Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1452 E. 2026/1237 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1452
- Karar No
- 2026/1237
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2025/1452
KARAR NO : 2026/1237
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 25/12/2024
NUMARASI : 2015/797 Esas - 2024/957 Karar
DAVA: (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 14/03/2014
KARAR TARİHİ: 25/12/2024
BİRLEŞEN İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2021/560
ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA : (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 08/09/2021
KARAR TARİHİ: 22/05/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/06/2013 tarihinde, ... plakalı ... A.Ş. tarafından sigortalı davalı sürücü ...'nun aracın müvekkillerinin oğlu ...'a çarpması sonucu ölümüne sebep verdiğini, davalılardan .... Ltd. Şti.'nin aracın maliki olduğunu, sürücü ...'nun şerit ihlali yaptığını ve hızlı olduğunu, davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek 2.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı tutulmak suretiyle sorumlu olduğunu, kusur oranının belirlenerek buna göre tazminat miktarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalılar .... Ltd. Şti ve ... cevap dilekçesinde özetle;; dava konusu kazada kusurlarının olmadığını, vefat eden ...'ın bisikleti ile araca çarptığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 16/06/2013 tarihinde gerçekleşen trafik kazasında sürücüsü davalı ...'nun sevk ve idaresindeki davalı ... A.Ş.'ye trafik sigortalı aracın müvekkillerinin desteği ...'a çarpması ile ölümüne sebebiyet verdiğini, diğer davalının işleten olarak zarardan sorumlu olduğunu, müteveffanın ölümü ile davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek davanın kabulüne 1.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinde itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ayrıca davanın İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/797 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl davada; davanın kısmen kabulü kısmen reddine 7.882,79-TL destekten yoksun kalma tazminatının; 5.155,96-TL sinin tüm davalılardan müşterek müteselsilen (davalı sigorta yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere), bakiye 2.726,83-TL sinin ise davalılar ... ve .... Ltd. Şti.'nden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacı/müteveffa ... mirasçıları olan davacılara Gazipaşa Noterliğinin ... no.lu 04/11/2020 tarihli mirasçılık belgesindeki payları oranında verilmesine; 9.794,53-TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müşterek müteselsilen (davalı sigorta yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) alınarak davacı...'a verilmesine; ... için mirasçıları/davacıların murislerine ilişkin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 50.000,00-TL, ... için manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın 16/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Davalı sigortaya yönelik manevi tazminat istemlerinin reddine;
Birleşen davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile 33.554,11-TL destekten yoksun kalma tazminatının; 21.947,01-TL sinin tüm davalılardan müşterek müteselsilen (davalı sigorta yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere), bakiye 11.607,10-TL sinin ise davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine ...; Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 50.000,00-TL manevi tazminatın 16/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti.'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Davalı sigortaya yönelik manevi tazminat isteminin ve fazlaya dair tüm taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı ...vekili, davacı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı .... Ltd Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl davada alınan aktüer hesap raporunda %50 kusur tenzili yapılmadığı, usul ekonomisi gereğince de bu konuda ek rapor alınmadığı belirtilmişse de eldeki davada hazırlanan raporda kusur oranları dikkate alındığını, eksik inceleme sonucu verilen karar bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminatın miktarı son derece düşük tayin edildiğini, ıslah dilekçesinde manevi tazminat talebimizin "sigorta şirketi hariç olmak üzere" şeklindeki beyanla tahsili talep edilmesine rağmen sanki sigorta şirketinden manevi tazminat talep ediliyormuş gibi reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davacı ... mirasçıları vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu somut olayın ve buna bağlı tazminat davasının niteliği itibari ile kısmi davaya konu olmayacağı ancak ve ancak teknik bir inceleme ile gerçek tazminat bedellerinin ortaya çıkacağı açıkça belli olduğunu, talepler doğası gereği belirsiz alacağın konusu olup dava dilekçesinde "fazlaya dair hakların saklı" tutulması yönündeki cümle kısmi dava anlamına gelmeyip belirsiz alacak olarak yorumlanması gerektiğini, manevi tazminatın son derece düşük tayin edildiğini, davalı taraf için vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle manevi tazminatın vekalet ücreti olarak karşı tarafa verilmesi sonucu doğuracak tarzda hakkaniyete aykırı bir durum oluşturduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ıslah zamanaşımı