Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/170 E. 2026/1377 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/170
- Karar No
- 2026/1377
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/170
KARAR NO: 2026/1377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/10/2025
NUMARASI: 2021/674 Esas - 2025/722 Karar
DAVA: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün mirasçı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ile davalı arasında 12/06/2002, 30/08/2002, 06/01/2003 ve 09/01/2003 tarihli protokoller düzenlendiğini, bu protokoller ile müvekkilinin yetkilisi olduğu .... A.Ş.'nin borçlarının ödenerek iflas kararının kaldırılması ve mülkiyeti bu şirkete ait Didima Otelinin yeniden faaliyete geçirilmesinin amaçlandığını, söz konusu protokoller gereğince davalının bir kısım taşınmazların tapu devrini müvekkili adına yapma yükümlülüğü altına girdiğini, ancak davalının iş bu sözleşmelerle düzenlenen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi protokolde yer alan taşınmazları müvekkiline devretmediğini, buna ilişkin İst. 8. As. Tic. Mah.ne açmış oldukları 2003/756 E.nolu (bozma sonrası 2011/458 E.) davada, mahkeme kararına gerekçe oluşturan 14/04/2003 tarihli vekaletnamede müvekkilinin doğum yerinin Kayseri iken Mucur yazılması sebebi ile tapuda gayrimenkullerin devir işleminin yapılamadığını, mahkeme ilamının gayrimenkullerin tapu devrine ilişkin hükmü kesinleştikten sonra davalı tarafa noter aracılığıyla ihtar yapılmasına rağmen müvekkil adına tapu devrinin gerçekleşmediğini ifade ve özetle; davaya konu ... ili ... ilçesi .....bucağı, ... köyü, ...Mah. ... pafta, ... parselde kayıtlı ... arsa paylı, ... nolu ... daire niteliğindeki dükkan niteliğindeki gayrimenkul üzerine tedbir konularak müvekkiline adına tesciline, tescilleri mümkün olmaması halinde bedellerinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılan protokoller gereğinin müvekkilince yerine getirmesine rağmen, davacının edimlerini yerine getirmediğini, tarafların şirket payları aynı olması nedeniyle şirketin karar alma mekanizmasının çalışamaz hale geldiğini, müvekkilinin, şirketi işler vaziyete getirmek için davacının evvelce teminat için verdiği kambiyo belgelerine karşılık büyük miktarda ödemeler yaptığını, davacının da kendisine ait %25 şirket hisse payını müvekkiline devrettiğini, akabinde tüm eski sözleşmelerin iptal edilerek, bütün ortakların ıslak imzası ve onayıyla tek geçerli 06/01/2013 tarihli sözleşmenin tanzim edildiğini, davacının iptal edilen sözleşmeleri delil olarak göstererek haksız talepte bulunduğunu, kaldı ki İst. 8. As. Tic. Mah.nin 2003/756 E.nolu dosyasında -iş bu davada da ileri sürülen- iddiaları da inceleyerek müvekkili lehine verilen kararın kesinleştiğini ifade ve özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davaya dayanak yapılan sözleşme ile ilgili İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/618 Esas dosyasında; "Davalı ...hakkında açılan davanın kısmen kabul-kısmen reddine, 30/08/2002 vadeli 3.000.000,00-USD bedelli bono yönünden iade nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığına ilişkin ve 03/04/2004 keşide tarihli 3.500.000,00TL bedelli çek yönünden dava sırasında iade edilmiş olması karşısında konusuz kalan dava bakımından esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin ve ayrıca 06/01/2003 tarihli protokol ile 05/09/2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespitine dair önceki hükümler kesinleşmiş bulunmakla bu hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 49.976,66 adet hissenin davalı ...'den alınarak davacı...'a verilmesine," dair karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının devir ettiği şirket hisselerine karşılık almayı vaat ettiği taşınmazların tapusu istenmiş ise de, sözleşmenin hükümsüzlüğüne ve davacının davalıya devir ettiği payların iadesine dair karar kesinleşmiş olduğundan, artık davacının bu iddiası dinlenemez. Bu nedenle davanın reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı mirasçı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Mirasçı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı...'ın 02.11.2023 tarihinde vefat ettiğini, muris...'ın mirasının ... dışındaki diğer mirasçılar tarafından reddedildiğini, davalı tarafça kötü niyetle davacıya karşı protokol çerçevesinde olan yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olduğu hususunun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/618 Esas (aslen 2003/756E) sayılı dosyası ile Silivri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/278 E sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen kararlar ile sübuta erdiğini, Yerel Mahkemenin "davacının devir ettiği şirket hisselerine karşılık almayı vaat ettiği taşınmazların tapusu istenmiş ise de, sözleşmenin hükümsüzlüğüne ve davacının davalıya devir ettiği payların iadesine dair karar kesinleşmiş olduğundan, artık davacının bu iddiası dinlenemez" gerekçesinin yerinde olmadığını, söz konusu olayda dava konusu taşınmazların devrine yönelik sözleşmenin hükümsüzlüğünün söz konusu olmadığını, taşınmazların devrine yönelik sözleşmenin yürürlükte olduğunu, bu nedenle davanın reddine dair gerekçenin hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, davacının yetkilisi ve ortağı olduğu şirketin iflasının kaldırılarak şirkete ait ...'in faaliyete geçirilmesi amacıyla taraflar arasında protokollerin düzenlendiği, bu protokollerde, şirket hisse devri, borçların tasfiyesi ve tarafların hak ve yükümlülükleri belirlendiği, davacının protokollerdeki edimlerini ifa etmesine karşın davalının edimlerini yerine getirmediği, bu bağlamda davalının bir kısım taşınmazların mülkiyetini davacıya devretmeyi yükümlendiği halde bu edimlerini yerine getirmediği iddiasına dayalı dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlık temelde taraflar arasında düzenlenen 06/01/2003 ve 09/01/2003 tarihli protokollerin feshedilip edilmediği, bu protokoller gereği talepte bulunmanın hukuken mümkün olup olmadığı notasındadır.
Davacı tarafça; taraflar arasında 12/06/2002, 30/08/2002 ,06/01/2003 ve 09/01/2003 tarihli protokoller düzenlendiği, söz konusu protokoller gereği davalının aşağıda dökümü yapılan taşınmazların tapu devrini müvekkili adına yapma yükümlülüğü altına girdiğini, (06/01/2003 tarihli protokol l/2 madde), "... ili, ... ilçesi ....bölge bucağı, ... köyü ...Mah. Mevkiinde kain tapunun ... pafta ... parselde kayıtlı ... arsa paylı, ... nolu ... daire niteliğindeki dükkan niteliğindeki gayrimenkul " davalının tapu devrini ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürerek tapunun iptalini, olmadığı takdirde bedelinin ödenmesini dava etmiştir.
Davalı taraf taşınmazın müvekkilince 2010 yılına 3. kişiye satıldığını, davacının yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunarak davanını reddini istemiştir.
