Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/807 E. 2026/1256 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/807
Karar No
2026/1256
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/807

KARAR NO : 2026/1256

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/776

KARAR NO : 2022/59

DAVA TARİHİ: 25/07/2016

KARAR TARİHİ: 03/02/2022

DAVA: Kooperatif Üyeliğinin Tesbiti

KARAR TARİHİ: 14/10/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya Elmalı'da ikamet ettiğini, 2007 ve 2008 yıllarında İstanbul'da yaşayan arkadaşlarının yatırım yapmak istiyor ise bir arsa kooperatifi kurulduğunu, kurulan bu kooperatifin Pendik Belediyesi'nden alınmış bir adet arsası olduğunu, bu kooperatifte hisseleri devir etmek isteyen şahıslar bulunduğunu söylediğini, daha sonra kooperatif başkanı olan ...'la görüşüldüğünü ve ...'un hisselerini devretmek isteyen muhtelif kişiler olduğunu, kooperatifin düzgün şahıslardan ve hemşehrilerinden müteşekkil bulunduğunu, aynı zamanda kooperatife ait arsanın müteahhite kat karşılığı verildiğini, her hisseye bir daire tekabül edeceğini, yatırım yapmak isteniyorsa ideal olduğunu ifade ile müvekkiline kooperatifin maliki olduğu arsanın tapusunu da verdiğini, akabinde arsanın kat karşılığı verildiği müteahhit ile tanışan müvekkilinin ilgili şahısların beyanlarına ikna olarak hisse devralmak istediğini ifade ettiğini ve neticeten değişik tarihlerde kooperatif başkanı nezaretinde müvekkilinin önce 3 adet, daha sonra da 2 adet hisse bedellerini ödeyerek aldığını ve müvekkiline hissedar olduğuna dair 5 adet ortaklık kabul belgesinin teslim edildiğini, herhangi bir aidat ödemesine gerek olmadığı ve devraldığı hisselerin borçlu bulunmadığının kooperatif başkanı tarafından hem yazılı hem sözlü olarak teyit edildiğini, geçen zaman içinde müvekkilinin Antalya'da yaşadığı için sürekli olarak kooperatif merkezine gidip gelemediğini ancak kooperatif başkanı ve müteahhit ile sürekli irtibat halinde olduğunu, kendisine inşaatın sürdüğü arsa kooperatifine üye olanlara verilecek dairelerin yakın zamanda teslim edileceği vs. gibi beyanlarda bulunulduğunu, müvekkilinin kooperatif başkanına toplantı yapıp yapmadıklarını ve kendisine hiç çağrı gelmediğini sorduğunda toplantıların yapıldığı ve bir sorun olmadığı cevabını aldığını, kooperatif başkanının müvekkiline isminin hazirun cetveline geçtiğine dair telefon üzerinden hazirun listesi gönderdiğini, müvekkilinin kooperatif başkanı ile yüz yüze görüşmesinde de ilgili şahıstan dairelerin akıbetini sorduğunu, şahsın ise müvekkiline üyelik ve ibra belgesi adı altında bir belge tanzim ederek verdiğini ve dairelerin Haziran 2015'te teslim edileceğini bu belgede zikrettiğini, Haziran 2015 geldiğinde ise müvekkilinin kooperatif yetkilileri tarafından oyalanmaya başlandığını, müvekkilinin bu durumdan rahatsız olması üzerine ticaret odasından aldığı toplantı tutanağı ve hazirun cetveline baktığında kooperatif üyeleri arasında görünmediğini fark ettiğini, bu arada müvekkilinin kooperatifin arsasına inşaat yapan müteahhitten, inşaatın bittiği ve üyelere dağıtım yapılacağı ve neticeten kooperatifin tasfiye aşamasına geldiği hususunda duyum aldığını belirterek; müvekkilinin davalı kooperatifte 5 adet hisse sahibi olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili kooperatifte 20, 33, 34, 35 ve 39 nolu üyeliklerinin sahibi olduğunun tespitini talep ettiğini, buna ilişkin delillerinde 39 nolu üyelik ile ilgili hiçbir evrak sunmadığını, davacının dosyaya ibraz etmiş olduğu delillere kooperatif belge ve defterlerinde rastlanmadığını, davacının kooperatifin üyesi olarak o yıllardan bu yana hiç görünmediğini, hiçbir hazirun cetvelinde yer almadığını, devir aldığını beyan ettiği kişilerden ...'ün halen kooperatifin ortağı olduğunu, kimseye hisse devri yapmadığını, yine kendisinden hisse aldığını beyan ettiği ...'in, hissesini davacıya değil ... isimli şahsa devrettiğini, ... isimli üyeye kayıtlarında rastlanmadığını, yine hisse devri aldığını beyan ettiği ...'ın halen üyeleri olup kimseye hisse devretmediğini, davacının gösterdiği evrakların hisse devri niteliğinde olmadığını ve ödemeye ilişkin bir belge de sunmadığını, önceki dönemlerde başkan olarak görev alan ...'un bu şahısla birlikte ortak davranarak kooperatiften daire almaya çalıştıkları kanaatinde olduklarını, ...'un tek başına imza ve temsil yetkisi olmadığını, kooperatifin temsil ve ilzamı için 3 kişilik kurul imzası olması gerektiğini, ibra için de aynı durumun geçerli olduğunu, ibraz edilen evraklarda çıplak gözle bakıldığında dahi ... ve ... imzalarının hepsinde farklı olduğunun göründüğünü, bu evrakların ... ile davacı tarafından ortak hazırlandığı ve ... kooperatiften uzaklaştırıldığında davacı ile birlikte bu tür bir yola saptığı kanaatinde olduklarını, evraklarda imzaları bulunan ... ve ...'in halen kooperatif üyesi olduklarını ve kendilerinin böyle bir evrak tanzim etmediklerini ve imzaların kendilerine ait olmadığını beyan ettiklerini, kooperatif olarak bu konuda davacı, ... ve diğer tüm ilgililer hakkında sahtekarlık ve dolandırıcılık suçundan haklarında şikeyette bulunacaklarını, 20, 33, 34, 35 ve 39 numaralı üyeliklerin sahiplerinin bu davadan haberdar edilerek davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; "...Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti talebine ilişkin bulunmaktadır.

