Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1649 E. 2026/633 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1649
- Karar No
- 2026/633
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1649
KARAR NO:2026/633
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:16/03/2022
NUMARASI:2017/406 Esas - 2022/230 Karar
DAVA:Tazminat (Uluslararası Taşımadan Kaynaklı)
BİRLEŞEN DAVA:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, İtalya'da mukim .... şirketinden satın aldığı 6 adet trafonun yükleme, istifleme, taşıma ve boşaltma işi için davalı şirketle anlaştığını, emtianın Milano İstanbul arasındaki taşıma rizikolarına karşı ... A.Ş nezdinde sigortalandığını, davalının taşıma sırasında yükleri başka bir kamyona aktarıldığını ve bu aktarmaya bağlı olarak ... seri numaralı bir adet trafonun hasarlandığını, trafonun sabitlemeden başka kamyona nakli esnasında hasarlandığını, müvekkili şirket yetkilisinin özet beyan verirken bu durumu tespit ederek fotoğrafladığını, hasar miktarının servis raporuyla 4.269,00 USD olarak tespit edildiğini, ... A.Ş.'nin davalı şirketin istifleme ve taşımadaki kusurunun teminat kapsamında olmadığı gerekçesiyle tazmin talebini reddettiğini, sigorta şirketince yapılan ekspertiz incelemelerinde, hasarın davalı şirketin taşımadaki aktarmasında ve emtiayı yeterince istifleme ve sabitlememesinden kaynaklandığının tespit edildiğini, hasarın yetersiz ambalajdan kaynaklamadığını, teslim alınan emtianın teslimine kadar gerçekleşen zararlarından TTK'nın 875. maddesine göre taşımacının sorumlu olduğunu ileri sürerek, taşmadaki kusurlu eylemler nedeniyle emtiada oluşan hasar için şimdilik 5.000 TL ile hasara uğrayan trafonun hurdaya ayrılması ile mahrum kalınan kar için şimdilik 1.000,00 TL'nin hasar tarihi olan 14.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili 16.12.2019 tarihli dilekçesi ile bu talebini 30.608,87 TL olarak ıslah etmiştir.Asıl davada davalı, savunmasında özetle; davacının taleplerinin CMR'nin 32. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını, talebin belirsiz alacak davasına konu olamayacağını, ... şirketince tanzim edilen ekspertiz raporuyla da hasarın ambalajlamadaki hatadan kaynakladığının tespit edildiğini, bu hususun ... A.Ş. tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi ile de belirlendiğini, emtianın Erenköy Gümrüğüne gelene kadar başka bir kamyona aktarılmadığını, davalının emtianın teslimi sırasında hasar ihbarı yapmadığını, davacının emtiayı gümrükte teslim aldığını, yurt içi taşımayı ve emtianın araca yüklenmesi ile istifinin müvekkilince yapılmadığını, hasarın taşımanın hangi aşamasında meydan geldiğinin belirli olmadığını, bir an için davalının iddialarının kabul edilmesi halinde dahi davalının sorumluğu ve faizin CMR hükümleri uyarınca belirlenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İtalya Türkiye güzergahında davalının emtiasını taşıdığını, davalının bir kısım taşıma alacağını ödememesi üzerine İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasında ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra dairesinin yetkisi ile borç ve ferilerine yönelik itirazının haksız olduğunu, taraflar arasında uluslararası taşımadan kaynaklanan bir açık hesap ilişkisi bulunduğunu, emtianın teslim yerinin Erenköy Gümrüğü olması nedeniyle icra dairesinin yetkili olduğunu ileri sürerek, itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacının müvekkili şirkete ait emtiayı taşıdığı sırada hasara uğrattığını, takibe dayanak faturanın müvekkiline gönderilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Asıl Davada, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin davaya konu trafoyu 14/01/2016 tarihinde Milanodan İstanbul / Erenköy Gümrük Müdürlüğüne yükleme, istifleme ve taşıması esnasında hatalı ve kusurlu eylemlerde bulunup bulunmadığı, trafonun hurda vasfına dönüşmesinden doğan zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise zarar miktarı ve davacı şirketin mahrum kaldığı gelir miktarı, malın hasarlanmasının hatalı ambalajlamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, hasarın nakliyenin hangi aşamasında meydana geldiği, belirsiz alacak davası itirazının ve zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı hususlarındadır. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını belirleyebilmesi davacıdan beklenemeyeceğinden HMK 107/1.fıkrası gereğince belirsiz alacak davası açılamayacağına ilişkin itiraz reddedilmiştir.Taraflar, davacı tarafından satın alınan 6 adet trafonun, Matera-İtalya'da mukim satıcı ....'den alınarak Türkiye'ye davali taşıma şirketi tarafından taşınması hususunda anlaşmışlardır. Eşyaların kara yolu ile uluslararası taşınmasında yükleme ve teslim yerinin iki ayrı ülkede olması bunlardan en az bir ülkenin CMR (Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi)'ye taraf olması ve taşımanın kara yolundan taşıt ile (motorlu taşıt, dizi halinde taşıt, römorklar ve yarı römorklar) bir ücret karşılığında yapılması,Türkiye'nin CMR'ye ve ek protokole 31 Ekim 1995 tarihinde taraf olmuş olması nedenleriyle somut olaya CMR hükümleri uygulanacaktır. Davacı .... Şti tarafından dava konusu malın 14/01/2016 tarihinde hasarlandığının bildirilmiş olması karşısında CMR 32. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin asıl dava tarihi olan 26/04/2017 tarihinden önce dolduğu anlaşılmış, asıl davanın (Davacı... Şti’nin Davasının) zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Birleşen Davada, davacı ...A.Ş'nin davalı .... Şti'nden yaptırdığı son taşımadan kaynaklanan ve İstanbul Anadolu 12.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine konu ettiği bakiye 3.332,38 TL navlun alacağı bulunup bulunmadığı hususlarındadır.İlgili İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde, birleşen davada davacının birleşen davanın davalısı hakkında 24.02.2017 tarihinde başlattığı ilamsız icra takibinde, alacağın dayanağı olarak Fatura ve Cari Hesap alacağı göstermek suretiyle 3.332,38 TL alacağın icra giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekilinin, 1-Müvekkili şirketin alacaklıya borcu olmadığı gibi hasarlı taşımadan uğranılan zararından alacağı bulunduğunu, bu nedenle müvekkiline gönderilen ödeme emrine ve içeriği borcun tamamına, faizlerine, masraf ve vekalet ücreti dahil borcun tüm fer’ilerine karşı itiraz ettiklerini, müvekkili şirkete faturanın tebliğ edilmediğini, içeriğinden haberdar edilmediğini ve temerrüde de düşürülmediğini, 08.02.2017 tarihli 3.332,38 TL meblağında cari hesap bakiyesi ve fatura muhteviyatında belirtilenlerden dolayı müvekkili şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, 2-Müvekkili şirketin .... şirketinden aldığı 6 adet 400 Kva 33/0.4Kv ... tip trafolardan ... seri numaralı 1 (adet) trafo, alacaklı şirketin taşıması esnasında hasar gördüğünü, hurdaya ayrıldığını, meydana gelen hasar, alacaklı şirketin tıra yüklenen trafoları uygun olmayan şekilde ve düzgün sabitlemeden bir başka kamyona nakli esnasında gerçekleştiğini, alacaklı şirketin yönlendirdiği kasko şirketleri ... A. Ş. tarafından yapılan eksper incelemesinde; hasarın aktarmaya bağlı olarak gerçekleştiğini, hasarın sabitleme ve istiflemeden kaynaklandığını belirttiğini, bu konuda hasarın tazmini nedeniyle dava açma hakkları da saklı tutuklarını ileri sürerek müvekkili şirketin ... seri numaralı 1 (adet) trafoda meydana gelen hasar bedeli ile takibe konu borç arasında takas-mahsup haklarının kullanılmasına karar verilmesini talep ettiği, alacaklının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı, geçerli haciz yolu ile ilamsız genel takip bulunduğu, borçlular tarafından yasal süresi içerisinde yapılmış ve takibi durdurmuş geçerli bir itiraz olduğu, davanın bir yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, itirazın iptali davasının koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK m.