Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/695 E. 2026/952 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/695
Karar No
2026/952
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/695 - 2026/952 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/695 KARAR NO : 2026/952 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2023 NUMARASI : 2023/70 E. - 2023/374 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28/11/2023 tarih ve 2023/70 Esas - 2023/374 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2021/167263 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin 2021/134134 sayılı "...+şekil" ibareli markasına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen kabulüne karar verilerek başvurunun kısmen reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilinin yeniden inceleme talebinin ise YİDK tarafından reddine karar verildiğini, ancak bu kararın hatalı olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal herhangi bir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının başında yer alan “...” kelimesinin uygulamada sıklıkla kullanılması nedeniyle taraf markalarında ortak olarak yer almasının markaların benzer olduğu sonucunu doğurmayacağını, markalara eklenen ibareler ve şekil unsurları bir bütün olarak ele alındığında markaların farklı olduğunu, taraf markalarının karıştırılmayacağını ileri sürerek, YİDK’in 2023-M-574 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tüm hizmetler bakımından tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerin redde mesnet marka kapsamındaki mal ve hizmetlerle benzer olduğu, dava konusu başvurudaki "..." ibaresinin yazıldığı gibi okunduğu, redde mesnet markayı oluşturan "..." ibaresinin okunuşunda ise "..." harfinin yutulduğu ve böylelikle hecelerin okunuşunda her iki markanın aynı olduğu, aynı sesle başladığı ve asıl vurgunun ilk hecede toplandığı, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre dilimizde soldan sağa okuma prensibi bulunduğundan, tüketicilerin ilk etapta markadaki kelimenin ilk hecesine odaklanacağı ve markaların aynı ticari işletmeden geldiği yanılgısına kapılabilecekleri, bütüncül değerlendirme yapıldığında ortalama dikkat ve özene sahip tüketicinin, dava konusu başvuru markasını davalı markalarının yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi sanabileceği yahut davalı tarafından sunulan bir ürün olarak algılayabileceği, taraf markalarını bir arada gören tüketicinin birbiri ile ilişkili, birbirinin serisi olarak algılama ihtimalinin yüksek olacağı, buna göre markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, taraf markaları benzemediği gibi kapsamlarındaki ürün ve hizmetlerin de benzemediğini, müvekkili başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal yönden redde mesnet markadan farklı olduğunu, bu hali ile taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da taraf markalarının benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, ... tarafından 24.11.2021 tarihinde 2021/167263 sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapıldığı, kapsamında 35 ve 42. sınıf hizmetlerin yer aldığı, daha sonra bu marka başvurusunun davacıya devredildiği, başvurunun ilanına davalı Şirket tarafından 2021/134134 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen yerinde görüldüğü ve SMK'nın 6/1 maddesine dayalı olarak başvurunun 35. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddine karar verildiği, davacının bu kararın yeniden incelenmesi talebinin ise YİDK'in 18.01.2023 tarih ve 2023-M-574 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 28.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünde SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru, beyaz bir zemin üzerine siyah küçük harflerle yazılmış "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu haliyle dava konusu başvurunun asli unsuru "..." ibaresidir. Redde mesnet marka ise siyah bir zemin üzerine beyaz harflerle yazılmış "..." ibaresinden ve bu ibarenin önünde yer alan bir şekil unsurundan meydana gelmektedir. Redde mesnet markada yer verilen şekil unsurunun ayırt ediciliğe katkısı sınırlı bulunduğundan tali unsur konumundadır. Buna göre redde mesnet markanın asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Taraf markalarının asli unsurlarını oluşturan ibarelerin bütün olarak bilinen bir anlamı bulunmamaktadır. Her iki markanın başında yer alan "..." ibaresi İngilizce olup Türkçe'de "..." anlamlarına gelmekte ise de markalar arasında kavramsal bir benzerlikten söz edilemez. Davacının markası "..." veya "...", davalı markası ise "..." veya "..." şeklinde telaffuz edilecektir. Görüldüğü üzere davacının markası üç hece, davalının markası ise iki hece olduğundan ve davacının markasında vurgu son hecede toplandığından taraf markaları fonetik olarak da benzer değildir. Davalı markasındaki şekil unsuru ve redde mesnet markanın tertip tarzı gözetildiğinde markalar arasında görsel bir benzerlik de yoktur. Buna göre taraf markalarının asli unsurlarını oluşturan ibarelerin özellikle telaffuzlarının farklı bulunduğu, söz konusu işaretlerin görsel ve kavramsal yönlerden de benzemediği, bu haliyle dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Her ne kadar, dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan hizmetlerle redde mesnet markanın kapsamındaki hizmetler arasında aynılık/benzerlik mevcut ise de taraf marka işaretleri arasında benzerlik görülmediğinden, bu durumun sonuca etkisi olmamıştır. Davacı tarafça, YİDK kararının iptali ile birlikte dava konusu marka başvurusunun, kapsamındaki tüm hizmetler yönünden tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talep edilmiş ise de 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur. Yine davacının tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesi istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez. Bu nedenledir ki, açılan davada iki ayrı talebin olduğu ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik isteminin reddedildiği gerekçesiyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez. Dolayısıyla Dairemizce davacının, başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin reddine karar verilmiş, ancak bu nedenle davalılar yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.) Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka işaretleri arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2023 gün ve 2023/70 Esas - 2023/374 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 18.01.2023 tarih ve 2023-M-574 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Davacı vekilinin başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebinin REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yargıtay HGK'nin 22.03.2017 tarih, 2017/78-521 E.,K. sayılı ilamında açıklandığı üzere tescil işleminin devamına yönelik talep ayrı bir dava olmadığından, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 160,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 238,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.867,40-TL yargılama giderine, 179,90-TL başvurma harcı, 179,90-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 5.227,20-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 30/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026 Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/695, K. 2026/952, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-695-e-2026-952-k-3647975051d6