Mahkememizce davalı kooperatifin hazirun cetvelleri, genel kurul toplantı tutanakları, tescil talepnamesi, imza beyannameleri vb. içerir ticaret sicili kayıtları ile üye kayıt defteri, yevmiye defteri, defter-i kebir ve yönetim kurulu karar defteri, ilgili arsa tapu kayıtları ve senetleri, ortaklık kabul belgeleri, ilgili makbuzlar, emlak vergi bildirim örnekleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/130847 soruşturma sayılı dosyası ve İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/149 esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmış, bilirkişiden rapor ve ek rapor temin edilmiştir.

Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12/13/2018 tarihli rapor ve 18/09/2019 tarihli ek raporda; davalı kooperatifin defter, defter dayanağı belgeler ve kayıtların incelenemediğini, üyelik ödemelerinin kayıtlardan teyit edilemediğini, davacı ve davalı kooperatif arasında konu edilen ortaklık ve hisselerin, halen devir alındığı iddia edilen kişilere ait olduğunun tespit edildiğini belirtmiştir.

İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/149 E. Sayılı dosyasının incelenmesinden; sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçlarından cezalandırılması için kamu davası açıldığı, dosyanın derdest olduğu, dosya kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca temin edilen 19/05/2020 tarihli bilirkişi raporu ile, davalı kooperatifin dava konusu yapılan ortaklık kabul belgeleri ile hisse devirleri hakkında yönetim kurulu kararlarındaki müştekiler ... ile ... adına atılan imzaların ... ve ...'e ait olmadıklarının tespit edildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacının davalı kooperatifin 20, 33, 34, 35 ve 39 nolu üyeliklerin kendisi tarafından devralınmış olduğunu ileri sürerek kooperatif üyeliğinin tespiti talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi raporlarında yapılan tespitlerden de anlaşılacağı üzere, davacının davalı kooperatife üyelik başvurusu bulunmadığı gibi, kooperatifte herhangi bir kaydı da bulunmamaktadır. Kooperatif kayıtlarında, genel kurul hazirun cetvellerinde davacının ismi geçmemektedir. Yine aynı şekilde davacının davalı kooperatife zımni ortaklığı da söz konusu değildir. Davacı tarafından davalı kooperatife ödeme yapıldığına ilişkin olarak sunulan makbuz ve dekontların davalı kooperatif kayıtlarında yer almadığı yapılan bilirkişi incelemesi ile anlaşılmıştır. Ayrıca kooperatif hisse devrine ilişkin olarak düzenlenen "Ortaklık Kabul Belgeleri" ile "Yönetim Kurulu Kararları" üzerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/194100 Soruşturma Sayılı dosyası (dava açılması üzerine İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/149 E. Sayılı dosyası) dosyası kapsamında temin edilen 19/05/2020 tarihli bilirkişi raporu ile, davalı kooperatifin dava konusu yapılan kooperatif üyeliklerine ilişkin ortaklık kabul belgeleri ile hisse devirleri hakkında yönetim kurulu kararlarındaki yönetim kurulu üyeleri ... ile ... adına atılan imzaların ... ve ...'e ait olmadıklarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla hisse devrine ilişkin alınmış geçerli bir karar bulunmamaktadır. Kaldı ki, aynı zamanda davaya müdahil olan kooperatif hisse sahipleri tarafından, kendilerine ait hisselerin davacıya devredilmesine ilişkin verilmiş herhangi bir başvuru dilekçesi veya icazete ilişkin bir belge de dosya kapsamında bulunmamaktadır. Asli müdahiller de, kendileri tarafından davacıya herhangi bir hisse devredilmediğini belirtmektedirler. Dosya kapsamına celbedilen tapu kayıtlarında da, ferdileşmeye geçilmesi sonrasında dava konusu yapılan kooperatif hisselerinin hisse sahibi adına veya bu kişiler tarafından geçerli bir şekilde yapılan hisse devri sonucu hisseyi devralan kişiler adına tapu kaydı oluşmuş olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte dikkate alındığında, davacı tarafça açılan davanın ispat edilemediği sonucuna varılarak davanın reddine" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, kooperatif kayıtlarının düzgün tutulmadığını, ödemelerin kooperatif başkanına yapıldığını, bir kısım belgelerin kooperatif başkanı tarafından kendisine teslim edildiğini, kendisine teslim edilen bu belgelerin kooperatifin kendisini ortak olarak kabul ettiğini ispatlar nitelikte olduğunu, usulsüz işlem var ise bunun sorumluluğunun müvekkiline yükletilemeyeceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti iptali istemine ilişkindir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun Ortaklığa Girme Şartları Ve Ortak Sayısı başlıklı 8.maddesinde; "Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzelkişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar. Kooperatif, ortaklarına kendi varlığı dışında şahsi bir sorumluluk veya ek ödemeler yüklüyor ise ortak olmak isteği, bu yükümlerin yazılı olarak kabul edilmesi halinde değer taşır.

Yönetim Kurulu; ortaklar ile ortak olmak için müracat edenlerin anasözleşmede gösterilen ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadıklarını araştırmak zorundadır.

Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir. Yönetim Kurulu, genel kurulca kararlaştırılan sayının üzerinde ortak kaydedemez.",

Ortağın Ölümü Ve Ortaklığın Devri başlıklı 14.maddenin 2.fıkrasında; "Ortaklık devredilebilir. Yönetim kurulu, ortaklığı devralan kişinin ortaklık niteliklerini taşıması halinde, bu kişiyi ortaklığa kabul eder.",

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun "Ortaklık Senedi" başlıklı 18.maddesinde; "Her ortağın üyelik haklarının, ada yazılı ortaklık senedi ile temsil olunması şarttır. Bu senede kooperatifin unvanı, sahibinin adı ve soyadı, iş ve konut adresi, kooperatife girdiği ve çıktığı tarihler yazılır. Bu hususlar, senet sahibi ile kooperatifi temsile yetkisi olan kimseler tarafından imzalanır. Ortağın yatırdığı veya çektiği paralar tarih sırasiyle kaydedilir. Bu kayıtlar kooperatifin ödediği paralara ait ise ortak imza eder. İmzalı ortak senedi makbuz hükmündedir. Mezkür senet anasözleşmeyi ihtiva etmek şartiyle ortaklık cüzdanı şeklinde de düzenlenebilir. Ortaklık senetleri kıymetli evrak niteliğinde olmayıp sadece beyyine vesikası hükmündedir." düzenlemesi ise aynı şekilde kooperatif ana sözleşmesinin 19.maddesinde de yer almaktadır.

1163 sayılı Kanun'un yönetim kuruluna ilişkin hükümlerin yer aldığı kısımda Ödevi Ve Üye Sayısı başlıklı 55.maddesinde; "Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur..." düzenlemesi yer almaktadır.

Kooperatif ana sözleşmesinin 10.maddesine göre ortaklık şartları; medeni hakları kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi olmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak yada yabancı uyruklu olmakla birlikte Türkiye'de gayrimenkul edilmesine imkan sağlanmış kişilerde olmak şeklinde belirlenmiştir.

Ortaklığa kabul başlıklı 11.maddesinde; kooperatife ortak olmak isteyenlerin yazılı olarak yönetim kuruluna başvurması sonucu ortaklığa kabulün yönetim kurulunun başvuran kişinin ortaklık şartlarını taşıyıp taşımadığı hususunu araştırarak vereceği karar ile gerçekleşeceği açıklanmıştır.

Ortaklığın devri başlıklı 17.maddesinde; Ortaklığın, yazılı olarak yönetim kuruluna bildirilmek suretiyle 10. maddedeki ortaklık şartlarını taşıyan kişilere devredilebileceği, yönetim kurulunun bu şekilde ortaklığı devralan kişiyi ortaklığa kabulden kaçınamayacağı, devir halinde eski ortağın kooperatife karşı tüm hak ve yükümlülüklerinin yeni ortağa geçeceği açıklanmıştır.

Kooperatifin temsil ve ilzamı başlıklı 46.maddesinde; Kooperatif adına düzenlenecek olan evrakın muteber olması veya kooperatifi ilzamı için kooperatif unvanı altında kooperatifi temsile yetkili olanlardan ikisinin imzası gerekli olduğu, yönetim kurulunun kooperatifi temsil ve kooperatif adına imza atmaya yetkili şahısları kararla tespit ederek bu kararın noterlikçe onaylanmış bir suretinin imzalarla birlikte tescil edilmek üzere Ticaret Sicil Memurluğuna verileceği belirtilmiştir.

Davacı tarafından sunulan kayıtlar incelendiğinde;

A-Ortaklık belgeleri;

1-Kooperatif yönetim kurulunun 19/02/2007 tarihli .... sayılı kararıyla, davacı ...'in ortaklık defterinin 35.sırasına kaydedildiğine dair 19/02/2007 tarihli Ortaklık Kabul Belgesi düzenlendiği, belgede kooperatif kaşesi ile yönetim kurulu başkanı ... ve üye ...'in isim ve imzalarının yer aldığı, yönetim kurulunun 19/02/2007 tarih ve 29 no.lu kararında "Kooperatifin 35 no.lu üyesi ... ....adresinde hissesini devretmesi hakkında 19/02/2007 tarihli satış dilekçesi incelendi. ...'nin kooperatifte bulunan hissesini ...'e devretmesine kooperatif sözleşmesinin 17.madddesine göre hiçbir mahsur olmadığına, kooperatif hissesinin ... adına kaydedilmesine tapu ve resmi işlemlerin adına yapılmasına, ...'nin kooperatife ödemiş olduğu aidatın ...'den alınarak ...'ye devredilmesine oybirliği ile karar verildi" şeklinde alınan kararın kooperatif başkanı ... ve üye ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından bu üyeliğe dair bir satış sözleşmesi sunulmamıştır.

2-Kooperatif yönetim kurulunun 21/10/2007 tarihli kararıyla, davacı ...'in ortaklık defterinin 34.sırasına kaydedildiğine dair 21/10/2007 tarihli 39 sayılı kararıyla Ortaklık Kabul Belgesi düzenlendiği, belgede kooperatif kaşesi ile yönetim kurulu başkanı ...'un isim ve imzasının yer aldığı, yönetim kurulunun 28/03/2007 tarih ve 28 no.lu kararında "Kooperatifin 34 no.lu üyesi ...'ün hissesini devretmesi hakkında 28/03/2007 tarihli satış dilekçesi incelendi. ...'ün kooperatifte bulunan hissesini ...'e devretmesine kooperatif sözleşmesinin 17.madddesine göre hiçbir mahsuru olmadığına, kooperatif hissesinin ... adına kaydedilmesine tapu ve resmi işlemlerin adına yapılmasına oybirliği ile karar verildi" şeklinde alınan kararın kooperatif başkanı ..., başkan yardımcıları ... ve ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından bu üyeliğe dair bir satış sözleşmesi sunulmamıştır.

