Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/837 E. 2026/1651 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/837
- Karar No
- 2026/1651
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/837 KARAR NO : 2026/1651
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2022 NUMARASI : 2016/1436 Esas 2022/1217 Karar DAVA : TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/07/2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1436 Esas ve 2022/1217 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin davalılar .... ve....Şti. yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... . Şirketi vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili Urla Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 22.01.2016 tarihli dava dilekçesinde: davacının babası ..., ağabeyi ... ve üvey annesi ...' un 19/09/2013 tarihinde saat 04.00' da davalılardan .... Şti' ne ait ....r' ın sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı yolcu otobüsü ile Gölcük' den Antalya istikametine seyir halinde iken Sandıklı Dinar Karayolu üzerinde içinde yolculuk yapmakta oldukları otobüsün .... plaka sayılı kamyona arkadan çarpması sonucu kaza anında yaşamlarını kaybettiklerini, davacının kaza sonucu ailesini tamamen kaybettiğini, ağır ölçüde maddi ve manevi zarara uğradığını, trafik kazasının davalı araç sürücüsü ....' ın asli ve tamamen kusuru ile meydana geldiğini ve sürücünün Afyon 1. ACM' nin 2014/86 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucu kusuru ve suçu sabit görülerek 14 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığını, sürücünün kaza öncesi hız ve hatalı sollamalarından endişe duyan bazı yolcular tarafından aracı tehlikesiz kullanması konusunda uyarıldığını ancak sürücünün bu uyarılara dikkat etmediğini, kaza sonrası 7 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda yolcunun yaralandığını, davacının kaza tarihinde 33 yaşında Hava Kuvvetleri Komutanlığında görevli bir yüzbaşı olduğunu, davacının 18 yaşlarında annesini kaybettiğini, babası ve ağabeyi ile kenetlenmiş bir aile olarak yaşamını sürdürmeye devam ettiğini, kazada hayatını kaybeden ...' un da 2003 yılında davacının babası ile evlendiğini, bu durumun aile ortamını daha da pekiştirdiğini, çok sevdiği ve hayat desteği olan tüm ailesini bir anda yitiren davacının acısının büyük olduğunu, davacının olay sonucunda huzur ve yaşama isteğini kaybettiğini, normal yaşantısını sürdüremez hale geldiğini, kaza sonrası ağır psikolojik sorunlar yaşayan ve çalışamaz hale gelen davacının bir sene boyuncu süre gelen raporlar ile TSK tarafından gözlem altında tutulduğunu, GATA tarafından düzenlenen 25/06/2014 tarihli depresif nöbet teşhisli TSK' da görev yapamaz kararlı rapor sonucu mesleğinden 2014 yılı Ekim ayında malulen emekliye sevk edildiğini , davacının halen çalışmadığını, davacının bu manevi zararının giderilmesinin gerektiğini, davacının kaza sonucu 33 yaşında malulen emekliye sevk edildiğini, psikolojik sorunları devam ettiğinden başka bir işte de çalışamadığını, kaza sebebiyle davacının uğramış olduğu maddi zararın 500.000,00-TL' nin üzerinde olduğunu, davacıya maluliyet nedeniyle bağlanan emekli maaşının 1.555,00-TL olduğunu, çalışan olarak aldığı maaşın emeklilik tarihi itibariyle aylık 3.500,00-TL' nin üzerinde olduğunu, her ikisi arasındaki farkın yüksek rakamlara ulaştığını ayrıca miras bırakan ...' ın cenaze masraflarının da SGK tarafından karşılanmadığını ve bu masrafların davacı tarafından karşılandığını belirtmiş , davacının babasının ölümünden ötürü 600.000,00-TL, ağabeyinin ölümünden ötürü 400.000,00-TL, ...' un ölümünden ötürü 50.000,00-TL olmak üzere toplam 1.050.