Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2364 E. 2026/1170 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2364
- Karar No
- 2026/1170
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2364 KARAR NO : 2026/1170
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/12/2022 (Dava) - 02/11/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/1047 Esas - 2023/881 Karar DAVA : Limited Şirket Müdürünün Azli BAM KARAR TARİHİ : 19/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:19/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1047 Esas-2023/881 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı ...'nın Bergama Ticaret Sicilinde kayıtlı .... Şti'nin %50 hisse oranında ortakları olduklarını, şirketin 07/03/2012 tarihinde kurulduğunu, davalının şirket müdürü olarak tek imza yetkisi ile görev yaptığını, davalının, şirket yönetimi konusunda gerekli özeni yerine getirmediği gibi, şirketi gerek... Bankası gerekse... Bankası'ndan kullanmış olduğu yüklü krediler ile borçlandırdığını ve müvekkiline şirketin faaliyetini sürdürmekte olduğu taşınmazın maliki olmasından kaynaklı olarak hiçbir kira bedeli ödemediğini, müvekkiline hiçbir kar payı da vermediğini, ancak kendisinin şirket üzerinden elde ettiği malları kendi adı üzerinden pazarlayarak ciddi anlamda gelir elde ettiğini, en önemlisinin de TTK gereğince şirket müdürünün asli görevi olan ve her yıl yapılması gereken genel kurulu toplamadığını, kaldı ki davalı tarafa şirketin temsili hususunda çift imza olması gerektiği birçok kez belirtilmişse de bu konuda hiçbir adım atılmadığını, aksine şirketi daha fazla borçlandırmaya yönelik davranışlarda bulunduğunu, şirketin faaliyet konusunun zeytin ve zeytinyağı üretimi ve pazarlaması olduğu da göz önünde bulundurulduğunda mevsimlik bile olsa çalışan kişilerin sigortalarının yapılması gerekirken sigortasız işçi çalıştırdığını, davalı tarafça hesap verilmediğini, bu hususta davalı tarafa 28/09/2022 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davalının vermiş olduğu cevapta yuvarlak cümleler ile geçiştirdiğini, müvekkilinin şirketin mali, hukuki durumları hakkında yıllardır bilgilendirilmediğini, davalının, şirketten elde ettiği ürünleri birinci derece yakınları üzerinden pazarladığı kanaatinde olduklarını, adeta şirket içinde şirket yaratarak kendi lehine çıkar sağladığını, bu nedenle mahkeme tarafından şirketin bulunduğu Bergama ilçesindeki tüm kargo firmalarından davalının nüfus kaydının da çıkarılarak birinci derece yakınlarının da ne kadar çok gönderisi olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, ayrıca şirketin faaliyet alanı ile ilgili olarak zeytinyağı firmalarına müzekkere yazılmasını ve hem müvekkilinin ortağı olduğu şirketin hem de davalının adına ödenen ücretler olup olmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, müvekkili ile davalının, şirket ortağı oldukları gibi aynı zamanda bir takım taşınmazlarda da ortak malik durumunda olduklarını, bu nedenle davalıya karşı açılan başka davalar olduğundan dolayı davalının yakın zamanda müvekkilini telefonla arayarak açıkça tehdit ettiğini, özen yükümlülüğüne aykırı davranan ve bu eylemleri sürekli hale dönüşen şirket müdürü davalının görevden alınması için mahkemeye başvurulması zorunluluğunun doğduğunu belirterek, bu dava sonuçlanıncaya kadar .... Şti ile ilgili olarak tüm bankalara müzekkere yazılarak tedbir kararı verilmesine ve şirketin geçici olarak bir kayyım tarafından yönetilmesine, davalının müdürlük görevinden alınmasına, uygun görülmesi halinde bir temsilci atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiası doğru olmadığı gibi kötü niyetli olup, aslında başka sebeplere dayandığını, 23/05/2018 tarihli anılan genel kurul tutanağından görüleceği üzere; şirketin kuruluşundan itibaren 2012-2013-2014-2015-2016 ve 2017 yılına ait genel kurul toplantılarının bu tarihte yapılarak faaliyet raporlarının okunduğunu ve şirket kârının ortaklara dağıtılmayarak, şirket bünyesinde bekletilmesine oy birliği ile karar verildiğini, davalı müdürün de oy birliği ile ibra edildiğini, şirketin kuruluşundan itibaren davalı ... şirketin temsile yetkili müdürü olarak atanmış bulunup, özellikle davacının bunu istediğini, çünkü şirketin kuruluşunda hissedar olan eşinin (davacının eşi ....'