Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/39 E. 2026/1545 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/39
Karar No
2026/1545
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2026/39

KARAR NO :2026/1545

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:(KAPATILAN)BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:15/10/2025

NUMARASI:2022/211 Esas - 2025/1035 Karar

DAVA:Ticari Şirket (Fesih İstemli)

DAVA TARİHİ:03/03/2022

İSTİNAF KARAR TARİHİ:23/09/2026

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette eşit paya sahip ortaklardan olduğunu, şirketin 30/12/2021 tarihinden itibaren müdürsüz kaldığını ve organsız duruma düştüğünü, eşit sermaye payına sahip iki ortak arasındaki uyuşmazlık nedeniyle müdür seçiminin yapılamadığını ve şeklen mevcut durumda bulunan organların karar alamayacak hale geldiğini, ortakların boşanmış olmaları nedeniyle aralarındaki husumetin şirketin amacına ulaşmasını engelleyecek derecede sürdüğünü, şirketin kuruluş amacı gıda ticareti olmasına rağmen yıllardır bu alanda faaliyetinin bulunmadığını, şirketin yalnızca kirada olan taşınmazları ile kira gelirleri bulunduğunu ileri sürerek, TTKnın 636. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca haklı sebeple şirketin feshi ve tasfiyesine, bu kapsamda gerekli önlemlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili; davacının TTKnın 636. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen ortak sıfatını yitirdiğini, Bakırköy 3. ATMnin 2019/644 Esas sayılı dosyasında davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, bu sebeple davacının sıfatının kalmadığını ve aynı maddenin üçüncü fıkrası bağlamında hak ileri sürme yetkisinin bulunmadığını, anılan maddede sayılan sınırlı sebeplerin hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediğini, davacının koruma niyetiyle değil yok etme saikiyle hareket ettiğini, davanın meşru bir amacı konu almadığını,şirket müdürünün seçilmesine bizzat engel olan davacının açtığı davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu, şirketin gayri faal olduğu iddiasının doğru olmadığını, şirketin devam eden cami inşaatı bulunduğunu belirterek; davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, ortak sıfatının bulunmaması ve şirkete yönetim kayyımı atanmış olması nedeniyle davanın esastan reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece;her ne kadar feshin son çare olduğu ilkesi gereğince davalı şirketin feshi ve tasfiyesi yerine davacının şirketten çıkarılması veya uygun olabilecek başka bir çözüme karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, davalı şirketin iştigal konusunun ve kuruluş amacının gıda ticareti olmasına rağmen yıllardır bu alanda bir faaliyeti bulunmadığı, şirketin sadece kirada bulunan taşınmazlarının olduğu ve sadece kira gelirlerine sahip bulunduğu, şirketin bu amaçla kurulmadığı gözetildiğinde, bir araya gelemeyen ve eşit hisseye sahip iki ortak yönünden şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinin en uygun çözüm olacağı gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil sırasında kayıtlı davalı ... Şti'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ...'ün görevlendirilmesine karar verilmiştir.Feri müdahil vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine Mahkeme 11/12/2025 tarihli ara kararla, feri müdahilin ancak yanında katıldığı taraf istinaf talebinde bulunursa kararı istinaf edebileceği, 08/12/2025 tarihi itibariyle davalının istinafı olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın derdest olması ve feragat nedeniyle kesin hüküm teşkil eden hususlar bulunması karşısında davanın usulden reddi gerektiğini, davacının fesih davasının sonucundan tatmin olmayıp feragat etmiş olmasına rağmen diğer davaların derdest bulunduğunu, bankalara yazılan müzekkerelere verilen cevaplar neticesinde davacıya 1.500.000-TL nakit ve 1.500.000-TL değerinde çek verildiğinin ispatlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ticari defterleri incelenmeden yalnızca Bakırköy 3. ATM'nin 2019/644 Esas sayılı dosyasında alınan önceki raporlara atıf yapıldığını, her davanın bağımsız olduğunu ve önceki raporların yeni davaya esas alınamayacağını, şirketin 13/09/2024 tarihinden itibaren kayyım tarafından idare edildiğini, kayyımlık ilişkin uyuşmazlıklarda Türk Ticaret Kanunu'nda ayrı bir düzenleme bulunmadığından Türk Medeni Kanunu'nun 483. maddesinin uygulanması gerektiğini, dava süresince kayyımlar eliyle şirketin zarara uğratıldığını, şirketteki olumsuzlukların bizzat davacının kusurlu eylemlerinden kaynaklandığını, kimsenin kendi kusurundan kendi lehine hak çıkaramayacağını, bu nedenle feshin son çare olması ilkesinin şartlarının gerçekleşmediğini ve en uygun çözümün davacının ortaklıktan çıkarılması olduğunu, davacının ilkokul mezunu olup şirketi yönetme vasfını haiz bulunmadığını, hem davanın tarafı olması hem de şirketin mali ve muhasebesel iş ve işlemlerini yapmaya ehil olmaması nedeniyle tasfiye memuru olarak görevlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, TTK'nın 636/2. maddesi uyarınca, davalı şirket müdürünün süresinin dolduğu ve yeni müdürlerin de seçilmediği, bu şekilde zorunlu organ boşluğu bulunduğu gerekçesiyle, şirketin feshi ve tasfiyesi istemlidir.Mahkemece, şirketin kuruluş amacı doğrultusunda faaliyet göstermediği, ortakların bir araya gelemediği, alternatif bir çözümün de olmadığı gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak davacının görevlendirilmesine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık; davacının dava tarihi itibariyle ortaklık sıfatını ve dolayısıyla dava açma ehliyetini haiz olup olmadığı, önceki davalardaki feragat ve derdestlik iddialarının bu davaya etkisi, Türk Ticaret Kanunu'nun 636. maddesinin ikinci fıkrası anlamında haklı sebebin gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarında toplanmaktadır.6102 sayılı TTK.636. maddesi :" (1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle ,b) Genel kurul kararı ile,c) İflasın açılması ile d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde,

