Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/89 E. 2026/1435 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/89
- Karar No
- 2026/1435
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/89
KARAR NO: 2026/1435
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/10/2022
NUMARASI: 2019/296 Esas - 2022/603 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/07/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin lojistik ve kargo sektöründe hizmet gösteren bir firma olduğunu, davalı/borçlu taraf ile davacı şirketin Suudi Arabistan'da yapılacak olan ... Şampiyonası'nda yarışacak olan davalıya ait sürat teknelerinin deniz yolu ile taşınması konusunda anlaştıklarını, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği davacı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalı tarafın gidiş ve dönüş navlunu ile yan masraflara ilişkin borcunu ifa etmekten kaçındığını, takip konusu faturaları ödemediğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini, davanın kabulü ile davalı/borçlu tarafından ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin İstanbul Ticaret Siciline kayıtlı, turizm ve hizmet sektöründe faaliyetleri olan anonim bir şirket olduğunu, davacı firmanın taşıma taahhütlerini ticari ilişkinin esaslı unsuru olan takvime bağlı kalarak süresi içinde yerine getirmediğini, Suudi Arabistan/...'ya yapılacak taşıma işlemi için davacı firmadan 05.03.2017 tarihinde teklif alındığını, teknelerin ... Limanı'ndan yükleme yapılarak gemi taşımacılığı ile .../...'na yapılacak yükleme için port to port transit süre 9 gün olarak belirlendiğini, 07.03.2017 tarihinde yapılan revize teklifte boşaltma limanının .../... Limanı olarak güncellendiğini, davacı firma tarafından verilen teklifin davalı şirket yetkililerince onaylandığından operasyon sürecine geçildiğini, gümrük işlemlerinin davalı şirket tarafından yapılacağı şeklinde anlaşıldığından 10/03/2017 tarihinde tamamlanıp teknelerin İstanbul/... gemiye yüklendiğini, davalı şirketin yetkilisi...'e gönderilen 14.03.2017 tarihli e-postada geminin 19.03.2017 tarihinde limandan ayrılarak ... limanına 03.04.2017 tarihinde ulaşabileceğinin bildirildiğini, davalı şirketin yetkilisi tarafından aynı e-postaya cevap yazılarak 03 Nisan tarihinin kabul edilmeyeceğini, yapılan görüşmelerde konteynerlerin 26 Mart'ta ...'da olacak şekilde yükleme yapılmasının istendiğini, davacı firma yetkilisi ... tarafından gönderilen 15.03.2017 tarihli e-posta ile geminin” armatörce alınan karar doğrultusunda rotasının değişmesi sebep gösterilerek sürenin 27-28 Mart tarihleri olduğu ve işin alındığı tarih itibarı ile de başka opsiyonun olmadığı” ifade edildiğini, belli bir tarihte boşaltma limanına ulaşması gereken konteynerler için davacı tarafından verilen teklif içeriklerinde davalı şirkete bu yönde hiçbir bilgilendirme yapılmadığını, yükleme yapılan teknelerin belirtilen sürede ...'ya varışının gerçekleşemeyeceğinin daha sonra anlaşıldığını, yapılan yazışmalarda önce ilk olarak varış tarihi ... Mart olarak belirtildiğini, daha sonra bu tarihin 23 Mart olduğunu, ardından da 31 Mart'a ertelendiğini, yarış tarihinin revize edilerek iki gün gecikmeli olarak yapılabildiğini, ... Belediyesince bu organizasyon için ödenecek sözleşme bedelinden 80.000-USD eksik ödeme yapıldığını ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraflara ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davaya konu faturaların davacı defterlerinde davalıdan alacak olarak kayıtlı bulunduğu ancak davalıya ait ticari defterlerde ise kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Ancak, davaya konu fatura içeriği hizmetin davacı tarafından verildiği hususu davalının da kabulünde olup, fatura bedellerinin ödendiğine dair dosyaya herhangi bir delili sunulmadığı gibi, davalı tarafından davacının gecikme nedeni ile alacağa hak kazanmadığı savunulmaktadır.
