Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1665 E. 2026/965 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1665
Karar No
2026/965
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1665 KARAR NO : 2026/965

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/03/2021 (Dava) - 04/05/2023 (Karar) NUMARASI : 2021/226 Esas - 2023/347 Karar DAVA : Tazminat BİRLEŞEN İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2023/105 ESAS VE 2023/90 KARAR SAYILI DOSYASINDA; DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 06/02/2023 KARAR TARİHİ : 14/02/2023 BAM KARAR TARİHİ : 21/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/05/2026

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarihli 2021/226 Esas ve 2023/347 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA :Davacılar vekili asıl dosyada dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 01/09/2020 Salı günü Işıkkent istikametinden gelerek Bornova caddesini takiben Bornova Merkez istikametine seyir halindeyken ... Sokak Kavşağına geldiği sırada kırmızı ışık yanmasına rağmen kavşağa giriş yapması neticesinde aracının ön kısmı ile sürücü davacı müvekkili ... sevk ve idaresindeki Ord. Pr. Dr..... Cad. İstikametinden gelerek ... Sokak kavşağında sola dönüş yaparak Mevlana istikametine seyretmek için yeşil ışık yandığı sırada kavşağa giriş yapan .... plakalı araca çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, kaza sonrası müvekkillerinden .... ve ....'nın ağır şekilde yaralandığı, müvekkillerinden ...'ın aracının pert olduğu, oldukça ağır hasar gördüğü,.... ve ....'nın ise ağır şekilde yaralandıkları, kaza anında müvekkillerinden ....'in bayıldığı ve hayati tehlikesi ile ambulansla Ege Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldığı, müvekkillerine ait aracın çarpmanın etkisiyle öyle bir hale gelerek ...'i araç içerisinden ambulansın çıkaramadığı, itfaiye yardımı ile ambulansa ancak alınabildiği, ....'in boynunda C2 kemiğinin kırıldığı, alnının üst bölümünden kaşının altına kadar 1. cm. genişliğinde ve 1. cm derinliğinde parçalı bir yarık oluştuğu, dudağı ve kaşı yarılmış olup burnunda da kırık bulunduğu, alnındaki derin yara nedeniyle 17 dikiş atıldığı, müvekkilinin yüzünde birçok noktada sabit iz kalacağının tartışmasız olduğu, ancak boynundaki kırığın hayati önem arz etmesi nedeniyle ne burnu ne de alnı ile tam ilgilenemediği, tedavisinin henüz gerçekleştirilmediği, müvekkilinin uzun süre yatarak boynunda boyunluk ile tedavi gördüğü, halen boynunu hareket ettiremediği, müvekkiline, doktorları tarafından, uzun süre çocuk sahibi olmayı dahi düşünmemesinin söylendiği, müvekkili ....'nın ise kaza sonrası birçok tetkike maruz kaldığı, doktorları tarafından "kemikleri depremde hasar görmüş evler gibi" benzetmesinin yapıldığı, müvekkilinin boynunu hareket ettirememekte, sol omuz ve sağ bel boşluğunda ağır ağrılar hissetmekte olup tedavisinin devam ettiği, ayrıca ....'ya verilen uzun süreli raporlar nedeniyle 02/10/2020 tarihinde iş akdinin geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle uzun süreli işe gelmemesi nedeniyle işvereni .... A.Ş. tarafından sona erdirildiği, müvekkilinin halen kaza nedeniyle çalışamadığı, 01/09/2020 tarihli trafik kazası tespit tutanağında; davalı ...'ın 2918 sayılı KTK 47/1-b kuralını ihlal etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğunun, diğer sürücülerin kusursuz olduğunun belirlendiği, gerek o an trafikte olan ve tarafları tanımayan tanıkların ifadeleri, gerek trafik kazası tespit tutanağı, gerekse bizzat davalı sürücünün ifadesi ile davalı sürücünün %100 kusurlu olduğunun belirlendiği, dosya üzerinde talep edilen manevi tazminatın yalnızca kaza nedeniyle değil kaza sonucu tarafların hayatlarında meydana gelen en özel günlerinin yok oluşu nedeniyle ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, davacı .... için 250.000,00 TL, .... için 50.000,00 TL manevi tazminat istendiği, ayrıca ....l için şimdilik 1.000,00 TL kaza nedeniyle iptal edilen, yapılamayan, ücreti de iade alınamayan düğün ve kına gecesi bedelini de talep ettikleri, kazanın 01/09/2020 tarihinde meydana geldiği, müvekkilleri .... ve ...'in ise 03/09/2020 tarihinde kına, 06/09/2020 tarihinde ise düğünlerinin bulunduğu, ....'in, diğer davacı ablası .... ve müstakbel eşi ... ...in ablası ... ile düğünden sonra yaşayacakları eve son eşyaları olan kıyafetlerini götürmek üzere yoldayken söz konusu kazanın meydana geldiği, müvekkillerinden ....'in kaza anında araçta olmadığı ancak kaza nedeniyle eşi ve eşinin ablasının ağır yaralandığı, kendi ablasının ise yaralandığı ve aracının pert olduğu bu nedenle ... lehine manevi tazminat talep edildiği, davacı ...'