Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2225 E. 2026/1329 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2225
- Karar No
- 2026/1329
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2225
KARAR NO:2026/1329
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:20/04/2022
NUMARASI:2019/127 E.-2022/324 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile dava dışı ... Şti.arasında 10.08.2011 ve 28.11.2011 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmelerine istinaden davalılar tarafından kredi kullanıldığını, 22.11.2016 tarihli geri ödeme planında davalılara verilmiş ve fakat geri ödemeleri yapılmamış kredi borcu olduğunu, bunun üzerine davalılara Gebze ...Noterliğinin 02.08.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtarnameye herhangi bir itiraz olmadığını, İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine borçlular tarafından itiraz edildiğini, davalıların dava dışı şirket hissedarları olarak değil şahsen kefil olduğunu, söz konusu alacağın dayanağının işbu sözleşmeler olduğunu, bu sözleşmeler gereği davalılara ticari kredi kullandırıldığını, çek koçanı verildiğini, kredinin geri ödemelerinin yapılmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; davacı banka tarafından açılan davada müvekkilinin dava dışı ... .... Şti. ile davacı yanın 2011 yılında imzalamış olduğu genel kredi ve teminat sözleşmesine müvekkilinin müteselsil kefil olduğunu, davalı ...'ın dava dışı ... şirketindeki hisselerinin tamamını, Beyoğlu ... Noterliğinin 19/01/2015 tarihli pay devir sözleşmesiyle bir başkasına devrettiğini, bu devir işleminin de 02/02/2015 tarihli 8749 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığını, müvekkilinin sözleşmenin tarafı olan şirketle hiçbir ticari ve hukuki bağı kalmadığını, müvekkilinin ortaklıktan ayrılmasından yaklaşık 2 yıl sonra, bir kredi kullandığının iddia edildiğini, davalının borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalılar ..., ..., ..., ve ... ..., cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı Banka ... Şubesi ile Dava dışı asıl borçlu... Şti arasında 10.08.2011 tarihinde 200.000 TL tutarında ilk sözleşmenin imzalandığı, Davalılar ..., ..., ...'in bu sözleşmeyi 200.000 TL tutar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı,Davacı Banka ... Şubesi ile Dava dışı asıl borçlu... Şti arasında 28.11.2011 tarihinde 500.000 TL tutarında ikinci bir sözleşmenin imzalandığı, Davalı ..., ... ve ... ...'ın bu sözleşmeyi 500.000 TL tutar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil Kefil Sıfatıyla imzaladığı, Davacı Banka ... Şubesi ile Dava dışı asıl borçlu... Şti arasında 02.07.2012 tarihinde 1.000.000 TL tutarında üçüncü bir sözleşmenin imzalandığı, Davalı ..., ... ve ... ...'ın bu sözleşmeyi 1.000.000 TL tutar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil Kefil Sıfatıyla imzaladığı,Takip dosyasındaki borca itiraz dilekçesi ekinde sunulan 26.08.2011 tarihli 7889 sayılı Ticaret sicil Gazetesinden, Şirket ortaklarından ...'ın hisselerini ... ve ...'a, ...'in hissesini ...'a devrettiği ve ortaklıktan ayrıldıkları, ortaklıktan ayrılan ... ve ...'in sözleşmeyi 200.000,00 TL tutar üzerinden müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, Davacı Bankanın yeni ortaklarla 28.11.2011 ve 02.07.2012 tarihinde yeni Genel Kredi sözleşmesi düzenlediği ve takibe konu olan taksitli kredinin açılış tarihi 22.11.2016 olduğundan, 26.08.2011 tarihinde ortaklıktan ayrılan davalı ... ile ...'in sorumluluklarının kalktığı anlaşılmıştır. Davacı Banka tarafından asıl borçlu ... Şti ve kefiller ..., ..., ... ..., ... ve ...'a hitaben keşide edilen Gebze....Noterliği 02.08.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede, taksitli ticari kredi için asıl alacak faiz ve vergi olmak üzere toplam 15.212,39-TL; Gayrinakdi Çek Depo Talebi için 16.200,00-TL talepte bulunduğu, söz konusu alacakların 1 gün içinde ödenmesi aksi halde yasal yollara başvurulacağının bildirildiği, İhtarnamenin ..., ..., ... ve ...'a 04.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı ... ... bila tebliğ iade edildiği; verilen 1 günlük süreyi takip eden ilk iş günü 07.08.2017 tarihinde temerrüdünün gerçekleştiği, diğer davalı ...'