Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2004 E. 2026/1270 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2004
Karar No
2026/1270
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2004 KARAR NO : 2026/1270

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/07/2022 (Dava) - 05/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/926 Esas - 2023/502 Karar DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 07/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/07/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2023 tarih ve 2022/926 Esas - 2023/502 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalıların ".... Şti." unvanlı şirkette ortak olduklarını, taraflar, anılan şirketin hisselerinin tamamının davacı ... tarafından devir alınması hususunda 30.01.2020 tarihinde yazılı sözleşme imzaladıklarını, "Ödeme Taahhüdü ve Hisse Devri Sözleşmesi" başlıklı bu yazılı sözleşmeye göre davalı ... şirketteki 1/3 (%33.33) hissesini 500.000.-TL bedelle davacı ...'e devredecek, aynı şekilde diğer davalı ... de şirketteki 1/3 (%33.33) hissesini 500.000.-TL bedelle davacı ...'e devredeceğini, sözleşmenin 3. maddesine göre her iki davalının hisseleri için ödenecek olan toplam 1.000.000.-TL hisse devir bedeli için senetler tanzim edilerek davalılara verildiğini, sözleşmenin 5. Maddesine göre 1.000.000.-TL hisse devir bedeli için düzenlenen senetlerin; 30.06.2020 vadeli 200.000.-TL 30.07.2020 vadeli 300.000.-TL 30.08.2020 vadeli 300.000.-TL ve 30.09.2020 vadeli 200.000.-TL'dır. Mart 2020 tarihinde tüm dünyada baş gösteren Covid 19 pandemisi turizm/yiyecek içecek sektörlerini son derece olumsuz olarak etkilemiş ve şirket faaliyetleri belirsiz bir zaman için durduğunu, sözleşmenin bu nedenle uygulanması mümkün olmayınca davalıların Üsküdar 25. Noterliği'nin 13.01.2021 tarih ve 01259 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiklerini, akabinde davalılar müvekkile devretmeyi vaad ettikleri hisselerini dava dışı kişilere satmışlar ve durumu Üsküdar 25. Noterliği'nin 31.03.2021 tarih ve 10982 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile müvekkiline bildirdiklerini, (Davalı ... hisselerini Kadıköy 32. Noterliğinin 17.03.2021 tarih ve 08313 sayılı belgesi ile ...'a ve ... ise Kadıköy 32. Noterliği 17.03.2021 tarih ve 08312 yevmiye nolu belge ile devir işlemini gerçekleştirmişlerdir), davacı müvekkili şirket hisselerinin devir ücretleri için davalılara teslim ettiği bonoların iadesini davalılardan talep etmiş ve bedelsiz kalan bonoların kullanılmasının suç oluşturacağını ihtar ettiğini, davalıların feshettikleri sözleşme bedeli olarak kendilerine verilen ve bedelsiz kalan senetlerden 30.06.2020 vadeli 200.000.-TL tutarlı bonoyu dayanak yaparak Datça İcra Müdürlüğü'nün 2021/239 Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalılar tarafından hisse devir sözleşmesi feshedilmiş ve davalılar şirket hisselerini üçüncü kişiye satarak ticaret siciline tescil ettirmiş bulunduğundan, senetler bedelsiz kaldığını, hisse devir bedeli ödemesi için verilen senetler nedeniyle davacının davalılara bir borcu kalmadığını, ancak davalıların senetleri, iade etmediği gibi icra takibi başlattıklarını, bu nedenle davacının bu bonolar nedeniyle davalılara bir borcunun bulunmadığının tespitini isteme zorunluluğu doğduğunu, bu dava ortaklar arasındaki bir ihtilaftan kaynaklandığı için HMK' nın 14. maddesi gereğince yetkili mahkeme Datça Mahkemeleri olduğu gibi ayrıca davalı tarafından senetlerin tahsili için Datça İcra Müdürlüğü'nün 2021/239 E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığı için ve İİK 72. maddesi uyarınca da yetkili Mahkeme Datça Mahkemesidir" şeklinde beyanda bulunmak suretiyle 30.06.2020 vadeli 200.000.-TL, 30.07.2020 vadeli 300.000.-TL, 30.08.2020 vadeli 300.000.-TL, 30.09.2020 vadeli 200.000.-TL olmak üzere toplam 1.000.000.