Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1655 E. 2026/629 K. – Haksız Rekabetten
Konu: Haksız Rekabetten Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1655
- Karar No
- 2026/629
- Karar Tarihi
- Konu
- Haksız Rekabetten Kaynaklanan Maddi Ve Manevi Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1655
KARAR NO:2026/629
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:23.03.2022
NUMARASI:2014/1401 Esas - 2022/250 Karar
DAVA:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın davalı ... yönünden husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin 2013 yılında iş güvenliği alanında hizmet vermek amacıyla kurulduğunu, şirketin diğer ortakları ... ile ...'ın davalı ... ile arkadaş olduklarını, ...’ün İstanbul’da çalışmak istemesi üzerine davalı şirketin kurulduğunu, kuruluş sonrası şirkete ilişkin tüm yetkilerin ...’e devredildiğini, ... ve ...'in şirkete ilişkin her türlü işlemi yapabilmesi, hisseleri alıp satabilmesi ve karar alabilmesi için Ankara ... Noterliğinin 25.10.2013 tarihli vekaletnameyle ...'e yetki verdiklerini, ...'ün müvekkili şirketin müdürü ve ortağı iken, aynı alanda ve aynı yerde faaliyete geçen başka bir şirkete müdür sıfatıyla ortak olduğunu, aynı tarihlerde her iki şirkette müdürlük görevini üstlendiğini, diğer ortakların olaya vakıf olması sonrasında da müvekkili şirketlerindeki müdürlük görevinden istifa ettiğini, ...'ün diğer şirkete ortak olmasından önce işlerin kötü gitmesi nedeniyle davacı şirketi devretmeleri gerektiği yönünde diğer ortaklara telkinlerde bulunduğunu, bu telkinlerinden istediği sonucu alamayınca ...'na yeni bir şirket kurdurarak bu şirkete da ortak ve münferit imza yetkili müdür olduğunu, ...'in daha sonra 01.06.2014 tarihinde müvekkili şirketten ayrıldığını, şirket çalışanına kurdurulan şirketin gerekli lisansı alamaması üzerine davalı ...'nın ... ...'nu diğer ortaklardan habersiz şekilde müvekkili şirkete ortak ettiğini, müvekkili şirketle çalışan şirketlerin sözleşmelerini feshederek kurulan yeni şirketle çalışmaya yönlendirildiklerini, ...'ün 2014 yılından itibaren şirkette sıkıntılar olduğunu belirterek payların devri için diğer ortakları iknaya çalıştığını, diğer ortakların ...'e güvenmeleri nedeniyle şirkete ilişkin her türlü yönetim işinin kendisine bıraktıklarını, ...’ün müdürlük görevinden istifası sonrası yeni müdür atandığını, bu aşamadan sonra yapılan araştırmalarda ...'ün, tam zamanlı çalışan şirket doktoru ve diğer uzmanla birlikte hareket ederek sözleşme kapsamında yer almayan bir çok firmaya müvekkili şirket üzerinden görevlendirmeler yaptığı ve bu görevlendirmelerin gelirlerini şirkete aktarmadığı, buna ilişkin fatura düzenlenmediğinin belirlendiğini, şirketin son zamanlarda yeni bir sözleşme imzalayamadığını, ...’ün kasıtlı hareketlerle ve kendi menfaatine olacak şekilde şirketi zarara uğrattığını, ayrıca yeni anlaşılan firmalar için de müvekkili ile sözleşme yapılmayarak, müvekkili şirket çalışanları kullanılarak geçici görevlendirmeler yapılıp yeni kurulan şirkete kazanç sağlandığı, şirketin düzenlediği faturaları da tahsil etmeyerek şirketi mali açıdan zora soktuğunun belirlendiğini, ayrıca kendisinin ve çalışanların emek ve mesaisini yeni kurduğu şirket için kullandığını, ... ve ...'nun müvekkili şirketin faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı, lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülediklerini, asılsız suçlamalarda bulunduklarını, bu kötülemeler nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmelerinin feshedilerek ... ve ...’nun kurdukları şirketle sözleşme yapıldığını, TTK'da limited şirket ortakları için düzenlenen bağlılık ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ileri sürerek, müdür ve ortağın davalı şirket aleyhine şirketle yapılan rekabet nedeniyle şirketle olan sözleşmelerini feshederek davalıların kurduğu şirketle yapılan sözleşmeler nedeniyle şimdilik 10.000.00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 10.02.