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Borçlu itirazın iptali davasına karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir, borçlu her türlü borca itirazını ödeme emrine itirazından bağımsız olarak ileri sürebilir. Mali Müşavir Bilirkişi ...'nun talimat yolu ile düzenlediği raporu ile tespit ettiği üzere, birleşen davanın davacısının 2016 yılı ticari defterlerinde, ... Şti aleyhine takip başlattığı 3.332,38 TL alacak kayıtlıdır. Mali Müşavir ..., Hukuçu ... ve Makine Mühendisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden mahkememizce aldırılan rapor ile de, ... AŞ'nin defterlerinde de 24.02.2017 icra takip tarihi itibariyle 3.332,38 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Her iki taraf defterlerindeki kayıtlar birbirini teyit eder nitelikte olup örtüşen kayıtların varlığı ile ... AŞ'nin icra takibine konu ettiği alacağın varlığı ortaya çıkmış, birleşen davanın davalısının takibe itirazında ve birleşen davaya cevabında ileri sürdüğü itiraz nedenleri ile aynı içerikteki asıl davadaki talepler zamanaşımına uğramış, Birleşen Davanın (Davacı ... AŞ’nin..." gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile birleşen davada davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasına yönelik itirazının iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıda alınarak birleşen davada davacı ... AŞ’ye verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Asıl dava yönünden, Türkiye'nin CMR'ye ve ek protokole 31.10.1995 tarihinde taraf olması nedeniyle CMR hükümleri uygulandığını, emtianın 14.01.2016 tarihinde hasarlandığının bildirilmesi nedeniyle 26.04.2017 tarihinden önce zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkin gerekçenin hatalı olduğunu, talebin zamanaşımına uğramadığını ve CMR hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, CMR Konvansiyonunun ilgili hükümlerinin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların Uluslararası Adalet Divanına havalesi halinde uygulanabileceğinin Konvansiyon'un 47. maddesinde düzenlendiğini, Türkiye'nin sözleşmenin 47. maddesinin uygulanmasına ihtirazi kayıt koyarak sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle uyuşmazlığın Uluslararası Adalet Divanına götürülmemesi ve sözleşmenin 47.maddesine ihtirazı kayıt konulması nedeniyle CMR hükümlerinin uygulanamayacağını, her iki tarafın Türk şirketi olması sebebiyle zarara TTK'nın taşıma hükümlerinin uygulanması gerektiğini, taşımacının TTK'nın 885. maddesine göre oluşan zarardan sorumlu olduğunu, kaldı ki CMR'nin 32. maddesi uyarınca yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitinin erteleneceğini, talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresinin anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlayacağını, olayın meydana gelmesi akabinde durumun davalıya bildirildiğini, davalının ... A.Ş ile yaptığı 06.06.2016 tarihli yazışma sonucu müvekkilinin talebinin reddedildiğini, ayrıca ... A.Ş tarafından davalıya yazılan 06.06.2016 tarihli yazının sunulduğunu, talebin davalı tarafından reddedildiği tarihten itibaren CMR'nin 32.maddesine göre zamanaşımı limitinin ertelendiği, başvurunun reddinin 06.06.2016 tarihinde netleşmesi nedeniyle bu tarihe kadar sürenin durduğu gözetildiğinde talebin reddi gerektiğini, ayrıca anılan hükme göre bilerek kötü hareket ve kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımının 3 yıl olarak uygulanacağını, davalının eylemlerinin bu kapsamda kalması nedeniyle talebin zamanaşımına uğramadığını, CMR Konvansiyon'unn bu uyuşmazlıkta uygulanamayacağını, Uluslararası Adalet Divanına başvuru halinde CMR hükümlerinin uygulanabileceğini, uyuşmazlığın iki Türk şirketini ilgilendirmesi nedeniyle TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğini, keşif ve bilirkişi incelemesi