ın kaza sonrası kullandığı ilaçlar ve çekildiği tomografi nedeniyle 4 aylık bebeğini emziremediği, sütü giden davacının bebeğini mama ile beslemek zorunda kaldığı, davalı ....'a ait aracın ZMMS 94320392 poliçe numarası ile ... A.Ş.'ye ait olduğu, bu nedenle davanın ... A.Ş.'ye açıldığı belirtilerek açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları ile belirsiz alacak kalemlerinin belirli hale gelmesi anında alacağı belirli hale dönüştürme hakkı saklı kalmak kaydıyla .... için 50.000,00 TL manevi tazminat, 1.000,00 TL maddi tazminat bedelleri için şimdilik toplam 51.000,00 TL,.... için 5.000,00 TL sürekli ve geçici iş gücü kaybına ve efor kaybına bağlı maddi tazminat ve 250.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 255.000,00 TL, .... için 5.000,00 TL sürekli ve geçici iş gücü kaybına ve efor kaybına bağlı maddi tazminat, 1.000,00 TL kazanç kaybı tazminatı ve 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 106.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 462.000,00 TL alacağın davalılar ... ve....'tan olay tarihi olan 01/09/2020 tarihinden itibaren yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile ... plakalı araç üzerine kazaya karışan araç olması nedeniyle taraflar arasındaki niza bitene kadar ihtiyati tedbir veya teminatsız ihtiyati haciz konulmasının talep edildiği görülmüştür. Davacı vekili birleşen dosyada dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile 01.09.2020 tarihinde sürücü davacı ... idaresindeki .... plakalı araca çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası müvekkillerden ... ve araçtaki diğer yakınlarının ağır şekilde yaralandığını, dava konusu kaza nedeni ile Mahkememizin 2021/226 E. Sayılı dosyası ile kazada yaralananlar lehine maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığını ve halen davanın derdest olduğunu, Mahkememizce dosyanın yeniden rapora gönderilmesi sonrası asgari ücretteki artış oranı sonrası davacının talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatının da değiştiğini, davacının fark alacağı için iş bu ek davayı açtığını, yargılama devam ederken davalılardan....'ın vefat ettiği ve.... mirasçılarının da davaya dahil edildiğini belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak kalemlerinin belirli hale gelmesi anında alacağı belirli hale dönüştürme hakkı saklı kalmak kaydıyla Mahkememizin 2021/226 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesini, 217.674,80 TL ... için sürekli iş gücü kaybına bağlı maddi tazminat alacağının davalılardan olay tarihi olan 01.09.2020 tarihinden itibaren yasal faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birliktte müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP : Asıl dosyada davalı ....A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetkiyi düzenleyen 6.maddesi gereğince, yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu, müvekkil şirketin adresinin İstanbul ili yargı sınırları içinde bulunmakla yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, bu nedenle davanın yetkisiz mahkemede açılmış olmakla yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, başvuru şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddinin gerektiği, gerekmektedir. davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı, kabul manasında olmamak üzere kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesi gerektiği, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu, kabul manasında olmamak üzere hesaplanacak tazminattan, müterafik kusur nedeniyle indirim yapılıp yapılmayacağı açısından değerlendirme yapılması gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı yanın kazaya ilişkin maluliyet iddialarının değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek maluliyet durumu ve maluliyetin kaza ile illiyeti hakkında rapor alınması gerektiği, müvekkili Sigorta Şirketinin, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadığı, manevi tazminat talepleri ile dolaylı zararların, ZMSS Genel Şartları ve Poliçe özel şartları uyarınca teminat dışında olduğu, davacı.... tarafından talep edilen kazanç kaybı ve davacı ... tarafından talep edilen iptal olan düğün ve kına gecesi bedellerinin, dolaylı zarar kapsamında olup, söz konusu zararlardan müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı, davacı tarafa, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme veyahut gelir bağlama işleminin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiği, kabul manasında olmamak üzere gelirin asgari ücret üzerinden hesap edilmesi gerektiği, kabul anlamında olmamak üzere, davaya konu araca ait sigorta poliçesi incelendiğinde açıkça görülecektir ki müvekkili sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olacağı limitlerin belirlendiği, davacı yanın işbu limitlerin üstünde bir bedeli davalı müvekkili sigorta şirketinden talep edebilmesinin mümkün olmadığı, manevi tazminat yönüyle müvekkili şirketten poliçe kapsamında bir talepte bulunulmasının mümkün olmadığı, müvekkili şirkete yapılan başvurunun, KTK madde 97 kapsamında geçerli bir başvuru sayılmadığı, dolayısıyla davacı yanca başvuru şartı yerine getirilmediğinden, müvekkili şirketin temerrüdünün söz konusu olmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte, faize hükmedilmesi halinde, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiği, yukarıda arz olunan ve re'sen nazara alınacak sebeplerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Asıl dosyada davalılar.... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı taraflar arasında 01.09.2020 tarihinde yaralamalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, Müvekkilinin hazırlıkta ve sorguda alınan savunmalarında özetle; iş çıkışı yorgun olduğunu, ... Mahallesi dönüş kavşağında karşıya geçmek için ışık yandığında ilerlediğinde bir anda kırmızı ışığın yandığını, bu esnada fren yaptığını, aracını durduramadığını ve sola dönüş yapan araca arkadan çarptığını beyan ettiği, kazanın meydana geldiği yolun ardıllı trafik lambalarının olduğu bir yol olduğu, bu sebeple arkadaki trafik lambası ile öndeki trafik lambası uzaktan bakıldığında birbirine karıştırılmaya müsait yapıda olduğu, Opr. Dr.... Cad. üzerinde giden biri için söz konusu trafik lambalarının şaşırtıcı bir etkiye sahip olduğu, çünkü söz konusu ışıkların ikisinin de birbirine çok yakın olup aynı anda farklı şekilde yandıkları, bu sebeple meydana gelen kazada müvekkili açısından bir kast durumu bulunmamakla beraber kendisinin de aslında söz konusu davada mağdur durumda olduğu, davacı araç sürücüsü ...'ın kaza sonrasında, sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç ile .... Sokak istikametine doğru hareket ettiği sırada kazanın meydana geldiğini belirttiği ancak gerek davacı ile davalının araçlarının çarpışmış oldukları yer ve gerekse dönüş açısı dikkate alındığında; davacının belirttiğinin aksine bir durum ortaya çıktığı, kaza tutanağında da görüleceği üzere davacı tarafın belirttiği istikamete doğru gidiyor olsa veya gitme çabası içerisinde olsaydı dönüş açısının dar değil aksine geniş açılı olacağı, böyle bir dönüş yapmasının da tek nedeninin "U" dönüşü yapacak olması olduğu, ancak söz konusu yerde "U" dönüşü yapmanın yasak olduğu, dava dilekçesinde, davacılardan .... ile....'in kına gecelerinin 03.09.2020 tarihinde, düğünlerinin ise 06.09.2020 tarihinde olduğunun belirtildiği, 04.09.2020 tarihli İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı gereğince düğün, nişan, nikah, kına gecesi, gelin alma vs. durumlar için belirli düzenlemeler yapıldığı, bu kapsamda kına gecelerinin yasaklandığı, düğünlerin ise çok sıkı şartlar altında gerçekleştirilmesine izin verildiği, böylesine bir karar bulunmakta iken kına ve düğün yapılamamasının doğrudan müvekkillerin üzerine bırakılmasının hakkaniyete aykırı olduğu, ....'in Adli Tıp Kurumu tarafından 10/11/2020 tarihinde düzenlenen raporunda İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi'nin 01/09/2020 tarih ve 6035 sayılı geçici raporunun incelendiği ve "Vücuttaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisi HAFİF (1), ORTA (2-3) ve AĞIR (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında; şahısta saptanan kırığın hayat fonksiyonlarını ORTA (3) derecede etkileyecek nitelikte olduğu" şeklinde bildirildiği, ayrıca davacı tarafın hastane kayıtlarından da anlaşılacağı üzere bir gün sonra taburcu edildiği, davacı ....'nın Adli Tıp Kurumu tarafından 10/11/2020 tarihinde düzenlenen raporunda İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi'nin 01/09/2020 tarih ve 6033 sayılı geçici raporunun incelendiği ve... açısından "Kişi adına düzenlenmiş olay tarihli tıbbi belgelerde, kişinin yaygın vücut ağrısı şikayeti bulunduğu belirtilmiş olup harici muayenede herhangi bir travmatik bulgu tanımlanmadığı,....yumuşak doku yaralanmasının, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilecek ölçüde hafif olduğunu bildirir rapordur." denildiği, söz konusu rapordan da anlaşılacağı üzere davacı tarafın vücudunda herhangi bir bulguya rastlanılmadığı, sadece yumuşak doku zedelenmesinin olduğu bunun da basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin belirtildiği, buna rağmen davacı tarafın dava dilekçesinde; geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu verilen uzun süreli raporlar nedeniyle iş akdinin 02.10.2020 tarihinde işveren tarafından sona erdirildiğinin belirtildiği, ancak pandemi kapsamında alınan önlemler gereğince işverenler, çalışanlarını ancak belirli nedenlerin varlığı halinde işten çıkarabildikleri, .....A.Ş. tarafından 13.04.2021 tarihinde dosyaya sunulan işten ayrılış bildirgesi ve arabuluculuk sonucu yapılan ödemeye ilişkin evraklardan da anlaşılacağı üzere davacı tarafın belirttiğinin aksine kendi isteği ile iş sözleşmesini sona erdirdiğinin ve söz konusu ödemeleri de aldığının anlaşıldığı, kaza sonrasında ...'