Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2259 E. 2026/1473 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/2259
Karar No
2026/1473
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2022/2259

KARAR NO: 2026/1473

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/09/2022

NUMARASI: 2017/1058 Esas, 2022/638 Karar

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin 15 yılı aşkın süredir bayisi olduğunu, bayilik sözleşmesinin son olarak 25.05.2012 tarihinden başlamak üzere 5 yıllığına yenilendiğini, sözleşmenin bitim tarihinin 24.05.2017 olduğunu, sözleşmenin bitimine bir yıldan az bir süre kala davalının 30.03.2016 tarihinde müvekkilinden 30.03.2016 tarihli, ... no'lu 60.000,00 TL bedelli, ....Şubesine ait teminat mektubunu aldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 01.08.2016 tarihine kadar teminata bağlı(ipotek-intifa –teminat mektubu-kıymetli evrak) cari hesap üzerinden yürüdüğünü, buna bağlı olarak müvekkilinin de müşterilerinin büyük çoğunluğuna cari hesap (vadeli) üzerinden satış yaptığını, davalının 01.08.2016 tarihinden itibaren ortada haklı ve geçerli bir neden olmaksızın sözleşme şartlarını tek taraflı olarak askıya alarak, ticari teamüllere ve sözleşmeye aykırı şekilde cari hesap üzerinden yaptığı satışlarını durdurduğunu, davacının cari alım için limitleri müsait olmasına rağmen vadeli olarak mal vermediğini, siparişlerini karşılamadığını, mal alımı yapılabilmesi için cari hesap borçlarının kapanması gerektiğini ve nakit karşılığının bulunması halinde siparişin karşılanacağını bildirdiğini, cari hesap usulü çalışan davacının aniden 250.000 TL gibi bir miktarda cari hesap borcu ile karşı karşıya kalması ve yine bir tanker akaryakıtın ortalama 80.000 TL gibi bir maliyetinin bulunması, 20 gün gibi kısa bir süre içinde bu borçları ödemesi sebebi ile ciddi şekilde finansman sıkıntısına düştüğünü, tüm maddi imkansızlıklara rağmen davacının çevreden ve ekonomik durumu iyi olan müşterilerinden günü birlik borçlanmak sureti ile mutat olarak aldığı akaryakıtın yarısını alarak ticari faaliyetini devam ettirmeye çalıştığını, bu durumun artı maliyet olarak müvekkiline yansıdığını, söz konusu siparişin sağlanmaması sebebi ile davacının mağdur duruma düştüğünü, stoklarının bitmiş olması sebebi ile defalarca müşterilere mal ve hizmet sağlayamadığını, yok satmak zorunda kaldığını, bu durumun davacının müşterilerine hizmet vermesini engellediğini, serbest piyasa şartlarında rekabet gücüne mani olduğu gibi müşteri ve kazanç kaybına sebebiyet verdiğini, davacının 01.08.2016 tarihinden itibaren bu mağduriyetleri defalarca yaşamış olması sebebi ile bu konuda ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/2-4-5 D.İş sayılı dosyaları ile 3 ayrı tespit yaptırdığını, bu şekilde davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinin tespit edildiğini, ayrıca 1 kez de ihbara rağmen sipariş talebinin yerine getirilmediğini, bu sebeplerle sözleşmenin mevcut hali ile devamının davacı açısından yük olduğundan, hatta fiilen çalışamaz hale geldiğinden, firmanın mahvına (iflasına) sebep olma noktasına gelindiğinden davacının ....Noterliğinin 08.11.2016 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarı ile taraflar arasındaki sözleşmenin katlanılmaz hale gelmesi sebebi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih ettiğini, dava tarihi itibarı ile davacının davalıya ödenmemiş herhangi bir borcu olmadığını, teminat konusu senedin bedelsiz kaldığını, sözleşmenin feshinden doğacak bir zarar söz konusu ise bu durumun ayrı bir yargılamaya muhtaç olduğunu, bu sebeple davalının sözleşmenin 8. maddesinde yazılı şartın mefhumu muhalifi ve aradaki ticari ilişki gereği davacıya yüklediği stok sağlama mükellefiyetini sağlamakla sorumlu olduğunu, bayilik sözleşmesinin esas gayesinin sürekli olarak akaryakıt satışının sağlanması olduğunu, davalının haklı bir neden olmaksızın sözleşmenin bitimine 9 ay gibi kısa bir süre kala davacıyı müzayaka haline düşürdüğünü, davacının haklı nedenle fesih hakkı doğduğunu, dava tarihinde davacının davalıya borcu bulunmadığını, teminat konusu senedin bedelsiz kaldığını, sözleşmenin feshinden doğacak bir zarar söz konusu ise bu durumun yargılamaya muhtaç olduğunu, davalı yed'inde bulunan