Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2366 E. 2026/1230 K. – Haksız Rekabet

Konu: Haksız Rekabet

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2366
Karar No
2026/1230
Karar Tarihi
Konu
Haksız Rekabet

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2366

KARAR NO:2026/1230

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:14/09/2022

NUMARASI:2020/444 Esas, 2022/510 Karar

DAVANIN KONUSU:Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat

Taraflar arasındaki haksız rekabet davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalılar arasında doğrudan bir ticari ilişki sözleşmesi bulunmadığını, ancak müvekkili firma ile davalıların bünyesinde Bulunan ... tedarikçilerine iplik tedariki sağlandığını, buna bağlı olarak ... isimli bir denetim sistemi içersine dahil edildiğini, 2016 yılında ... denetimine girmiş olup sistemde uygunluk aldığını, 2019 yılı sonuna kadar ise herhangi bir denetim söz konusu olmadığını, 18.11.2019 tarihinde ...'in sosyal uygunluk denetim talebi olduğunun davacıya bildirildiğini ve bu doğrultuda 06.12.2019 tarihinde davacı firmada denetimin gerçekleştrildiğini, denetim sonucunda tespit edilen eksiklikler davacı firmaya bildirildiğinde bu eksikliklerin giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmış ise de davacı firmanın, müşterilerinden aldığı bilgiler doğrultusunda puanlama sisteminin en düşük puanı olarak D sonucunun verildiğinin öğrenildiğini, akabinde; D sonucu puanlamasının gerçeği yansıtmadığına dair bilgilerin, davacı firmanın müşterileri ile paylaşılarak düzeltilmesinnin talep edildiğini, netice itibariyle, puanlamanın düzeltilmesi ile ilgili olarak bu tarihe kadar herhangi bir gelişme yaşanmadığını, davalı tarafların davacıya karşı olan tutum ve davranışının, hiçbir gerekçe olmaksızın davacının ticaretinin durdurulmasma, davacının ürün ve hizmetlerinin yine davacı müşterilerine karşı kötülenmesine yönelik olduğunu, davacı firmada, 06.12.2019 tarihinde bir denetim gerçekleştirildiğini, bahse konu denetim tutanağında, esasen, davacının ürün ve hizmetlerinin kötülenmesine sebebiyet verecek hiçbir tespit söz konusu olmadığını, davacının müşterisi olan ... isimli bir firmadan aldığı 25.02.2020 tarihli mail ile “... ... (...) ... ürün satın almasını yasakladığını”öğrendiğini, bahse konu 25.02.2020 tarihli elektrenik - posta yazışmasını dilekçe ekinde sunduklarını, davacının müşterilerine, “... kabul edilemez tutuma dayalı olarak sistemde bloke edileceğini bildiririz.” şeklinde gönderilen bir diğer elektronik postada davacıdan ürün alınmaması yönündeki davalının talimatını ispatladığını, beyanla, müvekkili firmanın ürün ve mallarının gerçeğe aykırı şekilde kötülenmesine, buna bağlı olarak ticari itibarının zedelenmesine yol açtığını beyanla, haksız resabetin tespitine ve men'ine, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabet yanlış ve yanıltıcı beyanlarla yapıldığından bu beyanların düzeltilmesine ve tecavüzün önlenmesine, 5.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 35.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davalının talebi ile davacı şirkete 06.12.2019 tarihinde sosyal uygunluk denetimi gerçekleştirildiğini ve denetim raporu hazırlandığını, söz konusu puanlamayı müvekkili şirketin değil ... 'in yaptığını, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından davacı şirket bünyesinde gerçekleştirilen denetim sosyal uygunluk (etik) denetimi olup, davacı şirketin mal veya hizmetine ilişkin bir denetim olmadığını, davacı şirketin yönelttiği ithamların gerçeğe aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti....Merkezi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çalıştığı ... davranış kurallarına uygulunluğunu tespit etmek amacıyla sosyal uygunluk denetimi yapmış olduğunu ve sosyal uygunluk denetiminde yeterli puanı alamadığını, davacının düzeltici faaliyet planı işlediği dönemde gerekli ve yeterli ilerlemeyi sağlayamadığını tespit edilen eksiklikleri gideremediğini ve davacının kendi kusuru ile uygunluk raporunu alamadığını ısrarla anlamadığını, müvekkili şirketin aleyhine olan hususların reddini ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve sağlanan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere;TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinde “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir. Yanlış açıklama (beyan), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir.Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır. Somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması halinde açıklama; TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir.Bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir. (Yargıtay HGK nun 2017/2475 esas ,2021/246 karar sayılı 11.3.2021 tarihli emsal ilamı) Somut olayda, davacı, davalıların bünyesinde bulunan...'in tedarikçilerine kendilerinin iplik tedariki sağladığını, buna bağlı olarak ... isimli bir denetim sistemine dahil edildiğini, 18.11.2019 tarihinde ...'in sosyal uygunluk denetim talebi olduğunun belirtildiği ve 06.12.2019 tarihinde denetimin gerçekleştirildiği, denetim sonucunda kendisine en düşük puan olan D sonucunun verildiğini, bu puanlamanın gerçeği yansıtmadığına dair bilgilerin müşterileri ile paylaşılarak düzeltilmesinin talep edildiğini ancak herhangi bir düzeltmenin yapılmadığına, kendi müşterisi olan ... isimli bir firmadan aldığı 25.02.2020 tarihli mail ile "... ... (...) ...'ten ürün satın almasını yasakladığı" hususunu öğrendiğini beyan etmiştir. Davacı ile davalı şirketler arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalı ... şirketlerinin tedarikçilerine davacı tarafından iplik tedariki sağlandığı, bu ilişki sebebiyle davacının, davalı ... şirketlerinin denetimine girdiği ve diğer davalı ... A.Ş tarafından yapılan denetim sonucunda düşük puan aldığı anlaşılmıştır. Davalı ... şirketinin talebi üzerine davacının da kabulü ile yapılan denetim sonucunda düşük puan alması üzerine davalıların üretim ağı içerisinde bulunan şirketlere bu hususta bilgilendirme yaptığına ilişkin dosyada ... isimli firmadan davacıya gelen mail haricinde somut bir delil bulunmamakta ise de böyle bir bilgilendirme ve bildirim yapılsa dahi bu durumun yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici beyan olarak kabulü mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle haksız rekabetin tesbiti ve buna dayalı maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın, 2016 yılında ... denetimine gidiğini, sistemde uygunluk aldığını, 2019 yılı sonuna kadar ise herhangi bir denetimin söz konusu olmadığını, 18.11.2019 tarihinde ... sosyal uygunluk denetim talebi olduğunun müvekkiline bildirildiğini ve bu doğrultuda 06.12.2019 tarihinde müvekkili firmada denetim gerçekleştirildiğini, denetim sonucunda tespit edilen eksiklikler müvekkili firmaya bildirildiğinde bu eksikliklerin giderilmesi yönünde çalışmalar yapılmış ise de müvekkili firmanın, müşterilerinden aldığı bilgiler doğrultusunda puanlama sisteminin en düşük puanı olarak D sonucunun verildiğinin öğrenildiğini, D sonucu puanlamasının gerçeği yansıtmadığına dair bilgilerin, müvekkili firmanın müşterileri ile paylaşılarak düzeltilmesinin talep edildiğini, puanlamanın düzeltilmesi ile ilgili olarak bu tarihe kadar herhangi bir gelişme yaşanmadığını, müvekkili davacının müşterisi olan ... isimli bir firmadan aldığı 25.02.2020 tarihli mail ile "... ...'in (...) ...'ten ürün satın almasını yasakladığını" öğrendiğini, müvekkili davacının müşterilerine, "...'in kabul edilemez tutuma dayalı olarak sistemde bloke edileceğini bildiririz." şeklinde gönderilen elektronik postanın müvekkilinden ürün alınmaması yönündeki davalının talimatını ispatladığını, davalı firma ile müvekkili şirket arasındaki e-posta yazışmalarında davalı firmanın haksız rekabet kurallarına aykırı davranışlar sergilediğinin sabit olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55.maddesinde, ''Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar'' kenar başlığı altında, altı ana başlık sayılmıştır. Bu ana başlığın