Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/10491 E. 2026/6784 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2025/10491
Karar No
2026/6784
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/329 E., 2015/1002 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Turhal 2.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1.maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, itiraz edilmeksizin 20.01.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2024/9307 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve 2025/145837 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2025 tarihli ve 2025/145837 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 esas, 2019/7718 karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 esas, 2020/1242 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, Turhal Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsiz ve 2014/2013 soruşturma, 2014/3 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenme kararında, şüpheliye itiraz süresinin ve itiraz mercinin gösterilmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 26.05.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Turhal Cumhuriyet Başsavcılığının 28.07.2014 tarihli ve 2014/1565 Soruşturma, 2014/571 Esas, 2014/261 sayılı iddianamesi ile Turhal 1.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, B. Turhal 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.08.2014 tarihli ve 2014/384 Esas sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden dava açıldığından "kamu davasının durmasına" ve 5237 sayılı TCK'nın 191/2 uyarınca işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, C. Durma kararı verilmesi üzerine, Turhal Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsiz ve 2014/2013 Soruşturma, 2014/3 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca üç yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, ancak itiraz süresi ve sürenin başlangıcı ile itiraz merciinin gösterilmediği, kararın şüpheliye 31.10.2014 tarihinde tebliğ edilerek tedbirin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

D. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesine bilgi mahiyetinde gönderilmesi üzerine, dosyanın ele alınarak Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/3 84... /71 Karar sayılı kararı ile, erteleme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedbire uyup uymayacağı belirsiz olup erteleme süresinin beklenmesinin uzun süre alacağı, lekelenmeme hakkının ihlal edilmiş olacağı, denetime aykırı davranması halinde her zaman dava açılabileceği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın düşmesine" karar verildiği, düşme kararının 09.03.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,

E. Öte yandan, sanığın yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin bildirilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Turhal Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2015 tarihli ve 2014/2013 Soruşturma, 2015/313 Esas, 2015/313 Karar sayılı iddianamesi ile Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı, iddianamede; şüphelinin yükümlülüklerine uymadığı, davanın, durma kararı verilen Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/384 Esas sayılı davası ile birleştirilmesi gerektiği hususunun belirtildiği,

F. Yapılan yargılama sonucunda, Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 22.12.2015 tarihli ve 2015/329 Esas, 2015/1002 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5237 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.

G. Dosya kapsamına göre;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,

Sanık hakkında Turhal Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz kanun yolunun gösterildiği, ancak itiraz süresi ve sürenin başlangıcı ile itiraz merciinin gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yoluna başvuru süresi ve itiraz merciinin gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı usûlüne uygun yasa yolu bildirimi yapılmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda Müdürlükçe yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı, dolayısıyla T5237 sayılı CK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;

Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,

Kanun’a aykırı ise de;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, durma kararı veren Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesine bilgi mahiyetinde gönderilmesi üzerine, dosyanın ele alınarak Turhal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/3 84... /71 Karar sayılı kararı ile, erteleme ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedbire uyup uymayacağı belirsiz olup beklenmesi uzun süre alacağı, lekelenmeme hakkının ihlal edilmiş olacağı, denetime aykırı davranması halinde her zaman dava açılabileceği gerekçesiyle 5237 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın düşmesine" karar verildiği, düşme kararının 09.03.2015 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği, düşme kararı Kanuna aykırı olmakla birlikte, sanık lehine verilen ve yargılamayı sonlandıran düşme kararından sonra aynı eyleme ilişkin kamu davası açılamayacağı gözetilmeden mükerrer şekilde kamu davası açılarak sanığın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşıldığından;

Mahkemesince, 26.05.2014 tarihli eylem nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/7.maddesinde yer alan "aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." düzenlemesi uyarınca, mükerrer yargılama yasağı nedeniyle "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Turhal 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/329 Esas, 2015/1002 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı CMK'nın 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2025/10491, K. 2026/6784, T. 12.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2025-10491-e-2026-6784-k-7b3db68ab07d