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve .... Şti' den olay tarihi olan 19/09/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, şimdilik 1.500,00-TL maddi tazminatın tüm davalılardan olay tarihi olan 19/09/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili Urla Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 15.02.2016 tarihli cevap dilekçesinde; davacının, davasını Urla Ahm' de açtığını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisizlik sebebiyle reddinin gerektiğini, davacı tarafın maddi tazminat talebinin teminat dışı olduğunu, davacının emekli olması ile dava konusu kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının yakınlarının kaybı nedeniyle üzüntü duyması ve psikolojinin bozulması sonucu uğradığı zararın manevi zarar kapsamında olduğunu, KTK' nın 92/f maddesi gereğince her türlü manevi tazminat talebinin teminat haricinde olduğunu, davacının dava konusu kaza sırasında malül kalma gibi bir durumunun söz konusu olmadığını, davacının trafik kazasına karışmadığını, davacının uğradığı kazanç kaybı nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, sigorta şirketinin cenaze ve defin giderleri sebebiyle de her hangi bir sorumluluğun bulunmadığını, KTK ve ilgili yönetmeliklere göre .... plaka sayılı aracın Ulaştırma Bakanlığı tarafından verilen taşıt kartı ve yetki belgesi olmasının zorunlu olduğunu, öncelikle bunun ibrazının gerektiğini, davacının araçta yolcu olarak bulunduğunu ve yolcu bileti olduğunu ispatlaması gerektiğini, davacının sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini, ceza dosyasının celbinin gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek üzere sigorta şirketinin faizden dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçede yazılı 250.000,00-TL limit ile sınırlı olduğunu belirtmiş , davanın öncelikle yetki yönünden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .. Şti vekili Urla Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 19.02.2016 tarihli cevap dilekçesinde; kazanın Afyon ili sınırları içinde meydana geldiğini, davalı şirketin adresinin İzmit Kocaeli olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, yetki yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın ticaret mahkemesinde görülmesi bu sebeple görevsiz kararı verilmesi gerektiğini, KTK hükümleri gereğince davanın 2 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, bu sürenin de 19/09/2015 tarihinde dolduğunu, davalının tüzel kişiliğe haiz şirket olması sebebiyle davalı yönünden ceza zaman aşımının göz önüne alınamayacağını, davalının kaza nedeniyle her hangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin fahiş olup sebepsiz zenginleşmeye mahal verebilecek nitelikte olduğunu, kazanın meydana geliş sebebinin kazaya karışan kamyon şöförü ....' ın seyir halinde iken trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suretiyle şerit değiştirmesinden ileri geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı şirket şöförünün her hangi bir kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla KTK' nın 86/1. Maddesinde getirilen kurtuluş karinesi gereğince davalı şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalının sorumlu olduğu var sayılsa dahi davacının öncelikle sigortaya başvuru yapması, husumetini sigortaya yöneltmesi gerektiğini, davacının maddi tazminat talebinde bulunduğunu ancak söz konusu maddi tazminat talebinin şartları oluşmadığı gibi iddia edilen maddi zararında ispatının gerektiğini, talep edilen 1.050.000,00-TL' lik manevi tazminat miktarın fahiş olduğunu, Afyonkarahisar 1. Acm' nin 2014/86 E. Sayılı ceza dosyasının henüz kesin olarak sonuçlanmadığını, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş , davanın öncelikle yetki yönünden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Urla Asliye Hukuk Mahkemesince 27.09.2016 tarihinde davanın ticari dava olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, karar kesinleştirilerek dosya Mahkememize tevzi edilmiştir. Davalı ....'a ...'