Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2384 E. 2026/1237 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2384
Karar No
2026/1237
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2384 KARAR NO : 2026/1237

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2022 (Dava) - 19/09/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/903 Esas - 2023/492 Karar DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 01/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 01/07/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2023 tarih ve 2022/903 Esas - 2023/492 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ağabeyi ... T.C. Kimlik Numaralı...'ın ... A.Ş (Salihli... Şubesi) nezdindeki ticari kredi ve kredi kartı ve ek hesaplarına ilişkin kefalet akdini imzalayarak kefil olduğunu, müvekkilinin TR... iban numaralı hesabında bulunan 30.000,00 TL'nin 25/04/2022 tarihinde davalı bankanın tarafından el konulduğunu, müvekkili parasına el konulduğunu öğrendiğinde davalı bankaya giderek bu durumun sebebini sorduğunda ise dedesi... isimli şahsın davalı bankaya gecikmiş borcu olması sebebiyle bankalarında uygulanan sistem gereği aileden herhangi birinin borcu olması durumunda tüm aile fertlerinin borcunun muaccel hale geleceği ve bu sebeple müvekkilin kefil olduğu ağabeyi...'ın da bankaya olan kredi kartı ve ek hesap borçlarının muaccel hale getirilerek yasal takibe konu edildiği ve bunun sonucunda müvekkilinin ağabeyi...'ın kefili olması sebebiyle hesabındaki 30.000,00 TL'sine el konulduğu bilgisi verildiğini, müvekkili, ağabeyi... ile dedesi...'ın isim ve soyisim benzerliği sebebiyle karıştırıldığı düşünülerek duruma itiraz ettiğini, davalı banka bir üst paragrafta belirtildiği gibi işlemin doğru olduğunu ve dede...'ın kredilerini geciktirmesi sebebiyle hakkında yasal takip başlatıldığını bankalarında uygulanan grup kredisi sistemi sebebiyle torunu ve müvekkilinin ağabeyi olan...'ın da vadesi gelmemiş kredi, kredi kartı ve ek hesaplarının muaccel hale getirildiğini beyan ettiğini, fakat bankalar nezdinde uygulanan grup sigortalarına ilişkin düzenlemenin anlamı; bir şahsın aynı bankadan kullandığı ürünlerin birinde temerrüde düşmesi halinde diğer ürünlerinde de temerrüde düşmesi anlamına geldiğini, fakat mevcut durumda ise dedenin temerrüde düşmesi sebebiyle torunu da temerrüde düşürüldüğünü, böyle bir durum borçların şahsiliği ilkesine aykırıdır ve kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dede...'ın gecikmiş borçları sebebiyle torunu...'ın davalı banka nezdinde gecikmiş bir borcu bulunmamasına rağmen borçlarının muaccel hale getirilmesi hukuka aykırı olup bir de üzerine müvekkilin torun...'ın kefili olması sebebiyle banka hesabındaki parasına el konulması işlemi ise tamamen hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki torun...'ın davalı banka nezdinde kendisinin borcu sebebiyle temerrüde düşmediği gibi dede... ile arasında kefil vs. hukuki ilişki bulunmadığını, hatta torun ... dede ...'e kefil bile olsa kefilin borçlarının kefile yükletilemeyeceği için müvekkilin hiç bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin hesabından haksız yere el konulan paranın iade edilmemesi sebebiyle taraflarınca Salihli 1. İcra Dairesi'nin 2022/8035 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe davalı banka tarafından itiraz edilmiş olup işbu itirazın iptali davasını açma zorunluluğu hasıl olduğunu, bu nedenlerle; davanın kabulü ile davalının Salihli 1. İcra Dairesi'nin 2022/8035 Esas sayılı dosyasına itirazının iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kredi sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla serbest iradesi ile imzalayarak sözleşme hükümlerini açıkça kabul ettiğini, sözleşme hükümlerine göre kefil olarak borçlu olduğu kredinin, tarafından yapılan ve ödenmeyen tüm harcama bedellerini