Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2997 E. 2025/365 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2997
Karar No
2025/365
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2997 - 2025/365 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/2997 KARAR NO : 2025/365

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2022 NUMARASI : 2020/667 Esas 2022/994 Karar

ASIL DAVA DOSYASINDA DAVACI : ...

TEMSİLCİ : ... VEKİLİ :

DAVALILAR :... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)

BİRLEŞEN 2020/907 ESAS SAYILI DOSYADA

DAVACI : ...

TEMSİLCİ : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı) KARAR TARİHİ : 26/02/2025 YAZILMA TARİHİ : 28/02/2025

KARAR

Taraflar arasında görülen davada, ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, Dairemizce yapılan incelemede; İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı ...'a verilen vekalet görevinin davalı tarafından kötüye kullanıldığını, müvekkili şirketin haberi olmadan, ... ili ...ilçesi ...Mah. ...ada ...parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... Süt ve Süt Ürn. Ltd.Şti.'ne satışı yapılarak devredildiğini, satışın müvekkili şirketin bilgi ve onayı olmadan yapıldığını belirterek, satışın iptaline tapunun müvekkili adına tesciline bunun mümkün olmaması halinde satış tarihindeki bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı şirketin müvekkiline 30/06/2018 tarihi itibarıyla 445.000,00 TL borçlu olduğu bu nedenle dava konusu taşınmazın devrinin yapılarak borç miktarının 45.000,00-TL'ye indirildiğini, davacının dava konusu taşınmaz için 02/07/2018 tarihinde 84180 nolu ... süt ve Süt Ürünleri... Ltd.Şti. adına 400.000,00-TL bedelli fatura kesilerek fatura üzerinde taşınmazın ada ve parsel numaralarının bildirildiğini, davacının satıştan haberdar olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddini talep etmiştir. Birleşen 2020/907 esas sayılı dosyada davacı şirket temsilcisi dava dilekçesinde özetle; Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/251 E. nolu dosya ile şirketi tarafından ... ve ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti aleyhine, vekalet yetkisi kötüye kullanılarak yapılan yolsuz tescil nedeni ile 27.03.2019 tarihinde tapu iptali ve tescili davası açıldığını, ...İli ...İlçesi Demirci Mah. ...Pafta, ...Ada, ...Parselde kayıtlı arsa niteliliğindeki taşınmazımızın zilyeti taraflarındayken ve dava devam ederken muvazaalı olarak davalı ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti tarafından ...nedim kızı'na 03/11/2020 tarihinde davalıdır ve kesinleşmemiş mahkeme kararlarının şerhi ile devredildiğini, bu durumun davanın derdest olduğu mahkemenin Nilüfer Tapu Müdürlüğüne yazılan müzekkere ile fark edildiğini, ... ın diğer davaya dahili olarak eklenmesi yasal olarak mümkün olmadığından huzurdaki davanın ikame edildiğini, ...'ın huzurdaki dava neticesi ile diğer davaya davalı olarak eklenmesi zarureti hasıl olduğunu, davaların birleştirilmesi ve dava konusu ...İli ...İlçesi ...Mah. ...Pafta, ...Ada, ...Parselde kayıtlı arsa niteliliğindeki taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulması ve dava konusu taşınmaz aynımızın bütünleyici parçası olan Kira Gelirlerine de tedbir konularak kiraların mahkeme dosyasına depo edilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı şirketin maliki olduğu ...İli ...İlçesi ...Mah ...Ada, ...Parselde kayıtlı taşınmazın satışı bakımından davalı ...'ı Bakırköy 37. Noterliğinin 29/06/2018 tarihli ve ...Yevmiye numaralı vekaletname ile vekil tayin ettiği, davalı ... edindiği vekaletname ile çekişme konusu taşınmazı 02/07/2018 tarihinde, diğer davalı ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti' ye devrettiği ve taşınmazın gerçek değerinin yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile 1.190.869 TL olduğu, davalı tarafından taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin fekki için 01/12/2016 tarihinde 329.400 TL, 01/12/2016 tarihinde 36.600 TL olmak üzere toplam 366.000 TL yapılan ödemelerin davacı tarafından verilen vekaletname tarihi ve satış tarihinden