ın ise ihtarnamenin iade edilmesi nedeniyle takip tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Takip konusu kredinin yıllık % 18 akdi faiz oranı üzerinden açıldığı, sözleşmenin % 50 fazlası % 18+ % 9 = % 27 oranına ulaşıldığı ve davacı Bankanın yıllık % 27 oranında temerrüt faizi talep ettiği ve talep edilen faiz oranının mevzuata uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacı Banka tarafından Beyoğlu ...Noterliği ... yevmiye sayılı 27.06.2019 tarihli Devrolunan Tahsili gecikmiş Alacaklar için Devir Beyanı ile alacağın ... AŞ'ne devir ve temlik edilmiş, Devir alan ... A.Ş. Tarafından 01.11.2019 tarihinde dosyaya vekaletname sunulmuştur.Çek depo bedeli yönünden; Davacı Banka tarafından dava dışı şirkete 09.07.2014 tarihinde ... no.lu çekli hesap üzerine ...-... arasında numaralı 25 yapraklı ve ...-... arasında 10 yapraklı çek karnesi verildiği, söz konusu çek yapraklarından ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... no.lu toplam 11 adetinin iade edilmediği, 5941 sayılı yasa gereği söz konusu iade edilmeyen çek yapraklarından dolayı 2015 yılında Bankanın sorumlu olduğu tutarın çek yaprağı başına 1.200,00 TL, 2016 yılında ise 1.290,00 TL olduğu, iade edilmeyen 1.200 x 9 = 10.800 TL ve 1.290 x 2 = 2.580,00 TL olmak üzere toplam 13.380,00 TL tutardan Bankanın sorumluluğunun devam ettiği, akdedilen 29.06.2012 Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin 9.21 maddesi gereği sözleşmeyi imzalayanların Çek Kanunundan kaynaklanan Çek garanti tutarlarından sorumlu olacağının açıkça yazıldığı ve bu nedenle kefil olan davalıların iade edilemeyen 13 adet çek yaprağından tespit edilen 13.380,00 TL'yi Bankaya depo etmesi gerektiği anlaşılmış, ayrıca bilirkişi raporunda her ne kadar 5941 sayılı yasada çek yaprağının basım tarihinden itibaren beş yıl içinde Bankaya ibraz edilmemesi halinde Bankanın sorumluluğunun kalmayacağı, depo talep edilen çek yapraklarının 2014 yılında basılması nedeniyle 2019 yıl sonuna göre davacı Bankanın ödeme sorumluluğunun kalmadığından bahisle bu tutarın talep edilemeyeceği belirtilmiş ve 5941 sayılı kanun gereği zamanaşımı nedeniyle sorumluluğun kalmadığı anlaşıldığından bu tutarlar yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiş ancak takip ve dava tarihi dikkate alındığında bu tarihler itibariyle sorumluluğun devam ettiği ve davacı temlik eden bankanın bu tutarı istemekte haklı olduğu, yargılamanın devamı sırasında zamanaşımı nedeniyle sorumluluğun kalmadığı anlaşıldığından davacı bankanın takip ve dava tarihi itibariyle haklı olduğu 13.380,00-TL için yargılama giderlerinin hesabında davacı temlik eden banka lehine davalılar ..., ... ve ... aleyhine değerlendirme yapılması gerekmiştir.Taksitli ticari kredi yönünden; Davalı borçlular ..., ... ve ...'ın 07.08.2017 tarihinde temerrüde düştükleri tespit edildiğinden, bilirkişi raporuyla hesaplanan 14.487,22 TL asıl alacağa 31.07.2017 tarihinden 07.08.2017 temerrüt tarihine kadar akdi faiz, 07.08.2017 temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi hesaplanmış ve netice olarak davacının davalılar ..., ... ve ...'dan takip tarihi itibariyle 14.487,22 TL asıl alacak, 463,59-TL işlemiş faiz, 23,18-TL BSMV, 629,88-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 15.603,87-TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.Netice olarak; davalılar ..., ... ve ...'ın itirazlarının; 14.487,22 TL asıl alacak, 463,59-TL işlemiş faiz, 23,18-TL BSMV, 629,88-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 15.603,87-TL alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren 14.487,22 TL asıl alacağa yıllık %27 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi işletilmek suretiyle takibin devamına, nakdi kredi alacağı yönünden fazlaya dair talebin reddine ve gayrinakdi alacak yönünden talebin reddine; 26.08.2011 tarihli 7889 sayılı Ticaret sicil Gazetesinden anlaşıldığı üzere davalılar... ve ... hisselerini devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldıklarından ve takibe konu olan taksitli kredinin açılış tarihi ortaklıktan ayrılma tarihinden sonra 22.11.2016 tarihi olduğundan, 26.08.2011 tarihinde ortaklıktan ayrılan davalı ... ile ...'in sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle davalılar... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.2004 sayılı İİK madde 67/2.maddesi uyarınca; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." neticeten işbu davada davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılar ..., ... ve ...'dan alınarak davacı temlik alana verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, İstanbul 7. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasında davalılar ..., ... ve ...'ın itirazının 14.487,22 TL asıl alacak, 463,59 TL işlemiş faiz, 23,18 TL BSMV, 629,88 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 15.603,87 TL alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %27 temerrüt faizi ve faizin %5'i gider vergisi işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya dair talebin ve gayrinakdi alacağa ilişkin talebin reddine, davalılar... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, alacağın %20'si oranında 3.120,77 TL icra inkar tazminatının davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı temlik alana verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli kararın gerek inceleme gerekse de araştırma yönünden eksik olduğunu, yasaya da aykırı olduğunu, kararın müvekkili kurum aleyhine olan kısımlarının kaldırılması gerektiğini, bilirkişi heyet raporunda davalılardan..., ... ve ... 'ın huzurdaki davaya konu takip nedeniyle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olmaları nedeniyle sorumlulukları olduğu yönündeki tespitlerine katılmakla birlikte bilirkişi raporundaki aleyhe tespitlere itiraz etmelerine karşılık mahkemece bu itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetinin davalılar ... ve ...'ın takibe konu olan kredi borcundan sorumluluğu olmadığı yönünde bir tespitte bulunulduğunu, davalı ... ve ...'ın müteselsil kefil olup kefillerin kefaletinin salt şirket ortaklığı ile bağdaştırılamayacağını, ayrıca banka kredi sözleşmesi ile güvence altına alınan bir borç ilişkisi doğduğundan ve güvence altına alınan borç ilişkisinden doğacak bütün borçlara kefil olunduğunun belirtildiği bir kefalet sözleşmesinde, aslî edim yükümlülükleri ile yan edim yükümlülüklerinin tamamının kefaletle güvence altına alınan asıl borç kapsamına girdiği kabul edildiğinden iki davalı borçlunun da devam eden sözleşmelerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarından sorumluklarının devam ettiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 20.02.2014 tarihli ve 2013/17460 E., 2014/3325 K. Sayı ilamında;"....Davacının kefil olduğu genel kredi sözleşmesi belirsiz süreli çerçeve sözleşmesi niteliğindedir. Bu itibarla sözleşme tarihinden sonra çekilen bir kredinin ödenmesi sözleşmeyi ve kefaleti kendiliğinden sona erdirmeyecektir..." denildiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin, 07.05.2014 tarihli ve 2014/5061 E., 2014/8855 K. Sayılı ilamında;"...Dava konusu alacak, davalının kefili bulunduğu 14.05.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında akdedilen sözleşme, genel hükümlere göre düzenlenmiş ticari nitelikte ve süresiz bir sözleşmedir. Başka bir ifadeyle borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur..." denildiğini, rapordaki aleyhe tespiti kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra kredi kullandıran kuruluşa noter aracılığıyla kefaletten dönme beyanı göndermediklerini, tebliğ edilen kat ihtarnamelerine de herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, bu nedenle de her iki davalı/ borçlunun sorumluğunun devam ettiğini, gerekçeli kararın hüküm bölümünde reddedilen miktar olarak hesap edilen 777,49 TL yönünden davacı müvekkili aleyhine 5.100,00 - TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin açıkça usul ve AAÜT madde 13'e aykırı olduğunu, davada reddedilen 777,49 TL üzerinde bir tutar olarak 5.100,00 TL karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesinden doğan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı banka tarafından dava dilekçesinde borcun sebebi, dava dışı asıl borçlu .... Ştş.ile ve müteselsil kefillerle imzalanan 10.08.2011 ve 28.11.2011 tarihli genel kredi ve teminat sözleşmesi olduğu belirtilmiş, kredi sözleşmelerine istinaden dava dışı asıl borçlu ve davalılara tarafından kredi kullandırıldığı, 22.11.2016 tarihli geri ödeme planındaki kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle kredinin kat edildiği ve borcun ödenmediği ileri sürülerek takip başlatılmış, itiraz üzerine eldeki dava açılmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu uyarınca, 26.08.2011 tarihinde davalılar... ve ...'