ın) resmi ve idari işlerle muhatap olmasını davacının istemediğini, 2018 yılında yapılan hisse devrinden sonra da, tarafların aldığı genel kurul kararından da (23/05/2018 tarihli genel kurulda) belli olduğu üzere, ...’nın şirket müdürlüğüne seçildiğini, davacı ve davalı kardeş olup, söz konusu şirket dışında, birlikte hisseli oldukları pek çok taşınmaz bulunduğunu, ancak davacının 2022 yılı 9.ayından sonra taşınmazlarda problemler ve sorunlar çıkartarak, davalıya karşı başkaca davalar açtığını, dolayısıyla açılan bu davanın da aslında diğer davalarda, müvekkili ...'ya baskı yapmak ve diğer davalarda istediklerini almak için, gerçekte olmayan sebeplerle açılmış bir dava olduğunu, TTK m.616/1-b ve 630/1 gereği davacının genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile müdürün görevini sona erdirmesi mümkün olduğu halde sözü edilen yola başvurmaksızın, işbu davanın açılmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, ayrıca genel kurulun kâr dağıtmaya ilişkin kararı ile kâr payı alacağının muacceliyet kazanacağını, davacının alacak davası açma, genel kurul kararı alma, alınan kararların iptalini talep etme hakkı varken, bu yollara da başvurmaksızın işbu davayı açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaları hukuki mesnetten yoksun, gerçek olmayan iddialar olup, amacı şirkete kayyım ataması yaptırarak şirketi işlevsiz hale getirmekten ibaret iddialar olduğunu, davacının ileri sürdüğü sebeplerin hiçbiri haklı sebep olmadığı gibi, 07/10/2022 tarihli cevabi ihtarname ile davacıya her türlü konuda bilgi de verildiğini, özel olarak serbest muhasebeciye talimat verildiğinin belirtildiğini, ancak davacının amacı ve derdi bilgi almak olmadığı için tek bir kez dahi şirket muhasebecisinden bilgi alma gereği duymadığını, müdürün mahkemece azline ilişkin davada uygulanacak yasa maddesi olan TTK m.630/3'de haklı sebeplerin varlığı açıklanırken, müdürün ancak ve ancak şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi durumunda veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi durumunda ortakların, yöneticilerin/müdürün yönetim hakkının kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebileceklerinin belirtildiğini, davacının dilekçesinde somut delile dayanan hiçbir haklı sebep olmadığının ortada olduğunu, ayrıca bir şirketin kâr elde etmeye başladıktan sonra kâr payı dağıtabileceğini, 2019 yılında da şirketin zarar ettiğini, kâra geçmesi için yatırım yapmasının tüm ortakların menfaatine olan bir durum olduğunu, yatırım yapan şirketin 2020 ve 2021 yıllarında da çok cüz'i bir kâr elde ettiğini, yedek akçe ayrıldıktan sonra da bir kâr oluşursa şirket bünyesinde bekletilmesine karar verildiğini, şirketin SGK, vergi dairesi ve icra daireleri nezdinde herhangi bir borcu bulunmadığını, ... Bankası .... Şubesi ve... Bankası ... Şubesinde çok cüz'i kredi borçları bulunmakta olup, bu borçların da şirkete yapılan yatırımlarla ilgili olduğunu, taksitlerinin günü geçirilmeksizin ödendiğini, ortada temerrüde düşen herhangi borç da bulunmadığını, sigortasız herhangi bir personel bulunmadığını, şirketin hesapları da incelendiğinde tüm işlemlerin mevzuata uygun olarak yapıldığının, şirket hesabından bugüne kadar herhangi bir şekilde usulsüz