3-Kooperatif yönetim kurulunun 21/10/2007 tarihli 39 sayılı kararıyla, davacı ...'in ortaklık defterinin 33.sırasına kaydedildiğine dair 21/06/2007 tarihli Ortaklık Kabul Belgesi düzenlendiği, belgede kooperatif kaşesi ile yönetim kurulu başkanı ... ve üye ...'in isim ve imzalarının yer aldığı, yönetim kurulunun 28/03/2007 tarih ve 28 no.lu kararında "Kooperatifin 33 no.lu üyesi ...'in hissesini devretmesi hakkında 28/03/2007 tarihli satış dilekçesi incelendi. ...'in kooperatifte bulunan hissesini ...'e devretmesine kooperatif sözleşmesinin 17.madddesine göre hiçbir mahsuru olmadığına, kooperatif hissesinin ... adına kaydedilmesine tapu ve resmi işlemlerin adına yapılmasına oybirliği ile karar verildi" şeklinde alınan kararın kooperatif başkanı ..., başkan yardımcıları ... ve ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından bu üyeliğe dair bir satış sözleşmesi sunulmamıştır.

4-Kooperatif yönetim kurulunun 06/03/2008 tarihli 29 sayılı kararıyla, davacı ...'in ortaklık defterinin 20.sırasına kaydedildiğine dair 06/03/2008 tarihli Ortaklık Kabul Belgesi düzenlendiği, belgede kooperatif kaşesi ile yönetim kurulu başkanı ... ve üye ...'in isim ve imzalarının yer aldığı, yönetim kurulunun 01/07/2008 tarih ve 34 no.lu kararında "Kooperatifin 20 no.lu üyesi ...'in hissesini devretmesi hakkında 06/03/2008 tarihli satış dilekçesi incelendi. ...'ın kooperatifte bulunan hissesini ...'e devretmesine kooperatif sözleşmesinin 17.madddesine göre hiçbir mahsuru olmadığına, kooperatif hissesinin ... adına kaydedilmesine tapu ve resmi işlemlerin adına yapılmasına oybirliği ile karar verildi" şeklinde alınan kararın kooperatif başkanı ..., başkan yardımcısı ... tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından bu üyeliğe dair bir satış sözleşmesi sunulmamıştır.

5-Kooperatif yönetim kurulunun 02/07/2008 tarihli 34 sayılı kararıyla, davacı ...'in ortaklık defterinin 39.sırasına kaydedildiğine dair 02/07/2008 tarihli Ortaklık Kabul Belgesi düzenlendiği, belgede kooperatif kaşesi ile yönetim kurulu başkanı ... ve üye ...'in isim ve imzalarının yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından bu üyeliğe dair ayrıca bir yönetim kurulu kararı ve satış sözleşmesi sunulmamıştır.

B-"Daire Devir Sözleşmesidir" başlıklı 20/02/2007 tarihli sözleşmede; daire satış devir bedelinin 35.000 USD olarak belirlendiği, 12 Mart 2007'ye kadar konuşulan bedel ödenmek kaydı ile devirlerin yapılacağı, kalan ödemelere dair senet düzenlenerek ...'a verileceği, bu bedel dışında davacıdan aylık aidat, iskan harçları, elektrik, su, doğalgaz abonelik bedelleri ve tapu harçları isteneceği, müteahhitle yapılan anlaşma gereği başkaca bir bedel talep edilmeyeceği, davacıya verilecek dairelerin müteahhidin kendisine ayırdığı bloklardan olacağı, bu konuyla ilgili çalışmaların ... tarafından yapılacağı, verilen üyelik belgesinde evvelki üyeye ait borç olmadığına dair kayıt düşüleceği, ödeme planının 5 adet daire x 35.000 USD = 175.000 USD olduğu, 12/03/2007 tarihinde 85.000 USD peşinat ödeneceği, kalan 90.000 USD'nin 20/04/2007 tarihinden itibaren eşit taksitler halinde 9 ayda ödeneceği belirtilmiştir. Sözleşme "Şahit" sıfatıyla ..., "Alıcı" sıfatıyla davacı, "Taahhüt Eden" sıfatıyla kooperatif başkanı ... tarafından kooperatif kaşesi de basılarak imzalanmıştır.

C-20/03/2007 tarihli belgede; taraflar arasında yapılan anlaşmaya istinaden dökümü yapılan nakit ve senetlerin ...'a elden ve nakden teslim edildiği, nakit tutarın 80.000 USD olduğu, senetlerin 05/05/2007 ila 05/01/2008 tarihleri arasında 9 ayda aylık 10.000 USD üzerinden düzenlenerek teslim edildiği, nakit ve senetler toplamının 170.000 USD olduğu belirtilmiş, işbu belge "Kefil" sıfatıyla ..., "Teslim Eden Borçlu" sıfatıyla davacı, "Teslim Alan" sıfatıyla kooperatif başkanı ... tarafından kooperatif kaşesi de basılarak imzalanmıştır.

D-06/02/2015 tarihli "Üyelik ve İbra Belgesi" başlıklı belgede ise; davacının 2007 yılından bu yana 5 adet üyeliği için aidat ve hisselere ait borcunun olmadığı, tapu aşamasında daire başına 5.500 TL iskan ve emlak vergileri için ödeme yapılacağı, Nisan 2015 tarihine kadar genel kurul ve daire kura çekimleri ile davacının üyelik ve daire numaralarının resmileşmiş olacağı, Mayısın ilk haftasından itibaren tapuların verilmesine başlanacağı, Haziranın ilk haftasından itibaren dairelerin kullanıma hazır halde üyelere teslim edileceği, işbu belgenin kooperatif başkanı ... tarafından düzenlenip davacıya verildiği belirtilmiştir.