ın hisselerini devretmek suretiyle ortaklıktan ayrıldıkları, takibe konu olan taksitli kredinin açılış tarihinin ortaklıktan ayrılma tarihinden sonra 22.11.2016 tarihi olduğu, bu sebeple adı geçen davalıların sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle bu iki davalı bakımından davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, diğer davalı müteselsil kefiller bakımından nakdi alacak talebinin kısmen kabulüne, gayri nakdi alacak isteminin reddine karar verilmiş, karar, temlik alan davacı... AŞ vekilince istinaf konusu edilmiştir. İstinaf ncelemesi bakımından uyuşmazlık davalılar... ve ...'ın hisselerini devretmek suretiyle ortaklıktan ayrılmalarının genel kredi sözleşmesi kapsamında sorumluluklarını ortadan kaldırıp kaldırmadığı, dava ve takip konusu edilen ticari taksitli kredinin adı geçen davalılarca imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve nakdi alacaklar bakımından verilen kısmen kabul-kısmen ret kararı uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücreti miktarının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Dosya kapsamına göre, davacı temlik eden banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında 10.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefil olarak davalılar... ve ... ile davalı ... tarafından bu sıfatla imzalandığı 28.11.2011 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesinde, davalılar... ve ... dışındaki davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, 02.07.2012 tarihli sözleşmesine dosya kapsamında rastlanmadığı, bilirkişilerce bu sözleşmenin yerinde yapılan incelemede incelendiği, raporda 02.07.2012 tarihli sözleşmede de davalılar... ve ... dışındaki davalıların müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde her ne kadar davalılar... ve ...'ın 26.08.2011'de ortaklıktan ayrıldığı, takibe konu olan taksitli kredinin açılış tarihinin ortaklıktan ayrılma tarihinden sonra, 22.11.2016 tarihi olduğu gerekçesiyle sorumluluklarının bulunmadığı belirtilmiş ise de, dava ve takip konusu ticari kredinin bu iki davalının müteselsil kefil olarak imzalarının yer aldığı, 10.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığının net olarak bilirkişilerce tespit edilmediği, mahkemece de bu konuda bir araştırma yapılmadığı, konuya ilişkin ek rapor alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, öncelikle 02.07.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin dosyaya dahil edilmesi sağlandıktan sonra dava ve takip konusu borcun, davalılar ... ve ...'ın müteselsil kefil olarak imzaladığı 10.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılıp kullandırılmadığı hususu tespit edilerek, bu konuda ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Öte yandan, 27.06.2019 tarihli temlik sözleşmesi ile gayri nakdi alacakların temlik alana temlik edilmediği, gayri nakdi alacakların temlik eden davacı banka nezdinde kaldığı, davacı bankanın 30.10.2019 tarihli duruşmaya katılmadığı, temlik alan vekilinin de katılmadığı, dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı temlik alan tarafından talep edilmesi üzerine dosyanın yenilendiği, ancak gayri nakit alacaklar bakımından davacı temlik eden banka tarafından dosyanın yenilenmediği, bu haliyle üç ay içinde yenilenmeyen davacı temlik eden bankanın gayri nakti alacağına ilişkin olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Kabule göre de; 27.06.2019 tarihli temlik sözleşmesi ile dava ve takip konusu nakdi alacakların davacı temlik eden banka tarafından davacı temlik alan ... AŞ'ye temlik edildiği ve mahkemece nakdi alacağın kısmen kabulüne karar verildiği, nakti alacaktan reddedilen miktarın 777,49 TL olduğu anlaşılmış olup bu durumda kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehinde AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca reddedilen miktarı geçmemek üzere nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken karar tarihindeki maktu vekalet ücreti olan ve reddedilen miktarı geçen tutarda vekalet ücretine hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı temlik alan tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince temlik alan davacıya iadesine,
4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.