Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/679 E. 2026/913 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/679
Karar No
2026/913
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/679 - 2026/913 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/679 KARAR NO : 2026/913 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/02/2020 NUMARASI : 2018/349 E. - 2020/34 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Dairemizce verilen 17.04.2024 tarih, 2024/376 E., 2024/717 K. sayılı karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2026 tarih ve 2025/11-60 E., 2026/98 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla, gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin 10.04.2017 tarihinde 2017/32406 sayılı, 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığınca 35. sınıf hizmetler yönünden başvurunun SMK'nın 5/1-b ve c maddeleri uyarınca kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın YİDK tarafından, markaya kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığı gerekçesiyle kabulüne ve söz konusu başvurunun 35. sınıf için de tescil edilmek üzerine ilanına karar verildiğini, bu esnada 25. sınıfın tamamı ve 35. sınıftan kısmi redde konu olmayan emtia için ilana çıkmış olan marka başvurusuna davalı şahsın 2015/71703 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak itiraz ettiğini, marka başvurusunun 35. sınıftaki kısmi redde konu olan hizmetler yönünden ilana çıkması üzerine davalı şahsın bu ilana da itirazda bulunduğunu, bu itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini, müvekkilince Markalar Dairesi Başkanlığı kararına yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, bu kararın hukuka ve fiili vakıaya aykırı bulunduğunu, zira dava konusu "..." markasının, tescil talebine konu mal ve hizmetler açısından müvekkili adına kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, bu hususun verilen ilk YİDK kararında da kabul edildiğini, taraf markalarının benzer olmadığını, zira markaların zihinlerde ifade ettikleri anlamların farklı olduğunu, markaların ses/söyleniş açısından da benzemediğini, "..." sözcüğünün, dilimize Fransızca’dan girmiş olup "..." anlamına geldiğini ve jenerik bir kelime olduğunu, markalardaki "..." ve "..." ibarelerinin ise farklı bulunduğunu, ayrıca markaların farklı yazılış biçimlerini haiz olduğunu, mal/hizmet benzerliğinin de sadece kısmen gerçekleştiğini, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 6/1 maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığını, "..." benzeri 2015/07203 numaralı "..." ve 2016/66034 numaralı "..." markalarının da müvekkili adına tescilli olduğunu, bu tescillerin ilkinin davalı şahsın marka tescilinden de önceye dayandığını ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-5422 sayılı kararının iptaline, 2017/32406 sayılı başvurunun emtia listesindeki tüm mal ve hizmetler için tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." ibareli marka başvurusuyla davalı şahsın "..." ibareli markası arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler açısından görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin taraf markaları arasında yanılgıya düşebileceği gibi markalar arasında idari ve ekonomik anlamda birbirine bağlı işletmelere ait marka algısı oluşabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı taraf SMK'nın 5/2 maddesine göre daha önce verilen YİDK kararının kendisi açısından hak oluşturduğunu ileri sürse de mutlak redde bağlı verilen önceki kararın, başvurunun ilanına yönelik bir hak oluşturabileceği, iltibasta yani nisbi ret sebebinde bir önemi olmadığından davacının bu iddiasının yerinde olmadığı, ancak davacının başvuru ibaresi üzerinde önceki markaları olan "..." ve "..." ibarelerden dolayı müktesep hakkının olduğu, bunun yanında 2011 yılından beri "..." şeklindeki markasal kullanımlara bağlı öncelikli hakkının bulunduğu, bu durumdaki hakkının başkalarının markasına da engel oluşturabileceği gibi kendisinin başvurusu açısından da müktesep hak kapsamında değerlendirilmesinin adil olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2018-M-5422 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, mahkemece davacının müktesep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacı tarafça redde mesnet markaya yanaşıldığından müktesep hak koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 24/02/2022 tarih ve 2020/876 Esas, 2022/230 sayılı kararıyla, seri markanın varlığından söz edebilmek için öncelikle, başvuru sahibinin uzun süredir kullandığı ve seri markaya dayanak teşkil edecek markasının tescilli olması gerektiği, yerleşik Yargıtay uygulamasının da bu yönde bulunduğu, ilk derece mahkemesince davacının müktesep hakkına dayanak kabul edilen 2015/07203 sayılı markanın tescil tarihinin 26.05.2016 iken 2016/66034 sayılı markanın tescil tarihinin de 18.09.2018 olduğu, dava konusu başvurunun yapıldığı 10.04.2017 tarihi itibariyle, her iki markanın da uzunca süre kullanılma şartını sağlamadığı, dolayısıyla bu markaların müktesep hakka dayanak olamayacakları, davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımlarının da tescilli bir markaya dayanmadığından, davacının dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunmadığı, öte yandan ilk derece mahkemesince, davacının 2011 yılından beri "..." şeklindeki markasal kullanımlarına bağlı öncelikli hakkının bulunduğu, bu hakkının başkalarının markasına da engel oluşturabileceği ve somut olayda davalının markası açısından hükümsüzlük sebebi olabileceği gerekçesine de yer verilmiş ise de SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmesi halinde bu durumun, işaret sahibine yalnızca bir başka marka başvurusuna itiraz hakkı sağladığı, bunun dışında, tescilsiz marka kullanımına dayalı olarak bu işaretin tescilinin yapılamayacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 26/12/2023 TARİH VE 2022/3696 E., 