taleplerinin yerine getirmeksizin ticari defterlerin incelenmesi ile yetindiğini, emtia üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması halinde talebin haklılığının anlaşılacağını, bilirkişi raporuna yönelik itirazların değerlendirilmeden karar verildiğini, raporda hasarın emtianın taşıttan taşıta aktarılma sırasında oluştuğu belirtilerek davalının CMR'nin 9/2 ve 10/c.2. maddeleri gereğince sorumlu olmayabileceğinin belirtildiğini, oysa İtalya'da ki yükleme sırasında herhangi bir sorun veya hasar olduğuna dair bilgi veya belge bulunmadığını, taşıyan tarafından sevk mektubuna çekince konulmadığını, taşıyanın yükü İtalya'da teslim aldığı sırada emtianın araca yüklenmesi, istiflenmesi konusunda herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, bu durumda malların taşıyana hasarsız teslim edildiğinin CMR'nin 9/2. maddesi gereğince karine kabul edileceğini, Konvansiyon'un 10. maddesinin somut olayla ne gibi bir ilgisi olduğunun anlaşılamadığını, göndericinin dosyanın tarafı olmadığını, Konvansiyon'un 10. maddesine göre taşımacının hasardan sorumlu olmayacağına dair herhangi bir ibare bulunmadığını, maddede göndericinin, ambalajlamadan kaynaklı hasarlardan taşımacıya karşı sorumlu olacağı bir nevi rücu edebileceği düzenlemesi bulunduğunu, CMR'nin 17.maddesine göre taşımacının zarardan sorumlu olduğunu, hasarın taşımacıdan kaynaklanmadığının kanıtlanamadığını, emtianın taşıyana sağlam olarak teslim edildiğini, emtianın sağlam teslimine ilişkin belge bulunmadığını, Birleşen davadaki hükmün de hatalı olduğunu, taraflar arasında taşımacılık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede uygulanacak yetki hususunun CMR'nin 31. maddesinde düzenlendiğini, buna göre Adana icra dairesi ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, faturaya dayalı alacakta alacaklının icra dairesinin yetkili olduğu şeklindeki kabulün hatalı olduğunu, takip konusu olan 08.01.2017 tarih ve 3.332,28 TL miktarlı faturanın müvekkiline gönderilmediğini, bu durumun da TTK'nın 21. maddesine aykırı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan taşıma nedeniyle taşınan emtiada oluşan hasarın tazmini istemine; birleşen dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı birleşen davada vekilinin birleşen davadaki kabul kararına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca, miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Bu miktar yeniden değerleme oranı ile hüküm tarihi olan 2022 yılı itibariyle 8.000,00 TL'ye baliğ olmuştur.Birleşen davanın değeri 3.332,38 TL olup, davanın itirazın iptali davası olarak açıldığı, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği,böylece kararın birleşen dava yönünden kesin nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları hakkında aynı Yasa'nın 352/1.b maddesi gereğince istinaf mahkemesince de karar verilmesi mümkündür. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen birleşen davadaki kararın, karar tarihi itibariyle birleşen davada davalı ve davacı şirketler yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla asıl davada davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; dava konusu taşımada davacı taşıtan davacı ise gönderendir. Dava konusu trafo emtiası davacı tarafından Milano'dan İstanbul'a taşınmaktadır. CMR'nin 1. maddesine göre "Bu Sözleşme, Sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri ... ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır." Buna göre, her iki şirketin Türk şirketi olması CMR hükümlerinin uygulanmasına engel değildir. İstinaf başvurusunda CMR'nin 47.maddesi hükmü gerekçe gösterilerek Konvansiyon hükümlerinin uygulanamayacağı ve TTK'nın taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. CMR'nin 47. maddesinde, "Bu Sözleşmenin tefsir ve uygulaması ile ilgili olarak iki veya daha fazla ... Taraf arasında çıkacak ihtilaflar, müzakere veya başka bir yolla halledilmediği takdirde, ilgili ... Taraflardan birinin istemi üzerine Uluslararası Adalet Divanına havale olunabilir." düzenlemesinin somut olayla veya taşıma sözleşmesinin tarafı olan davacı veya davalı ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Bu hüküm doğrudan ... devletleri ilgilendirmektedir. Davacı tarafından yurt dışından ithal edilen ürünler 01.12.2015 başlangıç tarihli 1 yıl vadeli nakliyat emtia abonman sigorta poliçesi ile dava dışı ... A.