ın vasi olarak atanmasına karar verildiği belirlenmiş, vasiye usulüne uygun tebligat yapılmış, davalı vasisi Mahkememize herhangi bir cevap dilekçesi ibraz etmediği gibi duruşmalara da katılmamıştır. Davalı tarafça yetki ilk itirazı ileri sürülmüş ise de ; HMK 16. Md gereğince zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğu anlaşıldığından davalıların yetki ilk itirazlarının reddine karar verilmiş yargılamaya Mahkememizce devam olunmuştur. Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/86 Esas, 2015/77 Karar sayılı ilamının incelemesinde; ölenlerin...., ...., ..., ..., ..., ... ve ..., mağdurların ... ve ...., müştekilerin ..., ..., ..., ..., ..., .., katılan sanıkların ... ve ..., suçun taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma, suç tarihinin 19.09.2013 olduğu, mahkemece 02.04.2015 tarihinde katılan ....'a yüklenen taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçu açısından kusurunun bulunmaması dolayısıyla atılı suçtan 5271 sayılı CMK'nun 223/2-c madde ve fıkrası gereğince beraatine, katılan sanık ....'ın müsnet taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve birden fazla kişi,nin yaralanmasına neden olma suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 85/2 md gereğince cezalandırılmasına, TCK'nun 62 ve 50/4 md uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği ve kararın 18.09.2015 kesinleştiği belirlenmiştir. Davacının malulen emekliye ayrılmasına gerekçe gösterilen rahatsızlığı ile davacının dava konusu edilen kazada yakınlarını kaybetmesi arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesine yönelik olarak İstanbul ATK'dan rapor istenilmiş, alınan 19.04.2019 tarihli Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporunda ; mevcut belge ve bulgulara göre kişinin 19.09.2013 tarihli trafik kazasında yakınlarını kaybettiği, 25.06.2014 tarihinde kronik depresif bozukluk tanısı ile erken emekli edildiği, 19.12.2018 tarihinde kurulda yapılan muayenesinde aktif psikopataloji saptanmadığı, olay öncesine ait kişinin ruhsal durumunu gösteren tıbbi belge bulunmadığından sorulduğu üzere davacının malulen emekliye ayrılmasına gerekçe gösterilen rahatsızlığı ile davacının dava konusu edilen 19.09.2013 tarihli kazada yakınlarını kaybetmesi arasında illiyet bağı olup olmadığını bilinemeyeceğinin mütalaa olunduğu belirlenmiştir. Taraf vekillerince rapora itiraz edildiğinden itirazlar doğrultusunda ATK Genel Kurulundan yeniden rapor istenilmiş, alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 31.10.2019 tarihli raporunda; mevcut belge ve bulgulara göre kişinin 19.09.2013 tarihli trafik kazasında yakınlarını kaybettiği, 25.06.2014 tarihinde kronik depresif bozukluk tanısı ile erken emekli edildiği,19.12.2018 tarihinde Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kurulunda yapılan yapılan muayenesinde aktif psikopataloji saptanmadığı, olay öncesine ait kişinin ruhsal durumunu gösteren tıbbi belge bulunmadığından sorulduğu üzere davacının malulen emekliye ayrılmasına gerekçe gösterilen rahatsızlığı ile davacının dava konusu edilen 19.09.2013 tarihli kazada yakınlarını kaybetmesi arasında illiyet bağı olup olmadığı hususunun bilinemeyeceğinin oy birliği ile mütalaa olunduğu belirlenmiştir. Üst Kurul raporuna da itiraz edildiğinden davacının talebi doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri Genel Kurmay Personel Başkanlığı'na ve SGK İl Müdürlüğü'ne yazı yazılarak davacı ile ilgili 2010-2015 tarihleri arasındaki tüm tıbbi bilgi ve belgelerin birer örneğinin gönderilmesi istenilmiş, belgeler temin edildikten sonra son gönderilen tüm belgeler ile dosyadaki tüm belgeler incelenip değerlendirilerek davacının malulen emekliye ayrılmasına gerekçe gösterilen rahatsızlığı ile davacının dava konusu edilen kazada yakınlarını kaybetmesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığını belirlenmesine yönelik ek rapor düzenlenmesi ile davacının bu durum sebebi ile maluliyete uğrayıp uğramadığı konusunda kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri gözetilerek rapor düzenlenmesi için yeniden İstanbul ATK'ya yazı yazılmış, alınan İstanbul ATK 2. İhtisas Kurulunun 