teminat mektubunun bedelsiz kaldığını, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebi ile mektubu iade etmesi gerekirken iade etmediğini ileri sürerek, davacının borçsuz olduğunun tespitine, 30.03.2016 tarihli, ... No.lu 60.000 TL bedelli teminat mektubunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkeme ara kararı gereğince sunduğu 26.11.2021 tarihli talep açıklama dilekçesinde ise davacının 25.05.2012 tarihli bayilik sözleşmesinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, bayilik sözleşmesi gereği verilen 30.03.2016 tarihli, ... No.lu 60.000 TL bedelli teminat mektubundan dolayı davacının, davalıya borçlu olmadığının ve senedin bedelsiz kaldığının tespitine, teminat mektubunun iptaline, olmadığı takdirde davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili davalı ile davacı arasında, 01.11.2012 tarihinde 5 yıl süreli olarak imzalanan bayilik sözleşmesinin süresinin 01.11.2017 tarihinde dolduğunu, bu tarih öncesi yapılan feshin erken fesih olduğunu, davacının 08.11.2016 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, davacının fesih gerekçesinin doğru olmadığını, davacıdan 10.02.2010 tarihli Protokol kapsamında ''Delta ile yapacağı ticaretin,protokol ve bayilik sözleşmesinde yer alan tüm taahhütlerinin teminatı'' olmak üzere istasyon üzerinde 400.000 TL bedelli ipotek alındığını, intifa sözleşmesinin ise 27.09.2012 tarihli olduğunu, onun süresinin de 27.09.2017 tarihinde dolduğunu, oysa davacının haklı bir neden olmakzısın 08.11.2016 tarihinde ....Noterliği aracılığı ile gönderdiğ ... sayılı feshi ihbar beyanı ile sözleşmeyi feshettiğini, feshin haklı nedene dayanmadığını, daha önce yapılacak fesihin, sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğini, cezai yaptırım uygulanması sonucunu doğuracağını, bu itibarla bayilik sözleşmesinin 25/a-(aa) bendi gereğince davacının 50.000 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, bu bedeli talep hakkı doğduğunu, buna paralael olarak sözleşmenin süresinden önce feshi nedeni ile davacının Ek Protokol'ün 9.maddesi gereğince istasyona davalı yanca yapılan kanopi bedeli 23.796 USD'yi geri ödeme yükümlülüğünde olduğunu, bu talebin kendisine Beyoğlu 50.Noterliği kanalıyla 16.11.2016 tarih ve 14648 sayılı ihtarla bildirildiğini, davacının 08.09.2016 tarihinde ...Noterliği aracılığı ile gönderdiği ihtarda kendisinde ariyet olarak bulunan malzemenin alınmasını talep ettiğini, bu talep doğrultusunda 16.11.2016 günü istasyona söküm ekibi gönderildiğini, davacının kendisine ariyet olarak verilen pompaların alınmasına izin vermediğini, pompaların halen davacıda olduğunu, davacı tarafından kullanıldığını, ariyet malzemenin tesliminde gecikilen her gün için davacının 250 USD ödemekle yükümlü olduğunu, bu itibarla davacıya Beyoğlu 50.Noterliği aracılığı ile ihtar gönderilerek, teslim almak için gidilen 16.11.2016 ila ihtar tarihi olan 25.11.2016 tarihleri arasında geçen süre için 2.500 USD ödenmesinin talep edildiğini, halen dahi günlük 250 USD haksız kullanım bedelinin işlediğini, tüm bu bedelleri talep etme haklarını saklı tuttuklarını, yükleme yapılan tesisin de davalıya ait olmadığını, tedarikçi tesisin programına bağlı olarak bayilerin taleplerinin karşılandığını, dava dilekçesinde belirtilen dönemde dolum tesisindeki yoğunluk nedeniyle mal verilmesinde aksamalar yaşandığını, geçmiş dönem teslim kayıtları incelendiğinde, 2010 yılından beri devam eden bayilik sürecinde davacıya yapılan ikmallerede sadece iki kez gecikme yaşandığının görüldüğünü, bu tür aksamaların istisna teşkil ettiğini ve davalıya kusur atfedilemeyeceğini, dolayısıyla, davacı tarafından sözleşmenin tek taraflı feshinin tümüyle kötü niyetli olduğunu, davacının yılllık ve 5 yıllık süreye ilişkin olarak alım taahhüdünü gerçekleştirmemiş olması halinde eksik satış nedeniyle tahakkuk edecek cezai şarttan da sorumluluğu bulunduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle, tahakkuk eden cezai şartlar ile akaryakıt pompalarının haksız kullanımı ve kanopi bedelinin tahsiline yönelik olarak dava açma haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, bayilik sözleşmesinden dolayı verilen teminat mektubu nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve iptali istemine ilişkindir.