nedeniyle ıslah edilen miktarın reddi gerektiğini, dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediği için kısmi dava olduğunu ve ıslah edilen tutar zamanaşımına uğradığını, ATK kusur raporu doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, aksi kanaatte olunsa dahi rapor seçenekli olarak tanzim edildiğinden ve her iki oran arasında fahiş fark bulunduğundan çelişkinin giderilmesi için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti ve İTÜ Karayolları Kürsüsü gibi kurumlardan seçilecek uzman heyet ile kusur incelemesi yapılması gerektiğini, kusur hususunda net tespit yapılmadan ve çelişki giderilmeden hakimin takdir yetkisini kullanıp %50 kusur oranı üzerinden karar verilmesi hatalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla her halükarda usuli müktesep hak gereği davacının talebinden daha fazlasına karar verilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı .... Ltd Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini, müvekkil şirket çalışanı diğer davalının ...'nun kusurlu olmadığının muhtelif bilirkişi raporları ve ceza dosyası ile sabit olduğunu, kaza müteveffanın asli kusurundan kaynaklandığını, müvekkil şirket olayda kusuru olmadığı gibi müvekkil şirketle uygun illliyet bağı da olmadığını, müvekkil şirketin müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna hükmedilmesi de hatalı olduğunu, mahkemece davacılar tek bir vekille temsil edildiği halde her bir davacı lehine ayrı ayrı kabul edilen miktara göre vekalet ücreti takdir edilmesi de hatalı olduğunu, Mahkeme kararının gerekçelendirmediğini, bu bağlamda davaya cevaplarımız ve raporlara itirazların doğru değerlendirilmediğini, mahkemece birleşen dosyaya ilişkin hiçbir inceleme yapılmaksızın asıl davada yapılan inceleme ve kusurlandırmaya göre birleşen dosyada karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyadaki kusur ve hesap bilirkişi raporları arasındaki mübayenet giderilmediğini, kusur ve hesap bilirkişi raporlarına itirazlar nazara alınmadığını, ceza dosyasındaki şirket aracı sürücüsünün kusuru olmadığından beraat etmesi ve iş bu huzurdaki dosyada da alınan kusur raporlarında müteveffanın asli kusurlu olduğu ağır kusuru olduğu nedeni ile müvekkil şirket ile olay arasındaki uygun illliyet bağı kesildiğini, müvekkil şirket gerekli özeni göstermiş olsa dahi davacıların miras bırakanının müteveffa ...'ın ağır kusuru kazayı kaçınılmaz kıldığını, T.B.K.66/2. maddesine göre müvekkil şirket adam seçiminde işle ilgili talimat verilmesinde ve adamını gözetim ve denetimde gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, tanıkların beyanlarına itibar edilmesi hatalı olduğunu, müvekkil şirket bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tarafların kusur durumları gerçeğe uygun değerlendirilmediğini, manevi tazminat zenginleşmeye neden olmamalı fahiş olmaması gerektiğini, mahkemece bu hususlar göz ardı edildiğini, manevi tazminat zenginleşmeye yönelik olduğunu, Mahkemece davacılar tek bir vekille temsil edildiği takdirde her bir davacı lehine ayrı ayrı kabul edilen miktara göre vekalet ücreti takdir edilmesi de hatalı olduğunu, mahkeme kararını gerekçelendirilmediğini, bu bağlamda davaya cevaplarımız ve raporlara itirazları doğru değerlendirilmediğini, mahkemece birleşen dosyaya ilişkin hiçbir inceleme yapılmaksızın asli dava yönünden yapılan inceleme ve kusurlandırmaya göre birleşen dosyada karar verilmesi hatalı olduğunu, dosyadaki kusur ve hesap bilirkişi raporları arasındaki mübayenet giderilmediğini, bilirkişi raporlarına itirazların nazara alınmadığını, davalı tarafın kusur oranının % 0 olduğu Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu esas alınarak davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ATK tarafından hazırlanan 08.06.2018 tarihli kusur raporunda vefat eden sürücü ... ın %100 kusurlu olduğu, kendisinin kusurunun olmadığı yönünde kanaat bildirildiğini, bu rapor doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, ek raporda ATK yapılan kusur incelemesinde kusur oranının farklı olması nedeni ile iki ihtimalli hesaplama yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, kusur raporları arasındaki bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacı tarafça bilirkişi CK esas alınarak ıslah talebinde bulunulduğunu ve ıslah dilekçesi verildiğini, davacı talebinin üzerinde ıslah edilen tutarlardan daha fazlasına karar verilemez hiçbiri kabul anlamına gelmemek kaydı ile talep edilen miktarı aşan miktardaki taleplerin reddi gerektiğini, dosyadaki kusur ve raporlar mahkemece hatalı değerlendirildiğini, tanıkların beyanlarına itibar edilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından 16.06.2013 tarihinde saat 12:00 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile Hakendiş Sokağı takiben Yıldırım Beyazıt caddesi istikametinden Hoca Ahmet Yesevi istikametine seyri sırasında olay mahalline geldiğinde idaresindeki aracın ön kısımlarıyla, karşı istikametten gelen müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki bisiklet ile karşılıklı çarpışmaları ile meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefat ettiği, asıl davada davacıların müteveffanın anne ve babası, birleşen davada davacının müteveffanın çocuğu olduğu, açılan davalar ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.