Eldeki davanın davacısı..., davalıları eldeki davanın davalısı ...ve dava dışı ... ve ... olan, aynı protokollerden kaynaklanan; 12/06/2002 tarihli 30/08/2002 tarihli akdin feshine, davalının ödediği bedellerin depo edilmek koşuluyla hisse devirlerinin davacı adına tesciline, ... noterliğinde yapılan satış vadinin feshine, davalıya verilen senet ve çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Didimde bulunan otel üzerinde davalı lehine konulan rehin ve ipoteklerin kaldırılmasına ilişkin İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/756 E. dosyası ile açılan davada Yargıtay bozma kararları sonucu dosyanın aldığı 2019/618 Esas 2021/658 karar sayılı ilam ile; 1-A) Asıl davada; 1-Davalı ... aleyhine açılan ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin Mahkememizin 2011/458 Esas, 2013/214 Karar sayılı önceki hükmü kesinleştiğinden, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2-Davalı ...hakkında açılan davanın kısmen kabul-kısmen reddine, 2. a)30/08/2002 vadeli 3.000.000,00-USD bedelli bono yönünden iade nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığına ilişkin ve 03/04/2004 keşide tarihli 3.500.000,00TL bedelli çek yönünden dava sırasında iade edilmiş olması karşısında konusuz kalan dava bakımından esas hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ilişkin ve ayrıca 06/01/2003 tarihli protokol ile 05/09/2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespitine dair önceki hükümler kesinleşmiş bulunmakla bu hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2.b) 49.976,66 adet hissenin davalı ...'den alınarak davacı...'a verilmesine, B-)Birleşen Davada; Birleşen İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/77 Esas sayılı dava yönünden davanın reddine ilişkin verilen önceki hüküm kesinleşmiş bulunmakla bu yönden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına," dair 30/09/2021 tarihinde karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk dairesinin 2022/5480 Esas 2027989 K. Sayılı ilamı ile Onamasına karar verildiği, karar düzeltme istemi üzerine aynı dairenin 2024/5476 E, 2025/890 K sayılı ilamı ile ...ve birleşen davada şirket vekilinin istemenin reddine karar verildiği, asıl ve birleşen davacı vekilinin maddi hata bulunduğu ve kendisinin karar düzeltme talebinin incelenmediğine ilişkin talebi üzerine aynı dairenin 2025/3454 E. 2025/4995 K. Sayılı ilamı ile davacının karar düzeltme talebinin de reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesi gerekçesinde bahsi geçen 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının 2a) bendindeki "ayrıca 06/01/2003 tarihli protokol ile 05/09/2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespitine dair önceki hükümler kesinleşmiş bulunmakla bu hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair karar verilmiş ve kararın kesinleştiği gerekçe yapılmış ise de;
İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bozmadan önce E:2011/458-K:2013/214 kara sayılı ilamın hüküm fıkrasının A-1-c bendinde" 06.01.2003 tarihli protokol ve 09.01.2003 tarihli Genel Kurul Kararları ile geçersiz kalan .... Noterliği'nce düzenlenme 05.09.2002 tarih ... Y.s, 17.09.2002 tarih ...Y.s. Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmelerinin hükümsüzlüğünün tespitine." karar verilmiş olup anlan bentte 06/01/2003 tarihli protokolün geçersizliğine ilişkin bir tespit bulunmayıp, anılan protokol ile .... Noterliği tarafından düzenlenen 05/09/2002 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz hale geldiği tespit edilmektedir.
Davacı tarafça gerek eldeki davada gerek 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada 06/01/2003 tarihli protokolün hükümsüzlüğü veya geçersizliği ileri sürülmemiş, bu protokolün 1/2 maddesine dayalı talepte bulunulmuştur. Gerek 8.Asliye Ticaret Mahkemesi kararlarında gerek yargıtay bozma ve onama kararında da bu yönde bir hüküm yoktur. Yine ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında emsal olarak zikrettiği Yargıtay 14 HD.'nin 2017/4902 E. 2018/3092 K. Sayılı ilamında; "Ancak, mahkemece, tarafların 06.01.2003 tarihli protokol gereğince edimlerini yerine getirip getirmediğini denetlemeye elverişli rapor alınmamıştır. Bu durumda yapılması gereken konusunda uzman 5 kişilik bilirkişi heyetinden tarafların 06.01.2003 tarihli protokol hükümleri gereğince edimlerinin tespit edilerek, davalının dava konusu gayrimenkulleri davacıya devrine ilişkin ediminin yerine getirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.Ayrıca, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/517 Esas sayılı davası sonucunda mahkemece verilecek olan karar, tarafların edimlerinin yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesi açısından dava dosyamızı etkileyecek olduğundan sonucunun beklenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindedir.
Bu durumda belrtilen husulara ve bahsi geçen Yargıtay bozma kararında işaret edilen eksiklikler de dikkate alınarak inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı mirasçı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı mirasçı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026