para aktarımı yapılmadığının görüleceğini, tüm kayıtların usulüne uygun tutulduğunu, davacıya şirket hakkında bilgi verilmediğinin de doğru olmadığını, davacının, şirketin %50 hissedarı olarak her zaman kendisinin de genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip olduğunu, şirketin mali müşavirinden sürekli bilgi aldığını, ayrıca şirketin binasının davalı ve davacıya ait olduğunu, bu bina şirkete kiralanmış olsa da davalı tarafın da şirketten bugüne kadar bir kira bedeli almadığını, fabrika binası hakkında ortaklığın giderilmesi davası açarak, şirketi işlevsiz hale getirmeye çalışan ve şirketi zor duruma düşürenin davalı değil, davacının ta kendisi olduğunu, müvekkilinin kendisine ait pek çok taşınmazı olup, bu taşınmazlarda bulunan zeytin mahsulünü işlediğini, dolayısıyla şirketten ayrı olarak kendi adına mevcut zeytin yağları bulunduğundan bunların satışını yapmasında hiçbir hukuki engel bulunmadığını, söz konusu satışların şirketle bir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafın algı yaratmak adına, aynı zamanda iftira niteliğinde suçlama yaparak, şirketin ürünlerinin sözde davalının birinci derece yakınları üzerinden pazarlandığı iddiasının hiçbir somut delile dayanmayan, abesle iştigal iddialar olduğu gibi, bir takım yerlere müzekkere yazılmasının da aynı zamanda kişisel verilerin korunması hakkındaki mevzuata açıkça aykırı talepler olduğunu, haklı sebeplerin varlığını ispat etmek için delil göstermesi gereken tarafın davacı olduğunu, davacının dedikodu mahiyetindeki beyanlarla/iddialarla, delil göstermeden sonuca ulaşmak istediğini, baskı amacıyla işbu davayı açtığını, şirket müdürü görevde olup, şirkette herhangi bir yönetim boşluğu bulunmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "....Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının talebinin, limited şirket müdürünün yönetim hakkı ile temsil yetkilerinin haklı sebeplere dayalı olarak mahkeme kararı ile kaldırılması ya da sınırlandırılmasına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 630/2 ve 3 hükümlerine dayandığı, bahsi geçen hükümlerin; ' V-Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması-madde 630-(l) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. (3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. (4) Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır.' düzenlemesini içerdiği, böylelikle, davacının, davalı şirket müdürünün azline, yani temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılmasına yönelik talebinin yerinde olup olmadığının tespiti için, davalının müdürlükten azlini gerektiren haklı sebeplerin bulunup bulunmadığının, yani 6102 sayılı TTK m. 630/3 hükmü anlamında davalının 'özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi' olarak mütalaa edilebilecek durumların söz konusu olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, bu çerçevede bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 2018-2019-2020-2021 yılları için hesaplanan öz varlık hesabının gerçek hesaplama değerlerini yansıtmadığı, 2022 yılı öz varlık değerinin negatif değer hesaplandığı ve 2022' de sermayenin 2/3' ünün karşılıksız kaldığı, 2018-2019-2020-2021 yıllarında şirketin hesaplarının bulunduğu banka kayıtlarının muhasebe kayıtlarında yer almadığı, kasa hesabı hesap kodu 100.00 ve davalıya ait Ortaklara Borçlar hesabı hesap kodu 331.01, hesapları kullanılarak alıcı satıcı ve diğer ödeme işlemlerinin kaydının yapıldığı, bu kayıtların banka hesapları ile uyumlu olmadığı, 2018-2019-2020-2021-2022 yıllarında şirketin birden fazla bankadan kredi kullandığı, kullanılan kredilere ait işlemlerin muhasebe hesaplarına kayıt zamanı ve düzeni içinde kayıtlarının yapılmadığı, 2018-2019-2020-2021 yıllarında banka kayıtlarının, düzenli, kayıt zamanına ve işlem tutarlarına bağlı kalınarak yapılmadığı, dolayısı ile şirketin bilanço hesaplarının ve gelir tablosu hesaplarının gerçek değerleri yansıtmadığı, kasa bakiyelerinin çok yüksek olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, bazı fiktif kayıtlarla işlem gerçekleştirildiği, ... Bankası A.