-TL tutarlı bonolar nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalıların takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın kendi imzaladığı ve kendi ihtarlarında da bahsedip geçerliliğini kabul ettiği 31.01.2020 tarihli sözleşmenin kötüniyetli olarak geçersiz olduğunu ileri sürmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın, şirketi kötü yönetmesi, Şirketi ve Müvekkilleri zarara uğratması neticesinde, kendisinin hukuki ve cezai sorumluluğu doğacağını bildiğinden, bahse konu sözleşmeyi imzalamış ve tekrar mesul müdür olarak atandığını, davacının bunu bahse konu sözleşme sayesinde elde ettiğni, fakat sonradan kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu anlamda davacı yanın kendi ihtar yazılarında da kabul ettiği üzere sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyeceğini, bunun açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve yasal dayanağı olmadığını, bahse konu senedin sadece vade tarihi ile meblağ benzer olmasından yola çıkarak, davacı yanın hukuka, hakkaniyete ve akıl-mantık ilkelerine aykırı bir şekilde icradaki senet ile sözleşmede bahsi geçen senedin aynı olduğunu iddia etmesi abesle iştigal olduğunu, sözleşmedeki hiçbir senetin de müvekkillerine verilmediğini, icradaki senedin sözleşmede bahsedilen senet olmadığı ve davacı yanın şirkete ve müvekkillere verdiği zararlar ve müvekkile olan borçları için bu senedi verdiğini, bu şekilde kötüniyetli olarak zaman kazanarak kendi hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektirecek durumları kapatmaya, müvekkillerinin oyalamaya çalıştığı gerçeğinin ispatlı olduğunu, müvekkillerinin icraya konu ettiği senetin, sözleşme uyarınca verilmiş bir senet olmayıp, davacının müvekkillerine şirketteki zararları, müvekkillerin davacı yandan alacaklarının bir kısmı için verdiği gerçek bir senet olduğunu, bu gerçekliğin resmi belgeler, ihtarnameler, sözleşme belgesi, senetin düzenlenme tarihi, icra dosyası açıkça ispatladığını, davacı yanın ise, bu gerçekliğin aksine asılsız iddialarının ispatı için hiçbir somut delil sunmadığını, bu kapsamda davacının haksız davasının ve taleplerinin reddi gerektiğini, davacı yan diğer 3 senedin akıbeti hakkında da yanıltıcı beyan verdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; şayet Müvekkillerin elinde sözleşmede bahsi geçen senetlerin tamamı olsaydı, zaten Müvekkiller bu senetleri icra takibine konu olacağını, sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle Müvekkillerin Davacı yandan 500.000,00 TL tazminat alacağının doğduğunu, davacının iddiası gibi olsaydı, Müvekkillerin tüm senetleri takibe konu etmesi hayatın olağan akışı gereğince beklenirdi. Çünkü müvekkillerin davacı yandan alacakları, davacı yanın vermiş olduğu zararlar, bahse konu senetlerin meblağlarından çok daha yüksek olacağını, müvekkilinin ise sözleşme dışındaki alacaklarını almak niyeti ile, sözleşme tarihinden çok önce kendisine verilmiş olan senedi icra takibine koyduğunu, davacı iddialarının asılsız, gerçek dışı ve kötüniyetli olduğu bu yaklaşım ile de ispatlanmadığını, davanın konusu olmamakla birlikte, davacının tamamen kötüniyetli olduğunun ispatı açısından sürecin devamı hakkında da bilgi vermek zarureti doğduğunu, müvekkillerinin, davacının şirketi ve müvekkilleri zarara uğratmaya devam etmesinin, müvekkiline olan borçlarını ödememesi, şirket hakkında bilgi vermemeye devam etmesi nedeniyle tekrar Üsküdar 25. Noterliği'nin 22.03.2021 tarihli, 09211 yevmiye nolu ihtarını gönderdiğini, bu ihtarda, Şirketin bilgilerini, belgeleri, gelirlerden ödeme taleplerini, şirket ve şahsi borçlarının ödenmesi talebini, cezai şart ve diğer tazminatların ödenmesini davacı yandan talep ile tekrar ihtar ettiğini, davacı yan bu yükümlülükleri yerine hiçbir zaman getirmediğini, müvekkillerinin bu süreçlerde hisselerini dava dışı üçüncü kişiye satmıştır ve Kadıköy 29.Noterliği'nin 23.03.2021 tarihli, 5766 yevmiye nolu ihtarı ile bildirmiş ve yine Üsküdar 25. Noterliği'nin 31.03.2021 tarihli, 10982 yevmiye nolu ihtarı ile yeni malike hisse devirlerinin yapılması için olağanüstü genel kurul talep edildiğini, davacının mesul müdür olarak şirket hisse devirlerine ilişkin işlemleri yapmadığını savunarak, davacı yanın tüm süreçlerde her zaman kötüniyetli ve müvekkillerin zararına eylem ve tutum içerisinde bulunduğunu, davacının şirketi ve müvekkillerini zarara uğratıcı, kötüniyetli ve kasıtlı işlemlerinin bazıları için müvekkilleri tarafından savcılığa suç duyurusuna bulunulduğunu, bu suç duyurusu Muğla Datça Cumhuriyet Başsavcılığı 2021/1044 hazırlık nolu dosyası ile derdest olduğunu, davacının iddialarının asılsız, gerçek dışı olduğunun açıkça ispatlı olduğunu, bu kapsamda davacının davasının ve taleplerinin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddine, davacı kötüniyetli olarak mesnetsiz ve dayanaksız olan işbu davayı açtığından dava değerinin (terditli olarak takip