Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/2834 E. 2026/6775 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/2834
- Karar No
- 2026/6775
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/45 E., 2020/305 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.07.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 14.04.2025 tarihli ve 2024/16955 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB - 2025/47900 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.04.2025 tarihli ve KYB - 2025/47900 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, sanığın 08/03/2015 tarihli eylemi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/05/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karar verildiği, anılan kararın sanığın beyan adresine tebliğe çıkartıldığı, tebligatın "Adrese gelindi. Muhatabın işte olduğu imzalı / imzasız beyanından anlaşıldı. 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 21.maddesi gereğince bağlı bulunduğu mahalle muhtarı Hayrullah Gürbüz imzasına tebliğ edildi. nolu form kapıya yapıştırılıp Hayriye Gün haber verildi." şerhi ile komşu imzası alınmadan, imzadan imtina edip etmediği belirtilmeden ve komşunun daire numarası belirtilmeden 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca muhtara teslim edildiği, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre usulüne uygun tebliğ yapılabilmesi için, kendisine tebligat yapılacak kimse veya belirtilen maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim etmesi ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerektiği, Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın tebliğine yönelik olarak 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca sanığın son bildirdiği adrese yapılan tebliğ evrakında, keyfiyetin haber verildiği kişinin belirtildiği ancak bu komşunun oturduğu daire numarası ile imzadan imtina edip etmediği hususunun tebligat evrakında gösterilmediği, daha sonra 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca çıkarılan tebligatın da usulsüz olarak muhtara teslim edildiği, bu suretle yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşılmakla, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine dair yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 08.03.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2015 tarihli ve 2015/73149 Soruşturma, 2015/2270 Karar sayılı kararı ile, TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3.maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, 15 günlük itiraz süresi ve itiraz merciinin gösterildiği ancak itiraz süresinin başlangıcının ve başvuru şeklinin gösterilmediği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 03.06.2015 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, daha sonra aynı adrese MERNİS şerhi düşülmeden çıkarılan tebligatın 19.10.2015 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği, B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.05.2016 tarihli ve 2016/73760 Soruşturma, 2016/20871 Esas, 2016/17763 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
C. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2016 tarihli ve 2016/396 Esas, 2016/565 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 01.11.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, D. Sanığın denetim süresi içerisinde 20.01.2019 tarihinde işlediği aynı nev'i suçtan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.06.2020 tarihli ve 2020/45 Esas, 2020/305 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına ve sanığın, TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmıştır.
E. Dosya kapsamına göre; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Somut olayda, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, karara karşı itiraz kanun yolu, itiraz süresi ve başvurulacak mercii gösterilmiş ise de, itiraz süresinin başlangıcının ve başvuru şeklinin gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171., 172. ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle şüpheliye anılan karara karşı usûlüne uygun yasa yolu bildirimi yapılmadığı, bu nedenle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu durumda yükümlülük ihlalinden söz edilemeyeceği gibi,
7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre usulüne uygun tebliğ yapılabilmesi için, kendisine tebligat yapılacak kimse veya tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim etmesi ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerektiği,
Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın tebliğine yönelik olarak 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca sanığın son bildirdiği adrese yapılan tebliğ evrakında, keyfiyetin haber verildiği kişinin belirtildiği ancak bu komşunun oturduğu daire numarası ile imzadan imtina edip etmediği hususunun tebligat evrakında gösterilmediği, daha önce 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatın da usulsüz olduğu, dolayısıyla TCK'nın 191/4. maddesinde belirtilen dava açma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından;
Mahkemesince, (dava zamanaşımı süresi de gözetilmek suretiyle) kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte, başvuru şekli de gösterilmek suretiyle usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.06.2020 tarihli ve 2020/45 Esas, 2020/305 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.05.2026 tarihinde karar verildi.