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 35.664,56 TL olarak belirlemiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davalı ... ile şirketin pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, ...'ün davacı şirkete ortak olmadan önce ... Müdürü olarak çalıştığını, dava dilekçesinin aksine müvekkilinin İstanbul'da bir çevre edinmek istemesi hâlinde anılan şirketin İstanbul şubesinde çalışabileceğini, ...'in iş güvenliği firmasında çalışacak yeterlilikte çevresi olduğunu, aksine ... ve ...'ın bu iş kolunda hiç bir deneyimleri bulunmadığını ve anılan ortakların ... üzerinden para kazanmak istediklerini, şirketin esasında ... için kurulduğunu, ...'in hâlen Ankara'da doktora öğrencisi, ...'ın ise Ankara'da doktor olması nedeniyle şirket işleriyle ilgilenmediklerini, bu ortakların esasında sermaye koymadıkları gibi şirketin finansman ihtiyacı veya pay devirleri için ödeme yapmadıklarını, şirketin kurulduğu 01.04.2013 tarihinden 03.07.2014 tarihine kadarki müdürünün ... olduğunu, 15.11.2013 tarihinde ...'ın paylarını ...'e devrettiğini, bu tarihten sonra ...'a ilaveten ...'ün de şirket müdürü olarak seçildiğini, her iki müdürün 03.07.2014 tarihinde müdürlükten istifa ettiklerini, ...'ya karşı dava açılırken diğer müdüre dava açılmamasının düşündürücü olduğunu, ... ...'nun davacı şirkette iş güvenliği uzmanı olarak 2014 yılı Nisan ayında çalışmaya başladığını, Mayıs ayında maaş ödenmeyince bu kişinin Haziran 2014'te istifa ettiğini, ...'in ... ...'na davacı şirketi devir almasını teklif ettiğini, davacı şirketin bulunduğu İkitelli ...Sitesinde 40 adet ... bulunması ve Bakanlığın aradığı anlamdaki şartları sağlayacak iki adet site bulunması ve düzenli maaş alamaması nedeniyle ...'in şirketten ayrılarak aynı sitede bir şirket kurduğunu, diğer ortakların 2014 yılı Mayıs ayından itibaren şirketi ...'e devredeceklerini belirterek oyaladıklarını, davacılar dürüstlük kuralına uymadıklarını ve sorumluluklarını yerine getirmediğini savunarak, davannı reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda, Davalı ... Yönünden, hem ortak hem de müdür olmasından dolayı davacı (limited) şirkete karşı TTK kapsamında görevini özenle yerine getirme, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetme, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek nitelikte davranışlarda bulunmama, kendisine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapmama ve ortak sıfatı için şirket sözleşmesiyle öngörüldüyse şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınma yükümlülüğü, müdür sıfatı içinse kanuni bir yasak olarak şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunmama yükümlülüğü bulunmaktadır. Şirket sözleşmesi incelendiğinde, ortaklar bakımından şirketle rekabet etmeme yükümlülüğü öngören bir madde bulunmadığından davalı ortak ...’ün sorumluluğu bulunmadığı söylenebilecekse de, aynı zamanda müdür olması sebebiyle, kanundan doğan rekabet etmeme yükümlülüğü bulunduğu ve TTK’nın 644. maddesinde anonim şirketlere ilişkin bazı hükümlerin, limited şirketlere de uygulanacağı düzenlemesi dikkate alındığında, rekabet yasağının ihlal edilmesi nedeniyle davacının davalı ... ... haksız rekabete dayalı tazminat talep etmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
B)Davalı ... Yönünden, ...'nun davacı şirket ortağı veya müdürü olmadığı dikkate alınarak TTK kapsamında bağlılık yükümlülüğü veya rekabet etmeme yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davalı ...’nun davacı şirkette işçi olduğu sırada davalı şirketi kurup davalı şirkette ortak ve müdür olarak bulunması nedeni ile iş sözleşmesine aykırılığın inceleme yeri mahkememiz değildir.