ın herhangi bir yaralanma durumu söz konusu olmadığı, tomografi çekilmesinin bebek emzirmeye engel bir durum olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu tarafından 10/11/2020 tarihinde düzenlenen raporda İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisi'nin 01/09/2020 tarih ve 6033 sayılı geçici raporunun incelendiği ve ve şahısta tıbbi müdahale gerektirecek herhangi bir travmatik bulgu saptanmadığının belirtildiği, İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/231 E. Sayılı dosyasında 04.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, olay yerinin tetkikinde söz konusu dönüş yapılan yere ilişkin değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi raporunda doğrudan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/b ve 52/a-b maddelerini ihlal edilmesinden dolayı kazanın oluşumuna tamamen müvekkilinin sebep olduğunun belirtilmesinin hatalı olduğu, her husus değerlendirildikten sonra kusur izafe edilmesi ve kusur oranının belirlenmesinin gerektiği, kabul anlamına gelmemekle birlikte maddi ve manevi tazminata ilişkin istemlerin meydana gelen olaydan bağımsız olarak fahiş miktarlarda istendiği, hukuki dayanaktan yoksun kaldığı, bu sebeple müvekkillerinin fakirleşmesine sebep olacak olan ve hakkaniyete aykırı olan istemlerin reddini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğu belirtilerek açıklanan sebeplerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, yeniden keşif ve tanık huzurunda kusur incelemesi yapılmasına, ..., ... ve ....'nın Adli Tıp Kurumuna sevki ile rapor alınmasına, davacıların maluliyet oranlarının hesaplanmasına, eksik hususların tamamlatılması açısından ek bir bilirkişi raporu alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Birleşen dosyada davalılar ... ve .... mirasçıları vekilince süresinden sonra sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen hususlar ile davanın yine belirsiz alacak davası olarak açıldığını, açılan davada istenen taleplerin tamamen hukuka aykırı bir zemin üzerinde bulunduğundan davanın usulden reddini, kabul anlamına gelmemekle birlikte maddi ve manevi tazminata ilişkin istemler de meydana gelen olaydan bağımsız olarak fahiş miktarlarda istendiğini, hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, bu nedenlerle Mahkememizin 2021/226 E. Sayılı dosyasındaki davaya ve 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ve bu dosya için de tekrar ettiklerini, davalıların fakirleşmesine sebep olacak olan ve hakkaniyete aykırı olan istemlerin, tarafları ve konusu aynı derdest bir dosyaya ilişkin olarak açıldığından İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/105 Esas sayılı birleşen dosyanın dava şartı yokluğundan usulden reddini talep ettiklerini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan birleşen davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Birleşen dosyada davalı ....A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşen dosyanın dayanağının 30/01/2023 tarihli ek bilirkişi raporu olduğu, birleşen davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağı alacağın tamamının dava konusu yapılığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından da ek dava açılamayacağı dikkate alınarak ek davanın derdestlik dava şartı sebebi ile usulden reddinin talep edildiği, davacı yanın fark alacağı için söz konusu birleşen davayı açtığı nazara alındığında davacının alacağın belirlemesinden kendisinden beklenebileceği bu nedenle belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının olmadığının ileri sürüldüğü belirterek; birleşen davanın derdestlik ve hukuki yarar yokluğundan usulden reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasının talep edildiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, ''...davacılardan .... tarafından sevk ve idare edilen aracın yukarıda oluş şekli belirtilen şekilde davalı .... tarafından sevk ve idare edilen araçla karışmış olduğu trafik kazası neticesinde Mahkememiz davacılarından ...'nın %8 oranında sürekli iş göremezliğe uğramakla birlikte olaydan itibaren 112 gün süre ile geçici iş göremezliğinin oluştuğu, ....'in sürekli iş göremezliğe uğramadığı anlaşılmakla birlikte olaydan itibaren 23 gün süre ile geçici iş göremezliğinin oluştuğu, söz konusu kazaya davalı ....'un %100 oranındaki kusurlu eyleminin sebebiyet verdiği, söz konusu kazada ve davacıların yaralanmasında herhangi bir kusurlarının bulunmadığı gibi dosya kapsamına göre müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir halin de mevcut olmadığı, davacı ...'ya işbu davanın açılmasından evvel SGK'ca 6.505,46 TL tutarında, ....'e ise 1.746,34 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı ...'nın bu kazadan kaynaklı sürekli iş göremezliğe karşılık gelen maddi tazminat alacak tutarının ek rapor ile 442.965,10 TL olduğu, geçici iş göremezliğe karşılık gelen maddi tazminat alacak tutarının ise 11.161,68 TL olmakla birlikte SGK tarafından yapılan ödemenin mahsubu neticesi davacının karşılanmamış 4.456,22 TL tazminat alacağının bulunduğu, ...'in bu kazadan kaynaklı sürekli iş göremezliğe uğramadığı, geçici iş göremezliğe karşılık gelen maddi tazminat alacak tutarının ise 3.497,92 TL olmakla birlikte SGK tarafından yapılan ödemenin mahsubu neticesi davacının karşılanmamış 1.746,34 TL tazminat alacağının bulunduğu, her ne kadar davacı ... tarafından kazanç kaybı talebinde bulunulmuş ve söz konusu talebin kaza sebebiyle iş akdinin sona ermesinden kaynaklandığı ileri sürülmüş ise de geçici iş göremezlik konusu hariç olmak üzere....'in SGK kaydına göre 02/10/2020 tarihinde iş akdinin işçi tarafından sağlık sebebiyle feshedildiği anlaşılmakla birlikte söz konusu fesihten sonra kazanç kaybının ne şekilde olduğuna yönelik talebin somutlaştırılmadığı gibi neyden kaynaklı olduğu da belirtilmediğinden bu kalem tazminat alacağının davacı yanca ispatlanamadığı, davacı... ve ... yönünden az önce belirtilen bakiye tazminat tutarlarına yönelik davalılarca yapılmış herhangi bir ödemenin bulunmadığı, SGK tarafından yapılan ödemelerden tüm davalıların yararlanması gerektiği, söz konusu maddi tazminatlardan davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı yasanın 91. Maddesi gereği diğer davalı .... ve.... mirasçılarının (tereke itibariyle) ise 6098 sayılı yasanın 52 ve devamı maddeleri gereği sorumlu oldukları kanaatine varılmakla asıl dava dosyasına sunulan değer artırım miktarı ile birleşen dava dosyasında ... yönünden talep konusu edilen sürekli iş göremezlik maddi tazminat taleplerine yönelik maddi tazminatlardan asıl davada talep edilen maddi tazminatın kısmen, birleşen davanın ise tamamen kabulü ile; ... Yönünden; Maddi tazminat talebinin tam kabulü ile 442.965,10 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 4.656,22 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 09/12/2020 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faizleri ile birlikte asıl ve birleşen dosya davalıları .....A.Ş.'den, ...'tan ve.... terekesinden müteselsilen tahsili ile davacı ....'e verilmesine,... Yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.751,58 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 09/12/2020 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faizleri ile birlikte asıl dosya davalıları ... A.Ş.'den, ...'tan ve ... terekesinden müteselsilen tahsili ile davacı ....'ya verilmesine, ...'in sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine, ....'in kazanç kaybı talebinin reddine ve ... yönünden maddi tazminat talebinin konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ayrıca manevi tazminat talebine ilişkin dosyanın yapılan değerlendirilmesi neticesinde kazanın oluş şekli, davacılardan ...., ..... ve ....in doğrudan kazaya karışmış oldukları, davalı ....'un olaydaki kusuru, ... ve ...yönünden ortaya çıkan iş göremezlik durumu, davacılardan ... ile ...'nın düğün merasimlerinin oluşu, tanık beyanları, manevi tazminat miktarının zenginleşme aracı olmadığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları göz önüne alındığında ve ...'nın ve ....'in bu talebinin maluliyetten kaynaklı ileri sürdüğü, ....'un hem yaralama hem de düğün ve kına gecesinin iptalinden kaynaklı bu talebin ileri sürüldüğü, .... yönünden ise ....'nın yaralanması ile düğün iptalinden kaynaklı bu talebi ileri sürdüğü göz önüne alındığında talep edilen manevi tazminatlardan bir miktar indirim yapılmak gerektiği kanaatine varılmakla asıl dava dosyası yönünden talep edilen manevi tazminatın kısmen kabulü ile davacı... yönünden 50.000,00 TL manevi tazminatın,....yönünden10.000,00 TL manevi tazminatın, ...yönünden 5.000,00 TL manevi tazminatın ve ... yönünden 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki asıl dosya davalıları ...'tan ve ....terekesinden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, davacıları fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiş...'' gerekçesiyle; ''... ASIL DAVANIN KISMEN ve BİRLEŞEN DAVANIN (Mahkememizin 2023/105 Esas ve 2023/90 karar sayılı ilamı) TAM KABULÜ ile konu trafik kazası nedeni ile; ....Yönünden; Maddi tazminat talebinin tam kabulü ile 442.965,10 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 4.656,22 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 09/12/2020 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faizleri ile birlikte ASIL VE BİRLEŞEN DOSYA DAVALILARI .... A.