belirtilen faiz ve ferileri ile ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşme hükümleri ve banka belgeleri üzerinde yapılacak inceleme ile bu durum ortaya çıkacağını, kaldı ki davacı dava dilekçesinde de ticari kredi ve kredi kartı ve ek hesaplarına ilişkin kefalet akdini imzalayarak kefil olduğu hususunu kabul ettiğini, davalıya, kefil olduğu krediye ait faiz ve temerrüt halinde uygulanacak hükümler bildirilmiştir. Müvekkil banka nezdinde yapılacak inceleme ile görüleceği üzere müvekkil bankanın, davacıya borcu bulunmadığını, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağı hüküm altına alındığını, davacının hiçbir sorumluluğu bulunmadığından bahisle, iade talep edilmesi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, uyuşmazlığın sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmekle; davacının kendi rızası ile imzalamış olduğu kefalet sözleşmesi gereğince yapılan işlemlerin haksız olduğundan söz edilmesinin mümkün olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla yapılan işlemler kanuna uygun olup; davacının söz konusu talepleri, haksız kazanç elde etme amacı taşıdığını, bu nedenle haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, cevaplarının ve delillerinin kabulü ile, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan işbu davanın reddine, takip konusu tutarın %20'sinden az olmamak üzere davacıdan kötüniyet tazminatı alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR: Mahkemece; "...davacının ....bank'ta bulunan TR... iban numaralı hesabındaki 30.000,00 TL'ye 25.04.2022 tarihinde davalı banka tarafından takas mahsup işlemi uygulandığı, davacının bu işlemin haksız olduğu iddiasıyla paranın geriye tahsili için başlattığı takibe davalı banka tarafından itiraz edildiği, itirazın iptali için bu davanın açıldığı, yargılama sırasında bankacılık uzmanı bilirkişiden rapor aldırıldığı, bilirkişi ek raporunda, davacının erkek kardeşi olan ... müşteri numaralı...'ın ve davacının dedesi olan ... müşteri numaralı...'ın davalı bankada kredi risklerinin bulunduğu, davacının erkek kardeşi olan .... müşteri numaralı...'a kullandığı krediler nedeniyle kefil olduğu, dava dışı ... müşteri numaralı...'ın davalı bankaya KMH ve kredi kartı ürünleri nedeniyle borçlu olduğu, KMH borcu için davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu...'a ve davacı kefil ...'a ihtarnamenin tebliğ edildiği, temerrüt koşulları oluştuğundan davalı banka tarafından KMH borcu için davacının hesabından 25.04.2022 tarihinde yapılan 23.570,96 TL'lik takas mahsup işleminin uygun olduğunun, kredi kartı borcu için ne asıl borçlu ... müşteri numaralı...'a ne de davacı ...'a ihtarname tebliğ edilmediği, kredi kartı için davacının banka hesabından 25.04.2022 tarihinde yapılan 6.429,04 TL'lik takas mahsup işleminin ise yerinde olmadığının, ihtarname gönderilmediğinden temerrüte düşürülmediğinin rapor edildiği, bilirkişi ek raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacının erkek kardeşi .... müşteri numaralı...'a kefaleti nedeniyle KMH borcu yönünden hem asıl borçlu...'a hem de davacı kefil ...'a kat ihtarı tebliğ edildiğinden 25.04.2022 tarihinde KMH borcu için gerçekleştirilen 23.570,96 TL'lik takas mahsup işleminin uygun olduğu, kredi kartı borcu için hesap kat ihtarı asıl borçluya tebliğ edilmediğinden ve TBK'nın 586. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmediğinden, bu nedenle kefil olan davacının hesabında kredi kartı için 25.04.2022 tarihinde gerçekleştirilen 6.429,04TL'lik takas mahsup işleminin ise uygun olmadığı, kredi kartı borcu yönünden asıl borçluya başvuru yapılmadan müteselsil kefile gidilemeyeceği, asıl borçlu yönünden ihtarın sonuçsuz kalması şartının yerine gelmediği..." gerekçesiyle "...1-DAVANIN KISMEN KABULÜNE, davalının, Salihli 1. İcra Müdürlüğü 2022/8035 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, takibin 6.429,04 TL asıl alacak, 168,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.597,08 TL üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine, Koşulları oluştuğundan kabul edilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin, abisi...'