C)Davalı.... Şti. Yönünden, bu şirketin ortak ve müdürleri olan davalı ... ve ...’nun, davacı şirketle çalışan bazı firmaları ziyaret edip sonradan müdürü ve yüzde elli ortağı olduğu şirketle çalışmaları ve davacı şirketle çalışmamaları konusunda açık ve üstü kapalı yönlendirdiği, davacı şirket faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı, lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülediği, bu kötülemeler nedeniyle davacı şirketin sözleşme yapmış olduğu tüm şirketlerin, sözleşmelerini tek taraflı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın feshedip davalı ortakların kurdukları davalı şirketle yeni sözleşme yaptıkları iddialarının incelenmesi gerekmektedir. Zira, TTK madde 54 ile “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışların ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu”öngörülmüştür. Keza TTK m.55 uyarınca da “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, özellikle müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek” haksız rekabet kapsamında değerlendirilen hallerdir.Bu kapsamda, bilirkişilerce incelenen ticari kayıtlara, İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı İstihdamı (OSGB) Sözleşmesine, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü 24.12.2018 ve 16.01.2019 tarihli yazıları ekinde davalı .... Şti.’nin .... A.Ş. ile ....Şti. arasında düzenlenmiş sözleşme kayıtlarına göre, davacı şirket müşterileri ... Şti, ... Şti, ... A.Ş, ... Şirketi, ... Şti, ... A.Ş, 'nin davacı şirket ile sözleşmelerini fesh ederek davalı .... Şti. ile sözleşme düzenledikleri, davacı şirket bünyesinde iş güvenliği hizmeti veren davalı ... ve ...’nun bu kez davalı .... Şti. bünyesinde aynı müşterilere hizmet verdiği, aynı şekilde dava dışı ... de, davacı şirket bünyesinde davacının müşterilerine işyeri hekimliği hizmeti verirken, bu kez davalı .... Şti. bünyesinde aynı müşterilere hizmet verdiği tespit edilmiş olup davalı .... Şti.'nin, davacının müşterileriyle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları davacıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek suretiyle TTK 54 ve 55.maddelere aykırı davrandığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Davacı şirket, söz konusu müşterilerine son olarak Ağustos/2014 ayı başında Temmuz/2014 dönemi (yalnızca .... Şti. için Ağustos/2014 ayı için fatura düzenlenmiş) hizmetine ilişkin faturalar düzenlemiştir. Davacı şirketin davalı şirket ile sözleşme düzenlemiş müşterilerinden Temmuz/2014 (bu ay dahil) ayına kadar elde ettiği gelirin toplam 46.707,68 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf, müşterileri ile bir yıllık İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı İstihdam (OSGB) Sözleşmesi düzenlenmiştir. Sözleşmelerin başlangıç ve bitiş tarihleri dikkate alınarak, Ağustos/2014 ayından (yalnızca .... Şti. için Eylül/2014 ayından) itibaren gelir kaybı tespit edilerek davacı şirketin, sözleşmenin fesih tarihi ile sözleşmenin bitiş tarihleri arasındaki gelir kaybı toplam 35.664,56 TL olarak hesaplanmıştır.Davalı ...'ün müdürü olduğu davacı şirket ile rekabet etmemesi gerekirken davalı .... Şti'ni kurması, davalı .... Şti'nin ise, davacı şirketin müşterilerinin davacı ile yapmış oldukları sözleşmelerini feshederek davalı .... Şti ile sözleşme yapmalarını sağlaması ile meydana gelen haksız rekabetten kaynaklanan zarardan sorumlu oldukları kabul edilerek 35.664,56 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyen, 25.664,56 TL’sinin ıslah tarihi olan 10/02/2022 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalılar .... Şti ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karara vermek gerekmiştir.Davacı şirketin haksız eylemler nedeni ile ticari itibarının ve ekonomik saygınlığının zarar görmüş olması karşısında tarafların sosyo ekonomik durumu, ülkenin ekonomik koşulları dikkate alınarak takdiren 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalılar .... Şti ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 35.664,56 TL maddi tazminatın 10.000,00 TL’sinin dava tarihinden, 25.664,56 TL’sinin ıslah tarihi olan 10.