Ş ...Şubesi...hesabına ... Tic.Kredi Kullandırım açıklaması ile 1.845.000 TL aktarıldığı, 2021 yılı içerisinde kredi faiz ve komisyon ve bsmv toplam 89.589,83 TL ödeme yapıldığı, muhasebe kayıtlarına alınmadığı,.... Bankası A.Ş ...Şubesi .... hesabına.... nolu kredi hesabından Tic.Kredi Kullandırım açıklaması ile 20.000 TL, ... nolu kredi hesabından 52.000 TL, ... nolu kredi hesabından 450.000 TL olmak üzere .... Bankası ...Şubesinden toplam 522.000 TL kredi kullanıldığı, 2021 yılı içerisinde kredi faiz ve komisyon ve bsmv toplam 12.082,33 TL ödeme yapıldığı, muhasebe kayıtlarına alınmadığı,... Şti. Pos satışları açıklaması ile 2018-2019-2020-2021 yılları banka kayıtlarından görünen toplam 192.515,06 TL ve 2022 yılı ... Şti. Defteri Kebir 120 hesap koda yapılan kayıtların toplamı 200.035,16 TL, toplamda 392.550,22 TL(192.515,16+200.035,16) pos satışa ait işlemlere ilişkin faturaların malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren yedi gün içinde düzenlenmediği, bu durumun 'mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.' şeklindeki vergi ziyaı tanımını kapsadığı, şirket muhasebe kayıtlarının mevzuata ve kayıt zamanına uygun yapılmadığı, usulsüz ve vergi ziyaına sebebiyet verilecek işlemlerin yapıldığı, şirket finansmanının iyi yönetilmediği, davalı şirket müdürünün işlem ve eylemlerindeki bu aykırılıkların TTK m. 630/3 hükmü anlamında davalının şirket müdürlüğünden azli bakımından haklı sebep olarak nitelendirilmesi gerektiği, davalının müdürlükten azli sonucu şirketin organsız kalacağı, bu husus göz önüne alındığında karar kesinleştikten sonra şirketin organsız kalmaması için şirket tarafından yeni bir şirket müdürü veya müdürler kurulu seçilene kadar .... .Şirketi ' ne tedbiren yönetici kayyum atanması gerektiği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmakla; DAVANIN KABULÜ İLE, davalı ...' nın .... Şirketi şirket müdürlüğünden AZLİNE, karar kesinleştikten sonra şirketin organsız kalmaması için şirket tarafından yeni bir şirket müdürü veya müdürler kurulu seçilene kadar ...Şirketi' ne tedbiren yönetici kayyum olarak SMMM ...' ın ATANMASINA, kayyum için aylık 4.000,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin şirket tarafından karşılanmasına..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "...Mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, deliller toplanmadan karar verildiğini, delillerin değerlendirilmesinde isabetsizlik yapılarak, tek yanlı hüküm oluşturulmuş olup, kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kararda, davacı ve davalının dilekçeleri ve bilirkişi raporunun olduğu gibi karara geçirildiğini, somut olaya bağlantı yapılmadan, TTK'nın 630/2-3 hükümlerine göre şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin ağır bir şekilde ihlal edilip edilmediğine dair yöntemine uygun şekilde bilirkişi raporu oluşturulmadan, bilirkişinin soyut beyanları karara geçirilmek suretiyle davalı müvekkilinin azlinin haklılığına karar verilmiş olmasının doğru olmadığını, gerekçeli kararda hangi hususun ağır ihlal sayıldığı ve bunun karşılığında hangi zararın oluştuğunun açıklanmadığını, karara esas tutulan bilirkişi raporunda; defterlerin noter açılış ve kapanış tasdikinin yasal süresi içerisinde yaptırıldığı ve 23/05/2018 yılında yapılan bütün ortakların hazır bulunduğu ve itiraz edilmeyen olağan genel kurul toplantısında; 2012-2013-2014-2015-2016 ve 2017 yıllarına ait genel kurul