tutarının) %20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İlk derece mahkemesince; "...Davacı taraf, davaya konu bonoların 31/01/2020 tarihli "Ödeme Taahhüdü ve Hisse Devri Sözleşmesi" karşılığı davacı tarafından davalılara .... Şirketi'nde bulunan davalılara ait hisse devrilerinin teminatı olarak verildiğini, ancak davalıların sözleşmeyi feshedip, sözleşmeye konu hisselerini davacıya değil de 3. Kişiye devrettiklerini bu nedenle bonoların bedelsiz kaldığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş, davalı taraf ise, tarafların .... Şirketi'nde daha önce ortak olduklarını, davacının müdür sıfatıyla görev yaptığını, şirketi hatalı ve hileli işlemleri ile zarar uğrattığını, bu uğrattığı zararın bir kısmının karşılığı Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/06/2020 vade tarihli, 200.000,00-TL bedelli bonoyu verdiğini bu nedenle bononun Datça İcra Müdürlüğü'nün 2021/239 esas sırasında takibe konulduğunu ve işlemlerin devam ettiğini, sözleşme gereğince ipotek vermediğini, hisse alımı için senetleri vermediğini tazminatta ödemediğini, iddia edildiği gibi sözleşme gereğince diğer senetleri vermediğini sözleşmenin bu nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce alınan Ön inceleme duruşmasının 4 nolu ara kararı gereğince dosyanın 2 Nolu kararda belirtilen Uyuşmazlık konuları ile ilgili Hususlarının tespiti için 1 Mali Müşavir ve 1 Nitelikli Hesaplamalar Uzmanından oluşan 22/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu rapor ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların Muğla Ticaret Sicil MüdürlüğÜ'nün 8048 sicil numarasında kayıtlı .... Şirketi'nin ortakları olduğu, taraflar arasında 31/01/2020 tarihli "Ödeme Taahhüdü ve Hisse Devri Sözleşmesi"nin düzenlendiği, bu sözleşmeye göre, davalıların şirketteki hisselerini sözleşmede belirtilen şartlarda davacıya devretmeyi üstlendikleri, davaya konu bonoların da 31/01/2020 tarihli "Ödeme Taahhüdü ve Hisse Devri Sözleşmesi"nin "5. ÖDEMELER" başlıklı 5.1. Maddesi karşılığı davalılara verileceğinin düzenlendiği, bu bonolardan Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/06/2020 vade tarihli, 200.000,00-TL bedelli bononun Datça İcra Müdürlüğü'nün 2021/239 esas sırasında takibe konulduğu, buna göre davaya konu bonoların da 31/01/2020 tarihli "Ödeme Taahhüdü ve Hisse Devri Sözleşmesi" gereğince devir bedelinin teminatı olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, davalıların davacının şirkette müdür sıfatıyla görev yaptığı, şirketi hatalı ve hileli işlemleri ile zarar uğrattığı ve bu uğrattığı zararın bir kısmının karşılığı olarak bu bonolardan Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/06/2020 vade tarihli, 200.000,00-TL bedelli bonoyu verdiğini, diğer senetleri vermediğini savunmuş iseler de bu savunmalarını ispatlayacak delil ibraz etmedikleri, sözleşmenin davalılar tarafından feshedilmesi ve hisselerin davacı dışında 3. kişi olan ... BAYRAK'a devretmeleri nedeniyle teminat amaçlı verilen bonoların bedelsiz kaldığı anlaşıldığı..." gerekçesiyle "...Davanın KABULÜNE, 2)-Davaya konu; a)-Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/06/2020 vade tarihli, 200.000,00-TL bedelli, b)-Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/07/2020 vade tarihli, 300.000,00-TL bedelli, c)-Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/08/2020 vade tarihli, 300.000,00-TL bedelli, d)-Keşidecisi ..., lehtarı ... VE ... olan, 01/01/2020 keşide tarihli, 30/09/2020 vade tarihli, 200.000,00-TL bedelli, bonolardan dolayı ... T.C. Kimlik nolu davacı ...'in ... T.C. Kimlik nolu davalı ... ve ... T.C. Kimlik nolu davalı ...'e borçlu olmadığının TESPİTİNE, 3)-2004 Sayılı İİK'nın 72/5 Maddesi gereğince yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının bahsettiği senetler ile icra takibine konu senedin aynı olmadığını, yetki itirazında bulunduklarını, ancak yerel mahkemece bu konuda HMK'ya uygun bir değerlendirme yapılmadığını, davacının iddialarının sebepsiz zenginleşmeye konu olduğunu, hak düşürücü süre ve zaman aşımı geçtiğinden zaman aşımı defii ile davanın reddi gerektiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, davacının iddialarının kabul anlamına gelmemek üzere, davacının müvekkillerine ayrı ayrı borcu bulunduğunu, aynı zamanda müvekkillerinin de ortak oldukları şirket nedeniyle zarara uğradıklarını, bu kapsamda hem şirkete hem de müvekkillerine borcu bulunmadığını, bu