29.01.2021 tarihli raporunda ; 03.08.2018 tarih 28727 sayılı Resmi Gazatede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ' nin, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazatede yayımlanan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin sadece ek-1 bölümünde yapılan değişiklikleri içerdiği, ek-3 ve diğer cetvelleri meslek grupları bölümünü içermediği, dolayısıyla 03.08.2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile sadece beden çalışma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğine ilişkin değerlendirme yapılabileceği, bu nedenle söz konusu yönetmeliğe göre meslekte kazanma gücü kaybı belirlenemeyeceği, mahkemenin 04.12.2020 tarih ve 2016/1436 Esas nolu yazısı ekinde gönderilen dosya ve yeni eklendiği bildirilen belgelerin değerlendirildiği, mevcut belge ve bulgulara göre kişinin 19.09.2013 tarihli trafik kazasında yakınlarını kaybettiği , 25.06.2014 tarihinde kronik depresif bozukluk tanısı ile erken emekli edildiği, 19.12.2018 tarihinde kurulda yapılan muayenesinde aktif psikopataloji saptanmadığı, sorulduğu üzere davacının malulen emekliye ayrılmasına gerekçe gösterilen rahatsızlığı ile davacının dava konusu edilen 19.09.2013 tarihli kazada yakınlarını kaybetmesi arasında illiyet bağı olup olmadığını bilinemeyeceği oy birliği ile mütalaa edildiği belirtilmiştir. Dosyaya gönderilen son belgeler ve dosyadaki tüm belgeler de incelenip değerlendirilerek davacının malulen emekliye ayrılmasına gerekçe gösterilen rahatsızlığı ile davacının dava konusu edilen kazada yakınlarını kaybetmesi arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı konusunda ATK Üst kurulundan ek rapor istenilmiş, alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 28/07/2021 tarihli raporunda ; dosyanın mevcut haliyle Cumhurbaşkanlığı ' nın 4 sayılı kararnamesinin 16. Maddesi 1 nolu fıkrası kapsamında değerlendirilmediğinden İkinci Üst Kurulu gündemine alınmasını gerektirecek özellikler taşımadığı ve bu nedenlerle tekrar üst kurul gündemine alınamayacağı anlaşıldığından herhangi bir işlem yapılmaksızın iadesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir. Bilecik Bozüyük Devlet Hastanesi ve Ankara Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesine ayrı ayrı müzekkere yazılarak, davacı ....'un 2010-2015 yılları arasındaki gördüğü tüm tedavilere ilişkin çekilen tüm grafilerin (BT, MR, direkt grafi) DICOM formatında CD kopyaları ile birlikte, genel adli muayene raporu, muayene bulguları, konsultasyon notları, epikriz raporları, hemşire gözlem notları, tetkik ve tedavi evrakları dahil tüm tıbbi belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiş , yazı cevapları geldikten sonra dosyanın İstanbul ATK 2.İhtisas kuruluna yeniden gönderilerek , Mahkememizce ATK 2.İhtisas Kurulunun 29.01.2021 tarih ve 1743 karar sayılı raporu sonrasında dosyaya kazandırılan davacıya ait tedavi belgeleri de gözetilmek suretiyle; 19.09.2013 tarihinde davacının babası ... ve ağabeyi ...'un ölümü ile neticelenen trafik kazası sebebiyle davacının ruh sağlığının bozulduğu ve bu sebeple yüzbaşı olarak görev yaptığı TSK'dan malulen emekliye ayrıldığı iddia edildiğinden meydana gelen ölüm olayıyla davacının ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, illiyet bağı var ise uğramış olduğu geçici ve sürekli iş göremezlik oran ve süresinin kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Maluliyet Tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi ,bu yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin karşılığı bulunmuyorsa Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre geçici ve sürekli iş göremezlik kaybının değerlendirilip, kıyas yoluyla gerekçelendirmek suretiyle davacının daimi ve geçici iş gücü kaybının tespitin istenilmesine, illiyet bağı tespit edilemiyorsa illiyet bağının bulunmadığına ilişkin görüşün mahkememize bildirilmesine yönelik ATK dan yeniden rapor istenilmiş, alınan 31.01.2022 