Mahkemece kooperatif kayıtlarında, davacı tarafından sunulan belgeler de incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda; genel kurul hazirun cetvellerinde davacının isminin yer almadığı, hisselerin devir alındığı belirtilen ortaklar tarafından temsil edildiği, 24/01/2000 tarih 2240 Yevmiye numarası ile Beyoğlu 20. Noteri tarafından tasdik edilen 78 tek sahife ve kullanım yılı 2000 olan üye kayıt defteri incelemesinde davacının iddiasına konu üyelikler ile ilgili kayıtlara rastlanmadığı, ilgili üyeliklerin halen hisselerin satın alındığı belirtilen kişiler adına kayıtlı olduğu, ferdileşme kayıtlarına göre taşınmazların satın alındığı belirtilen kişiler adına tescil edildiği, davacı tarafından sunulan ortaklık belgeleri ve yönetim kurulu kararlarında tarihlerin tutarsız olduğu, davalı kooperatif kayıtlarının tutulduğu muhasebe ofisinde yerinde yapılan incelemede elde edilen 2008-2009 yıllarına ait Haziran 2008 tarihli ... yevmiye numaralı Beyoğlu 43. Noterliğince tasdik edilen yönetim kurulu karar defterindeki 2008 yılına ait 34 nolu yönetim kurulu kararı ... Kooperatifinin temsil ve ilzamına ilişkin karar olup iddia edildiği gibi 01/07/2008 tarihli üyelik kabulüne ilişkin olmadığı, davalı kooperatifin Eski TTK. M.66 ve VUK. M.182 uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin yerinde yapılan inceleme sırasında ibraz edilemediği, açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK. M.69.70 ve VUK. M 220-226 uyarınca yasal sürelerde yaptırılıp yaptırıldığının anlaşılamadığı, kayıt nizamının VUK. M.215-219 hükümlerine ve muhasebe sistemi uygulama genel tebliglerine uygunluğunun tespitinin yapılamadığı, biri birini tamamlamadığı ve teyit etmediği (TTK. M.82/son), bu durumlarıyla TTK. M.85 uyarınca sahibi lehine delil niteliğinin bulunmadığı, sadece 2008 yılına ait yönetim kurulu karar defteri ve ortaklık kayıt defteri ibraz edilebildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan “üyelik ve ibra belgesi”’nde devir edilen hisse ve dairelerin kooperatife ait hisselerden değil, müteahhite ait dairelerden verileceği hususunun belirtildiği, bu belgeden kooperatife ait ortaklık tesisine ilişkin bir bağ kurulamadığı, davaya sonradan müdahale olan kooperatif ortaklarının dosyaya sunduğu belge ve beyanlardan hisselerini devretmedikleri, kendileri adına veya feragat ile eş ve yakınlarının adına tapu tahsisinin gerçekleştiğinin anlaşıldığı, kooperatifin defter ve kayıtları incelenemediğinden ödeme kayıtlarının teyit edilemediği belirtilmiştir.

Davacı tarafından işbu davanın açılması akabinde aynı zamanda savcılığa şikayette bulunulduğu, yine işbu dava akabinde davalı kooperatif ile davacının yukarıda yer verilen "A-Ortaklık belgeleri" kısmında ifade edilen belgelerde isim ve imzaları yer alan başkan yardımcıları ... ve ...'in, kooperatif başkanı ... hakkında şikayette bulundukları ve anılan belgelerde yer alan imzaların kendilerine ait olmadıklarını ileri sürdükleri anlaşılmıştır. İstanbul C. Başsavcılığının 2017/194100 sorş sayılı dosyasında yukarıda "A-Ortaklık belgeleri" kısmında yer alan tüm belgeler üzerinde imzaların ..., ... ve ...'a ait olup olmadığı hususunda belge inceleme uzmanı bilirkişiden alınan raporda söz konusu belgeler üzerinde ... ismine atfen atılan imzaların bu kişinin el ürünü olduğu ancak yine anılan belgelerde ... ve ... ismine atfen atılan imzaların bu kişilere ait olmadığı tespit edilmiştir. Bu tespit akabinde İstanbul C. Başsavcılığının 2017/194100 sorş sayılı dosyasında ... hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından iddianame düzenlenerek İstanbul (Kapatılan) 41. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

Eldeki dosyada karar verildiği tarihte İstanbul (Kapatılan) 41. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/149 E. sayılı dosyası kapsamında henüz yargılamanın sona ermediği anlaşılmıştır. Bu nedenle Dairemizce anılan dosya UYAP'tan incelenmiştir.