ilk kategorisinde ''Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar" gelir (TTK md. 55/1.a-1). TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Davacının iddiası TTK'nın 55/1.a.1 maddesi kapsamında ileri sürülmüştür. Anılan maddede, başkalarını veya onların mallarını, işlerin, ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, kendisini mallarını iş ürünlerini faaliyetlerini, fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde başkalarının malları, iş ürünleri veya fiyatları ile karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek filleri haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. TTK’nin 55/(1)-a) maddesi gereğince; ''Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek'' haksız rekabettir. Buradaki ''kötüleme'' kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir beyanın (açıklamanın) olması; bu beyanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekir. Yanlış beyan, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Lüzumsuz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır (Suluk, Cahit/Karasu, Rauf/Nal, Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s. 428.). Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Buna karşılık açıklamanın “yanıltıcı” olup olmadığı veya “lüzumsuz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı anlama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (..., .../..., .../..., .../..., .../..., ...: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540.).Davalılardan ....' nın birden fazla giyim markasını bünyesinde barındıran bir tekstil firmasının Türkiyede temsile yetkili şubesi olduğu, ... A.Ş.(...) nin, firmanın bünyesinde bulunan giyim markaları için yine ... talimatıyla tedarikçi olan firmalar üzerinde gerekli denetimleri gerçekleştirdiği, davalılardan .... Şti.nin ise, ... bünyesinde faaliyet gösteren bir giyim markası olduğu, davacı ile davalılar arasında doğrudan bir ticari sözleşme bulunmadığı, davacının ... tedarikçilerine iplik tedariki sağladığı anlaşılmaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; tarafların incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre davacı ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığı, davacı vekili tarafından gerçekleştiği iddia edilen kötüleme fiilinin, haksız rekabetin ve buna ilişkin vakıalara ilişkin ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğu, dosya münderecatı incelendiğinde davacı vekili tarafından bahis konusu edilen ... denetim raporunun ve e-postaların dosya içerisinde bulunmadığı, haksız rekabet fiilini gösteren/ispata yarayan her hangi bir belyeye rastlanmadığı, davacı tarafından zararını ve miktarını ispata yönelik herhangi bir beyanda bulunulmadığı/belge sunulmadığı, kötüleme fiili sebebiyle hangi ticari anlaşmadan mahrum kalındığı, hangi sözleşmesinin feshedildiği, zararının hesaplanmasına yardımcı olabilecek vs. bilgilerin dosya içerisine sunulmadığı, zarar ve tazminat hesabının yapılmasının mümkün olmadığı: bu çerçevede maddi tazminat talebi konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu, manevi tazminat talebine ilişkin olarak takdirin mahkemede olduğunun bildirdiği görülmüştür. Davalı ... şirketlerinin denetimine girmiş ve denetim ... AŞ tarafından yapılmıştır. Yapılan denetim sonucunda; 06.12.2019 tarihli ... Yönetiminin Yorumları başlıklı tutanakta ve 25.02.2020 tarihli e-postada davacı şirketin faaliyetleri ya da ticari işleri hakkında yanlış, yanıltıcı, ve gereksiz yere incitici bir beyana rastlanmamıştır. Zira davacı 06.12.2019 tarihli ... Yönetiminin yorumları başlıklı belgeye de itiraz etmemiş ve imzalamıştır. ... AŞ tarafından yapılan denetim sonucunda düşük puan almasının davalıların üretim ağı içerisinde bulunan şirketlere bu hususta bilgilendirme yaptığına ilişkin dosyada ... isimli firmadan davacıya gelen mail haricinde somut bir delil de bulunmamaktadır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2366, K. 2026/1230, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2366-e-2026-1230-k-5067e877951e