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar .... Şti ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar .... Şti. ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira TTK'nın 54. maddesinde düzenlenen haksız rekabet hâli ile TTK'nın 55. maddesindeki, başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, özellikle müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek eyleminin haksız rekabet olduğunu, bilirkişi raporları ile Bakanlık kayıtlarından davalı ...'in de diğer davalılar gibi davacı şirketin müşterilerinin müvekkili ile yaptığı sözleşmeleri feshederek aynı isimde kurulan davalı şirket ile sözleşme yapmalarının sağlanması için çalıştığını, davalı ...'in müvekkili şirket ile aynı alanda ve benzer unvanlı bir şirket kurarak müvekkili ile haksız rekabette bulunması ve daha önce çalıştığı müvekkili şirketin müşterilerin sözleşmelerini feshettirerek kendi şirketi ile sözleşme yapmasını sağlayarak haksız rekabette bulunduğunu, bu kişinin ayrıca iş hukukundan kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak müvekkilini zarar uğrattığını, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine rağmen faiz başlangıcı tarihinin hatalı şekilde belirlendiğini, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, alınan raporlar ve delillerden müvekkilinin sekiz adet müşterisinin davalı şirketle çalışmaya başlaması nedeniyle mahkemenin sadakat yükümlülüğüne aykırılığın ve haksız rekabetin tespitine ilişkin kararının doğru olduğunu, ancak belirsiz alacak davası yönünden 10.02.2022 tarihli talep arttırım dilekçesi ile dava tarihinden itibaren faiz talebine rağmen mahkemece artırılan tutar bakımından ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu,Mahkemece müvekkili şirket ile çalışan sekiz adet firmanın davalı şirkete geçtiği, müvekkil şirketin haksız eylemler nedeni ile ticari itibarının ve ekonomik saygınlığının zarar gördüğünün kabulüne rağmen manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesinin TTK'nın 56 ve TBK'nın 58. maddesine aykırı olduğunu, davalıların kusurlu fiilleri, nedeniyle müvekkili şirketin ticari itibarı, ekonomik saygınlığı, adı, onur ve haysiyetinin zarar gördüğünü, bu ölçüde bir zarar için takdir edilen 5.000 TL manevi tazminatın yetersiz olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,davalıların haksız rekabet eylemleri nedeniyle davacı şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalı ... ...'na yönelik davanın husumet yönünden reddine, davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince davalı şirket ile davalı ... aleyhine verilen ve haksız rekabetin tespitine bağlı olarak hükmedilen maddi ve manevi tazminata yönelik olarak anılan davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. İstinaf başvurusu sadece davacı tarafından, davalı ... hakkındaki husumetten ret kararına, maddi tazminatın artırılan kısmının faiz başlangıcına ve reddedilen manevi tazminata ilişkin olarak yapılmıştır. Bu itibarla öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin ve haksız rekabet olgusunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı şirket, 25.03.013 tarihinde düzenlenen esas sözleşmesinin 01.04.2013 tarihinde tescili ile kurulmuştur. Şirketin kurucu ortakları, ..., ..., ..., ..., ... ve davalı ...’dür. Ortaklardan ... şirketin müdürü olarak seçilmiştir. Ortaklardan ... ve ... 10.05.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile, hisselerinin tamamını ...’a devrederek ortaklıktan ayrılmışlardır. Ortaklardan ..., Bakırköy ... Noterliğinin 11.11.2013 tarihli hisse devir sözleşmesi ile paylarının tamamını davalı ...’e, ... ise 15.11.2013 tarihli hisse devir ve temlik sözleşmesi ile paylarını ...’a devrederek ortaklıktan ayrılmışlardır. Devir sonrası şirket müdürlüğüne davalı ... seçilmiş ve kuruluş aşamasında müdür seçilen ...’ın müdürlüğünün de devamına karar verilmiştir. Davalı ... şirketteki paylarının bir kısmını 08.05.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ...’a devretmiş ve devir sözleşmesi ile davalı ...’ün 4.000 TL, ...'ın 4.000 TL, ...’ın 6.000 TL paya sahip olduğu görülmüştür. ... ve davalı ...’