taahhütlü mektupla yapılmaz ise geçerli ayıp ihbarı yapılmadığının kabul edileceğini, dolayısıyla davacının TTK 23 ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereği ayıp ihbarını malın kendisine tesliminden itibaren, maldaki ayıp açık ise 2, basit bir muayene ile ortaya çıkması mümkün değil ise 8 gün içerisinde müvekkil şirkete iadeli taahhütlü mektupla yahut noter kanalı ile yapması gerektiğini, bu aynı zamanda tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünün bir uzantısı olduğunu, davacının bu şekilde usulüne uygun ve süresinde yapılmış ayıp ihbarı olmadığını, yani davacı süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, söz konusu davada gerek TTK 18/3 gerekse de TTK 23/1/c maddeleri uyarınca kanuna uygun olarak ayıp ihbarında bulunulmamış olduğundan davacı dava konusu araçta satın alındığı tarihten itibaren ayıp olduğunu iddia ettiğini, bu nedenle davacının ayıp olduğunu iddia ettiği ilk durum gerçekleştiğinde 2 gün içerisinde ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, dava dilekçesinde ya aracın misli ile değişimi ya da aracın iadesi ile satış bedelinin iadesi talep edildiğinden, davacının tek taraflı olarak taleplerini arttıramayacağını, davacının işbu dilekçe ile yeni talep ettiği değer kaybı ödenmesi talebine muvafakat etmediklerini, bu nedenlerle; dava konusu araç hali hazırda dava dışı bir firmaya ait olduğundan davacının dava dilekçesinde talep ettiği 2 seçimlik hakkı talep etme hakkı bulunmadığından ve davacının dava dilekçesinde talep etmediği bir talebi işbu dilekçe ile talep etmesine muvafakat etmediklerini, dava konusu aracın ayıplı olmadığını, değer kaybına yönelik itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişilerce belirlenen değer kaybının fahiş olduğunu, dava konusu aracın 2. el piyasayasında dava konusu iddia edilen ayıp nedeniyle değerinden daha düşük bir bedelde satılıp satılmadığı yerel mahkemece denetlenmemiş zira dava derdest iken dosyada mübrez ruhsat fotokopilerinden dava konusu aracın 2. elde satıldığı biliniyor iken yerel mahkemece bu noktada bir değerlendirme yapılmadığını,

davacı vekilinin beyan ettiği üzere aracı satan davacı ile aracı satın alan dava dışı 3. kişi firma birbirleri ile bağlantılı, aralarında ilişki bulunan şirketler olduğunu, bu açılardan bilirkişilerin yaptıkları tespitler denetime elverişli ve her türlü şüpheden uzak olmadıklarını, bu vesile ile bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece reddedilen tazminat üzerinden lehlerine vekalet ücretinin hatalı tespit edildiğini, davacı taraf harca esas değer olarak 234.684,86 TL belirttiği ancak davasını 60.000,00 TL üzerinden kabulünü talep ettiğini, bu hali ile reddedilen kısımdan hesaplanacak vekalet ücretinin taraflarına ödenmesi gerekirken aksi karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece ıslah tarihinden itibaren ıslah edilen kısma faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin dava değerine avans faiz işletmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir an için faize hükmedilecek ise bu faizin türünün yasal faiz olması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında satılanın ayıplı olarak teslim edilmesi nedeniyle misli ile değişimi olmadığı takdirde iadesi ile bedelinin tahsili ve uğranılan maddi zararın tazmini, davacının 01.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 60.000,00 TL değer kaybının tahsili talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılanın ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının bulunup bulunmadığı, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, hükmedilen tazminat miktarı, faiz ve vekalet ücretinin hatalı hükmedilip hükmedilmediği noktalarındadır.

Davacı şirket, davalı .... A.Ş. 'den 21.12.... tarihli faturaya göre dava konusu aracı 234.684,86 TL bedelle satın almıştır.

Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle aracın satıcıya iadesi ile bedelinin tahsili ve uğranılan zararın tazmini istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Somut olayda, davalılarca zamanaşımı itirazında bulunulmasına rağmen Mahkemece zamanaşımı itirazı yönünden olumlu veya olumsuz herhangi değerlendirme yapılmadan, dava konusu aracın resmi satış sözleşmesi getirtilmeden, aracın davalı tarafından ne kadar bedelle satıldığı tespit edilmeden karar verilmiştir.

Bu durumda Mahkemece öncelikle davalıların zamanaşımı itirazını değerlendirilerek, dava konusu aracın resmi satış sözleşmesi de dosyaya getirtilerek, aracın ikinci el satış bedeli ile ayıpsız hali gözönüne alınarak satılabileceği bedele göre, resmi satış sözleşmesindeki bedel de değerlendirilerek, değer kaybı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Davalılar tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemleri halinde kendilerine iadesine,

3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle 08/10/2026 tarihinde karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 08/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/254, K. 2026/1765, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-254-e-2026-1765-k-7378d9c64b4c