Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/911 E. 2026/1238 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/911
- Karar No
- 2026/1238
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/911
KARAR NO:2026/1238
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/10/2022
NUMARASI:2014/347 Esas, 2022/699 Karar
BİRLEŞEN DAVA (İst. Anadolu 6. Asliye Ticaret Mah. 2015/189 E. 2015/184 K.)
DAVANIN KONUSU:Alacak (Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı, birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, asıl davadaki dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı şirket arasında 19/08/2011 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında mün'akid acentelik sözleşmesinin 23/07/2014 tarihinde feshedildiğini, yapılan incelemeler sonucunda davalı şirketin davacı şirkete 72.713,18 TL ile 187.530,86 USD borcunun bulunduğunun tespit edildiğini, davalı taraftan sulhen tahsilat yapma imkanı bulunmadığından 72.713,18 TL'nin 23/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle, 187.530,86 USD 'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek bankaların USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek USD faizi ile fiili ödeme günündeki USD kuru üzerinden davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili, savunmasında özetle; yetkili mahkemenin davalı şirketin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri olan Ankara ilindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde delil olarak acentelik sözleşmesini belirttiğini, ancak dosyaya fiziki olarak sunmadığını, davacı tarafça acentelik sözleşmesine göre davalı şirkete ödenmesi gereken komisyon bedelinin 66.931,77 TL eksik hesap edilerek ödendiğini, sözleşmeye göre davalı şirket tarafından tahsil edilen poliçe primlerinin davacı şirkete ödeneceğini, ancak davacı tarafça davalı şirket tarafından tahsil edilmeyen 28.283,31 TL poliçe primi de davalı şirketten tahsil edildiğini, davalı şirket tarafından sigortalı taraf olan .... A.Ş.'den poliçe bedeli olarak 30/12/2013 keşide tarihli 70.500,00 TL bedelli çeki sigortalı tarafından poliçe ödemesi için davalı şirkete verdiğini ancak sigortalı tarafından söz konusu çekin ödemediğini, bunun üzerine davalı şirket tarafından davacı taraftan poliçenin iptalinin istendiğini, ancak davacı tarafça poliçenin tamamı iptal edilmeyip sadece poliçenin 47.733,03 TL bedelli kısmının iptal edildiğini, buna karşın davacı tarafça 8.998,09 TL acente komisyonu mahsup edilerek davalı şirketin tahsil etmediği 28.283,21 nin davacı tarafça tahsil edildiğini, davalı şirket tarafından tahsilatı sağlanamamış olan ancak davacı tarafça davalı şirketten tahsil edilen 28.283,21 TL miktarlı bedelinden davacı tarafın alacağından düşülmesinin gerektiğini, taraflar arasında yapılmış olan 01/01/2013-31/12/2013 tarihleri arasını kapsayan ek komisyon sözleşmesine göre davacı tarafça davalı şirkete ödenmesi gereken komisyon bedelleri de eksik hesap edilerek davalı şirketin davacı tarafa ödemesi gereken poliçe bedellerinden düşüldüğünü, taraflar arasındaki 01/01/2014-31/12/2014 tarihlerini kapsayan ek komisyon sözleşmesine göre davacı tarafa ödenmesi gereken miktarın davalı tarafa hiç ödenmediğini, davalı şirket tarafından 28/02/2014 tarihinde 25.000,00 TL nakit, 31/03/2014 tarihinde 25.000,00 TL ...' a ait kredi kartı ile ödeme, 31/03/2014 tarihinde 10.000,00 TL yine aynı kişinin kredi kartına, 30/04/2014 tarihinde tarihinde 25.000,00 TL nakit ödeme yapıldığı halde bu poliçelere ilişkin olarak cari hesap ekstresinde davalı şirketin borçlu olarak gösterildiğini, davacı tarafça yukarıda ödemelere ilişkin olarak ... nolu poliçe borçlarının kapatılmasının gerektiğini, aynı şeklide ödeme yapılmasına rağmen ... poliçe nolu poliçenin de kapatılmasının gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği miktar ile dava dosyasına sunduğu cari hesap ekstresindeki miktarların birbirini tutmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı davaya karşı cevaplarının kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirketle 19/08/2011 tarihinde süresiz bir acentalık sözleşmesi imzalayarak Ankara Bölgesinde çalışmaya başladığını, tarafların 01/01/2013-01/01/2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemini kapsayacak şekilde 15/03/2013 tarihinde ek komisyon sözleşmesini ve 01/01/2014-31/12/2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemini kapsayacak şekilde 2. ek komisyon sözleşmesini imzalayarak acentalık sözleşmesindeki komisyon oranlarını değiştirdiklerini, sözleşmeyle kararlaştırılan tarihlerde mutabakatin yapılmamış olması bir yana davacı şirkete ödenmesi gereken komisyon, ek komisyon ücretlerinin de eksik ödendiğini, bu kadarla da kalmayıp davalı şirketin iflas eden bir sigortalının (.... A.