önce bu ödemelerin yapıldığı, taşınmazın satış için verildiğinin ispat yükünün davalı tarafta olduğu ve ispat edilmediğinden bu ödemelerin taşınmaz satışı kapsamında verildiği savunmasına itibar edilmediği, kaldı ki davalının cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazın değerinin açıkça 400.000 TL olduğu bu miktar üzerinden anlaşma yapıldığını ve bu miktar üzerinden devrin gerçekleştiğinin kabul edildiğini beyan etmekle 366.000 TL ödemenin taşınmazın satışı için verilmediğinin ikrar edildiği, Diğer yandan taşınmazın satışının yapıldığı 02/07/2018 tarihinde taşınmaz üzerinde sadece ...A,Ş ye ait 1.800.000 TL bedelli ipotek olduğu, başka ipoteğin olmadığı, bu ipoteğin davalı ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti' ye ait kredi borcundan kaynaklandığından taşınmazın bu davalıya satışında gerçek değerine bir etkisinin olmadığı, Bu durumda dava konusu taşınmazın bilirkişi tarafından tespit edilen gerçek değeri 1.190.869-TL nin altında 400.000 TL ile satışında vekil ...' ın davalı ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti ile el ve işbirliği içinde hareket ederek, davacıyı zararlandırdıkları, davacı ile davalılar arasında taşınmazın satışına yönelik sözleşme yapılmadığı, vekil aracılığıyla satışın yapıldığı, davacı tanığı ...' ın beyanı ile de davacı şirket yetkilisi tarafından, anılan işlemlerin şirketin bilgi ve iradesi dışında gerçekleştirildiği, diğer bir söyleyişle vekilin vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, davalı ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti tarafından yargılama devam ederken taşınmazın birleşen dosya davalısı ...' a satışı yapılmıştır. Ancak taşınmazın tapu kaydına satıştan önce mahkememizce "davalıdır" şerhi ihtiyati tedbir olarak konulduğu, bu belirtmenin bu anlamda sonradan taşınmazı devralacakların iyiniyet iddiasını ortadan kaldıracak nitelikte bulunduğundan davalı ...' ın 4721 s. TMK' nun 1024. maddesi aracılığı ile 4721 s. TMK' nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, diğer bir deyişle iyiniyetli sayılmayacaklarından kazanımlarının korunamayacağı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı dava konusu ...ili, ...ilçesi, ...Mah. ...ada ...parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescil ve kaydına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ; Mahkemece, eski tarihli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücretine hükmedilmiş olması ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 03/09/2022 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücreti takdir edilmemiş olması nedeniyle yargılama giderleri yönünden kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/667 Esas 2022/994 Karar sayılı 21/09/2022 tarihli ilamının hüküm kısmında birleşen Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/907 Esas 2020/649 Karar sayılı dosyası yönünden yargılama giderlerinin hiç değerlendirme konusu yapılmaması ve AAÜT m.8 gereği asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun kararın hüküm kısmında değerlendirilmemiş olması nedeniyle yargılama giderleri yönünden kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verildiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekili ; davacı tarafın HMK 125/1-a md.sindeki seçimlik hakkını kullandığını, dava konusu (8 Parsel sayılı taşınmaz) talep ettikleri için yasanın açık hükmü gereği “ davacının müvekkillerim yönünden davasından vazgeçmesi” gerektiğini ancak Mahkemece müvekkilleri aleyhine de hüküm kurulduğunu, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/1329 E. 2020/999 K. Sayılı karında vermiş olduğu “ kaldırma” gerekçesinin yerel mahkemeleri bağlayıcı nitelikte ve usulü kazanılmış hak teşkil ettiğini, kararda dava dosyasındaki 366.000 TL'lik ödemenin taşınmaza istinaden ödendiği ve taşınmaz değeri ile satış değeri arasındaki fiyat farkının bulunmadığına ilişkin kabulün usulü kazanılmış hak teşkil ettiğini, yine kaldırma kararında faturadaki yazılarında incelenmesi gerektiği belirtilmesine rağmen sadece imza incelemesi ile yetinildiğini, Hükme esas alınan 25.10.2021.tarihli