İstanbul (Kapatılan) 41. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/149 E. sayılı dosyasında ... "Biz bu kooperatife 1998 yılında ... ve ... ile birlikte kurduk. Ben bu kooperatifin başkanıydım. ... ve ... başkan yardımcısı olarak görünüyordu ancak her ikisi de resmi görevde oldukları için her türlü iş ve işlemi ben takip ediyordum. Zaman zaman onlar adına evrakları da imzaladım. Ben ikisinden de bu işler için vekalet almadım. Ben onlar adına imza atıyordum. Bu süreçte belediyeye ödememiz gereken vergileri ödememiştik. Bu kooperatifte 44 daire bulunmaktaydı. Biz hiç kimseden aidat almadık. Daireler tamamlanıp kat sahiplerine teslim edileceği dönemde birikmiş borçlarımızı, ödememiz gerekti. Belediye bize haber gönderdi. Eğer kooperatife ait borçları ödemezsek kooperatifteki taşınmazların satışa çıkarılacağını söylediler. Ben de bunun üzerine müteahhit ... ile birlikte hareket ederek müşteki ...'den 160.000 dolar alarak kooperatife ait olan dört tane daireyi satış yapılmış gibi gösterdim. ... ...'den aldığımız 160.000 doların bir kısmı ile belediyeye olan borçlarımız ödendi. Bir kısmını kendi şahsi borçlarımı ödemek için kullandım, bir kısmını da müteahhit ... daireleri tamamlamak üzere aldı. Biz bu işlemleri yaptığımızda daireler henüz tamamlanmamıştı. Sadece kabası tamamlanmıştı. Ben müştekiye dairelerin satışı ile ilgili evrakları ... ve ... adına da imzaladım. Satış evraklarına ... ve ... imza atmadı. Biz bu işlemleri yaptıktan sonra müteahhit battı. Bu nedenle daireler tamamlanamadı. Müştekiye satışı yapılan dört dairenin hak sahipleri başka kişilerdi. Biz kooperatife para girişi olması için müştekiye daire satışı yapılmış gibi gösterdik. Amacımız kooperatife para akışı sağlamaktı. Müteahhit işler tamamlandıktan sonra kendi payına düşen dairelerden müştekiye satışını yapmış olduğumuz dört tane daireyi verecekti. Ancak müteahhitin batması nedeniyle kooperatif tamamlanamadı ve müştekinin hak ettiği daireler, müştekiye verilemedi. Ben şuan müştekiye borçlu olduğumu kabul ediyorum. Ben bu borcumu bir yıl içeresinde müştekiye ödeyeceğim. Beraatimi talep ediyorum, mahkeme aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum. Bu kooperatifte toplamda hatırladığım kadarıyla 104 daire vardı. Bu dairelerden 60 tanesi müteahhite aitti. Müteahhit bu daireleri kat karşılı olarak almıştı. Arsa sahiplerinin de 44 dairelik hakları vardı" şeklinde savunmada bulunmuştur. Yapılan yargılama neticesinde İstanbul (Kapatılan) 41. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/149 E. 2023/99 K. sayılı 17/03/2023 tarihli kararı ile "...sanık ...'in ... Kooperatifi’nin 2016 yılına kadar başkanlığını yaptığı; 20 Mart'ta kollukta alınan beyanında iş nedeniyle katılan ...'ten 170.000 dolar aldığını karşılığında 900.000 dolar senet verdiği ancak senede tarih atmayı unuttuğunu beyan ettiği; savcılıkta alınan savunmasında ise kooperatifin nakte ihtiyacı olduğu için kooperatiften sözlü izin alındığı ve katılan ...'ten 170.000 dolar alıp 900.000 dolar senet verdiğini katılanın kendisini garantiye almak için ortaklık kabul belgesi düzenlemesini talep ettiği için bu belgeyi düzenlediği, belgedeki yazı ve imzaların kendisine ait olduğu, yönetim kurulundaki üyelerin kendisine işlerin hızlı yürümesi için imza yetkisi verdiğinden onların yerine de imza attığını müteahhitin batması nedeniyle daha çok söze ve inanca dayanan işlemlerin tek başına kendisine kaldığını beyan ettiği; sanığın birleşen soruşturma dosyasında katılanın dilekçe ekinde yer alan belgeleri imzalamadığını beyan ettiği mahkememizde alınan savunmasında ise katılan ...'e 4 adet daire satışı yapmış gibi göstererek kooperatife ait borçların ödenmesi için katılan ...'ten 170.000 Dolar aldığını ancak müteahhit batması nedeniyle katılana olan borcunu ödeyemediğini beyan ettiği görülmüştür. Katılan ...'in şikayet dilekçesi ekinde yer alan yönetim kurulu kararlarında katılan adına hisse devrine ilişkin sanık ve katılanlar ...'in isim ve imzalarına ilişkin yapılan incelemede 19/05/2020 alınan bilirkişi raporunda ... olan ortaklar kabul belgesi asılları, 34-29-28-28-29 karar nolu hisse devri hakkında yönetim kurulu kararı asılları, 06/02/2015 tarihli kooperatif kaşeli ve imzalı üyelik ve ibra belge aslı, 20/02/2017 tarihli daire devir sözleşmesi; 20/03/2007 tarihli borçlu ..., teslim alan sanık ... olan nakit 80.000 Dolar ile toplam senet ve nakit 170.000 dolar belge aslı, ... sıra nolu ... adına düzenlenmiş kimlik kartı aslı olan 14 adet belge aslında yer alan yazıların ve imza üst kısımlarında yer alan imzaların sanık ...’e ait el ürünü olduğu tespit edildiği anlaşılmıştır.