tarihli Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporunda; mahkemenin 07.12.2021 tarih 2016/1436 Esas sayılı yazısı ekinde gönderilen dosya ve yeni eklendiği bildirilen belgeler değerlendirilmiş olup, mevcut belge ve bulgulara göre kişinin 19.09.2013 tarihli trafik kazasında yakınlarını kaybettiği, 25.06.2014 tarihinde kronik depresif bozukluk tanısı ile erken emekli edildiği, 19.12.2018 tarihinde kurulda yapılan muayenesinde aktif psikopataloji saptanmadığı anlaşılmakla sorulduğu üzere meydana gelen ölüm olayı ile davacının ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun tıbben ayrımının yapılamadığı, Adli Tıp uygulamalarında illiyet bağı bilinmeyen olgularda Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmesinin yapılamadığının oy birliği ile mütalaa olunduğu belirlenmiştir. Davalı tarafça Mahkememizin 03.06.2021 tarihli celsesinde; manevi tazminat yönünden davacıya baba ... için 20.12.2013 tarihinde 175.000,00 TL, kardeş ... için 06.12.2013 tarihinde 175.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemelerin dikkate alınarak manevi tazminat talebinin reddinin gerektiğini belirtmiş, davalı vekilinin beyanı doğrultusunda .... AŞ.'ye yazı yazılmış, alınan yazı cevabında dava konusu kazaya yönelik olarak şirket nezdinde açılan 11/234610 nolu hasar dosyası kapsamında ...'a 06.12.2013 tarihinde hasardan 175.000,00 TL, ...'a 20.12.2013 tarihinde hasardan 175.000,00 TL ödeme yapıldığı belirtilmiş, yapılan ödemelere ilişkin belgelerin onaylı bir örneğinin gönderilmesi ayrıca yapılan ödemenin manevi zarar kapsamında kalıp kalmadığı .... AŞ.'ye yeniden sorulmuş, söz konusu müzekkereye cevap verilmemiştir. Davacı vekiline müteveffa ...'un defin işlemlerinin hangi ilde yapıldığı konusunda yazılı beyanda bulunmak üzere Mahkemenizin 30.09.2021 tarihli celsesinde 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 13.10.2021 tarihli dilekçesinde müteveffanın Bilecik ilinde defnedildiğini belirtmiş, beyan doğrultusunda Bilecik Belediye Başkanlığı mezarlıklar müdürlüğüne 2013 yılında cenaze ve defin gideri olarak müteveffa yakınlarından tahsil edilen herhangi bir bedel olup olmadığı, var ise bunun miktarının bildirilmesine yönelik olarak yazı yazılmış, alınan yazı cevabında 2013 yılında ve halen belediyede erkek gassal bulunmadığı, yıkama hizmetinin verilmediği ve ücret tahsil olunmadığı, diğer cenaze hizmetlerinin de ücret talep edilmeksizin yürütüldüğü belirlenmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça; davacının babası ..., ağabeyi ... ve üvey annesi ...'u 19.09.2013 tarihinde trafik kazası sonucu kaybettiği, söz konusu kayıplar dolayısıyla davacının yaşadığı psikolojik sorunlar sonucu malulen emekliye sevk edildiğinden bahisle oluşan maddi ve manevi zararın giderilmesine yönelik olarak davalılar hakkında Mahkememize dava açıldığı, davacı .....'un babası ..., ağabeyi ... ve üvey annesi ...'un 19.03.2013 tarihinde davalılardan ....'ın sevk ve idaresindeki davalı ....Şti'ne ait ve davalı ... AŞ nezdinde 24/01/2013- 24/01/2014 tarihleri arasında geçerli 1562093 nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı..... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulundukları, söz konusu araç ile dava dışı....'ın sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı aracın trafik kazasına karıştığı , davalı ...'ın trafik kazası oluşumunda arkadan çarpma kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, diğer sürücü....'