toplantılarının bu tarihte yapılarak, faaliyet raporlarının okunduğu ve şirket kârının ortaklara dağıtılmayarak şirket bünyesinde bekletilmesine oy birliği ile karar verildiği ve müdürler kurulunun da oybirliği ile ibra edildiğinin bildirildiğini, 2018-2019-2020-2021-2022 yıllarına ait gündem maddelerinin görüşülmesi için 02/03/2023 tarihinde şirket müdürler kurulunun toplanarak, genel kurul toplantı kararı alındığını, bir suretinin davacı şirket ortağı ...'ya PTT yoluyla iadeli taahhütlü olarak iletildiğini ve tebliğe rağmen, genel kurul toplantısına davacının iştirak etmediğini, dolayısıyla; davacının kötü niyetli olarak şirket faaliyetlerini durdurma amacında olduğu böylece ortaya çıkmasına rağmen bu hususlardan kararda hiç bahsedilmediğini, davacı ve davalı kardeş olup, söz konusu şirket dışında, birlikte hisseli oldukları pek çok taşınmaz bulunduğunu, ancak davacının 2022 yılı 9.ayından sonra, işbu davaya konu şirket dışında kalan ve tarafların hisseli oldukları taşınmazlarda problemler çıkartarak, davalıya karşı başkaca davalar açtığını, dolayısıyla bu davanın da aslında; davacının davalıya karşı açmış olduğu diğer davalarda müvekkiline baskı yapmak ve diğer davalardaki istediklerini almak için, gerçekte olmayan sebeplerle açılmış bir dava olduğunun gözden kaçırıldığını, TTK m.616/1-b ve 630/1 gereği davacının genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile müdürün görevini sona erdirmesi mümkün olduğu halde sözü edilen yola başvurmaksızın, işbu davanın açılmasında davacı hissedarın hukuki menfaati bulunmadığını, ayrıca genel kurulun kâr dağıtmaya ilişkin kararı ile kâr payı alacağının muacceliyet kazanacağını, kaldı ki; davacının alacak davası açma, genel kurul kararı alma, alınan kararların iptalini talep etme hakkı varken, bu yollara da başvurmaksızın işbu davayı açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların gerçek olmayıp, amacının şirkete kayyım ataması yaptırarak şirketi işlevsiz hale getirmekten ibaret olduğunu, davacının ileri sürdüğü sebeplerin hiçbiri haklı sebep olmadığı gibi, 07/10/2022 tarih cevabi ihtarname ile davacıya bilgilendirme yapılarak, özel olarak serbest muhasebeciye talimat verildiğinin belirtildiğini, ancak davacının amacı ve derdi bilgi almak olmadığı için tek bir kez dahi şirket muhasebecisine gidip bilgi alma gereği duymadığını, hal böyle iken davalı müvekkilinin müdürlük görevini layıkı ile yerine getirmediği iddiasının kanıtlanmadığını, çünkü şirketin SGK, vergi dairesi ve icra daireleri nezdinde herhangi bir borcunun bulunmadığını, .... Bankası ve... Bankası’nda çok cüz'i kredi borçları bulunmakta olup, bu borçların da şirkete yapılan yatırımlarla ilgili olduğunu, taksitlerin günü geçirilmeksizin ödendiğini, ortada temerrüde düşmüş herhangi bir takip veya borç da bulunmadığını, çalışan personelin tamamının geçmiş tarihlerde olduğu gibi sigortalı çalıştırıldığını, şirketin hesapları da incelendiğinde tüm işlemlerin mevzuata uygun olarak yapıldığının, şirket hesabından bugüne kadar herhangi bir şekilde usulsüz para aktarımı olmadığının görüleceğini, bilirkişi raporunda; bankalardan kullanılan kredilerin şirket muhasebe kayıtlarına işlenmediğinin tespit edildiği bildirilmiş ise de, bankalara ödenmemiş bir kredi borcunun olmadığının da bankalardan gelen ekstreler ile belirlendiğini, dolayısıyla; şirket için çekilen kredi borçlarının ödendiğini ve ödenmekte olup gecikmiş kredi borcu bulunmadığından şirket müdürünün şirketi zarar soktuğunun söylenmesinin mümkün olmadığını, yine bilirkişi raporunda; pos satışına ait işlemlere ilişkin faturaların, 7 gün içerisinde düzenlenmediği tespit edilmiş ise de; kesilmemiş bir fatura bulunmadığının, sadece söz konusu faturaların geç düzenlendiğinin ortaya çıktığını, bununla