Sanığın aşamalarda alınan ve çelişki arz eden savunmaları bulunduğu görülmekle sanığın başkanı olduğu ... Kooperatifi başkanı olarak 1998 yılından beri yer aldığı; katılan ... ve ...'in başkan yardımcısı olarak yer aldığı; katılan ... adına ... Kooperatifi'ne ait el yazılı ortaklık kabul belgesi, Kooperatife ait üyelik kartı ile 20/02/2007 tarihli el yazılı daire devir sözleşmesinde ve kooperatifte yer alan ve hissesi bulunan ...’nin; ...’ün; ...’in; ...’ın; ...’in hissesini katılan ...’e devrine dair yönetim kurulu kararlarında sanığın katılana hileli davranış sergileyerek yukarıda ismi geçen kişilerin hisselerini katılana devredildiğine dair yönetim kurulu kararlarını imzalı halde verdiğini, katılanlar İsmail'in bulunan imzalarının katılana ait olmadığı, bilirkişi raporunda da yazıların ve imza üst kısımlarında yer alan imzaların sanık ...’e ait el ürünü olduğu; katılanın ilgili kooperatifte (... olan ortaklar kabul belgesi asılları, 34-29-28-28-29 karar nolu hisse devri hakkında yönetim kurulu kararı asılları, 06/02/2015 tarihli kooperatif kaşeli ve imzalı üyelik ve ibra belge aslı, 20/02/2017 tarihli daire devir sözleşmesi; 20/03/2007 tarihli borçlu ..., teslim alan sanık ... olan nakit 80.000 Dolar ile toplam senet ve nakit 170.000 dolar belge aslı, ... sıra nolu ... adına düzenlenmiş kimlik kartı aslı olan 14 adet belge) üzerinde elde edeceği kooperatif hisselerine sahip olma, kooperatif defterine kaydedilme ve kooperatif üyeliği kazanma hususlarında iradesinin fesada uğratıldığı anlaşılmakla Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı suçundan sanığın ... Kooperatifi başkanı olarak düzenlediği iş bu sahte özel belgeler ile nitelikli dolandırıcılık suçu işlediği ve katılanın zarara uğramasına sebep olunması nedeniyle TCK 158/1-h maddesi gereğince takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 5 yıl hapis ve 1200 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık eylemini aynı mağdura yönelik olarak birden fazla kez (19/02/2007-28/03/2007-01/07/2008-10/08/2017 tarihlerinde) işlediği anlaşılmakla TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca takdiren 1/4 oranında arttırım yapılarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın ... Kooperatifi başkanı olarak düzenlediği (... olan ortaklar kabul belgesi asılları, 34-29-28-28-29 karar nolu hisse devri hakkında yönetim kurulu kararı asılları, 06/02/2015 tarihli kooperatif kaşeli ve imzalı üyelik ve ibra belge aslı, 20/02/2017 tarihli daire devir sözleşmesi; 20/03/2007 tarihli borçlu ..., teslim alan sanık ... olan nakit 80.000 Dolar ile toplam senet ve nakit 170.000 dolar belge aslı, ... sıra nolu ... adına düzenlenmiş kimlik kartı aslı olan 14 adet belge aslında yer alan yazıların ve imza üst kısımlarında yer alan imzaların sanık ...’e ait el ürünü olduğu) iş bu sahte özel belgeler nedeniyle TCK'nun 207/1 maddesi gereğince sanığın birden fazla sahte özel belgeyi düzenleyerek ve bu belgeleri nitelikli dolandırıcılık suçunu işlemek amacıyla işlenmesi hususları da bir arada değerlendirildiğinde takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı suçu birden fazla işlediğinden sanık hakkında verilen cezadan 5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi gereğince ¼ oranında artırım yapılarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına..." karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesi'nin 18/09/2025 tarihli 2023/1437 E. 2025/2382 K sayılı kararı ile istinaf istemi hakkında hükümde yer alan bir kısım hususlar düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiş, temyiz yoluna başvurulmadığı için kesinleşmiştir.

Kooperatif ortaklık sıfatının kazanılması beş halde söz konusu olabilir. İlk olarak kooperatifin kuruluşunda kurucu ortaklar kuruluşun gerçekleşmesiyle ortak sıfatını aslen kazanırlar. Daha sonraki evrede ise giriş talebinin kabulü yoluyla veya payın bir başkası tarafından devir alınmasının kabulüyle ortaklık gerçekleşir. Bir diğer ihtimal olarak ortaklığın taşınmaz mülkiyetine veya bir teşebbüsün işletilmesine bağlandığı durumlarda, taşınmazın veya işletmenin devir alınması halinde ortaklık sıfatı kazanılır. Son olarak ise ana sözleşmede hüküm bulunması halinde miras ile kooperatif paydaşlık hakkı kazanılır.

Kooperatif ortağı olmada "açık kapı ilkesi" geçerlidir. Ortak olmak için yöneticilerin istekleri değil, objektif şartların gerçekleşmesi yeterlidir.

Kooperatif ortaklığına girmek için gerçek kişilerin medeni hakları kullanma yeterliliğine sahip olmaları gerekir. Ortak olmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler, kooperatif anasözleşmesi hükümlerini bütün hak ve ödevleriyle birlikte kabul ettiklerini belirten bir yazı ile kooperatif yönetim kuruluna başvururlar (KK. m.8).

Bu aşamada zımnen ortaklığa kabul edilmiş sayılma durumunun da açıklanmasında yarar vardır. İlke olarak kooperatiflere üyelik kaydının, yetkili organlarının bu hususta verecekleri açık bir kararla olması yanında; ortak olmak isteyen kişiden aidat tahsilâtı yapılması ya da kişinin genel kurul toplantılarına çağrılması türünden kişiyi ortak olarak kabul eden işlemlerin yapılması suretiyle zımnen de ortaklık kaydının gerçekleşebileceği kabul edilmiştir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 11/11/2015 tarih 2014/23-649 Esas 2015/2597 Karar sayılı kararı).

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 15/11/2013 tarihli 2013/5241 E. 2013/7129 K. sayılı kararında da zımnen ortaklığa kabul; ''...Kooperatif ortaklığı, kooperatif yetkili organlarının bu hususta alacağı açık bir kararla gerçekleşebileceği gibi, bu hususta açık bir karar olmasa bile kooperatifin bu kişi ile üyesi sıfatıyla yazışmalar yapması, onu genel kurullara çağırması, belirli bir miktarda ödeme kabul etmesi veya konut tahsis ve teslim etmesi ve tadilata izin verilmesi şeklinde somut ilişkiler ile zımnen de gerçekleşebilir...'' şeklinde açıklanmıştır

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Dürüst davranma" başlıklı 2.maddesine göre; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."