kapsamda her iki müvekkili yönünden ayrı ayrı ödemezlik defiinde bulunduklarını, yerel mahkemece bu hususun gerektiği gibi incelenmediğini, davacının icrada olduğunu iddia ettiği senete dair iddiaları yönünden hukuki menfaat yokluğu ile, diğer iddiaları kapsamında senetleri tespit ettiğine dair hiç bir delil olmaması nedeniyle yine hukuki menfaat yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkilleri ile davacının önceki tarihlerde ... Şti.'nin ünvanlı şirkette ortağı olduğunu, önceki tarihlerde müvekkili...'in şirketin 1/3 hissesine, müvekkili ...'in şirketin 1/3 hissesine, davacının ise şirketin 1/3 hissesine sahip olduğunu, yani şirketin toplam 2/3 hissesinin müvekkillerine ait olduğunu, şu anda müvekkillerinin ilgili hisseleri üçüncü bir kişiye sattığını ve devrettiğini, bahse konu şirkette davacının uzunca bir süre şirket sorumlu müdürlüğü yaptığını, davacının şirketi yönettiği dönemlerde şirketi hatalı ve hileli işlemleri ile zarara uğrattığını, şirketin kazançlarını müvekkillerinden gizlediğini ve müvekkillerine Türk Ticaret Kanunu uyarınca gereken bilgi ve belgeleri vermekten kötüniyetli olarak imtina ettiğini, bu süreçte müvekkillerinin yasal yollara başvurduğunu, elinden geldiğince şirketin kötü yönetildiğine, kasıtlı ve/veya kasıt dışı şirketin ve müvekkillerin zarara uğratıldığını bazı deliller ve kayıtlar ile tespit ettiğini, icradaki senet ile hisse devri sözleşmesinde bahsedilen senedin aynı senet olmadığını, düzenleme tarihlerinin dahi farklı olduğunu, yerel mahkemece icradaki senet ile hisse devri sözleşmesinde senedin açıkça farklı olduğu gerçeğine dikkat edilmediğini, müvekkillerinin sözleşme edimlerini yerine getirmesi için Üsküdar 25. Noterliği'nin 25/11/2020 tarihli, ihtarını gönderdiklerini, davacının, sözleşme gerekliliklerini verilen son ihtara rağmen yerine getirmediği için ihtarname çekilerek 31/01/2020 tarihli sözleşme hisse satış sözleşmesinin müvekkillerince fesih edildiğini, davacının iddialarının asılsız, gerçek dışı olduğunu, hiç bir somut delile dayanmadığını ve kötü niyetli olduğunu, davacının iddiaları ile mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, davacının diğer 3 senedin akıbeti hakkında da yanıltıcı beyanlar verdiğini, yerel mahkemenin, senetlerin davalılara teslim edildiğine dair hiç bir somut delil olmamasına rağmen ve bahsedilen senetlerin herhangi bir icra veya işlemin konusu olmamasına rağmen hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak karar verdiğini, müvekkillerinin davacı yandan alacaklarının, davacının verdiği zararların bahse konu senetlerin meblağından çok daha yüksek olduğunu, yerel mahkemenin HMK'ya hukuk ilkelerine, mantık ve hakkaniyet ilkelerine uygun incelemediğini, rapora itirazlanın gereği gibi değerlendirilmediğini, rapora itirazları uyarınca objektifliği sağlamak adına yeni bir rapor da alınmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesi uyarınca verildiği iddia edilen bonolar sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davalılar vekilince istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu senetlerin hisse bedellerinin devrine ilişkin ödemeler için verildiği ancak taraflar arasında hisse devrinin gerçekleşmediği, bu haliyle senetlerin bedelsiz hale geldiklerinin anlaşıldığı, takibe konan senedin dosyada yer alan sözleşme ve ekindeki senet fotokopilerinde de anlaşılacağı üzere sözleşmede yer alan senetlerden biri olduğu, takibe konmayan sözleşmede yer alan diğer senetler yönünden de menfi tespit davası açılabileceği anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekilinin Muğla 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/926 Esas - 2023/502 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 68.310,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam 17.347,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 50.962,65 TL istinaf karar harcının davalılardan müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine), 3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 04/06/2025 tarihli 32920 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7550 Sayılı Yasanın 20. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın Ek-1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ve HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/2004, K. 2026/1270, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2004-e-2026-1270-k-48a93b43391f