ın davalı bankadan kullandığı ticari kredi, kredi kartı ve ek hesaplara ilişkin kefalet akdini imzalayarak kefil olduğunu, 25/04/2022 tarihinde, ... isimli şahsın davalı bankaya gecikmiş borcu olması nedeniyle bankalarında uygulanan sistem gereği aileden herhangi birinin borcu olması durumunda tüm aile fertlerinin borcunun muaccel hale geleceği ve bu nedenle müvekkilinin kefil olduğu ....'ın da bankaya olan kredi kartı ve ek borçlarının muaccel hale getirilerek yasal takibe konu edildiğini ve bunun sonucunda müvekkilinin hesabında bulunan 30.000 TL'ye el konulduğunu, müvekkili tarafından itiraz edildiğini, bankaca, bankalarda uygulanan grup kredisi sistemi nedeniyle torunu ve müvekkilin ağabeyi olan...'ın vadesi gelmemiş kredi, kredi kartı ve ek hesaplarının muaccel hale getirildiğinin beyan edildiğini, mevcut durumda dedenin temerrüdü düşmesi nedeniyle torununun da temerrüde düşürüldüğünü, böyle bir durumun borçların şahsiliği ilkesine aykırı olduğunu ve kabul etmediklerini, bilirkişi raporuna bu yönde itiraz ettiklerini, alınan ek raporda, dava dışı müvekkilinin kardeşi...'ın ödemelerindeki aksama nedeniyle temerrüde düşmediğinin sabit olduğunu, sunulan kredi sözleşmesine göre bankanın kullandırdığı ürünlere ilişkin alacağını istediği zaman geri isteyebileceğine dair düzenleme bulunduğunu, bu nedenle ihtarname çekilerek davanın reddedilen kısmına ilişkin paranın geri istendiği için temerrüde düştüğünün belirtildiğini, bankaya bu şekilde keyfiyet tanıyan sözleşme hükümlerinin geçerliliğinin bulunmadığını, borçların ve taksitlerin ödenmesinde gecikme bulunmadığı sürece bankanın böyle bir keyfiyet hakkı olmasının hukuka aykırı olduğunu, bankaya bu şekilde keyfiyet tanıyan sözleşme hükümlerinin geçerliliğinin bulunmadığını, davalının müvekkile gönderdiği ihtarnameyi müvekkilinin tebliğ almadığını, bahsedilen ihtarnameyi davalının cevap dilekçesinde belirtmediği gibi ilk bilirkişi raporu alındıktan sonra sunduğunu, davalı tarafın cevap dilekçesinde belirtmediği delili sunamayacağını, belge niteliğinde olan delillerin ön inceleme duruşmasına ilişkin davetiyenin tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde sunulabileceğini, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının hesabından yapılan kesintilerin hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini hür iradesi ile hiç bir baskı altında bulunmaksızın imzalayan davacı sözleşme hükümlerini açıkça kabul ettiğini, sözleşme hükümleri uyarınca kefil olan kişinin kefil sıfatıyla borçlu olduğu kredinin taraflarınca ödenmeyen tüm harcama bedellerini belirtilen faiz ve ferileri ile ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, bu durumun dosya arasına sunulu müvekkili bankadan temin edilen hukuki belgelerle ispat olunduğunu, ayrıca davacının kefaletinin kapsamında ticari kredi, kredi kartı ve ek hesaplara ilişkin kefalet akdini imzalayarak kefil olduğu hususunu da kabul ettiğini, KMH borcu için hesaptan çekilen bedelin hukuka uygun olduğu sabit iken kredi kartı açısından yanılgıya düşüp müvekkili bankanın davacıya bu bedeli iade etmesine yönelik verilen hükmün hukuka aykırı olmadığını, söz konusu ihtarnameyle vadesi gelmemiş kredi borçlarının da muaccel hale geldiğini, borçların hepsinin kat edilerek muaccel hale gelmiş olduğu için yapılan kesintinin de hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kredi kartı borcu için davacı ...'