Ş.tarafından sigorta örtüsü altına alınmıştır. Hasar sonrası davacı tarafından kendi sigortacısına yapılan başvuru üzerine 05.11.2016 tarihli rapor düzenlenmiştir. Bu raporda emtianın 15.12.2015 tarihinde sevk edildiği, Milano Türkiye arası taşımanın kamyonla davalı tarafından yapıldığı, hasarın 14.01.2016 tarihinde tespit edildiği, ekspertizin 29.09.2016 tarihinde talep edildiği, hasarın tam olarak nerede ve ne zaman meydana geldiğinin belirlenemediği, sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zararın 30.608,87 TL olduğu belirlenmiştir. Bu rapora göre nakliyecinin sigortası olan ... A.Ş.tarafından gönderilen 06.06.2016 tarihli yazıda, emtianın yanlış ambalajla gönderilmesi, ambalajın yükleme, sabitleme ve olağan yol şartlarındaki dirençlere karşı etkisiz olması nedeniyle poliçe teminatı dışı olduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.CMR Konvansiyonu'nun 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiştir. Ancak taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiştir.Zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup bu durumda TBK'nın 146 ve devamı maddelerinin uygulanması gerekecektir. Dava konusu taşımadaki hasarın davalının bilerek kötü hareketinden veya bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurundan kaynaklanmadığı açıktır. Davacının İtalya'dan aldığı trafo emtiası taşınmak üzere ambalajlı şekilde davalı taşımacıya teslim edilmiştir. Davalı taşımacı tarafından Milano'dan, İstanbul'a taşınan emtianın ambalajında herhangi bir hasar bulunmamaktadır. Emtianın ambalaj eksikliği nedeniyle hasarlandığına dair bir kayıt bulunmamaktadır. Kaldı ki yüke uygun ambalaj yapılmaması veya gönderenin araç içi istifle sabitlemesinde kusur bulunması halinde yüke nezaret görevi bulunan taşımacı müterafik kusurlu olarak kabul edilmelidir. Hasarın emtianın aktarılması sırasında meydana geldiği anlaşılmakla, bu eylemin bilerek kötü hareket niteliğinde olmadığı ve bu nedenle bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği anlaşılmıştır. Konvansiyon'un 32/3 fıkrası ile zamanaşımını durduran ve kesen sebepler bakımından ilgili iç hukuk kurallarına atıf yapılmış, ancak taşıyıcıya yöneltilecek talepler bakımından Konvasiyon'un 32/2 maddesinde zamanaşımını durduran özel bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre; yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler.Talebin bir kısmı kabul edildiği takdirde zaman süresi anlaşmazlık konusu olan istek için tekrar devam etmeye başlar. İstemin alındığını, cevap verildiğini ve belgelerin gönderildiğini kanıtlamak, bu durumlara güvenen tarafa aittir. Aynı gayeyle yapılan başka istemler için zaman süresi ertelenemez (bkz. Akıncı, Ziya; Karayolu ile Milletlerarası Eşya Taşımacılığı ve CMR, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1999, s.174, Gençtürk, Muharrem; Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku, Genel Kavramlar, Gecikemeden Doğan Sorumluluk, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2006, s.275).Somut olayda davacı vekili, olayın meydana gelmesinden sonra durumun davalı taşımacıya bildirildiğini, davalının da kendi sigortacısı olan ... AŞ'ye bildirdiğini, davalının bildirimi sonrası ...'nın hasar dosyası açarak inceleme yaptığını, inceleme sonucu taşımacının hasar talebinin yerinde görülmeyerek hasarın ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığı gerekçesiyle 06.06.2016 tarihinde