ın trafik kazasının oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının trafik kazasından sonra GATA tarafından düzenlenen 25.06.2014 tarihli rapor ile ; depresif nöbet(kronik nitelik kazanmış depresif bozukluk) teşhisli "TSK'da görev yapamaz" kararlı rapor sonucu 2014 yılı Ekim ayında malulen emekliliğe sevk edildiği, davacı tarafça davacının emekliye ayrılmış olmasına kazada yakınlarını kaybetmesinin sebeb olduğu belirtilerek , erken emeklinin sebebiyle davacının maddi açıdan zarara uğradığı bu zararın giderilmesi gerektiği , bunun yanında miras bırakan ...'un cenaze masraflarının da davacı tarafından karşılandığından bahisle oluşan maddi zarar ile cenaze masrafının tahsilinin ve ayrıca davacının yakınlarını kaybetmiş olması sebebi ile manevi zarara uğradığından bahisle manevi tazminatın tahsilinin talep edildiği , davacının maddi tazminat talebi yönünden meydana gelen ölüm olayı ile davacının ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda ATK'dan muhtelif raporlar ve ek raporlar alındığı, alınan raporlarda illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda bu hususun bilenemeyeceği ve bu hususun tıbben ayrımının yapılamadığının belirtildiği, ölüm olayı ile davacının ruh sağlığının bozulması arasında illiyet bağı kurulamadığı , bunun yanında ölüm nedeni ile uğranılan manevi zararların sonucu olarak oluşacak dolaylı maddi zararların tazmini gereken zararlar arasında kalmadığı, söz konusu zararların en fazla manevi tazminatın takdirinde dikkate alınabileceği ve davacının erken emeklilik sonucu oluştuğu belirtilen maddi tazminat talebinin reddinin gerektiği, davacının cenaze masrafı talebi yönünden de , davacı tarafça cenaze ve defin giderleri yönünden defin işleminin yapıldığı Bilecik Belediyesine herhangi bir ödeme yapılmadığı ve söz konusu hizmetin ücretsiz verildiği belirlendiğinden davacının söz konusu maddi tazminat talebinin de reddinin gerektiği, davacının baba, kardeş ve üvey annesini kaybetmiş olması sebebi ile manevi olarak zarar gördüğü, bu zararın, olayın niteliği, kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve paranın satın alım gücü gözetilerek giderilmesinin ve davacı lehine uygun miktarda manevi tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği, dava dışı .... AŞ. tarafından davacıya yapılan baba ... için 20.12.2013 tarihinde 175.000,00 TL, kardeş ... için 06.12.2013 tarihinde 175.000,00 TL lik ödemenin zorunlu koltuk sigortası kapsamında kaldığı ve Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi ' nden tahsil edilen bedelin davacı taraf yararına verilmesi gereken manevi tazminattan mahsubunun mümkün olmadığı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşıldığı..." gerekçesi ile, davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE, davacının manevi tazminat talebinin davalılar .... ve .....Şti. yönünden KISMEN KABULÜ ile; 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 19/09/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılar.... ve ....Şti. den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi ile ilgili fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı ..... .. Şti vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili davacı ....'un babası emekli yüzbaşı ..., ağabeyi elektrik mühendisi ... ve üvey annesi ...'un 19.09.2013 tarihinde davalılardan .... sevk ve idaresindeki diğer davalı .... Şti.'ne ait ... Plakalı yolcu otobüsünde yolculuk yapmakta iken otobüsün.... Plakalı kamyona arkadan çarpması sonucunda kaza anında yaşamlarını kaybettiklerini, davalı araç sürücüsü ....'ın asli ve tam kusurlu olup Afyon 1.Ağır Ceza Mah.'nin 2014 Esas sayılı dosyasındaki yargılama sonucunda 14 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığını, müvekkili davacının kaza tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda Yüzbaşı olarak görev yapmakta olduğunu, üst seviyede başarılı bir subay ve elektronik mühendisi olduğunu, kazanın olduğu gün aldığı bu ani haber üzerine üç yakınının aynı anda feci şekilde ölümü ile teşhis için yüzleştiği an ve devamında üst üste büyük ruhsal travmalar geçirdiğini, yaklaşık 1 yıl süren depresyon tedavilerine karşın olumlu sonuç alınamadığından askeri personel olması nedeni TSK'da görev yapamayacağına karar verilerek 2014 yılı Ekim ayında henüz 33 yaşında iken malulen emekliye sevk edildiğini, öncelikle hükmedilen 150.000.