Kaza sonrası müteveffa ... bilinci kapalı olarak hastaneye kaldırıldığından ifadesi alınamamış, olay yeri basit krokisi ise davalı araç sürücüsü ...'nun beyanı doğrultusunda çizilmiştir. İlk Derece Mahkemesince tanıklar dinlenmiştir. Görgü tanığı ... beyanında, davalı şerit ihlali yaparak ...'ın şeridine geçmek suretiyle kazanın meydana geldiğini beyan etmiştir.
Kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı dava sonucunda Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/06/2015 tarih, 2013/257 E. ve 2015/438 K. sayılı ilamında, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 28/10/2014 tarihli raporuna göre, kazada sanığın kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla"Sanık hakkında taksirle ölüme sebebiyet verdiği iddia olunarak cezalandırılması talep edilmiş ise de; sanığın atılı suçu işlediğine, olayda kusuru olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, tam bir kanaat uyandıran, kesin ve yeterli delil bulunmadığından ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sabit bulunmayan atılı suçtan sanığın CMK'nın 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar verildiği görülmüştür.
İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08/06/2018 tarihli kusur raporunda; Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/257 Esas sayılı dosyasına ait gönderilen belgeler tarafımızdan tümüyle incelenmiş, ceza davasının gerekçeli karaı, kaza sonrası düzenlenen basit kroki, görgü ve tespit tutanağı, sürücü ve tanık beyanları, ceza aşamasında düzenlenen ve müteveffa sürücünün şerit ihlali yaptığı kabulü ile davalı sürücüye kusur verilmeyip müteveffa sürücüye asli kusur izafe edilen 24.03.2014 tarihli bilirkişi raporu, dairemizce alternatifli düzenlenen 28.10.2014 tarihli rapor, dava ve cevap dilekçeleri ile mahkemenizce aldırılan ve her iki sürücünün de yolu ortalayarak seyrettiği kabulü ile düzenlenen ve her iki sürücüye %50 kusur izafe edilen 04.10.2016 tarihli bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı, sürücü ve tanık beyanları, olay mahallinin konumu, yol özellikleri, kazanın meydana geliş şekli dikkate alındığında araçlardan birinin şerit ihlali yapması neticesinde kazanın meydana geldiği anlaşılmış, bu bağlamda hangi aracın şerit ihlali yaptığı hususunda çelişkili beyanlar bulunduğu, çarpma noktasının yeri ile ilgili net bir veri bulunmadığı anlaşılmakla takdiri mahkemenize bırakılarak kaza alternatifli olarak irdelenmiş, bu bağlamda olay bölümünde belirtildiği şekilde meydana gelen kazada;
Bu duruma göre; 1. Hal: Müteveffa sürücü ... idaresindeki bisiklet ile şerit ihlalinde bulunması neticesinde kazanın meydana gelmiş olması durumunda; Davalı sürücü ... idaresindeki kamyonet ile yolun sağını takiben seyri sırasında olay mahalline geldiğinde idaresindeki aracın ön kısımlarıyla, karşı istikametten gelen ve rampa aşağı yolda şerit ihlali yapan bisikletle çarpışmak durumunda kaldığı kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Müteveffa sürücü ... idaresindeki bisiklet ile olay mahalli rampa aşağı yolda seyri sırasında dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde syeri neticesinde şerit ihlalinde bulunması ve karşı istikametten gelen aracın istikametini kapatması ile sebebiyet verdiği ve kendi ölümüyle neticelenen kazada asli kusurludur.