ün müdürlük görevinden istifasından sonra 03.07.2014 tarihli karar ile ... şirket müdürü olarak seçilmiş ve karar 17.07.2014 tarihinde tescil edilmiştir. Davalı ...’ün ortaklığının ise devam ettiği anlaşılmıştır. Davalı .... Şti.'nin ise Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 05.05.2014 tarihli esas sözleşmesinin 16.05.2014 tarihinde tescili ile kurulduğu ve şirketin esas sözleşmesinin 21.05.2014 tarihinde yayınlandığı, şirketin tek ortağı ve yöneticisinin davalı ... ... olduğu anlaşılmıştır. ... ...'nın Beyoğlu ... Noterliğinin 10.06.2014 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 25.000 TL hissesini davalı ...’e devrettiği ve her iki ortağın şirketin müdürlüğüne seçildiği anlaşılmıştır. Davalı ...'ün, ÇSGB İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğüne gönderdiği 30.04.2013 tarihli dilekçesinde, davacı .... Şti.’de iş güvenliği uzmanı olarak çalışmayı taahhüt ettiğini bildirdiği görülmüştür. davalı ... ...'nun ise 07.04.2014 tarihinde iş güvenliği uzmanı ünvanıyla davacı şirkette çalışmaya başladığı ve 01.06.2014 tarihinde işten ayrıldığı belirlenmiştir. Dava dışı ..., 01.04.2014 tarihinde iş yeri hekimi unvanıyla davacı şirkette çalışmaya başlamış ve 01.07.2014 tarihinde istifa etmiştir. Buna göre davalı ...’ün davacı şirket ortağı ve aynı zamanda müdürü iken, aynı amaç doğrultusunda ve aynı faaliyet konusunda iştigal eden davalı şirkette ortak ve müdür olduğu, davalı ...’nun ise davacı şirkette çalışırken davalı şirketi kurduğu belirlenmiştir. Bu nedenle mahkemece davalı ortak ... hakkında TTK’nın 613. maddesi hükmüne göre değerlendirme yapılarak, ortak ve müdürün bağlılık ve rekabet yasağına aykırı eylemlerinin belirlenerek, TTK'nın 626/2. maddesine göre şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ya da diğer tüm ortaklar yazılı şekilde izin vermemiş ise, müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağına ilişkin tespit ve değerlendirmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Davalı ... yönünden ise, anılan kişinin davalı şirkette çalıştığı ve bu süre içinde de dava dışı.... Şti.'ni 16.05.2014 tarihinde kurduğu anlaşılmaktadır. Dosyada alınan bilirkişi raporları ve yapılan tespitlerde anılan davalının 07.04.3014 tarihinde davacı şirkette işçi olarak çalışmaya başladığı görülmektedir. Bu durumda davalı ..., davacı şirkette çalışırken aynı zamanda aynı alanda faaliyete bulunan başka bir şirketi kurarak şirketin müdürü olmuştur. Bu durumda davalının eylemleri kural olarak haksız rekabet oluşturmaktadır. Bu eylemlerin iş akdinin devamı süresince meydana gelmesi halinde iş mahkemelerinin görevli olduğu değerlendirilebilir. Ancak dosyada bulunan bilirkişi raporlarından, istifa tarihinden sonra da diğer davalı ortakla birlikte davacı şirketin bazı müşterilerinin her iki davalı gerçek kişi tarafından kurulan .... Şti.'ne aktarıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre, davalıların eylemleri, davacı şirketin işçilerinin ve imkânlarının yeni kurulan şirket için harcanması, şirketin müşterilerinin ayartılmasıdır.Dava dilekçesinde TTK'nın 613 ve 626. maddelerinde belirtilerek ortak ve müdürlerin bağlılık ve rekabet yasağına işaret edilmiş olmakla birlikte ileri sürülen hususlar TTK'nın 54 ve 55. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine de temas etmektedir. TTK'nın 54.maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışların ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde bir kısım haksız rekabet hâlleri örnek kabilinden sayılmıştır. Maddenin alt bentlerinde başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek, özellikle müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek eylemleri haksız rekabet olarak tanımlanmıştır. Mahkemece, davalı ortaklardan ...'