Aidat yükümlülüğü bulunan bir kooperatifte ortağın uzun süre kooperatife uğramaması, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmemesi dolayısıyla ortaklığın sona erdiğinin, zımmen kabul edildiği, diğer anlatımla üyelik haklarından zımmen vazgeçildiği, bu durumun eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini yansıttığı kabul edilerek işlem yapılmalıdır. Örneğin 10 yıl hiçbir aidat borcunu ödemeyen, genel kurullara çağrılmadığı halde neden çağrılmadığını araştırmayan bir kişinin ortaklık iddiasında bulunması bir hakkın kötüye kullanımıdır. Böyle bir ortağın açtığı davanın TMK'nın 2.maddesinde öngörülen iyi niyet kuralına aykırı düştüğü ilke olarak kabul edilmelidir. (Kooperatifler Hukuku, Mahmut Coşkun, s:181)

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 01/10/2015 tarihli 2015/4430 E. 2015/6187 K. sayılı ilamında; "...Dava, genel olarak üyeliğin tespiti ile bu üyeliğe bağlı B Blok 8 no'lu dairenin tahsisi, tahsis mümkün olmazsa konut karşılığı tazminat istemine ilişkindir... Öte yandan, davacı tarafından ortaklığa kabul edildiğini iddia ettiği 15/12/2000 tarihinden, işbu davanın açıldığı 16/03/2010 tarihine kadar yaklaşık 10 sene hiçbir hak talebinde, bulunulmamasının, ortaklık hakkından zımnen vazgeçtiği, bu durumun benimsendiği ve açılan davanın TMK'nın 2. maddesi hükmündeki iyiniyet kurallarına uymadığı sonucuna varılmıştır...",

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2016 tarihli 2015/3747 E. 2016/1471 K. sayılı ilamında; "...Davacı tarafından ortaklığa kabul edildiğini iddia ettiği 25/08/2001 tarihinden, işbu davanın açıldığı 21/12/2009 tarihine kadar yaklaşık 8 sene hiçbir hak talebinde bulunulmamasının, ortaklık hakkından zımnen vazgeçtiği, bu durumun benimsendiği ve açılan davanın TMK'nın 2. maddesi hükmündeki iyiniyet kurallarına uymadığı sonucuna varılmıştır..."

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1477 E. 2021/1606 K. sayılı ilamda ''...Kooperatifler hukukunda “açık kapı” ilkesi mevcuttur. Bu kapsamda kooperatife üyelik için başvuru dilekçesi giriş iradesini yansıtan bir belge olmamasına karşılık fiilen aidat ödeyen yatırdığı aidatlar kooperatifçe kabul edilen genel kurullara çağırılan üye sıfatı ile hakkında bir takım işlemler yapılan örneğin konut kooperatifince yapılan kuraya katılan, adına bağımsız bölüm tahsis edilen, üye sıfatıyla yazışmalar yapılan bir kişinin kooperatif üyeliğinin mevcut olduğunun zımmen kabul edilmiş sayılabileceği gibi tam aksine, aidat ödeme yükümlülüğüne rağmen hiç aidat ödemeyen, genel kurullara çağrılmayan, ortaklık ilişkisini ortaya koyacak şekilde hiçbir işlem yapmayan, uzunca bir süre eylemli olarak kooperatifle hiçbir ilişki kurmayan üyenin de kooperatif üyeliğinin zımmen sona ereceği kabul edilmektedir.'' yönünde karar verilmiştir.

Somut olayda; davacı tarafından kooperatif başkanı ...'a çeşitli ödemeler yapılarak 5 adet daire yönünden kooperatife ortak olunduğu iddiasıyla eldeki dava açılmış ise de, davacının ortaklık kayıtlarının kooperatife ait ortaklık defterinde yer almadığı, davacının süreç içerisinde yapılan genel kurul toplantılarına çağrılmadığı, hazirun cetvellerinde yer almadığı, hakkında tanzim edilen ortaklık kabul belgelerinin kooperatif kayıtlarıyla doğrulanamadığı, kooperatifin iki imza ile temsil edilmesi gerekirken bu belgelerde ... dışında diğer yönetim kurulu üyelerine atfen atılan imzaların bu kişilerin el ürünü olmadığının ceza yargılamasında tespit edildiği, anılan belgeler sahte olarak düzenlendiği gibi kendi içerisinde de karar tarihleri / karar numaraları itibariyle uyumsuz olduğu, davacının ödemeleri kooperatif başkanına elden ve verdiği senetler ile yaptığını ileri sürdüğü, kooperatif kayıtlarında ödemenin teyit edilemediği, kooperatif başkanının ceza yargılaması sırasında savunmaları da nazara alındığında işlemlerin ... tarafından gerçekleştirildiği ancak kooperatifi bağlayacak şekilde alınmış geçerli bir ortaklığa kabul kararı olmadığı ayrıca davacının ortaklığa zımnen kabulüne olanak sağlayacak bir kooperatif işleminin de bulunmadığı, hisselerin diğer ortaklardan satış yoluyla alındığına dair belgelere dayanılmasına rağmen ortaklık hissesinin satışına ilişkin bir sözleşme ibraz edilemediği gibi diğer ortakların bu hususu kabul etmedikleri, davacının süreç içerisinde herhangi bir genel kurul toplantısına davet edilmediği gibi bunun sebebinin de yıllarda davacı tarafından araştırılmadığı, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, davacının kooperatife kayden ortaklığı tespit edilmediği gibi zımnen ortaklığa kabulünü sağlayacak bir işlem de olmadığı anlaşıldığında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı re'sen gözetilmiş, davacının kooperatif ortağı olduğunu HMK'nın 187 vd maddelerinde yer alan ispat kuralları çerçevesinde ispat edilemediği kanaatine varıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından yatırılan TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL 'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,

6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/807, K. 2026/1256, T. 03.02.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-807-e-2026-1256-k-0552626f002e