...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 28/09/2017 tarih, 2016/183 Esas ve 2017/153 Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine dava dosyası mahkememizin iş bu esas sırasına kaydedilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının davalı arasında imzalanan sözleşme hükümleri uyarınca davacı tarafından davalıya verilen teminat mektubu nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı, teminat mektubunun iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.

Özel hukuka ilişkin bir uyuşmazlıkta, hâkim kural olarak, doğduğu iddia edilen bir hukuksal sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için o hukuksal sonucu öngören hukuk kuralındaki olumlu veya olumsuz koşulların (öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz.

O hukuksal sonucun doğduğunu iddia eden tarafın, gerçekleşmesi gereken koşulların, somut olarak gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Genel ispat kuralı gereğince, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Bu bakımdan bir olguya bağlanan hukuksal sonuçtan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o olguyu ispat yükü altındadır (HMK m. 190/1). Somut olayda ispat yükünün, çekişmeli olgulardan kendi lehine haklar çıkaran davacı taraf üzerinde olduğu kabul edilmiştir.

Taraflar arasında 25.05.2012 tarihli ek protokol ve 01/11/2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesini düzenlendiği ihtilafsız olup, bu sözleşmelerde teminat mektubunun iadesi ile ilgili koşullar belirlenmemiştir. Davacı taraf .... Noterliği'nin 08/11/2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik szöleşmesini halı sebeple fesettiğini bildimiş, davalı taraf ise feshin haksız olduğunu savunmuştur. İhtarnamede akaryakıt ikmali yapılmaması ve cari hesabın kapatılarak peşin alınması zorlanması fesih sebebi olarak gösterilmiş ...Sulh Hukuk Mahkemesi tespit dosyaları dayanak gösterilmiştir. Tespit dosyalarındaki akaryakıt seviyesine ilişkin raporlar tek başına feshin haklı sebeple gerçekleştiğini göstermemekte olup akaryakıt bayilik sözleşmesinin 24. Maddesinde düzenlenen fesih halleri 25. Maddesinde düzenlenen feshin sonuçlarında ki cezai şart hükmü ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının sözleşme kapsamında iade ile yükümlü olduğu makina ve ekipmanları iade etmemiş olması, ticari defter ve kayıtlara göre davalının dava tarihi itibariyle alacaklı olması hususları birarada sözleşmenin davacı tarafça feshi haksız olup bayilik sözlemesi kapsamında davalıya verdiği teminat mektubu nedeniyle borçlu olmadığı iddiasını ispatlayamamış olması nedeniyle..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının davacıya mal temin edemediği ve mal temininde temerrüde düştüğü, bu dönemde iflasın eşiğinde olduğu ve mal temin edemediği hususunun yargılama safhasında iflasını ilan etmesi ile herhangi bir ispata gerek kalmayacak şekilde iflasın ilanı ile de ortaya çıktığını, kaldı ki sözleşmenin feshi öncesinde davalının 01.08.2016 tarihinden itibaren siparişleri karşılayamadığını, mal temini yapamamış olması sebebi ile kısa süreli aralıklarla 3 kez temerrüte düştüğünü, bu durumun ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/2-4-5 D.İş sayılı dosyaları ile tespit edildiğini, davalı bayisi olan davacıya mal temin etmekle, bayide taahhüt ettiği malı almakla yükümlü olduğunu, gerek davalı, gerekse davacının bu yükümlülüklerini haklı bir neden olmaksızın yerine getirmediği takdirde, haklı olan tarafın sözleşmeden dönme ve feshetme hakkının yasa gereği olduğunu, davalı sağlayıcının sözleşmenin kuruluş amacı olan mal temini yükümlülüğüne aykırı olarak hareket ettiğini, bu hususun yasal yollardan mahkeme kanalı ile tespit ettirildiğini, mahkemenin mahkemece tespit edilen yasal bir delili yok sayması delillerin takdirde açık bir şekilde hataya düştüğünü gösterdiğini, davalının kendisi iflas ederken bayisini de batırma (iflasa sürükleme) gibi sözleşmeden doğan bir hakkı olamayacağını, davacının yaklaşık 15 yılı aşkın bir süre davalının bayiliğini yürüttüğünü, son 5 yıllık sözleşmenin 4 yıl 5 ayını tamamlayıp, sözleşmenin bitimine 7 ay gibi bir süre kala sözleşmeyi feshetmek zorunda kalmasının sebebinin davalının mal temininde temerrüte