beraber, raporda kaç adet faturanın bu şekilde geç düzenlendiğinin bildirilmediğini, sonuç olarak pos hesabı ile şirkete giren ödemelere ilişkin satışlar/faturaların geç de olsa ticari defterlerde gözükmekte olup, davacı şirket ortağının bir zararı olmadığı gibi, bu konuda şirkete tahakkuk ettirilmiş bir ceza da bulunmadığını, bilirkişi raporunda sadece 2019 ve 2022 yılının zararla kapatıldığının tespit edildiğini, bu durumun da; dönemsel ... yapılan zeytin/zeytinyağı sektöründe, ülkedeki enflasyonun ve üretim fiyatlarının artmasından ancak zeytinyağı fiyatının önceki yıla göre aynı şekilde kalmasından kaynaklanmış bir durum olup, davalıdan kaynaklanan bir durum olmadığını, bilirkişi raporuna yapmış oldukları bu itirazlar karşısında ek rapor dahi alınmamasının hatalı olduğunu, hatta davacının delil listesinde belirtilen deliller dahi toplanmadan soyut bilirkişi raporu ile karar verildiğini, davacının davasını ispat edemediğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, limited şirket müdürünün haklı nedenlerle azli istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı ve davalının kardeş olup davadışı ...Şti.' nde %50'şer pay ile ortak oldukları, 2012 yılında kurulmuş olan şirkete davacının, 2018 yılında davadışı eşinin paylarını devralarak ortak olarak girdiği, davalının şirketin kuruluşundan itibaren münferit imza ile şirketin müdürü olarak temsil ve ilzama yetkili olduğu, davacının, şirketin kötü yönetildiği iddiası ile davalının müdürlükten haklı nedenlerle azlini talep ettiği, davalı tarafın ise; azil koşullarının oluşmadığını savunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmekte olup, somut uyuşmazlıkta da mahkemece şirket defter ve kayıtları incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alındığı, buna göre; defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin şeklen yapıldığı görülmüşse de, bankalardan kullanılan kredilerin şirket kayıtlarında yer almadığı, 2022 yılı öncesindeki özvarlık hesabının gerçek hesaplama değerlerini yansıtmadığı, 2022'de sermayenin 2/3'ünün karşılıksız kaldığının tespit edildiği, birtakım işlemlerin zamanında ve muhasebe düzeni içinde kayıtlara işlenmediği, kasa bakiyelerinin çok yüksek olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, bazı fiktif kayıtlarla işlemler gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, bilanço hesaplarının ve gelir tablosunun gerçeği yansıtmadığı, banka hesaplarından ödeme yapılan birtakım şahıslara şirket evraklarında kayıt açılmadığı gibi avans hesabı da açılmadığı, şirket pos satışlarının kayıtlarının yapılmadığı ve fatura düzenine uyulmadığı, şirket finansmanının iyi yönetilmediğinin belirlendiği, mahkemece de davanın kabulü ile davalının müdürlükten azline ve davacının tedbir talebinin de kabulüyle tedbiren şirkete yönetici kayyum atanmasına karar verildiği anlaşılmakla, alınan kapsamlı bilirkişi raporuna, 2012-2017 yılları arasında şirket GK'nun hiç toplanmamış olmasına, 23.05.2018 tarihindeki GK'da davacının şirkete pay devralarak ortak olarak yeni girmiş olmasına, şirketin kuruluşundan itibaren davalı tarafından münferiden yönetilmekte olmasına, davalının şirkete ait defterleri her türlü denetimden uzak şekilde ve kanuna aykırı olarak tutmasına, şirketin defterlerini hesap verilebilir bir şekilde muhasebe usul ve esaslarına uygun tutmamış olmasına, fiktif işlemlerle ve denetimini imkansız kılacak şekilde kayıtdışı işlemler ile şirket yönetimini yürütmüş olmasına, şirketin zarar etmeye başlamış olup, özvarlığının büyük kısmını kaybetmesine göre, usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yönelik davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1047 Esas - 2023/881 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/06/2026