(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.

(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir......."hükmünü haizdir.Davacı ''organsızlık'' nedenine dayalı olarak davayı açmış olup organ yokluğu tespiti açık sicilden incelemeyle anlaşılan, bilirkişi incelemesine gerek olmaksızın çözülebilecek somut bir durumdur. TTK'nın 636.maddesinin sonuçları bakımından gerçekleşmesi halinde mahkemece fesih kararı verilmesi zorunluluğu ile haklı sebeple fesih davasından ayrılmaktadır.Limited şirkette devamlı ve zorunlu organ müdürler kuruluyken devamlı olmamakla birlikte diğer zorunlu organ ise genel kuruldur. Genel kurulun toplanamaması, toplansa bile kanunen zorunlu olan müdür/müdürler kurulunu seçemediği durumda da bunun fesih sonucu doğurup doğuramayacağı,organsızlığa sebebiyet verip vermeyeceği ise somut olayın şartlarına göre belirlenecek bir husustur. Organsızlık durumunun 6102 sayılı TTK ile getirilmiş önemli şartlardan biri uzun süre şartıdır. Böyle bir şart öngörülmesiyle hükümde tanınan hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçmek ve sürekli olarak şirket aleyhine fesih davalarının açılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.Limited şirket organlarının, üyelerinin veya pay sahiplerinin kendi aralarındaki menfaat çatışmaları ya da fikir ayrılıkları sebebiyle farklı yönde oy kullanmaları veya toplantıya katılmamaları gibi sebepler neticesinde organın geçerli toplantı ve karar yeter sayıları uyarınca hiçbir konuda yahut limited şirket faaliyetleri ve işleyişi için büyük önem arz eden konularda sürekli şekilde karar alamayacak duruma gelinmesi, doktrinde “...” (...) şeklinde adlandırılmaktadır. (Soykan İsmail Cem, Anonim Ortaklıklarda Organ Yokluğu, Oniki Levha Yayıncılık, 2012, s. 165)