ın hesabından mahsup edilen tutarın herhangi bir ihtarname gönderilmediğinden bahisle muaccel hale gelmediğine yönelik görüş bildirmesi ve bu bağlamda müvekkili banka tarafından yapılan kesintinin haksız olduğunu belirtilmiş ise de bu hususun kredi sözleşmesindeki kabul edilen madde, güncel bankacılık uygulamaları ve dürüstlük kuralı göz önüne alındığında hukuka aykırı ve kabul edilemez olduğunu, kredi kartı borcunun asıl borçluya yönelmeden doğrudan davacıya yönelindiği hususunu da kabul etmediklerini, yerel mahkemenin öncelikle borçluya yönelmeden kefile yönelinmesi açısından hata olduğu şeklinde gerekçe ileri sürmesinin doğru olmadığını, açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı müteselsil kefilin banka nezdindeki hesabından takas-mahsup hakkına dayanılarak yapılan kesintilerin haksız olduğu iddiasıyla iadesi için başlatılan icara takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm taraflar vekillerince tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı; bankacı bilirkişi raporunun açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli olduğu, davacının dava dışı kardeşi... ile davalı banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi, cari hesap kredi sözleşmesi, ticari kart sözleşmesine 100.000,00 TL limitle sınırlı olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, kefalet sözleşmelerinin 3.11. maddesinde bankanın her türlü doğmuş ve doğacak alacakları için davacı kefilin banka nezdindeki hesaplarına bloke konulması, rehin-hapis-takas-mahsup hakkı bulunduğunu kabul ettiği, alacaklının müteselsil kefile başvurma koşullarının düzenlendiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK)'nın 586. maddesine göre, kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklının, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilmesi için borçlunun, ifada gecikmesiyle ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiği, TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce asıl borçluya başvurulmadan müteselsil kefile gidilebilmesi mümkün iken, TBK'nın anılan düzenlemesi ile bunun artık mümkün olmadığı, müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçluya veya taşınır rehnine başvurulması ve şayet bu yolla alacağın tahsili mümkün olmaz ise bu takdirde kefile müracaat edilmesi gerektiği, buna göre, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp, ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerektiği, ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartının aranmadığı, buradan hareketle asıl borçlu...'ın KMH'dan kaynaklanan borcunu ödememesi üzerine asıl borçlu ve davacı kefile usulüne uygun şekilde kat ihtarnamesi tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen süre içerisinde KMH borcunun ödenmemesi nedeniyle davacı kefile başvuru koşulu gerçekleştiğinden, davalı bankanın davacı kefilin banka nezdindeki hesabından kefalet sözleşmesinin 3.11. maddesindeki rehin, hapis, takas ve mahsup hakkına dayanarak KMH alacağını tahsil etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, ticari kredi kartından kaynaklanan alacağa yönelik olarak ise davalı banka tarafından dava dışı asıl borçluya gönderilen bir kat ihtarnamesinin bulunmadığı, dolayısıyla TBK'nun 586. maddesindeki, ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalmasına ilişkin şart yerine getirilmediğinden davalı bankanın davacı müteselsil kefile henüz başvuru hakkının bulunmadığı aşamada davacıya ait hesaptan ticari kredi kartı alacağını tahsil etmesinin usulüne uygun olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesince açıklanan bu hususlar gözetilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; taraflar vekillerinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/903 Esas ve 2023/492 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, a-Davalıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 462,15-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2384, K. 2026/1237, T. 01.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2384-e-2026-1237-k-458f49b75b5d