SMM bilirkişi raporunda sayın bilirkişi,”… dosyada kesin bir kanaat getirebilmek için istenilen belge ve formların dosyaya sağlanmadığını, ...günlü .... sayın ...’in dava konusu taşınmazın satış ve dava tarihindeki değerlerinin tesbitine ilişkin raporun somut verilere dayandırılmadığını, beyanları hükme esas alınan davacı tanıklarından ve davacının aynı zamanda muhasebecisi ...hakkında yapılan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/129563 Soruşturma No’lu “ Yalan Tanıklık Suçundan “ vaki şikayet sonuçlanmadan karar verildiğini, İstinafa konu yargılamanın dayanağı olan “ Re’sen düzenleme Şeklindeki Vekaletnamenin dosyada bulunmadığını, 366.000.00.Tl.lik ödemenin dava konusu taşınmaza ilişkin olduğunu havale açıklamasında bu hususun açıkça yazıldığını, taşınmazın satış tarihindeki değerinin 05.11.2022.günlü HMK/293 md.gereği SPK sertifikalı 3 lü heyetten alınan rapor “ Uzman Görüşü”nde tesbit edildiği üzere 785.532.60.Tl.sı olup ödenen 766.000,00TL dikkate alındığında satış bedeli ile ödenen bedel arasında fahiş fark olmadığının açık olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı birleşen davada davalı ...vekili ; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/1329 E. 2020/999 K. Sayılı karında vermiş olduğu “ kaldırma” gerekçesinin yerel mahkemeleri bağlayıcı nitelikte ve usulü kazanılmış hak teşkil ettiğini, kararda dava dosyasındaki 366.000 TL'lik ödemenin taşınmaza istinaden ödendiği ve taşınmaz değeri ile satış değeri arasındaki fiyat farkının bulunmadığına ilişkin kabulün usulü kazanılmış hak teşkil ettiğini, Davacının, faturadaki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiğini, 02.07.2018 tarihli 084180 nolu faturanın bulunduğu fatura cildi ile önceki ve sonraki fatura ciltlerinin ya da bu ciltlerdeki fatura örneklerinin dosyaya ibrazı halinde faturadaki imzanın başka faturalarda da kullanılıp kullanılmadığınınaraştırılmadığını, Ayrıca davacı ve diğer davalının Temmuz 2018 BA&BS formları, Ocak 2020 yılına ait BA&BS formlarının bağlı oldukları vergi dairelerinden celbini, davacının 2018 ve 2020 yıllarına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin bağlı olduğu vergi dairesinden celbini talep edilmesine rağmen talepleri hakkında müspet veya menfi bir karar verilmeden davanın esası hakkında karar verildiğini, Davacının konkordato sürecine ilişkin olarak konkordato dosyası istenildiğini ancak konkordato bilançosu ve bilançoya esas ayrıntılı mizan incelenmemiş olup gerekçeli kararda da görüleceği üzere bu husus hakkında herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, dava konusu vekalet görevinin kötüye kullanıldığına dair vekaletname dosyada yer almadığını, Gösterdikleri tanığın usule aykırı şekilde dinlenmesinden vazgeçildiğini, gerekçeli kararın kendi içerisinde çeliştiğini nitekim ''Yapılan kaydın sehven yapılan muhasebe kaydı olmadığı, davacı tarafından bu kaydın aksini yine yazılı ve kesin delille ispat edilmediği'' şeklindeki gerekçe davanın reddi sebebi olup davacının talimatı ve bilgisi doğrultusunda satışın gerçekleştiğinin mahkemece kabul edilmesine rağmen davanın kabulü yönündeki kararın açıkça çelişki oluşturduğunu bunun müvekkilinin adil yargılanma hakkı ihlal ettiğini, Müvekkilinin taşınmazı satın alırken ilgili tapu müdürlüğüne satışa engel bir husus olup olmadığı sorulmuş olup satışa engel bir durumun olmadığı beyanıyla, müvekkilim dava konusu taşınmazı iyi niyetle iktisap etmiştir. Taşınmaz üzerinde sadece'' BURSA 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 09/03/2020 tarih 2019/251 ESAS sayılı 10/03/2020 - 12765 Mahkeme Müzekkeresi numaralı dosyasında davalıdır.'' BEYAN'I bulunduğunu Başkaca şerh, beyan veya ihtiyati tedbir bulunmadığını, Dava konusu taşınmazda bulunan beyanın müvekkilimin iyi niyetine etkisi bulunmamaktadır. Aksinin kabulü halinde bu beyanın teminatsız olarak konulmuş ihtiyati tedbirolarak nitelendirileceğini, Müvekkilinin davacının iddialarının aksine iyi niyetle taşınmazı iktisap etmiş olup, taşınmazı değerinde satın almış olup davalılar ile aralarında taşınmaz satışı dışında herhangi bir bağ bulunmadığını müvekkilinin taşınmazı 1.000.000 TL'yi banka aracılığıyla, 100.000 TL'yi nakit ve 150.000 TL'lik araç satışı olmak üzere toplamda 1.250.000 TL ödemek suretiyle ayrıca tapu harç ve masraflarını ödemek koşuluyla satın aldığını, Müvekkilinin davacı ve diğer davalılar arasındaki ilişkiyi, tescilin yolsuz olup olmadığını bilecek durumda olmadığını ileri sürmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı tapu iptal-tescil talebine yöneliktir. Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; ...ili ...ilçesi ...Mah. ...ada ...parselde kayıtlı taşınmazın davalı ...’a Bakırköy 37. Noterliğinin 29/06/2018 tarihli ve ...Yevmiye numaralı ile vekaletname davalı ... Süt ve Süt Ürünleri Gıda Hayvancılık Tarım İnş. San. Tic. Ltd. Şti' ne 02.07.2018 tarih 25229 yevmiye sayılı işlem ile 400.000,00TL bedelle satıldığı, tapu kaydında davacının borcundan dolayı ...lehine 30.11.2016 tarihinde 1.800.000,00TL bedelle ipotek konulduğu, 10.03.2020 tarihinde Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi yazısına istinaden davalıdır şerhi işlendiği, 03.11.2022 tarihinde davalı ...satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390. maddesi) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK'nin 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır. Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz. Ancak, üçüncü kişi, vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması TMK'nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötüniyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötüniyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır. Bu hususlar doğrultusunda somut dosya incelendiğinde; davacı tarafından davalı Mücahit'in vekil olarak tayin edildiği vekilin, babası olan ...ait davalı şirkete temlik edildiği bu satış karşılığında davacı şirket tarafından 02/07/2018 tarihinde ...nolu ... süt ve Süt Ürn.... Ltd.Şti. adına 400.000,00-TL bedelli fatura kesilerek fatura üzerinde taşınmazın ada ve parsel numaralarının yazıldığı, ancak davacı tarafça faturanın bilgisi haricinde düzenlendiği iddiasına yönelik olarak yaptırılan bilirkişi incelemesinde faturadaki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşılmış ise de, dairemizin 21.10.2020 tarih ve 2020/1329 esas, 2020/999 karar sayılı kaldırma kararı gereğince faturadaki yazı incelemesininde yaptırılması gerektiği, kaldırma sonrası alınan 25.102021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere Her iki tarafın Temmuz 2018 ayına ait BA&BS formları, Ocak 2020 yılına ait BA&BS formlarının bağlı oldukları vergi dairelerinden talep edilmesi, ayrıca Davacının 2018 ve 2020 yıllarına ait kurumlar vergisi beyannamesinin bağlı olduğu vergi dairesinden istenmesi, davacının 2011 yılı aralık ve 2012 yılına ait e-defterleri ile davalı ...’e ait 2016-2017-2018-2019 ve 2020 yıllarına ait muavin defter dökümlerini de usb içinde dosyaya sunulmasından sonra ek rapor alınması, hükme esas alınan davacı tanığı ...hakkındaki yalancı tanıklıktan açılan davanın sonuçlanması gerekmektedir. Kabule göre ise 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle davacı ve davalıların istinaf başvurularının HMK’nın 353-(1)-a/6 maddesi uyarınca kabulü ile eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile verilen mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlarda yeniden yargılama yapılıp karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2022 tarih 2020/667 Esas 2022/994 Karar sayılı kararının HMK.'nun 353/(1)-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran taraflara iadesine, 4-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf giderlerinin ilk derece mahkemesinde yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-HMK'nun 359/4.maddesi gereğince kararın tebliğ işlemleri ile HMK'nun 302/5 maddesi gereğince gerekli harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/02/2025 tarihinde, HMK'nun 353/1-a ve 362/1-g. maddeleri gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2997, K. 2025/365, T. 26.02.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2997-e-2025-365-k-bc976cd72bbe