düşmesinden kaynaklandığını, ticari faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olarak sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldığını, aksi durumun ticari işletmenin iflası sonucunu doğuracağını, davalının mali sıkıntıya düşünce dava dilekçesinde sundukları üzere aralarındaki ticari teamül ve sözleşmeye aykırı olarak 250.000,00 TL cari hesap alacağını 20 gün gibi kısa süre içinde müvekkiline kapattırmış olmasına rağmen üst üste 3 kez mal temini yapmayarak mal temininde temerrüte düştüğünü, verilen siparişleri zamanında temin etmediğini, küçük bir yerleşim yeri olan ilçede gelirin ormana bağlı olması sebebi ile çoğunlukla cari hesapla çalışan müvekkili şirketin rakip istasyonlarla rekabet etmesinin önünü kapatarak mali sıkıntıya düşürdüğünü, sağlayıcının mal teminin yanında bayisini diğer rakip firmalarla rekabet etmesini sağlama borcu da olmasına rağmen bu yükümlülüğe de cari hesabı kapatarak aykırı davrandığını, sözleşmenin 08.11.2016 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, davalı tarafından sözleşmenin feshinden sonra 14.11.2016 tarihinde otomosyon ücreti adı altında 728 TL usulsüz olarak fatura düzenlendiğini, muarazaya sebebiyet verilmemesi için müvekkili şirketçe bu borcun faizi ile ödendiğini, faturadan kaynaklı bir borç kalmadığını, mahkemenin müvekkili şirketin borcu bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıya ait malzeme ve ekipmanların iade edilmediğine dair değerlendirmenin de hatalı olduğunu, davalıya ait malzeme, demirbaş ve ekipmanlar dispanserler (Akaryakıt Pompaları) hariç 27.11.2016 tarihli tutanak ile davalıya teslim edildiğini, 10.08.2020 tarihli bilirkişi raporundan pompaların amortisman ömrü dolmuş olup, EPDK. düzenlemesi ile bu pompaların yeniden başka bir bayide kullanılması mümkün olmadığının tespit edildiğini, bilirkişice hurda bedeli olarak 3.800 TL kıymet takdir edildiğini, kaldı ki haklı fesih halinde bu malzeme bayide kalacak bir malzeme olduğunu, 25.05.2012 Tarihli Protokol gereğince davalının bu malzemeleri talep hakkı olmadığını, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshine dair açılmış bir dava ve talep de olmadığını, dosyada mevcut deliller ve sundukları nedenlerle müvekkili açısından tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih hakkı doğduğunu, sözleşmenin bitimine çok az bir süre kaldığı da göz önüne alındığında, haklı nedenle fesih halinin, sözleşmenin dolması halindeki sonuçları doğuracağının açık olduğunu, davalının sözleşmenin normal bitimi halinde, müvekkiline terki gereken malzemelerle ilgili taleplerde bulunarak davanın reddini talep etmesinin sözleşmeye, usul ve yasaya aynı zamanda ticari örf ve adet ile teamüllere de aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile de iade talep edilen malzemelerin sözleşmenin yenilenmemesi halinde geri istenemeyeceğinin açık olduğunu, yasa gereği sözleşmelere konulan haksız şartların geçersiz olduğunu, iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri süreklilik arz eden bir işte dilediğinde mal verip, dilediğinde kesmesinin hukukun genel ilkelerine, iyi niyet kurallarına, ticari ilke ve teamüllere aykırı olduğunu, davalının haklı bir neden olmaksızın mal vermeyerek, rakiplerine karşı koruyup, kollayacağı müvekkilini batırdığını, bayilik sözleşmelerinin tip sözleşme niteliğinde olup, bayinin sözleşme şartlarını müzakere ya da değiştirme imkanı olmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshi halinde ceza-i şarta da hükmedilemeyeceğini, davalının müvekkilinden sözleşmeden doğan bir alacağının bulunmadığı sabit olmasına rağmen yerel mahkemece delillerin takdirinde zühul ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, wbu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin ve sözleşme kapsamında davacı bayinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun iadesi istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davanın ilk olarak Yenice (Karabük) Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, mahkemenin 28.09.2017 tarihli ve 2016/183 Esas, 2017/153 Karar sayılı kararı ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verildiği ve eldeki dava dosyası ile yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır.