II. Hal:Davalı sürücü ... idaresindeki kamyonet ile şerit ihlalinde bulunması neticesinde kazanın meydana gelmiş olması durumunda; Davalı sürücü ... idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında dikkatini yola vermemesi, dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde seyri neticesinde olay mahalline geldiğinde şerit ihlalinde bulunarak karşı istikamet şeridine girmesi ve karşı istikametten gelen bisikletle çarpışmaları ile neticelenen kazada asli kusurludur. Müteveffa sürücü ... idaresindeki bisiklet ile yolun sağını takiben seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, karşı istikametten gelen ve şerit ihlalinde bulunan kamyonetin çarpması ile karıştığı kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır." şeklinde görüş bildirilmiş, İlk Derece Mahkemesince bu rapora itibar edilerek karar verilmiştir.
Davalılar vekillerinin kusura ilişkin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında;Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. (Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları)
Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre sürücü ... %50, müteveffanın ise %50 oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/257 Esas sayılı dosyasına sunulan trafik bilirkişi raporuna göre sürücü kusursuz, müteveffanın asli derecede kusurlu olduğu, 08/06/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın oluş şekline göre ikili ayrım yapıldığı kazanın meydan gelmesinde davalı sürücünün şerit ihlali yapması halinde araç sürücünün %100, müteveffanın şerit ihlali yapması halinde müteveffanın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Gaziosmanpaşa 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/06/2015 tarih, 2013/257 E. ve 2015/438 K. sayılı kararında, kazanın nasıl meydana geldiği kesin bir şekilde belirlenemediğinden "sanığın atılı suçu işlediğine, olayda kusuru olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, tam bir kanaat uyandıran, kesin ve yeterli delil bulunmadığı" gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Başka bir ifadeyle gerek ceza mahkemesi dosyası kapsamı ve gerekse İlk Derece Mahkemesince alınan 08/06/2018 tarihli ATK kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde etkili olan "şerit ihlalini" kimin yaptığı belirlenemediğinden olayın meydana geliş şekline ilişkin kesinleşmiş maddi olgu bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece "şerit ihlalini" yapan belirsiz olduğundan kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsü ile bisiklet sürücü %50 eşit oranda kusurlu olduklarının kabulü ile tazminata esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107/1. maddesinde " Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesine göre, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
Somut olayda dava trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma hukuki sebebine dayanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Maddi tazminat talebinin niteliği gereği, dava tarihi itibariyle tam olarak bilinebilir olmadığından HMK'nın 107.maddesi gereğince kısmi dava olarak açılabilecektir. Asıl davada davacılar vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş ancak dava dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası olarak açtığını açıkça belirtmemiştir. Bu durumda açılan davanın belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmesi ve kabulü mümkün değildir. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması nedeniyle de dava kısmi davadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kısmi dava olarak nitelendirilerek karar verilmesinde ve talep artırım dilekçesindeki taleplere göre hüküm kurulmamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir."
Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan16/06/2013 tarihi ile ıslah tarihi olan 13/10/2020 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
Islah ile talep daraltılamayacağından, dava dilekçesi ile davalı sigorta şirketi de dahil olmak üzere tüm davalılardan manevi tazminat talep edildiğinden, davalı sigorta şirketi aleyhine açılan manevi tazminat talebinin reddine karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde; Asıl ve birleşen davada her bir davacı için maddi ve manevi tazminat talepleri bakımından ayrı ayrı olmak üzere kabul edilen kısım için davacılar, reddedilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Bu nedenlerle; davacı ...vekili, davacı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı .... Ltd Şti. vekili, davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1- Davacı ...vekili, davacı ... mirasçıları vekili, davalı ..., davalı .... Ltd Şti. vekili davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacılar ...'dan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Alınması gereken 9.123,08 TL harçtan peşin alınan 3.792,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.330,66 TL harcın davalı .... Ltd Şti.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Alınması gereken 9.123,08 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.507,68 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Alınması gereken 9.123,08 TL harçtan peşin alınan 3792,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.330,66 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
7-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
8-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2026