reddedildiği anlaşılmıştır. Dava dilekçesinin ekindeki belgeler, ekspertiz raporları ve dosya kapsamındaki delillerden davacının, davalıya veya sigortacısına yönelik yapılmış CMR'nin 32/2. maddesi anlamında bir tazminat istemine denk gelinmemiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda, hasar üzerine taşımacıya başvurulduğunu, onun da sigortacısına başvurduğunu ileri sürmüştür. Ancak anılan madde anlamında zamanaşımının durduracak nitelikte yazılı bir tazminat isteminin bulunduğu HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddeleri gereğince davacı tarafından ispat edilmemiştir
Davalının taşıma sigortacısı olan ... AŞ'ye yapılan hasar başvurusu üzerine ... tarafından hasar dosyası açıldığı, hasarın CMR'nin 17/4-b maddesi kapsamında ambalaj kusurundan kaynaklanması nedeniyle taşımacının sorumlu olmadığı belirlenmiştir. Belirtilen yazı davalıya gönderilmiş olup, bağımsız eksper raporuna istinaden ambalajda bırakılan boşluklar nedeniyle hasar oluştuğu bildirilmiştir. Davacı tarafından 07.10.2016 tarihli başvuru dilekçesiyle dava konusu emtianın emtia sigortacısı olan ... Sigorta'ya başvurulmuştur. ... Sigorta tarafından 16.11.2016 tarihli yazıyla hasarın poliçe teminatı dışında bulunduğu davacıya bildirilmiştir. Eldeki tazminat davası 28.04.2017 tarihinde açılmıştır. Dava konusu taşımaya ilişkin CMR senedi 30.11.2015 tarihinde düzenlenmiş olup, hasar gümrük idaresince düzenlenen 24.12.2015 tarihli raporla belirlenmiştir. Emtia15.12.2015 tarihinde göndericinin deposunda ... plakalı araca yüklenmiştir. 25.01.2016 tarihinde, emtianın gümrükten aktarmayla gönderildiği Adana'da ayrı bir hasar tespiti yapılmıştır. Bu durumda zamanaşımı süresi 24.12.2015 tarihinde işlemeye başlayacak ve 24.12.2016 tarihinde dolacaktır. Davacı tarafından, davalıya yapılmış bir tazminat talebi bildirimi bulunmadığı, yapılan bildirimin konvansiyonun 32/2. maddesi anlamında bir talep olmadığı, davacının kendi emtia sigortacısı ile davacının CMR sigortacısına yapmış olduğu hasar ihbarının bu anlamda bir talep olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Davacının kendi sigortacısına 07.10.2016 tarihinde başvurduğu, ... Sigorta tarafından 16.11.2016 tarihinde cevap verildiği, aradan geçen yaklaşık 40 günün çıkarılması halinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Davalının sigortacısı olan ... davalının tazminat talebini 06.06.2016 tarihinde reddetmiştir. Yukarıda belirtildiği üzere bu sigortaya da davacı tarafından yapılmış yazılı bir istem bulunmamaktadır. Davalının sigortacısı tarafından 06.06.2016 tarihinde davalıya gönderilen yazıda hasarın teminat dışı olduğu belirtilmiş ise de bu cevaba esas başvurunun davacı veya davalı tarafından hangi tarihte sigorta şirketine gönderildiği tespit edilememiştir. Bu durumda ispat yükü kendisinde olan davacının CMR'nin 32/2. maddesi anlamında yazılı biri isteminden söz edilemeyeceğinden, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Bu açıklamalar ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesinin birleşen davaya yönelik hükmünün kesin nitelikte olması nedeniyle, birleşen davada davalı yönünden istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, birleşen davada davalı vekillinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca reddine; asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Açıklanan bu gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-HMK'nın 346. ve 352. maddeleri uyarınca, birleşen davada davalı vekilinin kesin karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinin reddine,
3-Birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,
4-Asıl davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının asıl davada davacıdan davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
7-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 02.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.