-TL manevi tazminat tutarının hakkaniyeti gerçekleştirecek bir miktar olmayıp az olduğunu ve adil ölçüde olmadığını, fevkalade düşük bir miktarda takdir edilen bu manevi tazminat miktarının davacı müvekkili nezdinde manen tatmin duygusu yaratılması bir yana 10 yıldır süregelen ve yıllardır başa çıkmaya çalıştığı acısına olayla ilgili yeni bir üzüntü eklendiğini, kaza ile müvekkilinin malulen emekli olması arasında illiyet bağının tespiti zımmında tanıklarının dinlenmediğini, delillerinin tam olarak toplanmadığını, Adli Tıp Kurumu tüm mütalaalarında, illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun bilenemeyeceğini ve bu hususun tıbben ayrımının yapılamadığını, böyle bir olayda illiyet bağının tespitini yapmaya yetkili olmadığını belirttiğini, müvekkilinin asker olması nedeni ile bu hususta GATA'dan görüş istenmesinin gerektiği yönündeki taleplerimiz mahkemece haksız olarak reddedildiğini, bu yönde eksik inceleme yapıldığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, TSK.'nde görevli askeri personelin Silahlı Kuvvetlerdeki görevlere uyarlık bakımından sağlık yeteneklerini tespit etme konusundaki her türlü değerlendirmenin GATA tarafından gerçekleştirilmekte ve denetlenmekte olduğunu, davacının kazada yakınlarını kaybetmesinden kaynaklanan, son aşamada kronik depresyon tanılı hastalığı hakkında da bu Yönetmelik hükümleri uygulanarak 17.11.2014 tarihli GATA Sağlık Kurulu Raporu ile bu yönetmeliğin ek 16/D/1 maddesi gereği TSK.'nde görev yapamayacağına karar verilmesi neticesinde davacının TSK. ile ilişiği kesildiğini, dosyaya celbedilen kaza öncesi sağlık durumunu belgeleyen tetkik ve raporlarda, davacının kaza öncesine ilişkin psikolojik herhangi bir rahatsızlığı olduğunu gösteren tek bir belgenin bulunmadığını, bunun yanı sıra davacı TSK Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda Yüzbaşı rütbesinde görev yapmakta olup, sadece bu fiili ve resmi durumun bile davacının ruh sağlığının yerinde olduğuna dair yeterli kuvvette bir belge ve durum olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, sadece sağlık yönünden celbedilen belgelerin dahi dava konusu kazanın davacıda meydana getirdiği ruhsal travmanın akabinde yaşamında yol açtığı maddi ve manevi tüm olumsuz sonuçları (kronolojik olarak) açıklıkla belirlemekte ve kazadan ötürü maruz kalınan travma ile yol açtığı sonuçlar arasındaki illiyet bağının varlığını tereddüt yaratmayacak şekilde açıklığa kavuşturmakta olduğunu, manevi tazminat takdirinde olayın özellikleri, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının göz ardı edildiğini, davalı sürücünün kusur durumunun ağırlığı, davalılardan .... Ltd. şirketinin bir yolcu taşıma şirketi olduğu halde toplumsal alanda yaşamsal yönden büyük önem taşıyan ticari faaliyetinde; olayın oluş şekli itibariyle yorgun ya da uykusuz, tecrübesiz yada niteliksiz olduğu aşikar olan bir şoförün eline, onlarca yolcuyu teslim ederek 7 kişinin ölümüne bir çok kişinin yaralanmasına neden olan ihmalkar, basiretsiz ve özensiz yönetsel davranışlarının hiç bir yönde dikkate alınmadığını, müvekkilinin maddi durumunun oldukça iyi olduğunu ve asla böyle bir acıyı kullanarak daha da zenginleşme gibi bir isteği bulunmadığını, davalı şirketin yolcu taşıma şirketi olduğu da dikkate alınarak avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı .... Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin kaza nedeniyle herhangi bir kusurunun bulunmadığını,mahkemece manevi tazminatın çok yüksek belirlendiğini, davacının kaza nedeniyle psikolojik olarak etkilenmediğini, yaşama arzusu ve mutluluğunu devam ettirdiğini, ferdi kaza koltuk sigortası yönünden müteveffa babası için 175.000.00.TL ve müteveffa kardeşi için 175.000.00.TL olmak üzere toplam 350.000.00.TL'nın davacıya ödendiğini, ödenen bu bedelin manevi tazminat kaleminden mahsup edilmesi gerektiğini, manevi tazminat için faiz başlangıç tarihinin olay tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, yolcu olarak bulundukları yolcu otobüsünün trafik