ün eylemleri bu maddeler kapsamında haksız rekabet olarak tespit edilmiştir. Davalı ... ...'nun da aynı eylemleri gerçekleştirdiği dosya kapsamındaki delillerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı ... ...'nun TTK'nın 54 ve 55. maddelerindeki eylemleri nedeniyle husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla bu davalıya yönelik davanın da kabulü gerekirken, bu davalıya yönelik davanın husumet bakımından reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin bu istinaf sebebinin kabulü ile hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.Davacı, dava dilekçesinde haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazminini talep etmiştir. Davacının ayrıca haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebi bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirsiz alacak davası şeklinde 10.000 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Talepte açıkça maddi tazminatın belirsiz alacak davası olarak açıldığı belirtilmiştir. Alacak miktarının bilirkişi raporuyla belirlenmesinden sonra 10.02.2022 tarihli dilekçe ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan kazanç kaybı karşılığı 35.664,56 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi kök ve üç adet ek raporu dikkate alındığında, davacı şirketin müşterilerinin yeni kurulan şirkete aktarılması nedeniyle şirketin 35.664,56 TL kazanç kaybına uğradığı denetime elverişli şekilde tespit edilmiştir. Haksız rekabet niteliği itibariyle bir haksız fiil olması nedeniyle haksız fiil tarihinden itibaren faiz talep edilebilir. Davacı, dava tarihinden itibaren faiz talep etmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı da gözetilerek davacının talebi ile bağlı kalınıp dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken, belirsiz alacak davası kapsamında artırılan miktara bu tarihten itibaren faiz uygulanması doğru olmamış, davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile maddi tazminatın tamamına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanması yönünde hükmün düzeltilmesi gerekmiştir.TTK'nın 56. maddesinde haksız rekabet halinde açılacak davalar belirlenmiş olup, maddenin 1/e bendinde, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminata hükmedilebileceği belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalıların eylemlerinin TBK'nın 58. maddesi kapsamında davacı şirketin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilerek manevi tazminat miktarının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosyadaki delillerden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği tespit edilmekle birlikte, hükmedilen manevi tazminat miktarı, paranın alım gücü ve ülkemizdeki enflasyon dikkate alındığında yetersizdir. Buna göre, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumları, ihlal edilen şahsi hakkın niteliği, davalının şahsi hakkı ihlal etme gerekçesi, zararın ağırlık derecesi, olayın oluş şekli ve hakkaniyet ilkesi, paranın alım gücü nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davacı yararına talep edilen 10.000 TL manevi tazminata karar verilmesinin hakkaniyet ölçülerine uygun olacağı anlaşılmakla, davanın tümden kabulü yerine kısmen kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun da kabulü ile hükmün bu bakımdan da düzeltilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;
1-Tüm davalılar aleyhindeki maddi tazminat talebinin kabulü ile 35.664,56 TL maddi tazminatın, dava tarihi olan 22.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesindeki avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Tüm davalılar aleyhindeki manevi tazminat talebinin kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihi olan 22.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesindeki avans esasına göre hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.119,35 TL ilam harcından, peşin yatırılan 620,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.495,55 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 649,80 TL harç giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince, maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 35.664,56 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince, manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 10.000 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 1.314,85 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL başvuru harcı, 93,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 313,70 TL kanun yolu giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.