Oysa TTK da navlunun ödenmeyeceği durum olarak yalnızca TTK 1199 maddesi düzenlenmiş olup, sadece zıyaa uğrayan eşya içini navlunun ödenmeyeceği belirtilmiştir. Eşyanın geç teslim edilmiş olması navlun alacağını etkilemeyeceği gibi, taşıtanın sorumlu olduğu zararın belirlenmesinde navlunun indirilmesi de söz konusu olamaz.
Yukarıda mali incelemeler sonucunda, taşıyana navlun ödenmemiş olduğu tespit edilmiş olup, dosyaya ayrıca navlunun ve teferruatına ilişkin olarak ödendiğine dair belge de sunulmamıştır. Dolayısıyla Davalı Şirket tarafından navlunun ve teferruatın ödendiği ispat edilmedikçe navlun ve teferruatından doğan sorumluluğu devam edecektir. Davalı Şirketin malların geç teslimi nedeniyle uğradığı iddia edilen maddi kazanç kaybı iddiası ise ayrı bir dava konusu olup, yukarıda belirtildiği hali ile davalının dosya kapsamında takas mahsup talebi yahut karşı davası bulunmadığından, davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapıldığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve tutarsız olduğunu, söz konusu raporun davalı şirket defter incelemesine ilişkin hatalı bilgiler içerdiğini, davacı tarafça davalı şirket adına düzenlenen 3 adet takip konusu faturadan dolayı davalı şirket defter ve kayıtlarında davacı taraf alacağının hiçbir şekilde mevcut olmadığını, takibe konu edilen faturalar davalı şirkete tebliğ edilmediğini, işbu faturalardan dolayı davalı şirkete borç yükletilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bilirkişi raporun özensizliğini ve hatalı bilgiler içerdiğini mahkemece de kabul edilerek rapordaki hata resen düzeltildiğini ancak yeniden bir rapor tanzimi yoluna gidilmediğini, davacı firmanın icra takibine konu ettiği faturalar tek başına alacağı ispat etmeye yetmeyeceğini, davacı tarafça hizmetin tam ve eksiksiz verilmediğinden davalı şirkete sorumluluk yükletilmesinin söz konusu olamayacağını, davacı taşıyanın emtiayı geç teslim ettiğini ve navlun sözleşmesinin tam ve gereği gibi ifa edilmediğini, davacı taşıyanın yükü geç tesliminden dolayı davalı şirketin maddi ve manevi zararı mevcut olduğunu, mahkemenin kararında, TTK mad.1199 hükmü çerçevesinde sadece zıyaa uğrayan eşya içini navlunun ödenmeyeceğinin belirtilmesi eksik inceleme olduğunu, eşyanın geç teslim edilmiş olmasında navlun alacağının etkilemeyeceği şeklindeki yorumun hatalı olduğunu, dava konusu olay hukuki açıdan değerlendirme kapsamına dahi alınmadığını, davalı şirketin doğan zararı konusunda bir inceleme dahi yapılmadan davacının navlun ücretine hak kazandığına dair değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu, navlun sözleşmesinde taşıma süresi açıkça belirtilmiş olduğunu ve uluslararası konvansiyonlarda da yer aldığı üzere taşıyan yükün taşınmasından sebep olduğu zarardan sorumlu olduğunu, sözleşmede teslim tarihinin kararlaştırılmadığı bu halde geç teslimin söz konusu olup olmadığının belirlenmesinde taşınan eşyanın özellikleri başta olmak üzere somut olayın şartlarının göz önünde bulundurularak zarar tespiti yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkide takip tarihi itibarı ile alacak borç durumunun saptanması gerektiğinden davalı şirketin davacıdan talepte bulunma hakkı mevcut olduğunun gözetilmediğini, davalı şirketin uluslararası organizatör firma karşısında itibar kaybı, yarış organizasyonların gecikmeli olarak yapılması nedeniyle zarara uğranılması, ekstra harcama yapmak zorunda bırakılmasına yönelik davalı şirket adına yapılan savunmalarının "mahsup" niteliğinde olduğu gözetilmeden karar verildiğini, yapılan yargılamada dosya içeriğindeki delillerin değerlendirilmediğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, uluslararası taşıma nedeniyle ödenmeyen navlun ücretinin tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşımaya konu emtianın geç teslim edilip edilmediği ve varsa geç teslim nedeniyle uğranılan zararın navlun alacağından düşülüp düşülmeyeceği noktasındadır.