kazası yapmasından kaynaklı olarak yakınlarının vefat etmelerinden dolayı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Manevi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için, kişilik haklarına hukuka aykırı ve haksız bir saldırının varlığı şarttır. Davacının kişilik haklarına, davalı taşıyıcı tarafından bir zarar verilirse, bu zararın, taşıyıcının sorumluluğu uyarınca karşılanması gerekir. Sözleşme ilişkisinde manevi tazminatın kabul edilebilmesi için salt sözleşmeye aykırı davranmak yeterli değildir. Ayrıca sözleşmenin ihlaliyle kişilik haklarının da (kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruh tamlığı, onur ve saygınlığı, resmi ve özel yaşantısı gibi..) ihlali gerekir. Burada kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. “...manevi tazminat isteminin temelinde, davalıların haksız eylemi yatmaktadır. Bilindiği üzere, haksız eylemin unsurları; zarar, fiil ile zarar arasında illiyet bağı, fiilin hukuka aykırı olmasından ibarettir. Öte yandan, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56.) maddesinde düzenlenen manevi tazminatta kusurun gerekmediği, ancak takdirde etkili olabileceği, 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bu kararın gerekçesinde, taktir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Yine BK 47 (TBK 56). maddesi hükmüne göre; hâkimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nisbetinde iadesini amaçladığından hâkim, MK.'nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları) Bu açıklamalar ışığında; manevi tazminatın amacının, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek olduğu, Hâkimin manevi tazminat miktarını tarafların kusur oranlarına, sosyal ve ekonomik durumlarına ve adalete uygun olarak takdir etmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın, manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da göz önünde tutularak, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği gibi davacı lehine anılan ilkeler ile kaza tarihinde 33 yaşında TSK'de yüzbaşı olarak görev yapan davacının kazada babası, abisi ve üvey annesinin vefat etmesinden dolayı ailesinin tüm fertlerini kaybettiği de dikkate alınarak manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken mahkemece somut olaya uygun düşmeyecek şekilde manevi tazminatın bir miktar az takdir edilmesi ve zarara neden olan, kazaya karışan aracın otobüs olup, ticari araç olması ve davacı vekilinin dava dilekçesinde avans faizi talep etmesi de göz önünde bulundurularak davacı lehine avans faize hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi (Bknz. Yargıtay 17.HD'nin 2014/15213 Esas ve 2016/11561 Karar sayılı ilamı), davacının talebine rağmen davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine müştereken ve müteselsilen hükmedilmemesi ve davacı yönünden manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmesinden dolayı kendisini vekil ile temsil ettiren davalı şirket lehine kısmen reddedilen manevi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken kısmen reddedilen manevi tazminat yönünden davalı otobüs şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebepleri dışında kalan istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair, davalı ... .. Şti. vekilinin tüm, istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarih ve 2016/1436 Esas 2022/1217 Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Kararın kaldırılma sebepleri dışında kalan istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin sair, davalı .... Şti. vekilinin tüm, istinaf itirazlarının REDDİNE, 4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davalıya iadesine, 5-İstinaf başvurusu sırasında davalı ... .. Şti.'nden alınması gerekli olan 10.246,50.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 2.600,00.TL harcın tenzili ile bakiye 7.646,50.TL harcın davalı ... Şti.'nden alınarak hazineye irat kaydına, 6-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.