Organ yokluğunun anlamı geniştir.Yasanın gösterdiği her türlü kolaylığa rağmen, açılan yönetim veya denetim kurulu üyeliklerine atama yapılmaması veya yapılmayarak organın oluşmasına engel olunması, örneğin genel kurulda yönetim kurulu üyesi ve denetçilerin seçiminde, oyların kilitlenmesi ve çoğunluğun sağlanamaması halinde yasal organlar seçilemez. (Pulaşlı, Şirketler Hukuku, s. 506). Bu kapsamda hem Anonim şirket hem limited şirket de genel kurulda organların seçimindeki kilitlenme süresinin uzun süredir devam ediyor olmasının organsızlığın geniş yorumlanması kapsamında kabul edilebileceği görülmüştür. Gerçekten oylarda yaşanan eşitlik yahut devamlı olumsuz oyların çoğunlukta bulunması sebebiyle “sürekli olarak”, bilânçosunu ve kâr zarar hesaplarını tasdik ve dolayısıyla müdürler kurulu üyelerini, müdürlerini ve denetçilerini ibra etmeyen kâr dağıtmayan, organlarının üyelerinin mâli haklarının içeriğini belirleyemeyen bir limited ortaklığın “yönetildiği” söylenemez. (Soykan İsmail Cem, Anonim Ortaklıklarda Organ Yokluğu, Oniki Levha Yayıncılık, 2012, s. 264)Yasa koyucunun TTK'nın 636. maddesinin üçüncü fıkrasında fesih yerine alternatif çözüm yollarının araştırılmasını öngörmesine rağmen ikinci fıkrasında bu yönde bir düzenleme bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle zorunlu organların uzun süreden beri oluşturulamaması, müdürün dinlenmesi ve uygun süreye rağmen durumun kanuna uygun hale getirilememesi halinde mahkemece şirketin feshine karar verilecektir.Eldeki dava TTK'nın 636/2 maddesine dayandırıldığına göre mahkemece yapılması gereken, görev süresi dolan müdürün dinlenmesi, durumun kanuna uygun hale getirilmesi için uygun bir süre verilmesi,atanan kayyım marifetiyle genel kurulun toplantıya çağrılması, temsil ve ilzama yetkili müdürün seçimi gündeminin genel kurulda oylanması için görevlendirme yapılmasından ibarettir. Somut olayda davalı şirkete yönetim kayyımı atanmış ancak süresi dolan müdür usulünce çağrılarak dinlenmemiş, şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için uygun bir süre verilmemiştir. Ayrıca uzun süre şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun somut olay özelinde değerlendirilmeden dava, limited şirketin haklı nedenle feshi davasıymış gibi değerlendirme yapılarak alternatif çözümlerin de olmadığı kabulü ile şirketin feshine karar verilmiş olması ,kabule göre de taraflar arasında husumetin yoğunluğu gözetilerek eşit paylı davacı ortağın tercih edilerek tasfiye memuru atanması doğru olmamıştır.Öte yandan, davacının Bakırköy 3 ATM'nin 2019/644 Esas sayılı dosyasında şirketin feshi davası açmış olması sebebiyle davalının derdestlik itirazı olmuşsa da, anılan dosyada haklı sebeple feshe dayanılmış iken somut olayda kanunen oluşturulması gereken zorunlu organların oluşturulamaması sebebine dayanılmış olup,farklı hukuki sebebe göre açılan davada derdestlik oluşmayacağından davalı tarafın istinaf sebebi bu yönüyle yerinde değildir.Yine davacı; ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi kararından sonra davadan feragat etmiş olmakla, davalı şirket ortağı olarak eldeki davada aktif husumetini koruduğu anlaşılmış, ortaklık sıfatı kalmadığına dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; feri müdahilin davalı şirket yanında kararı istinaf etmesi mümkün iken henüz davalı tarafın istinaf başvuru süresinin dolması beklenmeden feri müdahilin kararı tek başına istinaf etme hakkı olmadığı gerekçesiyle reddi doğru değil ise de ek karar feri müdahil tarafından istinaf edilmemiştir. İlk derece mahkemesince ; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli deliller toplanıp değerlendirilmediğinden,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; (Kapatılan)Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2025 Tarih 2022/211 Esas - 2025/1035 Karar sayılı kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/39, K. 2026/1545, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-39-e-2026-1545-k-de79a846823a