Davalı şirket hakkında açılan iflas davasının yargılama sırasında sonuçlandığı, İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli 2019/533 Esas, 2021/833 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin iflasına karar verildiği anlaşılmış olup, ....İflas Dairesinin ... İflas sayılı dosyasından gönderilen 27.04.2022 tarihli yazısı ile davalı şirketin iflasının basit usulde yürütüldüğü, iflas masasını temsile Av. ... ... yetkili olduğu bildirilmiştir.

Davacı; davalının vadeli olarak mal vermediğini, siparişlerini karşılamadığını,...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/2-4-5 D.İş sayılı dosyaları ile durumun tespit edildiğini, mal alımı yapılabilmesi için cari hesap borçlarının kapanması gerektiğini ve nakit karşılığının bulunması halinde siparişin karşılanacağını bildirdiğini, cari hesap usulü çalışan davacıyı aniden 250.000 TL gibi bir miktarda cari hesap borcu ile karşı karşıya bıraktığını, tüm bu sebeplerle haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin ve sözleme kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine ve teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ise; davalıya teslimatların zamanında yapıldığını, davacının ariyet konusu malları (kanopi- akaryakıt pompaları) iade etmemesi sebebiyle borcu bulunduğunu, feshin haksız olduğunu, erken fesih sebebi ile yıllık süreye ilişkin alım taahhüdünü gerçekleştirmediğini, sözleşmenin 25/a-(aa) maddesine göre 50.000 USD cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Taraflar arasında,01.11.2012 tarihinde 5 yıl süreli ''Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi '' ve25.05.2012 ''Ek Protokol'' imzalanmış olup iş bu sözleşmede davacının bayi olarak yer aldığı, davacı bayi tarafından, ....Şubesine 30.03.2016 tarihli, ... no'lu 60.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davalıya verildiği, teminat mektubunun kesin nitelikte, 31.12.2016 tarihine kadar geçerli, yani süreli teminat mektubu olduğu, sözleşmenin davacı bayi tarafından ....Noterliğinin 08.11.2016 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtarı ile feshedildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, davacının davalıya borcu olup olmadığı ve teminat mektubunun iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Davacı fesih sebebi olarak, davalının vadeli olarak mal vermemesini, siparişlerini karşılamamasını göstermiş, ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/2-4-5 D.İş sayılı dosyaları ile yakıt depolarındaki yakıt seviyesinin tespiti yaptırmış ve bunlara delil olarak dayanmıştır. Ancak söz konusu tespit raporları tek başına davacı siparişlerinin davalı yanca karşılanmaması sebebiyle depoların sevilerinin düşük kaldığı anlamına gelmemektedir. Siparişlerin karşılanmadığı hususunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı görülmektedir.

Öte yandan sözleşmenin ''Fiyatlar ve Ödemeler'' başlıklı 5.maddesinde bayiye satışın peşin bedelle yapılacağı, vadeli satış yapılması halinde bayinin, yani davacının davalının vade ve koşullarına uyacağını kabul edeceği, ödememe veya eksik ödeme halinde davalının sözleşmeyi feshedip etmemekte serbest olacağı hüküm altına alınmıştır. Söz konusu hüküm de nazara alındığında esas olanın taraflar arasında peşin satış olduğu, vadeli satış halinde ise davalının şartlarının davacı yanca kabul edildiği anlaşıldığından vadeli satış yapılmamasının da sözleşmenin feshi için haklı sebep teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Bu sebeplerle, mahkemenin, sözleşmenin davacı yanca haklı nedenle feshedilmediği yönündeki tespiti yerinde olmuştur.

Davacının bir idğer talebi olan teminat mektubunun iadesi bakımından ise, taraflar arasındaki sözleşmede, teminat mektubunun iadesi koşullarına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Bu durumda teminat mektubunun akaryakıt sözleşmesi kapsamında davacının doğacak borçlarını temin için verildiği nazara alınarak, teminat mektubunun iadesi gerekip gerekmediğinin tespiti gereklidir.

Somut olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporlarına ve sözleşmenin 25/a-(aa) maddesine göre sözleşmenin haksız feshi halinde davacının 50.000 USD cezai şart ödeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda davacının sözleşmeyi haklı sebeple feshetmediği nazara alındığında teminat mektubunun iadesi şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmış olup mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.09.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/2259, K. 2026/1473, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-2259-e-2026-1473-k-b30c6fe4b78c