Ş.'DEN, ...'TAN VE ... TEREKESİNDEN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACI ....'E VERİLMESİNE, Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki ASIL DOSYA DAVALILARI ...'TAN VE ..... TEREKESİNDEN OLAY TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK YASAL FAİZİ İLE BİRLİKTE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE BİRLİKTE DAVACI ....'E VERİLMESİNE, ...'nın fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, ... Yönünden; Maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.751,58 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 09/12/2020 tarihinden itibaren diğer davalılar yönünden ise olay tarihinden itibaren ayrı ayrı işleyecek yasal faizleri ile birlikte ASIL DOSYA DAVALILARI ... A.Ş.'DEN, ...'TAN VE ... TEREKESİNDEN MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACI ...'YA VERİLMESİNE, ....'in sürekli iş göremezlik tazminat talebinin REDDİNE, Melek'in kazanç kaybı talebinin REDDİNE, Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki ASIL DOSYA DAVALILARI ...'TAN VE ... TEREKESİNDEN OLAY TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK YASAL FAİZİ İLE BİRLİKTE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE BİRLİKTE DAVACI ....'YA VERİLMESİNE, melek'in fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE, ....yönünden; Maddi tazminat talebinin konusuz kalması nedeni ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki ASIL DOSYA DAVALILARI ...'TAN VE .... TEREKESİNDEN OLAY TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK YASAL FAİZİ İLE BİRLİKTE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE BİRLİKTE DAVACI ONUR DİNÇEL'E VERİLMESİNE,....'un fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE,.... yönünden; Manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki ASIL DOSYA DAVALILARI ...'TAN VE .... TEREKESİNDEN OLAY TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK YASAL FAİZİ İLE BİRLİKTE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE BİRLİKTE DAVACI ...'A VERİLMESİNE, Meltem'in fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE...'' şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza nedeni ile yerel mahkemece kusur tespiti yapıldığını, 22.10.2021 tarihli ATK trafik ihtisas dairesi raporu ile sürücü ...’ın %100 kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkili davacılara kaza nedeni ile atfedilecek bir kusur bulunmadığından ne maddi ne de manevi tazminat taleplerinde kusur indirimi yapılmayacağını, manevi tazminat belirlemesinde kusur ve sürekli iş göremezlik oranı dışında değerlendirilmesi gereken diğer bir hususta taraflarda kazanın yarattığı manevi çöküntünün derecesi olup yerel mahkemece kazanın yarattığı çöküntü ve sonuçların dosya özelinde göz ardı edildiğini, kaza anında müvekkillerinden ....'in boynunda C2 kemiğinin kırıldığını, alnının üst bölümünden kaşının altına kadar 1cm. genişliğinde ve 1 cm. derinliğinde parçalı bir yarık oluştuğunu, dudağı ve kaşı yarılmış olup burnunda da pek çok kırık bulunduğunu, alnındaki derin yara nedeni ile 17 dikiş atılmış olup müvekkilinin yüzünde birçok noktada sabit iz kaldığını, kazanın 01.09.2020 tarihinde meydana geldiğini, müvekkili davacılar .... ve ....’in ise 03.09.2020 tarihinde kına, 06.09.2020 tarihinde ise düğünleri olduğunu, müvekkilinin ise bırakınız gelinlik giymeyi, boyunluk ile yataktan kalkamayacak şekilde aylarca yatmak zorunda kaldığını, mahkemece müvekkilleri ... ve ....’un manevi tazminat miktarı belirlenirken, yalnızca sürekli iş göremezlik oranı değil, hayatlarındaki en özel günlerden olacak olan düğünlerinin iptal olduğunun da göz önüne alınması gerekmekte iken, belirlenen manevi tazminat miktarının müvekkillerin manevi zararını karşılamak bir tarafa, davalı sürücüye hediye gibi olduğunu, müvekkillerinden ....'nın kaza nedeni ile bedeni hasarını yanı sıra ne yazık ki işinden atıldığını, müvekkillerinden ...'ın dava konusu kaza nedeni ile bedeni bir yaralanma yaşamadığını ancak, kardeşinin eşi ve ablasının ağır şekilde yaralandığını, aracının pert olduğunu, kaza tarihinde 4 aylık bebeği olan müvekkiline, ilaçlı tomografi çekildiği için bir süre çocuğunu emzirmemesi gerektiğinin doktorlar tarafından söylendiğini, yaşadığı sıkıntılar sonrasında sütü giden davacının 4 aylık bebeğini mama ile beslemek zorunda kaldığını, müvekkilleri lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmesini gerekirken yazılı şekilde kurulan hükümün usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece manevi tazminat miktarlarının reddedilen kısımları yönünden karşı taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretleri kendileri lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyecek iken, hükmedilen manevi tazminat ve lehlerine hükmedilen vekalet ücreti 5.000,00-TL iken, davalılar lehine 9.200,00-tl. manevi tazminat miktarlarını aşar şekilde usul ve yasaya aykırı şekilde vekalet