2023/7674 K. SAYILI İLAMNIN ÖZETİ:Dairemiz kararının, asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine anılan Yargıtay ilamı ile özetle Bölge Adliye Mahkemesince davalının redde mesnet markasının ayakta olduğu, davacının ise davalının marka tescilinden önce seri marka oluşturmak amacıyla aldığı markanın önceye dayalı kazanılmış hak sağlamadığı ve bu konuda somut delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacı vekilinin istinaf istemine yanıt dilekçesinde zikrettiği Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 10.05.2021 tarih, 2019/19 E. ve 2021/490 K. sayılı mahkeme kararıyla davalının markasının hükümsüz kılındığı ve markanın sicilden iptal edildiği, mahkemece bu işleme ilişkin ... sicil kaydı ve kayda mesnet kesinleşmiş mahkeme kararı getirtilerek 6769 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi de göz önüne alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 17/04/2024 tarih ve 2024/376 Esas, 2024/717 Karar sayılı kararıyla, eldeki davanın, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, aksi durumda, Kurumun karar verdiği tarihte ortada olmayan hukuki koşullara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının denetimi sonucunun doğacağını, bu durumun da eldeki davanın niteliği ile uyuşmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN 18.02.2026 TARİH VE 2025/11-60 ESAS, 2026/98 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemizin direnme kararının asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine anılan Hukuk Genel Kurulu ilamı ile özetle, Bölge Adliye Mahkemesince davacının marka başvurusunun, davalı ...'ın 2015/71703 numaralı itirazına dayanak markası karşısında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca bir kısım mal ve hizmetlerde tescil edilmesini engelleyen YİDK kararının iptali istemli eldeki davada, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu YİDK kararının tarihi itibariyle ortada olmayan itiraza dayanak markanın hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararının değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verildiği, SMK'nın 27. maddesinde hükümsüzlüğün etkisini sınırlayan istisnai durumlar arasında sayılmayan eldeki davada, davalının itirazına dayanak markasının hükümsüzlüğüne ilişkin kararın dikkate alınması gerektiği ve bu kapsamda Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.04.2021 tarihli ve 2019/19 Esas, 2021/490 Karar sayılı kararı ile davalı şahsın itirazına ve davalı Kurum kararına dayanak 2015/71703 numaralı markanın davalı Kurum nezdindeki sicil kayıtları getirilip SMK'nın 27. maddesi kapsamında yapılacak inceleme ve değerlendirme neticesinde bir karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dairemizce verilen direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca bozulmuş olup, HMK'nın 373/7. maddesi uyarınca bu karara uyulması zorunlu bulunduğundan, artık davalı gerçek kişinin itirazına dayanak markasının hükümsüzlüğüne ilişkin kararın dikkate alınması ve SMK'nın 27. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dairemizce celbedilen belge ve kayıtlardan, davacının 2017/32406 sayılı marka başvurusunun reddine mesnet alınan 2015/71703 sayılı davalı markasının, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.05.2021 tarih, 2019/19 E. ve 2021/490 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın kesinleştiği, kesinleşen hükümsüzlük kararı üzerine redde mesnet markanın, davalı Kurum tarafından sicilden terkin edildiği, SMK'nın 27/1. maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne ilişkin kararın, marka başvuru tarihinden itibaren etkili olacağı ve markaya bu Kanunla sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağı, öte yandan eldeki davanın SMK'nın 27/3 maddesinde düzenlenen istisnalar arasında da yer almadığı, buna göre redde mesnet markanın hükümsüz kılınması ve bu markaya tanınan korumanın hiç doğmaması nedeniyle davacı marka başvurusunun reddine dayanak teşkil etmeyeceği anlaşıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Asıl ve birleşen davanın KABULÜ ile YİDK'nın 03/07/2018 tarih, 2018- M-5422 sayılı kararın İPTALİNE, 2-Asıl dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 696,10-TL harcın davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Birleşen dava yönünden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile kalan 677,60-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve taraf teşkilinin sağlanması için birleşen dava açıldığı gibi ilk derece mahkemesince tek bir vekalet ücretine karar verilmesine rağmen davacı yanca bu yönden karar istinaf edilmediğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücerti, 200,00-TL posta ve tebligat gideri, istinaf aşamasında yapılan 385,00-TL tebligat ve posta gideri, temyiz aşamasında yapılan 690,00-TL tebligat ve posta gideri, (2.107,80*2)-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 7.290,60-TL'ye (35,90*2)-TL peşin harç, (35,90*2)-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 7.434,20-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı şahıs tarafından ilk derece yargılamasında ve istinaf aşamasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ...'ndan alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, istinaf aşamasında peşin olarak alınan 54,40-TL’nin düşümü ile kalan 677,60-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı kurumdan alınarak Hazineye irad kaydına, 10-İstinaf aşamasında duruşma açıldığından ve tek duruşma yapıldığından, istinaf aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 22.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı diğer tarafın yokluğunda yapılan açık yargılama sonucunda 29/04/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2026

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/679, K. 2026/913, T. 08.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-679-e-2026-913-k-046ffb9ee07f