Davacı ile davalı arasında, davalının ....da yapılacak olan ... Şampiyonasında yarışacak olan sürat teknelerinin deniz yolu ile gidiş-dönüş olarak taşınması konusunda anlaşıldığı, bu taşıma nedeniyle davacı tarafından takip konusu, 30.03.2017 tarihli... numaralı nakliye ücreti, terminal masrafı açıklamalı 53.087,65 TL tutarlı, 22.05.2017 tarihli ... numaralı teslim ve terminal masrafı, yükleme ücreti açıklamalı 32.929,50 TL tutarlı, 22.05.2017 tarihli... numaralı nakliye, navlun, terminal masrafı açıklamalı 64.288,25 TL tutarlı toplam 150.305,40 TL tutarlı faturalar düzenlenmiştir.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ..... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, " cari hesap alacağı (... nolu fatura, ... nolu fatura, ... numaralı fatura" sebebine dayalı olarak 150.305,40 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 14.02.2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf ise taşımaya konu emtianın geç teslim edildiğini ve bu nedenle zarara uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tarafların defterleri incelenerek alınan bilirkişi raporunda, davacı taşıyanın emtiayı gecikmeli de olsa teslim ettiği, davacı tarafından davalıya düzenlenen takip konusu, 30.03.2017 tarihli... numaralı 53.087,65 TL tutarlı, 22.05.2017 tarihli ... numaralı 32.929,50 TL tutarlı, 22.05.2017 tarihli... numaralı 64.288,25 TL tutarlı olmak üzere toplam 150.305,40 TL tutarlı faturalar nedeniyle davalıdan 150.305,40 TL alacaklı olduğu, faturaların davacının Bs formlarında bildiriminin yapıldığı, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında kayıtlı olmadığı ve Ba formunda bildirimde bulunmadığı tespit edilmiştir.
TTK'nın 1199/1.maddesine göre boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır. Navlun götürü kararlaştırılmış ise eşyanın bir kısmının zıyaı, navlunun o oranda indirilmesini istemeye hak verir. Anılan maddede sözü geçen “kaza” ifadesiyle, gerek taşıyan gerekse yük ilgilileri ile bunların fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin kusurlarından veya yüke has bir sebepten kaynaklanmayan her türlü tesadüfi/harici sebep -sözleşmenin taraflarına isnat edilemeyen bir hâl- kastedilmekte olup, somut olayda dosya kapsamında bu yönde bir iddia ve ispat bulunmamasına göre TTK'nın 1199. maddesinin eldeki davada uygulanma yeri yoktur. Bu durumda davalının iddia ettiği geç teslim nedeniyle davacının navlun alacağına karşı ödemezlik defi ileri sürmesinin mümkün olmadığının kabulü gerekir.
Somut olayda, davalıya ait sürat teknelerinin Türkiye'den Suudi Arabistan'a, Suudi Arabistan'dan Türkiye taşındığı ihtilafsız olup, davalı taşına geç yapıldığından yarış tarihinin revize edilerek iki gün gecikmeli olarak yapıldığını, ... Belediyesince bu organizasyon için ödenecek sözleşme bedelinden 80.000.-USD eksik ödeme yapıldığı, zararları olduğu savunmasında bulunmuştur.
TTK'nın 1199/1 maddesinde " boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır" düzenlemesinde açıkça kazadan söz edildiği, yükün kaza dışındaki sebepler ile hasarlı şekilde ya da gecikmeyle teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi bulunmadığından davalının bu yöndeki savunma ve iddiaları yerinde görülmeyerek, davalı tarafın söz konusu navlun ücretini ödediğine ilişkin herhangi bir iddia ve ispatı da olmadığı görülerek, davacının, yapıldığı ihtilafsız olan taşımaya ilişkin navlun ücretine hak kazandığı görülerek Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.567,70 TL harcın, alınması gerekli olan 10.267,36 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.699,66 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
09/07/2026