ücretlerine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek olayın oluşundaki kusur durumu, sürekli iş göremezlik oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları , kaza nedeni ile hiçbir kusurları yok iken müvekkillerinin en özel günlerinin yok oluşu dikkate alındığında yerel mahkemece verilen manevi tazminat miktarlarının oldukça az olması nedeni ile hak ve nasafet duyguları ile bağdaşmayan kararın manevi tazminat miktarları yönünden, hükmedilen vekalet ücretleri yönünden, kazanç kaybı talebinin reddi yönünden ve yüksek mahkemece resen gözetilecek nedenlerle ortadan kaldırılması ile yeniden hüküm tesis edilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu davaya konu kazaya ilişkin poliçe limiti ile sınırlı olup söz konusu poliçede kişi başına maluliyet noktasında limitin 390.000,00-TL olarak belirlendiğini, yerel mahkeme tarafından söz konusu limit göz ardı edilerek davacı .... lehine bu limit aşılarak toplam 447.621,32-TL tazminata hükmedildiğini, bu husus açıkça usul ve yasaya aykırı olmakla kararın öncelikle bu sebeple kaldırılması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere hesaplanacak tazminattan, müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerekirken bu husus göz önünde bulundurulmamış olmakla kararın bu sebeple de kaldırılması gerektiğini, tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesinde öngörülen sebeplerin daha çok zarar görenle ilgili olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması gerektiğini, somut olayda davacıların kaza esnasında emniyet kemeri takmamış olmaları göz önünde bulundurulduğunda zararın artmasında müterafik kusuru dikkate alınarak kabul manasında olmamak üzere yapılacak hesaplama sonucunda belirlenecek tazminattan makul oranda indirim yapılması gerekmekteyken bu husus göz ardı edilerek verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyada hükme esas alınan hesap raporu hatalı ve eksik değerlendirme ile hazırlanmış olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davaya konu sigorta poliçesi uyarınca müvekkili sigorta şirketinin geçici iş göremezlik zararından sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, dosyada bulunan .... A.Ş. tarafından gönderilen müzekkere cevabından davacı ....'nın kaza tarihine en yakın olan 2020 yılının 10. ayına ait net kazancının 2.327,39 TL olduğu anlaşıldığından, bakiye geçici iş göremezlik zararının 37,99 TL olacağının kabulü gerektiğini, bilirkişi raporunda; davacı....in aylık net kazancı üzerinden 2.962,95 TL / 30 * 112 gün = 11.161,68 TL geçici iş göremezlik zararı hesaplanmıştır. Oysa ki dosyada bulunan sosyal ve ekonomik durum tespit tutanağında, davacı ....'in kaza tarihi (01.09.2020) itibariyle kazancının 2.800,00 TL olduğu tespit edilmiş olup bu durumda, davacının geçici iş göremezlik zararı 2.800,00 TL / 30 * 112 gün = 10.453,33 TL olacaktır. İşbu bedelden SGK tarafından ödenen 6.505,46 TL'nin mahsubu sonrası bakiye iş göremezlik zararının 3.947,87 TL olacağını, raporda davacı ....'in sürekli iş göremezlik zararı hesapanırken muhtemel yaşam süresinin kaza tarihindeki yaşına göre belirlendiğini, hesap tarihinde, davacının hayatta olduğu zaten bilinirken, kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel ömür süresi belirlemek “muhtemel ömür süresi” teriminin anlamına ters düşmekte olduğundan, muhtemel yaşam süresi belirlenirken rapor tarihindeki yaşının dikkate alınması gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatı hesaplanırken, kaza tarihi nazara alınarak 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nda düzenlenmiş olan %1.8 iskonto oranının (teknik faiz) dikkate alınması gerekmekte olup bilirkişi raporunda teknik faizin dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabının davacının yıllık geliri her yıl %10 arttırılmak ve %10 iskonto edilmek suretiyle yapıldığını, faiz ve iskonto birbirinin tersi olduğu için bu tarz bir hesaplamanın sonuca etkisinin sıfır olacağını, diğer bir ifade ile hesaplamalarda herhangi bir iskonto veya paranın zaman değeri kullanılmadığını, yapılan itiraz ve açıklamalar doğrultusunda yeniden bir rapor alınması gerekirken hatalı ve eksik değerlendirme sonucu oluşturulan raporun hükme esas alınmış olması nedeni ile kararın kaldırılması gerektiğini, her ne kadar yerel mahkeme tarafından temerrüt tarihi adı ile dava tarihinden önceki bir tarih faiz başlangıcı olarak kabul edilmiş ise de, kabul anlamına gelmemekle birlikte bu şekilde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacı tarafından dava açılmadan önce müvekkili sigorta şirketine gerekli tüm belgelerle birlikte usulüne uygun bir başvuru yapılmamış olmakla müvekkili sigorta şirketinin temerrüdünün söz konusu olmadığını, bu sebeple faize hükmedilse dahi faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerekirken önceki bir tarihin belirlenmiş olması nedeniyle verilen kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/226 Esas - 2023/347 Karar ve 04/05/2023 tarihli kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm davacılar vekili ve davalı ... A.