Ş) ödenmeyen çek bedeli olan 28.283,21 TL'yi hiçbir hukuki sorumluluğu bulunmayan davacı hesabından kestiğini, davalı sigorta şirketinin davacı acentaya 19/08/2011 tarihli acentalık sözleşmesinden kaynaklanan ve 20/01/2012-16/07/2014 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan zaman dilimi içerisinde tahakkuk etmiş toplam 66.931,77 TL acentalık komisyon bedeli borcunun bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin davacı acentaya 15/03/2013 tarihli ek komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ve 11/04/2013-20/12/2013 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan zaman dilimi içerisinde tahakkuk etmiş 16.499,00 TL ek komisyon borcu bulunduğunu, aynı şekilde, davalı sigorta şirketinin 01/01/2014 tarihli ek komisyon sözleşmesinden kaynaklanan ve 06/01/2014-02/05/2014 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan zaman dilimi içerisinde davacı acentaya 118.426,99 TL ek komisyon borcu tahakkuk ettiğini, davacı şirketin davalı sigorta şirketine yukarıdaki durumu defalarca aktarıp hak ettiği komisyon ücretlerinin ödenmesini talep etmiş olmasına rağmen davalı şirketin kayıtsız kaldığını ve davacı şirketin ödemeler dengesinin bozulmasına neden olduğunu, ayrıca davacı şirketin bu durum karşısında sözleşmenin 8. maddesi çercevesinde tahsil ettiği primlerden daha önce hak etmiş olduğu komisyon miktarlarını düşmek zorunda bırakıldığını, davalı şirketin de bu durum üzerine acentalık sözleşmesini feshettiğini, davacı şirketi azlettiğini, ayrıca abartılı ve gerçek dışı ithamlarla davacı şirket yetkililerini suçladığını ve haklarında suç duyurusunda bulunduğunu, davalı sigorta şirketinin bir taraftan İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/347 esas sayılı dosyasında davacıdan 72.713,18 TL ve 187.530,86 USD talep ettiğini, diğer yandan da davacı şirketin cirolayarak vermiş olduğu bonoların Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takibe koyarak mükerrer olarak tahsilini talep ettiğini, belirtilen nedenlerle iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, dava ile maddi ve hukuki bağlantı içerisinde bulunan İstanbul Anadolu 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/347 esas sayılı dosyasının birleştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davalı şirketten şimdilik 66.931,77 TL acentalık komisyon bedeli, 16.499,00 TL ek komisyon, 28.283,21 TL davalı adına yapılan ödeme, 118.426,99 TL ek komisyon bedeli olmak üzere toplam 230.130,97 TL'nin her birine muaccel oldukları tarihten itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yetkili mahkemenin Ankara mahkemeleri olduğunu, tarafları ve konusu aynı olan Ankara 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/738 E. Sayılı dosyasında davacının taleplerinin reddine karar verildiğini, bu kararın kesin hüküm niteliği taşıdığını, davacının 2014 tarihinden itibaren yapmış olduğu tahsilatları yasaya ve sözleşmeye aykırı olarak davalıya intikal ettirmediğini, bu nedenle suç duyurusunda bulunulduğunu, davacı şirket yetkilisi hakkında emniyeti suiistimalden dolayı Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ceza davası açıldığını, davacının davalıya olan borcuna karşılık verdiği bonoların ödenmemesi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğini, davacının bu davayı açmakla ceza yargılamasını uzatmak amacında olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl dava olan Mahkeme'mizin 2014/347 Esas sayılı dosyası yönünden; dava, acentalık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olup, yargılama devam ederken 09/03/2016 tarihli duruşmada asıl dava yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, 05/10/2016 tarihli celsede asıl dava yönünden tefrik kararı verilerek 14/10/2016 tarihinde tefrik edilen dosyasında 2016/1091 E. 2016/743 K. Sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu nedenle eldeki davada sadece birleşen dosya yönünden değerlendirme yapılmıştır. Birleşen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/189 Esas 2015/184 Karar Sayılı Dosyası yönünden; dava, acentalık sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; acentalık ve ek komisyon sözleşmelerine istinaden, davacının davalıdan acentalık komisyonu ve ek komisyon bedeli alacağının olup olmadığı ve davacı tarafından davalı adına yapılan ödemenin davalıdan tahsili koşullarının oluşup oluşmadığı ilişkindir. Ankara 6. İcra hukuk Mahkemesi'nin 2014/738 E. 2015/548 K. Sayılı dosyasının bir suretinin dosya içerisine alındığı, yapılan incelemede, davacısının ... Şti. Davalısının ... ... A.Ş. Olduğu, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı takibe konu bonoların teminat senedi olması ve davalıya ödemlerin yapıldığına ilişkin borca itiraz davası olduğu, söz konusu senetlerin teminat senedi olduğunun ispatlanamamasından dolayı davanın reddine karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Her ne kadar eldeki davada davacı / birleşen dosya davalı vekili Ankara 6. İcra hukuk Mahkemesi'nin 2014/738 E. 2015/548 K. Sayılı kararın kesin hüküm oluşturduğunu iddia etmiş mise de; icra mahkemesinin dar yetkili mahkeme olması, verilen kararın maddi hukuk anlamında kesin hüküm teşkil etmemesi,icra mahkemesine konu dava ile eldeki davanın konularının bir kısmının birbirleri ile farklı olması nedeniyle davacı / birleşen dosya davalı vekilinin kesin hüküm itirazı dikkate alınmamıştır.Davalı / birleşen dosya davacısı .... Şti.'nin defterlerinin incelenmesi için Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış, talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; "...Davacı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yaptırılmış olduğu, davacı şirketin, davalı şirket acentesi olması nedeniyle düzenlemiş olduğu sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk etmiş olan primler ile lehine tahakkuk eden kamisyon tutarlarını davalı bildirimlerine göre ticari defterlere intikal ettirilmiş olduğu, davacı defterlerinin lehe delil niteliği taşıyacağı kanısına varılmış olmakla birlikte bu hususun Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, Davalı yanca davacı lehine eksik tahakkuk ettirilmiş olan acente komisyon tutarının toplam 206.648,28 TL olacağı, davacı alacağına dava tarihinden itibaren avans faiz oranları üzerinden faiz tahakkuk ettirilmesi gerekeceği..." şeklinde rapor sunulmuştur.Davacı / bileşen dosya davalısı ... ... A.ş.'nin ticari defterlerinin incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş, alınan bilirkişi raporunda özetle; "...İncelenen davacı şirket (birleşen dava davalısı) ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan fesih ve dava tarihi itibari ile 72.713,18 TL ve 187.530,86 USD tutarında alacaklı gözüktüğü, davalı şirket (birleşen dava davacısı) ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya dava tarihi itibari ile 251.360,10 TL borçlu gözüktüğü..." şeklinde rapor edilmiştir.Dosyanın sigorta uzmanı, mali müşavir ve acente - bayilik uzmanından oluşan heyete tevdi edilerek tarafların tüm iddia ve savunmaları doğrultusunda rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, bilirkişi heyetince sunulan raporda özetle; " ...İncelenen davacı şirket (birleşen dava davalısı ) ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan fesih ve dava tarihi itibari ile 72.713,18 TL ve 187 530,86 USD tutarında alacaklı gözüktüğü, İncelenen davalı şirket ( birleşen dava davacısı ) ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya dava tarihi ilibari ile 251.360.10 TI borçlu gözüktüğü, Taraflar arasında yapılan Acentelik ve Ek Komisyon Sözleşmelerinde yer alan veriler ışığında, komisyon oranlarının hesaplanmasında hukuki bir hata bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Acentelik sözleşmesinin 8. maddesinden komisyonun acentenin tahsil ettiği primlerden alabileceğinin açıkça anlaşılması nedeniyle acentenin tahsil ettiği primlerden komisyon alacağını almasında hukuka aykırılık söz konusu değildir. Bununla birlikte, acentenin ilgili dönem komisyon miktarını aşan bir kullanımı var ise bu durum yukarıda belirtilen Sözleşme hükümlerine göre hukuka aykırılık teşkil eder. İptal edilen poliçeye ilişkin iddia Serbest Muhasebeci tarafından yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından sunulan CD'de, ... seri nolu poliçe nedeniyle 28.283,21 TL fazla kesinti yapılmadığının tespit edilmiş olması nedeniyle hukuki olarak değerlendirilmemiştir. ..."Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 19/08/2011 tarihli acentelik sözleşmesi ve ayrıca taraflar arasında 01/01/2014 ile 31/12/2014 tarihleri arasını kapsayan ek komisyon sözleşmesinin akdedildiği, bu sözleşmeler kapsamında acentelik ilişkisinden kaynaklı hukuki ilişkinin mevcut olduğu, davalı / birleşen dosya davacısı tarafından tahsil ettiği paraları davacı / birleşen dosya davalısına göndermemiş olduğu gerekçesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiği, davalı / birleşen davacı tarafından komisyon - ek komisyon bedellerinin eksik ödendiği ve davalı adına yapılan ödeme iddiasında bulunarak bileşen davayı açtığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen ek komisyon sözleşmesinin 3.2 maddesi gereğince acentenin muaccel borcunun olması halinde ek komisyon talep edemeyeceği düzenlenmiş olup, acentenin muaccel borcunun bulunması nedeniyle ve ayrıca hukuki ilişki devam ettiği süre boyunca acente tarafından komisyon hesaplamalarına itiraz edilmemiş ve kabul edilmiş olması da dikkate alınarak ek komisyon talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davalı / Birleşen dosya davacısı tarafından, iflas etmiş sigortalı olan .... A.Ş. tarafından ödenmemiş çek bedeli olan 28 283.21 TL'nin hukuki sorumlulukları olmadığı halde şirket hesabından kesildiği belirtilmiş ise de; bu konuda yapılan bilirkişi incelemesinde, davalı / Birleşen davacı tarafından sunulan CD'de, ... seri nolu poliçe nedeniyle 28 283,21 TL fazla kesinti yapılmadığı tespit edilmiş olması nedeniyle davalı / birlşen dosya davacısın bu kısım yönünden de herhangi bir alacağının olmadığı anlaşılmış birleşen davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Birleşen dosya davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tahsil ettiği poliçe bedellerinden kendi komisyonu ve gereken vergileri mahsup ettikten sonra, karşı taraf sigorta şirketine ödemelerini gerçekleştirdiğini, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi gereği de olası risklerin giderilmesi amacı ile müvekkili şirket tarafından sigorta şirketine boş senetler verildiğini, her iki taraf arasında yürütülen ticaret bu şekilde devam etmekte iken, müvekkilinin ekonomik problemler yaşadığını ve son dönemlerde tahsil ettiği poliçe bedellerinin bir bölümünü sigorta şirketine ödemek konusunda problem yaşadığını, bunun üzerine karşı taraf sigorta şirketinin müvekkiline ait elinde bulundurduğu senetleri işleme koyduğunu ve icra dairesi kanalı ile alacak miktarındaki müvekkiline ait menkul ve gayrimenkul mallara haciz tatbik edildiğini, ancak karşı taraf sigorta şirketinin aynı zamanda icra takibi yoluna gittiği senetlerle mükerrer olacak şekilde halihazırdaki işbu İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/347 Esas numaralı davayı açtığını, komisyon tutarlarının mahsup edilmesi adına karşı dava açıldığını, mükerrerlik itirazları üzerine işbu dava davacısının davasını takip etmeyi bıraktığını ve davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, gerek sigorta şirketi tarafından açılan davada, gerekse müvekkili aleyhine başlattıkları mükerrer icra takibinde, talep ettikleri alacaktan müvekkiline ait komisyon tutarlarının mahsup edilmediğini, müvekkilinin bahsi geçen acentelik sözleşmesinden kaynaklı olarak komisyon alacağı mevcut olmasına rağmen, sanki böyle bir alacağı yokmuş gibi hem icra takibi yoluna gidildiğini, hem de İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/347 Esas numaralı dava açıldığını, bu nedenle komisyon alacaklarının tahsili için karşı dava açıldığını, Ancak ilk derece mahkemesine gelen bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin komisyon ücretlerini hak ettiğinin kabul edildiğini, sigorta şirketi tarafından müvekkili aleyhine açılan icra takiplerinin devam ettiğini, icra takibindeki alacak miktarı içerisinde müvekkilinin sözleşme gereği hak ettiği komisyon ücretlerinin mahsup edilmediğini, davanın açılmasında müvekkilimin hukuki yararı bulunduğunu, müvekkilinin ticari kayıtlarında yapılan incelemede ise müvekkilinin kestiği poliçeler nedeniyle davacı karşı davalı taraftan 251.360,10 TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, davanın reddedilmesi bir yana bir de karşı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, birleşen davada verilen kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İstinaf başvurusu sadece birleşen davaya yönelik olup inceleme, birleşen davayla sınırlı yapılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
Birleşen dava, acentelik sözleşmesi kapsamında poliçe prim bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; birleşen davada verilen hükme karara karşı, birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, sadece birleşen dava bakımından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı,ödenmesi gereken komisyon oranlarının sözleşmede belirtilen komisyon oranlarından düşük olarak hesap edildiğini, 66.931,77-TL eksik komisyon ödemesi yapıldığını, ek komisyon sözleşmesine göre ödenmesi gereken 118.426,99 TL ek primin ödenmediğini, ek komisyon bedellerinin eksik hesap edilerek davalıya ödenmesi gereken poliçe bedellerinden düşüldüğünü, eksik hesap edilen ek komisyon prim bedelinin 16.490 TL olduğunu ve bunun davalıya olan borçtan düşülmesi gerektiğini ileri sürmektedir.Ek Komisyon sözleşmesinin m. 3.2 hükmüne göre '' ...Bu ödemenin yapılabilmesi için acentenin şirket ile kararlaştırdığı tahsilat prosedürüne uygun çalışması ve muaccel olan borcunun bulunmaması gereklidir.'' Acentelik Sözleşmesi 8. m hükmüne göre ''...Acente tahsil ettiği primlerin komisyon ve ilgili vergiler düşüldükten sonra kalan kısmını şirketin belirlediği tahsilat prosedürü çerçevesinde kendisine tanınan sürenin bitimine kadar şirkete intikal ettirmek zorundadır.''Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında; birleşen dava davalısının ticari defter ve kayıtlarında birleşen dava davacısından 72.713,187 TL ve 187.530,86 USD tutarında alacaklı olduğu, birleşen dava davacısının defter ve kayıtlarında birleşen dosya davacısının birleşen dosya davalısına 251.360,10 TL borçlu olduğu, davalı yanca davacı lehine eksik tahakkuk ettirilmiş olan acente komisyon tutarları toplamının 206.648,28 TL. olduğu, iptal edilen poliçeye ilişkin bilirkişi incelemesinde ise; poliçe nedeniyle 28.283,21-TL fazla kesinti yapılmadığı, komisyon oranlarının hesaplanmasında da hata bulunmadığı tespit edilmiştir.Ek Komisyon sözleşmesinin 3.2 maddesinde;' ' ...Bu ödemenin yapılabilmesi için acentenin şirket ile kararlaştırdığı tahsilat prosedürüne uygun çalışması ve muaccel olan borcunun bulunmaması gereklidir.'' Ancak yapılan incelemelerde davacının davalıya borçlu olduğu tespit edilmiş olup acente muaccel borcunun bulunması nedeniyle ek komisyon talep edemeyecektir. Davalı tarafından uygulanan komisyon oranları ile yapılan kesintiler davacının defterlerine kaydedilirken ihtirazi kayıt ileri sürüldüğüne dair davacı acente tarafından bir kayıt sunulmamıştır. Basiretli bir tacir olarak davacı sözleşme özgürlüğü kapsamında imzaladığı sözleşmelerle bağlıdır.Öte yandan acente tarafından, sigortalı .... AŞ. tarafından ödenmemiş çek bedeli olan 28.283.21 TL kesinti yapıldığı işleri sürülmüş ise de iptal edilen poliçeye ilişkin bilirkişi incelemesinde, poliçe nedeniyle 28.283,21-TL fazla kesinti yapılmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından komisyon oranlarında bir hata bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmakla, birleşen dosyada davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, birleşen dosyada davacı vekilinin birleşen davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının birleşen davada davacıdan tahsiline,
3-Birleşen davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 25.06.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.