Ş.vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 1. Mahkemece davalı sigorta yönünden kaza tarihinde kişi başına poliçe limiti olan 410.000,00 TL aşılarak karar verildiği, zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi Genel Şartları A1 maddesinde “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlenmiştir. Bu halde, Mahkemece poliçe limiti aşılmadan ve limit dahilinde karar vermek gerekirken yazılı şekilde limit aşılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2. Kabule göre de; davalı ... A.Ş. aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup sigorta genel şartlarının B.2 maddesi 5.fıkrası uyarınca, hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı yargılama giderleri ile avukatlık ücretini sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde ödemekle yükümlüdür. Poliçe limiti kişi başı 410.000,00 TL olup hükmedilen toplam tazminat miktarı limiti aşmış olduğuna göre maddi tazminat miktarı için belirlenen avukatlık ücreti, yargılama gideri ve harç miktarlarının limite oranı dahilinde sorumlu tutulması gerekirken tamamından sorumlu tutulması isabetli değildir. 3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dâhilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Somut olayda; davacılar vekilinin, 19/10/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine tazminat ödemesi için başvurduğu, davalı sigorta şirketinin 26/10/2020 ve 25/11/2020 tarihli mail cevap yazılarında tazminat ödemesine esas eksik belgeleri listeleyerek belgelerin tamamlanması halinde talebin değerlendirileceğini bildirdiği, davacı taraflarca eksik belgelerin teslim edildiğinin belirtildiği ancak dosya arasında belgelerin davacılar tarafından teslime ilişkin tebliğ evrakının bulunamadığı, davacılar vekili tarafından davalı sigorta şirketine gönderilen 08/01/2021 tarihli mail cevap yazısında belgelerin 11/12/2020 tarihinde teslim edildiğinin belirtilmesine karşın mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden 09/12/2020 tarihini temerrüt tarihi olarak kabul etmesini gerekçelendirilmediği anlaşılmaktadır. Davacılar vekilinin eksik evrakı tamamlayarak ibraz edildiği tarih tespit edilerek bu tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasında davalı sigorta şirketinin temerrüdünün oluştuğunun kabul edilmesi gerekirken temerrüt tarihini hesaplama yöntemini açıklanmadan 09/12/2020 tarihini davalı sigortanın temerrüt tarihi kabul edilmesinde isabet bulunmamaktadır (bkz. Yargıtay 17. HD'nin 27/01/2016 tarihli 2015/18885 E., 2016/994 K. sayılı kararı). 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrasında "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Mahkemece hükümde "ASIL DAVANIN KISMEN ve BİRLEŞEN DAVANIN ( Mahkememizin 2023/105 Esas ve 2023/90 karar sayılı ilamı) TAM KABULÜ " şeklinde asıl ve birleşen dava ayrı ayrı hüküm kurulmaksızın birleşen davada taraf olmayan ...., ..., .... hakkında birleşen dava kapsamında da hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı, yine birleşen davada davacı .....'in manevi tazminat ve geçici iş göremezlik tazminatı talebi olmamasına karşın birleşen dava kapsamında da bu taleplerin karşılanmasında isabet bulunmadığı bu haliyle mahkemece verilen kararın hüküm kurma usulüne aykırı olduğu anlaşılmıştır. 5. Anayasa Mahkemesi'nin 14.03.2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı kararıyla manevi tazminat davaları yönünden, HMK'nun 326/2. fıkrasındaki "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." düzenlemesi iptal edilmiş olup, iptal hükmünün kararın Resmi Gazete yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe gireceğinin öngörüldüğü, kararın 14.12.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, bir kanun hükmünün karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptaline karar verilmesi halinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği gözetildiğinde, davacının kısmen reddedilen manevi tazminat davası üzerinden, davalı işleten ve davalı sürücü lehine vekalet ücretine hükmolunması doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin ve davalı.... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/05/2023 tarihli 2021/226 Esas ve 2023/347 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-İSTİNAF AŞAMASINDA; istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgili tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 21/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1665, K. 2026/965, T. 14.02.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1665-e-2026-965-k-e2300f09373a